Text
Tecrübeli Üye
Reklam ve Dizilerde Subliminal Mesaj
Reklam ve Dizilerde Subliminal Mesaj
Subliminal mesaj,bir objenin içine gömülü olan bir işaret ya da mesajdır.
Bilinçaltını etkilemeyi hedefleyen mesajlara denir.Ve insan idrakının algılayamayacağı düzeyde ve onda fark edilmemek üzere tasarlanmıştır.Subliminal mesajlar,reklamcılık ve propaganda alanlarında sıklıkla kullanılmaktadır.En çok kullanıldığı ve en etkili olduğu yer medyadır.
Dizilerde,filmlerde karakterin içtiği içecek markaları,kıyafetleri,reklamlarda,dizilerde ve fimlerde cinsellik,bir marka,şiddet,örgütlerin ve tarikatların simgeleri ve konu bile subliminal olarak işlenmektedir.Medyada subliminal mesajların işlendiği diğer bir sektörde müzik sektörüdür.Subliminal mesajın buradaki ismi ''şeytanın sesi''dir.
Şimdi dizi,film,reklam sektöründe nasıl olduğunu bakalım.
25. Kare
Dizi,film,reklam sektöründe insanların bilinçaltına saldıran,subliminal mesaj gönderme tekniğidir.
Gördüğümüz bir anlık görüntü,655 satır ve frame/çerçeve denilen 24 küçücük kareden oluşur.Sinema bandında,saat,dakika,saniye olarak bir diziliş vardır.Saniyeden sonra kare gelir ve bir saniye 24 karedir.Her 24 kare ise bir ekran büyüklüğündeki kareyi oluşturur.Her 327.5 satırda bir de ''control-track'' denilen aralık vardır.Bu aralıktaki görüntüler kesilip,aralarına başka görüntüler atılarak 25. kare oluşturulur.Ve bu son kare olan 25. kare anlıktırGörüntü saniyede 1/24 olacakken, bu 1/25'e çıkar.Kareler 25 olunca bir anda bir görüntü gelir ve anında kaybolur.Görünmez,Göz alır algılayamaz ve beyin bilinçaltına atar ve kalır.
25. Kare tekniğinin kullanılmasının amacı,bilinçaltına istenilen mesajları gönderip,zihinleri kontrol altına alıp insanları birer canlı robot yapmak olduğu için,bu sektörlerde çok kullanılmaktadır.İnsanlar evlerinde rahat koltuklara oturup televizyon kanalındaki bir dizi,film ve reklamda dahil izlerken,25. karenin gönderdiği subliminal mesaj saldırılarına maruz kalmaktadırlar ve koyunlaştırılmaktadırlar.25. kare ve subliminal mesajların amacı,tek dünya devletine,Lucifer(iblis)'in hakimiyetine giden yolda insanları köleleştirmek,koyunlaştırmaktır.
Bilinçaltı
Bilinçaltı,insanın hükmedemediği,oranın zihin yönetiminde çok etkili olduğu,dolayısıyla en çok saldırılan yerdir.YüceYaradan bilinçaltımızı bizim kullanacağımız şekilde yarattı fakat şer odakları buna karışıyor ve onlar zihine hükmedip,bedene de hükmediyor.
Şimdi müzik sekötöründeki koluna bir bakalım.
Audio(sesli) subliminal mesajlar,insanın kulağı tarafından duyulmamakta fakat bilinçaltı tarafından algılanmaktadır.Sesli subliminal mesajlar,bilinçaltını hedef alarak,bilinç düzeyini saf dışı bırakmaktadır.İnsan kulağının bilinçli olarak duyamadığı fakat insan beyninin algıladığı ses düzeyi ve frekans aralığında gerçekleştirilir...
Şimdi biraz subliminal mesaj örneklerine bakalım.
http://i.hizliresim.com/2kb17E.jpg
http://i.hizliresim.com/OZPAJA.jpg
http://i.hizliresim.com/Ql9Bgg.jpg
Önce 25 kare olayını açıklayayım.
İnsan gözü saniyede 24 resim karesini ardı ardına geçerken görürse bunu kesintisiz hareketli bir görüntü olarak algılar. 12 resim karesi ardı ardına geçerse bu sefer karelerdeki hareketlerin kesintili olarak görür. 25 yada 30 resim karesi ardı ardına geçerse arada kayıp görüntüler oluşur. Çünkü bahsi geçen dijital bir ölçümdür. Ve insan gözü analog bir yapıya sahiptir. 25 inci kareyi sıkıştırdığınız zaman insan gözü ayırt edemeyebilir.
İnsanlar 3 ile 5 saniye arasında göz kırparlar. Bu dakikada 15 defa göz kırpar, saatte 900 defa ortalama bir film süresi iki saat alırsak 1800 kere göz kırpar. Buda filmi izlerken yaklaşık 4 ile 6 dakikalık kayıp demektir. Yani bir subliminal mesajı saniyenin 25/1 ine yerleştirilse bile bunu yakalamamız biraz zor.
Keza insan kulağı 20Hz ile 20Khz arasındaki sesleri duyar. Bu duyumlarda düşük frekanslardaki ve desibellerdeki sesleri duymamız için çok aşırı sessiz ortamda olmamız gerekir. Şöyle düşünün evin bir odasında TV açıksa ve bir pencere açıksa neredeyse 20 Desibellin üstünde gürültü vardır zaten.
Bilinçlatında fotoğrafik hafıza ve işitsel hafıza olarak ayrıştırabileceğiniz duyularınıza bağlı hafızalar vardır. Bunlar duyularla aldığımız ilettikleri sinir hücrelerinin karşılık bulmasıdır. Mesela Anıtkabirin 'yı, Boğaz köprüsünün İstanbulu hatırlatması gibi. Evet bu hafızalar tetiklenebilir ama bilinç altınızda nasıl bir karşılık bulacağını belirlemez.
Mesela kırmızı renkle yapılan bir testte mc donalds, ruj, iç çamaşırı, gibi birbirinden farklı cevaplar alınmıştır. Bu sizin bilinçaltına neyi nasıl yeerleştirdiğiniz ile ilgili bir durum.
Bilinçaltı Reklamcılık
http://i.hizliresim.com/ZV0kYA.jpg
Bilinçaltı çoğumuzun bildiği ya da duyduğu bir kavram. Bu kavram bilincimizin farkında olmadığı ama davranışlarımızın yönlendirilmesinde önemli rol oynayan bir yapıyı belirtiyor. Bilinçaltının en önemli özelliği ise bilicimizin farkına varmadığı olayları, sesleri, resimleri kaydetmesi. Siz beş katlı bir binaya çıkarken merdivenleri saymıyorsunuz ama bilinçaltınızda bu sayıyı biliniyor ve kaydediliyor. Aynı şekilde bebekliğimize dair anlıları bilinçaltı kayıtlarının arasında bulmak pekala mümkün. Bunlar nasıl mı gerçekleşiyor? Gözde bilimsel olarak “fovea hareketleri” isimlendirilen hareketler bulunuyor. Bu hareketler sayesinde göz devamlı çevremizi tarıyor ve aldığı bilgileri bilinçaltına atıyor. Bizler bu bilinçaltına gönderilen verilerin çok ama çok az bir kısmını hatırlayabiliyoruz. Burada önemli olan nokta bilinçaltına gönderilen verilerin karar verme ya da eyleme geçme aşamasında fikirlerimizi ve davranışlarımızı direkt olarak etkilemesi.
İşin korkunç yanı bilinçaltının tüm görüntü, ses, resimleri kaydetme özelliği 1900’lardan beri insanları yönlendirmek için kullanılıyor. Nasıl mı?
1900’lü yıllarda Knight Dunlap adında Amerikalı bir psikoloji profesörü illüzyon gösterisi yaparken bilincin farkında olmadığı “hissedilemez gölge” ler kullanarak aynı uzunluktaki iki çizgiyi seyircilerin farklı algılamasını sağlamıştı.
1957 yılında market araştırmacısı James Vicary sinema ekranında çok hızlı bir şekilde parlayan mesajların insanların gıda üzerindeki tercihlerini etkilediğini belirtti. Ve ilk olarak “bilinçaltı reklam” (subliminal advertisement) tanımlamasını kullandı. Vicary, yaptığı araştırmada takistoskop adı verilen cihazla filmlerin arasına “Caca Cola İç” “Patlamış Mısır Ye” mesajları yerleştirdi.
Bu mesajlar saniyenin 1/3000 kadar kısa bir sürede görünüyor ve her 5 saniyede bir tekrarlanıyordu. Bu filmin arkasından New Jersey’deki Cola satışlarının % 18.1 ile % 57.5 arasında arttığı gözlemlendi.
Bu araştırmanın ardından “bilinçaltı reklam ve yönlendirme” filmlerde, reklamlarda, dergilerde sık sık kullanılmaya başlandı. Mesela 5 Temmuz 1971 tarihinde Time’ın arka kapağında Gilbey’s London Dry Gin adlı bir markanın reklamı vardı. Reklamda bardaktaki buzlar üzerinde ‘sex’ yazıyordu. Bu reklam sayesinde Gilbey’s’in 1.5 milyon dolarlık satış yaptığı tespit edildi.. Reklamla ilgili yapılan araştırmada deneklere reklamın kendilerinde ne gibi bir etki uyandırdığı soruldu. Deneklerin yüzde 60’ı bu etkiyi ‘doyuma ulaşma’, ‘sex düşkünlüğü’, ‘heyecanlanma’, ‘romantizm’, ‘duyguları okşayıcı’ gibi ifadelerle tanımladı. Reklamın gizli mesaj içermeyen versiyonu ise denekler tarafından bu şekilde tanımlanmadı.
Bir grup psikolog ve yazar konunun gündeme geldiği ilk yıllarda bu yöntemin uydurma ve efsane olduğunu ve insanları etkilemeyeceğini söylediler. Beyin dalgalarını ölçen teknolojilerin gelişmesi ile gizli mesaj içeren reklama beyin daha farkı ve fazla tepki verdiği gözlemlendi ve bu yöntemin etkisi kanıtlanmış oldu.
Bilinçaltı reklamlarının etkisinin kanıtlanmasının ardından bir yandan bu yöntemin kullanımı arttı ve diğer yandan da bu gibi yöntemlerin kullanılmasını önlemeye yönelik yasalar çıkartıldı. Ülkemizde RTÜK bilinçaltı reklamı “Teknik cihazlar vasıtasıyla televizyon yayınlarında çok kısa süreli görüntüler kullanarak, izleyicilerin ancak bilinçaltıyla algılayabilecekleri ürün veya hizmetlerin tanıtılmasına ilişkin mesajlar içeren reklamlar” olarak tanımlamıştır. Yasalarımız tüketicinin korunması bakımından, gizli reklam ve bilinçaltı reklamı da yasaklamıştır.
3984 sayılı yasanın 20. maddesi,
“Reklamların, program hizmetinin diğer unsurlarından açıkça ve kolaylıkla ayırdedilebilecek ve görsel ve işitsel bakımdan ayrılığı fark edecek biçimde düzenlenmesini, bilinçaltı ile algılanan reklamlara izin verilmemesini” hükme bağlamıştır. Radyo ve Televizyon Kuruluşları Reklam Yayın İlkeleri ve Usulleri İle Reklam Gelirleri Üst Kurul Paylarının Ödenmesi Hakkında Yönetmeliğin 11. maddesine göre de, “Yayınlarda gizli reklam yapılamaz. Programlarda açıkça reklam olduğu belirtilmedikçe ürün veya hizmetler reklam amacını taşıyan şekilde sunulamaz. Çok kısa sürelerle imaj veren, elektronik aygıt veya başka bir araç kullanılarak veya yapılarının ne olduğu konusunu izleyenlerin fark edemeyecekleri veya bilemeyecekleri bir biçime sokarak, bilinçaltıyla algılanmasını sağlayan reklamların yayınlanması yasaktır.”
Türkiye’de ve dünyanın bir çok yerinde bilinçaltı reklam yasaklanmıştır ama tüm reklamları, filmleri bilinçaltı mesaj içerip içermediği noktasında denetleyecek bir yapı kurulamamıştır.
Bilinçaltı reklamlarında en çok iki nokta üzerine vurgu yapılmaktadır:
“ölüm” ve “sex” yada “cinsellik”.
Nedeni ise bilinçaltının “doğum” ve “ölüm” arketiplerine çok daha fazla duyarlı olması. Kısacası beyin, bu iki olaya daha fazla tepki veriyor. Sex mesajı doğum arketipinde, kill mesajı da ölüm arketipinde karşılanıyor.
Mesela Kuzuların Sessizliği filminin kapağındaki kelebeğin üzerinde bir iskelet kafası var. Bu iskelet kafasının içinde ise çıplak kadın figürleri bunuyor. Yani doğum ve ölüm arketipleri birlikte kullanılarak etki arttırılmaya çalışılıyor.
TV’de ya da sinemada kullanılan diğer bir bilinçaltı tekniği de 25 ve 25. kare tekniği. Gördüğümüz bir anlık bir görüntü 655 satır ve frame denilen 24 küçücük kareden oluşuyor. Her 24 kare ise -bu sinemada 25’dir- bir ekran büyüklüğündeki kareyi oluşturur. Her 327.5 satırda bir de ´control-track´ denilen aralık vardır. İşte bu aralıktan görüntüler kesilip aralarına başka görüntüler atılıyor.
Bizim ülkemiz açısından üzücü olan durum ise kendi izlediğimiz ya da çocuklarımıza izlettiğimiz her dizi ve filmde bilinçaltımıza her türlü bilinçaltı yöntemi ile seks ve cinsellik temalarının kazınmasıdır. Özellikle Disney yaptığı çizgi filmlerde cinsellik temasını yıllardır çocuklarımızın bilinçaltına kazımıştır.
Örnekleri ise şöyle:
Kurtarıcı (Rescuer) adlı çizgi filmde bir anda parlayıp sönen çıplak kadın resimleri ekrana yansıtılmıştır.
Alaaddin çizgi filminde ise “evet gençler soyunun” (good teenagers take of clothes) sesi hipnotik bir tonda gizli olarak tekrarlanmaktadır.
Aslan Kral (The Lion King) adlı meşhur çizgi filmde yıldızlarla gökyüzüne “sex” kelimesi yazılmıştır.
Jessica Rabbit (Who Framed Roger Rabbit) çizgi filminde filmin kahramanı Jessicanın kaçış sahnesinde eteği açılıyor ve kahramanın iç çamaşırsız olduğu görülüyor.
Küçük Denizkızı (The Little Mermaid) çizgi filminin kapağında erkek cinsel organı gizli bir şekilde resmediliyor.
Reklamlardaki ve filmlerdeki başlıca bilinçaltı uygulamaları ise şöyle:
Camel’in logosunda kullandığı deve resminin sağ ayağında çıplak bir adam resmi bulunuyor. Yine Camel’in Smooth Karakter adlı tiplemesinde cinsellik tema olarak bilinçaltına kazınıyor.
http://i.hizliresim.com/WZdk02.jpg
Cola çeşitli yıllarda hazırladığı reklamlarda cinsellik öğesini kullanıyor. Bunlardan dikkat çekici olanı Feel the Curves (kıvrımları hisset) reklamında Colanın yanında yer alan buz tanelerinin arasında bir çocuğun erkek cinsel organına doğru ağzını uzatmasıdır. Yakın zamanda yapılan bir reklamda ise kutu Colanın üzerinde buzlarla çıplak bir kadın figürü oluşturulmuştur.
Pepsi ise kutu kola tasarımında “sex” yazısını gizlice çizgilerin arasına gömmüş ve bu şekilde satışlarını arttırmıştır.
Dövüş Kulübü (The Fight Club) filminde 25. kare tekniği ile elinde sigara olan Brat Pitt resmi filmin çeşitli yerlerine yerleştirilmiştir. Daha dehşet verici olanı ise filmin kapanış sahnesinde erkek cinsel organının gösterilmesidir.
Yukarıda bahsedilen örnekler tespit edilenlerdir. Kimbilir tespit edemediğimiz ve bilinçaltımıza cinsellik tohumlarını eken kaç film ve reklam vardır...
Kaynak:Neuromarketing
Subliminal mesaj,bir objenin içine gömülü olan bir işaret ya da mesajdır.
Bilinçaltını etkilemeyi hedefleyen mesajlara denir.Ve insan idrakının algılayamayacağı düzeyde ve onda fark edilmemek üzere tasarlanmıştır.Subliminal mesajlar,reklamcılık ve propaganda alanlarında sıklıkla kullanılmaktadır.En çok kullanıldığı ve en etkili olduğu yer medyadır.
Dizilerde,filmlerde karakterin içtiği içecek markaları,kıyafetleri,reklamlarda,dizilerde ve fimlerde cinsellik,bir marka,şiddet,örgütlerin ve tarikatların simgeleri ve konu bile subliminal olarak işlenmektedir.Medyada subliminal mesajların işlendiği diğer bir sektörde müzik sektörüdür.Subliminal mesajın buradaki ismi ''şeytanın sesi''dir.
Şimdi dizi,film,reklam sektöründe nasıl olduğunu bakalım.
25. Kare
Dizi,film,reklam sektöründe insanların bilinçaltına saldıran,subliminal mesaj gönderme tekniğidir.
Gördüğümüz bir anlık görüntü,655 satır ve frame/çerçeve denilen 24 küçücük kareden oluşur.Sinema bandında,saat,dakika,saniye olarak bir diziliş vardır.Saniyeden sonra kare gelir ve bir saniye 24 karedir.Her 24 kare ise bir ekran büyüklüğündeki kareyi oluşturur.Her 327.5 satırda bir de ''control-track'' denilen aralık vardır.Bu aralıktaki görüntüler kesilip,aralarına başka görüntüler atılarak 25. kare oluşturulur.Ve bu son kare olan 25. kare anlıktırGörüntü saniyede 1/24 olacakken, bu 1/25'e çıkar.Kareler 25 olunca bir anda bir görüntü gelir ve anında kaybolur.Görünmez,Göz alır algılayamaz ve beyin bilinçaltına atar ve kalır.
25. Kare tekniğinin kullanılmasının amacı,bilinçaltına istenilen mesajları gönderip,zihinleri kontrol altına alıp insanları birer canlı robot yapmak olduğu için,bu sektörlerde çok kullanılmaktadır.İnsanlar evlerinde rahat koltuklara oturup televizyon kanalındaki bir dizi,film ve reklamda dahil izlerken,25. karenin gönderdiği subliminal mesaj saldırılarına maruz kalmaktadırlar ve koyunlaştırılmaktadırlar.25. kare ve subliminal mesajların amacı,tek dünya devletine,Lucifer(iblis)'in hakimiyetine giden yolda insanları köleleştirmek,koyunlaştırmaktır.
Bilinçaltı
Bilinçaltı,insanın hükmedemediği,oranın zihin yönetiminde çok etkili olduğu,dolayısıyla en çok saldırılan yerdir.YüceYaradan bilinçaltımızı bizim kullanacağımız şekilde yarattı fakat şer odakları buna karışıyor ve onlar zihine hükmedip,bedene de hükmediyor.
Şimdi müzik sekötöründeki koluna bir bakalım.
Audio(sesli) subliminal mesajlar,insanın kulağı tarafından duyulmamakta fakat bilinçaltı tarafından algılanmaktadır.Sesli subliminal mesajlar,bilinçaltını hedef alarak,bilinç düzeyini saf dışı bırakmaktadır.İnsan kulağının bilinçli olarak duyamadığı fakat insan beyninin algıladığı ses düzeyi ve frekans aralığında gerçekleştirilir...
Şimdi biraz subliminal mesaj örneklerine bakalım.
http://i.hizliresim.com/2kb17E.jpg
http://i.hizliresim.com/OZPAJA.jpg
http://i.hizliresim.com/Ql9Bgg.jpg
Önce 25 kare olayını açıklayayım.
İnsan gözü saniyede 24 resim karesini ardı ardına geçerken görürse bunu kesintisiz hareketli bir görüntü olarak algılar. 12 resim karesi ardı ardına geçerse bu sefer karelerdeki hareketlerin kesintili olarak görür. 25 yada 30 resim karesi ardı ardına geçerse arada kayıp görüntüler oluşur. Çünkü bahsi geçen dijital bir ölçümdür. Ve insan gözü analog bir yapıya sahiptir. 25 inci kareyi sıkıştırdığınız zaman insan gözü ayırt edemeyebilir.
İnsanlar 3 ile 5 saniye arasında göz kırparlar. Bu dakikada 15 defa göz kırpar, saatte 900 defa ortalama bir film süresi iki saat alırsak 1800 kere göz kırpar. Buda filmi izlerken yaklaşık 4 ile 6 dakikalık kayıp demektir. Yani bir subliminal mesajı saniyenin 25/1 ine yerleştirilse bile bunu yakalamamız biraz zor.
Keza insan kulağı 20Hz ile 20Khz arasındaki sesleri duyar. Bu duyumlarda düşük frekanslardaki ve desibellerdeki sesleri duymamız için çok aşırı sessiz ortamda olmamız gerekir. Şöyle düşünün evin bir odasında TV açıksa ve bir pencere açıksa neredeyse 20 Desibellin üstünde gürültü vardır zaten.
Bilinçlatında fotoğrafik hafıza ve işitsel hafıza olarak ayrıştırabileceğiniz duyularınıza bağlı hafızalar vardır. Bunlar duyularla aldığımız ilettikleri sinir hücrelerinin karşılık bulmasıdır. Mesela Anıtkabirin 'yı, Boğaz köprüsünün İstanbulu hatırlatması gibi. Evet bu hafızalar tetiklenebilir ama bilinç altınızda nasıl bir karşılık bulacağını belirlemez.
Mesela kırmızı renkle yapılan bir testte mc donalds, ruj, iç çamaşırı, gibi birbirinden farklı cevaplar alınmıştır. Bu sizin bilinçaltına neyi nasıl yeerleştirdiğiniz ile ilgili bir durum.
Bilinçaltı Reklamcılık
http://i.hizliresim.com/ZV0kYA.jpg
Bilinçaltı çoğumuzun bildiği ya da duyduğu bir kavram. Bu kavram bilincimizin farkında olmadığı ama davranışlarımızın yönlendirilmesinde önemli rol oynayan bir yapıyı belirtiyor. Bilinçaltının en önemli özelliği ise bilicimizin farkına varmadığı olayları, sesleri, resimleri kaydetmesi. Siz beş katlı bir binaya çıkarken merdivenleri saymıyorsunuz ama bilinçaltınızda bu sayıyı biliniyor ve kaydediliyor. Aynı şekilde bebekliğimize dair anlıları bilinçaltı kayıtlarının arasında bulmak pekala mümkün. Bunlar nasıl mı gerçekleşiyor? Gözde bilimsel olarak “fovea hareketleri” isimlendirilen hareketler bulunuyor. Bu hareketler sayesinde göz devamlı çevremizi tarıyor ve aldığı bilgileri bilinçaltına atıyor. Bizler bu bilinçaltına gönderilen verilerin çok ama çok az bir kısmını hatırlayabiliyoruz. Burada önemli olan nokta bilinçaltına gönderilen verilerin karar verme ya da eyleme geçme aşamasında fikirlerimizi ve davranışlarımızı direkt olarak etkilemesi.
İşin korkunç yanı bilinçaltının tüm görüntü, ses, resimleri kaydetme özelliği 1900’lardan beri insanları yönlendirmek için kullanılıyor. Nasıl mı?
1900’lü yıllarda Knight Dunlap adında Amerikalı bir psikoloji profesörü illüzyon gösterisi yaparken bilincin farkında olmadığı “hissedilemez gölge” ler kullanarak aynı uzunluktaki iki çizgiyi seyircilerin farklı algılamasını sağlamıştı.
1957 yılında market araştırmacısı James Vicary sinema ekranında çok hızlı bir şekilde parlayan mesajların insanların gıda üzerindeki tercihlerini etkilediğini belirtti. Ve ilk olarak “bilinçaltı reklam” (subliminal advertisement) tanımlamasını kullandı. Vicary, yaptığı araştırmada takistoskop adı verilen cihazla filmlerin arasına “Caca Cola İç” “Patlamış Mısır Ye” mesajları yerleştirdi.
Bu mesajlar saniyenin 1/3000 kadar kısa bir sürede görünüyor ve her 5 saniyede bir tekrarlanıyordu. Bu filmin arkasından New Jersey’deki Cola satışlarının % 18.1 ile % 57.5 arasında arttığı gözlemlendi.
Bu araştırmanın ardından “bilinçaltı reklam ve yönlendirme” filmlerde, reklamlarda, dergilerde sık sık kullanılmaya başlandı. Mesela 5 Temmuz 1971 tarihinde Time’ın arka kapağında Gilbey’s London Dry Gin adlı bir markanın reklamı vardı. Reklamda bardaktaki buzlar üzerinde ‘sex’ yazıyordu. Bu reklam sayesinde Gilbey’s’in 1.5 milyon dolarlık satış yaptığı tespit edildi.. Reklamla ilgili yapılan araştırmada deneklere reklamın kendilerinde ne gibi bir etki uyandırdığı soruldu. Deneklerin yüzde 60’ı bu etkiyi ‘doyuma ulaşma’, ‘sex düşkünlüğü’, ‘heyecanlanma’, ‘romantizm’, ‘duyguları okşayıcı’ gibi ifadelerle tanımladı. Reklamın gizli mesaj içermeyen versiyonu ise denekler tarafından bu şekilde tanımlanmadı.
Bir grup psikolog ve yazar konunun gündeme geldiği ilk yıllarda bu yöntemin uydurma ve efsane olduğunu ve insanları etkilemeyeceğini söylediler. Beyin dalgalarını ölçen teknolojilerin gelişmesi ile gizli mesaj içeren reklama beyin daha farkı ve fazla tepki verdiği gözlemlendi ve bu yöntemin etkisi kanıtlanmış oldu.
Bilinçaltı reklamlarının etkisinin kanıtlanmasının ardından bir yandan bu yöntemin kullanımı arttı ve diğer yandan da bu gibi yöntemlerin kullanılmasını önlemeye yönelik yasalar çıkartıldı. Ülkemizde RTÜK bilinçaltı reklamı “Teknik cihazlar vasıtasıyla televizyon yayınlarında çok kısa süreli görüntüler kullanarak, izleyicilerin ancak bilinçaltıyla algılayabilecekleri ürün veya hizmetlerin tanıtılmasına ilişkin mesajlar içeren reklamlar” olarak tanımlamıştır. Yasalarımız tüketicinin korunması bakımından, gizli reklam ve bilinçaltı reklamı da yasaklamıştır.
3984 sayılı yasanın 20. maddesi,
“Reklamların, program hizmetinin diğer unsurlarından açıkça ve kolaylıkla ayırdedilebilecek ve görsel ve işitsel bakımdan ayrılığı fark edecek biçimde düzenlenmesini, bilinçaltı ile algılanan reklamlara izin verilmemesini” hükme bağlamıştır. Radyo ve Televizyon Kuruluşları Reklam Yayın İlkeleri ve Usulleri İle Reklam Gelirleri Üst Kurul Paylarının Ödenmesi Hakkında Yönetmeliğin 11. maddesine göre de, “Yayınlarda gizli reklam yapılamaz. Programlarda açıkça reklam olduğu belirtilmedikçe ürün veya hizmetler reklam amacını taşıyan şekilde sunulamaz. Çok kısa sürelerle imaj veren, elektronik aygıt veya başka bir araç kullanılarak veya yapılarının ne olduğu konusunu izleyenlerin fark edemeyecekleri veya bilemeyecekleri bir biçime sokarak, bilinçaltıyla algılanmasını sağlayan reklamların yayınlanması yasaktır.”
Türkiye’de ve dünyanın bir çok yerinde bilinçaltı reklam yasaklanmıştır ama tüm reklamları, filmleri bilinçaltı mesaj içerip içermediği noktasında denetleyecek bir yapı kurulamamıştır.
Bilinçaltı reklamlarında en çok iki nokta üzerine vurgu yapılmaktadır:
“ölüm” ve “sex” yada “cinsellik”.
Nedeni ise bilinçaltının “doğum” ve “ölüm” arketiplerine çok daha fazla duyarlı olması. Kısacası beyin, bu iki olaya daha fazla tepki veriyor. Sex mesajı doğum arketipinde, kill mesajı da ölüm arketipinde karşılanıyor.
Mesela Kuzuların Sessizliği filminin kapağındaki kelebeğin üzerinde bir iskelet kafası var. Bu iskelet kafasının içinde ise çıplak kadın figürleri bunuyor. Yani doğum ve ölüm arketipleri birlikte kullanılarak etki arttırılmaya çalışılıyor.
TV’de ya da sinemada kullanılan diğer bir bilinçaltı tekniği de 25 ve 25. kare tekniği. Gördüğümüz bir anlık bir görüntü 655 satır ve frame denilen 24 küçücük kareden oluşuyor. Her 24 kare ise -bu sinemada 25’dir- bir ekran büyüklüğündeki kareyi oluşturur. Her 327.5 satırda bir de ´control-track´ denilen aralık vardır. İşte bu aralıktan görüntüler kesilip aralarına başka görüntüler atılıyor.
Bizim ülkemiz açısından üzücü olan durum ise kendi izlediğimiz ya da çocuklarımıza izlettiğimiz her dizi ve filmde bilinçaltımıza her türlü bilinçaltı yöntemi ile seks ve cinsellik temalarının kazınmasıdır. Özellikle Disney yaptığı çizgi filmlerde cinsellik temasını yıllardır çocuklarımızın bilinçaltına kazımıştır.
Örnekleri ise şöyle:
Kurtarıcı (Rescuer) adlı çizgi filmde bir anda parlayıp sönen çıplak kadın resimleri ekrana yansıtılmıştır.
Alaaddin çizgi filminde ise “evet gençler soyunun” (good teenagers take of clothes) sesi hipnotik bir tonda gizli olarak tekrarlanmaktadır.
Aslan Kral (The Lion King) adlı meşhur çizgi filmde yıldızlarla gökyüzüne “sex” kelimesi yazılmıştır.
Jessica Rabbit (Who Framed Roger Rabbit) çizgi filminde filmin kahramanı Jessicanın kaçış sahnesinde eteği açılıyor ve kahramanın iç çamaşırsız olduğu görülüyor.
Küçük Denizkızı (The Little Mermaid) çizgi filminin kapağında erkek cinsel organı gizli bir şekilde resmediliyor.
Reklamlardaki ve filmlerdeki başlıca bilinçaltı uygulamaları ise şöyle:
Camel’in logosunda kullandığı deve resminin sağ ayağında çıplak bir adam resmi bulunuyor. Yine Camel’in Smooth Karakter adlı tiplemesinde cinsellik tema olarak bilinçaltına kazınıyor.
http://i.hizliresim.com/WZdk02.jpg
Cola çeşitli yıllarda hazırladığı reklamlarda cinsellik öğesini kullanıyor. Bunlardan dikkat çekici olanı Feel the Curves (kıvrımları hisset) reklamında Colanın yanında yer alan buz tanelerinin arasında bir çocuğun erkek cinsel organına doğru ağzını uzatmasıdır. Yakın zamanda yapılan bir reklamda ise kutu Colanın üzerinde buzlarla çıplak bir kadın figürü oluşturulmuştur.
Pepsi ise kutu kola tasarımında “sex” yazısını gizlice çizgilerin arasına gömmüş ve bu şekilde satışlarını arttırmıştır.
Dövüş Kulübü (The Fight Club) filminde 25. kare tekniği ile elinde sigara olan Brat Pitt resmi filmin çeşitli yerlerine yerleştirilmiştir. Daha dehşet verici olanı ise filmin kapanış sahnesinde erkek cinsel organının gösterilmesidir.
Yukarıda bahsedilen örnekler tespit edilenlerdir. Kimbilir tespit edemediğimiz ve bilinçaltımıza cinsellik tohumlarını eken kaç film ve reklam vardır...
Kaynak:Neuromarketing