Gökkusagi
Kıdemli Üye
Tevazu - Kalp huzuruna ulaştıran yol
Tevazu - Kalp huzuruna ulaştıran yol
“Zenginlik çok mala değil, tevazu faziletine sahip olmaktır.” (Buhari)
Cemiyet indinde bir itibara sahip olmak maksadıyla birçok insan şahsını yahut servetini ön plana çıkarmaktadır ancak bu sahici bir itibara sahip olmaları için kafi gelmemektedir. Sahip olunan bu sahte itibar mezkur kişileri de hoşnut etmemektedir. Zira insan, hasetin üzerine inşa edilmiş bir saygıyı genel itibariyle arzulamaz.
Müslüman samimiyetle, yani davranışlarında sadece Allah’ın rızasını hedefleyerek hareket etmekle yükümlüdür. Bu nedenle derunu insanlar indinde itibar ve tasdik görme düşüncesinden beri olmalıdır. Zira Hak rızası İslam’da en nihai amaç olarak tarif edilegelmiştir.
Tevazu fazileti ile ahlaklanmış olan insan hem kendisi ile hem de çevresi ve sahip olduğu konumu ile barışık halde yaşar. Tevazu, insanı haddini aşmaktan ve ölçüsüzlük, bencillik gibi kötü huyların pençesine düşmekten korur. Bu aynı zamanda, bir servet edinme imkanına pekala sahip olan ancak mütevazı bir şekilde yaşamayı tercih eden Efendimizin de tarz-ı hayatı idi.
Haset ve rekabet duygularını köreltmek suretiyle sosyal dayanışmayı da büyük ölçüde pekiştirmekte olan tevazu insanlara şükrü sabrı ve kanaati telkin eder. Özetle söyleyecek olursak: Kalp huzuruna ulaşmamızın yolu tevazu fazileti ile ahlaklanmakla mümkündür.
“Zenginlik çok mala değil, tevazu faziletine sahip olmaktır.” (Buhari)
Cemiyet indinde bir itibara sahip olmak maksadıyla birçok insan şahsını yahut servetini ön plana çıkarmaktadır ancak bu sahici bir itibara sahip olmaları için kafi gelmemektedir. Sahip olunan bu sahte itibar mezkur kişileri de hoşnut etmemektedir. Zira insan, hasetin üzerine inşa edilmiş bir saygıyı genel itibariyle arzulamaz.
Müslüman samimiyetle, yani davranışlarında sadece Allah’ın rızasını hedefleyerek hareket etmekle yükümlüdür. Bu nedenle derunu insanlar indinde itibar ve tasdik görme düşüncesinden beri olmalıdır. Zira Hak rızası İslam’da en nihai amaç olarak tarif edilegelmiştir.
Tevazu fazileti ile ahlaklanmış olan insan hem kendisi ile hem de çevresi ve sahip olduğu konumu ile barışık halde yaşar. Tevazu, insanı haddini aşmaktan ve ölçüsüzlük, bencillik gibi kötü huyların pençesine düşmekten korur. Bu aynı zamanda, bir servet edinme imkanına pekala sahip olan ancak mütevazı bir şekilde yaşamayı tercih eden Efendimizin de tarz-ı hayatı idi.
Haset ve rekabet duygularını köreltmek suretiyle sosyal dayanışmayı da büyük ölçüde pekiştirmekte olan tevazu insanlara şükrü sabrı ve kanaati telkin eder. Özetle söyleyecek olursak: Kalp huzuruna ulaşmamızın yolu tevazu fazileti ile ahlaklanmakla mümkündür.