HaZaL
VIP Üye
The Division Ön İnceleme
The Division (Ön İnceleme)
The Division (Ön İnceleme)
Bir başka salgın hikayesi…
Tom Clancy adını belki de edebiyat dünyasından çok, oyun dünyası biliyor artık. Adını taşıyan oyunları Rainbow Six’in ilk oyunundan beri takip etme şansına eriştim. Ne yazık ki o acımasız taktik aksiyon/FPS oyunlarının zamanla, eşek kadar sembollerle “BURAYA GİTMELİSİNİZ” diye ipuçları içeren, Call of Duty kopyalarına dönüşmesine şahit oldum. Splinter Cell bile, Conviction’dan itibaren, alışılageldik çizginin dışına çıkmış ve Tom Clancy ismi, artık piyasa oyunların başına yerleşir olmuştu.
PlayStation 4 ve XBOX ONE’ın piyasaya çıkmalarıyla resmen başlayacak yeni nesil şimdiden avuçlarımızı kaşındırıyor. E3 2013′le birlikte sahneye çıkan pek çok yapım, bu konsollar için para biriktirme dürtüsü uyandırıyor. Ubisoft’un İsveç’teki stüdyosu Massive Entertainment tarafından geliştirilen The Division, hiç şüphe yok ki bu şovun öncü isimlerinden. Açık bir dünyada geçecek olan oyun, yeni konsollardaki online denemelerine yeni bir soluk getirecek gibi görünüyor.
http://i.imgur.com/sDAKtSP.jpg
the division The Division Ön İncelemeÖncelikle Massive Entertainment kimdir biraz göz atalım. İsveç’in Malmö kentinde yer alan firma, 1997 yılında kurulmuş. Ground Control ve World in Conflict gibi, RTS türüne yenilikler getiren iki seriden sonra, Assassin’s Creed: Revelations ve Far Cry 3′ün geliştirilmesine katkıda bulunmuşlar. Yani The Division’un arkasındaki kadro, hem FPS hem de RTS türünde oldukça tecrübeli, bu sayede yaratacakları online taktik aksiyon ortamının da potansiyeli epey yüksek diyebiliriz. Tabii aksiyon aksiyon derken şunu da unutmayalım; oyun aslında bir RYO olacak.
Oyunumuz, 2001′de ABD hükümeti tarafından, bir salgın hastalık simülasyonu olarak düzenlemiş Operation Dark Winter’ın gerçek hayata uyarlanmış hali üzerine kurulmuş. Oyunda, 2007′de George Bush tarafından imzalanan Directive 51 kanunu uyarınca, felaket durumunda Amerikan hükümetinin devamlılığını sağlayacak The Division adlı kuruluşun ajanlarından birini canlandıracağız. Oyunun hikayesine göre, salgın başlamış; ama, The Division ajanları bunun önüne geçememiştir. New York hem kara kışa hem de bu salgına teslim olmuştur. Artık kaosun hüküm sürdüğü bir adadan farksız olan New York’u düzene sokmak yine The Division ajanlarının sorumluluğundadır.
Tahmin edeceğiniz üzere, oyunun temel ögesi hayatta kalmak olacak. Yine sınırlı kaynaklar ve cephane ile yaşam mücadelesi veriyor olacağız. Oyunda en önemli yardımcımız, kol saatimiz. Pipboy’u andıran bu kol saati ile envanterimizi görüntüleyebiliyor, haritayı açabiliyor, yeteneklerimizi elden geçirebiliyor ve bunun gibi pek çok şey yapabiliyoruz. Yeri geldiğinde silahlarımızı ve yeteneklerimizi çatışmalarda konuşturmamız gerekiyor. Mesela oyunun bir kısmında, “çapulcular tarafından” işgal edilen bir binayı kurtarmak için çatışmaya giriyor, ardından hem ölenlerden hem de binadan çeşitli ganimetler toplayabiliyoruz.
Karakterlerinize “Sleeper Agent” deniyor ve oyuna başladığınızda, o ajanı uyandırmış oluyorsunuz. Oyun size üç günlük yiyecek, su ve erzak temin ediyor. Ardından mücadeleye başlıyor ve kendinize kaynak sağlayabileceğiniz yerler arıyorsunuz. Oyunda yalnız değilsiniz; oyun içi eşleştirme sistemi sayesinde, genellikle bir takımın parçası olarak ilerliyorsunuz. Tabii burada takım koordinasyonu önem kazanıyor. Arkadaşlarınıza Buff sağlamak, haritada düşmanları işaretlemek, yeri geldiğinde erzakları onlara bırakmak gibi pek çok davranış sizden bekleniyor olacak.
Oyunda zengin bir yetenek ağacı var. Bu yetenekler sadece hasar artırımı ya da rakibi baskı altına almak değil; aynı zamanda özel ekipmanları, belli bir cooldown süresiyle kullanabilme imkanı da tanıyor. Mesela bir radar dalgası yaratarak, etrafınızdaki tüm düşmanları kısa bir süreliğine görünür yapabiliyorsunuz. Veya, özel bir bombayı düşmanların üzerine fırlatıp, zamandan kazanabiliyorsunuz. Oyunda yeri geldiğinde zamanla da yarışmanız gerekiyor; bir yeri kurtardıktan sonra, sizi alması için beklediğiniz araç henüz gelmemişken, diğer oyuncularla çatışmaya girmek zorunda kalabilir ve ganimetinizi kaybedebilirsiniz. Ganimetler, The Division’un sunduğu kıtlık ortamında, envanterinizi genişletmek için en önemli yol olarak göze çarpıyor.
http://i.imgur.com/sYEyQqH.jpg
The Division Ön İncelemeOyunda çeşitli Fraksiyonlar bulunuyor. Mesela, Deus Ex: Human Revolution’da da adı geçen FEMA bunlardan biri. Bazıları insanların yararını düşünüp, size yardımcı olabilecekken; bazıları kendi çıkarlarını kollamak istediği için karşınıza dikilecek. Yani aslında ajanlarımız, tam bir kurtlar sofrasına düşmüş durumda. Kime güvenip kime güvenemeyeceklerini iyi seçmeli, yeteneklerini bu ölçüde kullanmalılar. Ayrıca hem Android hem de iOS tabletlerde çalışacak bir yardımcı uygulama sayesinde, haritayı yukarıdan inceleyecek; düşmanları işaretleme, bölgeleri gözlemleme, iyileştirme drone’u gönderme, yetenekleri açma/kapatma gibi pek çok işlevde bulunup, oyun deneyiminizi arttırabileceksiniz.
Oyun grafik açıdan epey ileri düzeyde ki zaten yeni nesil konsollar ve PC’ye gelecek oyundan böyle bir şey bekleniyordu. Snowdrop adlı grafik motorunu kullanan oyunda, animasyonlar en ince detayına kadar gözlemlenebiliyor. Binalar, araçlar, kar taneleri, duman, sis gibi pek çok görsel öge, şu anki konsolların muhtemelen kaldıramayacağı kadar geniş bir mesafeye yayılmış durumda. Çok çok uzaklarda bile bir şeylerin yaşandığını görebiliyorsunuz. Bu da oyunun ne kadar büyük bir ortamda geçtiğini ortaya koyarken, atmosferi de güçlendiriyor.
Ses efektlerine başarılı diyebiliriz. Özellikle sesli iletişimin artık harici donanım gerektirmeden gerçekleşeceği yeni nesilde, bu çok önem taşıyor. Çatışma seslerinin arasında, telsiz sesleri kaybolmuyor. Birbirinizi duymaya devam edebiliyorsunuz. Takım olarak çalışmanın önemini yukarıda da belirtmiştik, bu yüzden iletişim halinde kalmak gerekiyor. Oyunun sesleri işleme yeteneği, buna engel olmuyor. Şu an müzikler için fazla bir şey söylemek mümkün değil; çünkü oyunun bir demosu dahi yok. Fakat bu bir online oyun olduğundan, müziğin öne çok da çıkacağını düşünmüyorum. Karakter seslendirmeleri vs. başarılı görünüyor ki zaten oyunun geneline yayılmış bir seslendirme olacak gibi. Atmosferin baltalanmaması için özen gösteriliyor diyebiliriz.
The Division, 2014 yılında gelecek. Evet, oyunun önünde belki de bir yıl daha var. Bu bir yıllık süreçte ne gibi geliştirmeler yapacaklar, bilemeyiz; ama PS4, Wii U ya da XBOX ONE almayı düşünenler için yeterli bir süre olduğunu söyleyebiliriz. PC’lerinizi de hazır tutmanız gerekebilir; çünkü şu anki haberlere göre PC versiyonunda herhangi bir traşlamaya gidilmeyecek. The Division, son dönemde revaçta olan felaket senaryolarına dair yeni bir yapım olarak karşımıza çıkmak üzere; temenni edelim de Tom Clancy adını layıkıyla taşısın ve bu türdeki yüzlerce denemenin arasında kaybolup gitmesin.
The Division (Ön İnceleme)
Bir başka salgın hikayesi…
Tom Clancy adını belki de edebiyat dünyasından çok, oyun dünyası biliyor artık. Adını taşıyan oyunları Rainbow Six’in ilk oyunundan beri takip etme şansına eriştim. Ne yazık ki o acımasız taktik aksiyon/FPS oyunlarının zamanla, eşek kadar sembollerle “BURAYA GİTMELİSİNİZ” diye ipuçları içeren, Call of Duty kopyalarına dönüşmesine şahit oldum. Splinter Cell bile, Conviction’dan itibaren, alışılageldik çizginin dışına çıkmış ve Tom Clancy ismi, artık piyasa oyunların başına yerleşir olmuştu.
PlayStation 4 ve XBOX ONE’ın piyasaya çıkmalarıyla resmen başlayacak yeni nesil şimdiden avuçlarımızı kaşındırıyor. E3 2013′le birlikte sahneye çıkan pek çok yapım, bu konsollar için para biriktirme dürtüsü uyandırıyor. Ubisoft’un İsveç’teki stüdyosu Massive Entertainment tarafından geliştirilen The Division, hiç şüphe yok ki bu şovun öncü isimlerinden. Açık bir dünyada geçecek olan oyun, yeni konsollardaki online denemelerine yeni bir soluk getirecek gibi görünüyor.
http://i.imgur.com/sDAKtSP.jpg
the division The Division Ön İncelemeÖncelikle Massive Entertainment kimdir biraz göz atalım. İsveç’in Malmö kentinde yer alan firma, 1997 yılında kurulmuş. Ground Control ve World in Conflict gibi, RTS türüne yenilikler getiren iki seriden sonra, Assassin’s Creed: Revelations ve Far Cry 3′ün geliştirilmesine katkıda bulunmuşlar. Yani The Division’un arkasındaki kadro, hem FPS hem de RTS türünde oldukça tecrübeli, bu sayede yaratacakları online taktik aksiyon ortamının da potansiyeli epey yüksek diyebiliriz. Tabii aksiyon aksiyon derken şunu da unutmayalım; oyun aslında bir RYO olacak.
Oyunumuz, 2001′de ABD hükümeti tarafından, bir salgın hastalık simülasyonu olarak düzenlemiş Operation Dark Winter’ın gerçek hayata uyarlanmış hali üzerine kurulmuş. Oyunda, 2007′de George Bush tarafından imzalanan Directive 51 kanunu uyarınca, felaket durumunda Amerikan hükümetinin devamlılığını sağlayacak The Division adlı kuruluşun ajanlarından birini canlandıracağız. Oyunun hikayesine göre, salgın başlamış; ama, The Division ajanları bunun önüne geçememiştir. New York hem kara kışa hem de bu salgına teslim olmuştur. Artık kaosun hüküm sürdüğü bir adadan farksız olan New York’u düzene sokmak yine The Division ajanlarının sorumluluğundadır.
Tahmin edeceğiniz üzere, oyunun temel ögesi hayatta kalmak olacak. Yine sınırlı kaynaklar ve cephane ile yaşam mücadelesi veriyor olacağız. Oyunda en önemli yardımcımız, kol saatimiz. Pipboy’u andıran bu kol saati ile envanterimizi görüntüleyebiliyor, haritayı açabiliyor, yeteneklerimizi elden geçirebiliyor ve bunun gibi pek çok şey yapabiliyoruz. Yeri geldiğinde silahlarımızı ve yeteneklerimizi çatışmalarda konuşturmamız gerekiyor. Mesela oyunun bir kısmında, “çapulcular tarafından” işgal edilen bir binayı kurtarmak için çatışmaya giriyor, ardından hem ölenlerden hem de binadan çeşitli ganimetler toplayabiliyoruz.
Karakterlerinize “Sleeper Agent” deniyor ve oyuna başladığınızda, o ajanı uyandırmış oluyorsunuz. Oyun size üç günlük yiyecek, su ve erzak temin ediyor. Ardından mücadeleye başlıyor ve kendinize kaynak sağlayabileceğiniz yerler arıyorsunuz. Oyunda yalnız değilsiniz; oyun içi eşleştirme sistemi sayesinde, genellikle bir takımın parçası olarak ilerliyorsunuz. Tabii burada takım koordinasyonu önem kazanıyor. Arkadaşlarınıza Buff sağlamak, haritada düşmanları işaretlemek, yeri geldiğinde erzakları onlara bırakmak gibi pek çok davranış sizden bekleniyor olacak.
Oyunda zengin bir yetenek ağacı var. Bu yetenekler sadece hasar artırımı ya da rakibi baskı altına almak değil; aynı zamanda özel ekipmanları, belli bir cooldown süresiyle kullanabilme imkanı da tanıyor. Mesela bir radar dalgası yaratarak, etrafınızdaki tüm düşmanları kısa bir süreliğine görünür yapabiliyorsunuz. Veya, özel bir bombayı düşmanların üzerine fırlatıp, zamandan kazanabiliyorsunuz. Oyunda yeri geldiğinde zamanla da yarışmanız gerekiyor; bir yeri kurtardıktan sonra, sizi alması için beklediğiniz araç henüz gelmemişken, diğer oyuncularla çatışmaya girmek zorunda kalabilir ve ganimetinizi kaybedebilirsiniz. Ganimetler, The Division’un sunduğu kıtlık ortamında, envanterinizi genişletmek için en önemli yol olarak göze çarpıyor.
http://i.imgur.com/sYEyQqH.jpg
The Division Ön İncelemeOyunda çeşitli Fraksiyonlar bulunuyor. Mesela, Deus Ex: Human Revolution’da da adı geçen FEMA bunlardan biri. Bazıları insanların yararını düşünüp, size yardımcı olabilecekken; bazıları kendi çıkarlarını kollamak istediği için karşınıza dikilecek. Yani aslında ajanlarımız, tam bir kurtlar sofrasına düşmüş durumda. Kime güvenip kime güvenemeyeceklerini iyi seçmeli, yeteneklerini bu ölçüde kullanmalılar. Ayrıca hem Android hem de iOS tabletlerde çalışacak bir yardımcı uygulama sayesinde, haritayı yukarıdan inceleyecek; düşmanları işaretleme, bölgeleri gözlemleme, iyileştirme drone’u gönderme, yetenekleri açma/kapatma gibi pek çok işlevde bulunup, oyun deneyiminizi arttırabileceksiniz.
Oyun grafik açıdan epey ileri düzeyde ki zaten yeni nesil konsollar ve PC’ye gelecek oyundan böyle bir şey bekleniyordu. Snowdrop adlı grafik motorunu kullanan oyunda, animasyonlar en ince detayına kadar gözlemlenebiliyor. Binalar, araçlar, kar taneleri, duman, sis gibi pek çok görsel öge, şu anki konsolların muhtemelen kaldıramayacağı kadar geniş bir mesafeye yayılmış durumda. Çok çok uzaklarda bile bir şeylerin yaşandığını görebiliyorsunuz. Bu da oyunun ne kadar büyük bir ortamda geçtiğini ortaya koyarken, atmosferi de güçlendiriyor.
Ses efektlerine başarılı diyebiliriz. Özellikle sesli iletişimin artık harici donanım gerektirmeden gerçekleşeceği yeni nesilde, bu çok önem taşıyor. Çatışma seslerinin arasında, telsiz sesleri kaybolmuyor. Birbirinizi duymaya devam edebiliyorsunuz. Takım olarak çalışmanın önemini yukarıda da belirtmiştik, bu yüzden iletişim halinde kalmak gerekiyor. Oyunun sesleri işleme yeteneği, buna engel olmuyor. Şu an müzikler için fazla bir şey söylemek mümkün değil; çünkü oyunun bir demosu dahi yok. Fakat bu bir online oyun olduğundan, müziğin öne çok da çıkacağını düşünmüyorum. Karakter seslendirmeleri vs. başarılı görünüyor ki zaten oyunun geneline yayılmış bir seslendirme olacak gibi. Atmosferin baltalanmaması için özen gösteriliyor diyebiliriz.
The Division, 2014 yılında gelecek. Evet, oyunun önünde belki de bir yıl daha var. Bu bir yıllık süreçte ne gibi geliştirmeler yapacaklar, bilemeyiz; ama PS4, Wii U ya da XBOX ONE almayı düşünenler için yeterli bir süre olduğunu söyleyebiliriz. PC’lerinizi de hazır tutmanız gerekebilir; çünkü şu anki haberlere göre PC versiyonunda herhangi bir traşlamaya gidilmeyecek. The Division, son dönemde revaçta olan felaket senaryolarına dair yeni bir yapım olarak karşımıza çıkmak üzere; temenni edelim de Tom Clancy adını layıkıyla taşısın ve bu türdeki yüzlerce denemenin arasında kaybolup gitmesin.