Şimdi özlediğimi söylesem
Şimdi özlediğimi söylesem
Hiç yaşanmamış ama hep akılda kalmış bir ömür hikayesi bizim aramızdaki.. Hani yaşanabilseydi böyle ekşimsi bir tatlılığı olur muydu; bilinmez.
http://db2.stb.s-msn.com/i/78/8D52199B93AA8D7298ABAE0F4A1B.jpg
Seninle yaşamadıklarımızı özlediğimi söylesem tuhaf olur mu? Sen anlar mısın ne demek istediğimi acaba? Başka birinden hiç duymadığına eminim, zaten ben de başkası için hiç böyle hissetmedim.
Ne zaman seni düşünsem ve seninle ilgili kurulmuş düşleri, garip bir yalnızlık basıyor içimi ve en çok sevdiğim yalnız hissinin bu olması tuhaf değil mi? Yalnızlığın çeşidi mi olur diyorsan içinden, inan oluyor.
Bir bayram sabahı kapısının çalınmasını bekleyen, cam kenarında iki insan yolu gözleyip sohbet etmek isteyen bir yüreğin yalnızlığına benzemiyor mesela benimki… Huysuzluğundan, kıskançlığından, cimriliğinden bütün dostlarını kaybetmiş birinin yalnızlığı da değil şükür başımdaki…
Sensizliğin yalnızlığı bu, içinde yaşanılmamış bir sevdanın ölü hayallerini taşıyor. Oysa hiçbir aşkın hayali mezara yakışmıyor!
Birlikte olabilseydik biraz daha, biraz daha tanısaydık birbirimiz, biraz daha sevişebilseydik; belki her şey bambaşka olurdu ve ölü doğmuş bir bebek gibi kucağıma vermezdi hayat umutlarımı.
Seninle ama en çok sensiz bir zamanın kül karası yalnızlığı bu. Sesimin nereye düştüğü belli değil, sesimi kaybetmişim adını söylerken ve yeni öğrendim ki; bir milyon kere aynı ismi söyleyince anlamsızlaşıyormuş isim de, sahibi de. O yüzden artık susuyorum!
Şimdi ben seni özlediğimi söylesem komik mi olur? Sen neyini özlediğimi sorsan, cevabı sonsuzlukta uzun bir sessizlik olarak kalır. Soğukta buz tutar, sonra parçalanır.
Yaşanamamış bir baharı, hiç kokusu duyulmamış bir anneyi özlemek gibi, ben yaşayamadıklarımızla özledim seni. Gelseydin, bu kadar özel olur muyduk; bilemedim!
Hiç yaşanmamış ama hep akılda kalmış bir ömür hikayesi bizim aramızdaki.. Hani yaşanabilseydi böyle ekşimsi bir tatlılığı olur muydu; bilinmez.
http://db2.stb.s-msn.com/i/78/8D52199B93AA8D7298ABAE0F4A1B.jpg
Seninle yaşamadıklarımızı özlediğimi söylesem tuhaf olur mu? Sen anlar mısın ne demek istediğimi acaba? Başka birinden hiç duymadığına eminim, zaten ben de başkası için hiç böyle hissetmedim.
Ne zaman seni düşünsem ve seninle ilgili kurulmuş düşleri, garip bir yalnızlık basıyor içimi ve en çok sevdiğim yalnız hissinin bu olması tuhaf değil mi? Yalnızlığın çeşidi mi olur diyorsan içinden, inan oluyor.
Bir bayram sabahı kapısının çalınmasını bekleyen, cam kenarında iki insan yolu gözleyip sohbet etmek isteyen bir yüreğin yalnızlığına benzemiyor mesela benimki… Huysuzluğundan, kıskançlığından, cimriliğinden bütün dostlarını kaybetmiş birinin yalnızlığı da değil şükür başımdaki…
Sensizliğin yalnızlığı bu, içinde yaşanılmamış bir sevdanın ölü hayallerini taşıyor. Oysa hiçbir aşkın hayali mezara yakışmıyor!
Birlikte olabilseydik biraz daha, biraz daha tanısaydık birbirimiz, biraz daha sevişebilseydik; belki her şey bambaşka olurdu ve ölü doğmuş bir bebek gibi kucağıma vermezdi hayat umutlarımı.
Seninle ama en çok sensiz bir zamanın kül karası yalnızlığı bu. Sesimin nereye düştüğü belli değil, sesimi kaybetmişim adını söylerken ve yeni öğrendim ki; bir milyon kere aynı ismi söyleyince anlamsızlaşıyormuş isim de, sahibi de. O yüzden artık susuyorum!
Şimdi ben seni özlediğimi söylesem komik mi olur? Sen neyini özlediğimi sorsan, cevabı sonsuzlukta uzun bir sessizlik olarak kalır. Soğukta buz tutar, sonra parçalanır.
Yaşanamamış bir baharı, hiç kokusu duyulmamış bir anneyi özlemek gibi, ben yaşayamadıklarımızla özledim seni. Gelseydin, bu kadar özel olur muyduk; bilemedim!