Tum ERGENEKON haberleri buraya konsun

Konusunu Sadefan`da Görüntülemektesiniz!..

Tum ERGENEKON haberleri buraya konsun, konusunda bu İçerik Tum ERGENEKON haberleri buraya konsun hakkında en yeni bilgileri, yorumları ve detaylı paylaşımı keşfedin.

Tum ERGENEKON haberleri buraya konsun

- Sadefan.com | Tum ERGENEKON haberleri buraya konsun paylaşımı

Kizilay

Bilgin Üye

Tum ERGENEKON haberleri buraya konsun

http://resim.samanyoluhaber.com//haber/1/5/2/0/8/152089.jpg

ERGENEKON SANIĞINDAN İLGİNÇ SÖZLER
Alkol almıyor ama esrar içiyorlar !
Ergenekon davasının 92. oturumunda Kuvayi Milliye Derneği üyesi olan sanık Raif Görüm savunmasını yaptı.

Yurt dışında büyüdüğünü belirten Görüm, "Yurt dışında her şey başka. Almanya'da ve Türkiye'de Türklüğümü korudum. Atatürk'ün askeriyim. Türkiye için de hapse girmeye hazırım." dedi. Ayrıca savcının sorusu üzerine Görüm, "Düzceliyim. Silahı tanırım, kadını ve esrarı severim. Biz müzisyeniz. Dinimiz yasakladığı için alkol almıyoruz ama esrar içiyoruz." demesi de dikkat çekti.

Almanya'da büyüdüğünü ve Türkçesini yeterli olmadığına dikkat çeken Görüm'e çapraz sorgusu sırasında İstanbul Cumhuriyet Savcısı tarafından Alparslan Aslan'ı tanıyıp tanımadığı soruldu. Görüm, Danıştay saldırısını gerçekleştiren avukat Aslan'ı Almanya'daki boşanma davası nedeniyle bir iki defa telefonla aradığını söyledi. Ardından savcının sorusu üzerine Aslan'ın Maltepe'deki Kuvayi Milliye Derneği binasını geldiğini ve amcası Hüseyin Görüm ile konuştuklarını söyledi. Savcının, "Ne konuştular?" şeklindeki birkaç defa tekrarlanan sorusu karşısında ise Görüm "Ne bileyim. Adam öldüreceğini bilseydim. Dikkat ederdim." cevabını verdi.

Tutuklu yargılanan amcası Hüseyin Görüm'ü sevdiğini ve saygı duyduğunu da söyleyen Raif Görüm, "Amcamın çok arkadaşı vardı. Etrafında sevilen bir kişidir. Bende ona saygım dolayısıyla 2005 yılının 11. ayında derneğe üye oldum." dedi.

Savcı Pekgüzel, sanığa Ulusal Haber adlı bir basın kartının üzerinden çıktığını hatırlatarak görevini ve bu kartın kendisine kim tarafından verildiğini sordu. Görüm, "Bu kartı amcam bana verdi. Ulusal Haber bir gazete ama orada bir görevim yok. Park yerlerinden bedava faydalanabiliyordum bu kartla. Maçlara da bedava giriyordum. Amcamın bu kartı kimden aldığını da bilmiyorum." şeklinde konuştu.

Savcının telefon konuşmalarında çok sayıda silahla ilgili diyalog geçtiğini hatırlatarak bunun nedeni ve üzerine kayıtlı bir silah olup olmadığını sordu. Antika bir silahı olduğunu belirten Görüm, "Düzceliyim. Silahı tanırım kadını ve esrarı severim. Biz müzisyeniz. Dinimiz yasakladığı için alkol almıyoruz. Ama esrar içiyoruz" demesi de dikkat çekti.

Sanık Raif Görüm'ün savunmasının ardından çapraz sorgusuna geçildi. Sanık Hüseyin Görüm, "Alparslan Aslan'ı Maltepe'de gördüm diyor. Bunu iyi düşünsün" demesi üzerine Raif Görüm, Maltepe'de gördüğünü yineledi. Hüseyin Görüm bunun üzerine Alparslan Aslan'ı Maltepe'de görmedi. Benim İçerenköy'deki yerimde gördü. Oranın terası var. Terasta çay içildi. Alparslan Aslan Maltepe'ye hiç gelmedi. Gelseydi geldi derdim." diye konuştu.

Savcılar Mehmet Ali Pekgüzel, Nihat Taşkın ve üye hakim Sedat Sami Haşıloğlu, Görüm'e, Alparslan Aslan'ı telefonla aradığı tarihin ne zaman olduğunu sordu. Önce tam olarak hatırlamadığını, 2004 ya da 2005 yılları olabileceğini belirten Görüm, daha sonra da Maltepe'de görüştükten 3-4 ay sonra aradığını, bu tarihin 2006 yıllarının başları olabileceğini söyledi. Görümün bu konuda çelişkili ifade verdiği gözlendi.

(CİHAN)
 
Tum ERGENEKON haberleri buraya konsun güncel haberler ve son gelişmeler, Tum ERGENEKON haberleri buraya konsun ile tüm önemli olaylar burada sizleri bekliyor.
Ergenekon'a bakan bazi savci ve hakimlerin tutuklanacağini iddia etti

ERGENEKON'A BAKAN BAZI SAVCI VE HAKİMLERİN TUTUKLANACAĞINI İDDİA ETTİ

Ergenekon'a bakan savcı ve hakimlere tehdit
Ergenekon davasının bugünkü duruşmasında İstanbul Üniversitesi eski Rektörü sanık Kemal Alemdaroğlu'nun avukatı savunmasıyla başladı.

Susurluk davasına bakan mahkemeye de başkanlık yapan avukat Çetinbaş, eski bir ceza hakimi olduğunun altını çizerek ileride davaya bakan bazı savcı ve hakimlerin tutuklanacağını iddia etti.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Ergenekon davasının 95. duruşmada Avukat Metin Çetinbaş önceki oturumda yarım kalan savunmasına devam etti. Çetinbaş, savunmasına duruşmaların cezaevinde yapılmasını eleştirerek başladı. Serbest bir sanığın düzenli olarak duruşmalara gelmesi halinde aylık harcamasının 5 bin TL'yi bulacağını öne süren Çetinbaş, "Bir hakimin ayda 5 bin lira kazandığını biliyoruz. Tüm kazancınızı sadece davaya katılmak için harcadığınızı düşünün. Askeri ücretin 500 lira olduğu bir ülkede yaşıyoruz. İnsanlar buraya gelmenin maddi yükünü karşılayamıyorlar." dedi.

Çetinbaş, kayıtlara geçmesi adına söylediğini baştan belirterek, "Sayın heyet, siz pek fark etmiyor olabilirsiniz. Ancak cezaevinde duruşmaya girmek çok zor. Salona girmek için iki kapıdan tüm ****lleri bırakarak ve soyunarak geçiyoruz. Burada erkekler tuvaleti dahi dışarıda. İhtiyaç gidermek için dışarı çıktığımızda yine aynı şartlar uygulanarak içeri giriyoruz." şeklinde eleştiride bulundu. Duruşma kayıtlarının kendilerine verilmediğine de değinen Çetinbaş çözümlerin de hatalı yapıldığını iddia etti.

Kendisinin de eski bir ağır ceza hakimi olduğunun altını çizen Çetinbaş, soruşturmanın hukuka aykırı yapıldığını öne sürdü. "İddianame metninin bir nezaketi vardır. Bu iddianameyi yazan savcıları kınıyorum. Sanılmasın ki makamlar kalıcıdır. Eski bir hukukçu olarak bu dava nedeniyle bazı savcı ve hakimler tutuklanacak." iddiasında bulundu.

Avukat Çetinbaş, AK Parti ve hükümet aleyhine olan konuların yeni yeni Ergenekon operasyonlarıyla gündemden düşürüldüğünü ileri sürdü. Çetinbaş, AK Parti ve hükümete karşı demokratik tepkilerden sonra Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından açılan kapatma davasının da yeni bir Ergenekon operasyonuyla gündemden düşürüldüğünü ileri sürdü. (CİHAN)
 
Alemdaroğlu Zona Hastalığı'na yakalandı

Alemdaroğlu Zona Hastalığı'na yakalandı

Ergenekon davasının tutuksuz sanıklarından İstanbul Üniversitesi eski Rektörü Kemal Alemdaroğlu'nun Zona Hastalığı'na yakalandığı için duruşmalara katılmadığı öğrenildi.


Alemdaroğlu'nun, tedavi için bir hafta rapor aldığı bildirildi.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın bugünkü duruşması başladı. Duruşmada savunmasını verecek olan İstanbul Üniversitesi eski Rektörlerinden Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu katılmazken yerine Avukatı Metin Çetinbaş hazır bulundu. Duruşmalara katılmayan Alemdaroğlu'nun Zona adı verilen hastalığa yakalandığı ve tedavi için bir hafta rapor aldığı öğrenildi.

Duruşma Alemadaroğlu'nun avukatı Metin Çetinbaş'ın savunması ile devam ederken, sanık avukatlardan sadece İşçi Partili yöneticilerin avukatlarının hazır bulunduğu gözlendi. Tutuksuz sanıklardan duruşmaya katılım olmazken, aralarında Oktay Yıldırım, Sedat Peker ve Semih Tufan Gülaltay'ın da bulunduğu 15 tutuklu sanık ise mazeret belirterek duruşmaya katılmadı.

Duruşma Çetinbaş'ın savunması ile devam ediyor.
 
Askeri mahkemede yargilama karari...

ASKERİ MAHKEMEDE YARGILAMA KARARI...
Ergenekon'da ŞOK GELİŞME
'da Zir Vadisi'nde bulunan cephanelikle nedeniyle tutuklu bulunan yarbay Dönmez'le ilgili flaş bir gelişme yaşandı.

Habertürk'ün haberine göre; Ergenekon Soruşturmasında gözaltına alınmak isterken kaçan ve daha sonra teslim olarak tutuklanan Yarbay Mustafa Dönmez askeri mahkemede yargılanacak. Yarbay Dönmez'in evinde bulunan krokiden hareketler Yenikent'e bağlı Zir Vadisi'nde çok sayıda el bombası ve mermi bulunmuştu.

Yarbay Mustafa Dönmez’in daha önce de vukuatları olduğu ortaya çıkmıştı. Dönmez askeri eşya çalmaktan tutuklanmış, albaya tokat atıp tenzili rütbe almıştı. Yarbay Dönmez, askeri mahkemede yargılanmak üzere askeri cezaevine nakledildi.

* * *

DÖNMEZ'DEKİ SİLAHLAR DA TSK'NIN ÇIKMIŞTI

Poyrazköy'de çıkan silah ve mühimmatların TSK'ya ait olduğunu gösteren MKE raporu önceki gün ortaya çıkmıştı. Dün ise Ergenekon tutuklusu Yarbay Dönmez’in Sapanca’daki evinde yakalanan silah ve mühimmatın MKE üretimi olanlarının TSK envanterine verildiği belirlendi.

Ergenekon terör örgütü iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında tutuklanan Yarbay Mustafa Dönmez’in Sapanca’daki evinde bulunan silah ve mühimmatın, TSK envanterinde kayıtlı olduğunun belirlendiği ve TSK’ya teslim edildiği öğrenildi. MKE de 14 Mayıs 2009 tarihli raporunda Bedrettin Dalan’ın Poyrazköy’deki arazisinde bulunan silah ve mühimmatın büyük bölümünün TSK envanterine kayıtlı olduğunu belirlemişti.

İKİ YERDE CEPHANELİK ÇIKTI

Yarbay Mustafa Dönmez’in Sabanca’daki yazlık evinde 22 el bombası, 1 Mısır yapımı makineli tüfek, 2 Kalaşnikof uzun namlulu silah, 8 adet Kalaşnikof şarjörü ve bol miktarda mermi ele geçirildi. Dönmez’de ele geçirilen bir kroki üzerine de 12 Ocak 2009 günü Zir Vadisi’ndeki harabenin çevresinde yapılan kazılarda da 2 el bombası, 28 el bombası gövdesi, 12 tüfek bombası, 800 G-3 mermisi, 12 bubi tuzağı bulunmuştu.

MKE’DEN BOMBA RAPORU GELDİ

Dönmez’e ait cephanelik Emniyet Genel Müdürlüğü Bomba İmha ve İnceleme Şube Müdürlüğü tarafından incelemeye alındı.MKE’den de kendi üretimi olan silah ve mühimmatların teslim yerleri soruldu. MKE’den gelen cevapta Yarbay Dönmez’de yakalanan MKE üretimi silah ve mühimmatın TSK’ya teslim edildiği bildirildi. Yapılan tespitlerin ardından silah ve mühimmatın geçtiğimiz günlerde tutanakla askeri yetkililere teslim edildiği öğrenildi.
 
Dava yarin dalya diyecek

Ergenekon Davası'nda yarın büyük gün
86 sanığın yargılandığı ''Ergenekon'' davasında 100. duruşma yarın yapılacak.

Emekli Tuğgeneral Veli Küçük, İşçi Partisi (İP) Genel Başkanı Doğu Perinçek ve eski İstanbul Üniversitesi (İÜ) Rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu'nun da aralarında bulunduğu 86 sanığın yargılandığı ''Ergenekon'' davasında 100. duruşma yarın yapılacak.

AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, ''Ergenekon'' davası için ilk aşama, yeni bir heyetin oluşturulmasıyla başladı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin asıl heyeti, sadece bu davaya bakmakla görevlendirildi. Mahkeme, yarınki duruşmayla yaklaşık 7,5 ayda 100 duruşma yapmış olacak.

Ağır ceza mahkemelerinde bir davada yılda 4 duruşma yapıldığı göz önünde bulundurulduğunda ''Ergenekon'' davasında adeta 25 yıllık bir yargılama gerçekleştirilmiş sayılacak.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'ndeki gerekli düzenlemeler yapılan duruşma salonunda görülen ''Ergenekon'' davasının ilk duruşması, 20 Ekim 2008 tarihinde yapıldı.

İlk duruşmada, 60 avukat, 88 sanık ve 79 izleyici koltuğu bulunan salonun küçük olması nedeniyle izdiham yaşanırken, sanık avukatlarından, mahkemenin üyesi Sedat Sami Haşıloğlu'nun reddine yönelik talepler geldi.

Mahkeme heyetinin ara kararı uyarınca duruşma salonunun koridorla birleştirilmesinin ardından yapılan ikinci duruşmada, Cumhuriyet gazetesi imtiyaz sahibi ve yayıncısı olan Cumhuriyet Vakfı ve Yeni Gün Haber Ajansı Basın Yayıncılık A.Ş'nin suçtan zarar görebilecekleri dikkate alınarak davaya ''müdahil'' olarak katılmalarına karar verildi.

Dava açıldığında sayıları 46 olan tutuklu sanıkların kimlik tespitleri 2. duruşmada, 40 tutuksuz sanıktan duruşmaya katılan 29'nun kimlik tespiti ise 3. duruşmada yapıldı.

Davanın 3. duruşmasında başlanan iddianamenin okunması, Cumhuriyet savcıları Mehmet Ali Pekgüzel ve Nihat Taşkın tarafından 9 duruşma ve toplam 40 saatte tamamlandı.

Sanıkların savunmalarının alınmasına ise 12. duruşmanın yapıldığı 11 Kasım 2008 tarihinde başlandı. İddianamedeki sıraya göre ilk savunmayı tutuklu sanık Oktay Yıldırım yaptı. Ardından tutuksuz sanık Ali Yiğit'in savunması alınırken, Muzaffer Tekin 13. duruşmada savunma yaptı.

Emekli Tuğgeneral Veli Küçük'ün savunması ise 26. duruşmanın yapıldığı 15 Aralık 2008 tarihinde alındı.

İP Genel Başkanı Doğu Perinçek ise 40. duruşmanın yapıldığı 22 Ocak 2009 tarihinde başladığı savunmasını, toplam 18,5 saat olmak üzere 4 duruşmada tamamladı.


-EN UZUN SAVUNMA AVUKAT KERİNÇSİZ'DEN-


Avukat Kemal Kerinçsiz ise davanın 67. duruşmasının yapıldığı 31 Mart 2009 tarihinde savunmasını yapmaya başladı. Kerinçsiz, 12 duruşma süren savunmasını yaklaşık 60 saatte tamamladı.

Tutuklu sanıklarla birlikte ifadeleri alınan Ali Yiğit ve Semih Tufan Gülaltay dışındaki tutuksuz sanıklardan, aralarında Sadet Peker ve Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu'nun da bulunduğu 33'ünün savunması ise 94. duruşmada sona erdi.

Prof. Dr. Alemdaroğlu'nun avukatı Metin Çetinbaş'ın yazılı olarak hazırladığı savunmasını tamamlamasının ardından, davanın tutuksuz sanıkları İlhan Selçuk, Ferit İlsever ve avukat Fuat Turgut ile haklarında yakalama kararı bulunan 2 sanığın ifadelerinin alınmasına geçilecek.


-99 DURUŞMADA 15 TAHLİYE-


''Ergenekon'' davasında ilk tahliye kararı, 15. celsenin yapıldığı 18 Kasım 2008 tarihinde verildi. Mahkeme, Mahmut Öztürk'ün serbest bırakılmasını kararlaştırdı.

Tutuklu sanıklardan Gazi Güder 25. celsede, Muammer Karabulut, Vedat Yenerer ve Orhan Tunç 41. celsede, Sami Hoştan, Serhan Bolluk ve Abdulmuttalip Tonçer 53. celsede, Vatan Bölükbaşoğlu ve Hüseyin Gazi Oğuz 65. celsede, Bekir Öztürk, Abdullah Arapoğulları, Rasim Görüm, Oğuz Alparslan Abdülkadir ve Halil Behiç Gürcihan ise 83. celsede tahliye edildi.


-SAĞLIK SORUNLARI NEDENİYLE TAHLİYELER-


''Ergenekon'' soruşturması kapsamında tutuklanan iş adamı Kuddusi Okkır, 3 Temmuz 2008 tarihinde tutuklu bulunduğu Tekirdağ F Tipi Cezaevi'nden Edirne Tıp Fakültesi Hastanesine kaldırılmış ve 6 Temmuzda aynı hastanede hayatını kaybetmişti.

Sağlık sorunları nedeniyle tutuklu sanıklardan Ayşe Asuman Özdemir 17 Temmuz 2008, Ferit İlsever de 29 Ağustos 2008 tarihinde tahliye edilmişti.

Soruşturma kapsamında tutuklanarak Kocaeli F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne konulan ve burada geçirdiği beyin kanaması nedeniyle hastanede tedavi altına alınan emekli Orgeneral Şener Eruygur da 21 Eylül 2008'de salıverilmişti.

Emekli Orgeneral Hurşit Tolon ise rahatsızlığı nedeniyle tutuklu bulunduğu Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nden GATA Haydarpaşa Hastanesine sevk edilerek tedavi altına alınmış ve 6 Şubat 2009'da tahliyesine karar verilmişti.

Prof. Dr. Erol Manisalı da soruşturma kapsamında 17 Nisan 2009 tarihinde tutuklandıktan sonra cezaevinde rahatsızlanmış ve kaldırıldığı Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ameliyat olmuş, avukatının talebi üzerine Manisalı'nın, sağlık durumu nedeniyle tahliyesi kararlaştırılmıştı.


-''ERGENEKON ŞEMASI'' VE DANIŞTAYA SALDIRI DAVASI-


Dava dosyasının delil klasörleri arasında bulunan ve mahkemenin isteği üzerine de Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) tarafından ''çok gizli'' ibareli olarak gönderilen ''Ergenekon şeması'' ve bilgi notları ile kitapçıklar üzerinde inceleme yapan mahkeme heyeti, çizelgedeki kimi kişilerin sosyo-ekonomik ve siyasi konumları, üzeri kapalı kişilerin saygınlıkları ve haklarının zedelenme olasılığı, belgelerin orijinal ve açık haliyle açıklanmamasının, yargılaması sürdürülen sanıkların savunmasına herhangi bir şekilde kısıtlama getirmeyeceğini dikkate alarak, bu belgelerin orijinal haliyle açıklanmamasına karar verdi.

12 Haziran 2007 tarihinde Ümraniye'de bir gecekonduda Ali Yiğit'in babası Şevki Yiğit'in yaptığı ihbar üzerine ele geçirilen 27 adet el bombasının Ümraniye Asayiş Büro Amirliğinde çekilen görüntüleri de İstanbul Emniyet Müdürlüğünden mahkemeye gönderildi.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme ve Kimlik Tespiti Şube Müdürlüğü tarafından görüntüleri çekilen el bombaları ve bunların konulduğu ahşap sandık, kamuoyunca ilk kez görüldü.

11. Ağır Ceza Mahkemesi, Yargıtayın bozma kararı doğrultusunda Danıştaya saldırı davasının ''Ergenekon'' davasıyla birleştirilmesine karar vererek, dosyayı İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine gönderdi.


-TUNCAY GÜNEY'İN SES CD'Sİ-


Fatih Cumhuriyet Başsavcılığından gelen Tuncay Güney ile ilgili VHS kasetinde, Güney'in 2001 yılında alınan emniyet ifadesi ve görüntüleri çıktı.

Yine MİT'e bir ihbar mektubuyla gönderilen, MİT'in de mahkemenin talebi doğrultusunda gönderdiği 6 adet CD içinde de Tuncay Güney'in ses CD'si yer aldı. Mahkeme heyeti, bu CD'de Güney'e işkence yapıldığı anlaşıldığı gerekçesiyle ifadeyi alan görevliler hakkında suç duyurusunda bulundu.

Mahkemenin talebi doğrultusunda savcılığın gönderdiği yazıda, Tuncay Güney'in, ''Ergenekon'' soruşturmasının firari şüphelisi olduğu belirtilirken, Osman Yıldırım olduğu iddia edilen ''gizli tanık 9''un eksik olan bazı ifadeleri de dosyaya geldi ancak bir kısmı avukatlara verilmedi.

Duruşmaya katılan sanık avukatlarından Ertaç Giray ve Hüseyin Buzoğlu da ''Ergenekon'' soruşturması kapsamında gözaltına alınırken, yine avukat olarak duruşmaya gelen Levent Göktaş da gözaltına alınarak tutuklandı.

Davaya müdahil olan Şebnem Korur Fincancı'nın avukatlarına, çapraz sorgu sırasında sanıklara yönelttikleri sorular nedeniyle sınırlama getirildi. Mahkeme heyeti, müdahil avukatlara, sadece müdahil oldukları konuyla ilgili soru sormalarını kararlaştırıldı.

TBMM Araştırma Komisyonu'nun hazırladığı ''Susurluk kazası'' ile ilgili rapor da dava dosyasına geldi.


-2. İDDİANAME-


Devam eden soruşturmalar nedeniyle sanıkların sayısı artacağı için Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nin girişine spor salonu yapıldı. Spor salonunun içi duruşma salonu şeklinde düzenlenirken, 20 Temmuz 2009 tarihinde başlayacak ''Ergenekon'' soruşturmasının 2. iddianamesi kapsamındaki yargılama burada yapılacak.

Mahkeme heyeti, bazı yazılı ve görsel basında yapılan ''ETÖ'' kısaltmasına sanıkların ve avukatların tepkisi üzerine ''iddia olunan Ergenekon örgütü'' şeklinde yazılmasını kararlaştırdı. Mahkeme heyeti, ''ETÖ'' şeklinde yayın yapan kurumlar hakkında da savcılığın yasal işlem yapmasını istedi.

AA
 
“Ergenekon” davasında tutuklu 31 sanıktan 4'ünün tahliyelerine karar verildi.


İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada mahkeme heyeti, tutuklu sanıklardan Mete Yalazangil, Mehmet Adnan Akfırat, Ali Kutlu ve Murat Çağlar'ın, dosya kapsamı, delil durumu, sevk maddeleri ve suç vasıflarının değişme ihtimalini dikkate alarak, tahliyelerini kararlaştırdı.

Mahkeme heyeti, duruşmanın, heyetin yıllık izne ayrılacak olması, yargılanmasına başlanacak olan bu dosyayla birleştirme talepli “Ergenekon” soruşturmasının ikinci iddianamesine ilişkin dosyanın inceleme ve işlemleri dikkate alınarak, zorunlu olarak 3 Ağustos Pazartesi günü saat 09.30'a bırakılmasına karar verdi
 
şok belge ofisinden çikmişti

ŞOK BELGE OFİSİNDEN ÇIKMIŞTI

Öztürk'ün tahliye talebi reddedildi
''Ergenekon'' soruşturması kapsamında bir süre önce tutuklanan avukat Serdar Öztürk'ün tutukluluğuna yapılan itiraz reddedildi.

Öztürk'ün avukatı Hasan Gürbüz tarafından bir süre önce müvekkilin serbest bırakılması talebiyle verilen dilekçe, İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından değerlendirildi.

Mahkeme, tutukluluğa yapılan itirazı reddederek, Öztürk'ün tutukluluğunun devamına karar verdi.

AA


15.Haziran.2009 15:20:05
 
şok belge için düğmeye basildi

ERGENEKON'DA FLAŞ GELİŞME
şok belge için düğmeye basildi
Ergenekon Savcıları Deniz Kurmay Albay Dursun Çiçek'i ifade vermek üzere adliyeye çağırdı.

Gündeme bomba gibi düşen ve her kesimin tepkisine sebep olan çirkin komplo belgesi Ergenekon savcılarını harekete geçirdi.


http://resim.samanyoluhaber.com/resim/tarihi_komplo_link.jpg
 
Vural: Genelkurmay ve hükümet birlikte hareket etmelidir

MHP'den çirkin komploya ilk tepki !
"Sürecin açığa kavuşturulması için belki de yayın yasağını ortadan kaldırmakta fayda var" diyen Oktay Vural, Genelkurmay'a ve Hükümete çağrıda bulundu.

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, ''Genelkurmay Başkanlığından sızdırıldığı iddia edilen belge'' ile ilgili olarak, sorumluların bulunması için Genelkurmay Başkanlığı ve Hükümet'in birlikte hareket etmesi gerektiğini söyledi.

Vural, TBMM'de gazetecilere yaptığı açıklamada, öncelikle böyle bir belgenin olup olmadığının açığa çıkarılması gerektiğini bildirdi. Bu belgenin TSK'da hazırlandığına ilişkin komploları yapanların açığa çıkarılması gerektiğine işaret eden Vural, konunun demokrasi içinde çözülmesini istedi.

''Siyasal mücadele, siyasi partiler tarafından yapılmalıdır'' diyen Vural, ''Genelkurmay Başkanlığı ve Hükümet nezdindeki gelişmeler, maalesefe basın yoluyla tartışır hale geliyor, bu da meselenin siyasileştirilmesi isteğini ön plana çıkarıyor. Böyle bir sorun varsa Genelkurmay Başkanlığı ve Hükümet birlikte hareket etmelidir. Böyle olmayınca siyasal tartışmalardan rant elde edilmek istenen bir sürece giriliyor'' ifadesini kullandı.

-''TSK VE DEMOKRASİ YIPRATILIYOR''-

MHP'li Vural, parti olarak böyle bir konunun TSK'yı ve demokrasiyi yıprattığını düşündüklerini söyledi. Vural, şöyle dedi: ''Böyle bir konu kabul edilemez. Böyle bir belge yok ise bunları yapanlar ve servis yapanlar hangi amaçla kullanıyor. Bu süreçte demokrasimiz ve TSK zarar görüyor. Bu süreci siyasileştirmek isteyenler var. Bir tarafta ekonomik kriz, mayınlı araziler var, diğer yanda seçimlerde yüzde 20 oy kaybetmiş bir parti ortadayken bu tür siyasal tartışmalar kimin ekmeğine yağ sürmektedir? Hükümet, bu sürecin ortaya çıkarılması yerine bunu kendi siyasal amaçları için kullanma eğiliminde.''

Genelkurmay Başkanlığının Hükümet'e bağlı olduğuna işaret eden Vural, şunları kaydetti: ''Otursunlar birlikte bu işin arkasında kim var, kim yok ortak bir tavır belirlesinler. Hükümet ayrı, Genelkurmay Başkanlığı ayrı mıdır? Hükümet'in, sorumluları, karşı bir taraf varmış gibi ortaya koyması devlet yönetimi açısından ciddi bir zafiyet oluşturmaktadır. Genelkurmay Başkanlığı böyle bir belgenin kendileri tarafından hazırlanmadığını söylüyor. Bu durumda böyle bir belgeyi kim, hangi amaçla hazırlamıştır? Bunun mutlaka açığa çıkarılması lazım. Bu belge, Genelkurmay Başkanlığında hazırlanmamışsa TSK'yı yıpratmak ya da asker sivil ilişkilerini gelirim ekseninde Türk siyasetini yeniden dizayn etmek isteyenler tarafından mı hazırlanmıştır? Bunların açığa çıkarılması lazım. Bir mağduriyet edebiyatı için hazırlanmış ise bunların ortaya konulması lazım. Kim servis etmiştir, hangi amaç için yapılmıştır? Bu sürecin açığa kavuşturulması içinde belki de yayın yasağını ortadan kaldırmakta fayda var.'' AA
 
şok belge için düğmeye basildi

ERGENEKON'DA FLAŞ GELİŞME
Ergenekon Savcıları Deniz Kurmay Albay Dursun Çiçek'i ifade vermek üzere adliyeye çağırdı.

Gündeme bomba gibi düşen ve her kesimin tepkisine sebep olan çirkin komplo belgesi Ergenekon savcılarını harekete geçirdi.

Ergenekon'da tutuklanan Emekli Yüzbaşı Serdar Öztürk'ün ofisinde ele geçirilen, Nisan 2009 tarihli ve 'Dr. Dz. P. Kur. Kd. Albay Dursun Çiçek' imzalı skandal ordu belgesi üzerine Ergenekon Savcıları Deniz Kurmay Albay Dursun Çiçek'i ifade vermek üzere adliyeye çağırdı.

Ergenekon savcısı Taraf gazetesindeki söz konusu haberle ilgili çarşamba günü Dursun Çiçek'in ifadesini alacak.

http://resim.samanyoluhaber.com/resim/albay_cicek.jpg
 
Gündemi sarsan andiç sonrasi taraf gazetesi ne yapacak?

Taraf Gazetesi'nden cevap ! - İzle
Taraf gazetesi tarafından manşete taşındıktan sonra ülke gündemine oturan Nisan 2009 tarihli 'andıç'la ilgili haberi manşet yapan gazeteden cevap...

Taraf Gazetesi'nin ortaya çıkardığı "ihanet planı" çok vahim suçlar içeriyor. Hukukçulara göre; belge "Darbe teşebbüsü, suç uydurmak ve iftira, halkı suç işlemeye tahrik etmek, suçu ve suçluyu övmek" gibi suçlar barındırıyor. Soruşturmalar sonuç verirse, ihanet planına imza atanlar bu suçlardan yargılanacak. Birden fazla suç içeren komplo belgesi ile ilgili askeri mahkemenin yayın yasağı getirmesi de hukukçular tarafından büyük tepki çekmişti.

"SONUNA KADAR..."

Habertürk'ün canlı yayınına katılan Taraf Gazetesi Genel Yayın Yönetmen Yardımcısı Yasemin Çongar açığa çıkan söz konusu plan sonrası basının olayın üzerine gitmesinin demokrasi açısından daha sağlıklı olacağını söyledi. Yayın yasağını anlamanın mümkün olmadığını vurgulayan Çongar, ellerinde belge, bilgi olduğu müddetçe yayınlamaktan çekinmeyeceklerini ve habercilik açısından bunun görevleri olduğunu da vurguladı. Belgeyi AK Parti isterse tavırlarının ne olacağı şeklindeki soruya ise Yasemin Çongar, söz konusu planın "zaten devletin güvenlik güçlerinin elinde olduğunu" belirtti. İşte Çongar'ın açıklamaları...

http://resim.samanyoluhaber.com//haber/1/5/4/7/9/154792.jpg Goruntulu bilgi için tiklayin http://www.samanyoluhaber.com/haber-154792.html
 
şimdi samimiyet zamani

http://www.samanyoluhaber.com/images/yazar/blok/20749.jpg

Ülkenin gözbebeği olan bir kuruma millet koşulsuz şartsız güvenmek istemez mi ?

Türkiye Ergenekon sürecinde yaşadığı en önemli kırılma noktalarından birinin daha içinde buldu kendini.

2003-2004 dönemindeki Ayışığı, Sarıkız, Eldiven gibi darbe planlarından sonra en önemli ihanet girişimiyle karşı karşıyayız.

Daha birkaç ay önce Türkiye üzerinde yeni bir senaryo hazırlandığı ve uygulamaya geçirilme aşamasında ortaya çıkarıldığına tanıklık ediyoruz.

Türkiye demokrasisi açısından hem üzücü hem de sevindirici bir durum.

Darbecilerin terör örgütü iddiasıyla yargılanırken hala milletin arkasından iş çevirme cesaretini gösterebilmeleri vahim.

Akıllanmayan darbecilerin yeni bir tokat yemeleri ve deşifre olmaları artık bu işlerin bu kadar kolay olmayacağını ortaya koyuyor.

Kaos ortamı oluşturma ve vatanını milletini seven insanları vatan haini gibi gösterme çabası bir kez daha tutmadı.

Şimdi Türkiye yeni bir yol ayırımında.

Ergenekon sürecinde yaşananlar toplum tarafından çok yakından takip ediliyor.

Kurumlar darbe planlarının neresinde, kim ne kadar destek veriyor, milli irade ve karşısında kimler duruyor, kimlerin arkasında hangi güçler var ?

Bütün bu soruları sokaktaki vatandaş tartışılıyor.

Şimdi yeni bir samimiyet testiyle karşı karşıyayız.

Ergenekon’un avukatlığına soyunan ana muhalefet partisi de, Ergenekon soruşturmasının arkasında duran siyasi iktidar da, darbecileri barındırmayacağını ifade eden Genelkurmay da, daha özgür ve demokratik bir gelecek arzulayan sivil toplum da şimdi samimiyetini gösterecek.

Türkiye gerek dünyada gerekse bölgesinde önemli bir güç olmaya başlamışken, ABD ve Avrupa’da yapacakları yakından takip edilen stratejik bir ülke haline gelmişken ülkeyi karanlık günlere götürme heveslilerine prim verilecek mi verilmeyecek mi ?

Türkiye Cumhuriyeti; iktidarı, muhalefeti, askeriyesi ve tüm kurumlarıyla 2009 yılında yapılmak istenen bu alçak plana karşı dik durmalı.

Kimse eğip bükmeden, üzerini örtmeye çalışmadan, savunmaya kalkmadan lafı eveleyip gevelemeden bu hain plana tepkisini koymalı.

Planlayan, hayata geçirmeye çalışan, destek veren, arkasında duran, yönlendiren, ortamını hazırlayan herkes bu işin altında kalmalı.

Eğer bir dava devam ederken ortaya çıkarılan ülkeyi karanlığa götürme planına millet itibar ediyorsa bu doğrudur diyorsa, askeri savcılığın yayın yasağına tepki gösteriyorsa, olayla ilgili savunmaya geçen TSK vatandaşa inandırıcı gelmiyorsa burada bir sorun var demektir.

Genelkurmay’ın alelacele yaptığı açıklamalar birbiriyle çelişiyorsa ve vatandaş bu çelişkileri sorguluyorsa burada bir sorun var demektir.

Ülkenin gözbebeği olan bir kuruma millet koşulsuz şartsız güvenmek istemez mi ?

O halde bu kafa karışıklığı niye ?

Hiç kimsenin TSK’yı yıpratmaya hakkı yok.

TSK içinde bazı kişilerin kurmuş olabilecekleri bu hain tuzağı planlayanlar bir an önce ortaya çıkarılmalı.

Bu; Türkiye’nin önündeki en önemli samimiyet testlerinden biri.

Millet artık kendisine bu hain tuzağı kuranların, bu kirli tezgahı planlayanların örtbas edilmesini istemiyor.

Millet artık ordunun yıpratılmasını istemiyor.

İşte şimdi yeni bir fırsat.

Kim samimi kim değil ?

Herkes eteğindekini dökmeli.

Ve bu ülke geçmişindeki karanlık günlerden sıyrılıp geleceğe cesurca bakabileceği yarınlara yürümeli.

Ülkeye pusu kuranlar ne bulundukları kurumlarda ne de milletin vicdanında barınamamalı.

Şimdi herkes samimi olmalı.

Şimdi hükümeti, iktidarı, ordusu ve sivil toplumuyla herkes görevini yapmalı.

Şimdi samimiyet zamanı,

Şimdi elbirliği zamanı,

Şimdi çürükleri ayıklama zamanı,

Ve şimdi hain planlara karşı dik durma zamanı.

15.Haziran.2009 17:04:11
 
Barolar birliği başkani özdemir özok eylem planina sert tepki

BAROLAR BİRLİĞİ BAŞKANI ÖZDEMİR ÖZOK EYLEM PLANINA SERT TEPKİ
Bu belge korkunç bir şey
Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Özdemir Özok, hükümeti devirmek amacıyla hazırlandığı iddia edilen eylem planı hakkında değerlendirmede bulundu. Özok, "Bu belge Genelkurmay tarafından hazırlandıysa korkunç bir şey." dedi.

Saadet Partisi(SP) Genel Başkan Yardımcısı Şeref Malkoç'u makamında kabul eden Özok, gündeme ilişkin soruları cevapladı.

Türk halkının bunları hak etmediğini dile getiren Özok, "Genelkurmay böyle bir şey yapmışsa hiç olacak iş değil. Demokratik bir toplumda böyle bir şey söz konusu olamaz. Hangi parti olursa olsun partilerin iktidara gidip geleceği tek yol vardır. O da sandıktır, biz yıllardır bunu savunduk." diye konuştu. Başkan Özok, kimilerinin, 'halkımız isabetli seçmez, seçtiği yanlıştır' sözlerini eleştirdi.

http://resim.samanyoluhaber.com//haber/1/5/4/8/3/154833.jpg
 
Ergenekon'da sürpriz iki ifade

Emekli Orgeneral Çevik Bir ve Nuri Gündeş Ergenekon savcılarına ifade verdi.
http://image.samanyoluhaber.com/Images/News/2009625/77906.jpg

Emekli Orgeneral Çevik Bir ve eski MİT mensubu Nuri Gündeş'in Levent Adliyesi'ne geldi. Ergenekon soruşturmasını yürüten savcıların yanına çıkan Bir ve Gündeş yaklaşık 2 saat ifade verdi. Ergenekon soruşturmasında ele geçen bir çok belgede Emekli Orgeneral Çevik Bir ve eski MİT mensubu Nuri Gündeş'in isimleri geçiyordu. İfade işleminin Ergenekon Savcıları'nın daveti üzerine gerçekleştiği öğrenildi .
 
Ergenekon’a inananların sayısı azalıyor

A&G Araştırma Şirketi’nin yaptığı araştırmaya göre, 2008 yılının ağustos ayında ‘Ergenekon örgütünün varlığına inanıyorum’ diyenlerin oranı yüzde 74.7 iken, bu oran 2009’un Haziran ayında yüzde 53.8’e indi

A&G Araştırma Şirketi’nin yaptığı araştırmaya göre, son 10 ay içinde Ergenekon örgütünün varlığına inananların oranı belirgin ölçüde azalıyor.
2008 yılının ağustos ayında “Ergenekon örgütünün varlığına inanıyorum” diyenlerin oranı yüzde 74.7 iken, geçen ocak ayında yüzde 61.7’ye, haziran ayında ise yüzde 53.8’e indi. Sürecin “hukuk içinde işlediğini” düşünenlerin oranı ise yüzde 23.3’te kaldı.
Türkiye’nin 7 bölgesinden 33 ilde 6 - 7 Haziran tarihleri arasında yapılan araştırma, Ergenekon örgütünün varlığına inananların azaldığını, “Ergenekon yok” diyenlerin de arttığını ortaya koydu. Ağustos 2008’de halkın yüzde 14.8’i, Ergenekon’a inanmadığını söylerken, bu oran geçen ocak ayında yüzde 20.3’e, haziranda ise yüzde 27.6’ya yükseldi.
Araştırmaya göre, erkekler kadınlara oranla Ergenekon’un varlığına daha çok inanıyor. 18-27 yaş arasındaki gençler ise, genel ortalamanın üzerinde Ergenekon’a inanmadığını belirtiyor. Eğitim yükseldikçe Ergenekon’a inanmayanların da oranı artıyor.

AKP ve DTP inanıyor
Bugün seçim olsa oyunu AKP’ye vereceğini söyleyenlerin yüzde 70.3’ü, DTP’lilerin ise yüzde 68.8’i Ergenekon’un varlığına inanıyor. Ergenekon’a inanan CHP’lilerin oranı yüzde 34.8, MHP’lilerin oranı yüzde 46.3 seviyesinde. CHP’lilerin yüzde 50’si, “Ergenekon yok” derken, bu oran AKP’lilerde yüzde 11, MHP’lilerde yüzde 39, DTP’lilerde ise yüzde 21.

Hukuk işliyor mu?
Ergenekon sürecinin hukuk içinde işlediğini düşünenlerin oranı sadece yüzde 23.3. Halkın yüzde 29.9’u, “Çeteleşme var ama bazılarına da gözdağı veriliyor” derken, “AKP’nin siyasi manevrası” görüşünde olanların oranı yüzde 18.1. Sürecin hukuk içinde sürdüğüne inananların oranı son 6 ayda ciddi oranda azaldı. Kadınlar erkeklere oranla her şeyin hukuk içinde işlediğine daha az inanıyor. Kadınların yüzde 21.6’sı “Her şey hukuk içinde işliyor” derken, bu oran erkeklerde yüzde 25. Genç yaş grupları, hukuk sürecinin işlediğine daha az inanıyor. Eğitim seviyesi yükseldikçe “Her şey hukuk içinde işliyor” diyenlerin oranı azalıyor, AKP’nin siyasi manevrası olduğunu düşünenlerin oranı artıyor. İlkokul mezunlarının yüzde 25’i herşeyin hukuk içinde işlediğini düşünürken, üniversite mezunlarının sadece yüzde 20’si bu görüşte.
Davanın AKP’nin manevrası olduğuna inananların oranı ilkokul mezunları arasında yüzde 13 olurken, üniversite mezunları arasında bu kanaati paylaşanların oranı yüzde 31’e ulaşıyor.

CHP: AKP manevrası
Bugün seçim olsa oyunu AKP’ye vereceğini söyleyenlerin yüzde 41’i her şeyin hukuk içinde işlediğini söylüyor. CHP seçmeninin yüzde 39’u süreci AKP’nin manevrası olarak görürken, yüzde 32’si “Çeteleşme var ama bazılarına da gözdağı veriliyor” diyor. Ergenekon sürecinin hukuk içinde kaldığına en az inananlar ise DTP’liler. DTP’li seçmenin yüzde 6.6’sı hukuk içinde kalındığı görüşünde.

Kafalar karışık
Türkiye’de yetişkin nüfusun çoğunluğu Ergenekon diye bir örgütün varlığına inandığını söylemektedir. Dikkat çekici olan, “böyle bir örgütün varlığına inanıyorum” diyenlerin oranının yaklaşık 1 yıllık süreç içerisinde düzenli olarak azalmasıdır.
Bu azalışın en önemli nedenleri arasında yargılamalarda henüz karar aşamasına gelinmemiş olmasının ve sık sık yapılan dalga operasyonlarıyla gözaltına alınanların bir bölümünün daha sonra serbest bırakılmasının etkili olduğunu düşünüyorum. Ergenekon konusunda halkımızın kafası gerçekten karışmış gibi görünmektedir. Böyle bir örgütün varlığına inananların bir bölümü bile “çeteleşme var doğru ama bazılarına da gözdağı veriliyor” demektedir. “Her şey hukuk süreci içinde yürüyor” diyenlerin oranının yüzde 23.3 de kalması, bunun en önemli göstergesidir.
Ergenekon gibi kamuoyunun uzunca bir süredir yoğun bir şekilde gündemini işgal eden bir konuda halkın neredeyse üçte birinin bu konuda fikir beyan etmemesi, cevap vermemesi, halkın bu konu hakkında konuşmaktan çekindiğini göstermektedir.
AKP ve DTP seçmeni böyle bir örgütün varlığına yüksek oranda inanırken, eğitimliler, CHP’lilerin çoğunluğu ve MHP seçmeninin önemli bir bölümü “inanmadığını” söylemektedir.
Eğitim ve gelir yükseldikçe, “her şey hukuk süreci içinde işliyor” diyenlerin oranı azalmakta, “çeteleşme var ama bazılarına da gözdağı veriliyor” veya “bu dava AKP’nin siyasi bir manevrası” diyenlerin oranı artmaktadır. Özetle; Ergenekon konusunda seçmenin kafasının karışık olduğu, araştırma sonuçlarında çok net bir şekilde görülmektedir.
 
Ergenekon savcısı Öz'ün yeri değişmedi

Günlerdir devam eden HSYK toplantıları bugün sona erdi, Adalet Bakanlığı ile HSYK arasındaki kriz anlaşmayla bitti. Ergenekon savcısı Zekeriya Öz'ün görev yeri değişmedi.

http://media1.ntvmsnbc.com/j/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/Sections-StoryLevel/T%C3%BCrkiye/Polis%20Adliye/zekeriyaozzz.grid-3x3.jpg

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK), bu sabah Adalet Bakanı Sadullah Ergin başkanlığında toplandı.

1419 hakim ve savcının atamasını tamamlayan kurul, aralarında Ergenekon savcılarının da bulunduğu 140 hakim ve savcının durumunu görüştü.

Toplantı sonunda 21 günlük krizin bittiğini gazetecilerin karşısına geçen Adalet Bakanı Sadullah Ergin duyurdu.

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, HSYK toplantısında anlaşmaya varıldığını ve kurulun çalışmalarının tamamlandığını açıkladı.

Ergin, şöyle konuştu:

''Şu anda kararlaştırılan hususların kararnamedeki kontrolleri yapılıyor. Kontrollerden sonra bu gece inşallah kararnameyi internet aracılığıyla yayınlamış olacağız. Ama şu anda kontrol ve yazım işlemleri devam ettiği için her şeyi şu anda söylemek istemiyorum. Kurul çalışmalarını tamamlamıştır. Hakim ve savcılarımızın unvanlarıyla ilgili bölümler bu akşam itibarıyla yayınlanmış olacaktır.''

Bakan Ergin, 140 hakim ve savcının yer aldığı listenin bu gece HSYK'nın internet sitesinde yayınlanacağını söyledi ve başka ayrıntı vermedi.

Ancak Bakan Ergin'in açıklamasından kısa bir süre sonra detaylar netleşmeye başladı. Ergenekon savcısı Zekeriya Öz'ün görev yeri değişmedi
 
Geri
Üst