Sus Söyleme...

Konusunu Sadefan`da Görüntülemektesiniz!..

Sus Söyleme..., konusunda bu İçerik Sus Söyleme... hakkında en yeni bilgileri, yorumları ve detaylı paylaşımı keşfedin.

Sus Söyleme...

- Sadefan.com | Sus Söyleme... paylaşımı

Hülya

Bilgin Üye

Sus Söyleme...

Sus Söyleme...

Yakışıklı genç adam, İstanbulda, Sultan Ahmet Meydanında bir bankta oturmuştu. Hava güneşli, kuşlar da, insanlar da cıvıl cıvıldı. İçindeki neşe, genç adamın dudaklarında dans eden bir ıslığa dönüşmüş, hafif bir sesle çalıyordu.

Genç adam, içindeki yaşama sevinciyle çevreye bakınırken, biraz uzağındaki ağacın altındaki banka yeni gelen genç kızı gördü. İlk andan itibaren genç kızın yüzünün güzelliği ve bu güzelliği daha da artıran gülümseyişi dikkatini çekmişti. Kızın gülümseyişine dalmışken çevrede yayılan şarkıya da ilk defa dikkat etmişti. Gözlerini kızdan ayırmadan şarkıyı dinlemeye başladı;


Mazi yalanmış sanki, sanki bir rüya gördüm.
Yâr aşkıyla geçti de beyhude ömrüm,
Yâr gitti gurbete, gitti ah! gitti de
Boş şimdi ellerim, dertlidir gönlüm

Gözümde yaş, saçımda ak, gerisi yalan
Gün bu gündür anca yârle yaşanan
Eksildi takvimler, geçti ömrüm, geçti
Çektiğim ah!larım elimde kalan

Gün bu gündür anca yârle yaşanan cümlesi, genç adamın aklına çakılıp kalmıştı. Bu günü değerlendiremezsen, sevdiğinle yarının belki de hiç olmayacak diye düşündü.

Yakışıklı olduğunu düşünüyordu. Okuduğu edebiyat fakültesinden de destekli güzel cümlelerle kıza açılması gerektiğine karar verdi. Kendi kendini bir daha ikna etti; Şimdi cesaret etmezsen, bir daha hiç göremeyeceksin.

Genç adam cesaretini topladı, ayağa kalkıp, genç kızın yanına doğru yürüdü. Genç kız, yanına gelen genç adamı gördüğünde de gülümsemeye devam ediyordu. Genç adam, genç kızın meraklı ama neşeli bakışları altında hemen konuşmaya başladı;

-Merhaba, ben Sinan. Kusura bakmayın rahatsız ediyorum ama inanın güzelliğinizin ve gülümseyişinizin ihtişamı, güzel çiçeklerin kokusunun, bir kelebeği etkilemesi gibi beni cezbetti.

Sinan, genç kızın gülümseyişinin arttığını fark etti. Bunun üzerine konuşmasına devam ederken, genç kızın yanını eliyle göstererek oturabilir miyim?’ gibilerden işaret etti. Sinanın el işaretleriyle izin istemesini fark eden genç kız, biraz daha yana çekilerek oturacak yer açtı. Sinan, sevinçle otururken konuşmasına devam etti;

-İnanın sizi gördüğüm şu kısa sürede, güller için feryat eden bülbülleri anladım, ilk görüşte aşkı anladım, gecelere mehtaba karşı dalan âşıkları anladım. Bundan sonra mehtaba bakarken, gözümde sizin hayalinizi canlandıracağım, yıldızlarla konuşup, sizden haber soracağım. Yeter ki bana bir ümit veriniz, bir gülümseyiniz

Sinan cümlelerinin bu kısmına gelince durdu, ümit dolu bakışlarla genç kıza baktı. Genç kız da bir an durdu sonra gülümsemesine rağmen başını iki yana salladı. Tam bir şey söyleyecekti ki, Sinan atıldı, parmağıyla Sus işareti yaparak;

-Susunuz, lütfen söylemeyiniz. Bir olumsuz cümleniz yıkar beni, kalbim perişan olur. Oysa... oysa Hayır demediğiniz sürece bir umut kuşu yüreğimde çırpınıp duracaktır. Bir gün Evet, duyma ihtimaliyle sesinize kulak vereceğim. Her rüzgârda, hatta serçelerin sesinde haber bekleyeceğim.

Genç kız, yine başını iki yana salladı, yine konuşacakken Sinan engelledi;

-Hayır hayır susunuz, söylemeyiniz. Yıkmayınız ümit dünyamı, tüm kapıları kapatmayınız. Kalbinizi kazanmak! uzak ülke, olsun şimdilik tek ümidim sizle tanışmak, arkadaş olmak. Fakat öyle korkuyorum ki reddinizden.

Sinan, genç kızın Sultan Ahmet Meydanında bulunmasından eski eserlere, Osmanlı sanatına düşkün olabileceği ihtimalini çıkardı. Eski şiirlerden, divan şiirinden hatırlamaya çalıştı ama heyecandan aklına sadece birkaç kelime geliyor, bildiği şiirleri bile tam hatırlayamıyordu. Aklına gelen kelimelerden cümleler kurmak için çabaladı;

-Seher vakitlerinde uyanıp, bad-ı sabahtan soracağım seni. Bülbül yanarken gül sevdasına, benim ahım karışacak feryadına. Reddederseniz inanın rastlamazsanız ben kadar bedbahtına.

Aceleyle cebinden çıkardığı kağıda adını, telefonunu yazdı. Fırsattan istifade konuşmak isteyen genç kızı yine susturdu

-Susunuz, söylemeyiniz fermanımı, bir hayır sözüyle kanar içimde güller kanar, fırtınalar kopar, gönlümde nice yangınlar çıkar. Bir gün, belki bir gün Evet derseniz olurum anca bahtiyar.

Sinan, uzattığı kağıdı, nerdeyse zorla genç kızın eline tutuşturdu;

-Sizi daha fazla rahatsız etmeyeceğim, dönüp gideceğim sizsiz kapkara olan hayatıma, ömrüme. Önce alınız bu kağıdı, son ümidim olarak bekleyeceğim, benimle tanışmak isterseniz ismim ve telefonum var burda. Hoşçakalınız.

Cümlesi biter bitmez ayağa kalktı ve hızlı adımlarla uzaklaştı.

Geride şaşkın halde kalan genç kız bakışlarında buruk bir gülümseyiş, epey uzaklaşan gencin arkasından mırıldandı;

-He didn't let me tell something that I can't speak Turkish. (Söyletmedi ki, ben Türkçe bilmem)

 
Sus Söyleme... yaşam hikayeleri ve deneyimler, Sus Söyleme... ile kullanıcılar ilham verici öykülere ulaşabilir.
Geri
Üst