Türk Hukukunda Boşanma Sebepleri

Konusunu Sadefan`da Görüntülemektesiniz!..

Türk Hukukunda Boşanma Sebepleri, konusunda bu İçerik Türk Hukukunda Boşanma Sebepleri hakkında en yeni bilgileri, yorumları ve detaylı paylaşımı keşfedin.

Türk Hukukunda Boşanma Sebepleri

- Sadefan.com | Türk Hukukunda Boşanma Sebepleri paylaşımı

KlaS

Admin

Türk Hukukunda Boşanma Sebepleri

Türk Hukukunda Boşanma Sebepleri

Türk Hukukunda Boşanma Sebepleri
Boşanma Sebepleri - Hukukta Boşanma Sebepleri - Boşanma Sebepleri Nelerdir
Boşanma sebepleri özel ve genel sebepler olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Türk Medeni Kanununda boşanma sebepleri 161-166ncı maddeleri arasında düzenlenmiştir. Özel boşanma sebepleri olarak zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk, akıl hastalığı, genel boşanma sebepleri olarak ise evlilik birliğinin sarsılması, eşlerin anlaşarak boşanmaları, bir boşanma reddinden sonra eşlerin üç yıl bir araya gelmemeleri fiili ayrılık sayılmaktadır.

Türk Medeni Kanununun 161nci maddesi uyarınca eğer eşlerden biri zina ederse diğer eş boşanma davası açabilir. Zinanın oluşması için tarafların evlilik birliği süresi içerisinde eşten başka bir kişiyle ilişkide bulunması gerekir. Evli kadının kocasından başka bir erkekle, evli erkeğin de karısından başka bir kadınla cinsel ilişkide bulunması halinde zina edilmiş kabul edilir. Aynı cinsten kişilerin cinsel ilişkide bulunmaları zina sayılmaz . Karı veya koca boşanma sebebini öğrendiği tarihten itibaren altı ay ve en çok zinanın edildiği günden itibaren beş yıl içerisinde boşanma davasını açmazsa, bu sebebe ilişkin boşanma davası açma hakkını kaybeder. Tek seferlik zina halinde sürenin başlangıcı eylem günü sayılır. Zina devamlı olarak yapılırsa, sürenin başlangıcı zinanın sona erdiği tarih olacaktır . Affeden tarafın dava hakkı yoktur. Eşin affını sözlü veya yazılı bir şekilde bildirmesi mümkündür.

Türk Medeni Kanununun 162nci maddesi üç ayrı boşanma sebebi düzenlemektedir. Maddeye göre Eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir. Birinci sebep hayata kast, eşinin hayatını sona erdirme amacı taşıyan fiilidir. Eş mutlaka eşinin ölümünü istemeli ve bu amacını ortaya koyacak şekilde hareket etmelidir. Diğer boşanma sebebi ise eşin pek kötü davranmasıdır. Pek kötü davranış içerisinde acımasızca dövmek, devamlı bir odada kilitli tutmak, ayaklarını veya ellerini bağlamak, aç bırakmak gibi eylemler kabul edilmektedir. Kötü davranılması eyleminin hayata kastedilmesi eyleminden farkı, öldürme veya intihara teşvik amacı taşımamasıdır. Maddenin sayılan üçüncü boşanma sebebi ise eşe karşı onur kırıcı bir davranışta bulunulmasıdır. Eşe karşı onur kırıcı davranışta bulunmak, eşe onurunu zedeleyici şekilde hakaret etmektir. Eşin evden atılması, eşe hakaret edilmesi gibi eylemler bu kapsamdadır. Bu eylemler sözlü veya yazılı olarak ifade edilebilirler. Anılan bu eylemler 161nci maddede düzenlenen zamanaşımı ve af hükümlerine tabidir.

Yargıtay onur kırıcı davranışı konu alan bir kararına göre; eşlerinden biri eşinin bir kızla zina etmiş olduğunu beyan ederek boşanma davası açmıştır. kızın bakire olduğunun tespit edilmiş olması karşısında, kadının iddiası dayanaksız kalmıştır. Kadın işbu iddiasını, başka suretle ispat edememiş, böylece kocasına karşı haksız, dayanaksız ve özellikle onur kırıcı ithamlarda bulunmuştur. İşte kadının bu yersiz şikâyet ve ithamı dolayısı ile kocanın onuru sarsılmış olup ortak hayatın devamına imkân kalmamıştır. Öyleyse boşanma kararı verilmesi gerekirken .

Türk Medeni Kanununun 163nde boşanma sebeplerinden suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme düzenlenmiştir. Maddeye göre Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir. Kanunda yer alan küçük düşürücü bir suç işler ibaresindeki küçük suç yüz kızartıcı suç anlamında kullanılmıştır. 1982 Anayasasının 76/2nci maddesi uyarınca yüz kızartıcı suç kapsamına zimmet, ihtilas, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi suçlar girmektedir demektir . Bu suçların işlenmesi halinde zamanaşımı boşanma davasının açılması açısından zamanaşımı süresi işlemeyecektir. Kanunda yer alan Haysiyetsiz hayat sürmeden ise anlaşılması gereken toplumun ahlak, şeref, namus, haysiyet anlayışıyla uyumsuz bir biçimde yaşamaktır . Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme evlilik birliği kurulmadan önce de gerçekleşmiş olabilir. Ancak bu eylemlerden birinin boşanma sebebi kabul edilebilmesi için, evlilik birliği süresinde gerçekleşmiş olması aranmaktadır. Bu sebeplerden birinin gerçekleşmesi eş için evlilik birliğinin sürdürülmesinin kendisinden beklenemez hale gelmesine sebebiyet vererek bir boşanma sebebi teşkil etmektedir.

Türk Medeni Kanununun 164üncü maddesi uyarınca eşlerden biri evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla; eşini terk ederse veya haklı bir sebep olmadan eşini terk eder ve en az altı ay dönmezse, bu durum devam etmekte ise ve bunun sonucunda talep üzerine hakim tarafından yapılan ihtar sonuçsuz kalmışsa; terk edilen eşin boşanma davası açma hakkı doğar. Terk eden anlaşılması gereken ortak yaşamdan ayrılma değil ortak yaşama son vermedir. Askerlik, cezaevinde bulunma, hastalık, iş seyahati ve buna benzer ortak hayattan uzaklaşmalar terk olarak değerlendirilemez . Terk tarihinden itibaren en az altı ay geçmesi durumunda, terk edilen eş mahkemeye başvurarak eşin dönmesi için ihtar talebinde bulunacaktır. İhtarda, terk eden eş ortak evine dönmek üzere davet edilir ve ihtara uymayarak ortak evine dönmemesinin sonuçları bildirilir. Eşin dönmesi için ihtardan sonra iki ay süre verilmektedir. Eğer eş bu süre içerisinde dönmezse, terk edilen eş yeniden ihtar çekebilir. Boşanma davası açmak için ilk ihtarın çekilmesinden itibaren altı ay (terk eden eşin ilk ihtardan sonra dönmesi için iki ay bu altı aylık süreye dahildir) içeresinde ikinci ihtar çekilmesi talebinde bulunulamaz. Şayet terk eden eş yurtdışında bulunuyorsa yurt dışına davetiye gönderilmelidir.

Tek taraflı boşanma iradesinin sunulması ile boşanma kararı verilmez. Boşanmaya karar verebilmesi için boşanmak istenen eşin kusurunun bulunması gerekir , aksi takdirde boşanma kararı verilemez. Bunun dışında eşlerden birinin kusuru olmadan boşlanılması hali anlaşmalı boşanmanın bulunması halinde mümkündür. Mahkemenin boşanma kararını verebilmesi için duruşmada iki eşin de resen bulunması gerekmektedir. Zinanın varlığı halinde duruşmanın yazılı olarak yapılması mümkün değildir, hakim iki eşin de boşanma konusunda diyeceklerini dinleyecektir.

Türk Medeni Kanununun 165inci maddesi uyarınca eşlerden birinin akıl hastalığı sebebi ile ortak hayat diğer eş için çekilmez hâle gelirse ve hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilirse bu durumda eş boşanma davası açabilir. Özel boşanma sebebi olarak tüm akıl hastalıkları değil, sadece iyileşmesi olanaksız şizofreni, paranoya gibi akıl hastalıkları kabul edilmektedir. Akıl hastalığı sebebi ile hayatın çekilmez hale geldiğini ispatlama yükünü davacı taraf taşır.

Türk Medeni Kanununun 166inci maddesinde genel boşanma nedenlerinden biri olarak evlilik birliğinin sarsılması düzenlenmiştir. Şayet evlilik birliği temelinden sarsılmış ve evlilik birliğinin sürdürülmesi eşlerin kendilerinden beklenmeyecek derecede güçleşmişse, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Davacının kusuru daha ağır olursa, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Hakkın kötüye kullanılması halinde, evlilik birliliğin devamının davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yararı kalmamışsa, boşanmaya karar verilebilir. Evlilik en az bir yıl sürmüşse, eşlerin boşanma için birlikte başvurması (anlaşmalı boşanma) veya eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu durumda hakimin boşanma kararı verebilmesi için tarafları bizzat dinlemesi şarttır. Hakim, eşlerin ve çocukların menfaatlerini dikkate alarak eşler arasındaki anlaşmada gerekli gördüğü takdirde düzeltme yapabilir. Eğer hakim herhangi bir sebeple boşanma davasını reddetmişse ve ret kararı kesinleştikten itibaren üç yıl boyunca her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.

BOŞANMADA NAFAKA VE TAZMİNAT

Türk Medeni Kanununun 174inci maddesine göre Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir. Bu maddeye ilişkin olarak Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Zina kişilik haklarına tecavüz oluşturduğundan, kusursuz eş lehine boşanma ile birlikte manevi tazminata da hükmedilmesi gerekir şeklinde karar vermiştir.

Ancak, yine Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin bir kararına göre; kadının, mahkemeye başvurarak kocasının eve dönmesi için ihtar isteğinde bulunması bu ihtar tarihinden önceki olayları affetmesi veya hoşgörü ile karşılaması olarak kabul edilmektedir. Bu sebeple koca artık kusurlu sayılmayacak ve karı lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilemeyecektir . Buna karşılık karıya hakaret eden davalı koca kusurlu sayılmakta ve bu durum boşanmaya sebep teşkil etmektedir. Özetle, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kişilik hakları saldırıya uğrayan davacının, kusurlu olan davalıdan manevi tazminat isteme hakkı vardır . Ancak eşin kendisine yönelik hakaretleri karşısında sessiz kalmayan veya bu hakaretlere sebebiyet veren eşin tazminat hakkı Yargıtayın ilgili kararında şu şekilde düzenlenmiştir; Toplanan delillerden; davalı kadının kocasına onur kırıcı kelimeler söylediği; davacının da davalıyı dövdüğü ve defol git dediği anlaşılmaktadır. Boşanmaya sebep olan söz konusu olayda, tazminat isteyen kadın kusursuz ya da az kusurlu olmayıp eşit kusurludur. Bu durumda kadın yararına manevi tazminata hükmolunamaz.

Sonuç olarak eşin maddi tazminata hak kazanabilmesi için kusursuz veya daha az kusurlu olması; buna karşılık diğer tarafın kusurlu olması, bir zararın varlığının bulunması ve hukuka aykırılık bulunması gerekmektedir.

Eşin manevi tazminata hak kazanabilmesi için ise kusursuz olması gerekmektedir. Manevi tazminat kişinin bozulan manevi dengesinin yeniden kurulması için kullanılan bir araçtır. Manevi tazminat istenen karşı tarafın kusurlu bulunması tazminata hak kazanılması için yeterlidir . Ancak manevi haklarının ihlal edildiğini iddia eden eş bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür. Eğer davacı eş kişilik haklarına saldırı niteliğindeki maddi olayın varlığını kanıtlayamaza, manevi tazminata hak kazanmaz .

Türk Medeni Kanununu nafakayı 175inci maddesinde düzenlemiştir. Bu maddeye göre; Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Diğer bir ifadeyle eşin boşanmada nafakaya hak kazanabilmesi için kendi eşinden daha az kusurlu veya kusursuz olması gerekmektedir.

Maddi tazminat ve yoksulluk nafakasının toptan veya durumun gereklerine göre irat şeklinde ödenmesine karar verilebilir. İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü halinde kendiliğinden kalkar. Eğer alacaklı taraf evli değilse, ama evliymiş gibi hayat sürdürüyorsa, yoksulluğu ortadan kalktıysa veya haysiyetsiz hayat sürüyorsa, irat şeklinde ödenmesine karar verilen tazminat veya nafaka mahkeme kararıyla kalkar. Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın arttırılması veya azaltılmasına karar verilebilir. (TMK md. 176)

Türk Medeni Kanunun 178. maddesinde düzenlendiği üzere nafaka davası boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacaktır. (TMK md 178)

BOŞANMAYA İLİŞKİN SAİR DÜZENLEMELER

5718 Nolu Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunnun 14ncü maddesine göre boşanma, ayrılık usulü, nafaka istenilmesi usulü, velayet ve buna ilişkin sorunlar eşlerin müşterek hukukuna tabidir. Eşler ayrı ülke vatandaşı olmaları halinde, müşterek ikamet ülke hukuku, müşterek ikametin bulunmaması durumunda Türk hukuku uygulanır. Geçici tedbir taleplerine Türk hukuku uygulanır.

Boşanma, velayet ve nafaka hakkında yabancı mahkeme kararlarının Türkiyede tanınması ve icra edilebilmesi için Türkiyedeki mahkemelerde tanıma ve tenfiz davası açılması gerekmektedir.

Türkiye, Çocuklara Karşı Nafaka Yükümlülüklerine Uygulanacak Hukuka Dair Sözleşme 14 ülkeyle; Çocuklara Karşı Nafaka Mükellefiyetine Dair Kararların Tanınması Ve Tenfizine Dair Sözleşme 19 ülkeyle; Nafaka Yükümlülüğü Konusunda Kararların Tanınması Ve Tenfizine Dair Sözleşme 20 ülkeyle; Nafaka Yükümlülüğüne Uygulanacak Hukuka Dair Sözleşme 13 ülkeyle imzalamıştır.
__________________________________________________ _________

1.Özuğur A.İ. Boşanma, Ayrılık ve Evlenmenin İptali Davaları, Turhan Kitabevi Yayınları, 2004, s. 33.
2.Gençcan Ö.U. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu, Yetkin Yayınları, 2004, s. 817.
3.Gençcan Ö.U. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu, Yetkin Yayınları, 2004, s. 819.
4.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.1984/2-459, K. 1985/424, T.8.5.1985
5.Gençcan Ö.U. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu, Yetkin Yayınları, 2004, s. 826.
6.Özuğur A.İ. Boşanma, Ayrılık ve Evlenmenin İptali Davaları, Turhan Kitabevi Yayınları, 2004, s. 43.
7.Gençcan Ö.U. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu, Yetkin Yayınları, 2004, s. 830.
8.Gençcan Ö.U. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu, Yetkin Yayınları, 2004, s. 831-832.
9.Gençcan Ö.U. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu, Yetkin Yayınları, 2004, s. 854.
10.Gençcan Ö.U. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu, Yetkin Yayınları, 2004, s. 850.
11.Yargıtay 2.Hukuk Dairesi E.2007/719, K. 2007/12658, T. 25.9.2007
12.Yargıtay 2.Hukuk Dairesi E.2000/1165, K. 2000/3107, T. 9.3.2000
13.Yargıtay 2.Hukuk Dairesi E.2007/847, K. 2007/2860, T. 26.2.2007
14.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2006/2-601, K. 2006/630, T. 4.10.2006
15.Gençcan Ö.U. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu, Yetkin Yayınları, 2004, s. 944.
16.Yargıtay 2.Hukuk Dairesi E.2007/7227, K. 2008/643, T. 30.1.2008
 
Türk Hukukunda Boşanma Sebepleri kadın, erkek, evlilik ve aile konuları, Türk Hukukunda Boşanma Sebepleri ile forum üyeleri ilişkiler ve aile hakkında bilgi edinebilir.
Geri
Üst