Tesettürde ucubeliğin sebebi

Konusunu Sadefan`da Görüntülemektesiniz!..

Tesettürde ucubeliğin sebebi, konusunda bu İçerik Tesettürde ucubeliğin sebebi hakkında en yeni bilgileri, yorumları ve detaylı paylaşımı keşfedin.

Tesettürde ucubeliğin sebebi

Tesettürde ucubeliğin sebebi - Sadefan.com Forumlarında paylaşılmıştır.

kivra

Tecrübeli Üye

Tesettürde ucubeliğin sebebi

Tesettürde ucubeliğin sebebi

KUR’AN’A GÖRE TESETTÜR

Facebookta dolaşan bir resim var.
Bu resmi görenler kadına Yuhh çekmekte.
Kimisi inanamayıp photoshop olduğunu ileri sürmekte ama benzerlerine reelde kendimiz de şahit olmaktayız.
Peki kabahat bu ve bunun gibi altı kaval üstü şişhane giyinen kadınlarda mı?
Yoksa kadınlara yapılan yanlış telkinlerde, millete dayatılan yanlış bilgilerde mi?
Saçı açık kadınları günahkar görürsen, hatta aşağılaşıp namussuz-orospu diye nitelersen, saçının bir telini gösterenin cehennemde 70 yıl yanacağını söylersen, kadınlara-kızlara sürekli türban telkininde

bulunursan; olacağı budur, kimisi de çıkar, başını
kapar kıçını açar..

Peki Kur’an neyi yasaklıyor?

Kur’an’da tesettürle ilgili 2 önemli ayet var.
Nur 31
وَقُل لِّلْمُؤْمِنَاتِ يَغْضُضْنَ مِنْ أَبْصَارِهِنَّ وَيَحْفَظْنَ فُرُوجَهُنَّ وَلَا يُبْدِينَ زِينَتَهُنَّ إِلَّا مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلَى جُيُوبِهِنَّ وَلَا يُبْدِينَ زِينَتَهُنَّ إِلَّا لِبُعُولَتِهِنَّ أَوْ آبَائِهِنَّ أَوْ آبَاء بُعُولَتِهِنَّ أَوْ أَبْنَائِهِنَّ أَوْ أَبْنَاء بُعُولَتِهِنَّ أَوْ إِخْوَانِهِنَّ أَوْ بَنِي إِخْوَانِهِنَّ أَوْ بَنِي أَخَوَاتِهِنَّ أَوْ نِسَائِهِنَّ أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُهُنَّ أَوِ التَّابِعِينَ غَيْرِ أُوْلِي الْإِرْبَةِ مِنَ الرِّجَالِ أَوِ الطِّفْلِ الَّذِينَ لَمْ يَظْهَرُوا عَلَى عَوْرَاتِ النِّسَاء وَلَا يَضْرِبْنَ بِأَرْجُلِهِنَّ لِيُعْلَمَ مَا يُخْفِينَ مِن زِينَتِهِنَّ وَتُوبُوا إِلَى اللَّهِ جَمِيعًا أَيُّهَا الْمُؤْمِنُونَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
Ve kul lil mu’minâti yagdudne min ebsârihinne ve yahfazne furûcehunne, ve lâ yubdîne zînetehunneillâ mâ zahera minhâ, vel yadribne bi humurihinne alâ cuyûbihinne, ve lâ yubdîne zînetehunne illâ li buûletihinne ev âbâihinne ev âbâi buûletihinne ev ebnâihinne ev ebnâi buûletihinne ev ıhvânihinne ev benî ıhvânihinne ev benî ehavâtihinne ev nisâihinne ev mâ meleket eymânuhunne evit tâbiîne gayri ulîl irbeti miner ricâli evit tıflillezîne lem yazharû alâ avrâtin nisâi, ve lâ yadribne bi erculihinne li yu’leme mâ yuhfîne min zînetihinn(zînetihinne), ve tûbû ilâllâhi cemîan eyyuhel mu’minûne leallekum tuflihûn(tuflihûne).

1. ve kul : ve de
2. li el mu'minâti : mü'min kadınlara
3. yagdudne : çeksinler, indirsinler
4. min ebsâri-hinne : (onların) gözlerinden, bakışlarından, bakışlarını
5. ve yahfazne : ve korusunlar
6. furûce-hunne : (onların) ırzları
7. ve lâ yubdîne : ve açmasınlar
8. zînete-hunne : (onların) ziynetleri
9. illâ : dışında, hariç
10. mâ : şey
11. zahera : zahir oldu
12. min-hâ : ondan
13. vel yadribne (ve li yadribne) : ve örtsünler
14. bi humuri-hinne : (onların) başörtüleri
15. alâ : üzerine
16. cuyûbi-hinne : (onların) yakaları
17. sadikîne : ve açmasınlar
18. zînete-hunne : (onların) ziynetleri
19. illâ : dışında, hariç
20. li buûleti-hinne : (onların) eşleri, kocaları
21. ev : veya
22. âbâi-hinne : (onların) babaları
23. ev : veya
24. âbâi buûleti-hinne : (onların) kocalarının babaları
25. ev : veya
26. ebnâi-hinne : (onların) oğulları
27. ev : veya
28. ebnâi buûleti-hinne : (onların) kocalarının oğulları
29. ev : veya
30. ıhvâni-hinne : (onların) erkek kardeşleri
31. ev : veya
32. benî ıhvâni-hinne : (onların) erkek kardeşlerinin oğulları
33. ev : veya
34. benî ehavâti-hinne : (onların) kız kardeşlerinin oğulları
35. ev : veya
36. nisâi-hinne : kadınlar
37. ev : veya
38. mâ meleket eymânu-hunne : (onların) ellerinin altında sahip oldukları, (cariyeler)
39. evit tâbiîne (ev et tâbiîne) : veya onlara tâbî olanlar, hizmetliler
40. gayri ulî el irbeti : kadına ihtiyaç duymayan
41. min er ricâli : erkeklerden
42. evit tıflillezîne : veya çocuklar ki onlar
43. lem yazharû : zahir olmaz, farkına varmaz
44. alâ avrâtin nisâ : kadınların avret yerlerine
45. ve lâ yadribne : ve vurmasınlar
46. bi erculi-hinne : (onların) ayakları
47. li yu'leme : bilinsin diye
48. mâ yuhfîne : gizlediklerini
49. min zîneti-hinne : (onların) ziynetlerinden
50. ve tûbû : ve tövbe edin
51. ilâllâhi (ilâ allâhi) : Allah'a
52. cemîan : topluca (hepiniz)
53. eyyu-hâ : ey
54. el mu'minûne : mü'minler
55. lealle-kum : umulur ki böylece siz
56. tuflihûne : felâha eresiniz
ve
Ahzap 59.
وَإِذَا بَلَغَ الْأَطْفَالُ مِنكُمُ الْحُلُمَ فَلْيَسْتَأْذِنُوا كَمَا اسْتَأْذَنَ الَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللَّهُ لَكُمْ آيَاتِهِ وَاللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ
Ve izâ belegal etfâlu minkumul hulume felyeste'zinû kemeste'zenellezîne min kablihim, kezâlike yubeyyinullâhu lekum âyâtih(âyâtihî), vallâhu alîmun hakîm(hakîmun).

1. ve izâ belegâ : ve ulaştığı, eriştiği zaman
2. el etfâlu : çocuklar
3. min-kum : sizden
4. hulume : erginlik çağı, bulûğ çağı
5. fe li yeste'zinû : o zaman izin istesinler
6. min kabli-him : onlardan önce
7. kezâlike : işte böyle, böylece
8. yubeyyinu allâhu : Allah beyan eder, açıklar
9. lekum : sizin için, size
10. âyâti-hi : âyetlerini
11. vallâhu : ve Allah
12. alîmun : alîm, en iyi bilendir
13. hakîmun : hüküm ve hikmet sahibi

Bunları Diyanet mealinden görelim:

Nur 31. Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. (Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesna, zînet (yer)lerini göstermesinler. Başörtülerini ta yakalarının üzerine kadar salsınlar. Zinetlerini, kocalarından, yahut babalarından, yahut kocalarının babalarından, yahut oğullarından, yahut üvey oğullarından, yahut erkek kardeşlerinden, yahut erkek kardeşlerinin oğullarından, yahut kız kardeşlerinin oğullarından, yahut müslüman kadınlardan, yahut sahip oldukları kölelerden, yahut erkekliği kalmamış hizmetçilerden, yahut da henüz kadınların mahrem yerlerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başkalarına göstermesinler. Gizledikleri zinetler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey mü’minler, hep birlikte tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz!

Ahzap 59. Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına söyle, bedenlerini örtecek elbiselerini giysinler. Bu, onların tanınıp incitilmemelerine de daha uygundur. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

Asıl konumuz Nur 31’le ilgili. Çünkü Ahzap 59’da sadece kadınların dışarıya çıktıklarında dış giysilerini giymeleri söyleniyor. Böylece tanınır, taciz edilmezler diyor. Ayetin amacı belli, cariyelerle hür kadınları ayırmak.

Nur 31’iin çevirisine baktığımızda tesettür olarak başörtüsü var ve bir de ziynetler var. Ziynetler konusunda 2 farklı görüş var.
Biri cinsel uzuvlar, diğeri ise küpe, kolye, zincir, bilezik, halhal vs. takılar.
Ziynetler cinsel uzuv olsa, görünen kısımlar müstesna ne demek?
Cinsel uzuvların mecburen görünen kısımları mı var?
Ayrıca bir kadın babasına, kayınpederine, oğullarına, yahut erkek kölesine-hizmetkarına cinsel uzvunu nasıl gösterir?
Bu mümkün olmadığına göre ziynetten kasıt takılardır.
O halde Diyanet’e ve o yönde meallendiren din adamlarına göre kadının kapanması gereken yer saçıdır. Çünkü meallerden kadınların ırzlarını korumaları için başlarını örtmelerinin istendiği anlamı çıkarılmaktadır. Ve topluma da böyle anlatılmaktadır.
Ayette cinsel yerlerin örtülmesiyle ilgili hiçbir ifadeye yer verilmemektedir. Bu durumda bunların gösterilmesi serbest ama saçların gösterilmesi yasak-günah mı anlayacağız?

Diyanet ve benzer çizgidekilerin mealleri gibi örtünme saça-başa indirgenince bu anlaşılıyor.
Ayette bir eksiklik ortaya çıksa da bu onlar için sorun teşkil etmiyor.
Çünkü sığınacakları yer var.
“kur’an’da belirtilmemiş ama hadislerde var” diyerek karşınıza uydurma hadisleri çıkarırlar.
Bu hadislerle kadınları gözlerine varana kadar kapatırlar.
Sanki Allah bunca ayetin arasında bir cümle ile bunu emretmekten acizmiş gibi.

Ya da diyeceklerdir ki “Oralardan bahsetmeye gerek duymamış, çünkü zaten onlar örtülüyor”.
Bu da geçersiz, hala Afrika’da önünü bile kapatmayan insanlar var.
Ya da önüne bir bez sarmış ama memeleri de, bacakları da tamamen açık yaşıyorlar.
Bu insanlara Diyanetin mealini okusalar, başlarına bir bez parçası kapatıp yine çıplak dolanırlar.
Resimdeki kadın da benzer mantıkta olmalı.
Ya da sadece başörtüsü baskısı olduğundan diğer taraflarını önemsememiş görünüyor.

Diyanet zihniyetiyle düşünürsek; Allah ne hikmetse bir kitabında namusluya başını örttürüyor, diğer kitabında fahişeye..
Tevrat’tan:

Yaratılış/38/14. Tamar üzerindeki dul giysilerini çıkardı.
Peçesini örttü, sarınıp Timna yolu üzerindeki Enayim Kapısı`nda oturdu. Çünkü Şela büyüdüğü halde onunla evlenmesine izin verilmediğini görmüştü.

15. Yahuda onu görünce fahişe sandı. Çünkü yüzü örtülüydü.

Kutsal Kitap com
Bu bölümde Tamar’la Yahuda’nın öyküsünü okuyabilirsiniz.


Öyküde Yahuda’nın oğlu ölüyor. Geleneğe göre gelinini ikinci oğluna veriyor.
O da ölünce adam üçüncü oğluna almıyor gelinini.
Buna kızan gelin dulluk elbisesini çıkarıyor. Yüzüne peçe takıp kendisini fahişe imiş görüntüsü veriyor. Kaynatası Yahuda tanıyamadığı ve fahişe sandığı gelini ile yatmak istiyor.
Tamar yatma karşılığında kadın adamın mührünü, kuşağını ve değneğini istiyor.
Kadın gebe kalıyor ve yatma karşılığı aldığı Yahuda’nın özel eşyalarıyla, çocuğun kaynatasından olduğunu kanıtlıyor.

Cariyeler – Hür kadınlar

Gerek İslam öncesi Araplarda gerekse İslami dönemde cariyelerin başlarını örtmeleri, cilbab giymeleri yasaktı.
Çünkü hür kadınların cariyelerle karıştırılmaması ve cariyeler gibi taciz edilmemeleri istenirdi.
Bunun işareti de baştaki örtüydü.
Ahzap 59 ayeti bunun kanıtı olarak gösterilir. Ömer’in başını örten bir cariyeye vurup “Defâri…
O baş örtüsünü çıkar. Yoksa hür kadınlara mı benzemek istiyorsun?”
deyip cariyeyi başını örtmekten men etmesi de bir başka kanıt olarak gösterilir.
Araplarda da, Osmanlılarda da cariyeler başlarını örtemezdi.

Peki madem ki başörtüsü cariyelerle hür kadınları birbirinden ayırdetmek için ise; artık kölelik-cariyelik ortadan kalktığına göre, toplumun tüm kadınları hür vatandaş sayıldığına göre bu başörtüsü hala neden Kur’an emriymiş gibi ısrarla dayatılmaya çalışılıyor?!

İlk Şeyhülislam Molla Fenari’nin tesettür meali

yıl 1425. Yaklaşık 600 yıl önce Osmanlı’nın ilk şeyhülislam’ı Molla Fenari ilk Türkçe meali yapan olarak bilinir. O dönemlerde başörtüsü-türban sorunu yoktur ve bakın onun mealinde Nur suresindeki ayetler nasıl çevrilmiştir:

Nur 30. “Eyit mu’minlere: Örtsünler gözlerinin bir nicesin, dakı saklasunlar ferçlerini; ol arurakdur anlara.”

Yani; “Söyle (erkek) inananlara: Gözlerini sakınsınlar (haramdan) ve cinsel organlarını saklasınlar; bu onlar için daha temiz davranıştır.”

Nur 31. “Dakı eyit mu’mine avratlara: Örtsünler gözlerinin bir nicesin, dakı saklasınlar ferçlerini. Dakı göstermesinler bezeklerini. Dakı bıraksunlar derinceklerini göncükleri üzre.”

Yani; “Ve söyle inanan kadınlara: Gözlerini sakınsınlar haramdan ve saklasınlar cinsel organlarını. Ve göstermesinler ziynetlerini. Ve yakaları üzerine bıraksınlar örtülerini.”

(Muhammed bin Hamza, “Kur’an Tercümesi, Birinci Cilt, sa. 283-284)

Görüldüğü gibi Molla Fenari ayetteki furuj’u ferc sözcüğünün çoğulu olarak almış. Ferc sözcüğü cinsel organ anlamında kullanılırmış. Ayette başı örtmek geçmiyor. Örtü ile örtülmesi istenen saçları değil, göğüsleri-memeleri. Molla Fenari mealinde açık açık cinsel organlar diye yazabilmiş. Ama günümüz mealcileri onun kadar yürekli değil.





Not: Ben edebten yayınlamıyorum isteyen buradan bakabilir
http://s1.directupload.net/images/140811/temp/rvzmbbzo.gif
 
Tesettürde ucubeliğin sebebi her telden içerikler, Tesettürde ucubeliğin sebebi ile forum üyeleri farklı konuları keşfedebilir.
Geri
Üst