Flex
Kıdemli Üye
Veda Öyküsü
Veda Öyküsü
Veda Öyküsü
-Beni benimle bırak! Dedi.
Aslında ağlaması gerekiyordu. Ardında durmaya çabaladığı, tüm gücünü, hayatını, hayallerini önüne sere serpe bırakıp işte ben buyum, dediği birine tam tutunmaya yeltenecekken, bir hayal gibi kaybolup gittiğini gördüğünde...
Sendeledi, gözleri doldu ve sonra kendini toparlayarak gözlerine hükmetti. '- Akmayacaksın.'
X kişi karşısında öylesine vurdum duymaz bir şekilde duruyordu ki gözleri gözlerine değse oracıkta yanardı, kaçındı, değmedi. Sanki yıllardır hayalini kurduğu bu yıkım dolu halini görmekti. Gördüğü zamanki hislerini merak etti kız...
Ağzını doldurdu, tam konuşacaktı ki dudaklarına hükmetti. ' –Konuşmayacaksın.'
Kaçınılması güç bir boşluğun içini kemirişini hissetti, gerçeğin nasıl hayal olup, aslında başından beri ince olan yerinden bir hışımla kopuşunu. Binlerce kez 'inceldiği yerden kopar', sözlerini kulak ardı edip güvendiği dağların nasıl un ufak olduğunu vakit geç olmadan görmeseydi gözleriyle, ömrü boyunca katili olacaktı hislerinin. Aslında kızgınlığın altına gizlenen o ferahlama hissini gizlese de, aklı, fikri, duyguları harmanlanmış bir şekilde ne yapacağını bilemeden, sözlerine yiv bulmadan, gözlerindeki kini kusmadan, ellerine baskı yapan o hırçın kimliğini ortaya koymadan yavaş adımlarla, hissettirmeden uzaklaştı.
Beklemişti, beklemişti ki biraz ötede. Bir el yakalasın yürekten. Yalpalamadan, vedaya mahal vermeden, sus kalan tüm duyguları açığa çıkarmadan bırakmasın. Bıraktığında aradaki hiçbir bağ eskisinden daha zayıf olmasın... İstemişti ki güçlü kelimeler alsın içindeki hırçınlığın yerini. Güçlü hisler...
Tam ardına dönecekti ki ayaklarına hükmetti.'-Ardına dönmeyeceksin.'
Ve dönmedi ve beklediği el yüreğinden yakalayamadı ve istediği sadece saf duygulardı ve kandırıldığını anladığında gözlerine hükmedemedi...
-Ağladı. Ve dedi ki;
'Nasıl bir dil bağlamaktır bu ya hû...'
Sonra; nefes alamadı...
Veda Öyküsü
-Beni benimle bırak! Dedi.
Aslında ağlaması gerekiyordu. Ardında durmaya çabaladığı, tüm gücünü, hayatını, hayallerini önüne sere serpe bırakıp işte ben buyum, dediği birine tam tutunmaya yeltenecekken, bir hayal gibi kaybolup gittiğini gördüğünde...
Sendeledi, gözleri doldu ve sonra kendini toparlayarak gözlerine hükmetti. '- Akmayacaksın.'
X kişi karşısında öylesine vurdum duymaz bir şekilde duruyordu ki gözleri gözlerine değse oracıkta yanardı, kaçındı, değmedi. Sanki yıllardır hayalini kurduğu bu yıkım dolu halini görmekti. Gördüğü zamanki hislerini merak etti kız...
Ağzını doldurdu, tam konuşacaktı ki dudaklarına hükmetti. ' –Konuşmayacaksın.'
Kaçınılması güç bir boşluğun içini kemirişini hissetti, gerçeğin nasıl hayal olup, aslında başından beri ince olan yerinden bir hışımla kopuşunu. Binlerce kez 'inceldiği yerden kopar', sözlerini kulak ardı edip güvendiği dağların nasıl un ufak olduğunu vakit geç olmadan görmeseydi gözleriyle, ömrü boyunca katili olacaktı hislerinin. Aslında kızgınlığın altına gizlenen o ferahlama hissini gizlese de, aklı, fikri, duyguları harmanlanmış bir şekilde ne yapacağını bilemeden, sözlerine yiv bulmadan, gözlerindeki kini kusmadan, ellerine baskı yapan o hırçın kimliğini ortaya koymadan yavaş adımlarla, hissettirmeden uzaklaştı.
Beklemişti, beklemişti ki biraz ötede. Bir el yakalasın yürekten. Yalpalamadan, vedaya mahal vermeden, sus kalan tüm duyguları açığa çıkarmadan bırakmasın. Bıraktığında aradaki hiçbir bağ eskisinden daha zayıf olmasın... İstemişti ki güçlü kelimeler alsın içindeki hırçınlığın yerini. Güçlü hisler...
Tam ardına dönecekti ki ayaklarına hükmetti.'-Ardına dönmeyeceksin.'
Ve dönmedi ve beklediği el yüreğinden yakalayamadı ve istediği sadece saf duygulardı ve kandırıldığını anladığında gözlerine hükmedemedi...
-Ağladı. Ve dedi ki;
'Nasıl bir dil bağlamaktır bu ya hû...'
Sonra; nefes alamadı...