KlaS
Admin
Yakışıksız İddiaların Mumu Yatsıya Kadar
Yakışıksız İddiaların Mumu Yatsıya Kadar
Yakışıksız İddiaların Mumu Yatsıya Kadar
hoca efendi - fettullah gülen - fettullahcılar - hanefi avcı - devrimci karargah örgütü
Fethullah Gülen Hoca efendi'den önemli mesajlar: Yakışıksız iddiaların mumu yatsıya kadar
http://medya.zaman.com.tr/2010/10/12/fethullah-gulen.jpg
Devrimci Karargah örgütüne yardım ve yataklık suçlamasıyla tutuklanan Hanefi Avcı'nın kitabında ortaya attığı iddialar ve referandum sonuçları konusunda Fethullah Gülen Hocaefendi'den önemli mesajlar geldi.
Sohbetlerinin yer aldığı internet sitesi 'herkul.org'da soruları cevaplayan Gülen, iddialarla ilgili olarak 'yalancının mumu yatsıya kadar yanar' atasözüne atıf yaptı. Gülen, "Yalancı demiyorum, terbiyem müsaade etmez; fakat, o mum uzun sürmez, sürse bile yatsıya kadar sürer ve söner." dedi. "Fethullahçı" yakıştırmalarından rahatsız olduğunu, 'kadrolaşma' iddialarını yakışıksız bulduğunu söyleyen Hocaefendi, sözlerine değer verenlerin, emniyette de mülkiyede de olabileceğini vurguladı. "Bana sempati duyanlar, zinhar duymasınlar' diye gazeteye ilan mı vermeliyim?" sorusunu yönelten Gülen, bir insanın, kendi millet fertlerini yine kendi memleketindeki müesseselere girmeleri için teşvik etmesine sızma denemeyeceğinin altını çizdi: "Teşvik edilen insanlar da o müesseseler de bu ülkeye ait. Bir milletin ferdi, kendi milleti için var olan müesseselere sızmaz; hakkıdır, girer oraya."
REFERANDUM SONUCUNA MİLLETİMİZİN İSTİKBALİ AÇISINDAN ÇOK SEVİNDİM
Diyebilirim ki, çocukluğumdan beri kendimi hiç düşünmedim; şimdiye kadar, şahsımla alâkalı olumlu hadiselerden dolayı çok fazla sevinmedim. Fakat milletimizin geleceği, devletler muvazenesinde yerini alması, en büyük devletleri bile gözünün içine baktırması ve uluslararası bir karar verileceği zaman "Bakalım bunlar ne diyorlar?" dedirtecek bir konuma ulaşması benim gaye-i hayalim oldu. Bu, bazı kimselere bir ütopya, bir kurgu ve ancak bir roman mevzuu gibi gözükse de, ben sadece bu gaye-i hayalle ilgili müsbet meselelerden dolayı memnuniyet duydum. Referandumun neticesine de milletimizin istikbali adına çok sevindiğimi söyleyebilirim.
İNÖNÜ'NÜN ÇOK PARTİLİ HAYATA GEÇME KARARINI DA ALKIŞLARDIM
Bugünkü mantığımla, 1946 seçimlerinde İsmet Paşa tarafından demokrasiye kapı aralandığı zaman, bu türlü düşüncelerimi ifade etme imkânım olsaydı, milletimizin dirilişine hizmet edeceğini düşündüğüm o meseleyi de (çok partili hayata geçme kararını da) alkışlar ve takdir ederdim. Zira insan hür olduğu sürece vardır; onun hürriyetine prangalar vurulmuşsa, artık o mezar-ı müteharrik bir bedbaht ve talihsizdir. Üzerinde değişik vesayetler olduğu sürece, o insan gerçek manasıyla insan değildir, insanlığından çok şeyler kaybetmiştir. Hürriyet çok önemlidir. Bu açıdan da, o dönemde bulunsaydım, arkasında kim olursa olsun, ben o hareketi de alkışlardım.
NETİCE MİLLETİMİZİN FİRASET VE BASİRETİNE VERİLMELİDİR
Amatörce düşünen halkımız çok defa elit sınıftan daha isabetli karar vermiştir. Onun için, demokrasiyi de ilk defa onlar alkışlamış, omuz verip onu biraz daha ileriye onlar götürmüşlerdir. Çünkü onlar belli ideolojilere takılmamış, meselelere bakarken ideolojilerin darlığına mahkûm olmamışlardır. Bir tür kast sistemine bağlı olarak, halkımızı hafife alanlar hafife aladursunlar, kendi oylarını beş on tane sayıp başkalarını cahil ve bir şeyden anlamaz görenler öyle göredursunlar, halkımız bu referandumda bir kere daha isabetli karar vermiştir. Netice, hiç kimsenin telkinine değil, milletimizin firaset ve basiretine verilmelidir.
Referandumda "evet" oyu verilmesi yolundaki mülahazalarımı ifade etmeyi bir vazife saydım. Çünkü faydalı olacağına inandığım bir işi yapmazsam, ötede Allah'a hesap verme ve Peygamber Efendimiz karşısında mahcup olma durumuna düşerim; boynum bükülür ve ezilirim. Ülkem, milletim ve mefkûrem adına yararlı olduğuna inandığım bir mevzuda sükût durmam, dilsiz şeytanlık olurdu. Zira yapılan reformlar çok önemliydi. Öncelikle, milletimizin bazı vesayetlerden sıyrılması söz konusuydu. Vesayetlerden sıyrılması, insanımızın kendi gibi düşünmesi ve kendi olmasına da yolun açılması demekti. Diğer taraftan da, halk sandık sayesinde çok önemli değişiklikler yapabileceğini gördü. Bazı kimseler yurtdışından gelip oy kullanmak için biraz zahmete ve masrafa katlanmak zorunda kalmış olsalar da, insanımız bir yönüyle ucuz, zahmetsiz ve meşakkatsiz bir mücahede ile bundan sonra da çok büyük inkılâplara vesile olabileceğine inandı. Halkta, yaptığı işin kıymet ifade ettiği psikolojisinin uyarılması, -bence- bu reformlardaki kazanımdan çok daha büyük oldu.
SÖZLERİMİN SİYASÎ MÜLAHAZALARLA İRTİBATLANDIRILMASI DOĞRU DEĞİL
Daha önce de ifade ettiğim gibi, referandumla alâkalı sözlerimin siyasî mülahazalarla irtibatlandırılması doğru değildir. Bundan sonra da bir referandum yapılacak olsa, ben yine makul bulduğum istikamette aynı şeyleri söylerim. Bunu falan filan parti, hatta azınlık olan ya da grup bile kuramayan bir parti dahi yapsa, milletimizin ikbal ve istikbali adına bir şeyler vaat eden bazı maddelerle alâkalı bir reform paketiyle halkın karşısına çıkan kim olursa olsun, ben yine "evet" der ve "evet"in dellalı olurum.
Yakışıksız İddiaların Mumu Yatsıya Kadar
hoca efendi - fettullah gülen - fettullahcılar - hanefi avcı - devrimci karargah örgütü
Fethullah Gülen Hoca efendi'den önemli mesajlar: Yakışıksız iddiaların mumu yatsıya kadar
http://medya.zaman.com.tr/2010/10/12/fethullah-gulen.jpg
Devrimci Karargah örgütüne yardım ve yataklık suçlamasıyla tutuklanan Hanefi Avcı'nın kitabında ortaya attığı iddialar ve referandum sonuçları konusunda Fethullah Gülen Hocaefendi'den önemli mesajlar geldi.
Sohbetlerinin yer aldığı internet sitesi 'herkul.org'da soruları cevaplayan Gülen, iddialarla ilgili olarak 'yalancının mumu yatsıya kadar yanar' atasözüne atıf yaptı. Gülen, "Yalancı demiyorum, terbiyem müsaade etmez; fakat, o mum uzun sürmez, sürse bile yatsıya kadar sürer ve söner." dedi. "Fethullahçı" yakıştırmalarından rahatsız olduğunu, 'kadrolaşma' iddialarını yakışıksız bulduğunu söyleyen Hocaefendi, sözlerine değer verenlerin, emniyette de mülkiyede de olabileceğini vurguladı. "Bana sempati duyanlar, zinhar duymasınlar' diye gazeteye ilan mı vermeliyim?" sorusunu yönelten Gülen, bir insanın, kendi millet fertlerini yine kendi memleketindeki müesseselere girmeleri için teşvik etmesine sızma denemeyeceğinin altını çizdi: "Teşvik edilen insanlar da o müesseseler de bu ülkeye ait. Bir milletin ferdi, kendi milleti için var olan müesseselere sızmaz; hakkıdır, girer oraya."
REFERANDUM SONUCUNA MİLLETİMİZİN İSTİKBALİ AÇISINDAN ÇOK SEVİNDİM
Diyebilirim ki, çocukluğumdan beri kendimi hiç düşünmedim; şimdiye kadar, şahsımla alâkalı olumlu hadiselerden dolayı çok fazla sevinmedim. Fakat milletimizin geleceği, devletler muvazenesinde yerini alması, en büyük devletleri bile gözünün içine baktırması ve uluslararası bir karar verileceği zaman "Bakalım bunlar ne diyorlar?" dedirtecek bir konuma ulaşması benim gaye-i hayalim oldu. Bu, bazı kimselere bir ütopya, bir kurgu ve ancak bir roman mevzuu gibi gözükse de, ben sadece bu gaye-i hayalle ilgili müsbet meselelerden dolayı memnuniyet duydum. Referandumun neticesine de milletimizin istikbali adına çok sevindiğimi söyleyebilirim.
İNÖNÜ'NÜN ÇOK PARTİLİ HAYATA GEÇME KARARINI DA ALKIŞLARDIM
Bugünkü mantığımla, 1946 seçimlerinde İsmet Paşa tarafından demokrasiye kapı aralandığı zaman, bu türlü düşüncelerimi ifade etme imkânım olsaydı, milletimizin dirilişine hizmet edeceğini düşündüğüm o meseleyi de (çok partili hayata geçme kararını da) alkışlar ve takdir ederdim. Zira insan hür olduğu sürece vardır; onun hürriyetine prangalar vurulmuşsa, artık o mezar-ı müteharrik bir bedbaht ve talihsizdir. Üzerinde değişik vesayetler olduğu sürece, o insan gerçek manasıyla insan değildir, insanlığından çok şeyler kaybetmiştir. Hürriyet çok önemlidir. Bu açıdan da, o dönemde bulunsaydım, arkasında kim olursa olsun, ben o hareketi de alkışlardım.
NETİCE MİLLETİMİZİN FİRASET VE BASİRETİNE VERİLMELİDİR
Amatörce düşünen halkımız çok defa elit sınıftan daha isabetli karar vermiştir. Onun için, demokrasiyi de ilk defa onlar alkışlamış, omuz verip onu biraz daha ileriye onlar götürmüşlerdir. Çünkü onlar belli ideolojilere takılmamış, meselelere bakarken ideolojilerin darlığına mahkûm olmamışlardır. Bir tür kast sistemine bağlı olarak, halkımızı hafife alanlar hafife aladursunlar, kendi oylarını beş on tane sayıp başkalarını cahil ve bir şeyden anlamaz görenler öyle göredursunlar, halkımız bu referandumda bir kere daha isabetli karar vermiştir. Netice, hiç kimsenin telkinine değil, milletimizin firaset ve basiretine verilmelidir.
Referandumda "evet" oyu verilmesi yolundaki mülahazalarımı ifade etmeyi bir vazife saydım. Çünkü faydalı olacağına inandığım bir işi yapmazsam, ötede Allah'a hesap verme ve Peygamber Efendimiz karşısında mahcup olma durumuna düşerim; boynum bükülür ve ezilirim. Ülkem, milletim ve mefkûrem adına yararlı olduğuna inandığım bir mevzuda sükût durmam, dilsiz şeytanlık olurdu. Zira yapılan reformlar çok önemliydi. Öncelikle, milletimizin bazı vesayetlerden sıyrılması söz konusuydu. Vesayetlerden sıyrılması, insanımızın kendi gibi düşünmesi ve kendi olmasına da yolun açılması demekti. Diğer taraftan da, halk sandık sayesinde çok önemli değişiklikler yapabileceğini gördü. Bazı kimseler yurtdışından gelip oy kullanmak için biraz zahmete ve masrafa katlanmak zorunda kalmış olsalar da, insanımız bir yönüyle ucuz, zahmetsiz ve meşakkatsiz bir mücahede ile bundan sonra da çok büyük inkılâplara vesile olabileceğine inandı. Halkta, yaptığı işin kıymet ifade ettiği psikolojisinin uyarılması, -bence- bu reformlardaki kazanımdan çok daha büyük oldu.
SÖZLERİMİN SİYASÎ MÜLAHAZALARLA İRTİBATLANDIRILMASI DOĞRU DEĞİL
Daha önce de ifade ettiğim gibi, referandumla alâkalı sözlerimin siyasî mülahazalarla irtibatlandırılması doğru değildir. Bundan sonra da bir referandum yapılacak olsa, ben yine makul bulduğum istikamette aynı şeyleri söylerim. Bunu falan filan parti, hatta azınlık olan ya da grup bile kuramayan bir parti dahi yapsa, milletimizin ikbal ve istikbali adına bir şeyler vaat eden bazı maddelerle alâkalı bir reform paketiyle halkın karşısına çıkan kim olursa olsun, ben yine "evet" der ve "evet"in dellalı olurum.