Trend
Tecrübeli Üye
Şahmeran Efsanesi
Şahmeran Efsanesi
Şahmeran Efsanesi / Tarsus
http://c1109.hizliresim.com/11/9/15/4128.jpg
Tarsus’la ilgili anlatılan çok sayıda hikaye içerisinde Şahmeran belki de en
ilginç olanıdır. Yılanların şahı olarak bilinen insan başlı, yılan gövdeli
Şahmeran’ın Camsab adında bir gençle olan hikayesini konu edinen bu
anlatı, Tarsus ve yakın çevresinde bilenen ve en çok anlatılan hikaye
olmuştur.
http://c1109.hizliresim.com/11/9/15/4139.jpg
( Adana' da bulunan YILAN KALE)
Günümüzden binlerce yıl önce, bugünkü Tarsus kenti civarlarında yedi
kat yerin dibindeki mağaralarda yaşayan yılanlar varmış.
http://c1109.hizliresim.com/11/9/15/4141.jpg
Meran adı verilen bu yılanlar, çok akıllı ve iyi yüreklilermiş. Arkadaşlığa,
dostluğa, sevgiye büyük önem vererek, barış içinde mutlu bir hayat
sürerlermiş.
http://c1109.hizliresim.com/11/9/15/4142.jpg
Meranların başında Şahmeran denilen eceleri varmış. Genç ve güzel bir
kadın olan Şahmeran hiç yaşlanmaz, öldüğü zamanda ruhu kızının
vücuduna geçermiş.
Geçmişten günümüze kadar gelen bu efsaneye göre Şahmeran'la
karşılaşan kişi Camsab'dır.
http://c1109.hizliresim.com/11/9/15/4147.jpg
Yoksul bir ailenin oğlu olan Camsab, evinin geçimini arkadaşları ile odun
satarak sağlamaktadır.
Bir gün arkadaşları ile birlikte bir kuyu dolusu bal bulan Camsab,
arkadaşlarının açgözlülüğü yüzünden kuyunun içindeki bal bitince kuyuda
bırakılır.
Terk edilen genç cebindeki çakıyı kullanarak burada gördüğü bir deliği
genişletir ve daha büyük bir yere geçer. Uyandığında etrafının yılan ve
ejderhalarla dolu olduğunu görür.
O sırada yarı insan yarı yılan olan Şahmeran yanına gelir ve konuşurlar.
Camsab kendisine yapılan ihaneti anlatır.
Camsab'ın anlattıklarını dinleyen Şahmeran onu kuyudan çıkaracağını
söyler. Fakat gençten ömrü boyunca asla yerini söylemeyeceğine dair söz
alan Şahmeran ona yeterli miktarda dünyalık vererek genci kuyudan
çıkarır.
Köyüne dönen Camsab, ülkesinin hasta hükümdarının iyileşebilmesi için
Şahmeran'ın etinin önerildiğini duyar ve ses çıkarmaz.
Bir gün arkadaşları ile sohbet ederken Şahmeran'ı gördüğünü ağzından
kaçırır. Arkadaşları tarafından bu olay padişaha ulaştırılır.
Padişah Camsab'ı huzuruna çağırarak Şahmeran'ın yerini göstermesini
ister. Fakat Camsab bir türlü Şahmeran'ın yerini söylemez. Kendisine
altınlar ve vezirlik ünvanı verileceğini duyan Camsab Şahmeran'ın yerini
vezire gösterir. Vezir bazı sihirli kelimeleri söyleyerek Şahmeran'ı altın
bir tepsi içinde kuyunun dışına çıkarır.
Vezir'in adamları Şahmeran'ı öldürür ve onun etini hükümdara yedirirler,
hükümdar sağlığına kavuşur. Efsane, Şahmeran'ın insanoğluna olan
sadakati ve iyi niyetine karşılık gördüğü ihaneti anlatır.
Bir rivayete görede yılanlar hala Şahmeran'ı yaşıyor
biliyorlarmış.
http://c1109.hizliresim.com/11/9/15/4150.jpg
http://c1109.hizliresim.com/11/9/15/4155.gif
Mardin Şahmeran Efsanesi
Evvel zamanda, Mezopotamya topraklarında doğmuş bir efsane Şahmeran.
Yüzyıllardan beri anlatıla gelmiş çeşitli coğrafyalarda. Özellikle yılanlık
bir bölge olan Adana-Misis'te ve Mardin'de.
Tahmasp isminde uzun boylu, geniş omuzlu, esmer tenli, çok yakışıklı bir genç
yaşarmış zamanın durduğu bu şehirde.
Binlerce yılanın yaşadığı bir mağaraya yanlışlıkla girmiş Tahmasp. Mağaranın
içi o kadar karanlıkmış ki hiçbir şey göremiyormuş, yalnızca etrafında
dolanan yaratıkların sesini duyuyormuş. Çaresizlik içinde beklerken bir
ışık huzmesi belirmiş. Işık huzmesi kendisine yaklaştıkça gözleri kamaşan Tahmasp,
ellerini gözlerine siper ederek etrafında gezinen yaratıkların ne olduğuna
baktığında uzunu, kısası, yeşili, siyahı ile envai çeşitte binlerce yılanın
çevresini sarmış olduğunu fark etmiş. Yılanların hepsi kafalarını kaldırmış, gelen
ışık huzmesine doğru bakıyorlarmış. Tahmasp'ta onların baktığı yöne doğru
bakınca birden dona kalmış. Çünkü Tahmasp, bu zifiri karanlık mağaranın içinde
hayatında gördüğü en güzel kadının yüzünü görmüş birden. Ona doğru daha
dikkatli bakınca kadının belden aşağısının yılan olduğunu fark etmiş. Kadın
ona doğru ilerliyormuş, tam karşısında durmuş, gülümseyerek elini ona doğru
uzatmış. Ve demişki;
- Korkma benden Tahmasp. Ben yılanlar ülkesinin kraliçesi Şahmeranım. Benden sana
zarar gelmez. Ben dünya düzeni kurulmaya başladığı andan beri vardım. Krallığıma
hoş geldin. Bundan böyle benim misafirimsin. Şimdi yat ve dinlen. Sonra seninle
uzun uzun konuşuruz. Böyle deyip geldiği yoldan geri gitmiş. Tahmasp gördükleri
karşısında yaşadığı dehşeti ve şaşkınlığı üzerinden atmaya çalışarak olduğu
yerde kıvrılıp uyumuş.
Ertesi sabah uyandığında Şahmeranı karşısında mükellef bir sofranın başında otururken
bulmuş. Tahmasp'ı kahvaltıya davet etmiş Şahmeran. O ise gözlerini şahmerandan
alamıyormuş. Şahmeran'da ona bakıyormuş kendinden geçmiş bir halde.
Bak Tahmasp demiş. Ben insanlığın bütün tarihini biliyorum. İstersen sana
anlatayım deyip başlamış anlatmaya. Anlatmış, anlatmış, anlatmış günler boyu.
Bu sohbetler sırasında Tahmasp ve Şahmeran arasında tarihin en soylu aşklarında
birisi başlamış.Gel zaman git zaman Şahmeranın anlatacağı bir şey kalmamış artık.
Tahmasp'ta anasını ve yeryüzünü özlemeye başlamış. Bir gün dayanamamış ve
düşüncesini Şahmeran'a da açmış. Sevdiğinin kendisinden sıkıldığını ve artık
gitmek istediğini duyunca önceleri kesin bir dille reddetmiş Şahmeran. Ancak
günler geçip Tahmasp'ın üzüntüsünden eriyip bittiğini görünce dayanamamış
ve ona şöyle demiş:
- Ey Tahmasp beni iyi dinle, sözlerime iyi kulak ver. Biliyorum, gitmene izin
verirsem sende bana ihanet edeceksin ve yerimi diğer insanlara söyleyeceksin.
Ancak bu topraklarda aşklar ölümünedir. Seni çok sevdiğimden dolayı üzülmene
dayanamıyorum. Bu sebeple gitmene izin veriyorum. Ancak bana bir söz vermeni
istiyorum. Ne sebeple olursa olsun başka insanlarla beraber suya girme.
Tahmasp sevinçle Şahmerana sarılmış ve ona asla ihanet etmeyeceğine dair
yeminler etmiş. Tahmasp mağaradan çıktıktan sonra bir köye yerleşmiş ve marangozluk
yapmaya başlamış. Arada sırada da gizlice mağaraya giderek Şahmeranı ziyaret
ediyormTahmasp'ın yaşadığı ülkenin kralı bir gün amansız bir hastalığın
pençesine düşmüş. Ülkenin bütün hekimleri gelmiş ama kralın hastalığına çare
olamamışlar. Kralın kötü kalpli bir veziri varmış. Vezir her seferinde krala
hastalığının tek çaresinin Şahmeranda olduğunu söylüyormuş.uş. Ancak bu
mutlu günler uzun sürmemiş.
Onun etinden bir parça yemesinin kralın hastalığının dermanı olacağını kralın
kafasına sokmuş. Kralda Şahmeranın bir an önce bulunmasını emretmiş. Bütün
ülkede Şahmeran aranmış. Sonunda bilge bir adam bütün insanların gruplar
halinde hamamlara ve nehirlere sokulmasını tavsiye etmiş böylece Şahmeranın
yerini bilen varsa onu bulabileceklerini söylemiş. Vezirde ülkedeki herkesi
hamamlara sokmaya başlamış. Askerler Tahmasp'ın yaşadığı köye de gelmişler ve
herkesi toplayarak büyük bir hamama götürmüşler. Tahmasp Şahmerana verdiği
sözü hatırlayarak önce gitmek istememiş. Ancak askerler onu zorla içeri sokmuşlar.
Tahmasp hamama girdikten sonara herkesin gözünün üzerine dikildiğini fark etmiş.
Kendisine bakınca bütün vücudunun yılanlarınki gibi pullarla kaplandığını
fark etmiş. Askerler hemen Tahmasp'ı yakalayarak vezirin huzuruna getirmişler.
Kötü kalpli vezirin amacı kralı iyileştirmek falan değilmiş. Şahmeranı
yakalayıp dünyanın bütün sırlarına sahip olmak istiyormuş. Tahmasp'a günlerce
işkence yaptıktan sonra Şahmeranın yerini söyletmiş. Askerler hemen gidip
Tahmasp'ın söylediği yerde mağarayı bulmuşlar ve Şahmeranı oradan çıkarıp
saraya getirmişler. Şahmeran ve Tahmasp kralın huzurunda karşı karşıya gelmişler.
Şahmeran üzüntülü ve utanç dolu Tahmasp'a dönmüş:
Ey sevdiğim, üzülme. Biliyorum ki sen bana kendi canın için ihanet etmedin ama
bende sana dememiş miydim bu topraklarda aşklar ölümünedir diye. Bak şimdi
anladın mı? Sen üzülme ne olur!
Tahmasp Şahmeranın bu sözleri karşısında daha da utanmış. Şahmeran sözlerine
devam etmiş. Şimdi size sırrımı vereceğim. Kim ki benim kuyruğumdan bir
parça koparıp yerse O bütün dünyanın sırrına ve gizemine vakıf olacak. Her
kim ki benim kafamdan bir parça koparıp yerse o da o anda öte dünyayı
boylayacak. Şahmeran daha sözlerini bitirmeden kötü kalpli vezir elinde
kocaman kılıcı ile atılıp Şahmeranın bedenini iki parçaya ayırmış. Ve
kuyruğundan bir parça koparmış Tahmasp'ta duyduğu acı ve utancın etkisi
ile fırlayıp oracıkta ölmek için sevdiğinin, Şahmeranın kafasından bir
parça ısırıvermiş. Kötü kalpli vezir kuyruktan kopardığı parçayı ağzına
atar atmaz oracıkta can vermiş. Tahmasp'a ise hiçbir şey olmamış Şahmeran
son anda yaptığı planı ile bütün bilgisinin sevdiğine geçmesine sebep olmuş.
Ancak Tahmasp sevdiğini kaybetmenin acısına dayanamayarak kendisini dışarı
atmış ve dağ bayır, ülke ülke dolaşmaya başlamış. O günden sonrada Lokman
Hekim efsanesi almış başını yürümüş...
Şahmeran Efsanesi / Tarsus
http://c1109.hizliresim.com/11/9/15/4128.jpg
Tarsus’la ilgili anlatılan çok sayıda hikaye içerisinde Şahmeran belki de en
ilginç olanıdır. Yılanların şahı olarak bilinen insan başlı, yılan gövdeli
Şahmeran’ın Camsab adında bir gençle olan hikayesini konu edinen bu
anlatı, Tarsus ve yakın çevresinde bilenen ve en çok anlatılan hikaye
olmuştur.
http://c1109.hizliresim.com/11/9/15/4139.jpg
( Adana' da bulunan YILAN KALE)
Günümüzden binlerce yıl önce, bugünkü Tarsus kenti civarlarında yedi
kat yerin dibindeki mağaralarda yaşayan yılanlar varmış.
http://c1109.hizliresim.com/11/9/15/4141.jpg
Meran adı verilen bu yılanlar, çok akıllı ve iyi yüreklilermiş. Arkadaşlığa,
dostluğa, sevgiye büyük önem vererek, barış içinde mutlu bir hayat
sürerlermiş.
http://c1109.hizliresim.com/11/9/15/4142.jpg
Meranların başında Şahmeran denilen eceleri varmış. Genç ve güzel bir
kadın olan Şahmeran hiç yaşlanmaz, öldüğü zamanda ruhu kızının
vücuduna geçermiş.
Geçmişten günümüze kadar gelen bu efsaneye göre Şahmeran'la
karşılaşan kişi Camsab'dır.
http://c1109.hizliresim.com/11/9/15/4147.jpg
Yoksul bir ailenin oğlu olan Camsab, evinin geçimini arkadaşları ile odun
satarak sağlamaktadır.
Bir gün arkadaşları ile birlikte bir kuyu dolusu bal bulan Camsab,
arkadaşlarının açgözlülüğü yüzünden kuyunun içindeki bal bitince kuyuda
bırakılır.
Terk edilen genç cebindeki çakıyı kullanarak burada gördüğü bir deliği
genişletir ve daha büyük bir yere geçer. Uyandığında etrafının yılan ve
ejderhalarla dolu olduğunu görür.
O sırada yarı insan yarı yılan olan Şahmeran yanına gelir ve konuşurlar.
Camsab kendisine yapılan ihaneti anlatır.
Camsab'ın anlattıklarını dinleyen Şahmeran onu kuyudan çıkaracağını
söyler. Fakat gençten ömrü boyunca asla yerini söylemeyeceğine dair söz
alan Şahmeran ona yeterli miktarda dünyalık vererek genci kuyudan
çıkarır.
Köyüne dönen Camsab, ülkesinin hasta hükümdarının iyileşebilmesi için
Şahmeran'ın etinin önerildiğini duyar ve ses çıkarmaz.
Bir gün arkadaşları ile sohbet ederken Şahmeran'ı gördüğünü ağzından
kaçırır. Arkadaşları tarafından bu olay padişaha ulaştırılır.
Padişah Camsab'ı huzuruna çağırarak Şahmeran'ın yerini göstermesini
ister. Fakat Camsab bir türlü Şahmeran'ın yerini söylemez. Kendisine
altınlar ve vezirlik ünvanı verileceğini duyan Camsab Şahmeran'ın yerini
vezire gösterir. Vezir bazı sihirli kelimeleri söyleyerek Şahmeran'ı altın
bir tepsi içinde kuyunun dışına çıkarır.
Vezir'in adamları Şahmeran'ı öldürür ve onun etini hükümdara yedirirler,
hükümdar sağlığına kavuşur. Efsane, Şahmeran'ın insanoğluna olan
sadakati ve iyi niyetine karşılık gördüğü ihaneti anlatır.
Bir rivayete görede yılanlar hala Şahmeran'ı yaşıyor
biliyorlarmış.
http://c1109.hizliresim.com/11/9/15/4150.jpg
http://c1109.hizliresim.com/11/9/15/4155.gif
Mardin Şahmeran Efsanesi
Evvel zamanda, Mezopotamya topraklarında doğmuş bir efsane Şahmeran.
Yüzyıllardan beri anlatıla gelmiş çeşitli coğrafyalarda. Özellikle yılanlık
bir bölge olan Adana-Misis'te ve Mardin'de.
Tahmasp isminde uzun boylu, geniş omuzlu, esmer tenli, çok yakışıklı bir genç
yaşarmış zamanın durduğu bu şehirde.
Binlerce yılanın yaşadığı bir mağaraya yanlışlıkla girmiş Tahmasp. Mağaranın
içi o kadar karanlıkmış ki hiçbir şey göremiyormuş, yalnızca etrafında
dolanan yaratıkların sesini duyuyormuş. Çaresizlik içinde beklerken bir
ışık huzmesi belirmiş. Işık huzmesi kendisine yaklaştıkça gözleri kamaşan Tahmasp,
ellerini gözlerine siper ederek etrafında gezinen yaratıkların ne olduğuna
baktığında uzunu, kısası, yeşili, siyahı ile envai çeşitte binlerce yılanın
çevresini sarmış olduğunu fark etmiş. Yılanların hepsi kafalarını kaldırmış, gelen
ışık huzmesine doğru bakıyorlarmış. Tahmasp'ta onların baktığı yöne doğru
bakınca birden dona kalmış. Çünkü Tahmasp, bu zifiri karanlık mağaranın içinde
hayatında gördüğü en güzel kadının yüzünü görmüş birden. Ona doğru daha
dikkatli bakınca kadının belden aşağısının yılan olduğunu fark etmiş. Kadın
ona doğru ilerliyormuş, tam karşısında durmuş, gülümseyerek elini ona doğru
uzatmış. Ve demişki;
- Korkma benden Tahmasp. Ben yılanlar ülkesinin kraliçesi Şahmeranım. Benden sana
zarar gelmez. Ben dünya düzeni kurulmaya başladığı andan beri vardım. Krallığıma
hoş geldin. Bundan böyle benim misafirimsin. Şimdi yat ve dinlen. Sonra seninle
uzun uzun konuşuruz. Böyle deyip geldiği yoldan geri gitmiş. Tahmasp gördükleri
karşısında yaşadığı dehşeti ve şaşkınlığı üzerinden atmaya çalışarak olduğu
yerde kıvrılıp uyumuş.
Ertesi sabah uyandığında Şahmeranı karşısında mükellef bir sofranın başında otururken
bulmuş. Tahmasp'ı kahvaltıya davet etmiş Şahmeran. O ise gözlerini şahmerandan
alamıyormuş. Şahmeran'da ona bakıyormuş kendinden geçmiş bir halde.
Bak Tahmasp demiş. Ben insanlığın bütün tarihini biliyorum. İstersen sana
anlatayım deyip başlamış anlatmaya. Anlatmış, anlatmış, anlatmış günler boyu.
Bu sohbetler sırasında Tahmasp ve Şahmeran arasında tarihin en soylu aşklarında
birisi başlamış.Gel zaman git zaman Şahmeranın anlatacağı bir şey kalmamış artık.
Tahmasp'ta anasını ve yeryüzünü özlemeye başlamış. Bir gün dayanamamış ve
düşüncesini Şahmeran'a da açmış. Sevdiğinin kendisinden sıkıldığını ve artık
gitmek istediğini duyunca önceleri kesin bir dille reddetmiş Şahmeran. Ancak
günler geçip Tahmasp'ın üzüntüsünden eriyip bittiğini görünce dayanamamış
ve ona şöyle demiş:
- Ey Tahmasp beni iyi dinle, sözlerime iyi kulak ver. Biliyorum, gitmene izin
verirsem sende bana ihanet edeceksin ve yerimi diğer insanlara söyleyeceksin.
Ancak bu topraklarda aşklar ölümünedir. Seni çok sevdiğimden dolayı üzülmene
dayanamıyorum. Bu sebeple gitmene izin veriyorum. Ancak bana bir söz vermeni
istiyorum. Ne sebeple olursa olsun başka insanlarla beraber suya girme.
Tahmasp sevinçle Şahmerana sarılmış ve ona asla ihanet etmeyeceğine dair
yeminler etmiş. Tahmasp mağaradan çıktıktan sonra bir köye yerleşmiş ve marangozluk
yapmaya başlamış. Arada sırada da gizlice mağaraya giderek Şahmeranı ziyaret
ediyormTahmasp'ın yaşadığı ülkenin kralı bir gün amansız bir hastalığın
pençesine düşmüş. Ülkenin bütün hekimleri gelmiş ama kralın hastalığına çare
olamamışlar. Kralın kötü kalpli bir veziri varmış. Vezir her seferinde krala
hastalığının tek çaresinin Şahmeranda olduğunu söylüyormuş.uş. Ancak bu
mutlu günler uzun sürmemiş.
Onun etinden bir parça yemesinin kralın hastalığının dermanı olacağını kralın
kafasına sokmuş. Kralda Şahmeranın bir an önce bulunmasını emretmiş. Bütün
ülkede Şahmeran aranmış. Sonunda bilge bir adam bütün insanların gruplar
halinde hamamlara ve nehirlere sokulmasını tavsiye etmiş böylece Şahmeranın
yerini bilen varsa onu bulabileceklerini söylemiş. Vezirde ülkedeki herkesi
hamamlara sokmaya başlamış. Askerler Tahmasp'ın yaşadığı köye de gelmişler ve
herkesi toplayarak büyük bir hamama götürmüşler. Tahmasp Şahmerana verdiği
sözü hatırlayarak önce gitmek istememiş. Ancak askerler onu zorla içeri sokmuşlar.
Tahmasp hamama girdikten sonara herkesin gözünün üzerine dikildiğini fark etmiş.
Kendisine bakınca bütün vücudunun yılanlarınki gibi pullarla kaplandığını
fark etmiş. Askerler hemen Tahmasp'ı yakalayarak vezirin huzuruna getirmişler.
Kötü kalpli vezirin amacı kralı iyileştirmek falan değilmiş. Şahmeranı
yakalayıp dünyanın bütün sırlarına sahip olmak istiyormuş. Tahmasp'a günlerce
işkence yaptıktan sonra Şahmeranın yerini söyletmiş. Askerler hemen gidip
Tahmasp'ın söylediği yerde mağarayı bulmuşlar ve Şahmeranı oradan çıkarıp
saraya getirmişler. Şahmeran ve Tahmasp kralın huzurunda karşı karşıya gelmişler.
Şahmeran üzüntülü ve utanç dolu Tahmasp'a dönmüş:
Ey sevdiğim, üzülme. Biliyorum ki sen bana kendi canın için ihanet etmedin ama
bende sana dememiş miydim bu topraklarda aşklar ölümünedir diye. Bak şimdi
anladın mı? Sen üzülme ne olur!
Tahmasp Şahmeranın bu sözleri karşısında daha da utanmış. Şahmeran sözlerine
devam etmiş. Şimdi size sırrımı vereceğim. Kim ki benim kuyruğumdan bir
parça koparıp yerse O bütün dünyanın sırrına ve gizemine vakıf olacak. Her
kim ki benim kafamdan bir parça koparıp yerse o da o anda öte dünyayı
boylayacak. Şahmeran daha sözlerini bitirmeden kötü kalpli vezir elinde
kocaman kılıcı ile atılıp Şahmeranın bedenini iki parçaya ayırmış. Ve
kuyruğundan bir parça koparmış Tahmasp'ta duyduğu acı ve utancın etkisi
ile fırlayıp oracıkta ölmek için sevdiğinin, Şahmeranın kafasından bir
parça ısırıvermiş. Kötü kalpli vezir kuyruktan kopardığı parçayı ağzına
atar atmaz oracıkta can vermiş. Tahmasp'a ise hiçbir şey olmamış Şahmeran
son anda yaptığı planı ile bütün bilgisinin sevdiğine geçmesine sebep olmuş.
Ancak Tahmasp sevdiğini kaybetmenin acısına dayanamayarak kendisini dışarı
atmış ve dağ bayır, ülke ülke dolaşmaya başlamış. O günden sonrada Lokman
Hekim efsanesi almış başını yürümüş...