Sensizliği Yok Etmek İstiyorum..!
Sensizliği Yok Etmek İstiyorum..!
Sensizliği Yok Etmek İstiyorum..!
İçimden yüreğim den bir şeyler kopup düşüp dağılıyor
sonbahardaki hazan yaprakları gibi yerlere düştükçe çıtır çıtır ötüyor
un ufak olup her tarafa uçuşuyor…
Bu zalim kentin dört bir tarafına
parçacıklar halinde darmadağın olmuş toplamakta zorluk çekiyorum…
Karakış fırtınaları kopuyor içimde o kara kara bulutları sığdıramıyorum içime…
İçim içime sığmıyor bende bu kente ve dünyaya sığmıyorum sanki…
Sensizlik doluyor içime sadece…
Karşı gelmeye çalıştıkça göğüs germeye çalıştıkça daha çok gömülüyorum
sensizliğin dipsiz uçsuz bucaksız kuyusuna doğru…
Sensizlik kaplıyor dört bir yanımı…
İçim acıyor, yüreğim acıyor…
Sensizliği kendime alıştırmak için kendim acıtıyorum yüreğimi…
İsyan etmemeye çalışıyorum sensizliğe,
alıştırmaya çalışıyorum kendimi ama kabullenmek çok zor be küçüğüm…
Bu isyancı yüreğe anlatamıyorum kendimi
ne zaman bu özlemi bitirecek
ne zaman bu hasreti bitirecek anlatamıyorum…
Sensizlik kapıyı her gün defalarca çalıyor
ama açmıyorum kapıyı evde kimse yok sayıyorum…
Ama ne kadar yok saysam da hava gibi doluyor sensizlik içeriye
minicik bir zerre gibi bir şekilde dağılıyor ortalığa
o zaman her yerde sensizlik kokuyor be canım buram buram …
Her ne kadar seni yanımda hissetsem de
sesin kulaklarımda çınlasa da
elini elimde, tenini tenimde hissetsem de
kokunu duyabilsem de
her gece seni iyi geceler deyip öpsem de
uyandırmadan yanımda uyuyor gibi, yavaşça üzerini örtsem de
yanımda gibi sensizliği kapı dışarı edemiyorum…
İçimde bir SEN varsın, bir de SENSİZLİĞİN var…
İşte o zaman dayanamıyorum
ayaklarım beni taşıyamaz hale geliyor
ayaklarımın bağı çözülüyor ayakta duramıyorum…
Darmadağın oluyorum…
Ruhum ve mantığım bir türlü kabullenemiyor…
Kahrediyorum o zaman sensizliğe,
sensizliğe mahkum eden bu şehre, bu şehirde beni bağlayan her şeye…
Dünyanın bütün silahlarını aradaki yollara,
özlem ve hasrete doğrultup yok etmek istiyorum…
Ya da kendime doğrultup o silahları bendeki <sensizliği yok etmek> istiyorum
Sensizliği Yok Etmek İstiyorum..!
İçimden yüreğim den bir şeyler kopup düşüp dağılıyor
sonbahardaki hazan yaprakları gibi yerlere düştükçe çıtır çıtır ötüyor
un ufak olup her tarafa uçuşuyor…
Bu zalim kentin dört bir tarafına
parçacıklar halinde darmadağın olmuş toplamakta zorluk çekiyorum…
Karakış fırtınaları kopuyor içimde o kara kara bulutları sığdıramıyorum içime…
İçim içime sığmıyor bende bu kente ve dünyaya sığmıyorum sanki…
Sensizlik doluyor içime sadece…
Karşı gelmeye çalıştıkça göğüs germeye çalıştıkça daha çok gömülüyorum
sensizliğin dipsiz uçsuz bucaksız kuyusuna doğru…
Sensizlik kaplıyor dört bir yanımı…
İçim acıyor, yüreğim acıyor…
Sensizliği kendime alıştırmak için kendim acıtıyorum yüreğimi…
İsyan etmemeye çalışıyorum sensizliğe,
alıştırmaya çalışıyorum kendimi ama kabullenmek çok zor be küçüğüm…
Bu isyancı yüreğe anlatamıyorum kendimi
ne zaman bu özlemi bitirecek
ne zaman bu hasreti bitirecek anlatamıyorum…
Sensizlik kapıyı her gün defalarca çalıyor
ama açmıyorum kapıyı evde kimse yok sayıyorum…
Ama ne kadar yok saysam da hava gibi doluyor sensizlik içeriye
minicik bir zerre gibi bir şekilde dağılıyor ortalığa
o zaman her yerde sensizlik kokuyor be canım buram buram …
Her ne kadar seni yanımda hissetsem de
sesin kulaklarımda çınlasa da
elini elimde, tenini tenimde hissetsem de
kokunu duyabilsem de
her gece seni iyi geceler deyip öpsem de
uyandırmadan yanımda uyuyor gibi, yavaşça üzerini örtsem de
yanımda gibi sensizliği kapı dışarı edemiyorum…
İçimde bir SEN varsın, bir de SENSİZLİĞİN var…
İşte o zaman dayanamıyorum
ayaklarım beni taşıyamaz hale geliyor
ayaklarımın bağı çözülüyor ayakta duramıyorum…
Darmadağın oluyorum…
Ruhum ve mantığım bir türlü kabullenemiyor…
Kahrediyorum o zaman sensizliğe,
sensizliğe mahkum eden bu şehre, bu şehirde beni bağlayan her şeye…
Dünyanın bütün silahlarını aradaki yollara,
özlem ve hasrete doğrultup yok etmek istiyorum…
Ya da kendime doğrultup o silahları bendeki <sensizliği yok etmek> istiyorum