Şeyh Galip Hayatı
Şeyh Galip Hayatı
Şeyh Galip Hayatı
http://www.rehberdergisi.com/reshims/dergiicerik/2006042217.gif
Edebiyat eleştirmenleri ve tarihçileri tarafından Klâsik (divan) Türk Edebiyatının son büyük şairi ve temsilcisi olarak kabul edilen, aynı zamanda büyük bir mutasavvıf olan Şeyh Galip; sanat, kültür ve bir ilim merkezi olan İstanbul’da 1757’de doğdu. Asıl adı, Mehmet Esat’tır. Babası Mustafa Reşit Efendi, annesi Emine Hatun’dur. Osmanlı İmparatorluğu’nda Hümayun Kâtibi olarak görev yapan baba Mustafa Reşit Efendi, Mevlevîliğe ve Melâmîliğe bağlı, şiirle de uğraşan, kültürlü aydın bir insandı. Şeyh Galip’in dedesi Mehmet Efendi de tıpkı babası gibi Mevlevî tarikatı hadimlerinden âlim bir zattı. Bu bilgilerden anlaşıldığına göre Şeyh Galip, tasavvufla hemhâl olarak yoğrulan, mütefekkir, asil bir Osmanlı ailesine mensuptur.
Hüsn ü Âşk sahibi, ilköğrenimini babası Mustafa Reşit Efendi’den talim etti. Aynı zamanda babası Galip’e, Mevlevîliği sevdirdi ve bu tarikatın önemli eserlerini okuttu. Denebilir ki Şeyh Galip’i kendisi yapan Mevlevîliktir, Mevlâna Celâlettin-i Rumî’dir, Mevlâna Celâlettin-i Rumî’nin 11 defa baştan sona okuyup hıfzettiği Mesnevî’sidir. Babasından ilk şiir zevkini ve Mevlevîliğin rint dünyasının güzelliğini alan Şeyh Galip, Hamdi Efendi adında bir Arapça bilgininden Arapça dersleri okudu. Sonraları değişik hocalardan Arapça ve Farsça dersler alarak bu dilleri, şiirlerinden anlaşıldığına göre kusursuz olarak öğrenecektir. Çağının ünlü âlimleri ile tanışan Galip, onlardan dersler aldı. Çok genç yaştayken devrin ünlü âlim ve mütefekkirleri tarafından takdir edilen Şeyh Galip, güçlü bir şair, geniş kültürlü bir aydın olarak çevresinde tanındı. Ders aldığı hocalar arasında Galata Mevlevîhanesi Şeyhi Hüseyin Efendi de vardı. Zamanın en tanınmış hocası Neşet Efendiden de dersler aldı. Neşet Efendi, genç Şeyh Galip'in şairlik yeteneğini çabuk fark etti ve yazdığı şiirleri beğenerek ona, "Esat" takma adını önerdi. Şeyh Galip de hocasını kırmayarak bir ara "Esat" takma adıyla şiirler yazdı. Bu mahlâsın başkaları tarafından da kullanıldığını fark eden Hüsn ü Âşk şairi, "Galip" adını kullanmaya başladı. Her iki mahlâsı birlikte kullandığı da görüldü. 1787 yılından sonra artık sadece, “Galip” mahlâsını kullandı. Böylece, asıl adı olan Mehmet Esat unutulmuş ve daha sonraları hep "Şeyh Galip" olarak bilinmiştir.
Şeyh Galip Hayatı
http://www.rehberdergisi.com/reshims/dergiicerik/2006042217.gif
Edebiyat eleştirmenleri ve tarihçileri tarafından Klâsik (divan) Türk Edebiyatının son büyük şairi ve temsilcisi olarak kabul edilen, aynı zamanda büyük bir mutasavvıf olan Şeyh Galip; sanat, kültür ve bir ilim merkezi olan İstanbul’da 1757’de doğdu. Asıl adı, Mehmet Esat’tır. Babası Mustafa Reşit Efendi, annesi Emine Hatun’dur. Osmanlı İmparatorluğu’nda Hümayun Kâtibi olarak görev yapan baba Mustafa Reşit Efendi, Mevlevîliğe ve Melâmîliğe bağlı, şiirle de uğraşan, kültürlü aydın bir insandı. Şeyh Galip’in dedesi Mehmet Efendi de tıpkı babası gibi Mevlevî tarikatı hadimlerinden âlim bir zattı. Bu bilgilerden anlaşıldığına göre Şeyh Galip, tasavvufla hemhâl olarak yoğrulan, mütefekkir, asil bir Osmanlı ailesine mensuptur.
Hüsn ü Âşk sahibi, ilköğrenimini babası Mustafa Reşit Efendi’den talim etti. Aynı zamanda babası Galip’e, Mevlevîliği sevdirdi ve bu tarikatın önemli eserlerini okuttu. Denebilir ki Şeyh Galip’i kendisi yapan Mevlevîliktir, Mevlâna Celâlettin-i Rumî’dir, Mevlâna Celâlettin-i Rumî’nin 11 defa baştan sona okuyup hıfzettiği Mesnevî’sidir. Babasından ilk şiir zevkini ve Mevlevîliğin rint dünyasının güzelliğini alan Şeyh Galip, Hamdi Efendi adında bir Arapça bilgininden Arapça dersleri okudu. Sonraları değişik hocalardan Arapça ve Farsça dersler alarak bu dilleri, şiirlerinden anlaşıldığına göre kusursuz olarak öğrenecektir. Çağının ünlü âlimleri ile tanışan Galip, onlardan dersler aldı. Çok genç yaştayken devrin ünlü âlim ve mütefekkirleri tarafından takdir edilen Şeyh Galip, güçlü bir şair, geniş kültürlü bir aydın olarak çevresinde tanındı. Ders aldığı hocalar arasında Galata Mevlevîhanesi Şeyhi Hüseyin Efendi de vardı. Zamanın en tanınmış hocası Neşet Efendiden de dersler aldı. Neşet Efendi, genç Şeyh Galip'in şairlik yeteneğini çabuk fark etti ve yazdığı şiirleri beğenerek ona, "Esat" takma adını önerdi. Şeyh Galip de hocasını kırmayarak bir ara "Esat" takma adıyla şiirler yazdı. Bu mahlâsın başkaları tarafından da kullanıldığını fark eden Hüsn ü Âşk şairi, "Galip" adını kullanmaya başladı. Her iki mahlâsı birlikte kullandığı da görüldü. 1787 yılından sonra artık sadece, “Galip” mahlâsını kullandı. Böylece, asıl adı olan Mehmet Esat unutulmuş ve daha sonraları hep "Şeyh Galip" olarak bilinmiştir.