Peygamberimizin sav Hastalığı

Konusunu Sadefan`da Görüntülemektesiniz!..

Peygamberimizin sav Hastalığı, konusunda bu İçerik Peygamberimizin sav Hastalığı hakkında en yeni bilgileri, yorumları ve detaylı paylaşımı keşfedin.

Peygamberimizin sav Hastalığı

- Sadefan.com | Peygamberimizin sav Hastalığı paylaşımı

HaZaL

VIP Üye

Peygamberimizin sav Hastalığı

Peygamberimizin (sav) Hastalığı

Peygamberimizin (sav) Hastalığı

Peygamberimizin (SAV) Hastalığı Hakkında - Uhut Şehitleri - Baki Mezarlığı - Peygamberimizin Son Tavsiyeleri



Peygamberimiz (sav) Veda Haccından döndükten iki ay sonra hastalandı. Bu hastalığının artık son yolculuğa hazırlanma aşaması olduğunu anlayan peygamberimiz (sav) son vazifelerini yapmaya başladı. Peygamberimiz (sav) hastalanınca diğer hanımlarından müsaade alarak Hz. Aişe’nin (ra) evine geçti. Bir gece yarısı ansızın Hâne-i Saadetlerinden çıktı. Hz. Aişe validemiz (ra) “Yâ Resulallah! Nereye gidiyorsunuz?” diye sordu. Peygamberimiz (sav) “Baki mezarlığında medfun bulunan ehlim için dua etmekle emrolundum. Oraya gidiyorum” cevabını verdi. Yanına azaldı kölesi ve hizmetçisi olan Ebû Rafii (ra) ve Ebu Müveyhib’i (ra) aldı onların kolları arasında mezarlığa doğru gitti. Baki mezarlığında kabirler arasında dolaştı, uzun süre ayakta durarak dua ve istiğfarda bulundu. Sonra Ebu Müveyhib’e dönerek “Ey Ebû Müveyhib! Dünya hazinelerinin anahtarları ile ahret nimetlerini seçmem konusunda serbest bırakıldım. Ben de ahret nimetlerini tercih ettim” buyurdular. Bu ziyaretten sonra peygamberimiz (sav) hâne-i saadetlerine geri döndüler.

Uhut şehitlerine dua ve istiğfarda bulunmak peygamberimize (sav) emredilmişti. Bu nedenle peygamberimiz (sav) son olarak tekrar Uhut Şehitlerinin bulunduğu yere gitti. Orada şehit olan sahabeleri için uzun uzun dua etti.

Uhut’tan döner dönmez Mescid-i Nebeviye gitti ve orada vakit namazını kıldırdı. Sonra mimbere çıktı ve mü’minlere şöyle hitap etti: “Ben sizleri Kevser Havuzu’nun başında bekleyeceğim. Ben sizler hakkında küfre ve şirke dönmenizden asla korkmuyorum; ancak sizin dünyaya aldanarak birbirlerinizi kıskanacağınız ve birbirinizle savaşacağınızdan korkuyorum. Şayet böyle yaparsanız önceki kavimlerin helak olması gibi sizlerin de helak olacağınızdan korkuyorum” buyurdular.

Peygamberimizin (sav) hastalığı baş ağrısı ve ateşin ızdırabı şeklindeydi. Baş ağrısından ve ateşin ızdırabından uyuyamıyordu. Hz. Ebubekir (ra) geldi ve “Yâ Resulallah! Müsaade buyurursanız size hizmet etmek istiyorum” buyurdu. Peygamberimiz (sav) buna müsaade etmedi ve şöyle buyurdu: “Yâ Ebâbekir! Bu niyetinle yapacağın hizmetin sevabını ve mükâfatına şimdiden nâil oldun. Ancak ben hastalığım esnasında hizmetimi kızımla zevcelerimden başkasına gördürecek olursam onları üzmüş olurum!” buyurdular.

Peygamberimizin (sav) hastalığı zehirlenmeden kaynaklanan yüksek ateş ve başağrısı şeklindeydi. Hayber’in fethinde Yahudi Zeyneb’in zehirlediği koyun etinden bir parça yemiş ve zehrini almıştı ancak yüce Allah onu bedeninde dağıtmadan bir yere toplamıştı. Şimci Allah'ın emri ile o zehir vücuduna dağılmış ve peygamberimizi (sav) hasta etmişti. Vefatı bununla olacağı için “Şehitlik” mertebesini de bu şekilde yüce Allah kendisine ihsan edecekti. Bu zehirli hastalığın tesirinden yatağında dahi rahat edemiyor, bir o tarafa bir bu tarafa dönüyordu. Peygamberimiz (sav) hastalığını şöyle anlatır. “Benim hastalığım bildiğiniz gibi değil, oldukça zordur. Allah salih ve mü’min kullarına bela ve musibetlilerin en şiddetlilerini verir. Bununla onların derecelerini yükseltir” buyurdular.

Annemiz Hz. Aişe (ra) “Gerçekten de Resulullah’ın hastalığı gibi şiddetlisini görmedim” demiştir. Hz. Abdullah İbn-i Mesut (ra) peygamberimizi (sav) ziyarete gelmişti. Peygamberimiz (sav) hastalığın şiddetinden inliyor ve hararetini almak için konulan ıslak havludan buharlar çıkıyordu. “Ya Resulallah! Humma/ateşten çok sıkıntı çektiğinizi görüyorum” der. Peygamberimiz (sav) “Evet! Hastalığa yakalanan hiçbir mü’min yoktur ki Allah o hastalıkla onun günahlarını ağacın erişmiş meyveleri sallanınca döküldüğü gibi günahlarını dökmesin veya derecesini artırmasın” buyurdular.

Peygamberimizin (sav) Sahabelere Son Tavsiyeleri:
Rebiulevvel ayı sekizinci günü Perşembe günüydü. Peygamberimizin (sav) ziyaretinde Hz. Ömer (ra) ile beraber bazı sahabeler bulunuyordu. Bu sırada peygamberimiz (sav) “Bana bir kırtas/kağıt ve divit/kalem getirin. Size bir yazı yazayım. Tâ ki bundan sonra yolunuzu şaşırmayasınız” buyurdu. Hz. Ömer (ra) “Resulullah’ın hastalığı çok ağırdır. Bizim yanımızda Kur’ân vardır ve bu konuda tavsiyeleri de vardır” dedi. Peygamberimizi (sav) rahatsız etmek istemedi. Bunun üzerine getirip getirmeme konusunda tereddüt yaşandı. Kimi ‘getirelim!’, kimi ‘gerek yok!’ dediler.
Peygamberimiz (sav) onların anlaşmazlığa düştüğünü fark edince “Yanımdan gidiniz, benim yanımda münakaşa etmeyiniz! Beni kendi halime bırakınız” buyurdular.

Bu husus Şia tarafından çok tenkit edilmiştir. Onlar derler ki peygamber (sav) “Hz. Ali’yi halife olarak ilan edecekti. Hz. Ömer engel oldu.” Bütün görüşlerini buna dayandırırlar. Gerçekte böyle bir niyeti olsaydı peygamberimiz (sav) kâğıt-kalem getirin demekle yetinmez, dili ile “Benden sonra Ali’ye uyun! Yerime onu vekil bıraktım” diyebilirdi. Ama böyle bir ifadesini hiçbir Şia mensubu âlim iddia edememektedir. Ancak Veda Haccından dönerken Gadir-i Hum’da “Ben kimin mevlası isem, Ali de onun mevlası, yani dostudur. Ali’yi seven beni sevmiş olur” buyurmuşlar, “Benden sonra Ali’ye uyun” buyurmamışlardır. Bu hususları Allah'ın kitabına ve istişareye bırakmışlardır. Sahabeler de Şura Suresindeki İstişare emrine uygun şekilde “Dünya işlerini istişare ile” yapmışlardır. Kaldı ki Ehl-i Sünnet de “Peygamberimiz (sav) aranızda ihtilaf çıkmasın diye peygamberimiz (sav) Ebubekir’e tabi olmalarını yazdıracaktı” demektedirler. Buna Hz. Ebubekir’in namaz kıldırmak üzere görevlendirmesini delil olarak öne çıkarmaktadırlar. Ama ne var ki bu tartışmaların sonu gelmez. En iyisini Allah bilir. Sahabeler de zaten Kur’ân-ı Kerime uyarak istişare ile buna karar vermişlerdir.

Peygamberimiz (sav) bir ara soğuk su ile banyo yaptı ve biraz rahatladı. Hz. Ali (ra) ile Fazl b. Abbas (ra) kollarında Mescid-i Nebevî’ye girdi ve minbere çıkarak oturdu. Sahabeler Mescid-i Şerifi doldurdular. Sahabelerin mescidi doldurduğunu gören peygamberimiz (sav) şöyle buyurdu:

“Ey İnsanlar! Duydum ki, vefat edeceğim endişesi ile telaş ediyormuşsunuz. Hangi peygamber ümmeti içinde ebedi kaldı ki ben kalayım? Bilmelisiniz ki ben de yakında Rabbime kavuşacağım. Siz de mutlaka ona kavuşacaksınız.

Ey Ensar! İlk muhacirlere iyilik yapmaya devam etmelisiniz. Ey Muhacirler! Size de Ensar’a iyi davranmanızı tavsiye ederim. Onlar size en dar zamanınızda yardım ettiler. Sizi memleketlerine getirdiler ve kabul ettiler. Siz evlerinde ağarladılar, yurtlarında barındırdılar. Kendileri geçim sıkınıtısı çekerken sizin de yükünüzü çektiler ve sizi kendi nefislerine, çoluk-çocuğuna tercih ettiler. Kim onlara hâkim olur, onların idarecisi olursa bunu unutmasın ve onlara iyilikte bulunmaya devam etsin.

Ey İnsanlar! Her şey Cenab-ı Hakkın ezelî iradesi ile cereyan eder. Allah'ın kader ve kazasına galebe etmek gibi bir sevdaya kapılmayınız; zira mağlup olursunuz. Allah’a hile yapmaya kalkışmayınız, çünkü sonuçta zarara uğrayan sizler olursunuz.

Ben sizlere şefkatli ve merhametliyim. Sizler de bana kavuşacaksınız. Buluşacağımız yer de Kevser Havuzu’nun yanı olacaktır. Kim Kevser Havuzunda benimle buluşmak isterse elini ve dilini gereksiz şeylerden korusun!

Ey İnsanlar! Bilmelisiniz ki günah işlemek nimetin ve kısmetin değişmesine sebeptir. İnsanların çoğu salih olursa onların idarecileri de öyle olur. Onlara adalet ve insafla muamele ederler. Halk isyana ve günaha meylederse onların idarecileri de öyle olur. Hâkimleri de zulme ve adaletsiz iş görmeye başlarlar. Siz nasıl olursanız öyle idare edilirsiniz” buyurdular.

Bu konuşmasından sonra tekrar Hz. Âişe’nin (ra) odasına gitti ve yatağına uzandı.

alıntı
 
Peygamberimizin sav Hastalığı dini konular ve bilgiler, Peygamberimizin sav Hastalığı ile inanç ve ibadet hakkında detaylı içerikler sunuluyor.
Geri
Üst