Ceyda
Tecrübeli Üye
Tükrük Olmasaydı Ne Olurdu?
Tükrük Olmasaydı Ne Olurdu?
Tükrük Olmasaydı Ne Olurdu?
Hazım faaliyetinin ağızda başladığı bilinmektedir. Ağızda gıdalar çiğnenir ve küçük parçalar haline getirilir; aynı zamanda tükrük ve bunun içindeki enzimler ile karıştırılır.
Tükürüksüz, katı gıdaların yutulması güç, hatta imkânsızdır. Gıdaların ıslanması sadece tükrük bezleri ile olmayıp aynı zamanda ağız içine dağılmış küçük bezler ile de sağlanmaktadır.
Ana tükrük bezleri üç çifttir. Bunun yanında ağız tabanı, ağız girişi, dil üzeri ve damakta bulunan ve sayıları 700'e yakın küçük tükrük bezleri de vardır.
Mezkûr üç çift tükrük bezlerinden en büyüğü, kulağın ön-alt bölümünde yerleşen ve beherinin ağırlığı 20–30 gm. Olan parotis bezleridir. Bu bez, hastalandığı zaman adına kabakulak ismi verdiğimiz bir organdır. Parotis bezi ifrazatını 4–5 cm. kadar uzunlukta bir kanal vasıtasıyla ve 2. azı dişi hizasındaki bir delikten ağza boşaltır. Diğer bir tükrük bezi, çene altı tükrük bezi olup 7–12 gm. Ağırlıktadır ve ifrazatını dilaltındaki boru ile ağza boşaltır. Üçüncü çift tükrük bezi ise dilaltı tükrük bezidir ve ifrazatını 8–15 adet kanalcıklarla ağız boşluğuna boşaltır. Günde sıhhatli bir insan ortalama olaÂrak 1000 cm tükrük ifraz eder.Yemek esnasında bu salgının miktarı artar,uykuda ise çok az miktara iner.
Tükrük içerisinde pek çok inorganik ve organik yapılar bulunmaktadır. Sodyum, potasyum, kalsiyum, magnezyum gibi katyonlar ve klorür, bikarbonat, fosfat, sülfat ve nitratlar gibi anyonlar yanında kalsiyum karbonat, tyosiyanat, iyodid, florid ve amonyak gibi bileşikler bulunmaktadır. Tükürükteki bu inorganik muhteva bezin cinsi, yaş, cinsiyet, ifraz hızı, uyaranın şekÂli, yenen gıdalar ve hastalık gibi durumlarda değişmeler gösterir.
Tükrük içindeki organik yapılar ise amilaz, musin, maltoz, sodyum ve potasyum rodanürler, proteinler, polipeptidler, aminoasidiler, üre, ürik asit, kolesterol, kreatifin, sitrat, tiyosiyanat, vitamin C ve B gurubu vitaminlerdir. İnsan tükürüğünün takriben % 0,3 gm. Proteini vardır ve tükürüğün akışkanlık (viskozite) ve yapıştırıcılığında rol alırlar. Amilaz ise proteinlerin globülin sınıfına aittirler. Yüksek kesafette parotis tükürüğünde, daha az seviyelerde ise diğer iki ana tükrük bezlerinden ifraz edilen tükürükte bulunurlar.
Tükürüğün büyük bir bölümünü ise (% 92) su oluşturmaktadır.
Bunun dışında asid ve alkalin fosfataz, kolinesteraz, lipaz, karbonik anhidraz, peroksidaz, glukuronidaz, dehidrogenaz, vs. gibi enzimler de tükürüğün terkibinde bulunÂmaktadır.
Ağız içinin böyle ve küçük tükrük bezleri ile donatılmasının muhakkak ki bilinenler yanında bilinmeyen pek çok ehemmiyeti olduğu inkâr edilemez. Biz aşağıya tükürüğün bilinen bazı vazifelerini yazacağız:
1- Ağzın devamlı olarak nemli tutulması tükrük sayesinde sağlanmaktadır. Böylece ağız içi yapıların kurumaması, hususiyle dişlerin mikroplardan korunması sağlanmış olur. Tükrük ifrazatının durduğu durumlarda ağız içi mikropları hızla üreyerek ağızdan çok kötü koku çıkmasına yol açtıkları tesbit edilmiştir. Eğer tükrük ifrazatı azalır ve kaybolursa diş çürükleri kolaylıkla husule gelir.
2- Tükrük, ağza alınan katı gıdaların yumuşatılıp kolayca yutulmasına yardıma olmaktadır.
3- Tükrük, kişinin konuşması için zaruridir. Kserostomia denen ağız kuruluğu hallerinde hastanın konuşması oldukça güçleşir.
4- Tükürükte mevcut olan müsin, lokmanın yumuşatılıp parçalarının birbirine yapıştırılmasında rol alır. Dudak ve dil hareketlerini kolaylaştırır. Ağızdaki ıslaklığın kolayca buharlaşmasına ve ağzın kurumasına mani olur.
5- Tükürüğün devamlı, olarak yemek aralarında da ifrazı ve ağızda birikmesi yutkunmayı icab ettirdiğinden, yutkunma hareketleri sırasında östaki borusu ağza açılmakta ve bu sırada orta kulağın havalanması sağlanmaktadır.
6- Tükrük, ağza alınan asit ve alkali gıdaların veya soğuk ve sıcak yiyeceklerin tesiriyle daha fazla ifraz edilir. Böylece hem asit ve alkalinin, hem de soğuk ve sıcağın zararlı tesirleri mümkün olduğu kadar asgariye indirilir.
7- Ağza alınan yiyeceğin tadının dildeki tat hücrelerince alınabilmesi için o besinin ağızda eritilmesi şarttır. Tükrük böylelikle tat duyusunun alınmasında da büyük rol oynar.
8- Tükürükte bulunan amilaz polisakkaritlerin dekstrin ve glikoza çevrilmesinde rol alan bir fermenttir. Böylece hazım sisteminin ilk reaksiyonu ağızda başlatılmış olmaktadır.
9- Tükrük, mikropların öldürülmesinde de mühim vazifeler yapar. Üremelerine mani olur. Şöyle ki:
a) Ağız ve dişleri yıkayıp mikropların bir arada tutulup yutulmalarına sebep olur. Yutulan tükrükteki mikroplar ise mide asidi ve pepsin ile Öldürülürler.
b) Tükürükte bulunan akyuvarlar mikropların tahribinde vazife alırlar.
c) Lokotaksin denen bir madde ile akyuvarların daha hızlı ve daha rahat hareket etmelerine sebep olurlar. Bu madde ağız mukozası hasarlarında daha fazla ifraz edilir. Opsonin denen maddelerle mikropların akyuvarlar tarafından fagositozunu kolaylaştırırlar. Lizozomlar ve diğer anti-bakteriyel tükürükte bot miktarda bulunurlar.
10- Tükrük sayesindedir ki insan susuzluğunu anlayabilir. Ağızda tükrük azaldığı zaman susama hissini alabilir.
11- Tükürüğün ıtrah fonksiyonu ile civa, kurşun, potasyum, iyodür, üre gibi maddeler yanında polimiyelit, kabakulak, kuduz, vs., mikropları atılabilir.
12- Tükrük, mide ve pankreas salgılarım refleks yolla uyarabilir.
13- Tükrük, diş çürümelerine mani olur.
Modern ilim bu kadar kompleks bir terkibi olan ve bu kadar çok vazifelerle tavzif edilen tükürüğün terkibi ve vazifelerinin ancak bir kısmını ve onları da daha ancak yeni yeni öğrenebilme durumundadır. Tükürüğü planlayan, imal edenin ve icra edenin insan anatomisini, fizyolojisini, biyokimyasını, bakteriyoloji, mikoloji, viroloji, histoloji, sistoloji, kimya, fizik vs., gibi sınırsız ilimlere vakıf olması gerekmektedir. Bu düşünür ve icraatçı acaba kör tesadüf mü? Yoksa şuursuz tükrük guddelerinin aynı derecede şuursuz hücreleri midir?
Tükrük Olmasaydı Ne Olurdu?
Hazım faaliyetinin ağızda başladığı bilinmektedir. Ağızda gıdalar çiğnenir ve küçük parçalar haline getirilir; aynı zamanda tükrük ve bunun içindeki enzimler ile karıştırılır.
Tükürüksüz, katı gıdaların yutulması güç, hatta imkânsızdır. Gıdaların ıslanması sadece tükrük bezleri ile olmayıp aynı zamanda ağız içine dağılmış küçük bezler ile de sağlanmaktadır.
Ana tükrük bezleri üç çifttir. Bunun yanında ağız tabanı, ağız girişi, dil üzeri ve damakta bulunan ve sayıları 700'e yakın küçük tükrük bezleri de vardır.
Mezkûr üç çift tükrük bezlerinden en büyüğü, kulağın ön-alt bölümünde yerleşen ve beherinin ağırlığı 20–30 gm. Olan parotis bezleridir. Bu bez, hastalandığı zaman adına kabakulak ismi verdiğimiz bir organdır. Parotis bezi ifrazatını 4–5 cm. kadar uzunlukta bir kanal vasıtasıyla ve 2. azı dişi hizasındaki bir delikten ağza boşaltır. Diğer bir tükrük bezi, çene altı tükrük bezi olup 7–12 gm. Ağırlıktadır ve ifrazatını dilaltındaki boru ile ağza boşaltır. Üçüncü çift tükrük bezi ise dilaltı tükrük bezidir ve ifrazatını 8–15 adet kanalcıklarla ağız boşluğuna boşaltır. Günde sıhhatli bir insan ortalama olaÂrak 1000 cm tükrük ifraz eder.Yemek esnasında bu salgının miktarı artar,uykuda ise çok az miktara iner.
Tükrük içerisinde pek çok inorganik ve organik yapılar bulunmaktadır. Sodyum, potasyum, kalsiyum, magnezyum gibi katyonlar ve klorür, bikarbonat, fosfat, sülfat ve nitratlar gibi anyonlar yanında kalsiyum karbonat, tyosiyanat, iyodid, florid ve amonyak gibi bileşikler bulunmaktadır. Tükürükteki bu inorganik muhteva bezin cinsi, yaş, cinsiyet, ifraz hızı, uyaranın şekÂli, yenen gıdalar ve hastalık gibi durumlarda değişmeler gösterir.
Tükrük içindeki organik yapılar ise amilaz, musin, maltoz, sodyum ve potasyum rodanürler, proteinler, polipeptidler, aminoasidiler, üre, ürik asit, kolesterol, kreatifin, sitrat, tiyosiyanat, vitamin C ve B gurubu vitaminlerdir. İnsan tükürüğünün takriben % 0,3 gm. Proteini vardır ve tükürüğün akışkanlık (viskozite) ve yapıştırıcılığında rol alırlar. Amilaz ise proteinlerin globülin sınıfına aittirler. Yüksek kesafette parotis tükürüğünde, daha az seviyelerde ise diğer iki ana tükrük bezlerinden ifraz edilen tükürükte bulunurlar.
Tükürüğün büyük bir bölümünü ise (% 92) su oluşturmaktadır.
Bunun dışında asid ve alkalin fosfataz, kolinesteraz, lipaz, karbonik anhidraz, peroksidaz, glukuronidaz, dehidrogenaz, vs. gibi enzimler de tükürüğün terkibinde bulunÂmaktadır.
Ağız içinin böyle ve küçük tükrük bezleri ile donatılmasının muhakkak ki bilinenler yanında bilinmeyen pek çok ehemmiyeti olduğu inkâr edilemez. Biz aşağıya tükürüğün bilinen bazı vazifelerini yazacağız:
1- Ağzın devamlı olarak nemli tutulması tükrük sayesinde sağlanmaktadır. Böylece ağız içi yapıların kurumaması, hususiyle dişlerin mikroplardan korunması sağlanmış olur. Tükrük ifrazatının durduğu durumlarda ağız içi mikropları hızla üreyerek ağızdan çok kötü koku çıkmasına yol açtıkları tesbit edilmiştir. Eğer tükrük ifrazatı azalır ve kaybolursa diş çürükleri kolaylıkla husule gelir.
2- Tükrük, ağza alınan katı gıdaların yumuşatılıp kolayca yutulmasına yardıma olmaktadır.
3- Tükrük, kişinin konuşması için zaruridir. Kserostomia denen ağız kuruluğu hallerinde hastanın konuşması oldukça güçleşir.
4- Tükürükte mevcut olan müsin, lokmanın yumuşatılıp parçalarının birbirine yapıştırılmasında rol alır. Dudak ve dil hareketlerini kolaylaştırır. Ağızdaki ıslaklığın kolayca buharlaşmasına ve ağzın kurumasına mani olur.
5- Tükürüğün devamlı, olarak yemek aralarında da ifrazı ve ağızda birikmesi yutkunmayı icab ettirdiğinden, yutkunma hareketleri sırasında östaki borusu ağza açılmakta ve bu sırada orta kulağın havalanması sağlanmaktadır.
6- Tükrük, ağza alınan asit ve alkali gıdaların veya soğuk ve sıcak yiyeceklerin tesiriyle daha fazla ifraz edilir. Böylece hem asit ve alkalinin, hem de soğuk ve sıcağın zararlı tesirleri mümkün olduğu kadar asgariye indirilir.
7- Ağza alınan yiyeceğin tadının dildeki tat hücrelerince alınabilmesi için o besinin ağızda eritilmesi şarttır. Tükrük böylelikle tat duyusunun alınmasında da büyük rol oynar.
8- Tükürükte bulunan amilaz polisakkaritlerin dekstrin ve glikoza çevrilmesinde rol alan bir fermenttir. Böylece hazım sisteminin ilk reaksiyonu ağızda başlatılmış olmaktadır.
9- Tükrük, mikropların öldürülmesinde de mühim vazifeler yapar. Üremelerine mani olur. Şöyle ki:
a) Ağız ve dişleri yıkayıp mikropların bir arada tutulup yutulmalarına sebep olur. Yutulan tükrükteki mikroplar ise mide asidi ve pepsin ile Öldürülürler.
b) Tükürükte bulunan akyuvarlar mikropların tahribinde vazife alırlar.
c) Lokotaksin denen bir madde ile akyuvarların daha hızlı ve daha rahat hareket etmelerine sebep olurlar. Bu madde ağız mukozası hasarlarında daha fazla ifraz edilir. Opsonin denen maddelerle mikropların akyuvarlar tarafından fagositozunu kolaylaştırırlar. Lizozomlar ve diğer anti-bakteriyel tükürükte bot miktarda bulunurlar.
10- Tükrük sayesindedir ki insan susuzluğunu anlayabilir. Ağızda tükrük azaldığı zaman susama hissini alabilir.
11- Tükürüğün ıtrah fonksiyonu ile civa, kurşun, potasyum, iyodür, üre gibi maddeler yanında polimiyelit, kabakulak, kuduz, vs., mikropları atılabilir.
12- Tükrük, mide ve pankreas salgılarım refleks yolla uyarabilir.
13- Tükrük, diş çürümelerine mani olur.
Modern ilim bu kadar kompleks bir terkibi olan ve bu kadar çok vazifelerle tavzif edilen tükürüğün terkibi ve vazifelerinin ancak bir kısmını ve onları da daha ancak yeni yeni öğrenebilme durumundadır. Tükürüğü planlayan, imal edenin ve icra edenin insan anatomisini, fizyolojisini, biyokimyasını, bakteriyoloji, mikoloji, viroloji, histoloji, sistoloji, kimya, fizik vs., gibi sınırsız ilimlere vakıf olması gerekmektedir. Bu düşünür ve icraatçı acaba kör tesadüf mü? Yoksa şuursuz tükrük guddelerinin aynı derecede şuursuz hücreleri midir?