Behiye
Bilgin Üye
Senin neyine aşık oldum ben?
Senin neyine aşık oldum ben?
Aklımın hangi yalnızlığına denk geldiysen şimdi, hangi kıvrımları arasında tuhaf bir yol bulduysan kendine, bir zafer kazanmış edasıyla nasıl savurduysan içimdekileri, bütün kapıları kendime kapatıyorum şimdi.
http://db2.stb.s-msn.com/i/DA/6F411F8A278AF92636C55F8CDF2AF.jpg
Tuhaf bir şey seni sevmek; hiç bilmediğin bir şiiri ezberlediğini sanmak gibi… Oysa yürünmemiş bir yoldun benim için, tabii kanar sana kalbim, bütün rüyalardan da biraz olsun o sorumlu değil mi?
Kalbin kendi aklı olmalıydı oysa, onun aklıyla da seversen, o zaman gerçek aşk olmalıydı. Bu beynin altında, üstünde nasıl bir karmaşa yaratmışsa gençliğimiz, çocukluğumuz, hatta geçmişimiz, şimdi onların izlerine basarak yürüyoruz bu aşk yolunu.
O yüzden mesela bir gün hiç gereksiz yere sadece kollarına aşık oluyor beynim, kalbim gülüşün sanıyor. Kalbim sesine, ince davranışına, belimi öyle kavrayışına, sürprizlerine, sevişmelerimize hayran olduğunu düşünüyor.
Oysa aklın oyunları çok tuhaf! O bile kendi varlığını kavramış değil!
Kalbin kendi aklı olsaydı, belki o gülüşün altında yatan gerçekleri görebilirdi. Beynin yıllar öncesinden kalma gereksiz bir resmin peşinden böyle sürüklenmesine izin vermezdi. “Hop arkadaş, nereye bakalım? Baban gibi giyiniyor diye bir adama aşık olamazsın. Gel bakalım kenara..” diyerek seni savrulduğun o saçma ağların ortasından kurtarabilirdi.
Kalbin kendi aklı olsaydı, belki aşk bu kadar çok kurban vermezdi yalnızlığa…. Yalnızlığın, aldanmışlığın, geçmişin ve hiç bilemediğimiz sebeplerin peşine takılıp bir ömür sürüklenmemiz gerekmezdi.
Kalbin aklı olsaydı… Veya aklın bir kalbi olsaydı keşke….
Aklımın hangi yalnızlığına denk geldiysen şimdi, hangi kıvrımları arasında tuhaf bir yol bulduysan kendine, bir zafer kazanmış edasıyla nasıl savurduysan içimdekileri, bütün kapıları kendime kapatıyorum şimdi.
http://db2.stb.s-msn.com/i/DA/6F411F8A278AF92636C55F8CDF2AF.jpg
Tuhaf bir şey seni sevmek; hiç bilmediğin bir şiiri ezberlediğini sanmak gibi… Oysa yürünmemiş bir yoldun benim için, tabii kanar sana kalbim, bütün rüyalardan da biraz olsun o sorumlu değil mi?
Kalbin kendi aklı olmalıydı oysa, onun aklıyla da seversen, o zaman gerçek aşk olmalıydı. Bu beynin altında, üstünde nasıl bir karmaşa yaratmışsa gençliğimiz, çocukluğumuz, hatta geçmişimiz, şimdi onların izlerine basarak yürüyoruz bu aşk yolunu.
O yüzden mesela bir gün hiç gereksiz yere sadece kollarına aşık oluyor beynim, kalbim gülüşün sanıyor. Kalbim sesine, ince davranışına, belimi öyle kavrayışına, sürprizlerine, sevişmelerimize hayran olduğunu düşünüyor.
Oysa aklın oyunları çok tuhaf! O bile kendi varlığını kavramış değil!
Kalbin kendi aklı olsaydı, belki o gülüşün altında yatan gerçekleri görebilirdi. Beynin yıllar öncesinden kalma gereksiz bir resmin peşinden böyle sürüklenmesine izin vermezdi. “Hop arkadaş, nereye bakalım? Baban gibi giyiniyor diye bir adama aşık olamazsın. Gel bakalım kenara..” diyerek seni savrulduğun o saçma ağların ortasından kurtarabilirdi.
Kalbin kendi aklı olsaydı, belki aşk bu kadar çok kurban vermezdi yalnızlığa…. Yalnızlığın, aldanmışlığın, geçmişin ve hiç bilemediğimiz sebeplerin peşine takılıp bir ömür sürüklenmemiz gerekmezdi.
Kalbin aklı olsaydı… Veya aklın bir kalbi olsaydı keşke….