EliZa
Çalışkan Üye
Öd Safra Kesesi Hastalıkları
Öd (Safra) Kesesi Hastalıkları
Öd (Safra) Kesesi Hastalıkları
Öd kesesinde ve kanallarında önemli birçok hastalık oluşabilir. Bunların en önemlisi, öd kanallarının herhangi bir nedenle tıkanması sonucunda oluşan sarılıktır. Böylece bağırsakta yağ sindirimi ve emilimi bozulur.
Bir başka öd kesesi hastalığı da taş oluşumudur. Öd kesesi taşları kendiliğinden hareket ederek bağırsaklara geçemeyecek kadar büyükse, öd kesesinin ameliyatla alınması gerekir.Öd kesesinin alınması yaşamsal bir tehlike oluşturmaz. Kişi hekimlerin yasakladığı yiyecekleri yemezse, normal yaşamını sürdürebilir. Öd kesesindeki bir başka hastalık da, iltihaplanmadır. Diğer bir adıyla safra kesesi kanseri.Hekim denetiminde tedavi edilebilir bir hastalıktır.
Bu dönemde alınan anamnez fazla bilgi vermemektedir. Olguların %30’unda sağ üst kadranda ağrı mevcuttur. Az sayıda olguda ise ateş, lökositoz, lokal ağrı, hassasiyet ile seyirli akut safra kesesi iltihabı mevcut olabilir. Laboratuvar tetkiklerde bilirubin seviyesi ve alkali fosfataz yükselmiştir. Fakat bu bulgular, iyi huylu hastalıktan ayırt edilmesi için yeterli değildir. Oral ve intravenöz kolanjiografi yetersiz bilgi vermektedir.
Sindirim sisteminin baryumlu kontrast incelenmesinde indirekt olarak on iki parmak bağırsağı, distal midede ve transvers kolonda kompresyon bulguları görülebilir. Endoskopik retrograd kolanjiopankreatikografi (ERCP) tanıda çok az olguda faydalıdır. Yine anjiyografi erken olgularda, hiçbir şey vermezken, geç olgularda hastalığın yaygınlığı hakkında fikir verebilir. Safra kesesi kanseri tanısında non invazif bir yöntem olan ultrasonografinin büyük değeri vardır. Yine bilgisayarlı tomografi de hemen hemen kesin tanıyı koydurmaktadır.
Bu her iki tanı, yönteminde de safra kesesi duvarında kalınlaşma, kesede taş ve sınırlandırılmış tümör invazyonu tespit edilebilir. İleri olgularda yapılacak eksploratris laparoskopi, laparotomiye gerek olmaksızın tanıyı sağlamaktadır. Yine bu hastalarda yükselmiş CEA değeri şüpheden öteye gitmemektedir. Tüm bu modern tanı yöntemlerine rağmen olguların ancak %5inde tanı konulabilmektedir. Hemen hemen tüm olgularda kesin tanı ameliyat ile patolojik inceleme neticesinde konulabilmektedir.
Tedavide, Patolojik olarak tanı konulan hastalar oldukça şanslı olabilir. Çünkü yapılmış olan safra kesesi ameliyatı bu olgularda yeterli olmaktadır. Fakat olguların çok azında tümör, kese duvarında sınırlı olarak tespit edildiği görülmektedir. Bu olgularda safra kesesi iltihabına ilave olarak, kese yatağının çıkartılması ve çevre lenf nodüllerinin çıkartılması gerekir.İlaç ve ışın tedavisinin etkisi az olduğu söylenmektedir.
Yazar: Ceylan Gençay
alıntı
Öd (Safra) Kesesi Hastalıkları
safra kesesi hastalıkları - sarılık - öd kanalarında tıkanıklık - safra kesesi kanalı tıkanıklığı
Öd kesesinde ve kanallarında önemli birçok hastalık oluşabilir. Bunların en önemlisi, öd kanallarının herhangi bir nedenle tıkanması sonucunda oluşan sarılıktır. Böylece bağırsakta yağ sindirimi ve emilimi bozulur.
Bir başka öd kesesi hastalığı da taş oluşumudur. Öd kesesi taşları kendiliğinden hareket ederek bağırsaklara geçemeyecek kadar büyükse, öd kesesinin ameliyatla alınması gerekir.Öd kesesinin alınması yaşamsal bir tehlike oluşturmaz. Kişi hekimlerin yasakladığı yiyecekleri yemezse, normal yaşamını sürdürebilir. Öd kesesindeki bir başka hastalık da, iltihaplanmadır. Diğer bir adıyla safra kesesi kanseri.Hekim denetiminde tedavi edilebilir bir hastalıktır.
Bu dönemde alınan anamnez fazla bilgi vermemektedir. Olguların %30’unda sağ üst kadranda ağrı mevcuttur. Az sayıda olguda ise ateş, lökositoz, lokal ağrı, hassasiyet ile seyirli akut safra kesesi iltihabı mevcut olabilir. Laboratuvar tetkiklerde bilirubin seviyesi ve alkali fosfataz yükselmiştir. Fakat bu bulgular, iyi huylu hastalıktan ayırt edilmesi için yeterli değildir. Oral ve intravenöz kolanjiografi yetersiz bilgi vermektedir.
Sindirim sisteminin baryumlu kontrast incelenmesinde indirekt olarak on iki parmak bağırsağı, distal midede ve transvers kolonda kompresyon bulguları görülebilir. Endoskopik retrograd kolanjiopankreatikografi (ERCP) tanıda çok az olguda faydalıdır. Yine anjiyografi erken olgularda, hiçbir şey vermezken, geç olgularda hastalığın yaygınlığı hakkında fikir verebilir. Safra kesesi kanseri tanısında non invazif bir yöntem olan ultrasonografinin büyük değeri vardır. Yine bilgisayarlı tomografi de hemen hemen kesin tanıyı koydurmaktadır.
Bu her iki tanı, yönteminde de safra kesesi duvarında kalınlaşma, kesede taş ve sınırlandırılmış tümör invazyonu tespit edilebilir. İleri olgularda yapılacak eksploratris laparoskopi, laparotomiye gerek olmaksızın tanıyı sağlamaktadır. Yine bu hastalarda yükselmiş CEA değeri şüpheden öteye gitmemektedir. Tüm bu modern tanı yöntemlerine rağmen olguların ancak %5inde tanı konulabilmektedir. Hemen hemen tüm olgularda kesin tanı ameliyat ile patolojik inceleme neticesinde konulabilmektedir.
Tedavide, Patolojik olarak tanı konulan hastalar oldukça şanslı olabilir. Çünkü yapılmış olan safra kesesi ameliyatı bu olgularda yeterli olmaktadır. Fakat olguların çok azında tümör, kese duvarında sınırlı olarak tespit edildiği görülmektedir. Bu olgularda safra kesesi iltihabına ilave olarak, kese yatağının çıkartılması ve çevre lenf nodüllerinin çıkartılması gerekir.İlaç ve ışın tedavisinin etkisi az olduğu söylenmektedir.
Yazar: Ceylan Gençay
alıntı