Sakalı Kesmek İle İlgili Hadisler

Konusunu Sadefan`da Görüntülemektesiniz!..

Sakalı Kesmek İle İlgili Hadisler, konusunda bu İçerik Sakalı Kesmek İle İlgili Hadisler hakkında en yeni bilgileri, yorumları ve detaylı paylaşımı keşfedin.

Sakalı Kesmek İle İlgili Hadisler

- Sadefan.com | Sakalı Kesmek İle İlgili Hadisler paylaşımı

Ask_Perisi

Bilgin Üye

Sakalı Kesmek İle İlgili Hadisler

Sakalı Kesmek İle İlgili Hadisler

Sakalı Kesmek İle İlgili Hadisler
HADİSLERDEN ÖRNEKLER

1- Birçok şia ve Sünni kaynaklarda Hz Emir-ül Mu'min (as), İbn-i Abbas, Abdullah b Abdullah ve Ebu Emame vasıtasıyla Hz Resulullah'tan (saa) şöyle nakledilmiştir: "Bıyıklarınızı kısaltın, ama sakallarınızı bırakın"

2- Şeyh Saduk "El-Fakih" kitabında Resulullah'tan (saa) şöyle nakletmektedir: "Mecisiler (Ateşperestler) sakallarını kesip bıyıklarını uzatıyorlar; ama biz (Müslümanlar) bıyığı kısaltıp sakalımızı bırakıyoruz"

3- Kaziruni "El-Munteka" kitabında bir hikayenin arasında şöyle nakletmektedir: "İran padişahı tarafından iki kişi Allah Resulü'nün (saa) yanına geldiklerinde kesilmiş sakallara ve uzatılmış ve burulmuş bıyıklara sahiplerdi Allah Resulü (saa) onlara hitaben şöyle buyurdu: "Yazıklar olsun size, kim sizi böyle yapmaya emretmiştir?" Cevapta şöyle dediler: "Bize bunu Rabbımız olan "Kisra" emretmiştir" Allah Resulü şöyle devam etti: "Ama benim Rabbım bana bıyığımı kısaltmayı ve sakalımı uzatmayı emretmiştir"

4- "Eş'asiyyât" kitabında İmam Cafer-i Sadık (as) vasıtasıyla babalarından, bilahare Emir-ül Mu'minin (as) kanalıyla Resulullah'tan (as) şöyle nakledilmiştir: "Sakal kesmek musle yapmak gibidir Musle yapan kimse Allah'ın rahmetinden uzak olsun"

5- Usul-ül Kafi kitabında Hz Emir-ül Mu'minin'den (as) nakledilen bir hadisin bir bölümünde şöyle geçmektedir: "Cünd-i Beni Mervan, geçmiş ümmetlerden sakallarını kesen ve bıyıklarını uzatıp buran topluluklardı Onların bu davranışı (bilahare) bazı hayvanların şekline dönüşüp mesh edilmelerine sebep oldu"

6- Mecme-ül Beyan tefsirinde İmam Cafer-i Sadık'tan (as) şöyle nakledilmiştir: "Bıyığı kısaltıp sakalı bırakmak, Hz İbrahim'in (as) sünnetlerindendir Allah Teala Kur'an-ı Mecid'de onun sünnetlerine uymamızı emretmiştir

8- Ali b Cafer kardeşi İmam Musa Kazım'a (as) "Sakal kesmek caiz midir?" diye sorunca, İmam (as) şöyle buyurdu: "Yüzün yukarı kısımlarını (yanakları) kesmenin sakıncası yoktur Ama ön ve aşağı kısımları tıraş etmek caiz değildir

8- "Serâir" kitabında Ahmeb b Ebi Nasr'da şöyle nakledilmiştir: "İmam Rıza'ya (as) "İnsanın sakalını kesmesi caiz midir?" diye sordum; İmam (as) şöyle buyurdu: "Yüzün üst kısımlarını (yanakları) kesmenin sakıncası yoktur Ama yüzün ön ve aşağı kısımlarını kesmek caiz değildir"

9- Merhum Şey Behai'nin "İtikadât Risalesi"nde şöyle yazmaktadır: "Sakal tıraş etmenin, kumar ve sair günahlar gibi haram olduğu, Şia ulemasının kesin fetvalarındandır

10- Müteşerrî ve mütedeyyin insanların hepsi, sakal tıraş etmeği münker ve kötü işlerden saymış ve saymakta ve bundan kaçınmaktadırlar Onların bu tavrı sakal kesmenin haramlığını ortaya koymaktadır"
 
Sakalı Kesmek İle İlgili Hadisler dini konular ve bilgiler, Sakalı Kesmek İle İlgili Hadisler ile inanç ve ibadet hakkında detaylı içerikler sunuluyor.
Bende şöyle bir ek yapim..

Sakal, Resûl-i Ekrem Efendimizin ehemmiyetli sünnetlerinden biridir. Hiçbir âlim farz olduğunu ileri sürmediği için, terkinde de farzın terki gibi bir hüküm verilmemiştir. Sakal sünnetinde Şafiî ile Hanefî arasında farklı görüş vardır. Şafiî ye göre sakal sünnettir. Kesimi ise sadece tenzihen mekruhtur.

Hanefi de ve diğer iki mezhepte ise hüküm farklıdır. Sakalı bıraktıktan sonra kesmek, tahrimen mekruhtur. (Ahmed Şahin)

Peygamber Efendimizin (a.s.m.) getirdiği esas, kaide ve prensipler hayatın bütün safhalarını içine alır. İbadetten muamelâta, ahlâktan insanın şahsî yaşayışına ve cemiyetin bütün unsurlarına kadar...

Peygamberimizin yaşayışı en güzel bir örnek ve mü'minler için en açık bir misaldir. Bu hususu Rabbimiz Kur'ân-ı Kerimde şöyle belirtir : «Gerçekten ALLAH'ı, âhiret gününü arzulayanlar ve ALLAH'ı çok zikredenler için, size ALLAH'ın Resulünde (takip edeceğiniz) pek güzel bir örnek vardır.» 1

Peygamberimizin birtakım sünnetleri vardır ki, bunlar, onun fıtrî muameleleri şeklindedir. Giyinip kuşanması, yeyip içmesi, vücudunun bakımı ve temizliği bu kabildendir. Bunların birçoğu muaşeret kaideleri sınıfına girmektedir. Mü'minler ise, bu sünnetlere uymakla hareketlerini nurlandırmış olurlar.

İşte bu fıtrî sünnetlerden bir kısmını Hz. Âişe validemiz Resul-i Ekrem Efendimizden şöyle rivayet etmektedir :

«On şey fıtrattandır (yaratılıştan olması gereken âdetlerdendir) : bıyığı kısaltmak, sakalı bırakmak, misvak kullanmak, buruna su çekmek, tırnakları kesmek, parmak aralarını yıkamak, koltuk altını temizlemek, etek tıraşı olmak, istinca ve istibra.» 2

Her insanın belli zamanlarda yapması gereken bu fıtrî sünnetler hem bir temizlik vasıtasıdır, hem de Peygamber âdetidir. İnsan bu vazifeleri yerine getirmekle hem bedenî vazifelerini yapmış, hem de sünnete uymakla manevî mükâfata kavuşmuş olur.

Bahsi geçen sünnetler içinde sakal bırakmak ve bıyıkları kısaltmak dış görünüş itibarıyla ayrı bir hususiyet taşımaktadır. Sevgili Peygamberimiz «Sakalı bırakın ve bıyıklarınızı kısaltın» derken «Müşriklere muhalefet edin» 3 buyurmakla da hikmet cihetini belirtmektedirler. Çünkü müşrikler sakallarını kesip bıyıklarını alabildiğine uzatırlardı.

İslâm âlimleri sakalı bırakma ölçüsü olarak bir tutamdan fazlasının kesilmesini ifade ederler. Hz. Ömer, sakalını uzatmış birini görerek bir tutamdan fazlasını kesmesini söylemiştir. Ebû Hüreyre gibi büyük bir Sahabî de (r.a.) sakalını tutar, bir tutamdan fazlasını keserdi. Abdullah bin Ömer'in de aynı şekilde hareket ettiği rivayet edilmektedir.

Fıkıh kitaplarımızda ifade edildiği gibi, sakalın kâmil mânâdaki şekli «arız» denilen yüzün iki tarafı ile çenede bırakılmasıdır. Şayet sadece çenede sakal bırakılsa sünnet yerine gelmiş olmaz.

Sakal bırakmakta ve diğer sünnetleri işlemekte mü'minin esas niyeti Peygamberimize uymak ve onu taklit etmektir. Bir Müslümanm gayesi, mümkün olduğu ölçüde sünnet-i seniyyeye her yönüyle uymaktır. Fakat buna muvaffak olmak ancak «ehass-ı havas» denilen bazı mümtaz şahsiyetlere mahsustur. Yalnızca müçtehid ve velî mertebesine varan zatlar bu sınıfa girer. Fakat herkes sünnetin tamamını yapamasa da, taraftarolmak, kabul etmek ve hâlis bir niyetle de yapmaya gayret göstermek mecburiyetindedir. Ancak bu niyet ve kararlılık içinde olmakla beraber, daha başka maslahatlar icabı olarak bazı sünnetleri yapmayanları ve yapamayanları çok büyük bir günaha girmiş gibi suçlamaya ve tahkir etmeye, küçük görmeye de hakkımız yoktur.

Sakal meselesine de bu ölçü içinde bakmak lâzımdır. Sakal bırakmak Peygamberimizin hem fiilî ve hem de kavlî bir sünnetidir. Mü'min bu sünneti işlemekle, âdetini ibadete çevirir ve büyük sevaba kavuşur. Sakal bırakmayanların mes'uliyet altına girdiklerini söyleyenmüçtehidler varsa da, bazı âlimler sakalı kesmenin tenzihen mekruh olduğunu ve hattâ son devir İslâm âlimlerinin bazıları da mubah olduğunu belirtmişlerdir.

Asrımızın büyük âlimi Bediüzzaman, «Bazı âlimler 'Sakalı tıraş etmek caiz değildir' demişler. Muradları, 'Sakalı bıraktıktan sonra tıraş etmek haramdır' demektir. Yoksa hiç bırakmayan, bir sünneti terk etmiş olur» 4 demektedir.

Bu durumda, sakalı bıraktıktan sonra kesenler, Hanefî, Hanbelî ve Maliki âlimlerince mes'ul duruma düşerlerse de, Şafiî âlimlerince —Gazali, İbni Hacer, Remli, Rafiî ve Nevevî—ye göre tenzihi bir mekruh işlemiş olmaktadırlar. Bu meselede Şafiî mezhebine uyan kimseler,bir mes'uliyet altına girmezler. 5

Bu sünneti işlemeye taraftar olmak, işleyenleri tebrik etmek, onlara hürmet etmek İslâmî bir davranış olduğu gibi, bırakamayanları veya bir mazeretinden dolayı terk edenleri de hor görüp küçük düşürücü konuşmak, büyük bir İslâmî eksiklikmiş gibi değerlendirmek de normal birhareket değildir. Hele bu meseleden dolayı Müslümanlar arasındaki birlik ve kardeşlik bağlarına zarar vermek, şuurlu Müslümanın yapacağı işlerden değildir.

Sakal bırakan kimselerin, sünnete göre bakımını yapmaları, sünnete hürmetin ifadesi olur. Bıyık meselesinde ise dinî ölçü, kılların üst dudağı kaplamaması, bıyığın herkesin kendi kaşının kılları uzunduğunda olması ve dudak hizasını geçmemesidir. "Bıyıkları kısaltın" hadisine uyan âlimler bıyıklarını ciltleri görünecek kadar kısaltmışlardır.



Kaynaklar:
1. Ahzab suresi, 21. ayet
2. Müslim, Tahare : 56; Neseî, Zinet: 1.
3. Buhari, Libas: 64.
4. Emirdağ Lahikası, s. 48:49.
5. Mezahibü'l-Erbaa,2 :44-45; İânetü'l-Tâlibîn, 2 : 340.
Kaynak: Mehmed Paksu, Helal Haram, Nesil yayınları, İstanbul, 1998, ss. 157-160

 
Geri
Üst