Onkoserka Hastalığı
Onkoserka Hastalığı
Onkoserka Hastalığı
Onkoserka hastalığına (Onchoccrciasis yol açan filarya türü, Onchocerca volvulustur. Körlüğe yolaçabildiği için çok tehlikeli bir hastalık sayılan onkoserka hastalığı, yerel salgın bölgelerinde son derece yaygındır.
Erişkin erkek filaryalar 30 mm, dişiîeriyse 50 mm uzunluğundadır. Dokuların lenf boşluklarında ve derialtı bağdokularmda yaşarlar. Dişilerin yumurtladığı kurtçuklar kanda, dolaşmaz, derinin katları arasında ve derialtmda bulunurlar.
Bulaşma biçimi
Onchocerca volvulus’un ara konaklan, nemli bölgelere özgü (akıntılı ve oksijenli sular) similium cinsi sineklerdir. Hastalığın yerleşme merkezleri de bunların yaşamasına elverişli bölgelere bağlı olarak bir dağılım gösterir: Tropikal ülkelerde sulak bölgeler. En sık görüldüğü yerler Afrika’da Angola, Tanzanya, Gana, Fildişi Kıyısı gibi ülkelerdir.
Amerika’da onkoserka hastalığına Meksika, Guatemala, Venezuela ve Hollanda Guyanası’nda raslanır. Hastalığın oldukça yaygın olduğu söylenebilir. Dünyada 25 milyon kadar onkoserka hastası vardır ve bunların yüzde onu kördür.
Klinik belirtiler
Onkoserka hastalığında çoğunlukla hiç bir klinik belirti görülmez. Hastada yalnızca bir eyozinofil artışı olabilir. Hastalık, ortaya çıkınca, üç biçimde yansıyabilir.
Deri belirtileri
Sırtta, bacaklar ve kalçalarda derinin kalmlaşmasıyla (kertenkele derisi gibi) birlikte çok şiddetli kaşınmalar vardır (filarya uyuzu tablosu). Kaşıntılar deride önemli bozunlara yolaçabilir.
Derialtı belirtileri
Derialtı tabakalarda, filaryalarm kistler oluşturmaları sonucunda düğümler oluşur. Bu düğümler çok sayıdadır ve deriyle birlikte hareket ettirilebilir; deriye yakın kemikler çevresinde (dizr kalça ibiği gibi) ortaya çıkarlar. Boyutları bazen bir mandalinanınkine yaklaşır. Düğümler çok ağrılıdırlar; ama irinlenme akıntıları yoktur ve kireçlenmezler. Cerrahi girişimle çıkarılmaları kolaydır.
Göz belirtileri
Göz bölgesinde 10-15 yıl kadar sonra ortaya çıkan bozunlar, hastalığın şiddetine ve sıklık derecelerine göre farklılık gösterirler.
Olaydan gözün çeşitli bölümleri etkilenebilir, bu da çoğunlukla körlüğe neden olur.
Teşhis
Kesin teşhis, deriden yapılan bir biyopsi ya da bir derialtı düğümüne iğneyle girerek örnek alma sonucunda mikrofilaryalarm ortaya çıkarılmasıyla doğrulanır. Gözde mikrofilarya aranması, yarıklı lambayla yapılır. Ön tabakadaki bozunlar doğrudan doğruya asalağa bağlı olarak, arka tabakadakiler ise alerji tepkilerine’ bağlı olarak gelişmişlerdir.
Hastada eyozinofil artışı bulunması ve bağışıklık tepkimelerinin sonuçları teşhise yardımcı olur. Ayrıca bir tedavi testi uygulanabilir. Hastaya ana maddesi dıetilkarbamazin olan bir ilaçtan yarım komprime verilir. Bunun sonucunda ortaya çıkacak alerji tepkisi, teşhise büyük ölçüde yardımcı olur.
Tedavi
Gözde ve deride bozukluklara yolaçan mikrofilaryalara karşı kullanılacak ilaç, yukarda da söylediğimiz gibi, dietilkarbamazin’dir. Tedavi aralıklı olarak ve doz her sefer biraz daha artırılarak sürdürülür. Hastada ortaya çıkacak alerji tepkileri, kortizon türevleri ve antihistaminiklerle giderilmelidir. Düğümlerin cerrahi yöntemlerle çıkarılması, erişkin filaryalarm küçük bir bölümünü yoketmeyi amaçlar.
Korunma
Onkoserka hastalığının yaygınlığını ve tehlikesini (körlük) gözönüne alan Dünya Sağlık Örgütü, similium türü sineklere karşı savaş (çok güçtür) ve hastaların tedavisi için kampanyalar açmıştır.
Onkoserka Hastalığı
onchocerca volvulus - asalak hastalıkları - onkoserka hastalığından korunmak
Onkoserka hastalığına (Onchoccrciasis yol açan filarya türü, Onchocerca volvulustur. Körlüğe yolaçabildiği için çok tehlikeli bir hastalık sayılan onkoserka hastalığı, yerel salgın bölgelerinde son derece yaygındır.
Erişkin erkek filaryalar 30 mm, dişiîeriyse 50 mm uzunluğundadır. Dokuların lenf boşluklarında ve derialtı bağdokularmda yaşarlar. Dişilerin yumurtladığı kurtçuklar kanda, dolaşmaz, derinin katları arasında ve derialtmda bulunurlar.
Bulaşma biçimi
Onchocerca volvulus’un ara konaklan, nemli bölgelere özgü (akıntılı ve oksijenli sular) similium cinsi sineklerdir. Hastalığın yerleşme merkezleri de bunların yaşamasına elverişli bölgelere bağlı olarak bir dağılım gösterir: Tropikal ülkelerde sulak bölgeler. En sık görüldüğü yerler Afrika’da Angola, Tanzanya, Gana, Fildişi Kıyısı gibi ülkelerdir.
Amerika’da onkoserka hastalığına Meksika, Guatemala, Venezuela ve Hollanda Guyanası’nda raslanır. Hastalığın oldukça yaygın olduğu söylenebilir. Dünyada 25 milyon kadar onkoserka hastası vardır ve bunların yüzde onu kördür.
Klinik belirtiler
Onkoserka hastalığında çoğunlukla hiç bir klinik belirti görülmez. Hastada yalnızca bir eyozinofil artışı olabilir. Hastalık, ortaya çıkınca, üç biçimde yansıyabilir.
Deri belirtileri
Sırtta, bacaklar ve kalçalarda derinin kalmlaşmasıyla (kertenkele derisi gibi) birlikte çok şiddetli kaşınmalar vardır (filarya uyuzu tablosu). Kaşıntılar deride önemli bozunlara yolaçabilir.
Derialtı belirtileri
Derialtı tabakalarda, filaryalarm kistler oluşturmaları sonucunda düğümler oluşur. Bu düğümler çok sayıdadır ve deriyle birlikte hareket ettirilebilir; deriye yakın kemikler çevresinde (dizr kalça ibiği gibi) ortaya çıkarlar. Boyutları bazen bir mandalinanınkine yaklaşır. Düğümler çok ağrılıdırlar; ama irinlenme akıntıları yoktur ve kireçlenmezler. Cerrahi girişimle çıkarılmaları kolaydır.
Göz belirtileri
Göz bölgesinde 10-15 yıl kadar sonra ortaya çıkan bozunlar, hastalığın şiddetine ve sıklık derecelerine göre farklılık gösterirler.
Olaydan gözün çeşitli bölümleri etkilenebilir, bu da çoğunlukla körlüğe neden olur.
Teşhis
Kesin teşhis, deriden yapılan bir biyopsi ya da bir derialtı düğümüne iğneyle girerek örnek alma sonucunda mikrofilaryalarm ortaya çıkarılmasıyla doğrulanır. Gözde mikrofilarya aranması, yarıklı lambayla yapılır. Ön tabakadaki bozunlar doğrudan doğruya asalağa bağlı olarak, arka tabakadakiler ise alerji tepkilerine’ bağlı olarak gelişmişlerdir.
Hastada eyozinofil artışı bulunması ve bağışıklık tepkimelerinin sonuçları teşhise yardımcı olur. Ayrıca bir tedavi testi uygulanabilir. Hastaya ana maddesi dıetilkarbamazin olan bir ilaçtan yarım komprime verilir. Bunun sonucunda ortaya çıkacak alerji tepkisi, teşhise büyük ölçüde yardımcı olur.
Tedavi
Gözde ve deride bozukluklara yolaçan mikrofilaryalara karşı kullanılacak ilaç, yukarda da söylediğimiz gibi, dietilkarbamazin’dir. Tedavi aralıklı olarak ve doz her sefer biraz daha artırılarak sürdürülür. Hastada ortaya çıkacak alerji tepkileri, kortizon türevleri ve antihistaminiklerle giderilmelidir. Düğümlerin cerrahi yöntemlerle çıkarılması, erişkin filaryalarm küçük bir bölümünü yoketmeyi amaçlar.
Korunma
Onkoserka hastalığının yaygınlığını ve tehlikesini (körlük) gözönüne alan Dünya Sağlık Örgütü, similium türü sineklere karşı savaş (çok güçtür) ve hastaların tedavisi için kampanyalar açmıştır.