müslüman cinlerle iletişim mümkünmü
müslüman cinlerle iletişim mümkünmü
Öncelikle şu temel bilgileri mutlaka okuyunuz. Sonra cinlerle irtibata geçmeniz mümkün olacaktır.
Evren yoktan varedildi. Tek bir noktadan büyük bir ışık çıktı. Bir ateş yağmuru gibi etrafa saçıldılar. Sonraki aşamalarda ortaya çıkan Yeryüzü, güneş gibi fokurdayan ateş topuydu. Bir çeşit evrende bulunan ateş damlasıydı. Evrende yıldızlar ve gezegenler sanki suda yüzen birtakım tortulardı. Girdaplar, dağılmalar ve birtakım esintiler vardı. Evrende değişimler gerçekleşti. Isı değişimleri gibi farklı prosesler yaşandı. Ve yeryüzü sularla kaplandı. Sular çekilirken. Cinlerin ilk babası Cann yaratıldı. Ancak bu tek bir türle kalmadı.
Adem’in özü toprak olsa da toprak olarak kalmadı, değişime uğramış bir ten ve beden haline gelmişse Cinler’de Ateş olarak kalmadı. Özü Ateş olsa da değişime uğrayıp farklı bir yapıda var oldu. Adem’in çok gelişmiş bir versiyonu. Ham maddesi ateş, düşünen, nefsi olan, seçim yapan ve Allah’a inanıp ibadet etmesi gerekendi. Evet ateşin toprağa üstünlüğü vardı ama gerçek üstünlük tanrıya bağlılıkta ve tam sadakatteydi.
Cann ve türdaşları bölündüler ve eşleri yaratıldı. Sonra aileleri çocukları ve torunları oldu. Hızla ürediler. Kendi aralarında dünyayı isteyenler ve ahreti tercih edenler oldu. Tanrının kurallarının dışına çıktılar. Anlaşmazlıklar, şiddet ve savaşlar yaşadılar. Tanrı durumlarını düzeltmek için Cann’ın oğullarından kendisine en sadık İblis’e bilgi, kabiliyet ve üstünlük verdi. Tanrı gökten ateş yağdırdı. Ve insanların değimiyle dinazorlar çağı bitti. Zalim cinler yeryüzünden temizlendi. Tanrı iblis’i başarılı kıldı. Onların üzerine geçirdi ve o’nu üstün tuttu. Allah’ın izniyle ve ona öğretilenlerle her şeyi başarabiliyordu. İblis yeryüzünde barışı ve adil düzeni sağladı, tanrının halifeliğini yürüttü. Zamanla iblis tüm bu başarılarını kendinden zannetti. Kibirleniyor ve taşkınlık ediyordu. Cinlere ve meleklere rahatsızlık veriyordu. Tanrı bu durumdan hoşnut kalmadı.
60 bin yıl geçti. Bitkilerden sonra hayvanların yaratılma çağı yaşandı. Yeryüzünde yeni yaşamların olması için uygun şartlar Tanrı tarafından oluşturuldu. Ve o gün geldi çattı. Topraktan ve sudan, karışık yapışkan çamurdan Adem yaratıldı. İçi boş, vurulduğunda ses gelen, basit bir toprak parçasıydı. Yönlendirilmesi gereken kumanda edilecek bir canlıydı.
Tanrı akan sularla rüzgarlarla Adem’i tesviye etti ve ona son şeklini verdi. Kuru bir çamura döndü, değişik evreler geçirdi. Son halindeki etten ve kemikten Adem, bir süre uyutuldu. O’na ruhundan üfledi. Ademin göz kapakları kıpırdadı ve parmakları hareket etmeye başladı. Adem yaratılırken ondan bölünen bir parça uzadı ve ondan eşi Havva yaratıldı. İblis, Adem ile Havva’yı gördü, şekillerinin güzelliğinden ve tanrı gözünde değerli olacağından onları beğenmedi, üzerine tükürdü ve O’nu reddetti. Tanrı Adem’e yeryüzünde, nimetlerle dolu ırmakların geçtiği bahçelerin olduğu bir belde verdi. Orada oturun yeyin için ama şu meyveden yemeyin dedi. İblis O’nu saptırmak için sürekli etrafında dolandı.
Adem uzun süre iblis’e direndi, ancak nereye kadar. Bir gün o’na uyacaktı. Her insanın yapacağı gibi aldatılarak meyveden yedi. Pişmanlık içinde Tanrı’dan özür diledi. Tanrı o’nu hemen cezalandırmadı. İyilerle kötüleri ayırt etmek için bir karar gününe kadar neslinin devam etmesini sağladı. O günden beri Adem’in nesli farklı dönemler yaşamış ve bugüne kadar artarak gelmiştir. İblis’te bu güne kadar onunla uğraşa gelmiştir.
İblis, üstünlüğün özde (ham malzemenin özelliklerinde) değil tanrının dilemesiyle olduğunu unutmuştu. İblis işte bundan kaybetti. Tanrı dilemesiyle yaratacağı ve dileğini vereceği Adem’i yeryüzüne halife yapmak yani emirlerini uygulaması için hizmetkarlığına görevlendirecekti. İblis tanrıya sadıklığı ve ibadeti gereği Adem’e iyilik etmek ve onun iyiliği için çalışmalıydı. Ancak o Adem’e düşman oldu. O’na boyun eğmedi. Böylece tanrıya asi oldu. İyilik için çalışan şerefli bir melek iken makamından düştü. Düşmüş bu melek iyilik safından ayrılmıştı. İblis artık kötülüğün temsilcisi ve önderi şeytan oldu.
O günden beri insana düşman olan İblis Adem’in soyunu yok etmek için öldürmeyi, haksızlıklar yaşatmak için çalmayı, neslini bozmak için zinayı emreder. İşi gücü insanlarla uğraşmaktır. Bu nedenle on emir vardır. Tanrının kitapları ve yasaları vardır. Bu yasalar insanlığı korur ve bir kurtuluş reçetesidir.
Tanrı yarattığı tüm kuvvetleri özgür bıraktı. Yaratılışları gereği melekler tam sadık, bağlı kuvvetler idi. Ama cinler ve insanlar özgür iradeli seçim yapabilen ve dileyen varlıklardı. İblis’in fitnesi Adem, Adem’in fitnesi yaşamın güzellikleriydi. Dünyacı İblis, Adem’e aldanarak Tanrıyla mücadele etmeye kalktı. Batıllaşan, azgınlaşan ve tanrılık iddiasında olan iblisin durumunu şöyle anlatırız; haksız suçlu ve zavallı. O tanrıyı reddetmiş ve asi olmuştur. İblis tanrının iyi niyetini bozmaya çalıştı. Ve varlık içinde olumsuz bir güç olarak ortaya çıktı.
Cinler ikiye ayrılırlar. İnananlar ve inanmayanlar olarak. Şeytani cinler ve rahmani cinler de denilebilir. Şeytani cinlerin öncülüğünü iblis yapmaktadır. İnanan cinler insanlardan uzak yaşamayı ve temiz kazancı seçmişlerdir. İnsanlara bulaşmazlar ve onlarla uğraşmazlar. Onlar Allah’tan korkarlar ve kötülükten çekinirler. Şeytani cinler ise insanları kullanırlar. Korkuturlar, Tanrılık iddiasında bulunurlar. İnsanları kullanarak ve kendilerine yönelterek taşkınlıklarını arttırırlar. Kötülükten kazanırlar. İnsan üzerinden geçimlerini sağlarlar. Tanrıya inanmadıkları ve tanrıdan dilemedikleri için onların fitnesi insan olmuştur. İnsana aldanarak tanrının rahmetinden kovulmuştur.
Allah'ın şerefli bir kölesiyken; büyüklenerek, kovulmuş olan İblis cinlerdendi ve cin toplumlarının önderlerinden bazılarının da ayaklarını kaydırarak insanlarla uğraşmaya başlamıştır. İblis, kendisiyle birlikte diğer cinleri de şeytanlaştırdı. Şeytani kadroyu kuran iblis onlara öncülük etti. Adem’in yaradılışıyla İnanan ve inanmayan olarak ayrışan cin toplumu iki millete (topluma) ayrılmış oldular. İnsanlara bulaşmak istemeyen inananları dağlara ve ıssız yerlere, insanlar üzerinden geçinen, onları kullanan ve kötülük edenleri inançsızdı. İnançsız cinler insanlarla iç içe beraber yaşarlar. İnsanların hayatlarına, yaşamlarına, ailelerine müdahale ederler. İnsanın bedeni üzerinden geçimlerini sağlarlar. Bu haksız yol yani batıl kazanç kötülükler üzerinden yürümekteydi. Bu nedenle iblis’in tayfası insanlığa düşman ve tanrı karşıtlığındaydı.
İblis(Lusifer), Adem’i reddedip tanrıyı karşısına aldıktan sonra kendi aralarında hiçbir ahlaki sınır tanımayan ilişkilerle çoğaldılar. Diğer taraftan İblis, cinlerden birçoklarını saptırıp kendisine köle edindiği kimselerle "şeytan milleti"ni çoğalttı ve insanların peşlerine düştü. İblis cinlere büyük sıkıntı çektirdi. İblis, Adem’i reddederek batıl bir yola saptı cinlerden kimilerini aldatarak kimilerini zorbalıkla kimilerini kölelikle kendi düzenine bağladı. Tarih boyunca da insanlardan İblis'e köleler devşirdiler. Bu yolla devşirdikleri "insan şeytanları"yla yeryüzünde giderek güçlendiler.
İblise, cinlerden gönüllü 19 kişi yardımcı oldu. 19 kişi İblis'in kendi kadrosundandı. İblis’in tahtından beslenen bu kişiler Adem’e secde etmeyen İblis’i tercih ettiler ve Allah'ı reddettiler. Bu sapkınlar, kendilerine eş seçtikleri insan kızlarıyla birleştiler. Tanrının amacını bozup İnsanlardan kendilerini çoğaltmak istiyorlardı. Onların yanına gitmeye başladılar ve onlarla birlikteliklerinde asıl kendilerini kirlettiler. İmanlarını kaybettiler, küfre düştüler ve tanrılık iddiasında oldular. Onlara büyücülük ve sihirbazlık öğrettiler. Çağırdıklarında hemen yanında oldular. Onlar ve onlardan sonraki tüm büyücüler de insanlığa düşmanlıkta birbirlerinden faydalandılar.
CİNLER VE İBLİS
Şeytan anlamı itibariyle olumsuz düşünce, yıkıcı etki, suçlayıcı, zarar veren ve kötülüğün kaynağı, düzen karşıtı bir kuvvettir. İblis Adem’i reddedince şeytanlaşmış ve sürekli kendisine taraftar toplamıştır.
Şeytan kelime kökünde incelendiğinde tek bir kişiyi iblisi nitelemekten çok kötülüğü nitelemektedir. Şeytanlığın lideri ve önderi iblis’tir. Kuranda ‘insan ve cin şeytanları’ ibaresinden insanlardan ve cinlerden kötülüğü seçmiş olanlar olarak bahsedilmektedir.
Her cin şeytan değildir. Ama her şeytan cindir. Cin kelime kökü itibariyle insana gizli olan bilinçli varlıklardır. Şeytani cinlere, halk dilinde ve Müslümanlar ‘şeytan’ demektedirler. Cinler haricinde ayrı bir şeytan varlığı yoktur. Cinlerden Allah’ı terk etmiş olanlar ve onunla mücadele edenler şeytandır. Bunlar insanları saptırmakla meşguldürler. Kovulduklarından ve tanrının kararını reddettiklerinden dolayı tanrıdan istememektedirler. İnsanlar üzerinden geçimlerini sağlamaktadırlar. İnsanlara yaklaşan ve insanlarla ilişkili tüm cinler, şeytani cinlerdir.
İblisin halkı, inanan cinlerin 9 katı, insanların 90 katıdır. Her bin varlıktan biri insan, 900’ü melektir. İblis, yeryüzünde müthiş kalabalıktır ve her yerdedirler. Uçan, yürüyen, yüzen türleri vardır. Haşere, böcek, sürüngen, örümcek kısacası hayvanlardan her türlü kılığa girerler.
Cinlerin şekil sorunu yoktur. Şekilsizdir ama her şekle girer. Topraktan yaratılmış maddi her canlı onların suret kalıplarıdır. İblis özünde olumsuz enerji, bir çeşit yıkıcı kuvvettir. Suçlayıcı, saldırgan ve ses yükseltendir. Gözleri, kulakları ve kalbi olan bilinçli varlıktırlar.
Öldüklerinde yok olurlar. Yani ortadan kaybolurlar. Hiç kimse tarafından görülmeyince yakınlarınca öldüğü anlaşılır. Toprağa gömüldüğünde kaybolurlar.
Cinler rüyalar oluşturabilir. Rüyaları yönlendirebilir. Ruhunuzu kullanabilir. Uyumadığınız gerçek hayatta bile sizi rüya alemine(farklı bir aleme- halüsülasyona) sokabilir. Şeytani cinler genelde beyinde olur ve insana farklı bir alem penceresi açabilir. Kimsenin göremediklerini görebilirsiniz. Bu görme işi gerçekte dışarıda değil kişinin beyninde gerçekleşir. Bedeninizin dışında da kendini size gösterebilir. Cinler varlığa ve gerçekliğe müdahale edebilen maddeyi etkileyen bir enerji varlıktır. Ruh insanın bedenini kaldırma kuvvetine sahiptir ancak şeytan yönetme kuvvetine sahiptir. Beyinde görüntü verdirir. Bazı hastaların bir noktaya dik dik baktığını görürsünüz. Gözlerini fal taşı gibi ayırdığını, oturarak geri geri çekildiğini görürsünüz. Tüm bunlar cinlerin görünmesi veya görüntü vermesi hadisesidir. İnsan bu durumu gerçeklik olarak algılamaktadır. Bu tepkiler gayet doğaldır. Biz insanlar da tanrının hayalinde bir rüyadayız. Dokunmayı gerçeklik olarak algılarız. Halbuki rüyalar da da dokunulabilmektedir. Rüyada da çimdik atılır ve acı çekebilirsiniz. Sonuç olarak dünya hayatı tamamen Tanrı’nın alemidir. İnsan ölünce rüyada olduğunun farkına varacaktır.
Şeytani cinler, Engellilere, çocuklara, yalnız yaşayan yaşlı kadınlara, kritik dönemlerden geçenlere, bunalımda olanlara, insanların sınanma dönemlerinde, ağır hastalıklarda ve ölüm anında insana yaklaşırlar. İnsanın imanını çalmaya, yoldan saptırmaya ve kötü sonuçlara yöneltirler.
Cinler gözlerinin gördüğü en son noktaya gitmek istedikleri anda orada olurlar. Cinler dünyanın her hangi bir yerine gitmek istedikleri anda oraya saniyeler içinde gidebilirler. Yalnız atmosferin dışına çıkmaları son peygamber Muhammet zamanında yasaklanmıştır. Dünya dışına yükselmeye kalktıkları anda onları meteor taşları kovalar. Yani melekler şeytanların birinci göğe girmelerini engellemek için taşlarlar. Cinler daha önceleri birinci gök olan maddesel evren yani yıldızlarla gezegenlerle dolu evrene çıkabilmekte ve gelecekte olacakları kulak hırsızlığı yaparak meleklerden kapmaktaydılar. Yüksek göklerde bulunan ve tanrının nuruyla gören kestirim melekleri gelecek habercisi melekleridir. Yaratılış ve var oluşları gereği tanrıdan emir alan ve bunu aşağıda ki meleklere bildiren melekler vardır. Gelecek hakkındaki bilgiler o bölgede oluşur. Yeryüzü meleklerinin zaman döngüsü içinde harekete geçmeleri için bu bilgiler sağlanır. Bu haberleri kapmaya çalışan şeytani cinler, bilgileri alsa da gelecekte olacakları engelleyemez. Şeytani cinler her ne kadar kendi olumsuzlukları için önlemler alıp insanlara yalan yanlış bilgiler verseler de geçmişte belirlenen kader emirlerini engelleyemezler. Cinler İnsanlardan dostlarına gelecekle ilgili yalan yanlış bire beş katarak uydurma bilgiler vermektedirler. Birinci göğün taşlanmasıyla şeytanların göğe oturmaları ve gelecekten gizlice haber almaları Tanrı tarafından engellenmiştir. Cinler özellikle iblis çok daha serbest ve bilgiliydi. Birinci göğünde üstlerine çıkar kader içinde etkili bir oyuncuydu. Adem’e asi olduktan sonra ve belirli peygamberler döneminde sürekli hakimiyeti kısıtlanmıştır. En son peygamberle dünya semasının dışına çıkamama cezasıyla karşılaşmıştır.
Her varlıkta ve canlıda olduğu gibi cinlerde de hiyerarşi vardır. Yönetici sınıfı, işçi sınıfı gibi, onlar da görev alanlarına ve yaratılışlarına göre sınıflanırlar. Kimileri çok kabiliyetli alanında mastır yapmış ifritleri de görürsünüz. Ancak onların üstünlükleri türsel ve genetikseldir.. Mesela bunlarla baş edebilmek için bilgili alim olmak gereklidir. Zaten de basit sıradan insanlarla vakit kaybetmezler. Çünkü işçi sınıfı sıradan insanları saptırmakta yeterlidir.
Şeytanın her alanda sorumluları ve görevlileri vardır. Kıtalardan, denizlerden, bölgelerden sorumluları vardır. Doğu cephesiyle ilgileneni, batı cephesinden sorumlu olanı vardır. Kadınlardan, erkeklerden ve çocuklardan sorumlu bakanları vardır. Şehirlerden bölgelerden sorumlu olanları vardır. Kötülükte ve aldatmakta ileri gitmiş olanlar, zalim ve zorbalık edenleri, daha şerli olanları genelde lider ve önder olurlar.
İnsanlarla iç içe yaşayanları, uzak ıssız yerlerde yaşayanları, mağaralarda, dağ kovuklarında yaşayanları, denizlerde, ağaçlarda, mezarlıklarda, çöplüklerde, duvar kenarı ve ağaç diplerinde aslında aklınıza gelecek her yerde yaşarlar.
İyileri uzak yerlerde, dağlarda ve ıssız yerlerde yaşarlar. İnsanlardan uzak olmayı tercih ederler. Bunlar cinlerin iyileri ve imanlı olanlarıdır. Kazançlarını temiz yoldan tercih ettiklerinden insanlara pek bulaşmazlar. Ancak cahil gençleri insanların yanına uğrar yaramazlık yaparlar.
Kötüleri insanlarla beraber yaşarlar. İç içe olurlar. Evlerimizde, çevremizde olurlar. İnsanları kullanırlar ve üzerinden beslenirler. İblisin krallığı ve merkezi deniz üzerindedir. Deniz kenarlarında, kıyı kentlerinde, mezarlıklarda, insanlarla bağ kuran (cinci ****lar, büyücüler vs) irtibatlı olanlar genelde kafir cinler yani şeytanlardır. İnançsız cinler insan karşıtıdır. İnsanlarla uğraşan her cin, kafir cindir ve şeytanın avenesidir. Yani iblisin tayfasındandır.
Yükseklik korkusu, Asansör korkusu, bunalma, kapalı yerde kalamama, kaybolma korkusu, kendini kaybetme ve benzer tüm korkular şeytani cinlerdendir. Hepsi düşünsel ve bilinçsel tedavi edilmektedir. Yanlış inanışları söküp atarak doğru olanları yerleştirmekle tüm ruhi hastalıklar tedavi edilmektedir.
Şeytani cinler insana amacı veya ana hedefiyle ilgili gelir. Eğer hedefinizde Dünya, makam, mal, evlat, zenginlik gibi dünyalık şeyler varsa mutlaka size bir şeyler vaad ederek kandırır. Az bir şey karşılığında ahreti ve imanınızı satarsınız. O vaat ettiği şeyler sizin gözünüzde büyük gözükür ve az bir şey karşılığında ömrünüz boyunca bocalar durursunuz. Şeytanın aldatmasına kapılmış bir kişi hedeflerine ulaşmak için haksızlığı, birilerinin sırtına binmeyi veya ayağını kaydırmayı, gıybeti ve iftirayı yol edinecektir. Şeytanın yönlendirmesiyle meşru olmayan her türlü yolla hedefine ulaşmaya çalışacaktır.
Şeytani cinler insanların arasını bozmakta müthiş çaba içindedirler. Hassas olduğunuz birinci derecede yakınlarınıza takıntı yaptırır. Aşağılar, kınar, onların olumsuz tavırlarına tepki gösterirsiniz. İnsanda etkin olduğu dönemlerde bu yakınlarınıza karşı sizi kışkırtır. Bu eşiniz, çocuğunuz, anneniz, babanız, kaynananız, gelininiz, kardeşiniz veya kardeşinizin eşi olabilir. Şeytani cinler birinci dereceden yakınlarınızdan, işyeri çevrenizden de bir düşman belirler. Belirli zamanlarda sizi ona karşı kışkırtır. Bazı beklentilerinizin karşılanmadığı, özgürlüklerinizin kısıtlandığı, tehdit olarak gördüğü gibi fikirlerin insana bulaştırarak gerçekleştirmektedir. Daha fazla arzular, bazı dönemlerde sevdiklerinizin olumsuz tavırlarını çekememe, hassas bir dönemden geçmeniz tepkilerinizin açıkça ortaya çıkmasına neden olacaktır. Gülün dikeni olduğu gibi sevdiğiniz insanların hoşunuza gitmeyen yönleri de mutlaka vardır. Şeytan bu durumu zaaflı ve zayıf olduğunuz anlarda kışkırtma amaçlı kullanır. Sevdiklerinizin olumsuz ve kötü yönlerini görmemeniz, affetmeniz, şefkatli olmanız, hoşgörülü olmanız imani ve rahmani bir durumdur. Bu durumun dışına çıkmak şeytana uymak demektir. Şeytan zaman zaman sizi sevdiklerinize karşı kışkırtacaktır.
İblis, insana ben diyerek kendisini gizler. Zaten fark edilmesi onu etkisiz kılar. Benlik şeytanın ta kendisidir. Ve tüm kişisel çıkar mücadelesinde şeytan vardır. Şeytan varlığını gizler. Ve insanı davet ve vesveseleriyle insanı yönetir. İnsan kendisi düşündüğünü sanır ve her aklından geçeni yapar. Halbuki kontrollü olsa zihninden geçen düşünceleri değerlendirip uygulasa kötülüklerin çoğundan sıyrılabilir. İnsan şeytanın vesveselerine yani zihinden geçirilen düşüncelere meyledip hemen eyleme geçirmektedir. İnsan önce analiz etmeli insanlara karşı kar zarar süzgecinden geçirmelidir. İnsanlara faydalı olan eylemleri yapmalı zararlı olan eylemlerden uzak durmalıdır. Bu düşüncelerin temelini melekten mi şeytandan mı olduğu anlaşılabilir.
Cinler düşmanlığı yaymak ve sevgiyi yıpratmak için erkek ile kadının arasını ayırır. En çok sevindiği iş budur. Allah, boşanmaya bugz eder. Her ne sebeple olursa olsun boşanmak tanrı huzurunda suçtur ve anlaşamamanın temelinde iblisi cinler vardır.
Düşünsel faliyetleriniz cinlerdendir, geri plandaki düşünsel faaliyetlerinizi kontrol etmelisiniz. Kötü düşüncelerinizi farketmelisiniz, yapacaklarınızı elekten geçirmelisiniz. Düşünceleriniz kabul edildiginde, onaylandiginda bilinçaltınıza yerleşmektedir. Hareketlerimiz ve yaşantılarımız bilinçaltımızdaki kabullerimizle yönetilmektedir.
Bazı açılardan insanlara benzerler; iradeleri mevcuttur, iyi veyna kötü eylemlerde bulunabilirler, insanlar gibi yiyip içer, evlenip, çoğalabilirler. Erkeklik ve dişiliklerinin çocukları gençleri yaşlıları vardır. Doğar, büyür ve ölürler. Fakat ömürlerinin insanlarınkine oranla daha uzundur. İslam dininde cinler de insanlar gibi inanan ve inanmayan şeklinde ayrılır. İnanmayan cinlerin sayısı diğerlerine oranla daha fazladır. İnsanlar gibi ibadet ile yükümlüdürler. İnanan cinlerin inanan insanlarla beraber cennete , inanmayan cinlerin ise inanmayan insanlarla birlikte cehenneme gidecektir..
Bütün işlerini geceleri yaparlar, onların gündüze geçmeleri anlıktır. Dünyanın yarısı karanlık iken diğer yarısı gündüzdür. İkamet ettiği yerler vardır. Gün aydınlanma çizgisinden kaçarlar. sabah ezanıyla dağılırlar.Gündüz onlara zarar verir, gözleri görmez ve kaybolurlar. Onlar karanlığın ardından giderken aydınlıkla melekler gelir. Toplandıkları yerler han, hamam, değirmen, izbelik, mezarlık, ağaçlık, tekin olmayan yerlerdir. Çöplüklere sert bir şey, ateş atılmaz, cinler böcekler gibi göründüklerinden ve yaşadıklarından ağaç ve duvar dibine işenmez. Mesela ; karanlıkta yada yağmurlu bir havada destursuz yere basmamak(cinlerin bu tür yerlerde olmaları nedeniyle), gece tırnak kesmemek(pis tırnak içinde çocuklarının olması veya bedene ait tırnağın yemeleri veya kötü amaçlı kullanılması), ıslık çalmamak( kim, kime, ne amaçlı, neden ses çıkardı düşüncesiyle cinler ıslığa, sese icabet eder. Durumu kontrol ederler. Önemsiz de olsa onların olduğu yerde mutlaka küçük de olsa musallatlar gerçekleşir). Eskiden gelen bu söylentilerin mutlaka nedenleri olduğu parantez içinde verilmiştir. Metruk yerlerde destur çekilir. Muzip oldukları, işleri yapıp bozdukları söylenir. Kızdıranlara sıkıntı verirler. İnsanların arasını bozdukları, karı kocayı ayırdıkları, inme indirdikleri, kadın veya erkeğe tutulup evlenmelerine mani olduklarına dair inanışlar vardır. Bunların meydana getirdiği hastalıklar için "cinci ****lar", cin çıkarma ritüelleri yaparlar. En kolay cin musallatı bunlarla gerçekleşir. Gerçekte cin çıkartılmaz. Cin çıkınca tekrar gelir. Bir bedene girmek cinler için çok basittir. Yeter ki insan komple yıkanmamış ve Allah’a sığınmamış olsun. Su olumlu bir enerji üretir. Su olumsuz enerjiyi süpürür. Yıkanmış bedende kullanılmış su bozuktur. Suyu bozan şeyler ve bozmayan şeyler vardır. Cinler olumsuz enerji ürettiklerinden yıkanarak olumlu bir dış deriden içeri giremezler. Bu nedenle bir insan için öncelikli zırh, tüm bedenin suyla yıkanmasıdır.
Halk dilinde Cin erkek, Peri de kadın olarak düşünülür. Gerçekte de durum farklı değildir. Genelde insanları bilinç altına girerek etkilerler. Cinlerin mantıkları yoktur. Değerlendirme yapamazlar. Sadece o an ne görüyorlarsa onunla ilgili kötü iş üretirler. Akıllarını kullanamazlar ancak zekice davranırlar. En etkili özelliği maddeyi etkilemesi ve‘mananın(düşüncenin) olumsuz gücü’ olarak kendilerini göstermesidir.. En kabiliyetli özellikleri çok hızlı hareket etmeleri ve istedikleri insan ve nesnenin şekline girebilmeleridir. Tıptaki halüsülasyon ile cin görmek aynı şeydir.
Onlar da dünyadadırlar. Farklı gezegende, farklı yerlerde ve farklı boyutlarda değillerdir. Bizimle beraber iç içe birlikte dünyada yaşarız. Bizim bu dünyayı kullandığımız gibi onlar da bu dünyayı kullanırlar. İnsanların şehirleri köyleri onlarında şehirleri ve köyleridir. Kuytu, ıssız ve uzak dağ aralarında yaşayanlar insanlardan uzak yaşamaları sebebiyle Allahtan sakınan ve inançlı kesimdir. Kısacası yaşantıları insanlarla benzerlik arz eder. Şeytani cinler genelde insanların çevresinde, etrafında, bedeninde yaşarlar. Cinlerin de düşünce yapıları ve inanışlarına göre yaşamları vardır. Gruplar halinde yaşarlar, kabileleri vardır. Onlarla bilmeden iç içe yaşarız. Tarihten bu yana onlarla ilgili çok atasözü, deyim, tabir, hikaye, söylenti, rivayet ve bilgiler vardır. Her toplumda, her dinde, her beldede hatta her köyde onlar ile ilgili mutlaka bir şeyler duymuşsunuzdur.
Onlarında değişik yapıda olanları vardır. Kimileri evlerin banyolarında, samanlıklarda, helalarda, pisliğin içinde yaşayanlarla, odalarda, salonda, temiz yerlerde yaşayanlar da vardır. Ama temiz ve düzenli odalar şeytani cinlerin rahatsız oldukları ve pek duramadıkları mekanlardır. Her türlü kokulu mekanlardan hoşlanırlar. Havalandırılmış odalardan temiz havadan nefret ederler. Nemli, rutubetli küf kokulu mekanlardan büyük zevk alırlar.
Cinler sürekli bir şeyler yemek istiyor. İnsanın yedikleriyle besleniyor.Onun etkisindekiler sürekli yemek istiyor. Sürekli su ve sıvı gıdalar almak istiyor. Şekerli ve tatlı yiyeceklerden çok beslenirler. Böyle bir bedende rahat olurlar. Obezite bile onlardan kaynaklıdır.
Cinler yapıları itibariyle ateş olsa da vücutlarında su daha yoğunluktadır. Nemli ortamları, rutubetli yerleri severler.
İyileri korkutmamak için insanlara pek fazla görünmezler. Cinler için insanların etrafında olmak onlara bulaşmanın temel nedenidir. Bu nedenle inanan cinler insanlara yaklaşmaz onlardan uzak yaşarlar. Bu erkek bir insanın çıplak bir kadını reddedememesi gibi bir şeydir. İnsan, cinler için bir fitnedir. İnsan kullanılır, onun üzerinden beslenirler, yönetilecek yönlendirilecek robot gibi insanı kullanmak onlar için büyük bir zevk ve eğlencedir. İnsanla uğraşırlar her türlü kötülüğe ve çirkin şeylere iterler. İnsanı kumanda etmenin eğlencesiyle her şeyi yaparlar. Bu nedenle insan, cinlerin nefislerinin reddedemeyeceği bir fitnedir. İnsanın fitnesi de kadın ve maldır. Bu nedenle inanan cinlerin kuralı ‘Allah’a inanıyorsan insanlardan uzak yaşarsın’ dır. Cincilerin cinleri asla müslüman cinler değildir. Onlar bu söylemlerle cincileri ve halkı aldatırlar. Hatta onları da yönetirler. Cinci ****ların işbirliği yaptığı cinler kafir cinlerin en şerlileridir. İnsanlarla en çok uğraşan ve kötülükleri yol edinmiş pisliklerdir. Öncelikle cinci ****ların, bakıcıların ve büyücülerin bu kötü yoldan uzaklaştırılmaları veya vazgeçirilmeleri gereklidir.
Bir cinci kendisi istemedikçe, zorbalıkla asla cinlerden bağı koparılamaz. Diğer yandan bu yoldan vazgeçmiş bir cinci, cinlerden kolay kurtulamayacaktır. Bir süre var güçleriyle cinciyi rahatsız ederler. Onlardan kopmak zordur. Cincinin şeytani cinleri bırakıp Allah’a yönelmesi cinler için büyük kayıptır. Sanki bir saray kaybettiler, sanki büyük geçim kapısı iflasa düştü, Allah’a yönelen her insan cinlere en büyük darbeyi vurmaktadır. Cinler mana olduklarından ve düşünceleri yönlendirdiklerinden kurtulmak zor olmaktadır. Sürekli olumsuz düşünsel faaliyetler başlar. Hırcın ve saldırganlık baş gösterir. Herhangi mantık aramadan sürekli onlardan gelen düşünceleri reddetmelisiniz. Onlara yönelmeyi de reddederek onlardan kopmak başarı olacaktır. Cinler kendilerini bırakmış cinciyi bırakmazlar. Çünkü insanların sosyal düzenini bozacak altın bir kapıyı kaybetmektedirler. Cinci, onlar için bir istihdam geçim kapısıdır. Tövbe etmiş cinci ****, onların uğraşmalarına ve verdiği sıkıntılara sabretmelidir. Bir süre sonra(en az 6 ay-en fazla 5 yıl, ara ara uğramalar yoklamalar olacaktır. Davanızdan vazgeçmeyiniz ve Allah’tan yardım dileyiniz.) onların etkinliği azalarak kaybolacaktır.
Cinler inançlı ve dirençli insanlardan çabuk yılarlar. Cinler genelde inançlı insanlara çabalarında başarısız olurlar. Büyü ile görevlendirilmiş dahi olsa inanan ve onları fark eden bir insan cinlerin yenemeyeceği tiplerdir. İnanan insan olmak çok basittir. İsteyerek ‘Allah’ım sana inanıyorum ve sana güveniyorum.’ Demektir.
Cinlerin Kötüleri yani şeytani cinler, bir büyü sonucu yada zarar görmeleri sonucunda korkutmak için size gözükebilirler. Bir yerlerden ses gelmesi, gece yatarken kapı çalması, ışıkların yanıp sönmesi, çeşmeden su akma, değişik seslerin gelmesi gibi buna benzer tepkiler gösterebilirler. Bunlar insanların rahatsız olmada ileri derecedeki belirtilerdir. Önemli bir olay veya cinlerin zarar görmeleri sonucunda görülen bir olaydır. Bu belirtilerdeki hedef çok kötü ve ölümcül değildir. Amaçları rahatsız etmek ve korkutmaktır. Genelde sizi ikamet ettiğiniz evinizden uzaklaştırmak içindir. Amaç mekansa her gelen kiracıya aynı olayları uygularlar. Bunların temel amacı cinler ya evi mekan olarak sahiplenmişlerdir ya da büyü(Cinlere başvurmuş bir insanın isteği) veya ailesinden birinin zarar görmesi sonucu kira gelirine zarar verme kazancını engelleme niyeti vardır. Cinlerden korkmayınız. Onlar direkt size zarar veremezler. Sadece düşünsel olarak size bir şeyleri kabul ettirip yaptırarak zarar verirler. Sonuç olarak insanları öldürmek gibi bir hareket içinde olamazlar. Asla insanlara direkt zarar veremezler. Çünkü insanların iki koruyucusu vardır. Tanrı tarafından her doğan insana bir koruyucu bir de gözetleyici melek verilir. İnsana direkt zarar vermek isteyen tanrıdan direkt zarar geleceğini bilir. Hiçbir şeytani cin bunu yapamaz. Yapmaya kalkarsa insana dokunmadan yok olacağını bilir. Allah onlara bu izni vermemiştir. Onlar sadece direkt rahatsız eder yada korkuturlar. Bu bile onlar için çok tehlikelidir. Ve kendilerini insanlara belli etmek onlar arasında suçtur. Daha fazla bir şey yapamazlar. Bundan öteye geçemezler. Yani onlardan pek korkulacak bir şey yoktur. İnsanlar asıl Allah’tan korksunlar. Genelde insanı kötü yola direkt değil her bedendeki şeytani cin gibi kötü yola sevketmek ile görevli şeytani cinler gibi yapar.
Kınamak, bazı davranışları alaya almak, aşağılamak, küçümseyici bakmak, insanı süzmek, insan için iyi faydalı bir şeyi beğenmemek şeytani cinlerdendir.
Cinlerin çok çeşitlileri vardır. Pazar yeri, sokak, çarşı, Pazar cinleri vardır. Mezarlık, bölge, kırsal, şehir cinleri vardır. Bar, sahil, düğün, işyeri, kurum ve mekan cinleri vardır. Bunların amacı dünya hırsı vermek, dünya yaşamının güzelliklerine meylettirmek, insanı oyalamak, kötü işlere yönlendirmek, oyun ve eğlenceye daldırmak, kötü alışkanlıklarda bocalatmak gibi amaçları vardır. Tüm bu amaçlarının temeli insanı Allah’a yönelmekten alıkoyan tüm yöntemleri kullanmaktadır.
Birtakım teorileri ortaya atan, bazı öğretilerle insanların kafasını karıştırmak isteyen iblis’tir. İnsanı Allah’ın varlığından şüpheye düşürmek isteyen ve bunun için her yolu deneyen şeytani cinlerin önderi olmuştur.. Dünya tarihini cilalı ve yontma taş devri gibi gösterip uydurma bir dünya tarihi yazdıran iblistir. İnsanların gerçeklerden habersiz olmasını istemiştir. Allah’ın varlığını ne kadar gizlerse o kadar kötü emellerine ulaşacaktı. Bilindik kıtalara giderek coğrafi keşifler söylemini kullanan yine iblistir. Fransız ihtilali ile kardeşliğe sava açan yine şeytandır(iblistir). Yakın tarihi değiştiren ve Allah’ın yasalarına karşı uydurma ve menfi anayasalar yaptıran yine şeytandır. Savaşlardan, kaostan ve düşmanlıktan beslenen şeytandır. Ahireti bırakıp ta dünyaya sahip olmak isteyenlere giden şeytan onları yönetmekte ve yönlendirmekte tam hakimiyyet kurmuştur. Küresel egemenlerin öğretmeni şeytandır.(Lusiferdir.)
Belirli tarihsel döngülerde, dünyanın düzelme dönemlerinde, peygamberler dönemlerinde harekete geçen güçlü zaman şeytanları vardır. O çağ ve dönem geldiğinde harekete geçerler. Bazı önemli insanların mesela insanlığa faydalı önemli kişilerin zamanında ortaya çıkan ve o insanla mücadele etmek için bekleyen şeytani cinlerdir. Emrindeki büyük kalabalıktan oluşan cinler verilen görevleri yapamazsa veya başarılı olamazsa onlara öncülük eden ve iblise yakın olan bu ifritler bizzat kendileri harekete geçmektedirler.
Şeytani cinler, kendisine verilen üstünlükleri mevcut dünya hayatı ortamında şımarıklık ederek kıyamete kadar kullanacaktır.
Afet ve savaş anlarında insanları açlık ve çaresizlikle korkutan ve bunun için yağmacılığı harekete geçiren şeytani cinlerdir..
CİNLER AYRIMCI VE BOZGUNCUDUR
Cinler evli çiftin arasını bozmak için sürekli uğraşır. Şüphe atar. Kıskançlıkla yaklaşır. Eşinizin başkasından hoşlanması için başkasına olumlu düşünceler üretir. Eşiniz başkasına beğenili bakışlar ve tavırlar sergilediğinde sizi eşinize karşı kışkırtır. Öfkelendirir. Kavgalar çıkartır. Tartışma ve kavgalar her zaman yıkım getirir. Hiçbir zaman zafer ve haklılık getirmez. Tartışmış insanlar mutlaka benliklerini savunurlar. Bu nedenle tartışmanın sonu hüzünlü olur. Bu sefer cinler sen kötü birisin. Yaptıklarını ve söylediğin yıkıcı kelimeleri gördün mü der. İnsanı iyice karamsarlığa ve yalnızlığa iter. Doğru çizgiden saptırmaya çalışır ve ümitsizliğe düşürür.
Cinler iki insanın arasını ayırmak için uğraşırlar. Sevgiyi bağlılığı yıkmak için çalışırlar. Sevgilileri ayırırlar ve evlilikleri dağıtırlar. Cinler, insanların isteğini aracı dostları (cinci yada büyücülerle) ile yapmaktadırlar. Cinler ayırmak için çalışırlar ama asla birleştirmek için çalışmazlar. Birleştirme büyülerinde cincilerin cinleri ilk birkaç hafta olumlu ve sıcak hava estirirler sonra durumu yine o kişilerin arasını bozmaya çalışan kendi şeytani cinleriyle baş başa bırakırlar. Bırakırlarken de devam edin derler. Burada amaç büyücüyü ve kendilerine gelen insanları ilk görünüşte aldatmaktır. Sonra aile kendi şeytani cinlerle yine şiddetli geçimsizlikler yaşar. Onların kötülüklerinden sürekli Allah!a sığınıp onları fark etmek en doğrusudur. Cinlerin oyununu en kesin bozan fikir Esenlik Meleğinin düşünce tarzıdır. Bu düşünceyi şimdi size öğretiyorum. ‘Tüm olumsuz fikirler şeytani cinlerdendir.’ Tüm yanlış algılatmalar şeytani cinlerdendir.’ Bu olumsuz fikir ve yanlış algılatmaların temelinde farklı amaçlar vardır. Şeytani cinler bu amaçlarla insanı aldatmıştır.
Her olumsuz düşünce yıkıcı hareketlere her olumsuz hareket te yıkıcı sonuçlara götürmektedir. İlk başta başlayan küçük olumsuz düşünceleri devam ettirmek kötü sona gidiş demektir. Aslı olmayan, temeli olamayan, anlayış göstermediğimiz küçük şeyleri bahane ederek bizi eşimize veya dostumuza kışkırtan cinler olayları abartmaktadır. Amacı bellidir. Boşama, ayırma ve düşmanlık oluşturmaktır. İnsan sürekli takip ettiği olumsuz düşüncelere uymakla aslında kendi sonunu kendisi hazırlamaktadır. Küçük olumsuz düşünceler süreklileşerek büyük olumsuzluklara ve tamiri olmayan yıkımlara neden olmaktadır. Sürekli olumsuz düşünce yıkım getirirken sürekli olumlu düşünce esenlik getirmektedir. Düşüncelerinizi kontrol edin. Düşüncelerinizi elekten geçirin, her düşünceyi kabul edip uygulamayın.. Her fikri eyleme dökmeyin. Kendiniz ve insanlar için iyi olanlarını seçin ve eyleme geçirin.
‘Sırf cinlere inat olumsuz düşünceleri reddediyorum.’ Fikri esenlik meleğinin felsefesidir. Olumsuz fikirlerle mücadele etmek şeytani cinlerle mücadele etmektir. Sadece ayetel kürsü ve dualar değil birtakım mücadele de vermeniz şarttır. Tedbirsiz dua olmayacağı gibi çalışmadan bereket duası olmaz. Bu anlamda cinlerle mücadele etmelisiniz. Cinlerin olumsuz düşüncelerini reddetmeniz veya onların olumsuz fikirlerini boşa çıkaracak olumlu fikir üretmeniz onların etkinliğini tamamen yıkacaktır. Hiçbir cinciye ve büyücüye gitmenize gerek yok. Zaten onlar çok daha tehlikelidir. Sizler cinlerle mücadelede esenlik meleğini ‘sürekli olumlu düşünce’ tekniğini kullanarak cinlerin etkinliğini azaltacaksınızdır. Zamanla bu konuda sizi terk ettiğini göreceksinizdir. Cinlerle mücadele, Allah’tan yardım dileyip bu şekilde kötü ve olumsuz fikirlerle çarpışmakla olmaktadır. Bu mücadeleye başladığınızda ilk aylarda zaman zaman ona yenileceksiniz. Siz yılmayın ve üzülmeyin. Ama bu duruma cinler felaket afallamaktadırlar. Olumsuz düşüncelere birkaç tepki verip yine onu yapsanız da bu tepki vermeleriniz onların tadını bozmaktadır. Zamanla olumlu düşünceleri seçmeniz ve uygulamanız gerçekleşecektir. Bu durumda şeytani cinler çaresiz kalmakta ve yenik düşmektedir. İşte cinlerden korkmanın ne kadar gereksiz ve cahilane olduğunu anlayacaksınız. Küçük olumsuzlukları büyütmeyeceksiniz çünkü cinler olayları gerçeklerin dışında olumsuz anlamda farklı algılattırırlar. Tamamen gerçek dışı bu algılamalar cin kaynaklıdır. Öncelikle cinlerin etkisinde olduğunuzu ve bunlardan kurtulmak için doğru olan şeyleri bulma ve inanma eğiliminde olmanız kurtuluşun asıl reçetesidir. Olumsuz fikirlerle mücadelede ilk başta cinler ‘-hadi oradan, -benim dediğim doğru, -öyle olur mu,- erkekliğin ve hakimiyetin ne olacak, -başı boş bırakma, -her şeyi kontrol et,-ya şöyle olursa’ gibi sizin olumlu ürettiğiniz düşüncelerle var gücüyle çarpışacaktır. İşte tam burada seçiminizi yapacaksınız. Ya kötülüğü ya da iyiliği seçeceksiniz. Şeytana uyarak kötü düşüncelerin ardından giderseniz sonunuz bellidir ve bu karanlığa kendiniz sebep olmuşsunuzdur. Ama olumlu düşünceleri seçerek günah ve vebal sizden gitmiştir. Zaten ilişkilerinizin seyrinin olağanüstü iyi yönde rüya gibi değiştiğini göreceksiniz. Burada size ihtiyaç olan anne merhameti, küçük hataları bağışlama erdemliği olacaktır. Hoşgörülü olan Allah’ın tarafındadır. Bunu unutmayınız.
******-CİNCİ-****-BÜYÜCÜ
Büyücüler, cinlerle ilişkili olanlar (cinci ****lar) ve onlara gidenler günahın içine düşmüştür. Büyücülere gitmek çok tehlikelidir. Sizden her hangi materyal veya bir şey isteyen ve para talep eden her kişi kötü bir kazanç yolu seçmiştir. Onlar Cin şeytanlarıyla işbirliği yapmaktadırlar. Bu tür cincileri, cin şeytanları biz Müslüman cinleriz diye aldatmaktadır. Cinlerle uğraşan herkesin seçtikleri kazanç yolu yol değildir. Bu sapkınlıklarını bırakmalıdırlar. Cinlerin, **** ve büyücülerle bir anlaşması vardır. Karşılıklı menfaate dayalı bu birliktelik kendilerine doğru düzgün bir şey kazandırmazken insanlığa da zarar vermektedir. Cinci ****lar, büyücüler ve ******lar farklı adlarda aynı işi yapmaktadırlar. Cinlerle irtibatlı her kişi yanlış yoldadır. Cinlerinde onlarla irtibatlı kişilerinde bundan menfaatleri vardır. Bu anlaşma illa bir kağıt üzerinde değildir. Karşılıklı menfaate dayalı bir alış veriştir. Çoğu zaman bunun farkında olmayan cinci ****lar da vardır. Herhangi bir nedenle cinlere ve onların elçileri irtibatlı insanlara gidilmesi en başta uygun değildir. Karı ile kocayı birbirinden ayırmak için ****ya müracat eden veya çocuğunun olmasını isteyen bir insan Allah’ın haricindeki varlıklardan medet umduğundan öncelikle böyle bir talebi sorunludur. Zaten **** bunun için tanrıyı seçmemiştir. Cinlerle irtibat kurar. Öncelikle küfre düşer. Şeytanların asıl amacı da budur. Küfre düşürüp insanlar üzerinden beslenmektir. Şeytanlar baktı ki kendileriyle işbirliği yapanlar zaten sapmıştır bizden medet umuyor. Bu yolla kazanmayı yol edinmiş. Birtakım arzu ve şartları büyücü veya ****ya yazdırırlar. ****lar sizden birtakım metaryaller, kokular ve tütsüler isterler. Zaten kendi isteğiyle gelmiş insanlar cinler için tam bir yemdir. O insanlarla eğlenmek ve kötü durumlara düşürmek için güzel fırsatlar yakalamışlardır. Hem onlardan beslenirler, hem birbirlerine düşürürler hem de kullanırlar.
Büyücü ve cinci ****ya veya ******la işbirliği yapan cinlerin sayıları genelde birden fazla olurlar. İçlerinde birisi daha zekidir ve diğerlerine önderlik eder. Dişilerle de irtibatlıdırlar. Kendi türünden çevresinden çağırdıkları her cin onlara icabet eder ve insanlara bulaşırlar. Çünkü bu onların yaşam tarzı hayat amacı ve varlık nedenidir. Başlarındaki sorumlu gelen kadına erkek cini musallat edebilir erkeğe de kadın cini musallat eder. Önce istenilen talep doğrultusunda işlerini yaparlar sonrada onları daha zor durumda bırakırlar. Çünkü her durumda insana düşmanlık ederler.
Cinlerle irtibatlı kişilere giden kadınlar genelde cinsel tacize uğrarlar. Cinler yabancı kadın ve erkeğe birlikte olmayı şiddetle istettirirler. Cinlerle irtibatlı olan ve ona gelen çaresiz insan cinlerin kontrolü altına girer. Gelen kadının iradesi hemen elinden alınır. Büyücü onunla ilişkiye girmek istese bunu seve seve kabul eder. Cinler şiddetli bir şekilde cinsel arzuları arttırırlar. Cinlerle irtibatlı kişiler bir kadınla asla yalnız kalmamalıdır. Bu nedenle asla tasvip etmediğimiz bu duruma düşen birileri olursa en az 3 hatta 4 ve üzeri kişi bulunmalıdır. Cinler insan sayısının çokluğundan rahatsız olurlar. Bu nedenle başka bedenlere bulaşmasın diye büyücüyle hastanın yanında az sayıda kimse olmalıdır diye saçmalıklar kurmuşlardır. Öncelikle cinlerle irtibatlı kişilere gidilmesini hiç tavsiye etmiyoruz. Sonra bu durumlara düşen insanlar olursa ki mutlaka böyle cahiliyete düşülüyor bu tavsiyelere dikkat ediniz.
Cinlerden yardım dileyen büyücüler, cinciler ve insanlar Allah’a bir takım ortaklar yaptılar. Onlara başvuranlar inançsızdı ve dünyalık istekleri için çabalarlardı. İblis gücünün yetiği kadar sınırlarınca yardım ederse de Allah dilemeden hiçbir şey gerçekleşmezdi. Cinler de genelde insanların hedeflerini boşa çıkartır. Cinler irtibatlı olduğu kişilere birtakım küçük işler yaparak güvenini kazanır ve onlarla insanı aldatır ve kendine bağlı kılardı. Genelde insanı yüz üstü bırakır. Çünkü iblis Adem’e düşman olduğu için düştü ve kovuldu. Şimdi kalkıp Adem’e neden yardımcı olsun. O’nun işi gücü Adem’e secde etmediğini ispat etmek için insanları kullanmaktır. Adem’e yardım ediyormuş gibi görünüyorsa da Adem’i batağa çekmektedir. Allah’tan istenilmeyen her bir iş boştur, hedefi kötüdür.
Ey insanlar bilin ki büyücüler ve cinlerle irtibatlı herkes ne kötü işler yapıyorlar. Onlar ailelerin, toplumun, insanların huzurunu bozdular. Neyin iyi olacağına kendileri karar verdiler. Ve özgür yaşama müdahale edip insanların gelecekleriyle oynadılar. İnsanların iradelerini istedikleri şekilde yönlendirdiler. Cinler bunları yapabiliyordu. Büyücüler-cinciler, insanların düzenini bozmada aracı oldular.
Ey insanlar, cinlerden medet ummak işinizi zorlaştırdı hem de onların azgınlığını arttırdı. Büyücüler dünyalık yaşamları için cinlerle anlaşma yapıyorlardı. Şeytani cinler, düşünceleri kullanarak İnsanların iradelerini yönlendiriyordu. Bunun için insanların kaderiyle oynuyor insanlığa zarar veriyorlardı. Halbuki tanrıdan isteselerdi doğru bir yol tutarlardı.
Bir insana cin musallat oldu mu bilin ki o insan aldatılamamıştır. Temiz bir insandır. İnançsız cin (şeytan) direkt olarak kendini gizlemeden aldatmadan ve sinsice vesvese ile yönlendirmeden alenen insana yaklaşmakta ve saldırmakta ise bunun çeşitli nedenleri vardır. Öncelikle bunu bir insan istemelidir. Şeytanla anlaşma yapan ilişkili kişilerin olması gerekir. (Cinci ****lar, büyücüler ve ******lar vs.) Bunun için de bazı yöntemler kullanılır. Büyü, allah karşıtı söylemler, Küfür, şeytana ibadet ve övgüler gibi şeylerle istenilen işe yönelik hemen bir şeytan eleman görevlendirilir.
CİNLER
Her insanın en az bir cini vardır. Bu şeytani cin sürekli insanla uğraşır. Dışardan da pek çok şeytani cinler bedene uğrarlar. Bazen insanı etkilenmesi bir kaç dakikayı geçmez. Kişinin imanı oranında dış güçlerin saldırısı gerçekleşir. Bazen uğraşmaları ayları, yılları alır. Vücudun bir kisminı etkileyebildikleri gibi bütününü de etkilerler. Vücutta yıllarca yasar. Bir insanı saptırmak onun temel görevidir. Cinler ve şeytanlar alemi, her yönüyle garipler ve acaibler alemidir.
Cahiliyet, şeytani cinlere zafer kazandırır. Ancak bilgi ve akılcı olma şeytanı yenik düşürür. Şeytan bilgili ve sığınmış insanı aldatamaz. Cahili çok kolay aldatır ve her türlü günaha yöneltir.
Şeytan ‘kaderin kendi elinde diyerek nefsi bencilliğe, ben bilirimciliğe itti. Her şeyi kendisinin yaptığını ve her şeyi başarabileceğine inandırdı. İnsan Tanrıdan dilemedi, işleri ona havale etmedi, Allah’a bırakmadı yani tevekkül etmedi. Bu durumda şeytani cinler onu sahiplendi ben diyerek insanı yönetti. Bir insan şeytanın yönetiminde küçük birkaç başarı yaşar ama bütünde hüsranla karşılaşır. Çünkü iblis Ademoğullarına düşmandır. Bu nedenle insanlarla uğraşır ve aldatır. Şeytani cinlerin etkisindeki insanlar hiçbir zaman esenliğe ve afiyete ulaşamazlar. Hayatları huzursuz ve sıkıntılı geçer.
İblis insan üzerinden beslenir. Sığınılmamış her yemekten nasibini alır. Çala kaşık saldırarak arkasını kesmeden hızlı hızlı yiyenlerle beraberdir. İnsanın bedeniyle beslenir. Geçimini insanlardan sağlar. Bazı türleri de insan artıklarından beslenir. Bu nedenle Tuvalette, banyoda ve yatak odalarında olurlar.
Herhangi bir şeye aşırı istek şeytandandır. Aşırı açlık, şiddetli cinsel ilişki gibi. Her şeyin bir usulü vardır. O usulün dışında kalmak şeytan tarafından kullanılmak demektir. Yemeğe başlamadan önce az yemeğe karar vermek. Küçük lokmalarla yavaş yavaş yemek itidalli olmak şeytandan korunarak yeme şeklidir. İnsan besmele çektikten sonra yemeği böyle yemelidir. Aksi taktirde biraz önceki dediğimiz gibi hızlıca çala kaşık ardını kesmeden büyük lokmalarla yemek şeytani kuvvetin beslenme şeklidir. Şeytan iyi beslenince bedende daha güçlü olur. Sizi gaflette ve şehvette bırakır. Her türlü kötülüğe davette etkili olur. Bu nedenle az yemek ve itidalli olmak çok önemlidir. Oruç tutarken insan bedenen birtakım sıkıntılar yaşamaktadır. Şeytan oruçlu bedende zayıf düşeceğinden insanın bedenini tırmalamaktadır.
Cinler insan bedeni üzerinden arzularına ulaşırlar. İnsanın yeme, içme, cinsel ve tüm bedeni arzuları kullanarak güçlerine güç katarlar. Benedi istekleri sınırlamak ve sürekli tatmin etmemek cinlerin güçlerini ve etkinliğini kırmaktadır. El titremesi, şeker koması, şeker hastalığı belirtileri iblistendir. Çünkü acıkmış, bir şeyler yemek istemiş ve buna hemen ulaşamamıştır. Bu nedenle içte oluşan titremeler ya da sanki damar boşalması gibi hisler yaşanır. Bedeni isteklerinizi hemen ve her seferinde vermek zorunda olmadığınızı kendinize inandırmanız gerekmektedir. Sonra ve az yemeniz gerektiğinizi kendinize inandırmalı ve bunu kabul etmelisiniz.
Cinler eşinizle ilişkiye girerken başka bir karşı cinsi düşündürerek cinsel hayatınızı bozar. Bu kişi genelde yakınlarından veya çevresinde beğendiği bir kişi olur. Sadece eşinizi istekle arzulamaz iseniz keyifli bir cinsel ilişki gerçekleşmez. Erken boşalma, geç boşalma, erkekte sertleşmeme, kadında acı çekme, cinsel birliktelikten hoşlanmama tamamen cinlerden kaynaklıdır. Bu durumların geri planında cinlerin yanlış düşünceleri kabul ettirmesi vardır. Eşinden nefret ettirme, beğendirmeme, kokusunu veya nefes kokusunu kötü algılatma, cinsel ilişki sırasındaki tavırları küçümseme vs düşünce ve vesveseler tamamen cinlerden kaynaklıdır. Tam tersi cinler aşırı cinsel istek de uyandırır. Kadını zevkin doruğuna ulaştırabilirken erkeği de çok azgınlaştırır. Bir takım damarlara ve geçiş yollarına müdahale ederek istekleri çok arttırabilirler. Gebelikleri engelledikleri bir gerçektir ama asla doğuma yardımcı olmazlar. Çünkü onlar insanları sevmezler bir insanın dahi dünyaya gelmesine tahammül edemezler.
Cinler insan beyninde hangi nöronun ne iş yaptığını bilir. Beyinin hangi bölgesinin ne gibi görevleri olduğunu bilir. Bazı kritik merkezlere müdahale ederek üzüntü, korku, iç sıkıntısı, aşırı cinsel arzu, şiddetli açlık uyku gibi durumlara sokabilir. İnsan beynindeki tüm hücrelerin ve beyin yapısındaki tüm görevleri bilir. Adet düzensizliği, aşırı hassasiyet, bazı damarlara ve sinir merkezlerine müdahale ederek birtakım bedeni sıkıntılar yaşatabilir. Sürekli devam eden çözülemeyen hastalıkların temelinde çoğunlukla cinler vardır. Sayısız hastalıklara sebep olurlar. İnsanın beyninde bir merkeze dokunarak istem dışı bir el hareketi yapıverirsiniz. Siz bu duruma bir anlam veremezsiniz. Birtakım tikler, konrolsüz refleksler, kasılmalar ve kramplar cin kaynaklıdır. İnsan vücudunu, anatomik yapısını, tüm hücreleri ve görevlerini, dnasını en ince yapısına kadar bilirler. İnsan bedeni ruha tam bağlı yaratıldığından insanlara ne yapabileceklerini iyi bilirler. Genellikle insan beyninde olurlar. Kumanda merkezi orası olduğundan müdahaleler buradan gerçekleşir. % 70 beyinde, %20 göğüs kafesinde ciğerlerde ve kalp yakınında, %10 diğer uzuvlarda olurlar.
Cinlerin rütbelilerine hüddam, ifrit gibi isimler kullanılır. Bir bina yüksekliğinde daha büyüğü, kanatlısı, yüzgeçlisi, çift başlısı, yılan kafalısı gibi değişik şekillerde görmek mümkündür.
Cinler insan bineğine şoförlük eder. O’nu hor kullanır ve zarar verir.
Cinlerin insanlara etkin bir şekilde geldiği anlar: Aşırı korku, Aşırı sevinç, Cin ve Ruh daveti yapmak, Başkalarının size büyü yapması gibi nedenlerle etkili olanları insana gelir.
Şeytani cinler insanları korkutur, kötülüğe ve çirkinliğe çağırır. Utanmayı ve iffeti kaldırır, arsızlığa çağırır.
Sürekli konuşur oyalar ve insanı yıpratır. Anlamsız kuruntularla her şeyi tehdit gösterir. Siz Allah ile konuşursanız, dua ederseniz hayır söylerseniz o susar. Siz susarsanız cinler içinizde sürekli konuşur. O’nun konuşması cahil için yeterlidir. Hemen ona uyar. Ama akıllı ve inançlı onu reddeder, doğru olanı seçer. Allah’a sığınmayan şeytani cinlerden kurtulamaz. Cinler cahilleri çok güzel kandırırlar. Parmaklarında oynatırlar. Her isteğini yaptırırlar. Bilmek öğrenmek cinlerin gücünü kırar. Bu nedenle bilgi kutsaldır. Girdiler, çıktıların ana kaynağıdır. Yapılan tüm hareketler belli bir birikimin etkisiyle ortaya çıkar. Şeytan insanda sürekli konuşur ancak insan bilgilenirse aldatmaları zorlaşır.
Hastalıkların çoğu psikolojiktir. Psikolojik hastalıkların ardında cinler vardır. İnsanın zihninden sürekli geçen düşünceler cinlerin söyledikleridir. Psikolojik tedavi yöntemleri cinlerle mücadeledir. Kişi kendi kendine yanlış düşünceyi ortadan kaldırır ve yerine doğru düşünceyi koyarsa cinlerle mücadele ediyor demektir.
BÜYÜ VE BÜYÜNÜN TEMELLERİ
Büyü temelde makul, haklı ve adil olmayan kötü bir isteğin Allah’tan istenememesi sonucu şeytandan yardım dilemek amaçlı ona başvurmaktır. İnancından ve Allah’tan şüphe eden kişiler bu yöntemlere başvururlar. Menfi çıkarlarda amaçlarına hemen ulaşmak için büyüye başvurulur. Büyücüye gitmek, büyü yaptırmak ve yapmak büyük günahlardandır. En büyük günah olan Allah’a şirk koşmanın ilk alt koludur. Şeytanla buluşma için tütsü, koku, anlamsız tekrarlanan kelimeler, Ayetlerin karşıtı ve alaya alınan din karşıtı söylemler, birtakım garip, uygunsuz şeylerle şeytanların çağırımı ve hoşnutlukları sağlanır. Mutlaka bir şeytan bu duruma icabet edecektir. Büyü için ilk hangi maddeye ve bedene yapılacağıdır. Bunun için kişinin belirlenmesi olayı vardır. Bunun için ana adı, baba adı, kendi adı soyadı, üzerinden bir elbise veya parçası, bedene ait olan tırnak saç vs ve o kişiyi niteleyen ifade ve metaryaller olacaktır. Böylece kişi belirlenmiş olur.cinler anında o kişi hangi şehirde, hangi mahallede, hangi evde ve nerede olduğunu hemen bulur durumunu kontrol ederler. Sonra istenilen şey bu şeytani cinlere söylenilir. Birtakım görevler ve rütieller yapılır. Mesela x kadın ile kocası erkeğin birbirinden ayrılması istenir. Bu istek şekillerle, bebeklerle, bal mumundan yapılı insan şekilleriyle ters kaşık bağlamayla vs iki insanı ayırmayı ifade edecek mantıklı her şey kullanılabilir. Yeter ki istenilen şey açık olsun ve şeytani cin durumu anlasın. Şeytan hemen isteğinizi yerine getirmek için çalışır. Kısa zamanda da başarılı olur. Kişi çok inançlıysa ve sürekli şeytanın şerrinden Allah’a sığınıyorsa ve inaçlı kişi düşünce ve hafereketlerindeki değişimlerden dolayı şeytani cini fark edebiliyorsa şeytan ona karşı başarısız olacaktır. Tanrı dilemedikçe hiçbir büyü hedefine ulaşamaz, ve Allah dilemedikçe hiçbir şey olmaz. Öncelikle bunu bilmelisiniz. Allah’ın izni olmadan hiçbir cin amacına ulaşamaz. Şeytan karşılıksız iş yapmaz. Onun en büyük kazancı bu iş karşılığında imanınızı satın almasıdır. Çünkü şeytandan yardım almışsınızdır. Sonra büyü yapanı ve yaptıranı sürekli ziyaret eder ve tanrıya yöneldiğiniz anda sizinle uğraşır. Çünkü hem kendisinden yardım istenir hem de tanrıya yönelen ahmaktan hiç hoşlanmaz. Tanrıya yönelmesiniz de o sizin düşmanınızdır. Sürekli sizinle uğraşmaya, sıkıntılar yaşatmaya devam edecektir. Şeytanla işbirliği yapan büyüye bulaşan büyük bir bataklığa sürüklenir. Kendini o karanlık ve kötü atmosferden kurtaramaz. İşleri rast gitmez. Sürekli olumsuz düşünür ve hayatı kötü gider. Huzurlu olamaz. Cinlerden insanlara dost olamaz. Şeytandan yardım dilendiğinden ve tanrı sözlerinden yüz çevrildiğinden Tanrı o insana yüz çevirmiştir. Tanrı ondan yüz çevirince ona mutlaka şeytanlar musallat olur. Tanrıya sığınılmadıkça şeytanlar hayatınızı alt üst edecektir. Büyüyü yapmak değil öğrenmek küfre giriştir. Hiçbir şekilde cinlerden yardım almamalısınız. Bir isteğinizin gerçekleşmesi için büyücüye gitmek, büyü yapmak şeytanlardan yardım almak mahvoluşunuzun temel göstergesidir. Büyücülerin ve cinci ****ların yaşamları çok kötüdür. Öfke nöbetleri, anlayışsız ve huzursuz hayatları sıkıntılı süreçleri olur. Çünkü şeytani cinler insana kötülük eder. Cinlerin sürekli beklentileri ve istekleri olur. İnsanları kullanmaktan ve onları yönetmekten kötü yola sevk etmekten büyük zevk alırlar. Büyücü onların isteklerini karşılamakta zorlanır. Şeytanlar bire beş katar. Yalanlarla insanları aldatır.
Sayısız büyü türleri vardır. Önemli olan şeytani cinlerle buluşmak ve ne istediğinizi ona anlaşılır şekilde anlatabilmektir. Şeytani cinler Allah’tan istenilmeyen her işe koşarlar. Böylece kendilerinden yardım dilendiği için insanın tanrıdan kopmasını sağlamışlardır. Büyünün temel yorumu açıktır ancak büyü yapanın ve şeytanlara başvuranın vah haline.
Büyüde bir insanın istemesi, insanların aracı olması büyünün uygulanmasında etkili bir etkendir. Örnek bir olay anlatayım. Şeytan istenilmiş büyü sonucu bir kadın ve bir erkeğin evliliğini dağıtma görevi alır. Aile içi kavgalar ve şiddetler baş gösterir. Ancak iki insan arasındaki sevgi o kadar kuvvetlidir ki şeytan ayırmakta muvaffak olamaz. Bunun üzerine işi abartır ve alenen kendini göstererek iş yapmaya başlar. Gece yarı kadına kocasını çok değişik şekillerde gösterir. Erkek bazen karısını dişsiz cadı gibi görmeye başlar. İleri derece saldırılar gerçekleşir. Aslında bu durum şeytanın acizliğinin belirtileridir. Ancak insanlar bu durumlardan inanılmaz rahatsız olur ve bir an önce bu durumdan kurtulmak isterler. Bir ****ya veya ******a gitmek en kötü seçenektir. Ancak ilk akıllara bu gelir. Denize düşmüşken onlarla işbirliği yapan cin şeytanlarına yani yılana sarılacaklardır. Halbuki sürekli gusül ile temiz gezip geceleri beraberce dua etseler bir süre sabretseler bu süreci rahatça atlatacaklardır. Düşmanın dışardan olduğu fark edilir. Birlik olup sakin ve makul bir şekilde korkmadan Allah’a dua ederek birkaç hafta sonra durumun atlatıldığını anlayacaklardır. Bazı cinler ısrarcı olsalar da dayanmaları birkaç ayı bulmaz. Şeytani cinler zarar görecek ve insanlara güç yetiremeyecektir. Zamanla etkinliği iyice azalacak, Allah’tan korkacak, usanacak ve vazgeçecektir. Yada O edilen dualardan büyük zararlar görecektir. Hastalanıp yatağa düşebilir. Yanabilir, tanrının azabı ona ulaşabilir. Bu dünya hayatı ne oyundur ne de başıboştur. Şeytanın vesvese haricinde direkt zarar vermelerinde dua edildiği anda tanrı devreye girer. Direk saldırıya direkt cevap verir. İnsanlar bunu anlayamaz. Göremez. Sıkıntılar bir süre devam ederken insan dualarım kabul edilmiyor diye şüpheye düşüp duaları bırakabilir. Sakın bırakmayın. Bir şeyin hemen olmasını beklemek şeytanidir ve cahilcedir. Her şeyin bir makul süresi vardır. Ama aceleci insan bunu anlayamıyor. Zamanla şeytanların belirgin saldırıları azaldıkça dualarınızın sizi kurtarmaya başladığınızı göreceksinizdir. Yaptığımız çalışmalarda bu durumun doğruluğunu defalarca teyit etmişizdir.
Cadıların süpürge ile havada uçması olayı gerçektir. Ortaçağ cadılarının uçabilen türleri olan şeytani cinlerle işbirliği içinde olarak birtakım tılsımlı özel kokulu bitkilerinin vücudun her tarafına sürülerek küfür içerili övgülerin şeytanlara söylenmesiyle ortaya çıkan uçma hadisesidir.
Büyü, sihir, gibi şeytanlarla işbirliği içinde olanların çağırması ile insanların iradeleri şeytanlar tarafından ele geçirilir. İnsan iradesi kaybetmiş şeytani bir cin onu yönetmektedir. İnsan sanki farklı bir kişiliğe bürünür. Yakınları sanki o değilmiş gibi tavırlarındaki farklılığı rahatça fark ederler. ‘Bu sen değilsin.’ bile derler. Tohaf davranışlarda bulunur. Çift kişilik, çift karakter görülür.
Şeytani cinlerin en çok korktuğu kişiler Allah’tan korkan ve sürekli Allah ile konuşan insanlardır. Sürekli dua eden ve Allah’ı zikredenler şeytanların yaklaşamadıkları insanlardır. İnsanı iyilerden mi kötülerden mi olduğunu şöyle belirleyebiliriz. İnsanların iyiliğini isteyen ve onların sevinmesine ve huzuruna yönelik çaba sarfeden iyilerdendir. Kendi menfaatleri için insanlara kötülük eden ve onların kötülüğüne sevinen kötülerdendir. Kendisi için istediğini başkası için de isteyen ve kendisi için istemediğini başkası için de istemeyen iyilerdendir. Şeytanın insanlardan dostlarını böyle anlayabilirsiniz.
Musa’ya (as.)karşı büyücüler toplanmıştı. Firavunun büyücüleri ellerindekini bırakarak yılan ve birtakım benzeri canlılar Musa’nın üzerine gelmekteydi. Musa gördüklerinden korktu. Neredeyse kaçacaktı. Musa’ya ‘Korkma, asanı yere at.’ denildi. Görüldüğü gibi cin şeytanlarının görüntülerine insanlar dayanamaz. Çok değişik ve korkunç şekillere girebilmektedirler. Ejderha, çok başlı yılan, ayı maymun insan karışımı türlü yaratıklar şeklinde görünebilirler.Korkunç bir canavar, siyah insan gibi karartı, kara duman şeklinde insan, kedi kafalı insan, ters ayaklı insan, uzuvlarında terslikler olan hayvan görüntüleri, göz bebekleri dikey, gözleri çok canlı parlak fal taşı gibi açık ve şişkin, dik dik bakan, pullu derili, şişkin bir yüz, dişleri gözüken, çekilmiş ağız derisi, göz çevresinde karartı, morarmış göz ve yüz gibi her şekilde görülebilirler. Bu örnekleri bilerek verdim. Çünkü şekillerinde sınır yoktur. O an şeytan nasıl görünmek isterse o şekilde görürsünüz. İnsanlar bu görüntüleri gözlerinin önünde gerçekleştiğinden gerçeklik olarak algıladıklarından tabiî ki çok korkarlar. Korkunç rüyalar da buna benzerdir. Genellikle görünürler. Bedensel olarak zarar veremezler ve vermezler. Çok nadir durumlarda bu görülebilir ancak Allah’ın azabı kısa zamanda ona ulaşır. Çünkü bu varlıklarına ters tanrısal yasa ve varlıksal gerçeklere aykırıdır. Şeytan direk müdahalelerinde tanrı da şeytana müdahale eder. Şeytanın Allah’ın yarattıkları maddesel canlıları yok etmesi tanrıya direk savaş açmak demektir. Tanrıdan korktuğundan insan direk saldırı gerçekleştiremez. Eyyüp’ü hastalıkla direk öldürmek isteyen şeytana karşı tanrı da sabır, dirayet ve mücadele gücü verdi. Yeter ki insan dua ile Allahtan yardım korunma ve azap duası etmiş olsun. Bu duaların şekli ve kelimesel kalıpları yoktur. O an içinizden nasıl dua etmek geçiyorsa durumunuza göre dua ediniz. En doğal dua budur ve en isabetli kabul gören dua da budur. Allah mazlumun duasını kabul eder. Şeytanlar mazlumun duasından korkarlar. Çünkü kabul bulacağını bilirler.
Kötü musallatlarda insan korkmamalıdır. Panik yapmamalıdır. Hemen kurtulmayı beklememelidir. Öncelikle insan normal şartların dışında olduğunu bilmelidir. Sadece Allah’tan dilenilen yardım sizi kurtarır. Allah’a dua ederken hemen cinlerin zarar göreceğini düşünmek yanlıştır. Cinler bir süre sizi rahatsız edecektir. Panik yapmayın, sabırlı olun. Ama siz günlerce, haftalarca Allah’tan yardım dilemeye ve birtakım duaları okumaya devam ettikçe size güç yetiremeyecek ve sizden uzaklaşacaktır. Alenen açıkça yapılan direk saldırılarda bir süre onunla mücadele edin. Tavsiyelerine, korkutmalarına ve kışkırtmalarına karşı mantıklı fikirler üretin. Bu onun yenik düşmesine sebep olacaktır.
Hiçbir şey sandığınız gibi kötü, korkunç ve zarar verici değildir. Allah cinlerin insanlara direkt zarar vermesine izin vermemiştir. Cinlerden korkmanıza gerek yoktur. Onlar o kadar tehlikeli olsalardı Adem’in soyu çoktan tükenmişti. Onlar sadece korkutur, panikletir ve yanlış yola sürükler. Asıl Allah’tan korkmalısınız. O’nun kudreti şeytanın bütün oyunlarını ve çabalarını boşa çıkartır. Tanrı Kutsal kitabında ‘cinlerin korkutmalarından ve dürtülerinden bana sığının, ondan korkmayın benden korkun.’demişti.
Hiçbir tütsü, hiçbir koku cin şeytanlarını uzaklaştırmaz. Evet cinlerin hoşlandığı, hoşlanmadığı beslendiği ve zarar gördüğü kokular vardır. Ama temiz hava onların en sevmediği şeydir. Mutlaka evinizi havalandırınız. Cinler sirkeden zarar görür ve uzaklaşır. Bazen bir yudum sirke içmek ve ev temizliğinde sirke kullanmak çok etkilidir.
Cinlerden korunmak için çember yöntemi önceki peygamberlerin ve son peygamber Muhammed’in de kullandığı bir yöntemdir. Bir tehlike anında cin ve şeytan saldırıları karşısında çember çizilir ve içinde kendinizi korumaya alırsınız. Çember çizerken Allah ile konuşur ona dua edersiniz. Çemberin mantığında Allah’ım bu çizginin içine cinlerin ve şeytanların girmesine izin verme. Onların şerrinden sana sığınıyoruz. Nas, felak Ayetel kürsi gibi ayetler okunabilir. Sadece dualar da edilebilir. Definecilerin altın ve define bekçisi cinlere uyguladıkları yöntem de aynıdır. Ancak asla Büyük defineler için güçlü şeytan ve aşiretine karşı defineyi alabilmek için kurban kesme, kan akıtma, bir takım şeytanı ilahlaştırıcı davranışlarda ve övgülerde bulunma, küfür benzeri tüm davranışlar yapmayınız. Bu imanınızı kaptırmanıza, Allah’ın size sırtını dönmesine şeytanın mal karşılığında imanınızı çalmasına neden olur. Asla böyle davranışlarda bulunmayınız. Tanrı sizi şeytana bırakır, dualarınıza icabet etmez. Ve şeytan kısa zamanda sizinle beraber olur ve kazancınızdan asla fayda sağlayamazsınız. Bir takım cinlerin ve şeytanların evleri, bazı mekanları ve meskenleri kuşatmalarında da çember yöntemi kullanılır. Evin komple etrafına bahçesi de dahil büyük bir çember çizilir. Çizilirken Allah’a dualar edilir. Bu tip evlerde sıkıntı hemen geçmez. Sürekli dua edildikçe yavaş yavaş sıkıntılar azalır. Ve olaylar bir süre sonra tamamen biter. En etkili zamanları ilk başladığı zamanlardır. Panik yapmayın, korkmayın, Allah’a dua edip sabrettikçe onların tüm etkileri zayıflayacaktır. Zaten hemen sonuç almak şeytaniyetin ve cahilliğin ürünüdür.
Cinlerle ilgili tedavilerde normal yaşamını devam ettiremeyen, akıl hastanesinde olanlar. Tekrarlayan hareketler yapanlar. Farklı cin türleriyle karşılaşıldığını göstermektedir. Hepsinden de kurtuluş reçetesi vardır. Farklı cin türlerinin oluşturduğu farklı hastalıklar görülmektedir. Bunların tedavilerinde farklı yöntemler birtakım uygulamalar yapılabilir. Çözüme yönelik yalvara yalvara yapılan ısrarlı dualarla hastanın kurtuluşu da mümkündür. Müzik, açık hava, yeşil ortam, el işleri uzun süreli ısrarcı cinlerin oluşturdukları hastanın tedavilerine çok iyi gelmektedir.
Dikkat çekmek, ilgi görmek , fark edilmek, kendini farklı ve özel insan gibi hissetmek cinlerdendir. Cinler birtakım duygularla dünya yaşamında varlıklarını ispatlar ve bundan haz duyarlar. Dünyayı seçmiş olan beğenilmekten ve büyüklenmekten hoşlanır.
CİNLERİN HER İNSANDA GÖSTERDİKLERİ BELİRTİLER.
Hemen hemen her insan bu belirtileri yaşar. Cinsiz insan yoktur. Korkmayınız onlar zaten hep bizimle beraberler. Onlar bazı zamanlarda bize davetleriyle hükmederler. Onlar hep düşünsel olarak zihnimizde olurlar. Ve bilinçaltımızı etkilerler. Yani sürekli söylemleri ve yanlış yönlendirmeleriyle bizi bazı olumsuzluklara ikna ederler. Böylece biz insanlar onlara uymuş oluruz. Ben cinlimiyim diye panik yapan insan sürekli cinlerle beraber yaşadığını bilmemin cahilliğini göstermektedir. Aşağıda ki tüm belirtiler farklı farklı da olsa her insanda görülen şeylerdir.
Baş ağrısı, korkunç rüya ve kabuslar görmek, cinsel sorunlar yaşamak, Kadınların adetlerinde düzensizlik gibi. Söz ve hareketlerde görülen ani dengesizlikler, Ankara Geceleri Uzun süre sağa sola dönmek, zihinden sürekli düşünceler geçmesi, uyuyamamak, Kararsızlık ve çift kişilik taşırcasına yaptığından çabuk pişman olmak.
Tuvalette uzun süre kalmak, orada kendi kendine konuşmak, tuvalet ve banyoda uzun süre sigara içmek, mastırbasyon, Saçların dökülmesi (özellikle kadınlarda), Rüyada kedi, köpek, fare, kurt, yılan gibi varlıklar görmek, Rüyada garip insanlar görmek. Uykuda veya uyanıkken boğulma hissi, dehşet, korku, ürperti ve hüzün, aşırı refleks, Uykuda dişlerini sıkmak, ağlamak, çığlık atmak, Enseden gelen bir baş ağrısı ve el ve ayaklarda karıncalanma, Uyuşmalar gözlenir. Kasılmalar, kramplar görülür. Rüyada yüksek yerden düşmek, köpek kovalaması, yılan saldırısı, sürekli kaçma, karanlık, kan, pis ortamlar görme. Rüyalarında korku ile uyanma her insanın yaşadıkları şeylerdir.
İleri derece belirtileri:
Yaşam kaliteniz düşer. Uykuyu iyi alamaz ve yorgun gezersiniz. Aşırı tepki,aşırı sinirlenme, sebepsiz hüzün, kaynağı olmayan keder. Başın gerisi, el ve ayaklarda sancı, ağrı, uyuşma, sızı, gibi. Yanlizligi sevmek, inzivaya çekilmek, Vücudunda bir şeylerin gezdiğini hissetmek, bayılma, uyurken dışarıdaki sesleri duyma ama kalkamama Kapalı alanlardan çabuk sıkılmak ve göğsünde nefes daralmaları hissetmek, yalnızlığı sevme, evlenememe, kararsızlık. Tüm bunlar cinlerin eseridir.
Çok aşırı yorgunluk, halsizlik, hareket etmeme isteği, tüm gün yorgun gezinme, sırtta gezinen dalgalar, sürekli gaz atma, göğüs kafesinde ağrılar, sabah kalkmakta çok zorlanma, üşüme, titreme, uzuvları suya sokulduğunda kendini kasma gibi tüm bunlar ileri derece belirtilerdir.
Müthiş koku alırsınız, refleks ve anlamsız aşırı korkular oluşmuştur. Vücudunuzdaki ağırlık ve yorgunluk nedeniyle günlük işlerinizi yapmakta zorlanırsınız. Sürekli uzanmak ve dinlenmek istersiniz.
Gaipten sesler duymak ve o sesle karşılıklı konuşmak, Başkalarının göremediği görüntüler görmek, İslamı yaşayamamak veya yaşamakta zorlanmak, Dalgınlık ve uykusuzluk ve uyandığında dinlenmiş olarak kalkamamak. Hayatındaki çoğu şeyin olumsuz seyretmeye başlaması(özellikle ev ve işyeri içerisinde huzursuzluk) Vücut organlarının birinde çözülemeyen ağrı ve rahatsızlıklar, Kısırlık, çocuklarının olmaması aile içi şiddet, Kişinin aniden eşinden, çocuklarından ve evden nefret etmesi, hayattan zevk alamama, her şeyden sıkıldığını söyleme gibi pek çok örnek verebiliriz. Gerçek böyle olmasa da insan kısa bir süre bu duyguları taşır. Böyle zamanlarda yakınlarınıza mutlaka destek olunuz. Sebepsiz yere şiddetli ağlamak, gülmek veya sinirlenmek, ibadet, zikir ve Kur’an okumada zorlanmak. Hayata ümitsiz bakmak ve intiharı denemek, Büyük günahlara yönelmek. Sürekli uykusuzluk sorunu yaşamak.Hayattan lezzet alamamak..Zina içkiye ve kumara meyletmek, İslam dan uzaklaşmaya başlamak.
Sabah kalktığınızda şu gündüzü hiç sevmiyorum diyen ve akşamları şu uzun, sakin ve sessiz geceleri çok seviyorum diyen şeytani cinlerdir. Ezan sesine tepki veren, ansızın isyan sözleri sarf eden, Allah ve din karşıtı söylemlerde bulunan, Kuran’a ayete ve iyi tavsiyelere tepki verende şeytani cinlerdir. Şeytan insanı uyutabilir de uyutmazda. İnsana hoşlanarakta yıpratarak uykusuzluk veren şeytandır. Şeytanlar her insan için farklı yöntemler uygularlar. Bu durum insanın durumuna göre ve insanın karakterine bağlı olarak şeytanın kişisel taktiğine ve başarılı olmak için şeçtiği yönteme göre değişir. Zorbalık ve uğraşarak ta istemesini ve zevk almasını sağlayarak da insan istediğini yaptırabilir. İnsanın isteyerek yapmaması doğru yolda olduğunun göstergesidir. Ancak şeytan zorbalıkla ve rahatsız ederek isteğini yaptırıyorsa insan sabretmelidir. Allah insanı sınamaya tabi tuttuysa bir süre dualarınıza karşılık vermeyecektir. Sizi dayanma sınırınıza kadar dener. Siz sabrettikçe başarınız devam edecektir. Ancak sınanmaya tabi tutulmamış olaylarda Allah direk duanıza cevap verip şeytani cinleri etkisiz kılabilir.
Önemli iyiliklerinizi, Allah yolunda iyi amellerinizi, faydalı işlerinizi ve amaçlarınızı engellemeye çalışır. Hedeflerinizi fikren çürütmek ister. Sizi amacınızdan vazgeçirecek birçok yıkıcı fikirler üretir. Ama siz ahiretlik olan iyi hedeflerinizden vazgeçmediğiniz sürece o zayıflayacak ama yine de sonuna kadar vazgeçirmek için çalışacaktır. Siz hayatınız boyunca ısrarla hedefiniz yolunuzda çalıştığınızda kazanan mutlaka siz olursunuz. Peygamberlerin hayatları ve ömürleri boyunca çabaları bunlara örnektir. Yeter ki ümitsizliğe düşmeyin ve amaçlarınızdan vazgeçmeyin. Tam olarak amaçlarınızı başaramazsanız da mutlaka yakınlarına geleceksinizdir. Ya da tahmin ettiğinizin çok daha üzerine çıkacaksınızdır. Her peygamberin ve inanan insanın mücadelesi böyle olmuştur. İnsan ve cin şeytanları her inanana ve peygamberlere düşmandır. İnsan ömrünün sonuna kadar bunlarla mücadele içinde olur.
Çevrenizdeki insanları kötülemeyi, onları itibarsızlaştırmayı çok sever. Bu nedenle gıybeti, iftirayı, karalamıyı yol edinir. Dünya mücadelesindeki her insan ona uyacaktır. Şeytan sırtını dünyaya dönmüşe hiçbirşey yapamaz. Ve onu aldatamaz. Dünya malı ve dünya için yaşamak inançsızlıktır. Ve şeytan şüphede olan her kişiyi sahiplenir.
Bir insan dua ettiğinde ondan büyük bir ışık ve güç çıkar. Ateşten yaratılmış karanlık şeytan bu nurdan büyük zarar görür. Bu nur enerji bedenlerine zarar verir. Ama bu güç sadece Allah’tan içten ve samimi istendiğinde ortaya çıkar. Dualara tanrıdan görevlendirilmiş bir melek ve iblis duaya icabet eder. İblis duaya kötü şeyler bulamaya çalışır. Saf hedefin yanına menfi çıkarlar katmak ister. İblis Salih isteği bertaraf etmeye çalışır. Büyük idealin yanına küçük günahlar bulaştırmaya çalışır.
İyiliğin tarafında melekler, kötülüğün tarafında şeytanlar vardır. Şeytanlar ve melekler insanı taraflarına çekme yolunda tam bir savaş halindedirler. Geçmiş kavimlerde yaşanılan olaylar, tanrıların savaşı denilen olay aslında budur. Çok tanrılı dinlerde, yunan mitolojisinde, bazı destanlarda, meleklerin ve şeytanların insanı kazanma mücadelesi vardır. İnsan elini açıp tanrıya dua ettiği anda melekler ona icabet ederler. Ancak İblis’te bunu engellemek için hemen mücadeleye kalkar.
‘Sadece senden yardım dileriz ve sadece senden medet umarız.’, ‘Allah’ım senden başka ilah yoktur.’ , ‘Sen büyüksün, her şeyi kuşatmış olansın ve her şeye kadirsin’ gibi tüm söylemler sadece Allah’a yönelik olduğundan şirk ve küfürün bulaşamayacağı söylemlerdir. Şeytani cinler bu söylemlerden nefret ederler. Geçmişte tanrılara, meleklere ve şeytanlara inananlar onlardan dilemekteydiler. Ve Allah’a ortak koştular. Bu nedenle sadece Allah’tan istenildiğinde amaca ulaşılır.
Allah’tan başka kimseden korkmadığını söylemek ve Allah’a dua edip yardım dilemek şeytani cinleri korkutur. Şeytani cinleri korkutan yıpratan, tasalandıran, sıkıntı yaşatan en belirgin gerçek tanrıya yönelmek ve ondan dilemektir. Şeytani cinlerle direkt konuşmayın. Onlara beddua, küfür ve kötü söz söylemeyin. Bu onlara da size de bir şey kazandırmaz. Sizin inançlı olduğunuzu, Allah’tan dilediğinizi ve sürekli Allah’a sığındığınızı bilmesi şeytana çaresizlik olarak yetecektir.
Cinlere sahip olacağım. Onları emrim altına alacağım. Onlara dilediğimi yaptıracağım düşüncesi yanlış, cahilce, sapıkca ve şeytanidir. Bu kötü bir yol ve batıl bir tercihtir. İnsanların iradesini elinden alıp onu yönetecek bir cinle anlaşmak dinen büyük günahtır. Cinlere bulaştığınız anda o sizin isteklerinizi yerine getiriyormuş gibi görülebilir. Ancak siz onların bitmez tükenmez isteklerini karşılamak zorunda kalacaksınız. Üstelik sürekli sizi rahatsız edecek ve huzursuz bir yaşam süreceksinizdir. Şunu unutmayınız ki cinler insanı bir araç gibi kullanırlar. İnsanı yönlendirmekte ve yönetmekte şoför onlardırlar. Onlar sadece Allah’a sığınıldığında etkisiz kalırlar. Çünkü bu durumda beden bineğini bir melek görev alır ve tanrının izniyle o insanı o yönlendirir. İnsan kendi başına bom boştur. O’nu ya melek ya da şeytan yönetecektir. Bu da insanın kendi tercihinde ve kendi isteğinde gizlidir. İnsan ya şeytanı seçecektir ya da Allah’ı seçecektir. İyiliği seçmişse ve ahireti istiyor ise Allah’a sığınır, ona inanır ve meleklerin etkisiyle hayatı iyi yönde seyreder. Ama kötü ise dünya hayatını isteyecektir. Şeytan onu yönetir ve hayatı kötülüklerle ilerler.
İnsan sadece bedende ruhtan ibarettir. Bedeni işleri melekler yürütür. İnsanın yaşamına devam eder. Şeytan Eyüp as.’mın bedenine büyük sıkıntı verdi. Agır hastalıkla pençeleşen Eyüp sabır ile dua ederek bu süreçten başarıyla geçti. Şeytan kötü fikirlerle bedenin işleyişini bozmaya çalışır. Pek çok hastalığın kaynağı sıkıntı, stres olduğu gibi temeli şeytandandır. Alınan maddi ilaçlar bozulan düzeni toparlamaya ve tamamlamaya çalışan maddelerdir ve alınması gereklidir. Şeytan haftalardır bozmaya çalıştığı düzeni onarmaya çalışan ilaçlardan hoşlanmaz. Ama temel çözüm insanın iç dünyasında bitmektedir. Asıl çözüme yönelik çalışmalar burada olmalıdır. İnsan şeytan karşısında genelde zayıf düşer. Mantıklı düşünemez ve gerçeklerden uzaklaşmış olabilir. Bunun için dışardan doğru düşünce ve amellerle destek almalıdır. Bu nedenler batının psikolojik danışmanlık ve psikolojik terapileri çok isabetlidir. Sosyal yaşam içinde aile ve işyerinde birtakım krizler ve sıkıntılar yaşanabilir. Bunların çözümünde doğru fikirlerle doğru davranışların tavsiye edilmesi ve insanın doğru olana yönlendirilmesi tamamen şeytanla mücadele için gerekli olan bir dış destektir. Şeytanlar nasıl kendileri sürekli işbirliği içindelerse insanlar da şeytanlara karşı işbirliği içinde olmalıdır. Bu nedenle birden fazla insandan şeytan hoşlanmaz. Şeytanlar yalnız insanı sever. İnsanlar birlik olup birbirlerine destek olmalıdırlar. En büyük destek sizi iyi fark eden birinci dereceden yakınlarınızdan gelir.. Psikolojik danışmanlığı sağlamalıyız ve yaygınlaştırmalıyız. Sorunlarımızı paylaşarak doğru çözüm yollarıyla bulmalıyız. Psikolojik danışmanlık şeytanla mücadele yöntemidir. Etkilidir ve sağlam bir dış destek olmalıdır. Bunun için danışmanların iyi eğitilmesi, din bilgilerinin yeteri kadar verilmesi, düşman olan şeytanın iyi tanınması, silahlarının ve yöntemlerinin bilinmesi gereklidir. Yardım alan kişinin gizliliği korunmalı ve sorunu sanki kendi ailesinden bir gibi görerek yardımcı olmalıdır. Bunlarında birtakım şartları sorumlulukları vardır. Yerine getirilmelidir.
İnsanlar hiçbir zaman uyurken dahi yalnız değildir. Yakınlarında mutlaka melekler veya şeytanlar vardır. İnsanın sürekli beraber yaşadığı en az bir şeytanı ve iki meleği vardır. Şeytanların sayıları çok olduğundan insanların felsefelerine durumlarına ve yaşayışlarına göre değişken olsa da genelde çok sayıda bulunurlar. Bu şeytan insan doğumuyla gelir. Ve beraber büyürler. Ölene kadar onunla beraberdir. Cinler uzun yaşadıklarından insan öldüğünde şeytanı büyük kalabalığa türüne ve seviyesine göre katılır.
İblis tayfası, cinlerin lideri, en kudretlisi ve onlara hakim olanıdır. İblis inanan cinlere baskı ve zulüm etmektedir. Cinlerden inanan kesim az olduğundan 1/9 şeytanlara karşı güç yetirememektedirler. İblis ve avenesi taşkınlığı, kötülüğü, haksız yolları seçtiğinden dünyada gücü ele geçirmiştir. Bu nedenle insanları saptırmış ve insanlar üzerinden beslenmeyi ve dünyayı kazanmayı yol edinmişlerdir. İnanan cinler iyiliği tercih ettiğinden insanlara yaklaşmadığından kazançları dar, hakimiyetleri kısıtlı ve cinler içinde güçsüzdürler. Aynı insanlarda olduğu gibi. İnanan insanlar ve uluslar kötülüğü, silahı ve zorbalığı seçmediğinde müslüman ülkeler mazlum konumundadır. Ama silahı, kötülüğü ve dünyayı kazanmayı yol edinmiş küresel güçler birtakım bahanelerle müslüman ülkelere saldırmış ve küresel üstünlüğü sağlamıştır. Eğer iyiliği seçmiş olsaydı ve zarar vermekten çekinseydi saldıran zalim ülke durumunda olamazdı. Bu nedenledir ki insan ve cin şeytanları küresel hakimiyyeti ele geçirmişlerdir.
Cinler bilinçlidir ve her forma giren bir varlıktır. Cinlerde mantıksal bütünlük yoktur. Genelde sözleri ve eylemleri çelişir. Sık fikir değiştirirler, çabuk usanırlar.
Cinlerden İblis’in halkının başkenti, şehirleri, köyleri vardır. Belli bir düzeni ve kanunları vardır. Varlıklarının temel nedenleri ve felsefeleri gereği insana düşmanlık beslemektedir. İnsana yönelik her türlü kötülük anayasalarının ilk ve temel değişmez maddelerindendir. İblis’in tahtı yani başkenti, genel merkezi deniz üzerindedir. Onların yasalarının temeli; yasa tanımamazlıktır. Sosyal ilişkileri, töreleri vardır. Temel amaçları Ademoğlunu kullanmak, kendilerine ibadet ettirmek, hizmetkar etmek ve onun üzerinden beslenmektir. Ademoğlunu aşağılık, düşman ve kullanılacak (hayvan) varlık olarak görürler. Küfre düşürmeyi ve kendilerine ibadet ettirmeyi çok severler. İnsan öldürten, zina yaptıran, eşleri boşandırıp aileleri dağıtan hep şeytani cinlerdir. Şeytani cinlere göre insanları Allah’a yönelmekten engelleyen her cin asildir. Övgüye layıktır. İyi bir iş yapmıştır. İnsanların düzenini bozacak işlerle zarar verenler cinlerin içinde yer edinir ve kariyer yapmış olur. İçki, kumar oyun ve eğlencelere daldıran şeytani cinler, insanların Allah’a yönelmesini engellemekte kullandıkları yöntemlerdir.
Müslümana namazda gelir ve namazı engellemeye çalışır. Namaz kılmayan normal bir gider onun küçük bir iyiliğini engellemeye veya iyiliğine kötü bir şeyler bulaştırmaya çalışır. Her insanın inancına, bilgisine ve kapasitesine göre mücadele eder. Her insanın iyilik yöntemi, ve iyiliği kullandığı alan farklı farklıdır. Bu iyilikleri engellemeye veya bozmaya çalışır. Şeytanın işi gücü iyilikleri bertaraf etmek ve kötülüğü insanlığa yaymaktır. Bu nedenle şeytanın en nefret ettiği kimseler iyiliği emreden ve kötülüğü nehyeden kimselerdir.
Öyle dualar vardır ki karanlık bedenlerden oluşan kalabalık bir ordu halindeki şeytani cinler o insana yaklaşamaz. Samimi, içten, inanarak ve güvenerek sığınılan duadan öyle bir nur ve ışık çıkar ki O’na yaklaşan mutlaka zarar görür ya da ölür. Işık karanlığı deler ve karanlığı yok eder. Bu tür dualar tam korunma tam sığınma içerikli dualardır.
Kendisine cin musallat olana kesinlikle şeytan musallat olmuştur. Çünkü inanan cin insana musallat olmaz. Musallat olmuşsa bu kesinlikle inandığını zanneden kafir bir cindir. Şu temel bir mantıktır. İnsanlarla uğraşan ve onlara bulaşanlar kesinlikle inançsız cinlerdir. Bunlar da şeytanların sınıfındandır. İnandığını sanırlar biz insanların inandım deyip de günah işleyenlerine benzerler. Bunlara biz münafık diyoruz. İşte cinlerin de münafıkları vardır. Cin musallat olmuş bir insana mutlaka yumuşak davranın. Çünkü o insanın iradesi elinden alınmış ve hareketlerinin temeli farklı ve kötü bir kaynaktandır. O bedeni ve ruhu bambaşka birisi yönetmektedir. Şeytanın tatlı dil ve iyi söz karşısında yenik düştüğüne defalarca şahit oldum. Kesinlikle cinli hastaya kötü davranmayın. Şeytanı devirmenin üç yolu vardır. Hoşgörülü ve mantıklı olacaksın. Makul ve yumuşak davranacaksın. Şefkat davranışlarında bulunacaksın.
Şeytani cinler, arkadaşınıza ailenize veya çevrenizden bir yakınınıza gelir. Sizden istediği birtakım şeyleri size sitem ederek veya nazı geçtiği için kızarak söyler. Eğer yapmak istemediğin durumsa susmanız ve cevap vermemeniz daha doğru olacaktır. Böyle durumda kişinin kendi içindeki melek şeytana cevap verecek ve kızdığı kimseyi haklı kılacaktır. Bazı yerde susmanın bazı yerde konuşmanın gerekliliği çok önemlidir.
Büyücülerle irtibatlı olan şeytani cinlerin istekleri hemen yerine getirilir. Çünkü iblis böyle bir kanun yayınlamıştır. Zaten varlıklarının nedenleri hayat felsefeleri insana düşmanlıktır. Tüm şeytanlar da insana düşman olduğundan hemen böyle bir şeye icabet ederler. İnsanlarla irtibatlı ve ilişkili olan şeytanlar daima İblis’e ve şeytaniyyete hizmet etmektedir. Bunlar asillerdir. İnsanları yoldan saptırmak, inançsızlığa sürüklemek, küfür işlerine bulamak ve insanlara sıkıntılar vermek onların işleridir.
Şeytani cinler Tanrıya asi olmakla beslendiklerinden kazançlarını tanrıdan istememektedirler. İblis adem’den sonra kendi kendine kazanmayı tercih etmiştir. Batıl ve kötü yollarla insan üzerinden Allah’ın adının anılmadığı yemeklerden ve usulsüz her türlü kazançla kendi kazanmaktadır. Bu durum insana düşmanlığının hem nedeni hem de sonucu olmuştur.
İnanan cinler, gençlerine insanlara yaklaşmamaları konusunda öğütler vermeliler. Bu gençleriniz için daha iyi ve hayırlıdır. Cinler için cennetin Anahtarı iyi niyetlerinde yatar. İnsanı sevmeyen ve düşmanlık edeni inançsızdır. İnsanı seven ve ona yaklaşmayan tanrı katında değer bulur.
NEFSİ ARZULARIN YARATTIĞI SONUÇLAR
İnsan bedeni arzularını sürekli tatmin etmemelidir. Arzuları sürekli tatmin edilmesi arzuların köleliğini getirir. Arzuların tatmin edilmesi şeytani cinlerin bedende güç sahibi olmasını sağlamaktadır. İnsan üzerinde tam hakimiyet kuran cinler insanı istediği gibi yönlendirmektedir.
Bedene girecek şeylerin hazırlığı çok önemlidir. Öncelikle helal, temiz kazanç olmalıdır. Kimsenin hakkını yemeden aldatmadan kazanılmalıdır. Bu tip bedende cinler gezinmekte çok zorlanır. Helal kazançtan beslenen beden içinde olumlu bir enerji ve cinlerin sevmediği ferahlatıcı bir koku vardır. Bedene giren şeyler temiz olmalıdır. Ölçülü olmalıdır. Ne az ne fazla olmalıdır. Zararlı şeylerden yenmemelidir. Bedenden giren şeyler ile bedenden çıkan şeyler çok önemlidir. Cinlerin etkinliği bunlarla ölçülür. Bedenden çıkan şeylerin sonuçları inanılmaz derecede hayatınızı etkilemektedir. Meni’nin çıkması sonucu zayıf düşen bedende cinlerin etkinliğinin artması kaçınılmazdır.
Cin çarpmasının nedenleri bedenseldir. (Çarpılma: cinlerin bedene tam hükmetmesidir.)
Tanrıya sığınılmadan aşırı cinsel isteği acelece yerine getirme sonrası yıkanılsa dahi (gusül edilse bile) öfke patlaması ve saldırganlık yaşanacaktır. Genellikle şiddet kullanılır ve yakınlarına zarar verir . Kişi böyle bir davranışı kendine konduramaz. Böyle bir davranıştan dolayı çok üzülür. Nedenini anlayamaz. Kendini kınar ve anlamsız bir şekilde durur düşünür. Bu davranış (aile havasını) ortamı bozmuştur. Diğer aile bireyleri öfkeli davranış sonrası şeytanın fitlemelerine uğrar. Şiddet kullanana saldırı başlar. Şiddet kullanan kendisinin kontrolsüz olduğunu bilse dahi onların saldırılarına saldırıyla cevap verir. Aile içi şiddet, ölümler, cinayetler, trafik kavgalarının temelinde sığınılmadan yaşanmış kontrolsüz cinsellik vardır. Hırçın, saldırgan bir şeytan cinsel ilişki sonrası bedende aktif olur. Önce çok huzurlu, dinç ve sağlıklı hissini verir. Sonra en ufak bir şeye bile kontrolsüz öfkelenirsiniz. Basit bir şeye olağan üstü yüksek tepki gösterir ve şiddetle birlikte birden ortaya çıkar. Aşırı cinsel isteğini tatmin etme düşüncesi, gerçekleştirildiğinde sinirli olma, en yakınlarına çatma, saldırganlık, içten gelen attırıcı suçlayıcı düşünce ortaya çıkar. Nasıl ki çala kaşık saldırarak yemek yemek sürekli olumsuz düşüncelere ve suçlayıcı anlayışa neden oluyorsa cinsellikte böyle sonuçlar doğurmaktadır. Cinsel ilişki sonrası Gereksiz ve çabuk sinirlenme ve sinirin çabuk geçmesi özellikle erkek için kaçınılmazdır. Aslında bu bir çarpılma halidir.
Şeytan bedende aşırı yeme isteği başlatır ve bu isteği yerine getirdiğinizde ‘çarpılma gerçekleşmiştir.’ Sürekli olumsuz düşünceler, sinirli olma hali ve her şeye karşı tepki verme başlar. Sürekli bu fitlemelerin sonunda yakınlarınıza, çevrenizdekilere veya işyerindeki en hoşnutsuz zaaflı olduğunuz kişilere şiddete kadar dönüşür. Cinayetler, kavgalar, yaralamalar gerçekleşir. Ve Cezaevlerindekilerin çoğu ani parlama sonucu kontrolsüz öfkelenmenin kurbanı olmuştur. Yani İblis işine hummalı bir şekilde devam eder.
Kısacası cinler bedeni arzuları tatmin ederek güç kazanır. Diyeceksiniz ki ne yapalım bedensel temel ihtiyaçlarımızı karşılamayalım mı? Elbette karşılanacak. Ancak orta yolla usulüne uygun ve batıl olmayanla. Yani yemeği çok yemeyeceksiniz. Midenizi doldurmayacaksınız, bu isteklerinizde acele etmeyeceksiniz, kontrolsüz olmayacaksınız. Kendi eşinizden başka karşı cinse yönelmeyeceksiniz ilişki sırasında başkalarını hayal etmeyeceksiniz.(Cinsel ilişki sırasında düşüncelerinizi dinleyiniz. Ne kadar çok yanlışlıklar göreceksiniz.) Eşinizle yatarken acele etmeyeceksiniz yavaş ve itidalli olacaksınız. Sadece onu beğeneceksiniz ve onun ruhuyla olmaktan zevk alacaksınız.
Cinselliği kullanan şehvet cinleri vardır. Müthiş aldatmalara sahiptir. Doğal birtakım elementlerle de ilişkisi olan bu dişi şeytanlar derin ve güçlü cinsel arzular verirler. Hiçbir erkek bunlara karşı koyamaz. Tanrıya sığınmış olan ve yalnız kalmayan müstesna. Hemen ilişkiye girmek istersiniz, bu arzunun yarattığı krizden arzunuzu tatmin etmek istersiniz. Müthiş bir cinsel arzu doğar bu sırada vücutta meni yapılmıştır. Penisten ön sızıntıları gerçekleşmiştir. Arzusunu mutlaka yerine getirmek zorundadır ve kontrolsüz olmuştur. Cinsel beraberlikten büyük haz duyarsınız. Bu cinsel birlikteliğin ardında cinler bedende güçlü olur. Sonra sizi kışkırtır ve genelde şiddete yöneltir. Siz arzularınızı tatmin ettikçe cinler duygularınızı süreklileştirir. Arzularınıza dur diyemediğiniz için günleriniz bu psikolojide akıp gider. Bu psikolojide sayısız günahlar işlerken fırsatını bulduğunuzda büyük günahlar da işlersiniz. Cinler bazen sizi sürekli cinsellikten dolayı zayıf düşürür. Bedenen hasta bile olursunuz. Bundan kurtulmanın yolu enerji veren yiyeceklerden uzak durmak, kontrollü ve sınırlı yemek, kaloriye dikkat etmek böylece sürekli enerji üreten yiyeceklerden uzak durulmuş ve cinlerin arzularına dur diyebilecek kıvama gelmiş olursunuz.
Ankara Geceleri insan yatagındayken cinsellik cinleri gelmektedir. Birtakım hayaller fikirler vererek onu azdırmak ister. Ankara Geceleri daha çok kadınları etkilerler. Bu cinler sabaha karşı yataktan kalkmadan çok erkeği cinsellikle etkilemektedir. Belirtisi olarak cinsel organda sertleşme ereksiyon halleri görülür. Bunlar sonucunda erkek mutlaka cinsel arzusunu gidermek zorundadır.
Sahiplenme, hükmetme isteği, aşırı kıskançlık, acelecilik şeytani cinlerdendir. Her şeyin azı ve fazlası şeytani cinlerdendir. En ideal yol orta yoldur. İtidalli olmaktır. Aşırılık şeytanın dayatmasıdır. Sizi kullanması ve yanlış yollara saptırma taktikleridir.
NAZAR: Şeytan insanı kullanarak madde üzerine etki etmektedir. Nazar bunlardan biridir. Nazarın kaynağı maddeci ve şekilci şeytandır. Nazar, kendisinin olmayan güzel bir şeyi aşırı beğeni ve istek sonucunda oluşan yıkıcı şeytan gücüdür. Herhangi bir şeyi çok beğenmek ve beğenilme içerikli düşünce geçirmek ve gözle o şeye bakmakla ortaya çıkan yıkıcı enerji gücüdür. İnsan bu düşünceyi o anda onaylarsa baktığı şey insan dahi olsa zarar görür. Bu zarar düşüncenin ve niyetin gücüne göre değişim gösterir. Ama insan o anda o düşünceyi desteklemez Allah’ım sen onun güzelliğini arttır. Gibi düşünce taşırsa veya o düşünceyi yıpratacak olumlu bir düşünce uygularsa ‘yıkıcı nazar’ etkisini gösteremez. Mesela insan boş bir anında şeytanın etkisiyle geçirdiği ‘of ne güzel araba’ düşüncesini geçirdiği anda arabaya da bakmışsa artık araba tehdit altındadır. Öncelikle şunu bilmelisiniz. Düşünce insandan çıkmamıştır. Düşüncenin kaynağı şeytani cinlerdir. İnsan o anda bu düşünceyi onaylarsa Araba artık tehdit altındadır. Yıkıcı bir güç görevlenmiş olur. Birkaç şeytan hemen görevlenir. Ve hiç ummadığınız bir şekilde bir kaza meydana geliverir. Olayın şartları çabuk oluşturulursa siz olaya şahit olursunuz. Ama kaza bir saat sonra bile siz görmeden de meydana gelebilir. İnsan bu ilk düşünce zihinden ‘of ne güzel araba’ geçtiği anda -ne var herkes de böyle güzel araba var’ deseydi ya da farklı olumsuz bir düşünceyle aşırı beğeniyi yıpratsaydı, yıkıcı güç(maddeyi ve olayları etkileyen şeytani cinler) araba için görevlenmemiş olacaktı.
Bazı insanların nazarı daha çabuk değmektedir. Bunlara şeytanın etkin olduğu bedenler diyebiliriz. Veya maddeci şekilci ve çıkarcı insanlar da diyebiliriz. Ama insanların çoğu geçici olarak bu durumu yaşarlar.
ESNEMEK: şeytanın kapıyı kullanarak içeri girmesidir. İnsan bedenine giriş delikler vardır. Aslında insan bedeninde kıl dipleri gibi sayısız gözenek vardır. Ama bir de büyük giriş kapıları ve çıkış kapıları vardır. Vücuda giren giriş kapıları ağız, burun ve kulak delikleridir. Bir de çıkış kapıları olarak cinsel organ ve makat vardır. Abdest alırken bu bölgeler yıkanır. Çünkü bu bölgelerin temiz olması cinlerin geçişine geçit vermez. Kapılar temiz olursa giriş ve çıkışlar iyi korunduğundan şeytanlar sol ayak ve sol eli daha çok tercih ederler. Şunu unutmayınız şeytan temiz olan yere giremez. Bu nedenle bedenin, elbisenizin ve evinizin temil olması çok önemlidir. Pis mutfaklar, düzensiz evler, kokan evler ve elbiseler şeytanların barındıkları uğradıkları beslendikleri bölgelerdir.
Esnemenin kesinlikle uyku ile alakası yoktur. Esnemek çevrenizdeki kişilerin zihinlerinden çıkan olumlu veya olumsuz düşüncelerin size yönelik saldırılarıdır. Eskiler kişinin ağzından beyaz bir yılanın girdiğini söylerler. Eski kabilelerde ağıza giren oklardan bahsedilir. Durumda aynen buna benzerdir. Size bakınan, sizi arayan ve size bir şey söylemek isterken dahi insanlardan çıkan bir çeşit olumluda olsa beyaz bir şeytanın size doğru yol alması ve esneyerek ağızdan bedene girmesi olayıdır. Şeytanların çok çeşitli türleri vardır. Esneme şeytanı da çok farklıdır. Sizi etkilemeye yönelik her girişim, düşünce ve fikir sizi esnetir. Bu esneme anında ağızdan içeri şeytan girer. Her ne kadar bu durumu engelleseniz de ağzınızı da kapatsanız minik bir aralık oluşup zorlada olsa içeri girmektedir. Engelleyemeyeceginiz karşı konulamaz durumlardan bir tanesidir. Bunu sadece sığınma, besmele, tanrıyı hatırlama ve salavat engellemektedir. Karşınızdaki insana esnettiği için kızamazsınız. Bu olay onun da kontrolü dışındadır. Bu genelde eşiniz, birinci dereceden yakınlarınız ve işyerindeki çevrenizdir. Mesela uzaktan anneniz sizi hatırladığı anda size doğru bir şeytan yol alır ve size esnemeyle ulaşır. Annenin niyeti iyidir. Esnemek genelde iyi niyetle ve sıradan niyetle ortaya çıkan durumdur. Tanrı bu tür şeytana böyle bir güç ve biz insanlar için böyle bir ortam vermiş. Bazen şeytanın kendinize birtakım zanlarla ortaya attığı fikirlerle de esneme gerçekleşebilmektedir.
Herhangi birisi ister iyi ister kötü niyetle olsun; sadece size baktığı anda bile size doğru yola çıkan bir beyaz cüce şeytan vardır. Bu şeytan ağızdan esnemeyle içeri girer. Bunların görevleri vardır. Küçük vesveselerle küçük günahlara yöneltmektir. Bunlar genellikle hapşırılarak dışarı atılırlar. Güçlü değildirler. Verdikleri düşünceleri birkaç defa reddettiğinizde vücudu kendiliğinden de terk ederler. Vesveseleri, güçsüz, basit, sıradan da olsa süreklilik taşır. Ve insan psikolojisi gereği sürekli uyarılmakla o şeye alıştırılır.
Esnemenin temelinde şeytan sizi etkilemeye veya size yönelik bir düşünceyle başlamasıyla ortaya çıkmaktadır. Bir insan bir kalabalıkta size bakınarak araması anında içinden geçirdiği bu eylem sonucunda kendisinden beyaz bir şeytan aranan insana doğru gider. Giriş için ağız giriş kapısını kullanır. İnsanın ağzı açılır ve içeri doğru hava gibi akar. İnsanın ciğerine yerleşir. Kalbin oraya burnunu dayar. Zamanla insana birtakım vesveseler verir. Küçük günahlar işlemesini sağlar. Bu günahlar süreklileşir ve süreklileşen günahlar çok sayı teşkil ederse büyük günahlara kapı açar. Küçük ve iyi niyetten doğan şeytan zamanla insanı sapkın hale getirebilir.
Sol el ve sol ayakta bazen istem dışı hareketler gözlenir. Sanki bir hava geçişi gibi ani bir hareket olur. Bu zamanlarda cinlerin vücudu terk edişi anlaşılır. Bazen korkutmak ve dalga geçmek niyetiyle vücudunuza dokunurlar, dürterler. İnsan o an anlam veremez. Bir şey mi dokundu acaba der.
Cinlerin dürtmesi, dokunması, insanın sırtına atlaması, sol elinden girerken ve çıkarken hafif bir el hareketi, itilme hissi, denge kaybı, ateşli hasta iken veya hasta iken dokunduğunda bir anda refleksi bir tepki verme, ani refleks ve hareket yapmalar, üşüme, bedende donukluk hissi, bir noktaya donuk bakmalar, farklı yerlere anlamsız bakmalar gibi tüm bunlar şeytani cinlerin etkisiyle gerçekleşmektedir.
Tanrıyla konuşmayı bırakana şeytani cinler sahip çıkar. Dua ve ibadetler Allah’a yönelik olmaz ise cinler insanları kendileri için kullanırlar. Allah’tan döneni cin kapar. Bu insanın varlığının bir kuralıdır.
İblis’e bağlı cinler sizi saptıramadıkça ve İblis istediğini elde edemedikçe size şaşıracağınız açıkça teklifler yapacak, olmadık yerde olmadık büyük tekliflerde bulunacaktır. Siz Allah’a bağlı kaldıkça ve küfre düşmekten korktukça o tekliflerle gelmeye devam edecektir. Sana istediğin kadını getireyim, ticaretini ve kazancını arttırayım, İstediğin her şeyi yaparım.Sana görünmek istiyorum. Sana insanların düşüncelerini söylerim sana haberler getiririm der. Sana hizmet ederim büyük güçlere sahip olursun, sana büyük sihirler ve güçlerle destek olayım, gibi bütün bunlara çok örnekler verilebilir. Sadece Tanrıyı ve O’nun sevgisini dileyen kazanır. O’nun haricinde dünyalık tüm amaçları olanlar kaybedecektir. Çünkü şeytan isteklerine cevap vereceğinden O insanı aldatır. Büyük işler haricinde dünyalık hedefleri şeytan verebilir. Şeytan dünya cennetini insana verebilir. Mal, zenginlik, kadınlar ve türlü nimetler dünyada ulaşılabilir bir durumdur. Şeytan çok inançlı birine tanrıdan dönmesi karşılığında bu cenneti dünyada sunabilir.
Hipnoz, tamamen cinlerle ilişkilidir. Hipnoz yapan bilinçsizce cinlerden faydalanmaktadır. İradeleri, alma, yönetme gibi işlerle uğraşanlar cinlerle bilinçli yada bilinçsiz ilişkilidir. İnsan kendi isteğiyle bilincini ve kendisini bir başkasına teslim ederse cinler onun iradesini alır ve kullanırlar. Cin çıkarma seansları, hipnoz, realkarnasyon gibi vs şeyler bunlara örnektir. Hipnoz ve realkarnasyon sırasında konuşan cindir.
Realkarnasyon iblis’in fikridir. Kendileriyle trans kuran insanları kullanarak uydurduğu bir yöntemdir. Bununla Allah’a inancı yıkmak istemektedir. İlahi kitapları ve ahiret inancını yıpratmak istemektedir. Hipnoz ve türlerinden biriyle insanın bilincini yöneten cinler iblis’in emriyle insanları realkarnasyon inancına sürüklemektedir.
Sesini yükselten, çok konuşarak kendini önemli ve üstün gibi gösteren, ben bilirim havalarında olan cinlerin etkisindedir ve cinlerin tavırlarını uygulamaktadır.
Birtakım dürtüler, iç kuvvetler, içten attırarak heyecansı anlamlı düşünceler şeytanidir. Şeytan tartışmada insanlarla olur. Ben bilirim ve benim dediğim doğru mantığıyla benliği ortaya koyar. Haksız da olsanız diretirsiniz. Benlik ve nefs araya girdiğinden hakkı ve gerçekleri bile reddedersiniz. Bu ısrarcılık şeytandandır.
Güneş ve ay tutulmaları şeytan ve şeytanlara uyanlar için gerçekleşmektedir. Kitlesel bir uyarıdır. Dünyanın geneline zulmeden bir anlayışa karşı tepkidir. Bir çeşit uyarı, korkutma, haber niteliği taşımaktadır. Şeytan yaptıklarından sorumlu tutulmaktadır ve sınırı aşıp ileri gitmesine karşı bu uyarılar insan ve cin şeytanlarına karşı tehdit uyarısıdır.
Diş ve ağız temizliği şeytanın etkinliğini azaltır ve şeytanla mücadelede şarttır. Cinler dişlerin arasındaki kırıntılara gelirler.
Kahve falı bakmak, şekillerden anlam çıkarmak şeytanın işidir. Şekil görmek zihne anlam yüklemek şeytanın işidir. Kahve falı bakanlar şeytanın uğrak yerleridir ve gelme nedenidir.
Çocukların acele etmesi, önden gideceğim, yeneceğim gibi tavırları, sürekli koşturmaları küçük cinlerdendir..
Sürekli dua ederken eğer şeytan size zarar vermeyi göze aldıysa mutlaka bundan zarar görecektir. Tanrı dualarınız karşısında ona zarar verir. Bazen onu yakar. Siz bazen yanık kokusu alabilirsiniz. Bazen genelde su içildiğinde olur. Vücudunuzda bir yerde titreme meydana gelir. O zaman zarar gördüğü ve öldüğü anlaşılır. Halk dilinde yakılma da denir.
Kazancını kaybetmeme, yerini koruma, daha fazla kazanma arzusu cinlerin kötülüklerinde en çok kullandığı felsefelerdir.
Kadınların nefsleri daha kuvvetlidir. Maddi arzulardan daha fazla zevk alırlar. Cinler, insanlığa zulmederken kadın seçeneğini daha çok kullanırlar. Dünyaya daha çok aldanan şekilci ve menfaatçi kadınları kullanarak amaçlarına ulaşabilmektedirler.
Cinler günah işlettirir arkasından da ‘sen günahkarsın, Allah’tan istemeye yüzün var mı?’ İnsanın Allah’tan istemesini engeller ve onu ümitsizliğe düşürür. Ümitsizliğe düşen , şeytanın kucağına düşer. Asla Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz.
Şeytani cinler krallıkları yönetenlere gider savaşlar çıkartır. Hele o krallık silah üstünlüğüne sahipse şeytani cinler ‘kim sana dur diyebilir. Kim bize karşı koyabilir. Gibi düşüncelerle haksız eylemlere yönlendirirler.
Tanrı her peygamberi sınadığı gibi her insanı da önemsediği alanlarda sınar. Şeytanlar da insanları böyle zamanlarda saptırmaya çalışır. Allah’a sığının ve küfre düşmemek için yardım dileyin. Dünya ve mal için hep stresli, yerini korumaya çalışan, suçlayıcı olanın kazancı kirlidir ve bir gün işinde de olur. Mesela işyerinizde makam mevki övülme ve yerini koruma için çalışırsınız. Sizden iyi ve dürüst birisi size rakip olabilir. O’nun ayağını kaydırmak ve itibarsızlaştırmak için şeytan tüm kuvvetiyle sizinledir. O’nun bunu hak etmediğini bile bile gıybet ve iftira edersiniz. Tanrının sınamasından başarısız çıkarsınız ve aldandığınız ve kazandığınız küçük hayatınızda bocalar durursunuz. Genelde tanrı insanın isteğini verir dünya ve az bir değer karşılığında insan doğruluğu ve ahireti satar. Bu sadece bir örnektir. Bu örnekler mal, evlat, çocuk, kadın gibi dünyanın cazibeleriyle de oluşabilir.
Dünyada insanlar hayat felsefesine, amaçlarına hedeflerine göre sınanırlar. İnsanlar için sınanacak alan ve kategori çoktur. Doğruluktan, adaletten ve tanrıdan ayrılmayanlar sınamadan başarılı çıkarlar. Bu sınamalarda şeytan insan üzerinde çok aktif olur. Ve insanın ayağını kaydırmak için her yola başvurur.
Cinlerde inananlar ve inanmayanlar olarak ayrılırlar. İnanmayanların önderliğini iblis yapmaktadır. Allah'ın şerefli bir kölesiyken; büyüklenerek, kovulmuş şeytan olan İblis tanrıya dedi ki; ‘Senin doğru yoluna oturacağım. Sen insanların çoğunu şükredici bulmayacaksın."dedi.
Dünya hayatı cinleri ve insanları aldattı. Rabbinin emri dışına çıkarak İblis’i ve neslini, kendilerine dostlar edindiler. İnsanların düşmanını dost seçenler büyük bir yanılgıya düştüler. Allah’a yönelmekten ve ondan istemekten geri bırakan şey neydi. İblis kötülüğün sahibiydi. Kötülük yapanlar ona ibadet ediyordu.
İblis, cinlerin şerefini de yıktı. Asi oluşu onu akılsız etti. Kendisiyle beraber nice cinleri ateşe götürdü. İblis, inanan, sadık ve cinlerin amiri bir kuldu. Halifelik eder cinlerin yeryüzünde düzenini yürütürdü. Adem’den sonra saptı ve cinlerin çoğunu aldattı. O’na uymayan inanan cinler hem tanrının hem de insanların gözünde değerli ve şereflidir. Onlar iblis’in baskısı altında çok sıkıntı çektiler. Onlar için ‘Allah’ımız inanan cin kardeşlerimize tarafından ikramlarda bulun. Rahmetine eriştir.’deyiniz. Onlar insanlara hiç yaklaşmayarak en doğru olanını yaparlar.
Cin topluluğu! İnsanlardan pek çoğunu saptırıp aranıza kattı. Sadece şeytani cinler değil, onlarla aynı fikirde olan insanlar oldu. Bu şeytani insanlar, insan ve insanlık düşmanıydı. Kötülüğü öğütler, iyiliğe yüz buruşturur, çıkar ve menfaat derdindedir, dünyadan ve arzularından başkasını düşünmez. Bunların ömrü sömürgecilik, dini imanı paradır.
Cinleri bilmek ve tanımak insanlar için mecburidir.(farzdır.) İnsan önce düşmanını tanımalıdır. Aslında Allah’a inanan insan, cinlerin ne olduğunu öğrenmek zorundadır. Cinleri tanımak demek, dinin varlığının temellerini görmek demektir. İnsanın davranışlarındaki temel amaçları görmek demektir. İnsanın ne olduğu, varlığı ve amacı anlaşılmaktadır.
• Cinler düşünsel bir güçtür. Hareketleri ortaya çıkartan geri plandaki gizli niyettir. Düşünsel faaliyet sonucunda eyleme geçirten itici güçtür. Neler yaptığınıza bakarak cinlerin amacı tespit edilebilir. Cinlerin amacı genelde insan için kötü sondur. Bu nedenle kötü niyetlerin, olumsuz düşüncelerin ardında şeytani cinler vardır.
• Cinler karanlığı severler. Güneş ışığından ve ışıktan hoşlanmazlar. Ankara Geceleri ortaya çıkarlar ve karanlık onların yaşam alanlarıdır. Nasıl ki insanlar gündüzleri yaşar geceleri uyursa cinler de geceleri yaşar gündüzleri kaybolurlar. Ama biz insanlar nasıl aksamlara ve gecelere isteyerek veya istemeyerek sarkabiliyorsak cinler de gündüze sarkmaktadırlar.
• Cinler güneşin doğmasıyla bulundukları yerleri terk ederler. Şehre sabah ezanıyla melekler girer. Cinler son aydınlanma çizgisi olan geceyi takip ederler. Karanlıkla beraber karanlığın içinde onlar da çekilirler. Güneş ışığıyla melekler yeryüzüne gelirler. Aynı şekilde Akşam olurken güneş batarken cinler karanlık çizgisiyle şehirlere girmektedirler. Melekler de ardından gelen karanlığa bakarak şehri terkederler. Cinlerden bir kısmı gündüzlerde iş görürler. Meleklerden az bir kısmı da gecelerde iş görürler.
• Cinlerden zorbaları, taşkınlık yapanları ve haddi aşanları vardır. Bunlar insana direkt zarar vermek isterler. Bunu yapmak istediklerinde çok korkarak yaparlar. Genelde kötü amaçlarında başarılı olamazlar.
• Parmakları çıtlatma, tırnak yeme, sallanma, yerinde duramama cinlerin etkisiyle ortaya çıkmaktadır. Bir düşünsel faaliyette yoğunlaştığının belirtisidir. (Bir hedefe yönelik vesvesenin arttığı anlardır.)
• Bir de definecilerin karşılaştığı cinler vardır. Bunlar define karşılığında insanların imanlarını çalmak ister. Dünya cinlerindir. En azından cinler böyle düşünmektedirler.Yani cinler varlık alemi olan dünya hayatına sahiplenmişlerdir. Bu nedenle insanlara düşmanlıkları vardır. Dünyaya sahip olmak yani zengin olmak için cinlere boyun eğmek ve dünya karşılığında imanlarınızı almak istemektedirler. Bu nedenle inançlı insanın kazanç elde etmesini engellemek için korkutmaktadır. Kurban kesmeden, kan akıtmadan, birtakım tütsü ve batıl tüm eylemleri gerçekleştirmeden defineye sahip olabilirsiniz. Kazanç karşılığında Allah’a şükretmeyen Allah’ın adını anmayan o kazançtan bereket göremez. Defineye imanınızı sarsacak ve cinlerin hoşlarına gidecek yöntemlerle sahip olursanız o kazanç sizin için bir eziyete dönüşür.
• Cinler üstün varlıklar değillerdir. Hiçbir şekilde onlara boyun eğmenize gerek yoktur. Onlardan korkmayınız. Tek amaçları sizi korkutmaktır. Onlarla düşünsel mücadele edenler mutlaka başarıya ulaşacaklardır. Onları farketmek ve kötü düşünceleri, korkutmaları etkisiz hale getirecek düşünceler geliştirmek onların etkinliğini azaltacaktır.
• Cinlerle karşılaşıldığı veya bir tehlike anında bir çubuk alınır. Kendinizi çemberin içinde kalacak şekilde etrafınıza çizgi çizilir. Çizgi çizilirken Allah’ım bu çizginin içine hiçbir kimseyi sokma, sana sığınıyorum. Büyük Allah’ım beni koru gibi dualar edilir. Kesinlikle Allah tarafından korunursunuz ve cinler o çizgiden içeriye kesinlikle giremez. Dışardan birtakım korkutmalara maruz kalabilirsiniz. Korkmayın cinler korkutmanın ötesine geçemezler. Sakin olun tepkisiz kalmanız cinleri korkutur. Siz ne kadar Allah’a güvenirseniz cinler sizden o kadar korkar. Cin saldırısı ve korkutması doğal yaşama aykırı ve kural dışıdır. Makul hiçbir gerekçesi olamaz. Bu nedenle Allah saldırıya maruz kalan insanı kesinlikle görür ve korumak ister. Talebin insandan gelmesini bekler. Korunma ve sığınma amaçlı dualar kesinlikle kabul gören ve yardıma yetişilen dualardır. Cinler konusunda rahat olun, hiç korkmayın gerçekten onlar korkulacak varlıklar değillerdir. Zaten onların en tehlikelileri düşünsel olarak hep içlerimizdedir. Aslında bu direkt saldırı yapanları en çaresiz olanlarıdır.
• Cinlerin en etkili oldukları saat gece yarısı 03.00 dür. Büyüler ve kötü işler bu saatlerde yapılır. Akşam ezanı ve yatsı vakti cinlerin sabah vakti gibidir. Güne yeni başladıkları, işe koyuldukları saatlerdir. insanlara kötülük için çalışmaya başladıkları vakitlerdir.
• Cin hastasına dışardan dua veya Kuran okuma ile rahatlama hemen olmaz. Hastanın kendisini fark etmesi için tavırları anlatılır. Bu tavırlarda bulunanın kendisi olmadığı şeytani cin temelli olduğu örneklerle anlatılır. Bu sen değilsin gibi sözler söylenebilir. Yanlış düşüncelerin temeline inilir. Beş neden sorusuyla davranışın kök nedeni bulunur ve cinin ürettiği yanlış amaç kirli hedef öldürülür. Hasta, dış etken olan cinlere karşı uyandırılır. Böylece davranışlarının temelinin kendinden olmadığını anlar. Bunu fark ettiği zaman cin hastası zamanla iyileşme sürecine girer. Birkaç aya kalmaz sıkıntı kendiliğinden kaybolur. Burada çözümü hemen görmeyi beklemek yanlıştır. Cin kolay terk etmez ve birden bırakamaz. Meleki bir fikir, şeytan temelli kötü fikri yıkar. Ancak bu yıkım desteklenerek gerçekleşir. Yani iyi düşüncenin çeşitli örneklerle ve detaylarla desteklenmesi gereklidir. İnsanı aldatmakta ve yönetmekte güç kaybeden cinler zamanla bu amaçtan vazgeçer. İyi düşünceyi tercih ederek meleklerin etkinliği artar, sıkıntı azalarak ortadan kalkar.
• Cinlerden maddi olarak korunabilecek iki şey su ile temizlenmek ve duadır. Bunlar haricindeki tüm korunma yolları batıl ve şeytanidir. Bir uzvu su ile yıkamak olumlu bir enerji üretmektedir. Cinlerin yıkanmış bir uzuvdan içeri girmesi çok zordur. Abdest ve gusül bunlara örnektir.
• Her binanın bir dış cephesi olduğu gibi insanın dış cephesi de derisidir. İnsan kesinlikle çıplak dolaşmamalıdır. Cinsel ilişkiye dahi bir örtü altında girmelidir.Cinler deri gözeneklerinden içeri girmektedir. Çıplak bir beden cinlerin kolayca bedene girmesini sağlar. Giyinmek onların yaklaşmasına engel çıkarmaktadır. İslam inancında Allah ile konuşmadan önce (namaz kılmadan önce) görünen yerler yıkanır. Eller, ayaklar, kollar ve baş yıkanır. Yani abdest alınır. Nedeni ise İnsan Allah’a yöneldiğinde yani namaza durduğunda cinler bunu engellemek ister. Bedene girmek için görünen yerlere yaklaşır. Genellikle eller ayaklar ve baştan vücuda girmeye çalışır. Cinler düşünceleri bozmakta ve farklı yönlendirmektedir. Böylece inanan insanın namazını engelleyemeye çalışır. Namazda bozuk düşünceler, yanlış fikirler üretir. Konuşma esnasında mantıksal bütünlükten çıkartır. Kontrolünüz dışında düşüncelerinizin çok farklı yerlere gittiğinizi görürsünüz. Allah ile konuştuğunuzu bile unutur o’na yönelik konuşamazsınız. Bu tür şeytani cinlerin etkisinden korunmak amaçlı abdest alınmaktadır. Gerçekte su ile deriyi yıkamak bir güvenlik duvarı oluşturmaktadır. Bütün bunların bilimsel gerçeklikleri de vardır.
• Hava her şeyi bozmaktadır. İnsan derisine sürekli temas halinde olan hava koruma kalkanını bozmaktadır. Cinler hava içindeki en etkili varlıklardır. Güvenlik duvarını zamanla hava bozmaktadır. Hava her şeyi bozar. Hava açık yiyecekleri ve suyu dahi bozar. Bu nedenle cinlere karşı yeni bir güvenlik duvarı oluşturmak için tekrar belli bir zaman sonra uzuvlarınızı su ile yıkamanız gereklidir. Su ile yıkamak ışık, huzur ve olumlu düşünce üretir. Yani su ile yıkamak nurdur. Karanlığın bedene işlemesini önler.
• Bütün bedeni su ile yıkamak yıkama anına kadar bedende etkili olmuş cinlerin su ile atılmasını sağlar. O insanda olumsuz düşünceler üreten gölge güç yıkanarak bedenden arındırılmış olur. İnsanı sahiplenmiş olan bu manevi ve enerji beden su ile bir elbise gibi çıkarılmış olur. Duş almak cinlerin insan kalıbından akarak atılımını sağlar. Cinler enerji beden olarak deriyi kaplamakta ve insan şeklini almaktadır. İnsanları etkileyen bu kötü enerjiyi su resmen süpürmektedir. Yıkanmış bir bedenin yüzey gerilimi değişir. İnsana müthiş bir dinçlik gelir ve yapıcı bir enerji görevi devralır. Yıkanma sonrasında ortaya çıkan tanrısal enerji, meleki bir kuvvet taşımaktadır. Cinlerin etkinliğini dua, su ve toprak engellemektedir.
• Şeytani cinlerin en sevmediği şey insanın Allah’tan istemesidir. İnsan Allah’a dua etmeye başladığında şeytani cinler çıldırır ve kulaklarını tıkar. Cinler insanı yönetmek ve kullanmak ister. İnsan Allah’tan istemediğinde cinlerin yönetiminde olmaktadır. Allah’tan istenildiğinde cinler kaçacak veya rahatsız olacaklardır.
• Cinlerin hoşlandıkları ve hoşlanmadıkları mekanlar vardır. Güneş ile gölgenin kesiştiği yerler, kapı eşikleri gibi hafif rüzgarlı alanlar, ağaç dipleri ve kökleri gibi serin rutubetli yerler cinlerin dinlendikleri alanlardır.
• Şeytani Cinler, Allah’a ve cinlere inancı yıkmaya çalıştılar. Cinler daima kendilerini gizlerler. Sadece büyücülerde ve cincilerde onların varlıkları açıkça anlaşılır. Aslında cinlerin varlığı Allah’ın varlığını doğrulamaktadır. İnternette pek çok cin seansları, cin çıkarma, cin kovma görüntüleri vardır. Bütün görüntüler detaylıca incelendiğinde cinlerin neler yapabildiği açıkça anlaşılmaktadır.
• İşlerini cincilerle yapanlar ve dünyasını büyülerle şekillendirenler cehennem ahalisidir. Cincilere ve büyücülere gidenler mutlaka Allah’ın azabından nasibini alacaktır.
• Cinler, insanın en yakınları için dahi çirkinliği fısıldadı.
• Her şeyi iki göze benzetmek, çevrenizdeki ve baktığınız yerlerdeki şekilleri insan ve hayvan şekillerine benzetmek, gözlerinizi kapattığınızda birtakım şekiller görüyormuş hissi, çevrenizden karartıların geçtiği hissi tüm bunlar cinlerin etkisinde olduğunuza işarettir. Korkmayınız bunlar hemen hemen her insanda olmaktadır. Bunlar doğaldır çünkü biz cinlerle beraber yaşarız.
• Dişleri fırçalama isteği, dişlerdeki tortulardan rahatsız olma, el veya birtakım uzuvlarında pislik var düşüncesi ve kirlenme hissi, burunu temizleme isteği, tırnaklardan rahatsız olma, aşırı masaj isteği gibi birtakım bedensel istekler cinlerden kaynaklıdır. Bu tarz istekleri yaydıkları enerjilerle gerçekleştirmektedirler.
Yazının tamamını okumanız için birkaç örnek verdik. Lütfen aşağıda yazılanların tamamını okuyunuz. Bu yazı bütünlük içermektedir. Cinlerin ne olduğu konusunda anlaşılmazlıkları kaldırmak içindir. Cinler, cin türleri, yaşamları, cinler alemi, çarpılma nedenleri, korunma yöntemleri hepsi detaylıca verilmektedir.
İnsanlar cinlerle ilgili araştırmayı neden yapar: *Cinler tarafından rahatsız ediliyordur.* Normal düşünemiyor kontrolden çıkmıştır. *Cinlerle irtibat kurup makul olmayan bir güç elde etme hayalindedir. *Cinleri emri altına almak isteyen zavallı tipler vardır * İstediğini elde etmek isteyen çıkarcı zalimler vardır.* Cinlerden korunmak isteyen ve nasıl korunacağını merak eden insan vardır.*Definecilerin tehlike anında ne yapacaklarını öğrenme çabaları vardır.* Cinlerin varlığının doğru olup olmadığını merak edenler vardır.*Cinler hakkında detaylıca bilgi edinmek isteyenler vardır gibi... Cinler, her insanın bilmesi gerektiği çok önemli varlıklardır. Sürekli bizlerle yaşayan yaşantımızda önemli bir güç olan bu varlıklar kesinlikle tanınmalıdır.
Cinler, kendileriyle ilgili bilgi sahibi olunmasını hiç istemezler. Çünkü onların tanınması, zaaflarının bilinmesi onların tüm etkinliğini azaltır. İnsanoğlunun yeryüzünde en az bilgi sahibi olduğu varlık insanın en büyük düşmanı olan iblistir. İblis cinlerin en büyük aşiretidir. Ve cinlerin onda dokuzunu oluşturur. Onları tanıyıp fark etmek onlardan nasıl korunacağınızı gösterecektir. Bilgilendikçe onlardan korkmanın saçma olduğunu anlayacaksınız. Ve onlardan korunma yollarını anlamamızı sağlayacaktır.
Cinlerinde erkek ve dişileri, çocukları ve aileleri vardır. Sosyal hayatları ve toplumsal ilişkileri vardır. İnsan bedeninde, günah mekanlarında, kötü ve pis yerlerde, eğlence yerlerinde, kırsal halde, şehirlerde, ıssız yerlerde, kabile halinde göçebe halinde yaşayanları vardır. Cinler her yerdedirler müthiş kalabalıklardır ve yeryüzünde onların olmadığı hiçbir yer yoktur.
Cinler insanlar gibi ikiye ayrılırlar. İnanan cinler ve inanmayan cinler. İnanmayan cinlere iblis öncülük eder. İblis kötülüğün temsilcisidir Şeytani cinlerin felsefelerinde sevgiye ve kardeşliğe dayalı anlayış yoktur. Menfaate ve ne yaparsam kar şeklindeki anlayışa bağlıdır. İlişkilerinde zorbalık, hiyerarşi ve baskı vardır. Kendi içlerinde suçlayıcılık, kabalık, hoşgörüsüzlük ve her türlü kötülük yaygınlaşmıştır. Düzen ve iyilik karşıtı felsefeleriyle tam bir kaosçu zihniyete sahiptirler. İblis, Adem yaratılıktan sonra isyan edince Allah’ın rahmetinden kovulduğunda bu kötü ruh haline düşmüştür. Bu durum Adem’e düşman olduktan sonra inançsızlığın ve hırsın oluşturduğu sevgisizlik hastalığıdır. İblis, yeryüzü tarihinin büyük oyuncusuydu. Her dönüm noktalarında ve çağ değişimlerinde ya İblis’in küresel egemenliği ya da İblis’in egemenliğinin yıkılışı vardı. İblis önceleri sadık bir hizmetkar iken cinlerin arasında huzuru sağlayan adil bir kral gibiydi. Düzenin ve iyiliğin önderlerinden iken Adem’in yaratılmasından sonra kötülüğün ve karanlığın önderi oldu. İblis, cinlerin çoğunu kendi tarafına çekti. Uyguladığı siyaset aldatma, kışkırtma ve bozgunculuktu. Cinlerin büyük bir kısmı iblis’e tabi oldular. Yeryüzünü ve hayatı sahiplenen iblis, cinleri aldatmada ayrımcılığı, büyüklenmeyi ve sahiplenmeyi kullandı. Yeryüzündeki yaşamın tek yöneticisi olarak kendini görüyordu. İblis Ademi reddettiği gibi varlığına tahammül edemedi. Adem’in soyunu yok etmek için birbirlerine kışkırttı. Bunu aile içindede, iş çevresinde de, ulusal alanda da küresel alanda da uyguladı.
İblis çeşitli cin türlerini arkasına alınca insanların düzenini bozmakta başarılı olmuştur. iblis’in hizmetkarları ve vezirleri çok farklı görevler yürütürdü. Hatta geçmiş çağlarda bu hizmetkarlara tanrılar bile deniliyordu. Hepsi de alanında uzmandı. Yaratılışları gereği var olan her maddeyi etkileyebilir veya değiştirebilirlerdi. Yeter ki Tanrı onları engellememiş olsun.
Cinlerin işi, gücü, beslenme merkezi, eğlence ve oyunları insanlardır. Cinler insanları düşman ve kendilerine tehdit olarak görürler. İnsanları hiç sevmezler ve onlarla sürekli uğraşırlar. Amacı insanları alçaltmak, aşağılamaktır. İmandan uzaklaştırarak dünya için birbirini öldüren hayvanlardan daha kötü bir ortama sürüklemektir. Kargaşa ve kaosta bırakarak Ademoğlunu çaresiz koyarak tanrıya karşı haklılığını ispatlamak istemektedir. İblis: ‘Adem’e ne gerek vardı, neden yaratıldı. Ben yeryüzünde düzeni sağlıyor, Allah için çalışıyordum.’ Düşüncesi hakimdi. Ancak kurduğu baskı ve batıl düzenini göremeyecek kadar kör olmuştu. Cinler, melekler ve tanrı iblisin kibirli tavırlarından rahatsızdı. Tanrının kararını reddeden iblis artık Allah’tan dileyemez oldu ve insanlar üzerinden geçimini sağlamaya başladı. İnsanlar, cinler için büyük bir istihdam oldu.
Şeytani cinler insanı hor görür, aşağılar,’ bir toprak parçası.’ der, İnsanı kullanılacak yönetilecek bir hayvan gibi görür. ‘İnsanlara fırsat vermeyeceksin, merhamet etmeyeceksin, baskı kuracaksın.’ der çünkü insanın egemenliğini kendilerine tehdit görürler. Çünkü saltanatlarının yıkılacağından, özgürlüklerinin sınırlanacağından korkarlar. Çünkü tanrıya yönelen ve inanan insanlar haksızlığı seçmeyip midesini doldurmayacağından şeytan beslenme ve geçim kaygısına düşmektedir. İblis, Adem konusunda tanrıya karşı geldikten sonra kovuldu ve tek geçim kaynağı insan olmuştur.
Toprağın düşmanı ateş; dostu ışık ve sudur. Tüm hayvanlar da insanlar gibidir. Hayvanların da cinleri vardır. Her hayvan türüne göre cinsine göre aynı psikolojiyi yaşayan ve yaşatan cinler vardır. Hayvanlar da haksızlık eder, başkasının eşiyle beraber olmak ister, bu durum kuşlarda genellikle kavgalara neden olur, köpek çok fazla da olsa yemeğini paylaşmak istemez ve başkasının yemesine öfkelenir. Hayvanların durumlarına yaşantılarına türlerine ve cinslerine göre hayvansal cinler vardır. Onları etkileri altına alırlar. Hayvanların da hesap günü vardır ve onlar da hesaba çekileceklerdir. Hayvanlar da esner ağızdan içeri hayvani cinler girer, gerilme hareketleriyle gerilirler vücuduna hayvani cinler yerleşir. Topraktan yaratılan her canlı cinlerin etkisine uğramaktadır. Hayvanların hepsi de Allah’ı bilirler ve onu tesbih ederler. Hayvan psikolojisi ve felsefesi üzerine araştırma yapanlar hayvanların davranışlarındaki değişimleri incelemektedirler. Onların değişen davranışlarının temelin de de cinler vardır.
Büyü; gayri meşru kötü ve çıkarsal işler için Allah haricindeki varlıklardan yardım almaktır. Cinler insanları düşünsel olarak etkiler, iradelerini yönlendirir ve insanları kullanabilmektedirler. Yapıları ve enerjisel güçleri nedeniyle maddi her varlığı etkileyebilmektedirler. Büyü yapılacak kişiye ait resim, elbise, saç teli, tırnak gibi kişiyi temsil edecek tüm metaryeller kullanılarak kişi bulunur.büyücüye gelip büyü yaptıran kişilerin istekleri doğrultusunda işe koyulurlar. Cinler büyü yapılan insana genelde aynı vakitler olmak üzere sürekli giderler.O insanın içine girerler, genelde sol ayak topuğu, sol el, uykudayken agızdan, nadiren enseden ve cinsel ilişki sonrası sırttan giriş yaparlar. Vücuda giriş delikleri (ağız, burun, kulak delikleri vajina ve makattan giriş yaparlar.) Kirli tırnak uçları, açılmış ve kanamış yaralardan giriş yaparlar. Büyüde istenilenler doğrultusunda sürekli olumsuz düşünceler üretirler. Kaçınılmaz olarak hayatının seyri değişmeye başlar.
Şeytani cinler Adem yaratıldığından beri Adem’e düşmandır. Şeytani cinler cinlerin büyük bir çoğunluğunu oluştururlar. Sürekli insanlara uğrarlar. Çarşı Pazar cinleri, sokak cinleri, ev ve mekan cinleri gibi sayısız cinler bulunur.
Cinlerden insanlara asla dost olmaz. Cinler emir altına alınmaz. Her istenilen onlara yaptırılamaz.Cinlere bulaşan bir kişi tamamen cinlerin etkisi altında kalır. Düşünceleri de yönetimide iradeleri de kullanılır. Cinler insanı kullanırlar, dilediklerini yaptırırlar. İnsanların yapısı gereği araç insan, şoför cinlerdir. Süleyman Peygamberin cinleri etkisi altına alması Süleymanın kendinden değildir. Süleymanın Allah’a sadık olması nedeniyle kurduğu düzendendir. Cinlerin boyun eğişi tamamen Allahtan kaynaklıdır. Allah’ın dilemesiyle cinlerden kurtulunur. Zaten besmele ‘şeytanların şerrinden sana sığınırım.’ Kelimesinin sırrı buradandır. İnsan cinlere asla hükmedemez Allah’a sığınıldığında allah insanı korur ve cinler insana bir şey yapamaz. Cinler insana bir şey yapamadı mı ona boyun eğmeye başlar. Yani herşeyi Allah yapar. Allah’a sürekli sadık olmak, günahlardan geri durmak ve şeytanlarla mücadele etmek cinlere hükmetmenin tek yoludur. Yoksa onlarla irtibat kurmak, arkadaş olmaya çalışmak isteklerini yapmak tam tersi onlar tarafından kullanılmaya ve kötü sona işarettir. Bu nedenle cinciler acınacak haldedirler.Süleymanın yeryüzüne kurduğu düzen iyilik üzerindedir. Böyle bir düzenin insanlığa hakim olması cinler insanların egemenliği altında olmasına işaretti. Süleyman döneminde cinlerin yönetilmesi bunlardandır. İnanan cinler Süleymana tabi oldular. Çünkü Süleyman doğrucu, adil, barışçı ve adaletliydi. Yeryüzünde adil bir düzen kurdu. Bir kısım şeytanlar kötü düzenden beslendiklerinden güçsüz kaldılar ve Süleymanın düzeni altında azgınlık edemeyerek ona boyun eğdiler. Zaten kuran da Süleymanla ilgili o başarılarında küfretmedi yani cinlerden yardım almadı denilmektedir.
Bir insanın cinlerden ve şeytani cinlerden etkilenmemesi için cinleri ve neler yaptıklarını iyi bilmesi gereklidir. Cinlerden korunmak ve etkilenmemek mümkündür. Ama bunun için altın kurallar vardır. Öncelikle iyiliği tercih edip iyi ve olumlu düşüncelerle hareket etmeli ve hayatına yön vermelidir. Şunu unutmayınız olumsuz fikirler, suçlayıcı davranışlar olumsuz düşüncelerin sürekli zihinden geçmesi şeytani cin tarafından yönlendirildiğinizin işaretidir. Her ne sebep olursa olsun, suçlayıcı tavırlarda bulunmamalıdır. Kendisine düşman kimseler dahi olsa olumsuz düşüncenin kaynağı şeytani cinlerdir. İşte insan uyanık olmalıdır. Şeytani cinlerin olumsuz düşüncelerini farketmek cinlerden ve büyülerden etkilenmemenin en önemli basamagıdır. Buı olumsuz düşüncelere tepkisiz kalmak veya bu olumsuz fikirleri yıkmak için karşı fikirler üretmek cinlerin yenilgisini getirir. Olumsuz düşüncelerle mücadele etmek cinleri çok yorar ve yıldırır. Aldatıp yönetemeyeceği insanı bir süre sonra terkeder.
Her insanı kötü yola çağırmak için her bedende bir şeytani cin bulunur. Her insan doğumuna İblis öfkelenir ve bağırır çağırır söylenir. Kızarak‘Yine bir insan doğdu.’ der. Doğumla beraber İblis tarafından insana verilen bebek cin insanla bir ömrü geçirir ve aynı kader içinde olurlar. İnsanla beraber şeytani cin çocukluğun, gençliğin ve yaşamın evrelerini beraber yaşarlar.
Mesela çocukken Anneyi kaybetme korkusu, birinci olacağım ve yeneceğim tavrı, kardeşini kıskançlık gibi çocukluk tavırları cinlerdendir. Gençlikte dikkat çekme, hava atma, kavga etme gibi davranışların temelinde yine cinler vardır.
Çocukları besleyememekle korkutarak insanların üremesini engellemek ister. Oysaki insanların rızkı Allah’a farzdır. Az yada çok mutlaka yaşayacak kadar verir. Sakin olun, rızkınız konusunda Allah’a güvenin.Saldırgan ve suçlayıcı tavırlardan uzak durun.
Cinlerin temel amacı insanlar arasında ki düzeni bozmaktır. Düzen bozulunca insanlar birbirlerine zarar verirler ve insanların yok oluşuna zemin hazırlanmış olunur.
Her kötü fikir, her olumsuz düşünce, her suçlayıcı tavır şeytani cinlerdendir. Ailesine karşı kışkırtan, beğenmeyen, sürekli arzularının beklentisinde olan şeytandır. Sürekli kendi isteklerinin yerine getirilmesini isteyen şeytani cinlerdir.
Yemek yerken ağız şapırdatmasına veya yüksek sese dahi sinirlenen insan cinlerin kışkırtmalarına uğramaktadırlar.. Başkasının yediği lokmalara bakan da, bu yemek bana yetmez diyende cinlerdir. Şeker hastalarında görülen ellerde ve içte titreme cinlerin bedene girmesi hadisesidir. Genelde acıkmışlardır ve aşırı iştah ve açlık vererek besmelesiz hale getirilmiş sığınılmamış yemekten yiyecektir. Böylece bedene daha güçlü hakimiyet kurarlar. Sonrasında da insanı hırçınlığa ve saldırganlığa iterler.
Başkasının hoşuna gitmeyeceği şeyleri söylemek, gıybet etmek cinlerdendir. Çünkü böylece kendi konumunu sağlamlaştırırken, başkasını itibarsızlaştırmaktadır. Cinler ilk hayatı yani dünyayı tercih etmiş olanla arkadaş olur. İnsan, doğruluğu ve gerekli olanı yaparken Allah’tan istemeyip böyle meşru olmayan yollarla konumunu korumaktadır. Gıybet , kötüleme, kınama, başkalarının ayağını kaydırma, insanların üzerine basarak kazanma cinlerin etkisindeki inançsızın yöntemidir. Zenginlik ve rızkı için he türlü kötülüğe çağırdığında o insan ona hemen icabet eder.
Cinlerin insanlara birşeyi kabul ettirmedeki en etkili uygulama tekniği ‘sürekli tekrar’dır. Yapılması istenen şeyi sürekli söyleyerek onu bilinç altına yerleştirir. Düşünmeden, tartmadan ve onu reddetmeden yaşarken onun yanluş ve kötü isteklerini yapıveririz.
Cinleri hiç tanımayan birisine cin musallat olduğunda o insan büyük panik yaşar. Kendisini dış bir etkenin yönettiğini fark etmesine çok şaşırır ve anlam veremez. İşte dinin ve inancın ortaya çıktığı gerçeklik aslında burasıdır. Bu konularda bilgisiz insan böyle bir şeyin varlığını yeni fark etmiştir. Büyük bir telaş içinde bu konuda bilgi sahibi kimseleri bulmaya çalışır. Toplum bana ne der. Bana deli derler. Gibi düşüncelerle hemen bu durumu gerek internetten gerek dışardan araştırmaya ve bir kurtuluş aramaya bakar. Çünkü normal ve doğal yaşantısını sürdürmekte zorlanmaktadır. Kontrol dışı olduğunu ve iradesinin elinden alındığını bilir. Ya da sürekli rahatsız edilmektedir. İşte denize düşmüş çaresiz insan cincilere, büyücülere giderek yılana sarılır.
Cinlerden korunmanın farklı yollarını arayanlar, cinlerin kucağına düşmektedirler. Meşru yollar haricindeki tüm yol ve yöntemler cinlere teslim olma yöntemidir.
Cinler maddesel olmadıklarından için onlarla mücadele etme yöntemi mana (anlam)ile olur. Her insanın parmak izi farklı olduğu gibi verdiği nefes te farklıdır. Her verilen nefeste düşünsel çıktılar bulunur. Edilen dualar en güçlü nefeslerdir. Cinlerle maddesel değil manasal mücadele edilir. Mananın içinde doğru düşünce, doğru iman ve doğru hedefle olur. Mücadelede anlamlar, kelimeler ve tanrıya sığınmalarla mümkündür. Cinlerden gelen yanlış ve kötü bir düşünceyi reddederek yerine iyi bir düşünce koymakla cinlerin vesveselerini etkisiz hale getiririz. Komşusuna karşı cinsellik uyandıran bir cini reddetmek çok kolaydır.
Su ile temizlenmek, derin nefes vermek, toprağa yatmak, sakinleşmek için durmak, oturmak ve sırt üstü yatmak gibi hareketsel önlemler cinlerin etkinliğini azaltır.
Cinlerin söylenegelenler haricinde başka, Allah’tan ve dinden gayri olduklarını asla düşünmeyiniz. Cinler varlığı kesin olan ve dinen bildirilen varlıklardır.
Cinlerden iblis ailesine, yani İblis taraftarları ve soyu şeytanları oluşturmaktadır. İblis’e tabi olmuş insan karşıtı tüm cinler şeytani cinlerdir. Müslümanlar, insan düşmanı azgın cinlere şeytan demektedir. Şeytani cinlere Müslümanlar şeytan demektedir. Diğer dinlerdeki adları Hristiyanlar da vampir ve Lusifer, eski Yunanlılar da Medusa, Zerdüştlerde, Şamanizm’de her dinde şeytani cinlerin adı vardır. Şeytani cinler tanrıya karşı çıkan, Adem’e düşman olan ve tanrı ile mücadele eden kafir cinlerdir. Her din ondan bahseder. İnsanlık ve tüm kültürler, yeryüzündeki her yöre onlar hakkında mutlaka bir şeyler duymuşlardır.
Adem, yaratıldığında dünyaya cinler hakimdi. Allah dilediğini kendine yakın tutabilirdi. Sırf dünya yaşamı onlara aitti. Adem’in varlığına saygı göstermeyen iblis evrenin ellerinden alındığını düşünerek ve küçümseyerek Allaha isyan etmiş oldu. Dünyayı insanlarla paylaşamayan iblis Allah’a asi olmakla halifeliğinden de oldu. Allah aşağıda olan bilgisiz cahil çaresiz ve içi boş insanı iblis’e karşı yüceltti. Bununla ‘Benim dilediklerim yücelir, dilediklerim alçalır.’ gerçeğini öğretti.
İblis, Allah’ım bana izin ver kim üstün göstereyim o topraktan yaratıldı. O’nu sana düşman yaparım dedi Allah ta hayır! Benden isteyen, bana sığınan ve bana yönelen Salih kullarıma sen hiçbir şey yapamazsın dedi. Burada insanın tercihi, tercihi sonrası isteği önemlidir. Allah’tan isteyenlere Allah verecektir. Dünyayı isteyene dünya ahreti isteyene ahiret verilmek üzere yaşam sürdü geldi. Şeytan denen cin o gün bu gündür insanlara düşmandır.
Şeytani cinler, kıyamete kadar insanları kandırmaya küfre sokmaya yalanlarla vaatlerde bulunmaya devam etmiştir. Şeytani cinler insanları yapayalnız çaresizlik içinde bırakırlar. Dine ve insanlığa ters olan ne yaparsak bilmeliyiz ki cinlerin parmakları vardır. Bizi yönlendirense cinlerin ta kendileridir.
Sadece onun yardımıyla tüm engelleri aşabileceğimizi düşünmeli ve ondan yardım dilemeliyiz. Çok şahit olduk, kocasıyla mutlu olmak için cinlerden yardım bekleyen onlara giden kadınlar görüyoruz. Mutlu olması, yuvasının düzelmesi şöyle dursun aksine cinlerin oyuncağı oldular ve yuvaları param parça olmuştur.
Cinler mana olarak sesini duyurur ve düşünsel hareket ederler. Bir çeşit düşünceyi yönlendirme gücüne sahiptirler. İlk başta anlaşılamasa da bir süre sonra yanlış düşüncelerle yanlış hedefe doğru gittiğinizi fark ettiğinizde cinler tarafından yönlendirildiğinizi anlarsınız. Cinlerden kurtulmanın ilk önemli aşaması onları fark etmenizdir. Onları kendi üzerinizde fark ettiğiniz zaman aslında sorunun büyük bir kısmı çözülmüş olur. Siz artık onun her dediğine uymayacağınızdan o’nun etkinliği zamanla azalır ve sizi tamamen terke eder.
Cinlerin en tehlikelisi iblistir. Ademoğluna öfkeyle düşmandır. Bu düşmanlıkta diğer cinlere öncülük eder. İblis’in kabinesi ve ona bağlı halkı ne kadar çalışırsa çalışsın önce amacına ulaşıyormuş gibi görünse de Tanrı zamanla gerçekleri göstererek onun yalancı ve batıl olduğunu gösterir. Allah dilediğinde İblis’in tüm kirli oyunlarını boşa çıkartır.
Bir olay gerçekleştiğinde İblis görünene aldanır ve batıl ve yalanı hemen yayar. Gerçek ise sonradan ortaya çıkar. Yalan dört nala giderken arkadan yavaşça gelen gerçekler batılı devirir. Bu arada iblis çok kimseyi saptırmıştır.
Farklı lisanlarda söylense de Lusifer (şeytan) (iblis) hepsi aynıdır. Kötülüğün önderi Lusifer’den yardım isteyenlere şeytanlar tarafından yardım edilmektedir. Allah’tan yardım isteyenlere de Allah yardım etmektedir. Şeytana sığınana şeytan hükmeder. Allah’a sığınana Allah hükmeder. İnsanın düşmanı şeytana mı sığınıp yardım dilemek doğrudur. İnsanın dostu Allah’a mı sığınmak daha doğrudur. Her ne kadar şeytan insanın dünyalık menfi isteklerini yerine getirse de sonunda insanı rezil eder ve kötü sonuca götürür. İnsanlığa yaptığı zulmü de ölüm sonrasına gider. Ama Allah’tan isteyen hem dünyada hem ahrette kazanır. Şeytana mı sığınmak yoksa Allah’a mı sığınmak gereklidir. İşte dünyadaki temel amaçlarınızı büyük hedeflerinizi, neyi sevdiğinizi kontrol ederseniz kime sığındığınız ortaya çıkacaktır.
Lusifer’den yardım isteyeceğinize Allahtan isteyin. Birinin yolu batıl diğerininki haktır. Lusifer’e inandığınız gibi Allah’a da inanın. Onun varlığı ne kadar gerçekse ve ne kadar çok görüntü ve olaya şahit olduysanız tanrı da o kadar gerçektir.
İnsan Allahtan bir şey istediğinde ve veya sığındığında hemen o şeyin sonucunu bekler. Bu acil beklemek insanı imanda şüpheye düşürür. Allah’ın işleri yavaş ve kuralına uygun adetine göre gerçekleşir. Herşy neden sonuç içinde oluşur.
Şeytan ise isteği hemen gerçekleştirir. Tüm fizik kurallarına karşı beklenen hemen oluverir. Ancak sonuç ve akıbet vahimdir. Zaman içinde olumsuzluklar başlar. Kötü sonuca doğru gidilir.
Şu gerçektir ki şeytan insanı sevmez. İnsanla işbirliği de yapsa mutlaka sonuçta onu kötü sonuca götürmeye çalışır.
Allah’tan gayri tüm dileklere şeytan sahiplenir.
İnsan kendi isteğiyle iradesini başkasına devretmeyi kabul ettiğinde onu hemen bir şeytan sahiplenir. Hipnoz, cincilere gidenlerin yaşadıkları haller tamamen bu duruma örnektir. Bedene girip yöneten istekleri yapan şeytandır. Şeytana tevekkül edeceğine Allah’a tevekkül et
Kendi isteğiyle Allah’a teslim olanı Allah teslim alır. Allah’;a teslim olup ona güvenmeye tevekkül denir. Bunu fark edemeye bilirsiniz ancak Allah mutlaka sizi iyi sonuca ulaştırır. Şeytan gibi arada size zulmetmez. Allah’ın işleri yavaş yavaş usulüne uygun doğru adımlarla doğru sonuca yönelik gerçekleşir.
Allah şeytani cinlerin saldırısından hepimizi korusun...Çünkü onlardan koruyacak onlardan çok çok daha üstün varlık Allah’tır. Onlara karşı Allah’tan yardım dilemek bedenin yönetilmesinde şeytanların etkisiz kılınıp meleklerin egemen olması demektir. Allah’a sığınandan şeytan kaçar. Melek gelir. İnsanı yönetmek ve korunmak meleğin işi olur. Allah meleklerle insan ve insanlık için daima iyi olanı seçer.
Defineciler şunu iyi bilmeliler. Definecilerin amacı kısa yoldan zengin olmaktır. Dünyayı ve dünyanın içindekileri isteyen insan aslında ahirete sırtını dönmüştür. Bu dünya hayatını ve zevklerini arzulamaktadır. Öncelikle böyle bir yanlış yoldan dönmelerini tavsiye ederiz. Bu söylediklerimizi beğenmeyecekler ve yollarına devam edeceklerdir. Cinler dünya hazinelerini kolayca insanlara bırakmazlar. Amacı hazineyi sahiplendiklerinden değildir. O hazinelerin onlara hiçbir faydası yoktur. Ama bu hazineleri alacak kimselerin yanına gelir imanları karşılığında hazineyi verme telaşındadırlar. Cinlerin istekleri yapılır, küfür ve şirk işlemleri, uyduruk dualar, tütsüler, hayvanlar ve kan akıtmalar ve kurban kesmeler gibi işler yapılırsa hazine karşılığında imanları alınır. Allah’a karşı bu tavırlarıyla elde ettikleri kazançtan asla hayır gelmez. Dünyaları ziyan olduğu gibi ahretlerini de kana bulamışlardır. Hazine peşinde koşanlar, mal karşılığında cinlere imanlarınızı vermeyiniz. Allah’a dua ediniz. Ondan yardım dileyiniz. Allah dilemedikçe o size yaklaşamayacaktır. Hazineyi görüp cinler kendini gösterdiği anda ezan bile okumanız onları kaçırır. Siz Allah’a güvenip korkmadığınız sürece onlar korkup kaçacaktır. Hazineyi ve kendinizi içine alacak sığınma dualı çember bile yetecektir. Bir dal ile çember çizerken Besmele, Fatiha, Nas hatta ‘Allah’ım bu sınırın içine şeytanların yaklaşmasından sana sığınırız. Bizleri koru.’demeniz yetecektir. Asıl tehlike hazineyi aldıktan sonra başlar. Cinler define ekibini birbirine karşı kışkırtır. Kaçma planı yapanda olur bertaraf etme planı yapan da. Güveni sarsmaya çalışır. Para ele geçince parayı çar çur ettirecek işler bile yaparlar.
Tanrı, İblis’e karşı ‘Sen benim dilediklerime zarar veremezsin ve benim seçtiğim kullarım kazanacaktır.’ demiştir. İnsanlar ve cinler arasındaki üstünlük tartışması anlamsız ve saçmadır. Tanrının hiç hoşnut olmadığı şeydir. Kibirlenmek tanrıyı devreden çıkarmak demektir. Her şeyi kendinizin yaptığını iddi etmektir. Tanrı yeni bir canlı yaratsa salyangoz veya kaplumbağa gibi çaresiz bir canlı olsa ve insana buna secde et boyun eğ dese insan ne yapacaktır acaba. Emri ilk alan insanlar secde etse bile gelecek nesil o varlıklara zulüm mü edecektir. Muhtemelen öyle olacaktır. Bundan dolayı bir Damla karışık sudan yaratılan, çaresiz ve aciz olan insan tanrının verdiklerinden dolayı kibirlenme batağına asla düşmemelidir.
Cinler dünyaya ve içindeki güzelliklere sırtını dönmüş insana hiçbir şey yapamazlar. Onları aldatma kapısı kapalıdır. Ne kadar uğraşsalar da bu güvenlik duvarını kıramazlar. Ama dünyayı tercih etmiş kişi cinlerle beraber olur. Geçimi haricinde mal ve dünyaya sahip olmak için hırsla çalışan insanlarla etkili bir şekilde beraberdir. Her türlü fitne, kirli oyun, gıybet, iftira, insanların üzerine basarak zulmederek kazanma yollarını dener. Çünkü o dünyayı seçerek ahreti reddetmiş ve inanmayan olarak yaşamaktadır. Bilin ki şeytani cinler inanmayanlarla beraberdir.
Üstünlük duygusunu tatmin etmek için insanları aciz bırakarak, rezil ederek, alay ederek kendilerini ispatlamak isterler. İnsanları günaha sürüklerler ve doğru yoldan saptırırlar. Başardıklarında dünyaya sahip olmuş gibi müthiş sevinirler.
Haset, çekememek, kıskançlık etmek tamamen cinlerdendir. Korkutmak öldürmekten daha kötüdür. Cinler duyguları kullanır. Akla değil duygulara hükmeder. Ani gelişen her olay karşısındaki ilk tepki şeytandandır. Öfke, korku, sevinç, heyecan, panik şeytan temellidir.
Biz insanlar cinlerden çok üstün yaratığız düşüncesi şeytanidir. Şeytan da böyle büyüklenmişti. İnsan üstün değildir. Tanrıya sadık insan yani takva sahibi üstündür. Yoksa cehennem insanlarla dolacaktır. Dolayısıyla tanrı üstündür. İnsan Allah’a sığınırsa şeytan devreden çıkar insanı Tanrı yönetir. Yani insanın başarısı tanrının başarısıdır. Yoksa insan şeytanın elindeyken ve kendi başına hiçbir şey başaramaz. Şeytanın kibrini alan insanlar bu sapıklığa düşmemelidirler. Bu ifadeler cinlerin yoldan saptığı ifadelerdir. Cinler insanın büyüklenmesinden hoşnut kalırlar. Kendileri açısından insanın kibirlenmesinden rahatsız da olurlar, bir kibir takıntıları vardır. Bu ifadeler onların taşkınlıklarını artırır. İnsanları rezil etmek için intikam duygusuna sahiptirler. Kafir olanları insanlara akla gelmedik işkenceler yaparlar. İnsanlar hastalandıklarını düşünürler, ruh hastanelerine yatarlar, uzunca yıllar psikolojileri bozuk yaşarlar. Bedensel zarar görenleri, hastalanıp yatağa düşenleri de olur. Tanrı o gün ‘Ey şeytani cinler siz insanlarla çok uğraştınız. Ancak bugün yaptıklarınızdan dolayı azap sırası sizdedir denilecek.’
Tanrıya ve şeytana başvurmamış. Şükür ve dua etmemiş her şeyi ben yapıyorum. Çalışıyorum kazanıyorum. Aklımla kazandım. Kendim kazandım. Kimseyle paylaşmam. *Neden zorda kalanlara yardım edecekmişim. *Onlar da çalışsızlar, kazansınlar. *Ben çalışacağım onlar yiyecek öyle mi? * Onların elleri akılları yok mu? *Ben fakirler için mi çalışıyorum yoruluyorum. Gibi tüm söylemler şeytandandır. Çünkü varlığı, insanlığı, kardeşliği, sevgiyi ve tanrının rızkı taksim edişini bilmeyen cahiller şeytanın aldatışına kulak verirler.
İnsanların düşmanı şeytani cinlerdir. Tanrıya inansanız da inanmasanız da, O’na yönelseniz de yönelmeseniz de şeytani cinler insanların düşmanıdır. Allah’tan istemeyen büyücüler ve cinciler, şeytana tapanlar, şeytana uymuş her kişinin düşmanı yine şeytandır. Cinlerden insana dost olmaz. Şeytani cinlerden daha zalimi de yoktur. Her durumda insanı kötü duruma sokmaya ve insanlığı yıkmaya, kardeşliğe savaş açıp birbirimizi öldürmeye, zinayı teşvik ederek saygıyı, sevgiyi ve merhameti yıkmaya çalışır. Hırsızlık gibi haksızlıklar yaptırarak zulmü ve düşmanlığı yaymaktadır. Şeytan Adem’in varlığına tahammül edemediğinden beri insanoğluna düşmandır. Ademoğlunu kötü sonuçlara ulaştırmak için elinden geleni yapar. Tüm bunlarla Ademoğlunu yok etmeyi ve onun için kötü sonu istemiştir.
Cinler, insanlar gibi madde olmadıklarından maddeyi kuşatan enerji bedendirler. Cinler madde olmadıkları için maddelerin kokularıyla beslenirler enerjilerini kokulardan alır ve onunla beslenirler
Hz. Peygamber efendimiz s.a.v. kemikle ve tezekle taharetlenmemizi onların cinlerin yiyecegi oldugunu hadisleriyle anlatmıştır. Yani cinler tezek ve kemikleri madde olarak yemezler dikkat ettiğimizde anlarız ki bu iki maddede bol koku salgılarlar bize göre vitamini bol yiyecek gibi olur onlarda sanki bol bol vitamin almış gibi bu maddeleri sever ve kokusundan faydalanırlar yani kemik ve tezeğin bol olduğu yerde de bolca cin mevcut demektir. İşte ondandır ki hem onların bol olduğu yerden uzak olmak onlardan zarar görmemek hem de beslenmelerine mani olmamak için bu maddelerden uzak dururuz.
İnsanlar cinler kavramına daha çok önem verirler sanki melek kavramından hiç haberdar değildir. Cinlerden daha etkili ve büyük bir kalabalık melekler vardır. Melekler cinlerin ateşini söndürdüğü gibi karanlığı aydınlıkla yok ederler. Melekler iyi ve doğru düşüncelerle kötüyü ve batılı devirir. Böylece şeytan etkinliğini kaybeder. Yeter ki insan tercihini ahretten ve Allah’tan yana yapmış olsun.
İnsanlar neden meleklerden değil de cinlerden korkarlar. Halbuki melekler cinlere zarar veririler. Cinlerin ölmeleri, yakılmaları, bağlanmaları melekler sayesinde olur. Belki insan cinleri kötü ve tehdit olarak gördükleri için cinlerden korkmaktadırlar. Melekler ise insan taraftarıdır. İnsanları daima kollarlar. Evet gerçek budur.
Peki o zaman neden melekleri daha iyi tanımıyoruz. Hangi durumlarda melekler devreye giriyor. Hangi dualar hangi melekleri harekete geçiriyor. Meleklerin geleceği yerde şeytanlar neden kaçışıyor ve kayboluyorlar. Edilmiş dua sonucunda melekler neden cinlere zarar veriyor ve yok ediyor. Tüm bu gerçekliklerin bir çok cevabı var. Yakın bir zamanda başka bir başlıkta bunları detaylıca anlatacağız.
CİNLERİN SAPTIRMALARI
Hu hu veya birtakım sesler çıkartarak ibadet ettiğini zannedenler veya tanrıyı zikrettiğini söyleyenler sapıkça bir yanlışa düşmüştür. Bu tavırlar şeytanın tavırlarıdır. Şeytanın insanları şaşırttığı bir eğlence türüdür. Şeytan inandığını zanneden insanları tekrarlanan kelimelerle ve anlamsızlıklar yükleyerek gerçekleştirdiği bir yöntemdir. Dinin içinde biat olan, sonradan çıkartılan ve sapılan yanlış yollar vardır. Hu çekilen meclislerde şeytan büyük zevk alır ve bu mekanlarda insanları gayri medeni davranışlara sevk ederek gerçeklikten uzaklaştırırlar. Ne son peygamber Muhammet döneminde ne de önceki tüm peygamberlerde bu tür ibadet ve zikir tarzı yoktur. Tüm dinleri ve dinler tarihini inceleyebilirsiniz. Dünya tarihinde dinin gerçekliğinden uzaklaşıldığı ve dinsel bilgilerin kaybolduğu dönemlerde bu tarz tavırlar görülmüştür. Genelde şeytana tapınan ilkel kabilelerde bu tarz şeytani tavırlar görülmüştür.
Cinler her insanın durumu hususunda mücadele eder. Evlenemeyen insan ile evlilik konusunda, çocuğu olmayan için çocuk konusunda musallat olunur. Takıntılar yaptırır. Kadın, mal vs zaaflı olunan her konuda musallat olabilir.
CİNLERİN MUSALLAT OLMA NEDENLERİ
Cinler erkek ile dişi arasındaki güçlü bağı yıkmak, karı ile kocanın arasını açmak için çalışıyorlardı. Öz kardeşliğe, akrabalığa, komşuluğa, arkadaşlığa zarar veriyordu. İnsanlar, bir babanın Adem’in, Nuh’un çocuklarıdır ve hepsi kardeştir. Cinler insan türüne zarar vermek için elinden geleni yaptı. Cinlerin insana musallatında illaki bir neden aramaya gerek yoktur. Onlar insan türüne düşmandır. Her zaman kendilerine neden bulurlar.
Cinlerle irtibat kurmada uydurma zikir ve dualarla yada belli anlaşılmaz kelimeleri belli sayılarda karanlık bir yere oturarak söylemeler şeytani cinlere teslim olma tavırlarıdır. Batıl, uygunsuz, saygısız her tavırın temeli cinlerdendir.
İşte felan adam tarikata girdi kafayı bozdu lafını bolca duyarız sebebi ise gerçekleri bilmeden zanlara kapılmaktır. Dinin temelini öğrenmeden dini birtakım anlamsız sanmalarla yozlaşan ve gerçeklikten uzaklaşan insanların cinlerin etkisi altına girmesidir.
Cinler serseri insanlar gibi zulmetmek ve eğlenmek içinde rahatsız ederler. İnsanlara zulüm etmeyi , zarar vermeyi onunla eğlenmeyi severler. Çevrenizdekilerle gerginlik yaşar, kavgalar çıkartır. Cinler bilgisiz ve dini açıdan zayıf insanların boşluğunu buldukları anda aldatırlar.
Bir cin erkeği insan kadına veya bir cin kadını insan erkeğine aşık olur denir. Hayır, aşık olmaz. Gerçekte böyle bir şey yoktur. Genelde boşluğunu yakaladığında musallat olur. Musallat kelimesinden korkmayınız. Zaten sürekli genelde bunları yaşamaktayız. Cinsellik konusunda erkek insanları dişi cinler aldatır. Cinselliği cazip gösterecek hayaller ve fanteziler üretir. Ve erkek insan meni üretimini gerçekleştirir, karşı konulamaz bir hal alır. Kadın için de erkek cinler cinsellik konusunda aldatır.
İnsanlar, cinleri görmediklerinden farkına varmadan onlara zarar verirler mesela onları çiğner onlara taş atar üzerine idrar yapar kaynar su döker, soba közü döker yani bilmeden onlara zarar verir. Cinler kin sahibidirler, böyle bir durumda insana bulaşırlar ve zarar verirler. Cinler ailelerinden birine zarar verildiğinde yakınları kontrolsüz olurlar. Yakınlarının direkt kaybedilmesi saldırılarını meşru kılsa da aslında haklı olmadıklarını kendileri de bilmektedir.
Aşırı stres, bunalım, depresyon, korku, sevinç anında saldırıya geçerler ve beyin kontrolden çıkar. Bize ebedi düşman olan şeytani cinler o an bizi yoldan çıkarmaya çalışırlar.
C.Allah geceleri cinlere gündüzleri insanlara tahsis etmiştir ne onlar nede biz insanlar tahsis edilen zamana mecburiyetten uyamamaktayız.
Evde yalnız kalmanın ve kendi başına dolaşmanın sakıncalı olduğunu doğrudur. Yalnız kaldığınızda cinler yanınıza gelir cinsel arzunuzu gidermenizi söyler. Genelde onu reddedemezsiniz. Yalnız gezerken arkadaşınız cinler olur ve size çok şey söyler farklı yönlendirir.
Cincilere giden ve büyü yaptıranlar : Allah 'ın taktirini kabul etmezler daima haset ettiği kişilere kızarlar. Daima şikayetçidirler, varlıklı da olsa şükretmezler. İnsanların kazanç ve sevinçlerini kıskanırlar. İnsanlar üzerinde devamlı hata ve kusur ararlar. Dünya menfaatleri için büyüye ihtiyaç duyarlar. İstekleri doğrultusunda amaçlarına ulaşmak için doğal hayata müdahale edilir.
Büyü yapan ve yaptıran Allahın rahmetinden kovulmuştur. Büyücülere ve cinci hocalara gitmeyiniz. Allah’tan dilemek yerine şeytanlardan yardım alanlar Allah’a şirk koşmuş ve küfre düşmüş demektir. Şeytani cinlerin en nefret ettiği sözler ‘Allah’tan başka ilah yoktur. Ondan yardım dileriz ve onun her şeye gücü yeter.’ Sözleridir.
CİNCİ HOCALAR
Cinciler şeytandan (iblisin avenesinden) yardım almaktadırlar. Cincilerin cinleri şeytani cinlerdir.
Cinlere karşı sadece Allah’tan yardım dilenilir ve sadece ondan yardım alınabilir. Cinlere karşı cinlerden yardım alınmaz. Evet cinler vermiş oldukları sıkıntıyı azaltabilirler. Ama sıkıntınızın azalması için imanınızı vermeniz, Allah’a küfretmeniz ve büyük günahlardan bazılarını işleminiz gereklidir. Böylece kendi verdikleri sıkıntıları kendileri geçici bir dönem azaltırlar. Sonuç olarak insan düşmanı cinlerden ne kadar yardım alınabilir ki. Onların başa çıkamayacağı ve korktuğu Allah’tan yardım almak en doğrusu değil midir.
Sihirbaz, büyücü, cinci hocalar, medyumlar, bakıcılar, yıldıznameciler, falcılar vb bunların hepsi bilerek veya farkında olmayarak şeytani cinlerden yardım almaktadırlar. Ve büyük bir yanlışın içindedirler. İnsanların hayatlarıyla oynamak, iradelerini etkilemek, kaderlerine müdahale etmek büyük günahtır. Bu ne bir oyun ne de eğlencedir. Şurada şöyle etkili ve büyük hoca varmış derler diye ne de bir nam salmaktır. Bu durumu eğlenceli bulan cinciler, kadınları yatağa atmak, isteklerini gayri meşru elde etmek, kötülük cephesinde hayatına istekleri doğrultusunda yön vermek, isteklerine ulaşmak için insanın yönetimine etki edebilen buna güç sahibi olan şeytana ile işbirliği yapmaktadırlar. Birtakım insanların saplantılı, menfi ve şeytani isteklerini kazanç ve nam karşılığında yerine getirmek büyük bir hatadır. İnsanların hayatlarıyla, gelecekleriyle, aile ve sosyal yaşamlarıyla oynayanlar yarın büyük bir hesabın altından asla kalkamayacaklar.
Büyücüler dünyanın en sefil, en huzursuz, en rezil insanlarıdır, rahat uyku uyuyamaz, sikintidan kurtulamazlar. Üstelik evlatlari ve ailesi de devamlı rahatsizlik içindedirler. Şeytanın kötülüğü ve istekleri arttıkça büyücünün perişanlığı arttıkça artar. Cinciler allah yolu haricinde batıl bir yolla şeytanlardan yardım alarak sırf dünya menfaatleri için insanlığa zarar vermektedirler. Cinciler bir de biz iyi şeyler için büyü yapıyoruz, müslüman cinleri kullanıyoruz gibi uydurmalarla sadece kendilerini kandırmaktadırlar. Allah’ın emri ve kaderi haricinde cinler kullanılarak insan hayatına doğal yaşantısı haricinde yön vermek her ne neden olursa olsun yanlış ve günahtır. Ve şeytanlarla işbirliği etmek günahtır. Zaten şeytanlardan insanlara her zaman zarar gelir. İnsan Allah’a iyi şeyler için başvurabilir. Ancak insanlar kötü şeyler ve dünyevi menfi çıkarları için cincilere yani şeytanlara başvururlar.
Gerçeği bilmeyen insanlar cincinin (hocanın) Kur'an ile ilaç yaptigini zannediyor. Hocaya başvurarak halbuki kendilerine rahatsızlık veren cinlerden daha azgınlarıyla karşılaşıyor.
Şeytani cinler, Allah’a ve dinine karşı kötü söz tavır ve söylemlerde bulunmadan zina etmeden, kendileri için kurban kesmeden, kendilerine dua övgüler gibi ibadetler ettirmeden cinlerle ilişkili kişilerin isteklerini yerine getirmiyorlar.
Bazıları ‘Benim cinlerim müslümandır.’ der. Bunlar gerçekleri temelinden bilmeyen aldatılmış cahil insanlardır. Şeytanın oyununun bir parçası olmuşlardır. Bu kendi ürettikleri saçma bir düşünce de olabilir. Hatta bazı hocalar da cinlerle işbirliği yaptığını bilmez. Kendisine gelen cinli hastayı dualarla ve tütsüyle kovduğunu söyleyen kimi hocalar cinler tarafından kullanıldıklarını dahi bilmemektedirler. Cinlerle ve cinli hastalara sifa olmak bu tür hocalara ve büyücülere düşmez. Bu onların ne görevidir ne de tanrı tarafından kabul gören duaları vardır. En yakınlarınız ve hastanın kendisi panik yapmadan sakince sürekli Allah’a dua etmelidir. Hangi amaçla cinlerle irtibat kurduğuna bakılırsa bu kişilerin imanı da tartılır. Dünyalık işler içinse bu insanların kafir ve münafık olduğu anlaşılır. Ancak bunlar Allah’a inandım der. Allah lafızları ve duaları ederler ama kalpleri küfrün içindedir. Kendilerini, inandıklarını sanırlar. Cinlerin dost olması imkansızdır. Onlar Ademoğluna açıkça ve daima düşmandır. İnanan cinler insanlara yaklaşmazlar. Cinlerden asil olanlar bunlardır. Olaki tesadüf insanlarla karşılaşırlarsa insanın yardıma ihtiyacı varsa mutlaka ona yardım ederler. Sırf yardım etmek için insanlara yaklaşmaları da uygun değildir. Onların Tanrıya sadıklığı ve ibadeti, insanlara bulaşmamaktır. Kazançlarını insanlar üzerinden değil temiz olandan kazanmaktır.
Birde bizim cinci dediğimiz büyücüler vardırki; insanları hastalandırarak yani büyü yaparak onları cinlerin emirlerine hazırlayarak itaat ettirirler. Cinlerse kendilerine itaat eden kişiye maskaralıktan maskaralığa sürüklerler.
İlmen ve dini ruhu zayıf olan bir insan cinlerle irtibatını hocalık olarak aksettirir. Yine dini ve ruhu zayıf olan kişiler ona icabet eder. Bu insanları yüceleştirerek etkili ve büyük hoca diyerek, şifa dağıtan sıfatıyla insanları aldatırlar. Aslında cihil insanlar bunlara aldanmaktadır. Kendisine gelenlere şirk küfür işleterek vaadlerle kandırarak en büyük günahları işletirler. Sonrada yardım zamanı gelince hem cinci hocayı hem de onun şirke soktuğu kişileri yalnız bırakırlar . Bazen de şifa dağıtıyor diye tanıdıkları aciz hoca cinlerden korktuğu için bazen de onlardan kurtulamadığı için emirlerine uyar. Her halukarda cinciler ve medyumlar cinlerin şirretinden ve sıkıntılarından kurtulamazlar. Cinler tarafından aldatılırlar, oyalanırlar, yalancı çıkarılırlar.
Allaha güvenin. Onun yarattığı aciz cincilerden büyücülerden kaçının. Cinci ve büyücüler de şeytani cinlerin oyuncaklarıdır. Bunların eline düşmek sıkıntınızı kronikleştirir.
Cinler nimetlerimizi azaltabilirler, kazancımızı eksiltirler, hatta tamamen kazancımızı engelleyebilirler. Büyü yapıldığında cinler ticaretle uğraşan bir insanın dükkanının önünde bekler ve insanların içeri girmesini engeller. Ticaretleri baltalar. Dükkana giren bir insa dükkanı olumsuz algılattırır. Bir şey aldırmadan müşteriyi dışarı çıkartabilir.
Cinler çok yalancı olduğundan cinciye hastalar hakkında söylediğinin ancak yüzde biri doğrudur, diğerleri yalandır. Böylece kendileriyle irtibat kuranlar aldatılır. Büyücüler ve cinciler cinler tarafından aldatılmaktadır. Yaptıkları işleri makul ve meşru göstermek için cinciler kandırılır ve kötü işlere alet edilir.
Cincilere giden hastaların çok azında cin çarpması ve sihir alameti vardır. Çoğu belirgin evham ve vesvesedir. Vesveseleri bu tür sihirbazın aynı gurup cinleri vermiştir. Ve o insanin ruhen hasta olmasına sebep olmuşlardır. Bundan rahatsız olan insan hemen ve kesin çözüme gitmek için hiçbir şey bilmeyerek kendilerini azgın cincilerin cinlerine bırakmakla büyük bir hata ederler. Büyü yapan, yaptıran her kişi insanlığın düşmanıdır. Allah’a karşı olmakla yanlış bir cephe seçmişlerdir.
Cincilere giden çaresiz insana, cin bir süre ona iyi olduğu zannını verir. Cin hastaya en az üç gün gider. Sonra sıkılır. İnsan bir müddet sonra tekrar gelir. Cinciye ‘sıkıntım devam ediyor.’ der. Bazen cin gider onu rahatsızlandırır. Hasta insanı tekrar cinciye getirtir. Cincilere gittiyseniz cinleri çok tehlikelidir ve her şeyi yapama sertifikasına sahiplerdir. Çünkü kendisine gelen insanlar vardır ve bu durumda Tanrı onlara müdahale etmez. Bu cinler tehlikelidir, Kadın ve erkeği soyabilir. İlişkiye girdirebilir. Bedenini açtırtabilir. Cin hasta insanın bedendeki kendi şeytanına bir süre ara vermesini, sıkıntı vermemesini söyler. Sonra yine onu sana bırakacağım der. Şimdi bu insanları kötü bir sürece sokayım der. Her şeytan insanlarla irtibatlı cin şeytanlarına daima saygı gösterir ve fırsat verir. Hasta belli bir süre iyi gibi olur cin yine hastalandırır büyücüye gelmesini
tekrar sağlar büyücü geleni şartlara uymadıklarından hastalandığını söyler ve gelenleri birde suçlar. Oysa iyi olması imkansızdır. Cin tedavi etmez, gelip gitmeleri devam eder durur.
Büyücü ve cinciler her türlü şeyler isteyebilirler. Bunlara çok misaller verilebilir Belirli şartlarda kuşların kesilmesi belirli yemeğin yenmesi veya yenmemesi belirli yerden geçmemesi belli süre karanlık yerde kalması daha neler neler sıralayabiliriz. Belirli zamanlarda hayvanların kesilmesi ve kanlarının sürülmesi ,mum yakmalar değişik baharatlarla tütsü yapma, def çalma, kadınların şeytanı memnun edecek şekilde oynama aşırı eylence sırasında zavallı kadınların kendisinde bulunan şeyin (cinin ve sıkıntının)gittiğini zanneder ama cin zamanla onu daha da hatalara yönlendirir.
Hazır sahayı boş bulan cinler, ellerinden gelen zararı verirler. Genelde cinler bu zemini düğünlerde , özel günlerde, içkili alemlerde kadın erkek karışık eğlencelerde aşırı heyecan aşırı korku aşırı sevinç yani insan beyninin düşünceleri kontrol edemediği anlarda yakalarlar.
Şeytanla anlaşan büyücülere ülkemizde cinciler denir. Hastaya gönderdikleri cinlere ve yanlarındaki cinlere daha güzel hizmet etmeleri için onların arzuladıkları yiyecek ikram edebilmek için tütsüler kullanırlar ve hasta sahiplerinin de kullanmasını isterler büyücüler muska yazarken bile değişik kokulu mürekkep kullanırlar kokudan kasıt sadece hastaya şifa değil hastanın ve kendi yanlarındaki cinleri beslemek içindir. Mesela zaferan ile,misk ile.değişik genelde siyah tavuk siyah kedi kanlarıyla vs. veya üzerlik günlük gibi cinlerin sevdiği baharatları tütsülettirir veya tütsülerler buda onları beslemek içindir. Gerek kokulu ve kanla yapılmış mürekkepler gerekse yakılan tüm tütsülerin tamamı cinlerin beslenmesi içindir.
Cincilerin sana zarar veren cinleri yakaladım, yaktım, hapse attım veya serbest bıraktım, kovdum, temizledim, çıkardım sözleri meşhurdur. Bunlar tabiî ki imkansızdır . Aynı cinler kendi türdaşlarını çıkarmazlar. Hepsi insanın düşmanıdır. Cinler insanla dostluk kurup cinlere düşman olamaz. Aynı felsefe ve aynı amaca sahipler. Bedenden çıkan geri gelmeyecek mi. bedene girmek te çıkmak ta çok kolaydır. Nasılki amarikalı asker Amerikalı başka bir askeri öldürmüyor omuz omuza mücadele veriyorsa cinlerde bir diyer cini o insanın iyi olması ve kurtulması için imha etmez. Onunlada asker misali omuz omuza yardımcı olur.
Kesinlikle cinci veya büyücünün bir cin hastasını tedavi etmesi imkansızdır. Belirgin cin musallatını cinler çözmez ve çözemez. Oysa onlar cinden kurtarmak için cinden yardım isterler. Onlarında istekleri doğrultusunda tedavi etmeye çalışırlar. Tedavi de etmez. Tam tersi süreci daha da kronikleştirirler.
Cinci veya büyücü, cinler tarafından bu işlerde aracı olarak kullanılır. Cincilerin ve hastaların birkaç isteği yapılır genelde aldatılır. İnsanları sıkıntılara sokan da cinlerdir, cincilere getirip cincilerin cinlerinden şifa bulmak saçmadır.
İnsanları seven,inançlı, Allah’a çok sadık cinler olabilir. Peygamberler döneminde böyle cinler vardır diye her zaman böyle cinlerle muhatap oluruz düşüncesi yanlıştır. Cinlerle irtibatlı peygamberler ve bilgililer olmuştur. Ama zamanla cinler bu ekolü kullandılar nice inançsız cinler milyonlarca insanı ve cinciyi kullanarak biz iyi cinleriz size faydalıyız ve iyi işler için sizinle beraberiz diye hocaları ve cincileri kandırmışlardır. Bugün dünyamızda gerçek inançlı cinler çok azdır ve bu alan kötü cinler tarafından kullanılmıştır. Büyük bir kitle haline gelen kötü cinler bu irtibat dalgasına girmiştir. Bugün müslüman cinlerle irtibat kurulabilir ve birbirlerimizden yararlanılabilir düşüncesine devam edilirse gelecekte çok daha büyük bir kitle bu günah çemberine büyük istihdam alanına katılacaktır. Cinlerle uzun süre yardımlaşmak mümkün değildir. İnanan da olsa bir süre sonra sıkılacak, bazen insana sinirlenecek, cinlerden her ne kadar inanan olsada yaradılışı gereği istekleri doğrultusunda insanı kullanacak ve batıl yollara sürükleyecektir. Onlarla irtibatlı olmak ve dostluk kurmak hem insanlar hem de cinler için olmaması gerekendir. Ve yasaktır. İnsanların cinlerden yardım alması ve cinlerin insanları bir tanrı gibi yönlendirmesi yanlıştır. Tanrının yaratma ve yönetme fiiline karşı bir tavırdır.
Bazı hoca geçinenler yıldızname adı altında falcılık yaparlar kitap açtırma diye de isimlerler yıldıznamenin aslı şudur: Anasının ve hastanın adını alır ebcede göre isimlerin tek tek harfleri rakamlar yazar toplar mesela Ayşe kızı Hatice diyelim her harfin Arapça da rakam karşılığı vardır. Her birine harflerin tek tek rakama çevirir toplar on iki burç vardır çıkan rakamı on ikiye böler kalan mesela iki olursa on iki burçtan ikinci burçta yazılanları sana okur, buda yanlıştır. Ayşe kızı Hatice binlercedir ve ikinci burca isabet eden başkaları da vardır hepsinin kaderleri aynımıdır. Hem gelecekten haber verme tam şeytani bir iştir.
Cinlerim vardır diyen hocalar vardır. Cinleri emir altına aldıklarını iddaa ederler oysa kendileri onların emir altındadırlar. Cinler yardım edeceklerini vaat ederek önce hoca geçinen zatı küfre şirke sokarlar mesela Kuran’ı kerimin üzerine oturmasını ayeti tersine besmelesiz yazmasını kadınlarla zina yapmasını isterler. Gizli küfre düşürdüğü gibi küfrün envayi çeşidini yaptırırlar işe gelince de yerine getirmezler o hoca geçinen kişiyi yolda bırakırlar. Hiç bir şekilde başarı sağlamaz. Zaten hoca onlardan korkar onlar üstat hocam gibi ünvanlarla yardaklanarak cinlerle konuşurlar. Kendileri küfre saplandığı gibi hastayı da küfürden küfre saplarlar bu kişiler muska yazarlar pislikle pislik temizlettirirler tütsü yaptırırlar tütsü zaten cinleri beslemek içindir bazı perhizler verirler hastayı belli bir dengede tutmak ve daha da fazla oyuncak yapmak için bunlarda benim cinim alim hoca veya evliya gibi tanıtırlar ve yüceleştirirler hastaların belli bir elektrikli ortamda durdukları zaman cinlerle temas halinde olurlar ve cinleri her insan göremez o elektrik dengesine girmesi gerekir insanlarla oynamak onları dinden çıkarmak ve maskara yapmaya bayılırlar zorla bu ortama girmiş birini kaybetmek istemezler zaten perhizide kişi onun için verir elindeki oyuncağı olan hastayı cin bırakmaz yani tedavi etmez sadece aldatır bir kaç gün iyi gibi olur yine hastalanır sebebi hocay ıda yüceleştirir, başarılı göstererek müşterisini çoğaltır onunda oyuncağı çoğalır ama hiç birini kaybetmek istemez ve de tütsülerle kendilerini beslettirir böyle olunca demek ki cinlerden de tedavi görmek imkansızdır.
Şeytani cinlerden yardim alabilmek ve onunla münasebet kurmak için Allah’ı terk edip kötülüğü seçmiş olmak gerekir. Şeytanların gözünde en değerli olan kötülükte en ileri gidendir. Sadece insanlığa karşı onu kullanmak için çok değerlidir yoksa şeytanlar için hiçbir insan değerli değildir. Şeytanlara göre insan kullanılacak, aşağılık, çaresiz varlıktır.
Kur'anı tersten yazmak, yalan yanlış okumak, şarkı gibi okumak, ayetleri bozmak ve farklı anlamlar yüklemek Ayak altına almak, üzerine oturmak, sidik bulaştırmak, üzerinde gaz çıkarmak kısacası aklınıza gelecek her türlü inkar ve red politikasıyla hareket, cinler tarafından kabul edilmenize neden olur. Cinler Allah’a sığınan ve dini birtakım emirleri yerine getireni saptıramaz. Çünkü onun bilinci Allah tarafından yönetilmektedir. Cinler Allah’ın etkisini yenemezler. Böylece Allah’ın izni olmadan hiçbir büyü ve şeytan insanı etkileyemez. Cinlere dost olan Allah’ın dostluğundan ve korunmasından çıkar. Dine Kurana ve kutsal emirlere kötü söylemlerde bulunarak cinlerle irtibat kuranların vah haline. Bu dünyada geçici olarak birtakım heveslerine ulaşabilirler. Ancak onların sonu yoktur ve çok karanlıktır. Cehennemin de en kötü yerlerinde olacaklardır.
Büyücülerin şeytan ile arkadaşlığı şirk, küfür ve büyük günah sonucunda mümkündür. Sihirbaz, müşrik veya kafir olduğu zaman, şeytan onu sever beğenir, ve ona hizmet eder. Su gerçek bilinsin ki şeytan bir sihirbaz, kafir veya müşrik olmadan veya büyük bir günah islemeden ona yardim etmez. Ardından şeytan hemen harekete geçer. Geçmiş bazı olaylardan haber verir. Bazı harikulade görülmemiş islerin olmasına sebep olur, iki kişinin arasinin açilmasina, veya birbirlerini siddetli bir sekilde sevmeye veya kari kocanin birbirleri ile beraber olmalarina mani olmaga... v.b. seyler yapmaya başlar. Cinciler gittikçe küfür bataklığına düşer. Bu haller büyücüye zevk verir. Artik iman etmesi veya tevbe etmesi zorlaşır. Çoğu da bu hal üzere kafir olarak ölür. Gerçekleri fark edip vazgeçenler olur. Ancak cinler onların peşini bırakmaz. Bayağı zorlanır. Ama sürekli Allah’a sığınan büyücü mutlaka kurtulur. Allah safına geçen, büyücüyü kaybeden cinler büyük bir saray kaybetmiş gibi öfkeyle şaşkına dönerler. Büyük sıkıntılar yaşatsalar da büyücü Allah’a sığınarak kurtulur.
Azgın şeytan sihirbaza vuruyor. Ankara Geceleri uyku uyutmuyor. Hatta bazilarini felç ediyor. Bazilariyla da alay ediyor. Çildiracak duruma getiriyor. Şeytani cinler kendisiyle işbirliği yapan insanlarla çok uğraşıyor.
Şeytan büyücünün istekleri için kendise bir hayvan kesilmesini ister. Bu da ekseri olarak siyah tavuk olur. Veya baska bir hayvan, fakat siyah rengi tercih ediyorlar. Sihirbaz bu hayvani besmele çekmeden kesiyor. Kanından da hastayı atlatıyor. Sonra o hayvani harabe bir eve veya mekana attiriyor. Çünkü, seytani cinler böyle mekanları sever. Orada yasarlar. Sonra da sirk ve küfrü gerektiren azimet okuyor. Cinin de istekleri yerine geldigi ve o hibis'i sevdigi için artik onun isteklerini yerine getiriyor. Bu sihirbaza giden insan eger cahil olur ise bunda pek sakinca göremiyor. Hatta sihirbaz bile küfre düstügünü bilemiyor. Cin ile irtibat kurmak için küfür ve sirk gerektiren söylemlerde bulunuyor. ALLAH (CC)dan gayrisi için, cin için o hayvani kesiyor ve böylece şeytani cini ilah yapıyor. Rasulullah (SAV), "Kim ALLAH (CC)dan baskasi için kurban keserse ALLAH (CC) Ona lanet etsin." buyuruyor. (Müslim)
Mesela kadın ile erkeğin birbirlerini sevmeleri ve ayrılmaları, veya kadin veya erkegi baglamak, annesini babasini kötü göstermek, eşini kötü göstermek için yapıyor. Bunu da yaparken karanlik bir odaya giriyor. Perdeleri kapatiyor, ışıkları söndürüyor. Eger muhabbet için yapıyor ise güzel kokulu buhur yakıyor. Mesela; anber, günlük, cavi vb... Eger ayrilik için yapiyorsa kötü kokulu buhur yakiyor. Bu işleri cünüp olarak yapıyor. Cinlerin reislerine tapınıyor. Onlara övgüler şükranlar isteklerle dualar okunuyor. Bu okuma esnasında yanında siyah bir kedi beliriyor. Bazen bir ses duyuyor herhangi bir şey görmüyor. Sonra o seytandan isteklerini istiyor. Şeytani cin de diledigini yapiyor.
Şeytani cinlerin dostlarından olmak için onların gönlünü alıp sadık olduğunuzu göstermeniz gereklidir. Söyle ki; sihirbaz Kur'an'i alir helaya girer Kur'an'i ayaklarinin altina koyar, veya üstüne oturur. Küfre açik olan tilsimlar okur. Sonra çikip bir odaya girer. Artik seytanin sevdiklerinden olmuştur.
Görüştüğüm bir cincinin itirafı söyle "Ben Kur'ani kıçımin altina alip oturuyorum. Benim cinlerim bana o zaman yardim ediyorlar."
Sihirbaz Kur'anı necis bir şey ile yazar veyahut yazdığı Kur'ani necis bir şey ile siler şeytan o insana gelir, Kuran’dan su ayet veya sureyi hayız kani ile yazmasi karsiliginda ona yardimci olacagini söyler. Mısır'da tevbe etmis sihirbazlardan bir tanesine sihrinde nasıl basarili olduğunu sorarlar, o da: "Ben yasin'i bir tabağa yazar sonra o yazıya bevl eder o sidik ile yaziyi silerdim. Bu sekilde sihrimde basarili olurdum" der. Bu usuller süphesiz küfürdür. Kur'an'dan bir ayet veya bir sure ile alay etmek süphesiz küfürdür.
Sidik ile sihrin çözüleceğinı zannederek eve kapılara domuz yağı sürmek, sidik ile çözülür. Sidik ile kapiyi yikayin diyorlar. Bütün bunların hepsi şeytani cinler içindir. Yanlıştır ve batıldır. Hatta sidik içenler olduğunu duyduğum için üzülerek yaziyorum, ve bu tür insanların bu tür hatalara düşmemelerini temenni ediyorum.
BÜYÜCÜ VE CİNCİLERİN BELİRTİLERİ VE HALLERİ
Yüzlerinin nursuzluğu, siyahlığı, karanlığı, biraz dikkatle bakıldığında belli olur.
Hastanın ve annesinin ismini sorarlar.
Hastanın elbiselerinden mendil, resim iç çamaşırı v.s. isterler.
Anlaşılmayan tılsım, resim, rakam ve yıldızların isimlerini yazarlar.
Manası belli olmayan tılsım ve azimetleri okurlar.
Bardaktaki suya bakıp huddam (çin) çağırırlar, bilgi verirler.
Aleni veya gizli cin ulularından yardım ister veya kurban keserler.
Küfrü, şirki ileri olanlar, kendilerine gelenlerin ismini ve ziyaret sebebini belirtirler. Sonra da bu keramet addedilir.
Necis bir şeyle ayetleri maklub (ters) yazıp cinlerden yardım beklerler.
Yazdıkları muskanın denize atılmasını, yakılmasını veya toprağa gömülmesini isterler.
Hastanın yıldızını ve doğum tarihini sorarlar.
Daha önceden hazırladıkları muskayı, büyüyü, hastaya yapılan büyü olduğu, cinlerin huddamların getirdiğini iddia ederler.
Bazende önceki ziyaretlerden kişinin adının ve annesinin adının bilinmesinden cinlerini, şeytanlarını ona musallat edip, tekrar ziyaretini temine çalışırlar.
Dini, akademik seviyeleri olmadığı için, fatiha suresini tam tecvid ve tertil edemezler (okuyamazlar).
Hilelerine el çabukluğu ve bazı kimyasal maddeleri de ilâve ederler.
Şeytani cinlerle irtibatlı büyücü ve cinciler resim, çamaşır, ana adı ve kendi adını sorarlar. Resme bakarak büyü yapılacak kişiyi bulmaya çalışırlar. Benzer insanları karıştırırlar bile. İnsanların ter kokuları bir birininkine benzemez. Her insanın farklıdır. Çamaşırdaki terin kokusuyla büyü yapılacak kişiyi bulmaya çalışırlar. Ad soyad benzerliği de olsa Ayşe kızı Fatma binlerce var. Yer, şehir ve birtakım yardımcı bilgiler de gerekir. Ama sonuçta büyü yapılacak kişiyi tespit ederler. Cinler onu bulur. Büyücüler tütsü yaptırırlar oda yanındaki cinlerin tütsünün kokusuyla beslenmesi içindir. Birtakım hayvanlardan parça isterler.
Cin musallatına uğramış insanı muska yazmadan sadece Allah’tan dileyerek hedefe yönelik dualar okuyarak tedavi etmenin dışındaki tüm çalışmalar yanlıştır. İslama ve dine aykırıdır. Allah’a şirk koşmak ve küfre düşmektir. Allah’tan gayrisinden yardım dilemek şeytani cinlere başvurmaktır. Cinlere karşı cinlerden yardım alarak kurtulmaya çalışmak tam bir saçmalıktır. İnsan kurtulma yerine daha çok rahatsızlaşır. Saçma tedavilerle bunlardan kurtulunmaz tam tersi daha fazla cinlerin hedefi haline gelir.
CİNLERİN YAPABİLDİKLERİ YAŞAMSAL ETKİLERİ
Rızkımızı engellerler, ticaretimizi zayıflatırlar, gelen müşterilere girip mekanı ve ticareti baltalayacak olumsuz fikirler üretirler. Bazen insanı stres ve bunalıma sokarak bizleri tembelleştirip çalışmamızı engellerler. İşi ve konumunu beğendirmez, yükseklere baktırır, kazancını küçümsettirir ve insanı şükreder durumdan uzaklaştırır. Evet cinler kazancımızı etkiler hatta tamamen ortadan kaldırabilirler . Ekonomik sıkıntılar yaşayabiliriz. Bu durum normal olarak cinlerin isteği olduğu gibi büyü yoluyla da bereket engellenir. İnsanlar kazancının engellenmemesi için birtakım dualar edebilir. Bereket, karınca duaları gibi ya da sürekli şeytandan Allah’a sığınılma, besmele ile dükkanını açma, işlerini Allah’a bırakma cinlerin oyununu ve çabasını boşa çıkartır. İnsan bu duaları ederken aynı zamanda ticaretinin artması için farklı yöntemler geliştirmelidir. Hiçbir şey yapmadan edilen dua tanrıdan destek görmez. Aynı zamanda cinlerle mücadele edip olumsuzlukları gidereceksiniz. Tanrıya sadık kalınıp çalışılmadıkça kısmeti bağlanmış denilen olay gerçekleşmiş olur. Yani Gevşek davranırsanız kazancınız da engellenir, kısmetiniz de bağlanır ve böylece cinlerin amaçları gerçekleşmiş olur. Sizi isyana sürüklemek, sıkıntılı durumlarda kötü sonuçlara düşürmek, imanınızı çalmak, boşanma intihar gibi sonuçlara sürüklemek gibi sayısız kötü sonuçlara yönlendirebilirler.
Evlenememek, kısmeti engellenmek cinlerdendir. Evlenemeyen kişilerin üzerinde cinlerin etkisi büyüktür. Bazı düşünceler ve tavırlarla bu insanların evlenmesi engellenir. Gençliğinde bir cahillik ederek bekaretini kaybetmiş bir kızın toplumdan çekinmesini ve korkmasını sağlayarak evlendirmediği gibi Anormal kıskançlıklar, geçinememe korkusu, geçindirememe korkusu, bazı tohaf davranış ve tikler üreten cinler, Cinlerin etkisiyle çok farklı nedenlerle sayısız türde korkularla evlenemeyen insanlar vardır.
Cinler sürekli bizlerle beraberdir zaten sakın korkmayın. En kötü durumları yaşıyorsunuz. Yeteri kadar kullanılıyorsunuz harici zarar veren görünmez kuvvet gibi düşünmek çok saçmadır. Onlardan korkmayınız. O en büyük zararları bize sürekli verdi ve veriyor. Yeter ki onu fark edip önlemlerimizi almalıyız. İnsanlar düşmanını tanımadan ona karşı savunma taktiği geliştiremez. Düşmanlar yıllarca bizimle uğraşıyorlardı zaten.
Cinleri evde ve herhangi bir yerde bizi rahatsız edecek, lambaları söndürecek, eşyaları hareket ettirecek, kapıları açacak kapatacak, birtakım şekillerle bize görünecek saçmalıkları tamamen şeytanın ürettiği korkulardır. O zaman tüm insanlara bu tür korkutmalar uygularlardı. Öncelikle bu durum doğru meşru ve normal bir durum değildir. Evet bazılarının bunları yapabilme güçleri vardır ancak bunları yapmaları başlarına büyük işler açar. Tanrı bu duruma izin vermediği gibi tanrı tarafından türlü bela ve cezalarla karşılaşırlar.onlar bu tür korkutmalardan daha ileri gidemezler. Yeryüzünde tanrısal bir kanun vardır. Genellikle içsel stressel olarak zarar verirler. Yanlış düşüncelerle insanı yanlış yollara sürüklemekle başlarlar. Sonra insanı gerçeklikten uzaklaştırıp yanlış yollara iterler. Hiçbir zaman direk zararları görülmemiştir.
Vücuda giren şeyler ve vücuttan çıkan şeyler çok önemlidir. Az yemek, sağlıklı doğal yeterli ve dengeli beslenmek çok önemlidir. Vücuda giren şeyler etlerinizi, bedeninizi ve nasıl bir yapı oluşturduğunuz için çok önemlidir. Bunun için helal lokma yemek, temiz yiyecekler ve temiz su tüketmek beden için de de cinlerin ortam
Çarpılma: Cinlerin musallatı: Cinlerin etkileri
Çarpılma cinlerin bedene tam hakimiyet sağlaması olayıdır. İnsan üzerinde tam egemen olmak için insanın cinlerin isteklerini yerine getirmesi gereklidir. İnsanlar bu arzularını engeller veya orta yollu itidalli yaparsa cinlerin etkisine girmezler. Arzularını (yemek, cinsel ilişki vb.)Tanrıya sığınarak yaparsa cinler insan üzerinde tam egemenlik kuramazlar. İnsan arzularını temel ihtiyaçları gibi görüp sürekli tatmin etmenin kötü olduğunu düşünmeyerek sürekli arzularını tatmin ederler. Hatta ömürlerini arzularının kölesi olmuş olarak geçiren insanlar vardır. Bu durumu birkaç örnekle açıklayalım.
1-Aşırı yemek çarpılması: Aşırı yemek sonrası bedenin tırmalanması sonrası hiçbir şeye tahammül edememe ve her şeye olumsuz tepki verme hali. Sinirli olma, olumsuz sözler söyleme kavgacı bir yapı haline bürünme tamamen bu durumun etkisidir. Az yeme ve Oruç emrinin bu durumla tamamen bağlantılı olduğu kanısındayım. Süresi kısadır. (en az bir saat en fazla 2 gün)Devamlı mideyi doldurarak yemek yemek kendi şeytanınızın ve cinlerin sürekli sizin üzerinizde etkin olacağı anlamına gelir. Duş almak, uzanıp rahatlamaya çalışmak insanı bu mevcut karamsar ve kötü atmosferden geçici olarak kurtaracaktır. Ama temel çözüm mideyi doldurmamak, az yemektir. Peygamberimiz doldurulan en kötü kabın mide olduğunu söylemiştir. Ayrıca midenin 1/3 i yemek ve 1/3’ni suyla doldurmamızı söylemiştir. Ancak bu durum diyet yapıp bedensel oranınızı yakalayınca yani ideal kiloya ulaştıktan sonra uygulanması gereken bir yöntemdir.
2-Aşırı cinsel ilişki isteği sonrası cinsel birleşme çarpılması: Cinler fikirsel ve şekilsel ve düşünsel olarak cinsel arzularınızı harekete geçirir. Aşırı uyarıda bulunması sonrasında şiddetli cinsel istekte bulunma halidir. Mesela eşinize aşırı istek sonrası cinsel birleşme gerçekleşir ve sonrasında banyo da yapsanız saldırgan cin bedene tam hakimiyyet sağlar. Aşırı öfke , birden şiddet kullanma, saldırgan tavırlar gerçekleşir. Bu durum sonrasında ailenize şiddet kullanma, trafikte kavga, yakınlarınıza tepki, cinayet ve kader mahkumu olma temel nedenlerindendir.
Cunüplük gerçekleşirken aşırı bir heyecan hali olurki buda vucudda aşırı enerji yüklenmesine sebeb olur. İnsan güç kaybeder ve şeytani cin bedende güç sahibi olur. Cin kişi yıkanana kadar bedene egemen olur. Yüklenen enerji beynin ve damarların çalışmasını hatta sindirim ve sinir sistemini etkileyecek kadar fazlalaşır. Başta ağırlık eklemlerde tembellik gibi. Çok yorulmuş gibi yatmak dinlenmek ister. Sanki cin hastalarının ilk hastalanma haline benzer. Guslün ile dışardan gelen teması kesiyoruz Gusül yaptığımızda ise rahatlıyor ve dinçleşiyoruz. Kötü enerjiyi boşaltmış oluyor.
3- Dua etmeme, Allah’la konuşmama çarpılması: Dua etmek ve Allah ile buluşmak, yönünü bir anda çevirip onunla konuşmak Tanrıya inandığınızın, korunduğunuzun, ve korunacağınızın kanıtıdır.(Namaz, biliyorsunuz ki namaz Allah ile karşılıklı konuşmadır.)Allah’ı unutmak, O’na sığınmamak ve O’dan dilememek şeytanlar tarafından ele geçirilmeye yani çarpılmaya işarettir. Süresi uzundur. Şeytan sürekli sizi yönetmeye başlar. Önce o’nu hiç fark edemezsiniz. Hatta iyiliklerde yapar ki farkedilmesin. Zamanla insanı büyük günahlara yöneltir. Sabah kalktığınızda, gece yatarken gündüzün belirli zamanlarında özellikle namaz vakitlerinde Allah’ım sen büyüksün, senden başka ilah yoktur. Sadece senden yardım diler sadece sana ibadet ederiz. Her şeyin üzerindesin her şeyi kuşatmış olansın. Her şerlinin şerrinden sana sığınıyorum.’ Gibi bu tarz dualar mutlaka edilmelidir. Cinlerin nefret ettiği bu duaları edenlerden cinler uzaklaşıverir. Duayı ağzınızdan düşürmeyin. Çok kısa anlarda da olsa dua edilebilir. Ücretsizdir, Tanrıya sığınmadır ve müthiş bir korunmadır. Bu söylenenleri sıradan bulanlara neden tanrıya inanmıyor ve güvenmiyorsunuz derim. Siz tanrıyı bırakırsanız şeytan sizi sahiplenir. Siz Tanrıyla konuştukça sizin şeytanınız susar. Siz sustukça içinizdeki şeytani cin konuşur. O konuştukça zihinden düşünceler geçer. Bu düşünceler insanı yönlendiren harekete geçiren bir çeşit akımdır. Sürekli ve tekrarlı düşünceler insanı zamanla yanlışa alıştırır. Yanlışı makul gösterecek fikirler ürettirir. Bütünde yanlış olan şeyi ayrıntılarda doğru buldurarak sizi günaha yöneltir.
4-Haram (haksız kazanç, aldatma, faiz, hırsızlık ve dolandırıcılık) Bedene giren şeyler temiz ve helal olmayınca şeytan bu bedende müthiş hareket kabiliyetine ve yönetme kudretine sahip olur. Bu tip insanlar cinler için saraydır. Her istediklerini insana yaptırdıkları için mutlu ve zenginlik içinde yaşarlar. Bu tip insanı insanlığı ve toplumu bozacak her bir işte kullanırlar. Sürekli günah işleyen, kötülüklerle olan iyiliğe hiç yanaşamayan bu insan sadece dünya için kötü kazancı seçmekle ruhunu şeytana satmıştır. Bu çarpılma ve bedeni yönetme süreci uzun sürer. İnsan haramdan vazgeçtiği anda sürekli iyilikleri hemen yapamaz. Belli bir süre bedenin değişimi için zaman gerekecektir. Tövbe etmiş her insan cezaevinden çıkmış gibi özgür olur. Tanrı tarafına geçiş yaptığı için müthiş değer taşır. Melekler bu duruma çok sevinirken şeytanlar kaybedilmişliğin öfkesiyle yeni planlar kurarlar. Kazanılmış insanlar zamanla daha doğru ve güzel yollarda olacaktırlar. Arada günahta işleseler yeterki tanrıya yönelmeyi hiç bırakmasınlar.
Cinlerle İlgili Birtakım bilgiler:
Dokunma ve dürtme temaslarını madde gibi yoğunlaşmış enerji yoluyla yaparlar . İnsan sanki biri bana mı dokundu diye düşünür. Ya da bu duruma bir anlam veremez. Bedensel bir şey zanneder. Cinler bu davranışı, dalga geçmek, korkutmak gibi nedenlerle yaparlar.
Cinler bazı olayları farklı şekilde algılattırdıkları gibi, olmayan bir olayı olmuş gibi hastaya da yaşata bilirler. Cinler beyin damarlarına enerjisel anlamlarla dokunuşlar yaparlar. İnsanı rüyadaki gibi bir alemde göstererek ona birtakım hisler yaşatabilir. İnsan hipnozda olduğu gibi beyinle cinler tarafından bir tür halisilasyon gibi görüntüler gösterilerek yaşamış hissi verilir ve öyle zanneder. Hatta o kadar gerçek hissi verilir ki hasta acıyı da zevki de korkuyu da sevinci de gerçekten daha iyi hisseder ve olayı yaşadığını zanneder. Onun için tüm olaylar gerçektir. Uyurgezerlik de cinlerin işidir.
Cinler, öyle bir beyin uzmanıdırlar ki insan bedenini en ince detayına kadar bilir. Yaşam kalitesini düşürebildikleri gibi anormal hastalıklar oluşturabilirler.
Cinlerin etkisiyle insan çeşitli olaylar yaşar. Pek çok yere gider, dayak yer, korkutulur, tecavüz edilir vs çeşitli görüntülerin içinde bizzat gerçeklikle yaşar. Gerçekte böyle bir olay olmamıştır ama hastaya göre yaşanmıştır. Acı duymuştur ona göre gerçektir. İnsanlar böyle durumları kimseye söylememektedir. Toplum ne der. Bana deli derler gibi düşünceler taşırlar. Bilgisiz insanlar daha kötü sonuçlara doğru gitmektedir. Bazen de içinde bulunduğu alemlerden hoşnut olanlar da çıkar. Cinlerle irtibatını ve durumlarını gizlemeye çalışırlar. Cinler genellikle kendilerinin insanlara bildirilmemesini tembihlerler. Cinleri insanlara beraber yaşamaları içli dışlı olmaları görünmeleri hatta izinsiz yaklaşmaları kati bir şekilde yasaktır. Ancak bazı özel durumlarda ve hastalık hallerinde insanlar tarafından görülür.
Cinciler ve büyücüler cinlerle konuşur. Onlarla sohbet ederler. Onlardan geçmişe ait bilgiler alabilirler. Ancak Geleceğe ait herhangi bir bilgi veremezler. Gelecek onlar için de yaşanmamış bilinmeyendir. Gelecekten haber verdiğini iddia eden cinler hem yalancı ve kafirdir.
Cinler insanlarla bağlantıya geçebildikleri gibi insanlarda cinlerle bağlantıya geçebilirler. İnsanlarla cinsel birliktelik yaşayabilirler ancak evli hayatı yaşamaları imkansızdır. Öz madde ve türleri gereği toplumsal yaşamları ve dünyaları çok farklıdır.
Şeytani cinlerde karşılıksız sadakat, iyilik etme düşüncesi, merhamet ve sevgi gibi duyguları yoktur. Onların insanlarla ilişkileri karşılıklı menfaate dayanır ve insanın mutlaka ayağını kaydırır.
İnsanlara daima cinler musallat olur. Bazı dönemlerde cinlerin türlerinden olacak ki bu musallatları belirgin hissederiz. İmanımız ve içinde bulunduğumuz dönem de çok önemlidir. Bu musallatlarda şunlar görülebilir 1-Korku ve ürpertinin birbirini takip ettiği görünür 2-Psikolojik ve asabi hastalıklar (delilik, depresyon, sitres, endişe vs.) 3-Organik hastalıklar (Tıbbi sebebi olmayan ve tıbbın tedavi ve teşhis edemediği) 4-Gözüne gerçekte olmayan bazı şeyler görünür. 5-Aralarında yakınlık bulunan (karı koca) kişileri birbirine düşürür. 6. Kadın hastalıkları oluşturur. (kısırlık, kanama, adet düzensizliği) 7. Cinsel rahatsızlıklar oluşur. ( bağlama, erken boşalma, sürekli isteme)
Cinler bedenimizi istedikleri yönde kontrol edebilmek için ilk önce kötü günahları bize normalmiş gibi benimseterek rahatlıkla günah işlememizi sağlarlar. Küçük ve büyük günahlardan kaçınmalıyız. Şeytani cinler küçük ve büyük olan önemsediğimiz ve önemsemediğimiz bütün günahları alet olarak kullanırlar. Şehvet, içki, kumar sıkça kullandıkları yolardır
Bedenin ve uzuvların suyla temizlenmemesi, kadınlarımızın hayız ve loğusa halleri abdestsizlik, evde çıplak gezinmeler, çok yemek, gribal ve ağır hastalıklarda insanlara cinlerin en çok yaklaştıkları hallerdir.
Birde ruh bozuklukları yani stres ve bunalımlı hallerde Anksiyete ve ruhsal takıntılı hallerimizde, hedeflerimize şartlandığımızda, bir şeyin illa olmasını istediğimizde, uzun süre bir amaçta psikolojimiz bozulmuş ise gibi hallerle mücadele içinde olduğumuz zamanlarda cinler bizlerledirler. Bu rahatsızlığımızın ve kontrol edildiğimizin yani cinler tarafından yönlendirildiğimizin farkına varıldığı anda etkinliklerini yavaşça kaybetmeye başlarlar. Çünkü kaybedilmiş irade gerçeğin fark edilmesiyle tekrar kazanılmaya başlar. Bir konuda diretmek, ısrarcı olmak şeytani cinlerdendir.
Cinler beynin bir merkezini etkileyerek insanı rüya aleminde gibi yani hallisilasyon gösterebilmektedir. Cinler olmayan olayları olmuş gibi gösterebilirler. Uçurumları yol gibi gösterebilir, nehirlerin üstünde köprü varmış gibi gösterebilir. Uyurgezer insanı binadan düşürebilir. İnsanları ölüme götürebilir. Cinayetlerine intihar süsü verebilir. İnsanların çoğunu öldürme ağır hastalıklarla yok etme çabaları olsa da bunu sürekli başaracak izne ve güce sahip değillerdir. Normal intiharların da sebebi cinlerdir. İkisi arasındaki fark ilki çaba sarf etmeden gelişmiş türde cinlerin faaliyetleridir. İkincisi ise uzun soluklu uğraşmalar sonucunda vesveseler içinde sıkışmış ve çaresizleştirilmiş ancak gerçekte hiç de böyle olmayan düşünsel tıkanıklıklara itilme halidir. Genelde toplum ne der, ailemin insanların yüzüne nasıl bakarım, iflas ettim her şeyimi kaybettim, o’nu çok seviyorum o benim olmalıydı. Borcumun yüzünden gibi pek çoğu mantıklı olmayan nedenle ortaya çıkan haldir. Cahiliyet ve çok önemsettirildiğiniz bir olayda sıkıştırılma sonucunda insan böyle bir yanlışa düşebilmektedir. Hiçbir şey ölmenizi gerektirmez. Ve her şeye zamanla alışılır. Bu dönemler geçer ve her sıkıntının ardında bir ferahlık vardır. Her şey tanrıdan, Sonumuz hayır ola. Denmelidir.
Cinler insanların düşünce ve dengelerini bozar, onları düşünemez hale koyar sonra yanlış olan çareleri doğru gibi göstererek yanlış işler yaptırır.
Bedensel hastalıklarla ölümlere sebep olduran yine cinlerdir. Sigara içmek, yeme alışkanlıkları, Anormal diyetler ve sürekli aynı şeyleri yemek, dengesiz beslenme, sürekli abur cubur yeme, yağlı ağır şeylerin yenmesi uzun zaman sonunda çeşitli hastalıkları ortaya çıkarmaktadır. Kalp krizi, böbrek yetmezliği ve her türlü bedensel rahatsızlıklar cinlerin uzun süre sizleri yanlış beslenmeye sevk etmesi sonucu öldürme çabalarıdır.
İman ve Allaha dayanmak insanı kurtaracak tek çaredir. Allah ‘Biz şeytanları inanmayanların dostları yaptık.’ İnsanın inancı oranında şeytanla yakınlık olur.
Hayal kurmak, vesvese (zihinden sürekli düşüncelerin geçmesi), geçmişi hatırlamak, yaşanmış şeyleri defalarca analiz etmek şeytanidir. Geçmişteki hatalarımız, bizi utandıran hallerimizi hatırlamak şeytanların işidir.
CİNLER
1- Zihinde sürekli konuşur.(vesvese verir) Şeytan, en yakınlarımıza karşı bizi kışkırtır.
2- İnsanlardan nefret ettirir. Bütün insanlardan soğutarak bencilleştirir. İnsanlardan uzaklaştırır. İnsanlara kötülük etmeyi sağlar. İnsanları küçümser, hakir gösterir nefret ve kinle yaklaşmayı sağlar. Şu insanlara şöyle kötü davranacaksın, insanlara iyilik yaramıyor gibi söylemlerde bulundurur.
3-İnsanların ayıplarını açığa çıkarır gıybet ve dedikodularla araları açar. Cinlerin en büyük işi kovuculuk ve bozgunculuk yapmaktır.
4-Allah’ın emirlerine itaat ettirmeyerek insanlığı bozmayı ve insanlığa zarar vermeyi ister. Allah kutsal kitaplarıyla insanlığı ve toplumu koruyacak reçeteyi emirleriyle vermiştir. İnsanoğlu bu emirlere bağlı kaldıkça kendi türünü koruyacaktır. Korumakla da kalmayacak daha kötüsü bozulmasını ve kavga ve savaşları önleyecektir.
A) Ahiret imanını şüpheye düşürür, cennet ve cehenneme inanmaz yapar. Böylece bu dünya hayatı ve içindeki tüm güzellikler tercih edilir. Dünya tercih edilince de kötülüğün tarafına geçiş yapmış olunur. Dünya için mücadele başlar. Dünyanın sürekli olduğunu zannettirir, ölümü unutturur, nimetleri o kadar güzel gösterir ki sonu hiç akla gelmez.
ŞEYTANİ CİNLERİN TAKTİKLERİ
Yapılan iyiliklere karışır. İyiliğin içine küçük kötülükler katar. Cinlere fırsat vermemenin yolu Allaha yaklaşmak ve emirlerine uymakla önlenir. Müşriklerde şeytanın ta kendileridir. Onlarda cinlerin şeytanı gibi insanların şeytanıdır. Şeytanlara yardımcı insanlar, kafirler ve münafıklardır. Kafirlerin en ileri gidenleri dünyaya egemen olmak için zulmedenler, şeytanla irtibatlı herkes(büyücüler, cinciler) Yalanı, şehveti, öldürmeyi , içkiyi meşru yapanlar.
Karşı cinse karşı aşırı istek oluşturur. Bunun için türlü vesveselerle karşı cinsi süsler, cinselliği ana hedef yapmaya çalışır. Pornagrafiye yönlendirerek kadın hayalini beyinlere yerlestirir. Kadınları şehevi göstererek insanlık şuurunu etkileyip manevi değerleri hiçe saymak vardır . Toplumlarda ahlaki çöküntüye girmesi kadına tapmanın hakim olmsından dogmuştur.
Cinlerin amacı insanları gerçeklikten, sevgiden ve merhametten uzaklaştırıp manevi çöküntüye sokmaktır. Böylece herkes herkese kötü ve zarar verme gözüyle bakacaktır.
Cinlerin en güçlü silahı arzulardır. İnsanlar arzular konusunda kendilerini sınırlamıyorlar ve kontrol edemiyorlar. Gelişmiş ülkede varlık içindeyseniz arzularınızı sınırlamakta zorlanacaksınızdır. Çünkü her şeye ulaşabiliyorsunuzdur. Envayi yiyecekler, kadınlar ve şaraplar. Eylenceler ve oyunlar. Piknikler ve türlü tatiller. İnsan arzularını tatmin ettikçe arzuları daha da azacaktır. Daha kaliteyi daha zevklisini arayacaktır. Sürekli arzularınızı tatmin etmekle uğraşılan bir hayatta arzuların kölesi olunacaktır. Oysaki insanlığı düşünerek ve tanrının sevgisini almak için arzularımızı sınırlamalıyız. İşte cinlerin kazandığı büyük savaş budur. İnsanın Allah inancı iyice gelişirse ve ahiret arzusu başlayınca bu durumu anlayacak ve nefsinin her istediğini vermeyip kendini kontrol etmeyi başaracaktır.
İnsanlığı bozmada cinler en çok kadını kullanmıştır. Kadın aldatmada güçlü bir figürdür. Kadınların bedenlerini açtırır. Özenti, güzel görünme ve daha önemlisi cinsellik için. Gerçekte bedenini açan kadın gözden düşer. Zina eden kadın erkeklerce saygı görmez ve aşağılanır. Oyuncakların en sefili en rezili haline gelir.
Bir toplumda kadınların çoğunun açık giyinmesi kadınların ve erkeklerin birbirlerini ayartmaya çalıştığı ve cinsel birliktelik için fırsat kollanılan kötü bir ortam doğurur. Eşler birbirlerinden şüphelendikleri gibi güvenleri yıkıktır. Basit fırsatlarda kavgalar ve boşanmalar yaşanır. Toplum bozuk, şeytani bir anlayışta olur. Cinler bu kırılgan ortamı çok güzel değerlendirirler. Boşanmalar ve ayrılmalar çokça yaşanır. Kadının açılmaması kutsallık içerir. Ve insanlığın bozulmamasında önemli etkendir. Cinler genç kızlara, evleneceklere, hava atma saplantısında olan kadınlara gider ve bedenini açmayı ona güzel gösterir. Kocasına karşı tepki gösterir. Bedenini açmayı meşrulaştıracak şeyler söylediği gibi kocasını yobazlıkla bile suçlar. Çağlar boyunca cinlerin en eski ve en etkin hilesi olan şehevi duygularla kullanma hiç eskimemiş. Cinler belli ki bedeninizi kapatın (örtünün) emri ni bertaraf etmek için çalışmıştır..
İnatcı ve azgın cinler cinsanlara zarar vermek için her yolu denerler. Ama şunu iyi bilin ki insanların cinlerden korktuğu gibi onlar da insanlara zarar verirken Allah’tan korkmaktadırlar. Allah’a inanan ve güvenen insanlar cinlerin hoşlanmadıkları insanlardır. Cinler, cinlerden korkmayan insandan korkarlar.
Dişiler şeytani cinlerin en çok kullandıkları ağlarıdır. Güzellik ve cinsellik başta olmak üzere zenginlik ve boş ümitlerle insanlar aldatılır. Yine şeytani cinler erkek ve kadınları kuruntularla oyalar yani sonu olmayan hayellerle boş ümitlerle yalan sevdalarla batıl idaallerle oyalar
Cinler bize bedeni değişimlerde gelirler. Mesela cünubluk, hayız, nifas, gribal enfeksiyonlar, agır hastalıklar, bedensel kazalar, vücudun ve beynin kimyasın değişmesi gibi hallerde insana bulaşırlar.
Vücuda giren şeylerde haram lokma, içki, bedene zararlı yenecek her şeyde, siğara, uyuşturucu, sarhoşluk ve uyuşturan her şeydir. Zevk veren kontrol dışı bırakan her şey cinlerin kullandıkları yöntemlerdir
Dünyaya aldanmak, dünyaya dalmak ve dünya hırsı ile ölümü unutmak, sonu olmayan hayeller,boş ümit, yalan sevdalar, batıl idealler, büyük ve uzun emeller gibi bunlar şeytanın insanı felakete sürüklemek için kullandığı kapıların bazılarıdır.
İnançlı insanı yoldan çıkarmak için bütün yolları denedikten sonra basaramayan cinler dini kullanarak saldırıya geçerler. Ancak dini bilgisi az olan kişileri aldatmada muvaffak olurlar. Cahil insanı zamanla yozlaştırır ve bir boşluğa atar orada insan yanlışa düşmedikçe bir süre bocalar durur.
Birde onların istediği gibi yasayan şirkten şirke gezen insanlara dokunmazlar onlar zaten istedikleri gibidir. İnsanlara ve insanlığa zarar verenler cinlerin dostlarıdır. Zaten onlar inançsız olduklarından dünya derdinde arzularıyla uğraştıklarından onlara belirgin bulaşmazlar.
Cinler insanların bulundukları ortama göre yaklaşır bu kişide şehevi istek yoksa kumar yoksa hırs yoksa sadece dinle alakalı ortamı kaldıysa dinle alakalı ortamdan yaklaşır .Dini bilgisi az olan insanı dini saplantılara düşürerek bulaşmak ister. Dinle alakalı sohbetler yapmaya başlar. Oysaki farkında deyildir öncelikle söylediklerini kendi yapmadıgı gibi başkalarından ister. Ve kendini özel biri gibi görmeye başlar.
Stres korku ve heyacan hakim olduğunda biliniz ki cinler sizlerle beraberdir. Sıkıntılı durumlarda beyni karma karısık olmak cinlerdendir.
Cinler bir şeyi hedeflerler insanı istedikleri tuzağa günaha düşürmeye çalışırlar.
Tek basına kaldıgında bir yerden bir yere giderken etrafından gölgelerin geçtigini takib edildigini zanneder sanki ensesinde bir nefes duymaya başlar o meleklerin ona yaklastıgını Allahtan mesaj alacagını düşünerek heyecanlanır yarı uyur yarı uyanık halde sesler duydugunu zanneder ve idda eder içinde korku ve sevinç hakimdir sonra rüyalarında güzel şeyler görmeye başlar hoşuna gider gurur ve kibir yavaş yavaş hakim olmaya başlar yakınlarından uzaklaşır çünkü onların yaşantıları ona göre dine ters gelmeye başlar .yukardaki belirtilerse kişinin tamamen cinlerin verdigi bir hastalıgın belirtileridir kişi tamamen hastalanmak üzeredir. Daha ileri gider yakınlarını sert bir şekilde eleştirmeye başlar ve artık yakınlarınada düşman olmuştur. Çünkü o her şeyi bilendir kimseyi dinlemez ona göre herkes cahildir sadece o bilir kimseyi de dinlemez ona göre herkes cahildir herkes onun için ya düşman yada terk etmesi gerekendir.
Cinler Allah a şirk koşmadan sana yardım etmeyiz dediğinde bana yardım et ne istersen yapacağım diyen ve tuvalete ayet atan ayeti idrarla yıkayan necis şeylerle yazı yazan hatta işini başarmak için en yakınlarıyla cinsel ilişkiye giren hasta olarak gelen aciz kişilerin mahrem yerlerine yazılar yazan kadınlarımızın cinlerin seyretmesi için yalnız başına soyunup mahrem yerlerine ayetler sürüp cinlerden yardım isteyen şerefsiz kafir insanlara bu ülkede hastalarımızı tedavi ettirecegiz diye dörde katlanıp onlara din alimiymiş gibi hocam demiyormuyuz? Bu namussuzlara kafirlere onlarda cinlere tapmış ilahlarını cnden seçmiş adiler deyillermi ? ve cinlerde bunlara dini kısbet altında maskaralıklarını artıarak onları yalan ve şirkleriyle yüceleştirmektedir.
Cinlerden rahatsız olan bir insan cinci hocalara veya medyuma geldiğinde onlar kendi habis cinlerini gönderirler hastada üç varsa altıda o gönderir dokuz adet olurlar. Altı cin üç cini sözde kovalar altı tanesi hastayı bekler az zaman geçince altı cinle kaçan üç cin anlaşarak birleşir hastada dokuz adet cin olur. Tekrar hastalanmasına hatta artarak daha çok hastalanmasını sağlarlar. Hiçbir cinciye gidenlerin tedavi olduğuna rastlanmamıştır. Sadece ilk başta cinler bir süre hastaya sıkıntı vermezler. Ama sonra sıkıntı daha da artar.
En güzel tedavi Kuranla ve psikiyatri ve tıpla yapılandır. Cinlerden aldığı talimatlarla İslam da olmayanları yapanlar ve bunu İslam da var göstererek insanları saptırırlar ve çığ gibi büyümeye ve dini yanlış göstermeye devam ederler.
YAŞANABİLİR OLAYLAR
Hasta zaten fizyolejik olarak rahatsızlandırılmış güzel şeylere hasret acılardan kurtulmak istedigi bir anda düşününki bekar evlilik hayelleri ölmüş tam her şeyin anlamsızlaştıgı insanlardan uzaklaşıb içinin iyiden iyiye karardıgı bir anda bakıyorki karsısında insan güzelliklerinden cok da güzel bir kız görüyor cin kızı çok güzel oluyorki bu kadar güzel hiçbir yerde ne görmüş nede görmesi imkansız bunu gören şahış şasırıyor abdallaşıyor ona ulaşmanın yollarını ararken cin kızı ise zaten ulaşmaya çalışıyor farkında bile olmuyor onu görünce adeta sarhoş oluyor bundan faydalanmasını bilen cin kızı ona cilveler yaparak kendisine sahib olmasını sagladıgını kendinin deyilde erkegin başardıgını hissettiriyor,hiçbir insanın yapamayacagı cinsel beraberligi saglıyarak büsbütün hastayı kendine tamamen baglıyor hasta ise hiçbir kadınla bu kadar mutlu olmayacagını düşünerek cin kızının esrarından faydalanacagını hesablıyor ve ona karasevdalı aşıklar gibi baglanıyor her şey insan ogluna o kadar güzel gidiyor hep onunla olmak için tek başına odasına çekilip kimseyle görüşmüyor. İşini bilen cin erkegin insanlardan kimi arzuladıysa onun suretine girerek esrarengiz ilişkilerinin artmasını saglıyor . bu durumda erkegin sanki deyişik kadınlarla beraber olmuş hissini vererek beraberligi dahada cazibleştirerek kaybedilmemesi hissini veriyor.
Erkek ne isterse onu gösteriyor ve veriyor güzel bir yere gitmek isterse hayal olarak gerçekmiş gibi istedigi yerde gezdiriyor. Neyi arzularsa cennet misali ona ulaşmış oluyor tabiki bu cinin hipnoz teknigiyle gercekleşiyor. Bu olaylar cin kızıyla evlenen bir erkege oldugu gibi cin erkegiyle evlenen kadın içinde aynen gelişiyor.
Kişi dinle alakalı şeyler isterse dindar bir kişi görünümüyle dini telkinlerle onu hoş bir şekilde dininin kötüye kullanılmasında ona öncülük eder yani kısacası insanlardan istedikleri şekilde hayal alemine sokarak isteklerine ulaşmaya çalışır.
Bu ortam cinlerin insanlardan usanmıya başladıgı anda hemen deyişir o zevk aldıgı hayal alemi pek çok zaman geçmeden kabusa döner mutlu hazlar yerine kabuslu acılardan acılara iten ızdırablı bir yasantı olur. Ve çözülmesi zor problemlere döner. İyiden iyiye sarpa sararak tamiri zor yaralar açar. Zaten konturolü elinde olan cin artık basarmıştır kendi istekleri dogrultusunda hizmet etmeye zorlanan kişi artık derdini insanlara söyleyemez ve yardım isteyemez, söylemeye kalkıştıgında ise bir deyil bir çok cinin saldırısıyla karşılaşır. Hayatı daha da çıkmaza girerek iyiden iyiye zorlaşır. Ve insanlardan ve de cinlerden dostu kalmamıştır cinlerin cazibeleri de tamamen bitmiş ümitsiz bir şekildedir.
C.Allah’ın gücü ise tarafsızca adaletli bir şekilde yapılanacak ve yönlenecegine göre tek gücün onun gücü oldugunu kabullenerek ona güvenib onun gösterdigi yoldan ilerleyerek başarının yüzde yüz olacagını kabullenmeliyiz başka güvenecek ne varki o güce hakim olmaksa başarmaktır. Bize ne cin ne şeytan nede cinci yardım edemez ve kurtaramaz sadece Allah yarım eder yakalarızda yakarızda öldürürüzde her şey onun gücü ve izniyle gerçekleşir. Ne demişler derdi veren Allah dermanıda verir
Peygamber Efendimiz kimseye muska yazmamıştır. Sadece okumuş ve eliyle avsunlamıştır. Muska yapanı ve anlamsız yazılar yazanları da lanetlemiştir. Zaten Allah’a söylenenler dualar ve ayetler açıktır. Bunların haricindeki her yol ve yöntem batıldır.
Cinleri kovmada hapsetmede ve zarar vermede sadece okumak gereklidir. Sığınma duaları,Nas, felak, Ayetelkürsi, K.Kerimde bazı Ayetler okunduğunda düşmana taarruz eder gibi cinlerin üzerlerine nurani ışınlar isabet ederek cinlere zarar verirler. Zaten mekandaki mevcut değişim onların bölgeyi direkt terk etmesine neden olur. İnsanlar bunu anlayamaz.
Cinler Allah’a inanan ve ondan yardım dileyenin olduğu yerde daralmaya başlar bıraktırmak için hastaya saldırırlar kacamazlar da okumaya devam ettikçe korunma duvarı dairesel olarak genişler.
Bir örnek vereyim. Bir hasta geldi. Üzerindeki muskayi bana gösterdi. Orada "Ey iblis bana yardim et" ibaresi vardi. Hastaya söyledigimde sasirdi. Yanimda baska Arapça bilen insanlar da vardi. Onlara bu ibareyi siz de okuyun dedim. Okudular ve sasirdilar. Bu konuda uyanık olmanızı hatta muska yazdırmamanızı tavsiye ederiz. Şeytanlardan korunmak için sıkıntıda olanın kendisinin sadece dua etme yeterlidir.
Bazı usullerde cinciler balig olmamis bir kiz çocugu istiyor. Sonra çocugun avucuna bir tilsim yaziyor. Bu tilsimi bazilari tirnagina, bazilari da alnina yaziyor. Bazilari ise tirnaga sadece mürekkep sürüyor. Sonra da şeytana övgüler düzüyor, dini içeriklere küfür okumağa başlıyor. Sonra çocuğa ne gördüğünü soruyorlar. "Bir şey görüyor musun gelen oldu mu?" Cin cevap veriyor. Çocuk da hadiseyi anlatıyor.
Gerek büyü yapılmış, gerekse güncel yaşantımızdaki bizi zorlayacak önemli dönüm noktalarımızda, Korku sevinç stres ve şok hallerinde, riyazetle cinleri görmenin tamamı bir birlerinin benzerleridir.
Riyazet ise kişinin kendini bi tür zorla hastalandırması halıdır. Vücudun kimyası değişir.
Psikiyatri sorunlarıyla cin hastası arasında epilepsi ile bayılma arasında küçük ayrıntılar da olsa hepsi birbirinin benzeridir ve cin kaynaklıdır. Tıpta kullanılan terim olan halisilasyon halk dilinde cin görmenin aynısıdır.
Cinleri görmeden onların ağır işkencelerini yaşayan insanlar çoktur. Başında şiddetli ağrılar, vücutta rahatsızlıklar başlar. Kol ve bacaklarında karıncalanmalar uyuşmalar görülür. insanın içine bir sıkındı hakim olur. Tedirginleşir. İştahı kesilir, midesi yanar. Uykuları bozulur. İştahı keser. Beyin içinde amaca göre dokunarak damarların çalışmasını yavaşlatmış uykuyu etkilemiş dinlenmemizi engellemiştir. Korku hücrelerine dalga göndererek içimize korku salmıştır. Hastamız aynı zamanda güçlü yemeklerden canlı ve canlıdan çıkan et süt yumurta yoğurt gibi gıdaları almaz olmuş açlıkla oruç tutturuyor gibi sıkıntıya girmiştir. Konum aynı riyazet yaparak cinleri görmek isteyenlerin yaptıklarına benzer gibidir. Tek başına kaldığında birilerinin onu izlediğini hatta nefesini hissettiğini zanneder. Cinler rüyalarda korkutarak kabuslar göstermeye başlar. Uyanıkken gölgelerin sağından veya solundan geçtiğini hissettirir. Hasta şaşkın ve tedirgindir. Sürekli baş ve vucut agrıları çekmeye başlar. Agrılar kadınsa kanamalar ay hali bozuklukları başlar. Artık hasta sıkıntı ve bunalımdan dolayı insanlardan tamamen soğumuştur. Cinler yine eylemini artırarak yakınlarına kin nefret duygularını beynindeki hücrelere yükleyerek iyice artırmıştır. Artık en yakınlarına düşman olmaya başlamıştır. Hayatın boş olduğuna yasamanın hiçbir anlamı olmadığına da kabullenmiş dinin boş olduğuna hatta Allah’ın varlığını bile kabul edemez hale gelir. Ölmek ve intiharla kurtulacağına inanmaya başlamıştır. Hasta artık onların ortamına iyice hazırlanmıştır. Rüya ve acı çektirerek kabusu daha da artırır eğer kadınsa tecavüzler, dayak atmalar , işkenceler yaparlar. Tamamen ümidini yitirmiş, karamsar hasta, insanlardan yardım alamamanın çaresizliğiyle yardım edecek birini adeta beklemekte istediklerini yerine getirmeye hazırdır. Bu olaylar günlerce hatta aylarca devam edebilmektedir. Hasta yasadıklarına dayanamamakta ve umudu kaybolmak üzeredir. Ölüm ona göre kurtuluş haline gelmiştir. Cin onu ölmeye teşebbüs te ettirir dilerse başka işleri için izin vermeyebilir de.
Hiçbir şart altında elindeki avını kaybetmek istemeyen cin, en büyük şiddet ve kabusların bütün çeşitlerini rüyalarda yaşatır. Rüyalarda kesik başlar, vahşi hayvanlar, uçurumdan atlamalar vs
Belli noktalara donuk bir şekilde bakar.
Kendi kendine konuştugu hissini etrafındaki yakınlarına hissettirir. Fakan hissedilir düşüncesiylede tedirginligi artar. Çekilin gidin gidin gibi söylemlerde bulunabilir.
Cinler büyü ile musallat edilmişse istenilen maksatta görünür. Hastanın hareketleri ani değişiklerle belli olur.
Hasta içinde bulunduğu durumu herkesten gizliyor hasta oldugu söylendiginde kesin bir şekilde reddediyor. Dahada çıkmaza giriyor artık o bambaşka bir dünya yasamına giriyor. İnsanlardan uzak kendi halinde gibi görünen zaman, intihar etmek isteyen çile azab ve günah onun yaşantı şekline dönüşüyor.
Ruhi hastalıkların teşhişi: Yemek yemeyi reddetmenin anoliksi adıyla bilinen pisikolejik rahatsızlıgın belirtilerinden oldugu bilinmektedir. Katofonik katılık özellikle vücud eklemlerinin kilitlenmesine pisikozun en bilinen belirtileridir. Bunların direkt cinler neticesinde oluşmaktadır.
ŞEYTAN GİRMESİ VE CİN ÇIKARMA OLAYI :
Dünyanın her yerinde tecrübe yaşamış kimseler için ortak bir terimdir. Ve daha sonra çalışma alanında doga üstü dünyadan gelen varlık tarafından ele geçirildigi hissini yaşayan pek çok insan vardır. Ve bu insanlar olagan üstü duyarlı insanlardır. Aşırı duyarlı olan insanlar dogumlarından itibaren diyerlerinden farklıdır. Geçmişten ve ya günümüzle alakalı şekiller görüb buna göre yorumlar yapabilirler. Hatta ölüleri bile gördüklerini idda edebilirler. Bazen de yabancı bir varlık tarafından ele geçirilmek için benzersiz bir şekilde elverişli olabilirler. Doga üstü bu güçler milyonlarca insanlar tarafından paylaşılmaktadır. Genelde bu tür kişilikli insanların altıncı hissinin yüksek oldugu söylenir. Ve bugünkü ben medyumum diyen kişiliklerin tamamı bu tür insanlardır. Aslında farkına bile varmadan yalan yanlış bilgileri alıp insanları yönlendirirler. Çünkü onlara bu bilgileri şeytan yada cin vermektedir.
Şeytan çıkarma yada cin çıkarma olayı bazı ilaçlar alındıgında zorlaşır. Şeytan yada cin çıkarma da kişiyi şeytan girme deneyiminden çekib çıkaran bir tür beyin etkinligine neden olmaktadır. Pisiko zihinsel şoka karşı bagışıklık kazandıran ilaçlar sa cin çıkarmada hastayı mevcut duruma habseder. Ve cin çıarma olayına cevab veremez. Sonuç olarakta hastalıgın dahada ilerlemesine sebeb olur.
Genelde şizofrenik bir hasta gibi . Yada epilibsi gibi görünürler. Ve bu sorunu yaşayan yüzlerce insanlar vardır. Hasta kendindedir ve içindeki varlıgın varlıgını hissederler. Onların etkilerinde olmadıkları zaman tamamen normaldirler. Durumun farkında olması da tamamen pisikoz olmadıgının kanıtıdır. Deliler deli olduklarını bilmezler. Ama bu tür hasta tamamen her şeyin farkındadır. İnsanlara ve kendine karşı şittet kullanabilirler. Bazen saatlerce çıglık atarlar. Kafasını camlara duvarlara vururlar. Yemek yiyemezler sanki bogazından geçmiyormuşta yutamıyorlarmış gibidirler. Bu tür rahatsızlıklar tıbbın çok ötesinde oldugunu bilmemiz gerekmektedir.
Hastanın bedeninde cin yada şeytan yokken soruldugun da eyer Müslüman’sa Evliyalarla görüştügünü Hırıstiyan’sa ya Hz İsa’ile ya da Hz. Meryem’le görüştügünü onlardan gereken bilgiyi alıb aktarmaya çalıştıgını söyleyebilirler.
Şeytan çıkarma seansında insana daha etkili şeytani cinler gelmektedir. Bunlar kendilerini belli ederler. Gerçekte şeytan çıkarılmaz. Şeytan şeytanı çıkarmaz. Onlar birbirinin dostlarıdır. Geçici olarak birbirlerine musaade ederler. Bedene dönmek çok kolaydır anında tekrar bedene geri döner. Bu tip şeytan çıkarma seanlarında yanık yada deyişik tuhaf kokular hasta aldıgı gibi yakınındakilerde alabilir. Yada hasta o anda bilmedigimiz deyişik lisanlarda konuştugu gibi kendininde normalde bilmedigi hareketler yapabilir.
Şeytanların en çok hareketli oldukları saat ve kötülükleri yapmak için büyücülerin çalıştıkları saad gecenin üçüdür. Bu ugursuzluk için çalışılan saaddir. Cin çıkarma olayında da onlarla karşılaşılacak uygun bir zamanlama gibi gösterseler de cinlerin en etkili saatleridir. İnsanklar da sabah saatlerinde başarılı iş yapamazlar verim ikindinde alınır. Cinler için de hava kararmaya başlayınca güne yeni başlarlar gece günün sonuna doğrudur.
Cin yada şeytan çıkarmada israrla okunması gereken ayetler okunmaya başladığında, hasta da önce gerilmeler kasılmalar la kendini kaybetmeye başlar, bakışlar sertleşir, iki ayrı değişik sesleri bile aynı anda çıkarabilir. Yada çıglık çıglıga bagırmaya ve etrafa saldırmaya başlar. Artık tasarruf başlamıştır. Çok dikkat etmek gerekir bedenine giren yaratık hastaya da kendini yerden yere vurdurarak zarar verebilir. Onu korumaya almanın yolunu biliyorsak her türlü hareketini konturol edebilir ve bedenindeki varlıkla konuşub bilgiler de alabiliriz. Konuşmayıb soruya başını eyerek cevablıyorsa; sorulan soruyu onaylamış olur. Yani oyun başladı gibi. Yani mücadeleye hazır oluşunun ifadesidir. O anki görüntü şeytani cinin görüntüsüdür. Artık hastayı ele geçiren şeytani güç. Sizinle alay eddigi gibi, ismini de vermeyebilir, okumaya devam edilerek sonuca dogru devam edilir. Hastada ateş yükselir sık nefes alıb vermeye başlar.kalb atışları artar. Hasta sonuçta bitkin düşer seansın sonunda da derin bir uykuya dalar.
•Adem ile Havva mahrem yerlerini açıp birbirlerine göstermekle ve yasaklı meyveden yemekle ilk hatalarını yapmış oldular. Bu hatalar iblis’in aldatması sonucu oluşmuştu. O günden bu güne bu ilk günahlar süregelir. Ve şeytani cinlerin en çok kullandıkları iki alandır. Hatta günaha düşürmekte ana temalardır. Kötülüğün önderi iblis, şeytani cinlerin lideridir. Cinler milyonlarca yıldır mideyi doldurmayı ve cinselliği kullanmaktadır. Mideyi doldurmak ve cinsel istekleri sürekli tatmin etmek cinlerin beden hakimiyyetini ele geçirmesine neden olmaktadır. Az ve kontrollü yemek cinlerin etkisinden korur. Cinselliği az ve kontrollü yapmak cinlerin etkisinden korur. Oruç tut ve zinaya yaklaşma emirlerinin temeli bunlardandır.
•Cinler düşünsel varlıklar, maddenin ön aşaması, bilinçli ruhlardır. Cinler bir ruh bütünlüğüne sahip şekilsiz, değişken bir beden yapısına sahiptir. Şekil alabilen, maddenin içine girebilen, maddenin içinden geçebilen, bibloda ve resimde şekil ve pozisyon alabilen, beden ile bütünleşip etkileyip yönlendirebilen varlıktır.
•Yaradılmış bir varlıktır. Erkekli, dişili, çocuklu varlıklardır. Öz maddesi ateş olduğu için Ateşin varlığını sürdürmesine ihtiyaç duyduğu şeylere ihtiyaç duyar. Yaşaması için insan gibi yemeye içmeye ihtiyaç duymaktadırlar. İnsanlar nasıl ki meyvelere, yiyeceklere suya ve içeceklere ihtiyaç duyuyorsa ateşten yaradılan cinler de havaya, suya, gaza, kokuya ihtiyaç duymaktadır.
•Cinlerin öz maddeleri çoğunlukta dumansız ateş olsa da sadece Ateş olarak kalmamışlardır. İnsanlar da sadece toprak olarak değillerdir. Değişime uğramıştır.
•Cinlerin ham malzemesi Ateş olsa da aşırı şekilde suya ihtiyaç duyarlar. Cinler deniz kıyılarında ve iç bölgelerde yaşayan olarak ikiye ayrılırlar. Cinler nemli bölgelerde yaşamayı çok severler. Bu nedenle nemli olan kıyı kentlerinde daha çok yaşarlar. Hatta hamamlarda, banyolarda yaşarlar. Dünya sefasını sürmek isteyen ve Ahireti ardına atan inançsız cinler daha çok kıyı bölgelerdeki kendilerine ait yerleşim alanlarında ve insanlarla birlikte iç içe yaşarlar. İç bölgelerde yaşayanları insanlara zarar vermek için hatta uzak dağlarda insan ayağının basmayacağı ıssız yerlerde yerleşim alanları kurmuşlardır. Bunlar inanan ve ahireti tercih eden cinlerdir.
•İnsan ne düşüneceğini dahi bilmeyen hayat bulmuş boş bir ruhtu. Yönetilmesi ve yönlendirilmesi gerekiyordu. Bu boş varlığa sağ taraftan melekler yaklaştı, sol taraftan ise şeytani cinler yaklaştı.
•İnsan, Allah’a yöneldiğinde cinler bunu engellemeye çalışır. Namaz ve dualar bunlardan biridir. Cinlerin maddeye girip şekil almasını engelleyen tek ve mükemmel şey sudur. Cinler yıkanmış ve temizlenmiş nesnelere giremez ve şekil alamazlar. Yıkanmış ve temizlenmiş nesneler, hayvanlar, insanlar, bedenler ve abdest uzuvları korunmuş olur. Bir şey yıkanınca onda kokular gider, gaz salınımları azalır, bedenin yüzey gerilimi değişir, deri gözeneklerini mikroskopla düşünürseniz o gözenekler dev mağaralar gibidir. Yıkanmış bedendeki deri gözeneklerine sular kaçar ve bir miktar su olur. Cinlerin bedene girmesine ve şekil almasına bu minimal su miktarı engel olur. Daha nice bilimsel açıklamalarla cinlerin abdestli bedene giremedikleri detaylandırılabilir.
•İnsan, Allah’a yöneldiğinde cinler bunu engellemeye çalışır. İnsan Allah’ın kendisini gördüğüne ve duyduğuna inandığı için Allah’ı hayalinde gözleri ve kulakları olan bir insan gibi resmeder. İşte cinler bu durumu çok kullanır. Bu nedenle cinler iki göz, her baktığınız yerde şekil almış insan sureti görebilirsiniz. Cinlerin sürekli uğraştığı insanlar bu durumlarla çok karşılaşmaktadırlar. En doğrusu Allah’ı bir şekle benzetmemektir. Cinler de bu durumu çok kullanırlar. Zaten cinlerin de bir şekil sorunu vardır. Sabit şekillerde varlıklar değillerdir. Rengi kokusu ve şekli olmayan bu varlıklar sayısız şekilleri kullanabilmektedirler. Küçük boylu, at ayaklı, fare kılıyla kaplı gibi. Çoğu zaman şekil almakta zorlanır abuk subuk şekillerde görünürler.
•Şeffaf, havada yüzebilen, ateşin hareketlerine sahip varlıklardır.
•Cinler maddeye girebiliyor, maddi neslerin içinden geçebiliyor, Her canlıya ve her nesneye nüfuz edebiliyordu. Gözleri ve ağzı olan her nesnede, fotoğrafta, bibloda, heykelde şekil alabiliyordu. (yani içine girebiliyordu.)
•Cinler her eve her mekana girer. Genellikle kapıları nadiren açık pencereleri tercih ederler. Kapılar ve girişler sıkı sıkıya kapalı olsa da anahtar deliğinden, iğne ucu gibi bir delikten hatta yogunluğu hafif neslerin içinden bile geçmektedirler. Kapıların malzemesi tahtadır, tahtanın içinden bile geçebilmektedir. Daha katı maddelerden geçişlerde zorlansa da geçebilmektedir. Yogunluğu en fazla ve en agır olan kuşundan geçişte zorlanmaktadır. Hatta geçemedikleri ve geçmek istemedikleri bir maddedir. Kurşun döktürmekteki inanç bundandır. Kurşun döktürmek küfür gibi büyük günahtır. Saçmadır, Sadece başta tutulduğundan gerçek dışı bir uydurmadır ve yanlıştır.
•Cinler kesinlikle korkulacak varlıklar değillerdir. Cinlerden korkacağınıza Allah’tan korkun. Cinleri de Allah yaratmıştır, yaradılandan değil yaradandan korkun ve ondan çekinin. Sürekli insanlarla beraber olan cinlerin amaçlarından birisi insanları korkutmaktır. İnsanın cinlerden korkmaması cinlerin en büyük korkusudur. Cinler hakkında yeterli bilgi sahibi olursanız onlardan korkmanın yersiz olduğunu göreceksinizdir.
•Şeytani cinler insanlara‘Haksız yollardan, kötü işlerle büyük kazanacaksın.’ dedi. Ve yalan üzerinden kötü kazancı tavsiye etti.
•Şeytani cinler kendisinden sonra yaradılan bilgisiz, cahil ve zayıf insana zulmetti. Güçlü olanın zayıfı ezmesi nasıl ki zalimlik ve tanrı karşıtlığıysa insanlar da hayvanlara hatta sivrisineğe dahi zarar vermemelidir.
•İnsanlar cinler için bir fitnedir. Cinler için insanlar karşı konulamaz bir çekim oluşturur., musallat olunması gerekendir. İnsan, cinler için Zevk, eğlence ve beslenme mekanıdır.
•Cinler, iyiler ve kötüler, inananlar ve inanmayanlar, insanı sevenler ve sevmeyenler olarak ikiye ayrılırlar.
•Cinlerin musallatında en önemli etken çıplak gezmektir. Su ile yıkanmış bedende şekil alamazlar.
•Dolmuş bir midede çok etkili ve güçlü hale gelirler. ‘Yiyip yiyip kudurdu’ değimi buradan gelmektedir.
•Sürekli cevrenizdeki nesneleri gözlere benzetmek ve nesneleri farklı şekillere hayvanlara benzetmek cinlerdendir.
•Gece hiçbirşey yokken sebepsiz uyanmak, ihtiyacın olmadığı halde tuvalete gitmek tamamen cinlerdendir.
•Şeytani cinler, serseri insanlar gibi zulmetmek ve eğlenmek için insanları rahatsız ederler. İnsanları korkutmak, birbirlerine düşürmek, kavga ettirmek için sürekli uğraşırlar.
•Cinler kendini hissettirmedi, insana benliğini yerleştirdi. Ben diyerek işlerini yaptırdı. Acıktım dedi, şunu istiyorum, şu zevkimi de gidereyim dedi. Arzulara düşkünlük vererek sürekli tatmin etme çabasında oldu.
•Cinler güçsüz bedende çok etkili olurlar. Yorgun, bitkin, hasta, lohusalı, adetli, ameliyatlı insanlarda etkili olurlar. Cinsel ilişki sonrası güç kaybedende, midesi dolmuş insanın agırlığında ve hazmetme sıkıntısında cinlerin bedeni yönetme ve bednde egemenli artmaktadır.
•Beyin ve birtakım amaliyatlarda farklı bir lisanda konuşan hasta, Realkarnasyon gibi geçmiş yaşantıdan bilgi vermeler tamamen cinlerdendir. Gerçekte sadece bir hayatınız vardır.
•Cinler, insana göre bilinmeyen, görünmeyen gizli varlıklardır. Bu nedenle belirsiz olan bu varlıktan insanlar korkmaktadırlar. Bu korku onlardan bedenlerine direkt saldırı ve darbe alma korkusudur. Ama cinlerin insanlara direkt saldırıları mümkün değildir. Öyle olsaydı insanların çoğu zarar görmüştü ve insan türü azalmıştı. Cinler daha çok mana kıvamındadır. Maddeye zarar veremezler ancak maddeyi yavaş yavaş uzun zamanda etkilerler. Daha çok düşünsel, olumsuz fikirlerle zarar verirler.
•Yapmak meleklerden, yıkmak ise şeytani cinlerdendir. Düşüncenin kaynağı hareketlerin sonucunda anlaşılır. Kişinin neyi seçip neye uyduğuna bakılır. Fayda mı veriyor yoksa zarar mı veriyor. İnsanlar genellikle cinlerin etkisindedir. Onların isteklerine ve emirlerine uyarlar. Arzularını tatmin etmek yani nefse uymakla menfaatlerini çıkarlarını gözetmek şeytanların en etkili kullandıkları alanlardır.
•İnsanın hareketleri düşünsel faaliyetleri sonrasında ortaya çıkmaktadır. İnsanın düşünsel faaliyetlerinin kaynagı çok önemlidir. Bu düşüncelerin amacı ve yöntemi tespit edilir. Düşünce iyi ise yöntemi hak ve doğru olur. Düşünce kötü ise yöntemi batıl ve haksız olur. Düşüncenin hedefi kaynağını göstermektedir. Kötü hedef şeytani cinlerden iyi hedef meleklerdendir.
•Yargılamak, önyargılı olmak, suçlayıcı olmak, başkası hakkında olumsuz konuşmak, gıybet, iftira, ikiyüzlülük, dalkavukluk tamamen cinlerin etkisindeki dünyaya aldanmış insanların tavırlarıdır.
•İnsan genelde ilk akla geleni yapar. Düşünceleri kontrol etmez . Menfaatlerine uygun karar alırken başkalarına zarar veren karalar alır. Her düşünceyi ve fikri doğru bulup uygulamak yanlıştır. İnsan fikirleri analiz etmeli iyi ve uygun olanını yapmalıdır. İlk akla geleni yapanlar zamanla onun batıl ve yanlış olduğunu zarar verici bir karar olduğunu anlar. Zihinden geçen düşünceler cinlerdendir. Sürekli kontrol istemektedir.
•Geyikteki aslan tehlikesine karşı korku psikoloji gibi insanlardaki cin saldırısı korkusu ve psikolojisi tamamen cinlerden kaynaklıdır. Ve asılsız bir korkudur. Onlar direkt zarar veremezler. Hele Allah’a sığınan ve dua eden insanlar cinler için korkulacak kimselerdir.
•Her zamankinden farklı davranan, yakınlarımıza ‘Bu sen değilsin dediğimiz zamanlar olur.’ Sanki farklı biriymiş gibi bir anda değişenler olur. Böyle farklı davranan yakınlarımız cinlerin etkisindedir ve kışkırtmasına uğramıştır. Sert, sinirli, olumsuz tavırlar sergileyenler şeytani cinin etkisindedir.
•Cinlerin etkisinde olmak veya diğer bir değişle cinlerin musallat olması çok kolaydır ve sürekli mümkündür. Bu musallat olmayı farklı bir şey zannetmeyelim onlar sürekli bizlere gelir ve giderler. Onların uğrak konutlarıyız. Kimileri gelir uğraşır ona uymazsanız çabuk sıkılır ve gider. Kimileri gelir hemem hemen her dediğini yaparsanız sizi sahiplenir ve onun için güzel bir araçsınızdır. Sizi sürekli kötü yönlendirir. Zina yapar, cinayet bile işlersiniz.
•Cinlerden çok rahatsız olan hastalar bize gelmektedir. Öncelikle hastanın durumuna bakarız. Cinlerin ne amaçla onlarla uğraştıkları tespit edilir. Hasta ve yakınlarına hastanın durumu ve cinlerin ne amaçla uğraştıkları anlatılır. Hasta ve yakınları detaylıca bilgilendirilir. Ne yapmaları gerektiği ve sakin olmaları söylenir. Bu durumların her insanın başına geldiği ve asıl düşmanı ve amacını göstererek hastayı doğru ve net olarak bilgilendirmek çözümü sağlayacaktır. Mesela bir örnek verelim. Bir çift sürekli tartışmaktadır. Aile içi şiddet artmıştır. Gece bazen birbirlerinin yüzünü farklı şekillerde görmektedirler. Gece yataklarında karanlıkta bezan birbirlerini farklı görürler. Adam karısını cadı suretinde görmektedir. Kadın da kocasını boynuzlu farklı korkutucu bir adam gibi görmektedir. Şimdi bu tip hastaların durumu hemen anlaşılır. Cinler karı ile kocanın arasını ayırmak istemektedir. Eşler bu konuda bilgilendirilir. Davranışlarının ve düşüncelerinin temeli cinlerden kaynaklı olduğu kendileriyle ilgili olmadıkları anlatılır. Bunun için yapmaları gerekenler anlatılır. Cinlerin kötü etkilerinde oldukları, onlara prim vermemeleri, bir süre bu kötü etkilerine sabretmeleri gerektiği anlatılır. Bu olumsuz düşüncelere, şiddet tavırlarına bu görüntülere prim vermemeleri, korkmamaları söylenir. Zamanla sıkıntıların azalarak geçeceği söylenir. Kişiler kendilerinin ve neyin etkisinde kaldıklarını farkettiklerinde aslında olaya vakıf olmuşlardır. Eşinizle ilgili olumsuz düşünceleri reddetmeleri söylenir. Yanlış fikir ve amaçlar paylaşılır ve eşler beraberce yanlış düşünceleri bertaraf ederler. Böylece cinlerin etkinliği zamanla azalarak kaybolur. Eger bu insanlar cinciye veya medyuma gitseydi durumları daha da kronikleşecek ve iş boşanmaya ulaşacaktı. Burada çok detay vermek isterdik ancak zaman sıkıntısı yaşamaktayız. Bu vakayı detaylıca değerlendirirseniz pek çok örnek ve olaylar zinciri göreceksinizdir.
•Cin seansında kadının cinsel isteği cinler tarafından aşırı şekilde arttırılmaktadır. Kadın cinciye veya karşısında gördüğü yabancıya karşı şiddetli cinsel açlık duydurulur. Bu nedenle cincilere asla eşiniz olmadan gitmemelisiniz. Aslında, cincilere medyuma gitmek en başta yanlıştır. Bu büyük bir küfür, Allah’a eş koşmaktır. Allah’tan medet ummak yerine cincilerin kaypak cinlerinden medet ummak büyük bir aptallıktır.
•Cin seanslarında ve cinciye gidildiğinde cinciye gelmiş hastanın tavırları cinler hakkında çok ip uçları vermektedir. Cincilerin cinleri hemen gelen hastanın bedenine girerler. Hasta hiç yapmadığı hareketleri yapar. Hastanın düşünceleri, hareketleri tamamen cinlerin hareketleridir. Cinler hangi nedenlerle bu hareketleri yaptırırlar. Öncelikle kendi varlıklarını hastaya ve gelenlere ispatlarlar. Sinsice vesvese veren cinler kendilerinden medet umanlara açıkça kendilerini gösterirler. İradeyi ele geçirip düşünsel olarak yönetebilmektedir. İnsana birtakım sıkıntılar verebilmektedir. Bütün bunlar onların varlığını kesinlikle kanıtlarken ne amaçla hareket ettiklerini de göstermektedir. Feleğin, Tanrı kaderinin dışında batıl yolda ve haksızlık için çalışırlar.
•Cin seanslarında cinciye gelmiş insanlar, cinler için kendilerine gelmiş kullardır. Zavallı kobaylardır. Bu kendilerine gelen insanlara Allah’tan hiç korku taşımadan bedene girip zarar verebibilirler. Çünkü cinciye gelenler gerçekte cinlere gelmişlerdir. Allah kendi istekleriyle cin şeytanlarına gidenleri korumaz. Ve bu durumda bedenler cinlere ait olur. Cincinin yada medyumun cin seansında cinler hemen en çok sol el ve sol ayak olmak üzere insanın bedenine girerler.Ve hemen bedende şekil alırlar ya da bir bölgesine yerleşirler. Çok şiddetli mide ağrısı veya karın ağrısı verirler. Sindirim sistemi içinde bir otarafa bir butarafa sanki rüzgar dalgası gibi hareket ederler. Size birtakım acı ve sıkıntılar vererek yerde kıvrandırırlar ve sizi evire çevire dönderir hareket ettirirler. Burada cinler var olduklarını ve herşeyi yabildiklerini göstermek isterler. Sizi kendilerine bağımlı kılmayı, imanınızı çalmayı ve kul etmeyi isterler. Öncelikle şikayetiniz üzerine geldiğiniz sıkıntıyı giderirler.Hangi şikayet üzerine geldiyseniz sizi rahatsız eden cinlere gidip uğraştığınız insan bana geldi, küfre düştü iyi bir iş çıkarmışsınız. Bana sadık kalmaları için bir süre sıkıntı vermeyi durdurun der. Ve hastanın cinleriyle anlaşır. Zaten cinlerin temel hedefi insanlığa zarar vermek olduğu için aynı amaçta aynı kazançta daima birbirlerinden faydalanırlar. Cin seanslarında aşırı cinsel istek, saldırmak ve zar verme, öldürme istegi gibi kötü istekler güçlü şekilde ortaya çıkar. Cinlerin en çok kullandığı yöntemlerdir bunlar. Cin seanslarında cinler içerden sürekli tekrar ederek bir şeyi telkin eder. Bu sırada hasta bagırır, hayır der, bir sağa bir sola telkin ettiğini reddeder. İmanını vermeyecek insan bir süre direnir. Direndikçe bağırmaları, kendini sıkmaları, bayılmalar, sağa sola saldırganlaşmaları artar. Cinler kendisine gelen insanı kendisinin olarak kabul eder. Allah kendisine gelene ve dua edene nasıl icabet eder ve ona yardım ederse cinlerde aynen böyle düşünür. Cinler kendisine gelen insana tam egemen olur ve insanın yönetim tahtına oturur. Beyindeki yönetme merkezini devralan cinler, sürekli kötü bir şeyi telkin ederken hasta tohaf hareketler sergiler.
•Şeytani cinler, iş bozan, düzen bozan, insanların aralarını bozan, bir anda olumsuz hareketler yaptıran kötü bir yönlendiricidir.
•Küçük olumsuzlukları büyütmeyeceksiniz çünkü cinler olayları gerçeklerin dışında olumsuz anlamda farklı algılattırırlar. Tamamen gerçek dışı bu algılamalar cin kaynaklıdır. Öncelikle cinlerin etkisinde olduğunuzu ve bunlardan kurtulmak için doğru olan şeyleri bulma ve inanma eğiliminde olmanız kurtuluşun asıl reçetesidir.
•İnsan, şeytani cinlerin etkisiyle oluşmuş düzensiz yaşamından kurtulmak için cinciye gelir.Yani büyü sonrası sosyal yaşamında oluşan olumsuzluklardan kurtulmak için cinciye gelir. Bir cincinin en az üç cini vardır. Genelde cinler insanlara düşmanlıkta yalnız olmazlar, birlik olurlar.Cinciye gelen kendi cini haricinde birde cincinin azgın cinleriyle karşılaşır. Cincinin cinleri cinciye gelen hastanın bedenine girerler. Ailesini, yaşantısını ve durumunu öğrenirler. İlk haftalarda veya birkaç ayda sıkıntısını azaltırlar. Sonra ise daha fazla kötü sonuçlara iterler.
•Büyücüye veya cinciye gelmiş birisi aslında o dönemde çaresizlikten cinciye gelmiştir. Ama cinler cinciye gelen hastadan yani kendilerinden yardım dileyen hastadan sürekli küfretmelerini ister. Hastanın namaz kıldığını veya Allah’a dua ettiğini gördüklarinde hastaya bu sefer eziyet etmeye başlarlar. Ben bir kere cinciye gittim sıkıntım geçecek gibi düşünceler saçma ve aptalcadır. Sıkıntının geçmesi için cinlere sürekli ibadet etmek onlardan yardım dilemek gereklidir. Aslında cinler hastanın kendilerine sürekli yöneleceğini sanır. İnsanlar genelde Allah’a inancından vazgeçmediklerinden ve imana devam ettiklerinden cinlerin bozguncu baskılarıyla karşılaşmaktadırlar. Aslında insanı cincilere getiren ve cinlerin ilahlığına yardımına sığınma çaresizliğine düşüren yine cinlerdir. Bu cinlerin kurmaca bir oyunudur. İnsanlar bu ortamda cinlerin etkin gücünü görmüş olmaktadır. Genellikle inançlılar onların desteğini reddeder.
•Şeytani cinlerin sürekli yardımını almak için sürekli küfretmek, kötülük etmek ve onlara ibadet etmek gereklidir. Onları razı etmek için devamlı çalışılmalıdır. Bunun için de sürekli insanlara ve insanlığa zarar vermelisiniz. Bunları yapacak olan cehennemdeki yerine hazırlansın. Şunu unutmayın cinler insanların düşmanıdır. Onlardan dost olmaz. Birkaç konuda yardım etseler de bütünde zulmederler. Onlar firavunuda, tahtınıda koruyamayacak kadar çaresizlerdi.
•Cinciye gidenler cinlerden ve birtakım şeyleri yapmakla (nal, mıh, kara tavuk vs.) yardım gleceğini reddederek ‘Bunlardan gelecek yardım şurada dursun.’ deyip onları basit ve çaresiz görmek en isabetli düşüncedir. Ben büyük Allah’tan yardım dilerim demelidir.
•Cinciler, cinlerin hangi kişiye gideceğini belirtmek için büyü yapılacak insanı belirlerken ad soyad, ana adı veya kişiyi temsil eden şeylerden isterler.
•Cin seansları, cin kovma, şeytan çıkarma, cin çıkarma, cin tedavisi gibi bütün bunların ne olduğunu neler yaşandığını ve temellerine ineceğiz. Cin kovma teknikleri, cin çıkarma seanslarında neler gözleniyor. Cinler varlıklarını göstermek ve yardımlarına inandırmak için birtakım davranışlarda bulunur. Cinciye gelen hastayı sallar, hırpalar, birtakım hareketler yaptırır. İnsanı ittirip kaktırır. Genelde sol el ve ayaktan bedene girerler. Midesine ve karnına şiddetli ağrı verebilirler. Gözlerini ayırıp bagırıp çağırtmaktadırlar. Bir anda sinirlenmneler, hiddetlenmeler, yükses sesle bagırmalar gözlenmektedir.
•Cinler sahiplenmiş olduğu bir insan bedenini veya bir mekanı nasıl terkederler. İlerde bunlarla ilgili detaylı bilgiler verilecektir. Ancak Allah kelamı, dualar cinlerin hiç hoşlanmadıkları şeylerdir.
•Cinler insan bedenine girdiğinde yeni bir düşünce akımı ortaya çıkar. Yani cinler bir konuda sürekli telkinler eder. Mesela birbirini seven iki kişiyi ayırmak için şeytani cinler sevdiği hakkında olmadık yalanlarla birlikteliği bozmaya çalışır. Seveni pek çok olumsuz fikre ikna etmeye çalışır. Hatta seven inanmamak için mücadele etmeye çalışır. Ama sürekli bu iş için çalışan cinler uzun zaman sürsede amacına ulaşmaktadır. Sürekli tekrar eden olumsuz düşünceler yıllar alsada insanı bu farklı psikolojiye alıştırmakta ve inandırmaktadır.
•Cinlerin etkisiyle pire deve yapılır, olmadık ve yaşanmadık şeyler olmuş ve yaşanmış gibi inandırılır. Kötü telkinler yaşanmamış olsa dahi olmasının muhtemel olduğuna inandırılır. Ve cinler insanın huzurunu kaçırır. Sizi eşinize, çocuğunuza yakınlarınıza karşı kışkırtır.
•Cinler sinirlendirmek için, arayı bozmak için çevrenizdeki insanları kullanarak laf çakar. Olumsuz ve eleştirel söylemlerde bulunur.
•Cini hapsettim, yaktım gibi söylemlerin temeli ve aslı şudur. Sizi bir konuda rahatsız eden bir cini farkedersiniz bu cine karşı Allah’a dua ederseniz ona zarar verirsiniz, yada onun etkisinden kurtulursunuz. Cinciler bir konuda insanı rahatsız eden cinin ismini öğrenip bir kağıda yazar ve o ismi yuvarlak içine alarak hapseder ve çakmakla onu yakarsa o cini yaktığına inanılır. Cinciler genelde bu yöntemi kullanırlar. Yalnız it iti ısırmaz. Cincilerin ciniyle insanla uğraşan cin aynı kafadan aynı amaç için çalışan cinlerdir. Cincilerin cini asla müslüman ve inanan cinler değildir. İnanan cinler insanlarla asla irtibat kurmazlar. Ve kurmamalıdırlar. Hal böyle olunca cincilerin cini asla hastanın cininin ismini verme, onu hapsettirme ve yaktırma gibi bir davranışta bulunmaz. Gerçekte zarar verme ve yakma işlemi böyle olmaz. Bu bir uydurmadır. Evet bir konuda bir hastanıza sıkıntı veren cine yönelik Allahtan yardım dilenir ve azap edici dualar edilir bunun sonucunda o cin zarar görür ve hatta yanabilir. İlla ismini öğrenmek diye bir şey yoktur. Mesela çocuğu olmayan bir kadının hamile olmasını engelleyen cine yönelik edilen dualar o cini kastettiğiniz için ona zarar verecektir. İnsanlar yazıya, şekle, üfürmeye gerek duymaksızın sadece edilen dualarla muradına erer. Bir duanın sonucunu hemen beklemeyin, hemen olan şeyler mucizedir. İnsanlar sürekli Allah’tan mucize bekliyorlar. Allah adete uygun, zamanla yavaş yavaş isteğini gerçekleştirir. Yani duanız kabul edilmedi zannetmeyin. Zamanla sizinle uğraşan cin yorulacak, bıkacak ve edilen dualardan zarar görecek ve zayıflayacaktır. Sonunda sizi mutlaka terkeder veya Allahtan ona bir zarar isabet eder de siz kurtulursunuz.
•Allah insanlara hemen azap etmediği gibi cinlere de hemen azap etmez. İnsan ne zaman ki Allah’tan yardım dilemeye başlarsa cinler bu dua dalgasından etkilenirler.
•Bir cini hapsetmek nedir. Cizgi filimlerde şişeden cin çıkar, Alaattinin sihirli lambasından cin çıkar ve istekleri yerine getirir. Çok önceleri bazı peygamberler ve Süleyman dönemindeki bazı alimlerin hapsettikleri söylenir. Hapsedilecek cinin olduğu yerde bir şise alınır. Şişenin ağız kısmı yuvarlak çizilerek ve ovularak(Parmağınla şişenin ağız kısmında daire çizerek cine yönelik dualar edilir. Aynı şekilde şişenin dibine de yuvarlak çizilerek ve parmakla ovularak dualar edilir.) Dualar Allah’ım zarar verini hapset, bizi ondan kurtar gibi her türlü dualar edilebilir. Mutlaka dualar, doğru, mantıklı, amaca yönelik olmalıdır. Çoğu dua ve istek Allah’a saçma gelmektedir. Durduk yerde hapsetme olmaz. Şişeden çıkamaması için dualar edilir. Bu bir hapis şeklidir, yani cin şişeye hapsedilir. Şişenin ağzı kapatılır. Ya duada çıkacagı zaman belirtilir ya da şişe kırılırsa özgür kalır. Böyle bir şeyin doğruluğu olabilir. Çünkü işin içinde Allaha edilen dualar vardır. Ama böyle şeyleri tavsiye etmeyiz. Siz Allahtan dileyin Allah o cini bildiği gibi yapsın.
•Şahit olduğum bir örenk vereyim. Evli bir çift, beş yıldır çocuğu olmadığından bir cinci hocaya gitmişlerdi. Cinler ilk bir ay güzel cinsel birliktelikler yaşatmıştır. Sürekli cinsel açlıklar çekmişlerdir. Çok zevkli birliktelikler yaşamışlar ve cinselliğin doruk noktalarını görmüşlerdi. Ama yinede rahimdeki cinler çocuk olmasını engellediler. Cinler hiçbir zaman insana iyilik etmezler üstelik bir insan doğumu söz konusuysa bunu hiç yapmazlar. Hatta durumu engellemek için birliktelik yaparlar. Neyse zamanla bu cinci hocaya gitmenin sonuçlarını inceledim. Birkaç defa eşini tanımadığı, yatagında yabancı gibi gördüğü, farklı ve kötü bir surette gördüğü bununla beraber korkarak çığlık attığı anlar gözlenmiştir. Cinler kendilerine sürekli yönelmeyen ve ibadet etmeyene zulmeder. Önce aldatır sonra zulmeder.
•Cinler eşinizin ailesine karşı sizi kışkırtır. Kınar ve aşağılayıcı sözler söyler ve böylece eşinizle sizin aranızı açmaya çalışır.
•Cinlerin işleri acildir. Yani acelecidir. Doğru ve iyi olan bir şeyi yapmak için aceleciliği kullanarak bozmak ister. Aceleciliğin temeli şeytanın içte oluşturduğu ‘vaktim yok, hemen yapmalıyım.’ gibi dayatmalarıdır.
•Cinlerin büyüklük duyguları aşırı gelişmiştir. Büyüklüğünü inandırmaya lanse etmeye çalışır. Başkalarını kınar.
•Bir de insanları ölüme ittiren zalim cinler vardır. Bir tren istasyonunda bir kadının tren gelirken kadını raylara ittiren cini gördüm. Googleye Tren istasyonunda raylara bayılıp düşen kadın yazın görürsünüz. Bunlar sınırsız zalimlik ederler. Hiçbirşeye inanmazlar ve hesap gününü reddederler. Bunlar insanların duygusuz azılı katilleri gibi cinlerin en azgınlarıdır. Tanrı, onlardan habersiz mi sanıyorlar. Allah onlardan haberdar ve dilerse hepsini mahveder. İnsanlara direkt zarar verenler taşkınlık ettiler, onlara Tanrı’nın azabı hak oldu.
•Vücutta yara, darbe, iz, ameliyat, büyük ve ağır kazalar, beyin darbeleri, uzuv kayıpları gibi durumlarda şeytani cinler o insana gelir ve bedene musallat olur.
•Bazı cerrahi ameliyatlarda ve beyin ameliyatlarında insanın farklı bir lisanda konuştuğu, anlamsız şeyler söylediği görülmektedir. Bunlar tamamen cinlerdendir.
•Allah’tan sürekli istemek (namazı devamlı kılmak) kişisel gelişiminizle beraber size çok şey kazandıracaktır. Öncelikle cinlerin etkinliğini tamamen kırmaktadır.
•Ruh ve sinir hastalıkları hastanelerinde hasta insanlar cinler tarafından eziyet görmektedirler. Cinlerin etkisiyle halisilasyon gören insanlarla uğraşma nedenleri genelde hep aynìdır. Doğru yoldan saptıramadıkları insanlara da musallat olmaktadırlar. Genelde temiz bir davada olan insanlar cinlerin etkisinde kalmaktadır.
•Yemek yerken aşırı lezzet almak, cinsel ilişkide aşırı zevk almak, aşırı yeme isteği cinlerdendir.
•Şeytani cinler insana geldiğinde görülen bazı durumlar.: İnsan, derisinin üzerinde olumsuz bir enerji hisseder. Tüm deri üzerinde elektromanyetik olumsuz bir enerji hissedilir. Cinler insanda olduğu zaman derin nefes verir. Derin nefesin vermenin ortaya çıkışı olumsuz düşüncelerin sürekli zihinden geçmesi olarak tespit edilmiştir. Yani sürekli cinin zihinde konuşması yani sürekli ve etkili vesvese hali. Doğru olamayan düşüncenin telkin edilmesiyle kendi kendine oluşan esneme hali, Göğüste kalp yakınlarında sızıya yakın hafîf bir şey hissetme, Koku almada artış hatta suyun kokusundan rahatsız olma. Sürekli yatma ve dinlenme isteği, ayaklarını uzatarak yatma hali tüm bunlar cinlerden kaynaklıdır.
•Cinlerin vesveseleri ve güçlü telkinleri sonucu gözleri açılan (Arasıra gözlerini faltaşı gibi veya biraz açan ) ani tepki verme, kızma ve bağırma halleri görülür. Cinlerin kışkırtmaları sonucu kızdığı kimseye hemen yerden bir taş veya terlik alıp atan. Zarar verme niyetiyle hiç düşünmeden saldırganlaşan insanlar tamamen cinlerin etkisindedir. Ailesine çocuğuna ani tepki ile zarar veren insanların kontrolsüzlüğü ve öfke nöbetleri cinlerdendir. Öfke kontrolü yapamayan insanlar cinlerin denetimindedir. Eşi ve çocuğu kendisine dokunduğunda sinirlenen, sarılmaya kızan insanlar cinlerin etkisindedir. Konuşmaya sese ve yükses sese öfkelenen, konuşmaktan yorulan ve cevap vermeye zorlanan insanlar cinlerin etkisi altındadır. Tüm bunlar her insanda bulunan ve görülen şeylerdir. Cünkü cinler her zaman insanlarla beraberdir.
•Ardını kesmeden çala kaşık yemek yemek, ardını kesmeden büyük yudumlarla su içmek, şekerli şeyler yemek, hep aynı yeme alışkanlıklarına sahip olmak şeytani cinlerin etkisiyledir.
•Normal yaşamını devam ettiremeyenler.farklı bir psikolojiye bürünmüş olanlar, sıkıntılı ve uç süreçler yaşayanlar cinlerin etkisi altında bir hayat sürdürmektedirler.
•Aşırı kıskançlık, saplantı haline gelmiş düşünceler, gerçek olmamış şeyleri olmuş gibi inanmak şeytani cinlerin ürettikleri ve inandırdıkları yalanlardır.
•İnsanlar cinleri kontrol edemezler. Emri altına alamazlar. Bu batıl bir inançtır. İnanan cinler Süleymana boyun eğmişler ve kendi istekleriyle onun yolunda gitmişlerdir. Süleyman da cinleri emri altına almamıştır. İnsanların cinlere hükmetme ve emri altına alma yönetme saplantısı ve isteği tamamen saçma bir düşüncedir. İnsanlar cinlere hükmedemez ler, onları yönetemezler, tam tersi cinler insana hükmeder, yaratılışları gereği bu mümkündür. İnsanlar ancak Allah'a sığınınca ve doğru bir yola girdiklerinde onların etkilerinden kurtulurlar.
•Cinleri şekil olarak görmekten çok düşünsel olarak görmekteyiz. Olumsuz düşüncelerimizden yıkıcı tavırlarımızdan onların varlığını hissetmekteyiz.
•İnsan tanrıya yöneldiğinde iyi düşünceler üreten ve insana doğru yol gösteren bir melek insana gelir. Tanrı melekler vasıtasıyla insana hükmeder. böylece cinlerin yönetimini devirir. İnsan Allah’a sığındığında iyi düşüncelerin üretildiği melekler bedende egemen olur. Cinler bedeni terkederler.
•İç sıkılması, kötü bir şey olacakmış hissi, evinin ve odanın kendisine dar gelmesi, elbisenin dahi sıkıntı vermesi, sebepsiz ve anlamsız üzüntü, nedensiz korku hali cinlerden kaynaklıdır.
•Hz.süleymanın durumu büyücüler ve cinciler gibi değildir.. Süleyman küfüre düşmedi. Hiçbir cinden ve şeytandan yardım almadı. Cinlerle işbirliği yapıp cinlere hükmetmedi. Allah'tan başka kimseden istemedi ve başka kimseye ibadet etmedi. O Allah’a sığındı ve doğru yolda durdu. Bunun üzerine cinler tanrıya bağlı olmuş yeryüzü egemenine saptıramayınca boyun eğmek zorunda kaldılar. Özellikle inanan cinler Süleymanın yoluna uydular ve ona destek oldular.
•Eski bazı Afrika kabilelerinde şeytana tapınma ifadeleri bilinmektedir. Gerçekte şeytani cinlerden medet uman bu yerel kabileler kötü sonlarla karşılaşmışlardır. Mesela bir kabilede ‘Ey uğuk buraların sahibi, bize zarar verme, bizi koru gibi ibadet edici söylemler ve kurban kesmeler gözlenmiştir. Belli zamanlarda kurban kesmeler tapınma ayinleri gözlenmiştir. Şeytani cinlere ibadet edenler ve onlardan korkanlar, onlardan yardım dileyenler küfre düşmüştür. Ve daima kaybederler.
•Et kokusu ve et bulaşığı, haşlanmış tavuk kokusu; kemik, tezek,çitos kokusu, kokulu kuruyemişler şeytanların beslenmede öncelikli hoşlarına giden şeyler olduğundan kesinlikle dikkat edilmelidir. Şeytanlar kokuyla beslenmektedirler. Bu tür şeyleri yedikten sonra ağız el ve yüz temizliği çok önemlidir. Kokular giderilmiş olarak temizlenme gerçekleştirilmelidir. Aksi taktirde şeytani cinler etrafınızda gezecektir. Onlar etrafınızda olduklarında mutlaka onlardan zarar görürsünüz.
•Allah erkek ile dişi arasına bir bağ koydu. Bu bağ sevgi ve şevkatti. Allah insan türünü iki cins kıldı. Birbirlerine yardımcı ve arkadaş olsunlar diye iki cins yaptı. Aralarına sevgi merhamet ve şefkat koydu. Erkek ile dişiler avret yerlerini açmamasını öğütledi çünkü bu insanlık için çok önemliydi. Şeytani cinler erkek ile dişi arasındaki bu güçlü bağı yıkmak için zinayı kullandı.
•Geçici heveslere aldanmak, arzularını tatmin etmek için helal olmayan uygunsuz yolları seçmek şeytani cinlerdendir. Şeytani cinler hevesleri tatmin ettirmek için dayatır. Nereye kadar bu hevesleri tatmin etmek. Artan hevesler için kötü yollara başvuru elbetteki olacaktır. Hevesi tatmin etme süreklileşeceği gibi hevesin kaliteside sürekli artacak ve hemcinsle ilişkiler, çocuk ve yaşlılarla beraber olma istekleri kısacası her türlü sapıklık gözlenecek ve insanlığı bozacak kötü bir sona doğru gidilecekti. İnsan sadece arzularına dur diyemediğinden kaybeder. Heveslere dur diyebilmek heveslerin ardından gitmekten çok daha kolay ve iyi olanıdır.
•İfrit: cinlerin akıllı, tecrubeli, bilgili ve güçlü olanlarıdır. Yaratılışları gereği birtakım kabiliyetleri vardır. Kötülükte ileri gitmiş olandır.Israrcı, şiddetçi ve etkili bozguncudur. İmanı güçlü olmayan mutlaka onun etkisinde kalır. Bazen ifritler insana güçlü bir şekilde gelirler. insanı kışkırtırlar, onu fark edince kadar ona uyarsanız. ama onu fark ettiniz anda onun gücü ve etkinliği azalmaya başlar. Olumsuz tavırları ve düşünceleri farkettiğiniz anda ifriti görmüş olmaktasınız.
•Hipnozdaki uyuma hali, uyurgezerlik, realkarnasyon ve deliliğin kaynağı şeytani cinlerdendir.
•Cinler sürekli tekrar ederek kötülüge yönlendirmede başarılı olmaktadırlar.
•Kontrolsüz olmak, kontrolsüz beslenmek tamamen cinlerdendir. Beslenme alışkanlıklarınızı kontrol edin ýeni teknikler ve yöntemler belirleyin. Midenizi tıka basa doldurmayın, kaliteli yaşam için dengeli beslenin.
•Şeytan insanı en yakınlarına karşı kışkırtır.Şeytan baba ya der ki: ‘Çocuğun söz dinlemiyor ilerde seni hiç dinlemez.’Anaya der ki: ‘Sen’de kazanıyorsun. Kocana itaat etme.’der Evlada der ki: ‘Babam her şeyi bilmiyor. Sözünü dinleme ve inatçı ol.’. Şeytani cinler daima bozguncu oldu. Ve buna en yakınlarınızdan başladı.
•Kadına der ki: Açık giyin. Vücudunu belli et. Dikkatleri çek. Azdır ve yoldan çıkart. Zinaya teşvik etti. İnsanlığı bozmak istedi.
•Şeytani cinler kaynanaya der ki: ‘Oğlun karısını senden çok seviyor. Hep onunla’. Geline de der ki ‘Şu kadın bir olmasaydı.’ Mutluluğumu engelliyor. Ailenize, çevrenizdekilere karşı olumsuz fikir beyan ederler. Şeytani cinlerin temel amacı Sevgiyi, kardeşliği ve paylaşmayı yıkmak istemektedirler.
•Şeytani cinler işçiye der ki: ‘Şu adam seni işinden edecek, onu kötüle, ayağını kaydır.’
•‘Şu adamdaki zenginliğe bak. Bolluk içinde diye özendirir.’‘Senin de olsun. Sen de rahat et.’der. Ardından kötü yolları tavsiye eder. Dünya sefası için ruhunu şeytana satan insanlığa zarar verir. İblis ve ona uyan cinler kazanmak ve sahip olmak için savaş istedi.
•Şeytani cinler insanları günaha yönlendirir, ardından da çok günah işledin. Senin attığın her adımın, aldığın her nefesin günah diyerek Allah’a yönelmenizi engellemek ve ondan ümitsizliğe düşürmek ister.
· Allah’a yönelmek isteyen cahili yozlaştırır. Yalnızlığa, mantıksızlığa sevk ederdi. Hiçbirşey bilmeyerek ibadet etmeye kalkanlar sapıtırlar.
•Önceki bilgili ve güçlü tür, sonradan yaratılan mazluma şiddet uyguladı. Ve önceden yaradılan sonradan yaradılanı yemeye başladı. Saltanatını ve nimetleri kaybetme korkusuyla sonradan yaratılan iyi görülmezdi.. Bütün hayvanlarda düşmanlıklar vardır. Kedi sonradan yaratıldığı için köpek ona düşmanlık etti ve saldırdı. İnsan da cinlerden sonra yaratıldı. Cinler insanı begenmedi, kibirlendi, insana kötülük etti ve saldırdı. Adem ve soyu mazlum oldu ve tanrı ona sahip çıktı. Ve Allah Adem’in soyuna şefkatli oldu.
•Süleyman döneminde, persler döneminde, zerdüştlük döneminde, babil döneminde, cinlerle ilgili bilgiler iyice ortaya çıkmış din ve dinsizlik kültürü çok ilerlemişti. İnsanların çoğu tercihini dünyadan yana yaptıklarından iblisle işbirliği yapılıyordu. Kötü dönemler yaşandı. Ve Allah çeşitli dönemlerde tarihe müdahale etmiştir. İnananları yok etmeye çalışan inançsız kavimler tanrının öfkesiyle doğal afetlere uğramışlardır. Küresel düzenin bozulmasında iblis’in cinlerinin büyük etkisi olmuştur. Dünya tarihinde çok çeşitli dönemler benzer tekerrürlerle doludur. Sonuçta şeytani cinler Allah karşı yenik düşmüştür.
•Cennette sürekli kötülüğü telkin eden cinler olmayacağından sürekli meleklerin iyi etkisiyle güzel bir yaşantı görülecek. Kimseye olumsuz düşünce beslenmez kimsenin eşine kötü niyetle bakılmaz. Cennetin kendi ekseni etrafında dönüş hızı çok yavaş neredeyse hareketsiz gibidir. Dolu dolu ve uzun yaşam, sürekli devam eden şimdiki zaman vardır. Yaşlanmanın olmadığı zevk ve eğlencenin olduğu müthiş bir küre göreceğiz.
#################
# Otomatik Birlestirme #
#################
CİN-EGO-ŞEYTAN
İnsanoğlu cinleri tanıdığında, onların ne olduklarını bildiğinde cinlerin hiç de korkulacak varlıklar olmadığını görecektir. İnsanın cinlerden korunmasının tek yolu onların ne olduklarının bilinmesidir. Cinleri bilmek cinlerin tüm gücünü kırmaktadır. Çünkü insan onlara karşı ne yapacağını kesinlikle bilir.
Cinleri bilmek için temel gerçekleri bilmemiz gereklidir. Kısaca bunlara değineceğiz.
Cinlerin bilgesi İblis, Adem’i görünce doğru yoldan ayrıldı. Muhalif olmanın sonucudur batıla düşmek. Ruhu üflenmiş hareket eden iki ayaklı Adem’i görünce saptırmaya yöneldi. Allah bu canlıyı yarattığından ona sahip çıkmak zorundaydı. İnsan çaresiz, bilgisiz ve hiçbir şeydi. İblis ona kötülük edip, öldürtüp, yaşamlarını bozmaya başlayınca Allah sahip çıkacaktı. Çünkü iki ayaklı dik durabilen basit canlıyı Allah yaratmıştı. İblis, yaratma kudretine sahip bir Tanrı varken Allah’ın kararına neden muhalif olmuştu. İşte bu iblis’in içinde bulunduğu psikolojik durumunun, yaptıklarının ve kibrinin bir sonucuydu.
Tanrı, yeryüzünü ve İblis’i yaratmıştı. İblis cinlerin bilgili ve kabiliyetlisiydi, İblis kötücül gücüyle egemenlik kurmuştu. İblis’in maddeyi etkileme ve dünyayı yönetme kudreti vardı. Yalan ve batıl ile olsa da kendine taraftar buluyordu. İblis tehlikeli bir düşmandı. Ama onu yok eden basit şey doğruydu. Gerçekler İblis’e zarar veriyordu. Yanlış bir algı yarattı ve zanlarla insanın ayağını kaydırmaya çalıştı. İblis yalanlar ile ve geçici dünya hevesleriyle aldatıyordu. Yeryüzünde tüm yaşamları etkileyebiliyordu. Yöneticilere gidip güçlü olanları dünya ile aldatırdı. Savaşlar ve zulümler hiç eksik olmadı
İnsanoğlu düşmanını tanımaz ise çaresiz bir ava dönüşür. Düşmanınızı bilirseniz özelliklerini, silahlarını ve yöntemlerini bilirsiniz. Zaaflarını bilirsiniz. Düşmana karşı önlem alırsınız. İşte İblis ve cinleri kendisi hakkında bilgi edinilmesini ve fark edilmeyi hiç istemez. Kendini mümkün olduğunca gizler. Zaten insanların çoğu onu fark etmiyor. İnsan kendi kendini yargılıyor, suçluyor, günahkar hissediyor, güveni engelliyor sonunda pişman oluyor. Cinler insanlar tarafından fark edilmeyi hiç istemez. Çünkü insanlar tarafından reddedileceğini bilir. Çünkü iblis batıl ve kötü yolu seçmiştir.
İblis’in hangi fikri adil, doğru ve iyidir ki. İblis bu üçünden (doğruluk, adalet ve iyilikten) nefret eder. Barış ve birlik en nefret ettiği şeydir. İblis bir doğruya çok yalan katar, konuyu evirir çevirir başka bir alana yönlendirir. Birkaç sefer size yardımcı olur kendine güveni sağlattı mı sizi kullanır. Sizi kendine bağlar sonrada sizi mahvedene dek uğraşır. En sonunda sizi bir akıl karmaşasına sokar. Her şey arap saçına döner. Bir de bakmışınız ki kendinizi suçluyorsunuz. Beklide intahara kadar gider bu durum.
Bazı ilhamların kaynağı iblis iken bazı ilhamların kaynağı meleklerdir. İblis kötü sonuçlar için melekler iyi sonuçlar için ilham ederler. İnsan hangi yolu tuttuysa ona uyar.
Cinler her insanı durumuna göre zorlar. Çok dindar inançlı insanda abdest almada zorluk ve namaz kılmakta zorluk verir. Bazı insanlarda iş yapmak dahi istetmez. Kimilerine tembellik kimilerine rehavet verir. Korkmayın tüm bunların olması normaldir. Cinler insan bedenine bağlı ve sona kadar mühlet verilen bir varlıktır. Bizimle ölene dek uğraşırlar. Peygamber kıv***** da gelseniz mutlaka uğraşacak şeyleri vardır. Elbette bu adam öldürme ve zina gibi büyük günahlar olamasa da küçük nedenler bulabilirler.
Cinler abdesti çabukça uygun olmayarak aldırabilir. Bazı uzuvları yıkamama veya bazı uzuvlarda temiz olmadığı hissi vererek tekrar tekrar yıkattırabilir.
Namazda tanrıya odaklanamama veya farkındalığın kaybolması, dikkat bozukluğu cinlerdendir.
İnanan cinler şiddeti ve kötülüğü tercih etmediğinden inançsız cinlerin egemenliği altında ezilmişlerdir. İnançsız cinlerin babası iblistir. İnançsız cinler cinlerin yüzde doksanbirini oluştururlar.inanan cinler çok azdır. Cinlerde inanan ile inanmayanı ayıran tek özellik insana düşman olup olmamasından anlaşılır. İnsanı seven cinler çok azdır ve bunlar inanan kesimi oluştururlar. İblisin tayfası kötülük ve şiddet üzerinden dünyadaki her şeye sahip olduklarından ve azgınlıklarından dolayı egemen olmuşlardır. İnsan üzerinden beslenenler kötülüğü yol edinmiştir.
Cinlerin yaptığı en iyi şey kendisinin siz olduğuna ikna etmektir. Ben der ve insan adına konuşur. Düşüncelerini sizin düşünceleriniz gibi konuşuyor. Bunlar daha çok hislerden oluşuyor. İnsanı yönlendirir ve yönetmek ister. Kontrollü olmalısınız. Bazı yöntem ve kurallar ile kendimi kontrol edeceğim ve her söylediğine uymayacağım. Düşüncelerimi kontrol edeceğim deyin.
Cininiz en kötü özgüven sihirbazıdır. Sizin yerinizi alması yaptığı en büyük düzmecesidir. Düşüncelerini sizin düşünceleriniz gibi gösteriyor. Duygular üretiyor ve gerçek duygularınız gibi hissettiriyor. Ruhunuz da kendinizin o olduğunu sanıyor. Bilakis hızlı kalp atımıyla o korkuyu hissediyorsunuz. Egolarına yani kendi şeytanına uyan insanlar yalan söylerler, hile yaparlar ve sınır tanımazlar. Çünkü şeytanın hedeflettiği dünya nimetlerini ve dünyayı seçmiştir. Bu nedenle cine uyarak her olumsuzluğu yapmaktadır. Bilirsiniz ki inanmak ve inanmamak dünya ve ahret seçiminizde yatar. Dünyayı seçmiş iseniz bu yaşamda isteklerinize ulaşmak için her şeyi yaparsınız. Bu durum şeytanınızla uymayı gerektirir. Ama ahreti seçmiş iseniz ahret için çalışırsınız bu da dünya nimetlerini elde etmek için kötülüklere bulaşmanızı engeller. Aslında bu durum şeytanınıza uymamayı sağlayacaktır.
İnsanlar egoyu(şeytanı)(cinini) bilemezler, aradaki farkı göremezler. Kendim dedikleri şeytan ile ruhunu ayıramazlar. Mahkum olduklarını bilmezler, bu durumu asla anlayamazlar. Felsefedeki ego dini anlamda şeytandır. Ve kimse şeytanın zeki olduğunu anlamaz. Şeytanın geri planda büyük bir hedefi vardır. Küçük davranış ve seçimlerle sizi o büyük hedefe götürmeye çalışır. Amacı size kötülük etmektir. Sizin hayatınızın kötü bir sonuçla ve kaybeden olarak hayatınızı sonlandırmayı ister. Bu nedenle çalar, öldürür, zina eder vs tüm günahları işletebilir.
İçinizdeki ses ve duygular size ne söylerse söylesin dış düşman diye bir şey yoktur. Düşman ve tehlike algısı cininizin yansıtmasıdır. Bu açıdan bakarsak dışarıdaki tüm düşmanları aslında kendimiz yaratmışızdır. En büyük düşman algılamanız, cehaletinizdir bu da sizin şeytanınızdır.
İnsanla beraber yaşayan cin(şeytan) aynı bedende birbirine girişiktir. Birlikte yaşarız, bize yakındır. Faydasından çok zararı vardır. Varlığı kaçınılmaz bir gereksinimdir. Tanrıyı ve doğruyu görmekte mutlak gerekliliktir. Yanlışa sevk eder ki insan doğruları görüp tercih edebilsin. İnananlar için şeytani cinler bulunmaz nimettir.
Cinlerden korunmak için en etkili yöntem dua etmektir. Sadece dua okumanız korunma için yeterli olmaktadır. Cinler madde olmadıklarından daha çok mana etkileri olduğundan etkilerinden kurtulmanın tek yöntemi dua etmektir. İkinci olarak cinlerin telkin ettikleri düşünce ve duygularla çarpışmaktır. Örneğin asansörde kalan bir insana hemen asansör düşerse, ölürsen, başına kötü bir şey gelecek gibi telkinlerde bulunur. Sakin olun bu düşüncelere prim vermeyin, bir şey olmaz, asansör güvenli, şimdi çalıştırırlar, Allah’a inanıyorum ve ölümden korkmuyorum gibi benzer söylemlerle cini etkisiz hale getirebilirsiniz. Ardından Allah’ım sana sığınıyorum gibi Nas suresi içerikli birtakım dualar etmeniz de yeterlidir. Sorunu kendiliğinizden aşmış olacaksınızdır. Her insanın bedene bağlı ve bedenle yaşayan kendi cini(şeytanı) vardır. Bu tür kriz ve tehlikeye yakın durumlarda korku, heyecan, panik gibi durumlara düşürürler. Bunlarla baş etmek inanca dayalı düşüncelerle olur. Bu tür kriz durumlarında cinin etkisinde kalan inancı zayıf korkan panikleyen ve sonunda mantıksız davranışlarla kötü sonuca gidenler tanrıya güvenmemenin verdiği etkiyle kaybederler.
Sadece dua etmek etkili olmayabilir. Yani duayı destekleyici olumlu düşünceler de geliştirmeniz gerekmektedir. Şu kesindir ki olumsuz düşüncelerin hepsi cinlerdendir. Olumsuz düşünceleri olumlu hale getirin. Bu düşüncelerin kaynağının cinden olduğunu bilmek sorunun büyük çoğunluğunu da çözmek demektir. Ayrıca dualarınız ve surelerinizi kendi lisanınızda yapmalısınız. Yoksa bir etkisi olmayacaktır. Dualar sizde düşünsel olarak mana olarak iç aleminizde birtakım kuvvetleri doğurmaktadır. Bunlara tanrı kaynaklı meleki kuvvetler diyebiliriz. Aslında bunlar şeytanın aksine olumlu düşünceler üretir ve stresi bertaraf eder. Bu nedenledir ki ‘Cinlerden insanların rabbine sığınıyorum.’ İçerikli nas suresi bize bir şeyler kazandıracaktır.
Cinlere(şeytani cinlere) karşı korunmak için Nas, Felak, Ayetel kürsi, Muavezeteyn gibi sureler okuruz. Ancak şunu bilmelisiniz ki kendi lisanınızda anlamını bilmeden okuduğunuz dualar size bir şey kazandırmıyor. Arapça dua ve sure okumak yerine Türkçe okuyunuz. Çünkü okuduklarınızı anlamsal olarak yaşamayıp hissedemediğinizden duaların gücünü alamıyorsunuz. Anlamadığınız dualar şeytanı bertaraf etmiyor. Bu sureleri kendi lisanınızda okurken birtakım Allah’a sığınma ve güvenme duaları da edebilirsiniz. Sıkıntılarınızdan kurtulmak için yardım ve dualarınız mutlaka cinlere zarar vermektedir.
Duaya yakın, cinlerden korunmak için başka yöntemler de vardır. Su veya toprak ile yıkanmanız evet şaşırmayın toprak ile yıkanıp toprağa yatmak ta bedendeki cini etkisiz kılmaktadır.
Aşırı korku ve şiddetli öfke gibi durumlarda neredeyse bedene tam hakimiyet kurmuş olan cinin etkisini zayıflatmak için oturmak veya sırt üstü yere yatmak, derin nefes alıp vermek cini beklemede bıraktığınız için gücünü zayıflatacaktır. Yoksa o sizi şiddete ve büyük hatalara götürecektir.
Pek çok insan cinlerden korkar. Sanki karşısına birden çıkacak sanır. Zarar verecek sanır. Halbuki insan bu durumdan daha kötü durumları yaşamaktadırlar, günahlara düşüp türlü hatalar yapmaktadır ancak bunun da farkında değildirler. Cinler sizinle beraber yaşamaktadırlar ve Şeytani cinler düşüncelerinizdedir. Düşüncelerinizi dinleyin, kontrol edin olumsuzları ayırın ve reddedin.
Cinler insanı korkutmaktan ve kafa bulandırıcı saçma fikirlerden hoşlanırlar.
Cinler kendilerinden korkmayandan korkarlar. Cinlerin varlığına inanıyorsunuz da Allah’ın varlığına neden inanmıyorsunuz. Cinlerden korkuyorsunuz da Allah’tan neden korkmuyorsunuz.
Bu dünyaya aldanmayan, ölümden korkmayan ve Allah’tan korkan bir insan cinlerin çekindiği ve korktuğu insan tipleridir. Bu tipleri çevremizde görmek zordur ama bazı yaşlı insanların ölüm korkusunu yenerek bu tiplere uyduklarını söyleyebiliriz.
Cinler eşini kaybetmiş yalnız yaşayan yaşlı kadınları korkutmaktan zevk alır. Ama korkutmalarının hiçbirisi gerçek çıkmaz ve asılsızdır. Aslında birtakım telkinlerle insanı huzursuz ve rahatsız etmeyi amaçlamaktadır.
Cinlerle mücadele daha çok mana aleminde yani iç alemimizde olmaktadır. Aslında davranışlarımızın da kökeni önce düşünsel faaliyetlerdir. Aslında iç alemimizi yönetme ve yönlendirme konusunda bizim hiçbir kudretimiz yoktur. Yani ruhumuz sadece verilenleri alır ve yaşar. Bu nedenle cinler bize söyledikleri şeyler ve hisler ile bizleri yönlendirmektedir. Biz bu duruma hiçbir müdahale edemeyiz. Veya cinleri yenme ve etkisiz kılma gibi kendi ruhumuzdan çıkan düşünceler yoktur. Böyle bir gücümüz yoktur. Ruh sadece olanları yaşar. Yani insan cinden gelenleri fark edip Allahtan dileyince veya mevcut ortamdaki yanlışları fark edip reddettiğinde yani beğenmediğinde otomatik olarak tanrısal kuvvetler devreye girmektedir. Yani o kirli ve olumsuz düşünceleri bertaraf eden meleksel kuvvetlerdir. Kendi ruhumuz cinleri alt edemez. Biz ancak şunu yaparız. Mevcut sorunu ve olumsuzlukları fark edip bu durumdan hoşlanmadığımızı bilmemiz ve bildirmemiz yeterlidir. Bu durumda melekler devreye girer ve bu olumsuz duygularla çatışarak yok etmektedir. İnsanı boş bir odaya benzetin. Birisi odaya giriyor bir şeyler söylüyor. Siz seçim yapıyorsunuz. Diğeri giriyor başka bir şey söylüyor. Seçiminize göre giren kalmaya devam ediyor. Yani şeytanın telkinleri hoşunuza giden bir şey veya hedef ise ona uyarsınız. Ve o şeytan odada kalmaya devam eder. Ama siz şeytanın fikrini ve dünyalık amaçlarını reddederseniz bu sefer odaya başka biri olan tanrısal bir melek girer. Ve olumlu düşünceler geliştirerek şeytanı odadan sürer. Yani gönderir.
Şeytaniyyet; olumsuz düşünce, yıkıcı etki, saldırgan, suçlayıcı, zarar veren, ayrıştıran, arzulara düşkün, dünya nimetlerine saplanmış. Yalancı, hilebaz, kirli planlar kuran, menfaatçi, cimri, aceleci, öfkeli ve azgındır.
İblisin tahtı vardır. Bir hükümeti bakanlıkları, amirleri çalışanları ve işçileri vardır. Amaçları kötülüktür. Ademoğlunu yoldan saptırmak ve yok etmeyi amaçlamıştır. Hünerli olanlar ve kötülükte ileri gidenler kıdemlidir. Bunlara halk dilinde ‘ifrit’ denir. Bir insanın cini insanı yenemeyince durum merkeze bildirilir veya merkez durumu fark eder. Merkezden onbinlerce uzmandan bir uzman gelir. Ve beden cinine destek verir. İnsanı saptırmaya çalışır.
Cinler çok çeşitlidir. Dünya nimetlerinin ve zevklerinin sahipçisi cinler vardır. Mesela ‘kadın ve cinsellik cinleri’, ‘kazanç ve mal cinleri’, ‘yeme ve içme cinleri’ gibi sayabiliriz. Bu bakanlıkların liderleri direkt iblise bağlıdır. Erkek cinler dişilere, dişi cinler erkeklere gelir.Azdırır ve sapkın düşüncelere sokar. Bedeni cinsel yönden uyarır. Bedenin tüm faaliyetlerini etkileyebilirler. İşe telkinlerle başlar ve insanı dilediği noktaya getirir.
Şeytan kelimesi iblis için kullanılmıştır. İblis cinlerin büyük bir kısmının lideridir. Şeytan kelimesi sadece yoldan sapmış cini nitelemez. Aynı zamanda insanı da niteler. ‘biz insan ve cin şeytanlarını peygamberlere düşman yarattık.’ Ayetleri delil olmaktadır. Yani şeytan kelimesi Kuran’da kötü yolu tutmuş anlamı içeren geniş bir anlamdır. Kötü yolu tutmuş insanlar, cinler, hayvanlar da bu şeytani guruba girmektedir.
Cinlerin hepsine kötü diyemeyeceğimizden dolayı biz şeytani cinler diyeceğiz. Ama insanlar bu sefer rahmani cinleri dost adlettiğinden cinleri genel bir isimde kötü olarak kullanacağız. Nitekim büyücüler de cinci hocalar da Müslüman ve rahmani cinlerden yardım aldıklarını söyleyerek şeytani cinlerle işbirliği yapmışlardır. Rahmani cinler insanlara yaklaşmazlar. Rahmani olan böyle anlaşılır. Her hangi bir insana cin arkadaşlık etmiş ise o şeytanidir. Rahmaniler insanladan uzak ıssız yerlerde yaşarlar. İnsanların yaşamlarına karışmamayı yol edinmiş olan cinler Allah yolundaki cinlerdir. Bu nedenle günümüzde rahmani cinlerle hayırlı ve faydalı büyüler yapılıyor ve şifalar veriliyor imajını verenler büyük bir günahın içindedirler.
En etkili duayı cinci hocalar, normal hocalar ve medyumlar yapamaz. En etkili duayı kişinin kendisi yapar. Sıkıntısından kurtulmak isteyenin kendisi ve birinci dereceden yakını en etkili duayı okur. Cincilerin duası kabul da olmaz. Kişi kendisi sıkıntısını en iyi kendisi yaşadığından duası ve ailesinin duası da etkili olur. Yalvara yalvara dua etmek mutlaka başarı getirir.
Cinler kabiliyetlerine göre sınıflara ayrılırlar. Yaradılışlarına göre ast üst ilişkisi vardır. Nasıl insanda bilgili olanlar üst bir göreve gelir bir vali, hakim olursa cinlerde de bilgi ve kabiliyetlerine göre görev alırlar. İblis’in kendisi sadece peygamberlere gitmiştir ve her dönemde insanların kutuplarına uğramıştır. İnsanların durumlarına göre iblisin cinleri görev alırlar.
İblis, dünyayı, kadınları, malları ve dünya zevklerini önererek insanları aldatır. İblis öyle şeyler vaat eder ki hepsi dünyalıktır ve insanı saptırır. Dünyaya sırt çevirmiş olanı aldatamaz ve onda başarılı olamaz.
Cin ben der. Ve insanı kendisi gibi gösterip kendisini hiç fark ettirmez. İnsan kendisi hayatını yaşadığını zanneder halbuki cin hayatı yaşıyordur.
Şeytani cini makul doğrular yıpratır. Kişi hareketlerini yaptıklarını sorgulayıp beğenmemenin sonucunda şeytani cini fark ederse onu kendisinden uzaklaştırmış olur. Şeytani cini fark etmek, onu bilmek onun etkisini yıkmak, ona galip gelmek demektir. Bilinmeyenin bilinmesi, fark edilmesi batıl fikre zarar verir.
İnsanın kendine ait en az bir adet şeytani cini vardır. Bedende birden çok cin olabilir hatta hastalık yapmak için yüzlerce bile. Ama birilerinin olduğu yerde diğerleri pek bulunmaz. Geminin sayılı kaptanı vardır. İnsan bir araç gibidir. Yönetilir ve yönlendirilir. İnsan kimi seçerse şoför o olur. Yani ya şeytani cin, yada melek olacaktır; bu insanın hedeflerine ve hayat felsefesine bağlı olarak harekete geçer.
İnsan öldürmek kolaydır. Şeytan insan öldürmek için fırsat kollar. Telkinlerle silahı ürettiren ve ticaretiyle dünyaya yayan iblistir. İkna etmek, merhametli olmak doğru bir yola girmek yerine öldürmeyi seçenler kötü kazancı seçmiştir. Şeytanın yoluna uyanlar şeytanın halkıdır.
Cinler insan hayatında daima vardır. İnsanlarla beraber yaşaması normal ve rutin durumdur. İnsanların doğruyu ve iyiyi anlamasında mutlak bir gerekliliktir. Cinler kötülüğe teşvik etmekle iyiyi ve doğruyu gösterir.
Oruç, cinlerin beden üzerinde etkinliğini kırmak ve azaltmak için vardır. Çok yiyen insanın üzerindeki rehavet, saldırganlık ve tembellik cinlerdendir. Çağın hastalığı obezite cinlerin işidir. Nimetlere kolay ulaşabilmenin sağladığı ortamda sürekli yeme isteğini kışkırtan cinler tat alma hazzına bağlı insanı kullanır.
Oburluk cinlerin işidir. Obezite cin hastalığıdır. Sinirliliğin baş nedeni çok yemektir. Cinlerin telkinleriyle yanlış alışkanlıklar ve yanlış beslenme ortaya çıkar. Zaman içinde sürekli yeme başlar ve obeziteye kadar gider. Ne için yemek yiyorsunuz. Yemek yemek için mi yaşıyorsunuz yoksa yaşamak için mi yiyorsunuz. Sürekli yeme yerine gerektiği kadar yemeyi alışkanlık etmelisiniz. Bunun için şeytanın telkinleriyle oluşturulmuş kabuller yıkılacak ve alışkanlıklar değiştirilecektir.
Cinleri emri altına alacağını sanmak tamamen aptalcadır. Her durumda binek insandır, şoför cinlerdir. Cinler insanı kullanır. Cinlerle uğraşmak yenmek üstün gelmeyi istemek ve dilediğini yaptırmak düşüncesi yanlış ve batıldır.Cinleri insan değil melekler etkisiz kılmaktadır. Bu da ancak sizin Allah’tan dilemenizle olmaktadır. İnsanın kendisi hiçbir şey yapamaz. İnsan sadece etkileri yaşar. Cinlerden gelen etkilerden memnun değilseniz Allah’a dua edersiniz ve hemen görevlenir bazı melekler ve size yardım etmeye başlar. Zaman içinde cinlerin etkisinden kurtulursunuz. İnsan cinlere karşı sadece Allah’tan yardım dileyebilir. Kendisi bir şey yapamaz. Cinlere üstün gelemez. Dua edince birtakım olumlu meleki düşünceler türemeye başlar. Ve cinlerin telkinleri etkisizleşmeye başlar.
Cinler bara giden bir insana zina yapmak ve öldürmek amaçlı gelirken, namazdaki bir insana namazı bozmak, engellemek amaçlı gelir. Her insanın durumuna göre daima kötülük seçimi vardır. Pozisyonunu ne kadar iyi kategoride tutarsan günahın büyüklüğü ve sıklığı da o oranda değişmektedir. Yaşam tarzınız, alışkanlıklarınız, kabulleriniz sizin kategorinizi belirlemektedir.
Cinlerden korunmanın en etkili yolu sürekli Allah ile buluşmak yani konuşmak yani dua etmekle mümkündür. Buna Müslümanlar namaz demektedir. Namaz gerçekten cinlerin kötülüklerini kırmak adına çok etkili bir ibadettir. Günün belli vakitlerinde sadece Allah’tan yardım dilemek cinleri delirtmektedir. Hatta insandan uzaklaşmasına neden olmaktadır. Çünkü insan kendisine yani cinlere güvenmemektedir. İşlerini Allah’a bırakır ve kötülüklerden sakınır. Namaz kıldığınız ve dua ettiğiniz sürece şeytani cinler sizi aldatamıyor.
Şeytani cinler yani iblisin yardımcıları küresel merkezleri yönetti. Menfaate ve sömürgeciliğe dayalı savaşlar çıkardı. İnancı baltalayan birtakım öğretiler ortaya attı. Bilim ve teknolojiyi bahane ederek imanları çaldı. Yalan bir dünya tarihi yazdırdı. Geçmiş kayıtları ve kütüphaneleri yok etti. Darvinizm bizzat iblis’in ürünüdür. Yönetim şekilleri belirledi. Vesayet rejimi, darbe rejimi, baskı ve şiddet iblisin yöntemleridir. Yönetimlere sıkıca tutundu. İnsanlığı mahvedecek Fransız ihtilali, bilindik topraklara coğrafi kesifler, tanrı için yapıldığı zannedilen haçlı seferleri hep iblisten çıkmıştır. Silah üretimi ve ticareti, petrol hırsı ve açgözlülük hep şeytanın işiydi. Dünyayı ne hale getirdiler ve insanlığa zulmettiler. Her zaferin bir sonucu vardır. Gerçekler fark edilir ve batıl terk edilir. İblis başardığını zannediyor. Hem dünyada hem ahirette cezasını alacaktır.
İnsana düşman ve insanoğlunu yok etmek isteyen iblis çalışmalarında muvaffak olamayacak.
İblis insana direkt zarar verseydi tanrıdan büyük bir bela yani azapla karşılaşırdı. İblis insana direkt şiddet kullanamaz ve onun yolu da bu olamaz. Ancak insanları genelde böyle korkutur. İnsanlar cinlerin kendilerine direkt zarar vereceğini sanır. Bu olay korkutmaktan öteye geçemez. Aslında iblis insanı öfkelendirip, kavgalara sürüklemesi daha korkunç değil midir.İblis insana zaten yapacağını yapıyor. O zaman bu batıl korku cahillikten kaynaklanıyor.
İblis insanı ittirip, kaktırabilir. Birtakım hareketler yaptırabilir ama sizi öldüremez ve size zarar veremez. Bir çeşit yel türü gibi hissedebilirsiniz. El ve ayaklarınızdan bedene girmek istediğinde birtakım istem dışı hareketler yaptırabilir. Sizi dürtebilir, sanki biri dokundu hissine kapılırsınız.
Şeytani cinler, insan ve hayvan atıkları (dışkıları) ile beslenirler.
Esneme olayı cinin ağızdan girme olayıdır. Bir insanın esneyecek başka bir insana yönelik zannıyla doğar. Yani bir cin görevlenmiş olur. Yani şeytanın bir insana telkiniyle ortaya çıkar ve bu telkine hedef olmuş diğer insan esnemeye başlar. Beyaz bir cin ağızdan içeri akarak girer. Allah şeytana böyle bir ortam ve imkan vermiştir. Bu nötr yani olumsuzluk yaratacak bir cindir. Sürekli telkinler verir.
Cenabet olmuş bir insanın sırtına cin atlar ve bedene sırttan giriş yapar. Sırt derisinde ve kıl köklerinde hafif bir şey hissedilir. Bazen üşüme hissiyle sırta gelen titreme ve cenabetlik sonrası titreme cinlerin etkisiyledir. Bu titreme üşüme titremesi değildir.
Cinler insanda etkili olabilmek için bedene girmek zorundadır. Ancak bedenin içinden insana telkin verebilir ve hastalık gibi diğer işleri başarabilirler. Genelde bedenin giriş ve çıkış kapılarını kullanırlar. Cinlere karşı bir örümcek ağı örmek istiyorsanız bedene açılan tüm delikler temiz tutulmalıdır.
Cin ve şeytan çıkardığını söyleyenlerin çoğu farkında olmadan şeytani cinlerle işbirliği yapmaktadırlar. Şeytan çıkaran papazlar Tanrı adına bunu yaptıklarını söylerler. Cin çıkaran cinciler Allah için yaptığını söylerler. Şeytani cinler cincilere büyücülere, medyumlara hizmet eder ama bunlar çoğu zaman şeytanların kendilerine hizmet ettiğinin farkında olmaz. Bir şeytan çıkarma ayini ile cin çıkarma ayini aynıdır. Afrika’da, Asya’da, Avrupa’da da aynıdır. Dünyanın her yerinde cin çıkarma adıyla yapılan ayin ve seanslar aynıdır. Seans şöyle başlar. Tanrıya dua ederek başlayan medyum Tanrı adına birtakım güçleri olduğuna inanır. Aslında şeytani cinler ona gelmektedir. Cinler bu kişiyi bildiklerinden hemen yanına gelir. Cinli olduğunu söyleyen bir hasta vardır. Çıkarılan cin hastanın cini değil bilakis cincinin cinleri insanın bedenine girmektedir. Cin çıkaranların cinleri hasta insanın bedenine girerler. Tuhaf hareketler yaptırırlar. Seans ile cin çıkardıklarını zannediyorlar ama aslında cinler cincilerle insana giriyor. Hem hastayı hem de medyum iyi bir iş yaptırıldı anlamında kandırılıyor. İnsanların bağırması, kusması, mide ağrıları ve bayılmalar seansta görülüyor. En sonunda rahatladın mı içinde bir hafiflik odlumu diyorlar. O sırada cincilerin cinleri bedeni terk ediyorlar. Sıkıntıyı yaratanlar da çıkıp rahatlatanlar da cincilerin cinleridir. Aslında cin, şeytan çıkarma falan olmuyor. Çıkan geri gelemez mi? Hem cinler birbirlerine insan için asla zarar vermezler. Afrika’da ilkel dinlerde , Hristiyanların papazları da , Müslümanların medyumları da bu şeytani işleri yapmaktadırlar. Şeytana inanmak ve üstün bir güç olduğunu kabul etmekle bu işe başlanıyor. Bunları çıkartarak tanrıya hizmet ediyorum gibi kutsal bir sapkın düşünceye kapılıyorlar. Aslında cinler kendilerine inanan ve üstün sayan insanların ardından giderek kendilerini fark ettirmeden cin çıkardıklarını zannettiriyor.
Enkabut, karabasan, al karısı bir çeşit cindir. Şeytan tayfasından bir soydur. Biz insanlardaki gözü çekik japon, siyahi gibi. Genelde mezarlıklardan, kırsal alanlardan, köylerden ve kemikli tezekli bölgelerden geçmeniz sonucunda sizi izlerler ve size uykuda gelirler. Bedende tam şekil alarak kasarlar yani ruhu tutarlar. İnsan uyanmak ister ama uyanamaz. Bağırmak ister ama bağıramaz. Bir anda bedeni bırakan cin çekilir ve ruh beden egemenliğini alınca uyanır ve korkar. Aslında korkulacak bir durum değildir. Kokmadığınızı söylediğiniz zaman cin sizden korkar. Cinler sizi izlerler ve söylediklerinizi tamamen anlarlar. Bir enkabut ciniyle sabaha kadar mücadele ettim. O beni basıyor. Uyandırıyor, Ben ona tehditler savuruyordum. Üstümden kalktığı anda yani uyanır uyanmaz makas, bıçak atıyordum. Attıklarım duvarlara çarpıyordu. Sabaha kadar bu durum defalarca tekerrür etti. Sabah ezanından sonra artık cine beni çok rahatsız ettin artık yeter tamam sen üstünsün bırak beni dedim. Ve beni bıraktı rahat bir uyku çektim. Aslında söylediğim yanlıştı. O dönemlerde çocuktum. Ama şimdi bu üstünsün kelimesini onlara asla kullanmam. Çünkü üstünlük Allah’a aittir. Zaten cinlerde insanları böyle kul etmeye çalışıyor.
İstem dışı hareket ve refleksler cinlerdendir. Tembellik, yerinden kalkamama, yorgunluk, halsizlik, derin nefes alıp verme, uyuyamama ve yatakta sağa sola dönme, zihinden sürekli yoğun düşüncelerin geçmesi (yoğun vesvese) cinlerdendir. Uyuşma, karıncalanma, uzuvlarda lokal ısınma, arkadan baş ağrısı, mide ve iç organlarında yer değiştiren ağrı, uzuvlarda ağrı, kramp, kasılma cinlerin etkisiyle oluşabilmektedir. Ve normal insani bir durumdur.
Kalbin olduğu bölgede sızıya benzer rahatsız etmeyen bir şey hissedilir. Bu cenabetliğin sonrasında kalbin yakınına yerleşen cinin belirtisidir. Derin nefes vermek ve iç organlarda değişen yerlerde ağrılar hissetmek, böğür ağrıması gibi ağrılar cinlerin etkisiyledir.
Düşünceler telkinler kendi kendilerine doğmaz. Yani düşüncelerin ve telkinlerin bir kaynağı vardır. Ne ile beslenirler ve neye hizmet ederler. Amaç nedir. Tüm bunlar ‘dış bakış’ yapılarak tespit edilebilir. Bazen cinlerin neyi amaçladığını bile görebilirsiniz.
İblise ibadet eden ve isteklerini yapan bir büyücü ondan yardım dilediğinden iblisin yardımını alır. Bu yardımı inanan insana bile yapabilmektedir. Neden insan iblise ihtiyaç duyar ki. Çünkü kadını, evladı ve zenginliği gibi dünya nimetlerini isteyen ve dünya hayatını önemsemiş ve dünya hayatından başka bilmeyen bu tip insan iblis’e uyar ve iblisten ister. Dünyanın ardından koşan iblis’e kul olur. İnsan istek de bulunduğunda iblis hemen ona yetişir. Özellikle cincilere büyük önem verirler. Cincilerin cinleri kendilerini açıkça gösterirler. Cin çıkarma seansları ve şeytan kovma ayinlerinde yaşanan hareketlerden varlığını görmeniz mümkündür. Titreyen, bağıran insanlar görmektesiniz. Bunlar gerçekten cinlerdir. Kendilerini gösterirler ki insanların yardım dilemeleri devam etsin. İnsanların isteklerinin küçük bir kısmını yerine getirirler genelde kötülük ederler ve durumları daha vahim olur. İblis ile işbirliği yapmak yanlıştır ve cehennem yoludur. Hiçbir iş çözüme kavuşmaz. Yalancıdırlar, onlardan fayda yerine zarar gelir. Şifa değil hastalık gelir. Kurtuluş değil, sıkıntı bela gelir. Onlar Ademoğluna yardım etmezler. Ademoğlunu kullanarak ayaklarını kaydırırlar. Yeryüzünde insanoğlunu mahveden tek varlık şeytani cinlerdir. İblisin ahalisi olan cinler insanoğluna büyük zararlar vermiştir. Savaşlar, cinayetler, zinalar, boşanmalar ve daha sayamayacağımız nice kötü sonuçlar hep cinlerin işidir.
İnsanlar düşüncelerini ve fikirlerini hemen uygulamamalıdır. Düşüncelerinizi denetleyin. Kontrol edin, iyiliğe mi hizmet ediyor kötülüğe mi. Yapacağınız şeyler insanlara faydalı mı zararlı mı. Ona göre elekten geçirin ve hareket edin. İnsan tabiatı gereği zihninden geçen düşünceyi sanki kendisinden çıkmış gibi hemen uygulamaya kalkar, halbuki düşüncenin kaynağı şeytani cinleridir.
İşlerini Allah’a havale eden, Allah’a sığınan olumlu düşünür.Mantıklı olur. Her hangi bir işte sonrasını ve ahiretlik getirilerini düşünerek adım atılır. Kendine güvenen ise kendi şeytani cinine güvenmiştir. Aklına ilk gelenleri yapar, kötü ve batıl yoları seçer. Kaypaktır. Helal yolları reddeder. Haram yollara sarılır. Gıybet eder, suçlar. Hayatı boyunca debelenir durur. Pek bir şey kazanamaz.
Cinleri bağlayan kelime ‘Allah’ım sadece senden yardım diler ve sadece sana ibadet ederim.’ Dir. Ancak bu sadece kelimede olmayacak. Bunu hissedeceksiniz, kime söylediğini bileceksiniz.
Hz Süleyman cinlerden yardım dilemedi. Kafir olmadı. O cinlerle işbirliği yapmadı. Bilgi ve saltanatına Allah kavuşturdu. Allah verdi ve o yüceltti. Süleyman hakkında yalan söylediler ve zatına iftira attılar. Böylece insanları cinlerden dileyerek yoldan saptırmak istemişlerdi. Sonrakiler Süleyman bir kitaba uydu büyü, sihir ve cin işleriyle uğraştı dediler. Süleyman döneminin sonrasında ortaya çıkan bu vesayetçiler cinlerle işbirliği yaptılar. Ve yoldan çıktılar.
Cinler gelecekten haber veremezler. Anın öncesini kimse bilemez. Ama geçmişten haber verirler. Kaybolan bir şeyi bulabilirler. Şu anda farklı ülkelerde olan olaylardan haber getirebilirler. Çünkü yapıları gereği diledikleri yere anında gidebilirler.
Batılıların ifadesiyle vanpir bir çeşit saldırgan cin gurubudur. Bu cinler bazı şartlar yerine getirildiğinde direkt olarak insana veya herhangi bir hayvana saldırmaktadır. Buna tıp kuduz hastalığı demektedir. Günümüzde köpeklerde görülen kuduz ile aynı şeydir. Kuduz olan köpekler saldırgan cine(vanpire) maruz kalmıştır. Bir köpeğin kuduz olma nedeni çok ilginçtir. Bilimsel bir gerçeklik içerir. Saldırgan bir kuduz köpekle insan da geçen saldırgan cin (vanpir) insanı da vanpirleştirmektedir. Tarihin geçmiş döneminde bir beldede kuduza yakalanan bir gurup insan yöre halkına tehdit olmuştu. Vanpir hikayesi o dönemden gelmedir.
Üzülme, sıkıntı, iç daralması, sıkılmak, kötü bir şey olacakmış hissi cinlerdendir.
Enkabut olayı, bir anda topuk ve bacakta karıncalanma, adını sanki uzaktan söyleniyormuş gibi hissetme veya başka sesleri duyuyor hissetme, ensede nefes, arkamda biri var hissi, takip ediliyormuş hissi, uzaktaki şekilleri insana benzetme gibi tüm bunlar tamamen cinlerdendir. Çok nadir olan bu olaylar hemen hemen her insanda görülmektedir. Bir insanda bunlar sürekli görülüyor ise anormaldir. Allah’a ‘özel dualar’ etmek gerekir.
Damar seyirmesi, heyecanlı olma, bağırarak konuşma, sürekli kavgacı yapı, sinirli ve saldırgan gezme cinlerdendir. Hoşgörüsüzlük, her şeyi ters ve tehdit algılama, her şeye tepki gösterme, sürekli şikayet etme, eleştirel yaklaşım, etrafı kınama gibi tüm bunlar cinlerdendir.
İnsanları kırmak, çevresindekilere zara vermek sonra da yaptıklarından dolayı pişman olmak cinlerdendir. Mesela bir kavga çıkarttırır ve kavganın ardından insan pişman olur ve hemen ardından şeytan gelir şeytan gelir ve ‘sen kötüsün’ der., ‘Haksız olduğun halde etrafına zarar veriyorsun.’der. Ve insanı ümitsizliğe düşürmek ister. Allah’a yönelmeyi engellemek ister. Bazen insan bu saldırgan ve canice davranışına bir anlam veremez. Ardından kötü davrandığı için üzülür ve kendini suçlar. İç sıkıntısı yaşar. Şeytan genelde bedeni isteklerini yaptırdıktan sonra insana tam hükmeder ve kötü işler yaptırır. Bunlar çok yemek ve cinselliktir.
Vesvesenin var olması normaldir. Peygamberler dahil tüm inananlar yoğun vesveseye maruz kalmışlardır. Çoğu vesveselerden dolayı sıkıntıya düşmüş ve şikayetçi olmuşlardır. Ancak hiç vazgeçmemişlerdir. Bedene ait şeytani cinlerin vesvese ile insanla uğraşması tamamen imanın bir göstergesidir. Doğru yolda olan insanlara sürekli düşünceler ve telkinler göndererek rahatsız eder. Vesvese çok ise hiç susmayan bir zihine sahipsiniz. Bu tip vesveselere maruz kaldığınızda üzülmeyin, yılmayın. Kötülüğü tercih etmediğin için sizi kötü duruma düşürmek isteyen şeytana sabredin ve onun farkında olun. Onun için tanrıdan yardım dileyin. Şeytan uzunca bir süre sizinle uğraşacaktır nitekim beden cini ölene kadar sizinle uğraşır.
Şeytani cinlerin asıl amacı Allah’a giden doğru yoldan, iyilik ve ibadetlerden alıkoymaktır. İnsana kötülük yaptırarak ümitsizliğe düşürmek ister. İnsan Allah’a güvenci sarsılıp Allah yolunu bir bırakırsa yani kendini bir salıverirse sevinçten coşar. Ve o insanı kirli bir yola sürükler. Kim Allah’ı bırakırsa ona bir şeytan musallat olur. Ve zamanla sizi büyük günaha ve aldanmış bir yaşama sürükler.
Bir de cinler saldırgan yapılarını kullanırlar. Beden cini bazen kışkırtıcı bir yapıya bürünür. Bir de sürekli böyle davranan saldırgancı cinler vardır. Bunlar beden cini değildir dışardan gelen kışkırtıcı cinlerdir. Bu tip cinlere sahip insanlar kendilerini tutarak konuşurlar. Bu tip insanlar olumsuz cümlelerle sert tavırlar sergilerler. Sürekli ters ve kavgacı yapıları vardır.
Zaman hız çağı olduğundan zamanın hızına ruhumuz yetişemiyor ve ruhsal hastalıklar yaşanıyor.
Sağlıklı, enerjik, kaliteli yaşam için az yemeliyiz. Meleklerin bizimle olması için az yemek zayıf kalmak mecburidir.
7 yıkıcı günah. Kibir, açgözlülük, öfke, kıskançlık, şehvet, oburluk, tembellik. Yedisi de birbirine bağlı. Kıskançlık nefreti doğurur, oburluk öfkeyi. Ruhları etkileyen en önemli unsurlardır. Tüm bunlar şeytani cinlerdendir.
Dini çağrılara sırt çeviren, yaşama duyumsamazlık üreten ve faydalı olmayı reddeden kıskançlık cinine maruz kalıyordu. Gündüz şeytanı olan kıskançlık cini insanı böyle aldatıyordu. Uyku nöbetleri, uyuklamaklar sıkça görülmeye başlıyordu. Cin telkinlerle bedendeki ruhu ele geçirince bunları yapabiliyordu. Hayattan zevk almayan ve gelecekten beklentilerini kesmiş olanlar bu cine çarpılıyordu. Bir takım düşünceler ile yaşama arzusunu ve yaşam sevincini köreltir. Umutsuz ve hüzünlü olmanın getirisidir tembellik.
Cinsellik ve şehvet şeytani cinlerin en etkili yöntemlerindendir. Hatta iblis faişeliğin kutsallığından söz eder. Grup seksi, homo seksüelliği, hemcins ile birlikteliği, cinsellikte şiddeti meşru gösterme çabasındadır. Cinsellikte beklentileri yüksek tutarak ve cinsel şiddeti cazip göstererek azgınlaşan ve cazipleşen saplantılara düşürür. Bunların da birtakım sıkıntılara yol açtığı görülür. Sertleşmeme, erken boşalma gibi. Ailelerin cinselliğini bozmak isteyen cinler türlü telkinlerle insanı yönlendirmektedir. Temel amacı insanlığa zarar vermektir bunun için en küçük birim aileden başlar ve onun mahremi cinsellikten aileyi bozmaya çalışır.
Köpekler neden kemiği toprağın altına saklarlar. Kedi ve güvercin cinler geldiğinde neden farklı hareketler sergilerler hiç düşündünüz mü. Cinlerin en lezzetli besini kemiklerdir (insanlar için et konumundadır.)ve köpekler cinlerden saklamak için toprak altına saklarlar. İlginçtir ki cinler toprak altına giremezler. Elektrik gibi enerji bedene sahip olduklarından topraktan olumsuz etkilenirler. Bu nedenle peygamberimizin bazı kafirlere toprak saçma serpme hareketi görülmüştür.
Hayvanların dünyası hareketleri ve hareketlerinin arkasındaki düşünsel faaliyetler hayvanların seçimlerini göstermektedir. Hayvanların da inanç seviyeleri vardır. Hayvanlar da yaşamlarından sorumludur. Güçlü olanın kazandığı bir dünyayı hayvanlar dahi istememektedir. Doğru ve adil olanın kazandığı dünya hayvanlar aleminin de bir özlemidir.
Mesela bir kediye baktığınız anda kedi esner. Esneme anında açılan ağızdan şeytan girmektedir. İnsan için geçerli olan şeyler kedi gibi tüm hayvanlar için de geçerlidir. Kedilere uğrayan cinlerin kedilerde oluşturduğu düşünsel faaliyetler vardır. Kedi türü için kendine has şeytani olumsuz düşünce ve vesvese faaliyetleri görülmektedir.
İnsanların hayvanlardan hiçbir üstünlüğü yoktur. Üstünlük Allah’a aittir. İblisin kibrinden dolayı tanrı insana sahiplenmiştir.
Öncelikle şu temel bilgileri mutlaka okuyunuz. Sonra cinlerle irtibata geçmeniz mümkün olacaktır.
Evren yoktan varedildi. Tek bir noktadan büyük bir ışık çıktı. Bir ateş yağmuru gibi etrafa saçıldılar. Sonraki aşamalarda ortaya çıkan Yeryüzü, güneş gibi fokurdayan ateş topuydu. Bir çeşit evrende bulunan ateş damlasıydı. Evrende yıldızlar ve gezegenler sanki suda yüzen birtakım tortulardı. Girdaplar, dağılmalar ve birtakım esintiler vardı. Evrende değişimler gerçekleşti. Isı değişimleri gibi farklı prosesler yaşandı. Ve yeryüzü sularla kaplandı. Sular çekilirken. Cinlerin ilk babası Cann yaratıldı. Ancak bu tek bir türle kalmadı.
Adem’in özü toprak olsa da toprak olarak kalmadı, değişime uğramış bir ten ve beden haline gelmişse Cinler’de Ateş olarak kalmadı. Özü Ateş olsa da değişime uğrayıp farklı bir yapıda var oldu. Adem’in çok gelişmiş bir versiyonu. Ham maddesi ateş, düşünen, nefsi olan, seçim yapan ve Allah’a inanıp ibadet etmesi gerekendi. Evet ateşin toprağa üstünlüğü vardı ama gerçek üstünlük tanrıya bağlılıkta ve tam sadakatteydi.
Cann ve türdaşları bölündüler ve eşleri yaratıldı. Sonra aileleri çocukları ve torunları oldu. Hızla ürediler. Kendi aralarında dünyayı isteyenler ve ahreti tercih edenler oldu. Tanrının kurallarının dışına çıktılar. Anlaşmazlıklar, şiddet ve savaşlar yaşadılar. Tanrı durumlarını düzeltmek için Cann’ın oğullarından kendisine en sadık İblis’e bilgi, kabiliyet ve üstünlük verdi. Tanrı gökten ateş yağdırdı. Ve insanların değimiyle dinazorlar çağı bitti. Zalim cinler yeryüzünden temizlendi. Tanrı iblis’i başarılı kıldı. Onların üzerine geçirdi ve o’nu üstün tuttu. Allah’ın izniyle ve ona öğretilenlerle her şeyi başarabiliyordu. İblis yeryüzünde barışı ve adil düzeni sağladı, tanrının halifeliğini yürüttü. Zamanla iblis tüm bu başarılarını kendinden zannetti. Kibirleniyor ve taşkınlık ediyordu. Cinlere ve meleklere rahatsızlık veriyordu. Tanrı bu durumdan hoşnut kalmadı.
60 bin yıl geçti. Bitkilerden sonra hayvanların yaratılma çağı yaşandı. Yeryüzünde yeni yaşamların olması için uygun şartlar Tanrı tarafından oluşturuldu. Ve o gün geldi çattı. Topraktan ve sudan, karışık yapışkan çamurdan Adem yaratıldı. İçi boş, vurulduğunda ses gelen, basit bir toprak parçasıydı. Yönlendirilmesi gereken kumanda edilecek bir canlıydı.
Tanrı akan sularla rüzgarlarla Adem’i tesviye etti ve ona son şeklini verdi. Kuru bir çamura döndü, değişik evreler geçirdi. Son halindeki etten ve kemikten Adem, bir süre uyutuldu. O’na ruhundan üfledi. Ademin göz kapakları kıpırdadı ve parmakları hareket etmeye başladı. Adem yaratılırken ondan bölünen bir parça uzadı ve ondan eşi Havva yaratıldı. İblis, Adem ile Havva’yı gördü, şekillerinin güzelliğinden ve tanrı gözünde değerli olacağından onları beğenmedi, üzerine tükürdü ve O’nu reddetti. Tanrı Adem’e yeryüzünde, nimetlerle dolu ırmakların geçtiği bahçelerin olduğu bir belde verdi. Orada oturun yeyin için ama şu meyveden yemeyin dedi. İblis O’nu saptırmak için sürekli etrafında dolandı.
Adem uzun süre iblis’e direndi, ancak nereye kadar. Bir gün o’na uyacaktı. Her insanın yapacağı gibi aldatılarak meyveden yedi. Pişmanlık içinde Tanrı’dan özür diledi. Tanrı o’nu hemen cezalandırmadı. İyilerle kötüleri ayırt etmek için bir karar gününe kadar neslinin devam etmesini sağladı. O günden beri Adem’in nesli farklı dönemler yaşamış ve bugüne kadar artarak gelmiştir. İblis’te bu güne kadar onunla uğraşa gelmiştir.
İblis, üstünlüğün özde (ham malzemenin özelliklerinde) değil tanrının dilemesiyle olduğunu unutmuştu. İblis işte bundan kaybetti. Tanrı dilemesiyle yaratacağı ve dileğini vereceği Adem’i yeryüzüne halife yapmak yani emirlerini uygulaması için hizmetkarlığına görevlendirecekti. İblis tanrıya sadıklığı ve ibadeti gereği Adem’e iyilik etmek ve onun iyiliği için çalışmalıydı. Ancak o Adem’e düşman oldu. O’na boyun eğmedi. Böylece tanrıya asi oldu. İyilik için çalışan şerefli bir melek iken makamından düştü. Düşmüş bu melek iyilik safından ayrılmıştı. İblis artık kötülüğün temsilcisi ve önderi şeytan oldu.
O günden beri insana düşman olan İblis Adem’in soyunu yok etmek için öldürmeyi, haksızlıklar yaşatmak için çalmayı, neslini bozmak için zinayı emreder. İşi gücü insanlarla uğraşmaktır. Bu nedenle on emir vardır. Tanrının kitapları ve yasaları vardır. Bu yasalar insanlığı korur ve bir kurtuluş reçetesidir.
Tanrı yarattığı tüm kuvvetleri özgür bıraktı. Yaratılışları gereği melekler tam sadık, bağlı kuvvetler idi. Ama cinler ve insanlar özgür iradeli seçim yapabilen ve dileyen varlıklardı. İblis’in fitnesi Adem, Adem’in fitnesi yaşamın güzellikleriydi. Dünyacı İblis, Adem’e aldanarak Tanrıyla mücadele etmeye kalktı. Batıllaşan, azgınlaşan ve tanrılık iddiasında olan iblisin durumunu şöyle anlatırız; haksız suçlu ve zavallı. O tanrıyı reddetmiş ve asi olmuştur. İblis tanrının iyi niyetini bozmaya çalıştı. Ve varlık içinde olumsuz bir güç olarak ortaya çıktı.
Cinler ikiye ayrılırlar. İnananlar ve inanmayanlar olarak. Şeytani cinler ve rahmani cinler de denilebilir. Şeytani cinlerin öncülüğünü iblis yapmaktadır. İnanan cinler insanlardan uzak yaşamayı ve temiz kazancı seçmişlerdir. İnsanlara bulaşmazlar ve onlarla uğraşmazlar. Onlar Allah’tan korkarlar ve kötülükten çekinirler. Şeytani cinler ise insanları kullanırlar. Korkuturlar, Tanrılık iddiasında bulunurlar. İnsanları kullanarak ve kendilerine yönelterek taşkınlıklarını arttırırlar. Kötülükten kazanırlar. İnsan üzerinden geçimlerini sağlarlar. Tanrıya inanmadıkları ve tanrıdan dilemedikleri için onların fitnesi insan olmuştur. İnsana aldanarak tanrının rahmetinden kovulmuştur.
Allah'ın şerefli bir kölesiyken; büyüklenerek, kovulmuş olan İblis cinlerdendi ve cin toplumlarının önderlerinden bazılarının da ayaklarını kaydırarak insanlarla uğraşmaya başlamıştır. İblis, kendisiyle birlikte diğer cinleri de şeytanlaştırdı. Şeytani kadroyu kuran iblis onlara öncülük etti. Adem’in yaradılışıyla İnanan ve inanmayan olarak ayrışan cin toplumu iki millete (topluma) ayrılmış oldular. İnsanlara bulaşmak istemeyen inananları dağlara ve ıssız yerlere, insanlar üzerinden geçinen, onları kullanan ve kötülük edenleri inançsızdı. İnançsız cinler insanlarla iç içe beraber yaşarlar. İnsanların hayatlarına, yaşamlarına, ailelerine müdahale ederler. İnsanın bedeni üzerinden geçimlerini sağlarlar. Bu haksız yol yani batıl kazanç kötülükler üzerinden yürümekteydi. Bu nedenle iblis’in tayfası insanlığa düşman ve tanrı karşıtlığındaydı.
İblis(Lusifer), Adem’i reddedip tanrıyı karşısına aldıktan sonra kendi aralarında hiçbir ahlaki sınır tanımayan ilişkilerle çoğaldılar. Diğer taraftan İblis, cinlerden birçoklarını saptırıp kendisine köle edindiği kimselerle "şeytan milleti"ni çoğalttı ve insanların peşlerine düştü. İblis cinlere büyük sıkıntı çektirdi. İblis, Adem’i reddederek batıl bir yola saptı cinlerden kimilerini aldatarak kimilerini zorbalıkla kimilerini kölelikle kendi düzenine bağladı. Tarih boyunca da insanlardan İblis'e köleler devşirdiler. Bu yolla devşirdikleri "insan şeytanları"yla yeryüzünde giderek güçlendiler.
İblise, cinlerden gönüllü 19 kişi yardımcı oldu. 19 kişi İblis'in kendi kadrosundandı. İblis’in tahtından beslenen bu kişiler Adem’e secde etmeyen İblis’i tercih ettiler ve Allah'ı reddettiler. Bu sapkınlar, kendilerine eş seçtikleri insan kızlarıyla birleştiler. Tanrının amacını bozup İnsanlardan kendilerini çoğaltmak istiyorlardı. Onların yanına gitmeye başladılar ve onlarla birlikteliklerinde asıl kendilerini kirlettiler. İmanlarını kaybettiler, küfre düştüler ve tanrılık iddiasında oldular. Onlara büyücülük ve sihirbazlık öğrettiler. Çağırdıklarında hemen yanında oldular. Onlar ve onlardan sonraki tüm büyücüler de insanlığa düşmanlıkta birbirlerinden faydalandılar.
CİNLER VE İBLİS
Şeytan anlamı itibariyle olumsuz düşünce, yıkıcı etki, suçlayıcı, zarar veren ve kötülüğün kaynağı, düzen karşıtı bir kuvvettir. İblis Adem’i reddedince şeytanlaşmış ve sürekli kendisine taraftar toplamıştır.
Şeytan kelime kökünde incelendiğinde tek bir kişiyi iblisi nitelemekten çok kötülüğü nitelemektedir. Şeytanlığın lideri ve önderi iblis’tir. Kuranda ‘insan ve cin şeytanları’ ibaresinden insanlardan ve cinlerden kötülüğü seçmiş olanlar olarak bahsedilmektedir.
Her cin şeytan değildir. Ama her şeytan cindir. Cin kelime kökü itibariyle insana gizli olan bilinçli varlıklardır. Şeytani cinlere, halk dilinde ve Müslümanlar ‘şeytan’ demektedirler. Cinler haricinde ayrı bir şeytan varlığı yoktur. Cinlerden Allah’ı terk etmiş olanlar ve onunla mücadele edenler şeytandır. Bunlar insanları saptırmakla meşguldürler. Kovulduklarından ve tanrının kararını reddettiklerinden dolayı tanrıdan istememektedirler. İnsanlar üzerinden geçimlerini sağlamaktadırlar. İnsanlara yaklaşan ve insanlarla ilişkili tüm cinler, şeytani cinlerdir.
İblisin halkı, inanan cinlerin 9 katı, insanların 90 katıdır. Her bin varlıktan biri insan, 900’ü melektir. İblis, yeryüzünde müthiş kalabalıktır ve her yerdedirler. Uçan, yürüyen, yüzen türleri vardır. Haşere, böcek, sürüngen, örümcek kısacası hayvanlardan her türlü kılığa girerler.
Cinlerin şekil sorunu yoktur. Şekilsizdir ama her şekle girer. Topraktan yaratılmış maddi her canlı onların suret kalıplarıdır. İblis özünde olumsuz enerji, bir çeşit yıkıcı kuvvettir. Suçlayıcı, saldırgan ve ses yükseltendir. Gözleri, kulakları ve kalbi olan bilinçli varlıktırlar.
Öldüklerinde yok olurlar. Yani ortadan kaybolurlar. Hiç kimse tarafından görülmeyince yakınlarınca öldüğü anlaşılır. Toprağa gömüldüğünde kaybolurlar.
Cinler rüyalar oluşturabilir. Rüyaları yönlendirebilir. Ruhunuzu kullanabilir. Uyumadığınız gerçek hayatta bile sizi rüya alemine(farklı bir aleme- halüsülasyona) sokabilir. Şeytani cinler genelde beyinde olur ve insana farklı bir alem penceresi açabilir. Kimsenin göremediklerini görebilirsiniz. Bu görme işi gerçekte dışarıda değil kişinin beyninde gerçekleşir. Bedeninizin dışında da kendini size gösterebilir. Cinler varlığa ve gerçekliğe müdahale edebilen maddeyi etkileyen bir enerji varlıktır. Ruh insanın bedenini kaldırma kuvvetine sahiptir ancak şeytan yönetme kuvvetine sahiptir. Beyinde görüntü verdirir. Bazı hastaların bir noktaya dik dik baktığını görürsünüz. Gözlerini fal taşı gibi ayırdığını, oturarak geri geri çekildiğini görürsünüz. Tüm bunlar cinlerin görünmesi veya görüntü vermesi hadisesidir. İnsan bu durumu gerçeklik olarak algılamaktadır. Bu tepkiler gayet doğaldır. Biz insanlar da tanrının hayalinde bir rüyadayız. Dokunmayı gerçeklik olarak algılarız. Halbuki rüyalar da da dokunulabilmektedir. Rüyada da çimdik atılır ve acı çekebilirsiniz. Sonuç olarak dünya hayatı tamamen Tanrı’nın alemidir. İnsan ölünce rüyada olduğunun farkına varacaktır.
Şeytani cinler, Engellilere, çocuklara, yalnız yaşayan yaşlı kadınlara, kritik dönemlerden geçenlere, bunalımda olanlara, insanların sınanma dönemlerinde, ağır hastalıklarda ve ölüm anında insana yaklaşırlar. İnsanın imanını çalmaya, yoldan saptırmaya ve kötü sonuçlara yöneltirler.
Cinler gözlerinin gördüğü en son noktaya gitmek istedikleri anda orada olurlar. Cinler dünyanın her hangi bir yerine gitmek istedikleri anda oraya saniyeler içinde gidebilirler. Yalnız atmosferin dışına çıkmaları son peygamber Muhammet zamanında yasaklanmıştır. Dünya dışına yükselmeye kalktıkları anda onları meteor taşları kovalar. Yani melekler şeytanların birinci göğe girmelerini engellemek için taşlarlar. Cinler daha önceleri birinci gök olan maddesel evren yani yıldızlarla gezegenlerle dolu evrene çıkabilmekte ve gelecekte olacakları kulak hırsızlığı yaparak meleklerden kapmaktaydılar. Yüksek göklerde bulunan ve tanrının nuruyla gören kestirim melekleri gelecek habercisi melekleridir. Yaratılış ve var oluşları gereği tanrıdan emir alan ve bunu aşağıda ki meleklere bildiren melekler vardır. Gelecek hakkındaki bilgiler o bölgede oluşur. Yeryüzü meleklerinin zaman döngüsü içinde harekete geçmeleri için bu bilgiler sağlanır. Bu haberleri kapmaya çalışan şeytani cinler, bilgileri alsa da gelecekte olacakları engelleyemez. Şeytani cinler her ne kadar kendi olumsuzlukları için önlemler alıp insanlara yalan yanlış bilgiler verseler de geçmişte belirlenen kader emirlerini engelleyemezler. Cinler İnsanlardan dostlarına gelecekle ilgili yalan yanlış bire beş katarak uydurma bilgiler vermektedirler. Birinci göğün taşlanmasıyla şeytanların göğe oturmaları ve gelecekten gizlice haber almaları Tanrı tarafından engellenmiştir. Cinler özellikle iblis çok daha serbest ve bilgiliydi. Birinci göğünde üstlerine çıkar kader içinde etkili bir oyuncuydu. Adem’e asi olduktan sonra ve belirli peygamberler döneminde sürekli hakimiyeti kısıtlanmıştır. En son peygamberle dünya semasının dışına çıkamama cezasıyla karşılaşmıştır.
Her varlıkta ve canlıda olduğu gibi cinlerde de hiyerarşi vardır. Yönetici sınıfı, işçi sınıfı gibi, onlar da görev alanlarına ve yaratılışlarına göre sınıflanırlar. Kimileri çok kabiliyetli alanında mastır yapmış ifritleri de görürsünüz. Ancak onların üstünlükleri türsel ve genetikseldir.. Mesela bunlarla baş edebilmek için bilgili alim olmak gereklidir. Zaten de basit sıradan insanlarla vakit kaybetmezler. Çünkü işçi sınıfı sıradan insanları saptırmakta yeterlidir.
Şeytanın her alanda sorumluları ve görevlileri vardır. Kıtalardan, denizlerden, bölgelerden sorumluları vardır. Doğu cephesiyle ilgileneni, batı cephesinden sorumlu olanı vardır. Kadınlardan, erkeklerden ve çocuklardan sorumlu bakanları vardır. Şehirlerden bölgelerden sorumlu olanları vardır. Kötülükte ve aldatmakta ileri gitmiş olanlar, zalim ve zorbalık edenleri, daha şerli olanları genelde lider ve önder olurlar.
İnsanlarla iç içe yaşayanları, uzak ıssız yerlerde yaşayanları, mağaralarda, dağ kovuklarında yaşayanları, denizlerde, ağaçlarda, mezarlıklarda, çöplüklerde, duvar kenarı ve ağaç diplerinde aslında aklınıza gelecek her yerde yaşarlar.
İyileri uzak yerlerde, dağlarda ve ıssız yerlerde yaşarlar. İnsanlardan uzak olmayı tercih ederler. Bunlar cinlerin iyileri ve imanlı olanlarıdır. Kazançlarını temiz yoldan tercih ettiklerinden insanlara pek bulaşmazlar. Ancak cahil gençleri insanların yanına uğrar yaramazlık yaparlar.
Kötüleri insanlarla beraber yaşarlar. İç içe olurlar. Evlerimizde, çevremizde olurlar. İnsanları kullanırlar ve üzerinden beslenirler. İblisin krallığı ve merkezi deniz üzerindedir. Deniz kenarlarında, kıyı kentlerinde, mezarlıklarda, insanlarla bağ kuran (cinci ****lar, büyücüler vs) irtibatlı olanlar genelde kafir cinler yani şeytanlardır. İnançsız cinler insan karşıtıdır. İnsanlarla uğraşan her cin, kafir cindir ve şeytanın avenesidir. Yani iblisin tayfasındandır.
Yükseklik korkusu, Asansör korkusu, bunalma, kapalı yerde kalamama, kaybolma korkusu, kendini kaybetme ve benzer tüm korkular şeytani cinlerdendir. Hepsi düşünsel ve bilinçsel tedavi edilmektedir. Yanlış inanışları söküp atarak doğru olanları yerleştirmekle tüm ruhi hastalıklar tedavi edilmektedir.
Şeytani cinler insana amacı veya ana hedefiyle ilgili gelir. Eğer hedefinizde Dünya, makam, mal, evlat, zenginlik gibi dünyalık şeyler varsa mutlaka size bir şeyler vaad ederek kandırır. Az bir şey karşılığında ahreti ve imanınızı satarsınız. O vaat ettiği şeyler sizin gözünüzde büyük gözükür ve az bir şey karşılığında ömrünüz boyunca bocalar durursunuz. Şeytanın aldatmasına kapılmış bir kişi hedeflerine ulaşmak için haksızlığı, birilerinin sırtına binmeyi veya ayağını kaydırmayı, gıybeti ve iftirayı yol edinecektir. Şeytanın yönlendirmesiyle meşru olmayan her türlü yolla hedefine ulaşmaya çalışacaktır.
Şeytani cinler insanların arasını bozmakta müthiş çaba içindedirler. Hassas olduğunuz birinci derecede yakınlarınıza takıntı yaptırır. Aşağılar, kınar, onların olumsuz tavırlarına tepki gösterirsiniz. İnsanda etkin olduğu dönemlerde bu yakınlarınıza karşı sizi kışkırtır. Bu eşiniz, çocuğunuz, anneniz, babanız, kaynananız, gelininiz, kardeşiniz veya kardeşinizin eşi olabilir. Şeytani cinler birinci dereceden yakınlarınızdan, işyeri çevrenizden de bir düşman belirler. Belirli zamanlarda sizi ona karşı kışkırtır. Bazı beklentilerinizin karşılanmadığı, özgürlüklerinizin kısıtlandığı, tehdit olarak gördüğü gibi fikirlerin insana bulaştırarak gerçekleştirmektedir. Daha fazla arzular, bazı dönemlerde sevdiklerinizin olumsuz tavırlarını çekememe, hassas bir dönemden geçmeniz tepkilerinizin açıkça ortaya çıkmasına neden olacaktır. Gülün dikeni olduğu gibi sevdiğiniz insanların hoşunuza gitmeyen yönleri de mutlaka vardır. Şeytan bu durumu zaaflı ve zayıf olduğunuz anlarda kışkırtma amaçlı kullanır. Sevdiklerinizin olumsuz ve kötü yönlerini görmemeniz, affetmeniz, şefkatli olmanız, hoşgörülü olmanız imani ve rahmani bir durumdur. Bu durumun dışına çıkmak şeytana uymak demektir. Şeytan zaman zaman sizi sevdiklerinize karşı kışkırtacaktır.
İblis, insana ben diyerek kendisini gizler. Zaten fark edilmesi onu etkisiz kılar. Benlik şeytanın ta kendisidir. Ve tüm kişisel çıkar mücadelesinde şeytan vardır. Şeytan varlığını gizler. Ve insanı davet ve vesveseleriyle insanı yönetir. İnsan kendisi düşündüğünü sanır ve her aklından geçeni yapar. Halbuki kontrollü olsa zihninden geçen düşünceleri değerlendirip uygulasa kötülüklerin çoğundan sıyrılabilir. İnsan şeytanın vesveselerine yani zihinden geçirilen düşüncelere meyledip hemen eyleme geçirmektedir. İnsan önce analiz etmeli insanlara karşı kar zarar süzgecinden geçirmelidir. İnsanlara faydalı olan eylemleri yapmalı zararlı olan eylemlerden uzak durmalıdır. Bu düşüncelerin temelini melekten mi şeytandan mı olduğu anlaşılabilir.
Cinler düşmanlığı yaymak ve sevgiyi yıpratmak için erkek ile kadının arasını ayırır. En çok sevindiği iş budur. Allah, boşanmaya bugz eder. Her ne sebeple olursa olsun boşanmak tanrı huzurunda suçtur ve anlaşamamanın temelinde iblisi cinler vardır.
Düşünsel faliyetleriniz cinlerdendir, geri plandaki düşünsel faaliyetlerinizi kontrol etmelisiniz. Kötü düşüncelerinizi farketmelisiniz, yapacaklarınızı elekten geçirmelisiniz. Düşünceleriniz kabul edildiginde, onaylandiginda bilinçaltınıza yerleşmektedir. Hareketlerimiz ve yaşantılarımız bilinçaltımızdaki kabullerimizle yönetilmektedir.
Bazı açılardan insanlara benzerler; iradeleri mevcuttur, iyi veyna kötü eylemlerde bulunabilirler, insanlar gibi yiyip içer, evlenip, çoğalabilirler. Erkeklik ve dişiliklerinin çocukları gençleri yaşlıları vardır. Doğar, büyür ve ölürler. Fakat ömürlerinin insanlarınkine oranla daha uzundur. İslam dininde cinler de insanlar gibi inanan ve inanmayan şeklinde ayrılır. İnanmayan cinlerin sayısı diğerlerine oranla daha fazladır. İnsanlar gibi ibadet ile yükümlüdürler. İnanan cinlerin inanan insanlarla beraber cennete , inanmayan cinlerin ise inanmayan insanlarla birlikte cehenneme gidecektir..
Bütün işlerini geceleri yaparlar, onların gündüze geçmeleri anlıktır. Dünyanın yarısı karanlık iken diğer yarısı gündüzdür. İkamet ettiği yerler vardır. Gün aydınlanma çizgisinden kaçarlar. sabah ezanıyla dağılırlar.Gündüz onlara zarar verir, gözleri görmez ve kaybolurlar. Onlar karanlığın ardından giderken aydınlıkla melekler gelir. Toplandıkları yerler han, hamam, değirmen, izbelik, mezarlık, ağaçlık, tekin olmayan yerlerdir. Çöplüklere sert bir şey, ateş atılmaz, cinler böcekler gibi göründüklerinden ve yaşadıklarından ağaç ve duvar dibine işenmez. Mesela ; karanlıkta yada yağmurlu bir havada destursuz yere basmamak(cinlerin bu tür yerlerde olmaları nedeniyle), gece tırnak kesmemek(pis tırnak içinde çocuklarının olması veya bedene ait tırnağın yemeleri veya kötü amaçlı kullanılması), ıslık çalmamak( kim, kime, ne amaçlı, neden ses çıkardı düşüncesiyle cinler ıslığa, sese icabet eder. Durumu kontrol ederler. Önemsiz de olsa onların olduğu yerde mutlaka küçük de olsa musallatlar gerçekleşir). Eskiden gelen bu söylentilerin mutlaka nedenleri olduğu parantez içinde verilmiştir. Metruk yerlerde destur çekilir. Muzip oldukları, işleri yapıp bozdukları söylenir. Kızdıranlara sıkıntı verirler. İnsanların arasını bozdukları, karı kocayı ayırdıkları, inme indirdikleri, kadın veya erkeğe tutulup evlenmelerine mani olduklarına dair inanışlar vardır. Bunların meydana getirdiği hastalıklar için "cinci ****lar", cin çıkarma ritüelleri yaparlar. En kolay cin musallatı bunlarla gerçekleşir. Gerçekte cin çıkartılmaz. Cin çıkınca tekrar gelir. Bir bedene girmek cinler için çok basittir. Yeter ki insan komple yıkanmamış ve Allah’a sığınmamış olsun. Su olumlu bir enerji üretir. Su olumsuz enerjiyi süpürür. Yıkanmış bedende kullanılmış su bozuktur. Suyu bozan şeyler ve bozmayan şeyler vardır. Cinler olumsuz enerji ürettiklerinden yıkanarak olumlu bir dış deriden içeri giremezler. Bu nedenle bir insan için öncelikli zırh, tüm bedenin suyla yıkanmasıdır.
Halk dilinde Cin erkek, Peri de kadın olarak düşünülür. Gerçekte de durum farklı değildir. Genelde insanları bilinç altına girerek etkilerler. Cinlerin mantıkları yoktur. Değerlendirme yapamazlar. Sadece o an ne görüyorlarsa onunla ilgili kötü iş üretirler. Akıllarını kullanamazlar ancak zekice davranırlar. En etkili özelliği maddeyi etkilemesi ve‘mananın(düşüncenin) olumsuz gücü’ olarak kendilerini göstermesidir.. En kabiliyetli özellikleri çok hızlı hareket etmeleri ve istedikleri insan ve nesnenin şekline girebilmeleridir. Tıptaki halüsülasyon ile cin görmek aynı şeydir.
Onlar da dünyadadırlar. Farklı gezegende, farklı yerlerde ve farklı boyutlarda değillerdir. Bizimle beraber iç içe birlikte dünyada yaşarız. Bizim bu dünyayı kullandığımız gibi onlar da bu dünyayı kullanırlar. İnsanların şehirleri köyleri onlarında şehirleri ve köyleridir. Kuytu, ıssız ve uzak dağ aralarında yaşayanlar insanlardan uzak yaşamaları sebebiyle Allahtan sakınan ve inançlı kesimdir. Kısacası yaşantıları insanlarla benzerlik arz eder. Şeytani cinler genelde insanların çevresinde, etrafında, bedeninde yaşarlar. Cinlerin de düşünce yapıları ve inanışlarına göre yaşamları vardır. Gruplar halinde yaşarlar, kabileleri vardır. Onlarla bilmeden iç içe yaşarız. Tarihten bu yana onlarla ilgili çok atasözü, deyim, tabir, hikaye, söylenti, rivayet ve bilgiler vardır. Her toplumda, her dinde, her beldede hatta her köyde onlar ile ilgili mutlaka bir şeyler duymuşsunuzdur.
Onlarında değişik yapıda olanları vardır. Kimileri evlerin banyolarında, samanlıklarda, helalarda, pisliğin içinde yaşayanlarla, odalarda, salonda, temiz yerlerde yaşayanlar da vardır. Ama temiz ve düzenli odalar şeytani cinlerin rahatsız oldukları ve pek duramadıkları mekanlardır. Her türlü kokulu mekanlardan hoşlanırlar. Havalandırılmış odalardan temiz havadan nefret ederler. Nemli, rutubetli küf kokulu mekanlardan büyük zevk alırlar.
Cinler sürekli bir şeyler yemek istiyor. İnsanın yedikleriyle besleniyor.Onun etkisindekiler sürekli yemek istiyor. Sürekli su ve sıvı gıdalar almak istiyor. Şekerli ve tatlı yiyeceklerden çok beslenirler. Böyle bir bedende rahat olurlar. Obezite bile onlardan kaynaklıdır.
Cinler yapıları itibariyle ateş olsa da vücutlarında su daha yoğunluktadır. Nemli ortamları, rutubetli yerleri severler.
İyileri korkutmamak için insanlara pek fazla görünmezler. Cinler için insanların etrafında olmak onlara bulaşmanın temel nedenidir. Bu nedenle inanan cinler insanlara yaklaşmaz onlardan uzak yaşarlar. Bu erkek bir insanın çıplak bir kadını reddedememesi gibi bir şeydir. İnsan, cinler için bir fitnedir. İnsan kullanılır, onun üzerinden beslenirler, yönetilecek yönlendirilecek robot gibi insanı kullanmak onlar için büyük bir zevk ve eğlencedir. İnsanla uğraşırlar her türlü kötülüğe ve çirkin şeylere iterler. İnsanı kumanda etmenin eğlencesiyle her şeyi yaparlar. Bu nedenle insan, cinlerin nefislerinin reddedemeyeceği bir fitnedir. İnsanın fitnesi de kadın ve maldır. Bu nedenle inanan cinlerin kuralı ‘Allah’a inanıyorsan insanlardan uzak yaşarsın’ dır. Cincilerin cinleri asla müslüman cinler değildir. Onlar bu söylemlerle cincileri ve halkı aldatırlar. Hatta onları da yönetirler. Cinci ****ların işbirliği yaptığı cinler kafir cinlerin en şerlileridir. İnsanlarla en çok uğraşan ve kötülükleri yol edinmiş pisliklerdir. Öncelikle cinci ****ların, bakıcıların ve büyücülerin bu kötü yoldan uzaklaştırılmaları veya vazgeçirilmeleri gereklidir.
Bir cinci kendisi istemedikçe, zorbalıkla asla cinlerden bağı koparılamaz. Diğer yandan bu yoldan vazgeçmiş bir cinci, cinlerden kolay kurtulamayacaktır. Bir süre var güçleriyle cinciyi rahatsız ederler. Onlardan kopmak zordur. Cincinin şeytani cinleri bırakıp Allah’a yönelmesi cinler için büyük kayıptır. Sanki bir saray kaybettiler, sanki büyük geçim kapısı iflasa düştü, Allah’a yönelen her insan cinlere en büyük darbeyi vurmaktadır. Cinler mana olduklarından ve düşünceleri yönlendirdiklerinden kurtulmak zor olmaktadır. Sürekli olumsuz düşünsel faaliyetler başlar. Hırcın ve saldırganlık baş gösterir. Herhangi mantık aramadan sürekli onlardan gelen düşünceleri reddetmelisiniz. Onlara yönelmeyi de reddederek onlardan kopmak başarı olacaktır. Cinler kendilerini bırakmış cinciyi bırakmazlar. Çünkü insanların sosyal düzenini bozacak altın bir kapıyı kaybetmektedirler. Cinci, onlar için bir istihdam geçim kapısıdır. Tövbe etmiş cinci ****, onların uğraşmalarına ve verdiği sıkıntılara sabretmelidir. Bir süre sonra(en az 6 ay-en fazla 5 yıl, ara ara uğramalar yoklamalar olacaktır. Davanızdan vazgeçmeyiniz ve Allah’tan yardım dileyiniz.) onların etkinliği azalarak kaybolacaktır.
Cinler inançlı ve dirençli insanlardan çabuk yılarlar. Cinler genelde inançlı insanlara çabalarında başarısız olurlar. Büyü ile görevlendirilmiş dahi olsa inanan ve onları fark eden bir insan cinlerin yenemeyeceği tiplerdir. İnanan insan olmak çok basittir. İsteyerek ‘Allah’ım sana inanıyorum ve sana güveniyorum.’ Demektir.
Cinlerin Kötüleri yani şeytani cinler, bir büyü sonucu yada zarar görmeleri sonucunda korkutmak için size gözükebilirler. Bir yerlerden ses gelmesi, gece yatarken kapı çalması, ışıkların yanıp sönmesi, çeşmeden su akma, değişik seslerin gelmesi gibi buna benzer tepkiler gösterebilirler. Bunlar insanların rahatsız olmada ileri derecedeki belirtilerdir. Önemli bir olay veya cinlerin zarar görmeleri sonucunda görülen bir olaydır. Bu belirtilerdeki hedef çok kötü ve ölümcül değildir. Amaçları rahatsız etmek ve korkutmaktır. Genelde sizi ikamet ettiğiniz evinizden uzaklaştırmak içindir. Amaç mekansa her gelen kiracıya aynı olayları uygularlar. Bunların temel amacı cinler ya evi mekan olarak sahiplenmişlerdir ya da büyü(Cinlere başvurmuş bir insanın isteği) veya ailesinden birinin zarar görmesi sonucu kira gelirine zarar verme kazancını engelleme niyeti vardır. Cinlerden korkmayınız. Onlar direkt size zarar veremezler. Sadece düşünsel olarak size bir şeyleri kabul ettirip yaptırarak zarar verirler. Sonuç olarak insanları öldürmek gibi bir hareket içinde olamazlar. Asla insanlara direkt zarar veremezler. Çünkü insanların iki koruyucusu vardır. Tanrı tarafından her doğan insana bir koruyucu bir de gözetleyici melek verilir. İnsana direkt zarar vermek isteyen tanrıdan direkt zarar geleceğini bilir. Hiçbir şeytani cin bunu yapamaz. Yapmaya kalkarsa insana dokunmadan yok olacağını bilir. Allah onlara bu izni vermemiştir. Onlar sadece direkt rahatsız eder yada korkuturlar. Bu bile onlar için çok tehlikelidir. Ve kendilerini insanlara belli etmek onlar arasında suçtur. Daha fazla bir şey yapamazlar. Bundan öteye geçemezler. Yani onlardan pek korkulacak bir şey yoktur. İnsanlar asıl Allah’tan korksunlar. Genelde insanı kötü yola direkt değil her bedendeki şeytani cin gibi kötü yola sevketmek ile görevli şeytani cinler gibi yapar.
Kınamak, bazı davranışları alaya almak, aşağılamak, küçümseyici bakmak, insanı süzmek, insan için iyi faydalı bir şeyi beğenmemek şeytani cinlerdendir.
Cinlerin çok çeşitlileri vardır. Pazar yeri, sokak, çarşı, Pazar cinleri vardır. Mezarlık, bölge, kırsal, şehir cinleri vardır. Bar, sahil, düğün, işyeri, kurum ve mekan cinleri vardır. Bunların amacı dünya hırsı vermek, dünya yaşamının güzelliklerine meylettirmek, insanı oyalamak, kötü işlere yönlendirmek, oyun ve eğlenceye daldırmak, kötü alışkanlıklarda bocalatmak gibi amaçları vardır. Tüm bu amaçlarının temeli insanı Allah’a yönelmekten alıkoyan tüm yöntemleri kullanmaktadır.
Birtakım teorileri ortaya atan, bazı öğretilerle insanların kafasını karıştırmak isteyen iblis’tir. İnsanı Allah’ın varlığından şüpheye düşürmek isteyen ve bunun için her yolu deneyen şeytani cinlerin önderi olmuştur.. Dünya tarihini cilalı ve yontma taş devri gibi gösterip uydurma bir dünya tarihi yazdıran iblistir. İnsanların gerçeklerden habersiz olmasını istemiştir. Allah’ın varlığını ne kadar gizlerse o kadar kötü emellerine ulaşacaktı. Bilindik kıtalara giderek coğrafi keşifler söylemini kullanan yine iblistir. Fransız ihtilali ile kardeşliğe sava açan yine şeytandır(iblistir). Yakın tarihi değiştiren ve Allah’ın yasalarına karşı uydurma ve menfi anayasalar yaptıran yine şeytandır. Savaşlardan, kaostan ve düşmanlıktan beslenen şeytandır. Ahireti bırakıp ta dünyaya sahip olmak isteyenlere giden şeytan onları yönetmekte ve yönlendirmekte tam hakimiyyet kurmuştur. Küresel egemenlerin öğretmeni şeytandır.(Lusiferdir.)
Belirli tarihsel döngülerde, dünyanın düzelme dönemlerinde, peygamberler dönemlerinde harekete geçen güçlü zaman şeytanları vardır. O çağ ve dönem geldiğinde harekete geçerler. Bazı önemli insanların mesela insanlığa faydalı önemli kişilerin zamanında ortaya çıkan ve o insanla mücadele etmek için bekleyen şeytani cinlerdir. Emrindeki büyük kalabalıktan oluşan cinler verilen görevleri yapamazsa veya başarılı olamazsa onlara öncülük eden ve iblise yakın olan bu ifritler bizzat kendileri harekete geçmektedirler.
Şeytani cinler, kendisine verilen üstünlükleri mevcut dünya hayatı ortamında şımarıklık ederek kıyamete kadar kullanacaktır.
Afet ve savaş anlarında insanları açlık ve çaresizlikle korkutan ve bunun için yağmacılığı harekete geçiren şeytani cinlerdir..
CİNLER AYRIMCI VE BOZGUNCUDUR
Cinler evli çiftin arasını bozmak için sürekli uğraşır. Şüphe atar. Kıskançlıkla yaklaşır. Eşinizin başkasından hoşlanması için başkasına olumlu düşünceler üretir. Eşiniz başkasına beğenili bakışlar ve tavırlar sergilediğinde sizi eşinize karşı kışkırtır. Öfkelendirir. Kavgalar çıkartır. Tartışma ve kavgalar her zaman yıkım getirir. Hiçbir zaman zafer ve haklılık getirmez. Tartışmış insanlar mutlaka benliklerini savunurlar. Bu nedenle tartışmanın sonu hüzünlü olur. Bu sefer cinler sen kötü birisin. Yaptıklarını ve söylediğin yıkıcı kelimeleri gördün mü der. İnsanı iyice karamsarlığa ve yalnızlığa iter. Doğru çizgiden saptırmaya çalışır ve ümitsizliğe düşürür.
Cinler iki insanın arasını ayırmak için uğraşırlar. Sevgiyi bağlılığı yıkmak için çalışırlar. Sevgilileri ayırırlar ve evlilikleri dağıtırlar. Cinler, insanların isteğini aracı dostları (cinci yada büyücülerle) ile yapmaktadırlar. Cinler ayırmak için çalışırlar ama asla birleştirmek için çalışmazlar. Birleştirme büyülerinde cincilerin cinleri ilk birkaç hafta olumlu ve sıcak hava estirirler sonra durumu yine o kişilerin arasını bozmaya çalışan kendi şeytani cinleriyle baş başa bırakırlar. Bırakırlarken de devam edin derler. Burada amaç büyücüyü ve kendilerine gelen insanları ilk görünüşte aldatmaktır. Sonra aile kendi şeytani cinlerle yine şiddetli geçimsizlikler yaşar. Onların kötülüklerinden sürekli Allah!a sığınıp onları fark etmek en doğrusudur. Cinlerin oyununu en kesin bozan fikir Esenlik Meleğinin düşünce tarzıdır. Bu düşünceyi şimdi size öğretiyorum. ‘Tüm olumsuz fikirler şeytani cinlerdendir.’ Tüm yanlış algılatmalar şeytani cinlerdendir.’ Bu olumsuz fikir ve yanlış algılatmaların temelinde farklı amaçlar vardır. Şeytani cinler bu amaçlarla insanı aldatmıştır.
Her olumsuz düşünce yıkıcı hareketlere her olumsuz hareket te yıkıcı sonuçlara götürmektedir. İlk başta başlayan küçük olumsuz düşünceleri devam ettirmek kötü sona gidiş demektir. Aslı olmayan, temeli olamayan, anlayış göstermediğimiz küçük şeyleri bahane ederek bizi eşimize veya dostumuza kışkırtan cinler olayları abartmaktadır. Amacı bellidir. Boşama, ayırma ve düşmanlık oluşturmaktır. İnsan sürekli takip ettiği olumsuz düşüncelere uymakla aslında kendi sonunu kendisi hazırlamaktadır. Küçük olumsuz düşünceler süreklileşerek büyük olumsuzluklara ve tamiri olmayan yıkımlara neden olmaktadır. Sürekli olumsuz düşünce yıkım getirirken sürekli olumlu düşünce esenlik getirmektedir. Düşüncelerinizi kontrol edin. Düşüncelerinizi elekten geçirin, her düşünceyi kabul edip uygulamayın.. Her fikri eyleme dökmeyin. Kendiniz ve insanlar için iyi olanlarını seçin ve eyleme geçirin.
‘Sırf cinlere inat olumsuz düşünceleri reddediyorum.’ Fikri esenlik meleğinin felsefesidir. Olumsuz fikirlerle mücadele etmek şeytani cinlerle mücadele etmektir. Sadece ayetel kürsü ve dualar değil birtakım mücadele de vermeniz şarttır. Tedbirsiz dua olmayacağı gibi çalışmadan bereket duası olmaz. Bu anlamda cinlerle mücadele etmelisiniz. Cinlerin olumsuz düşüncelerini reddetmeniz veya onların olumsuz fikirlerini boşa çıkaracak olumlu fikir üretmeniz onların etkinliğini tamamen yıkacaktır. Hiçbir cinciye ve büyücüye gitmenize gerek yok. Zaten onlar çok daha tehlikelidir. Sizler cinlerle mücadelede esenlik meleğini ‘sürekli olumlu düşünce’ tekniğini kullanarak cinlerin etkinliğini azaltacaksınızdır. Zamanla bu konuda sizi terk ettiğini göreceksinizdir. Cinlerle mücadele, Allah’tan yardım dileyip bu şekilde kötü ve olumsuz fikirlerle çarpışmakla olmaktadır. Bu mücadeleye başladığınızda ilk aylarda zaman zaman ona yenileceksiniz. Siz yılmayın ve üzülmeyin. Ama bu duruma cinler felaket afallamaktadırlar. Olumsuz düşüncelere birkaç tepki verip yine onu yapsanız da bu tepki vermeleriniz onların tadını bozmaktadır. Zamanla olumlu düşünceleri seçmeniz ve uygulamanız gerçekleşecektir. Bu durumda şeytani cinler çaresiz kalmakta ve yenik düşmektedir. İşte cinlerden korkmanın ne kadar gereksiz ve cahilane olduğunu anlayacaksınız. Küçük olumsuzlukları büyütmeyeceksiniz çünkü cinler olayları gerçeklerin dışında olumsuz anlamda farklı algılattırırlar. Tamamen gerçek dışı bu algılamalar cin kaynaklıdır. Öncelikle cinlerin etkisinde olduğunuzu ve bunlardan kurtulmak için doğru olan şeyleri bulma ve inanma eğiliminde olmanız kurtuluşun asıl reçetesidir. Olumsuz fikirlerle mücadelede ilk başta cinler ‘-hadi oradan, -benim dediğim doğru, -öyle olur mu,- erkekliğin ve hakimiyetin ne olacak, -başı boş bırakma, -her şeyi kontrol et,-ya şöyle olursa’ gibi sizin olumlu ürettiğiniz düşüncelerle var gücüyle çarpışacaktır. İşte tam burada seçiminizi yapacaksınız. Ya kötülüğü ya da iyiliği seçeceksiniz. Şeytana uyarak kötü düşüncelerin ardından giderseniz sonunuz bellidir ve bu karanlığa kendiniz sebep olmuşsunuzdur. Ama olumlu düşünceleri seçerek günah ve vebal sizden gitmiştir. Zaten ilişkilerinizin seyrinin olağanüstü iyi yönde rüya gibi değiştiğini göreceksiniz. Burada size ihtiyaç olan anne merhameti, küçük hataları bağışlama erdemliği olacaktır. Hoşgörülü olan Allah’ın tarafındadır. Bunu unutmayınız.
******-CİNCİ-****-BÜYÜCÜ
Büyücüler, cinlerle ilişkili olanlar (cinci ****lar) ve onlara gidenler günahın içine düşmüştür. Büyücülere gitmek çok tehlikelidir. Sizden her hangi materyal veya bir şey isteyen ve para talep eden her kişi kötü bir kazanç yolu seçmiştir. Onlar Cin şeytanlarıyla işbirliği yapmaktadırlar. Bu tür cincileri, cin şeytanları biz Müslüman cinleriz diye aldatmaktadır. Cinlerle uğraşan herkesin seçtikleri kazanç yolu yol değildir. Bu sapkınlıklarını bırakmalıdırlar. Cinlerin, **** ve büyücülerle bir anlaşması vardır. Karşılıklı menfaate dayalı bu birliktelik kendilerine doğru düzgün bir şey kazandırmazken insanlığa da zarar vermektedir. Cinci ****lar, büyücüler ve ******lar farklı adlarda aynı işi yapmaktadırlar. Cinlerle irtibatlı her kişi yanlış yoldadır. Cinlerinde onlarla irtibatlı kişilerinde bundan menfaatleri vardır. Bu anlaşma illa bir kağıt üzerinde değildir. Karşılıklı menfaate dayalı bir alış veriştir. Çoğu zaman bunun farkında olmayan cinci ****lar da vardır. Herhangi bir nedenle cinlere ve onların elçileri irtibatlı insanlara gidilmesi en başta uygun değildir. Karı ile kocayı birbirinden ayırmak için ****ya müracat eden veya çocuğunun olmasını isteyen bir insan Allah’ın haricindeki varlıklardan medet umduğundan öncelikle böyle bir talebi sorunludur. Zaten **** bunun için tanrıyı seçmemiştir. Cinlerle irtibat kurar. Öncelikle küfre düşer. Şeytanların asıl amacı da budur. Küfre düşürüp insanlar üzerinden beslenmektir. Şeytanlar baktı ki kendileriyle işbirliği yapanlar zaten sapmıştır bizden medet umuyor. Bu yolla kazanmayı yol edinmiş. Birtakım arzu ve şartları büyücü veya ****ya yazdırırlar. ****lar sizden birtakım metaryaller, kokular ve tütsüler isterler. Zaten kendi isteğiyle gelmiş insanlar cinler için tam bir yemdir. O insanlarla eğlenmek ve kötü durumlara düşürmek için güzel fırsatlar yakalamışlardır. Hem onlardan beslenirler, hem birbirlerine düşürürler hem de kullanırlar.
Büyücü ve cinci ****ya veya ******la işbirliği yapan cinlerin sayıları genelde birden fazla olurlar. İçlerinde birisi daha zekidir ve diğerlerine önderlik eder. Dişilerle de irtibatlıdırlar. Kendi türünden çevresinden çağırdıkları her cin onlara icabet eder ve insanlara bulaşırlar. Çünkü bu onların yaşam tarzı hayat amacı ve varlık nedenidir. Başlarındaki sorumlu gelen kadına erkek cini musallat edebilir erkeğe de kadın cini musallat eder. Önce istenilen talep doğrultusunda işlerini yaparlar sonrada onları daha zor durumda bırakırlar. Çünkü her durumda insana düşmanlık ederler.
Cinlerle irtibatlı kişilere giden kadınlar genelde cinsel tacize uğrarlar. Cinler yabancı kadın ve erkeğe birlikte olmayı şiddetle istettirirler. Cinlerle irtibatlı olan ve ona gelen çaresiz insan cinlerin kontrolü altına girer. Gelen kadının iradesi hemen elinden alınır. Büyücü onunla ilişkiye girmek istese bunu seve seve kabul eder. Cinler şiddetli bir şekilde cinsel arzuları arttırırlar. Cinlerle irtibatlı kişiler bir kadınla asla yalnız kalmamalıdır. Bu nedenle asla tasvip etmediğimiz bu duruma düşen birileri olursa en az 3 hatta 4 ve üzeri kişi bulunmalıdır. Cinler insan sayısının çokluğundan rahatsız olurlar. Bu nedenle başka bedenlere bulaşmasın diye büyücüyle hastanın yanında az sayıda kimse olmalıdır diye saçmalıklar kurmuşlardır. Öncelikle cinlerle irtibatlı kişilere gidilmesini hiç tavsiye etmiyoruz. Sonra bu durumlara düşen insanlar olursa ki mutlaka böyle cahiliyete düşülüyor bu tavsiyelere dikkat ediniz.
Cinlerden yardım dileyen büyücüler, cinciler ve insanlar Allah’a bir takım ortaklar yaptılar. Onlara başvuranlar inançsızdı ve dünyalık istekleri için çabalarlardı. İblis gücünün yetiği kadar sınırlarınca yardım ederse de Allah dilemeden hiçbir şey gerçekleşmezdi. Cinler de genelde insanların hedeflerini boşa çıkartır. Cinler irtibatlı olduğu kişilere birtakım küçük işler yaparak güvenini kazanır ve onlarla insanı aldatır ve kendine bağlı kılardı. Genelde insanı yüz üstü bırakır. Çünkü iblis Adem’e düşman olduğu için düştü ve kovuldu. Şimdi kalkıp Adem’e neden yardımcı olsun. O’nun işi gücü Adem’e secde etmediğini ispat etmek için insanları kullanmaktır. Adem’e yardım ediyormuş gibi görünüyorsa da Adem’i batağa çekmektedir. Allah’tan istenilmeyen her bir iş boştur, hedefi kötüdür.
Ey insanlar bilin ki büyücüler ve cinlerle irtibatlı herkes ne kötü işler yapıyorlar. Onlar ailelerin, toplumun, insanların huzurunu bozdular. Neyin iyi olacağına kendileri karar verdiler. Ve özgür yaşama müdahale edip insanların gelecekleriyle oynadılar. İnsanların iradelerini istedikleri şekilde yönlendirdiler. Cinler bunları yapabiliyordu. Büyücüler-cinciler, insanların düzenini bozmada aracı oldular.
Ey insanlar, cinlerden medet ummak işinizi zorlaştırdı hem de onların azgınlığını arttırdı. Büyücüler dünyalık yaşamları için cinlerle anlaşma yapıyorlardı. Şeytani cinler, düşünceleri kullanarak İnsanların iradelerini yönlendiriyordu. Bunun için insanların kaderiyle oynuyor insanlığa zarar veriyorlardı. Halbuki tanrıdan isteselerdi doğru bir yol tutarlardı.
Bir insana cin musallat oldu mu bilin ki o insan aldatılamamıştır. Temiz bir insandır. İnançsız cin (şeytan) direkt olarak kendini gizlemeden aldatmadan ve sinsice vesvese ile yönlendirmeden alenen insana yaklaşmakta ve saldırmakta ise bunun çeşitli nedenleri vardır. Öncelikle bunu bir insan istemelidir. Şeytanla anlaşma yapan ilişkili kişilerin olması gerekir. (Cinci ****lar, büyücüler ve ******lar vs.) Bunun için de bazı yöntemler kullanılır. Büyü, allah karşıtı söylemler, Küfür, şeytana ibadet ve övgüler gibi şeylerle istenilen işe yönelik hemen bir şeytan eleman görevlendirilir.
CİNLER
Her insanın en az bir cini vardır. Bu şeytani cin sürekli insanla uğraşır. Dışardan da pek çok şeytani cinler bedene uğrarlar. Bazen insanı etkilenmesi bir kaç dakikayı geçmez. Kişinin imanı oranında dış güçlerin saldırısı gerçekleşir. Bazen uğraşmaları ayları, yılları alır. Vücudun bir kisminı etkileyebildikleri gibi bütününü de etkilerler. Vücutta yıllarca yasar. Bir insanı saptırmak onun temel görevidir. Cinler ve şeytanlar alemi, her yönüyle garipler ve acaibler alemidir.
Cahiliyet, şeytani cinlere zafer kazandırır. Ancak bilgi ve akılcı olma şeytanı yenik düşürür. Şeytan bilgili ve sığınmış insanı aldatamaz. Cahili çok kolay aldatır ve her türlü günaha yöneltir.
Şeytan ‘kaderin kendi elinde diyerek nefsi bencilliğe, ben bilirimciliğe itti. Her şeyi kendisinin yaptığını ve her şeyi başarabileceğine inandırdı. İnsan Tanrıdan dilemedi, işleri ona havale etmedi, Allah’a bırakmadı yani tevekkül etmedi. Bu durumda şeytani cinler onu sahiplendi ben diyerek insanı yönetti. Bir insan şeytanın yönetiminde küçük birkaç başarı yaşar ama bütünde hüsranla karşılaşır. Çünkü iblis Ademoğullarına düşmandır. Bu nedenle insanlarla uğraşır ve aldatır. Şeytani cinlerin etkisindeki insanlar hiçbir zaman esenliğe ve afiyete ulaşamazlar. Hayatları huzursuz ve sıkıntılı geçer.
İblis insan üzerinden beslenir. Sığınılmamış her yemekten nasibini alır. Çala kaşık saldırarak arkasını kesmeden hızlı hızlı yiyenlerle beraberdir. İnsanın bedeniyle beslenir. Geçimini insanlardan sağlar. Bazı türleri de insan artıklarından beslenir. Bu nedenle Tuvalette, banyoda ve yatak odalarında olurlar.
Herhangi bir şeye aşırı istek şeytandandır. Aşırı açlık, şiddetli cinsel ilişki gibi. Her şeyin bir usulü vardır. O usulün dışında kalmak şeytan tarafından kullanılmak demektir. Yemeğe başlamadan önce az yemeğe karar vermek. Küçük lokmalarla yavaş yavaş yemek itidalli olmak şeytandan korunarak yeme şeklidir. İnsan besmele çektikten sonra yemeği böyle yemelidir. Aksi taktirde biraz önceki dediğimiz gibi hızlıca çala kaşık ardını kesmeden büyük lokmalarla yemek şeytani kuvvetin beslenme şeklidir. Şeytan iyi beslenince bedende daha güçlü olur. Sizi gaflette ve şehvette bırakır. Her türlü kötülüğe davette etkili olur. Bu nedenle az yemek ve itidalli olmak çok önemlidir. Oruç tutarken insan bedenen birtakım sıkıntılar yaşamaktadır. Şeytan oruçlu bedende zayıf düşeceğinden insanın bedenini tırmalamaktadır.
Cinler insan bedeni üzerinden arzularına ulaşırlar. İnsanın yeme, içme, cinsel ve tüm bedeni arzuları kullanarak güçlerine güç katarlar. Benedi istekleri sınırlamak ve sürekli tatmin etmemek cinlerin güçlerini ve etkinliğini kırmaktadır. El titremesi, şeker koması, şeker hastalığı belirtileri iblistendir. Çünkü acıkmış, bir şeyler yemek istemiş ve buna hemen ulaşamamıştır. Bu nedenle içte oluşan titremeler ya da sanki damar boşalması gibi hisler yaşanır. Bedeni isteklerinizi hemen ve her seferinde vermek zorunda olmadığınızı kendinize inandırmanız gerekmektedir. Sonra ve az yemeniz gerektiğinizi kendinize inandırmalı ve bunu kabul etmelisiniz.
Cinler eşinizle ilişkiye girerken başka bir karşı cinsi düşündürerek cinsel hayatınızı bozar. Bu kişi genelde yakınlarından veya çevresinde beğendiği bir kişi olur. Sadece eşinizi istekle arzulamaz iseniz keyifli bir cinsel ilişki gerçekleşmez. Erken boşalma, geç boşalma, erkekte sertleşmeme, kadında acı çekme, cinsel birliktelikten hoşlanmama tamamen cinlerden kaynaklıdır. Bu durumların geri planında cinlerin yanlış düşünceleri kabul ettirmesi vardır. Eşinden nefret ettirme, beğendirmeme, kokusunu veya nefes kokusunu kötü algılatma, cinsel ilişki sırasındaki tavırları küçümseme vs düşünce ve vesveseler tamamen cinlerden kaynaklıdır. Tam tersi cinler aşırı cinsel istek de uyandırır. Kadını zevkin doruğuna ulaştırabilirken erkeği de çok azgınlaştırır. Bir takım damarlara ve geçiş yollarına müdahale ederek istekleri çok arttırabilirler. Gebelikleri engelledikleri bir gerçektir ama asla doğuma yardımcı olmazlar. Çünkü onlar insanları sevmezler bir insanın dahi dünyaya gelmesine tahammül edemezler.
Cinler insan beyninde hangi nöronun ne iş yaptığını bilir. Beyinin hangi bölgesinin ne gibi görevleri olduğunu bilir. Bazı kritik merkezlere müdahale ederek üzüntü, korku, iç sıkıntısı, aşırı cinsel arzu, şiddetli açlık uyku gibi durumlara sokabilir. İnsan beynindeki tüm hücrelerin ve beyin yapısındaki tüm görevleri bilir. Adet düzensizliği, aşırı hassasiyet, bazı damarlara ve sinir merkezlerine müdahale ederek birtakım bedeni sıkıntılar yaşatabilir. Sürekli devam eden çözülemeyen hastalıkların temelinde çoğunlukla cinler vardır. Sayısız hastalıklara sebep olurlar. İnsanın beyninde bir merkeze dokunarak istem dışı bir el hareketi yapıverirsiniz. Siz bu duruma bir anlam veremezsiniz. Birtakım tikler, konrolsüz refleksler, kasılmalar ve kramplar cin kaynaklıdır. İnsan vücudunu, anatomik yapısını, tüm hücreleri ve görevlerini, dnasını en ince yapısına kadar bilirler. İnsan bedeni ruha tam bağlı yaratıldığından insanlara ne yapabileceklerini iyi bilirler. Genellikle insan beyninde olurlar. Kumanda merkezi orası olduğundan müdahaleler buradan gerçekleşir. % 70 beyinde, %20 göğüs kafesinde ciğerlerde ve kalp yakınında, %10 diğer uzuvlarda olurlar.
Cinlerin rütbelilerine hüddam, ifrit gibi isimler kullanılır. Bir bina yüksekliğinde daha büyüğü, kanatlısı, yüzgeçlisi, çift başlısı, yılan kafalısı gibi değişik şekillerde görmek mümkündür.
Cinler insan bineğine şoförlük eder. O’nu hor kullanır ve zarar verir.
Cinlerin insanlara etkin bir şekilde geldiği anlar: Aşırı korku, Aşırı sevinç, Cin ve Ruh daveti yapmak, Başkalarının size büyü yapması gibi nedenlerle etkili olanları insana gelir.
Şeytani cinler insanları korkutur, kötülüğe ve çirkinliğe çağırır. Utanmayı ve iffeti kaldırır, arsızlığa çağırır.
Sürekli konuşur oyalar ve insanı yıpratır. Anlamsız kuruntularla her şeyi tehdit gösterir. Siz Allah ile konuşursanız, dua ederseniz hayır söylerseniz o susar. Siz susarsanız cinler içinizde sürekli konuşur. O’nun konuşması cahil için yeterlidir. Hemen ona uyar. Ama akıllı ve inançlı onu reddeder, doğru olanı seçer. Allah’a sığınmayan şeytani cinlerden kurtulamaz. Cinler cahilleri çok güzel kandırırlar. Parmaklarında oynatırlar. Her isteğini yaptırırlar. Bilmek öğrenmek cinlerin gücünü kırar. Bu nedenle bilgi kutsaldır. Girdiler, çıktıların ana kaynağıdır. Yapılan tüm hareketler belli bir birikimin etkisiyle ortaya çıkar. Şeytan insanda sürekli konuşur ancak insan bilgilenirse aldatmaları zorlaşır.
Hastalıkların çoğu psikolojiktir. Psikolojik hastalıkların ardında cinler vardır. İnsanın zihninden sürekli geçen düşünceler cinlerin söyledikleridir. Psikolojik tedavi yöntemleri cinlerle mücadeledir. Kişi kendi kendine yanlış düşünceyi ortadan kaldırır ve yerine doğru düşünceyi koyarsa cinlerle mücadele ediyor demektir.
BÜYÜ VE BÜYÜNÜN TEMELLERİ
Büyü temelde makul, haklı ve adil olmayan kötü bir isteğin Allah’tan istenememesi sonucu şeytandan yardım dilemek amaçlı ona başvurmaktır. İnancından ve Allah’tan şüphe eden kişiler bu yöntemlere başvururlar. Menfi çıkarlarda amaçlarına hemen ulaşmak için büyüye başvurulur. Büyücüye gitmek, büyü yaptırmak ve yapmak büyük günahlardandır. En büyük günah olan Allah’a şirk koşmanın ilk alt koludur. Şeytanla buluşma için tütsü, koku, anlamsız tekrarlanan kelimeler, Ayetlerin karşıtı ve alaya alınan din karşıtı söylemler, birtakım garip, uygunsuz şeylerle şeytanların çağırımı ve hoşnutlukları sağlanır. Mutlaka bir şeytan bu duruma icabet edecektir. Büyü için ilk hangi maddeye ve bedene yapılacağıdır. Bunun için kişinin belirlenmesi olayı vardır. Bunun için ana adı, baba adı, kendi adı soyadı, üzerinden bir elbise veya parçası, bedene ait olan tırnak saç vs ve o kişiyi niteleyen ifade ve metaryaller olacaktır. Böylece kişi belirlenmiş olur.cinler anında o kişi hangi şehirde, hangi mahallede, hangi evde ve nerede olduğunu hemen bulur durumunu kontrol ederler. Sonra istenilen şey bu şeytani cinlere söylenilir. Birtakım görevler ve rütieller yapılır. Mesela x kadın ile kocası erkeğin birbirinden ayrılması istenir. Bu istek şekillerle, bebeklerle, bal mumundan yapılı insan şekilleriyle ters kaşık bağlamayla vs iki insanı ayırmayı ifade edecek mantıklı her şey kullanılabilir. Yeter ki istenilen şey açık olsun ve şeytani cin durumu anlasın. Şeytan hemen isteğinizi yerine getirmek için çalışır. Kısa zamanda da başarılı olur. Kişi çok inançlıysa ve sürekli şeytanın şerrinden Allah’a sığınıyorsa ve inaçlı kişi düşünce ve hafereketlerindeki değişimlerden dolayı şeytani cini fark edebiliyorsa şeytan ona karşı başarısız olacaktır. Tanrı dilemedikçe hiçbir büyü hedefine ulaşamaz, ve Allah dilemedikçe hiçbir şey olmaz. Öncelikle bunu bilmelisiniz. Allah’ın izni olmadan hiçbir cin amacına ulaşamaz. Şeytan karşılıksız iş yapmaz. Onun en büyük kazancı bu iş karşılığında imanınızı satın almasıdır. Çünkü şeytandan yardım almışsınızdır. Sonra büyü yapanı ve yaptıranı sürekli ziyaret eder ve tanrıya yöneldiğiniz anda sizinle uğraşır. Çünkü hem kendisinden yardım istenir hem de tanrıya yönelen ahmaktan hiç hoşlanmaz. Tanrıya yönelmesiniz de o sizin düşmanınızdır. Sürekli sizinle uğraşmaya, sıkıntılar yaşatmaya devam edecektir. Şeytanla işbirliği yapan büyüye bulaşan büyük bir bataklığa sürüklenir. Kendini o karanlık ve kötü atmosferden kurtaramaz. İşleri rast gitmez. Sürekli olumsuz düşünür ve hayatı kötü gider. Huzurlu olamaz. Cinlerden insanlara dost olamaz. Şeytandan yardım dilendiğinden ve tanrı sözlerinden yüz çevrildiğinden Tanrı o insana yüz çevirmiştir. Tanrı ondan yüz çevirince ona mutlaka şeytanlar musallat olur. Tanrıya sığınılmadıkça şeytanlar hayatınızı alt üst edecektir. Büyüyü yapmak değil öğrenmek küfre giriştir. Hiçbir şekilde cinlerden yardım almamalısınız. Bir isteğinizin gerçekleşmesi için büyücüye gitmek, büyü yapmak şeytanlardan yardım almak mahvoluşunuzun temel göstergesidir. Büyücülerin ve cinci ****ların yaşamları çok kötüdür. Öfke nöbetleri, anlayışsız ve huzursuz hayatları sıkıntılı süreçleri olur. Çünkü şeytani cinler insana kötülük eder. Cinlerin sürekli beklentileri ve istekleri olur. İnsanları kullanmaktan ve onları yönetmekten kötü yola sevk etmekten büyük zevk alırlar. Büyücü onların isteklerini karşılamakta zorlanır. Şeytanlar bire beş katar. Yalanlarla insanları aldatır.
Sayısız büyü türleri vardır. Önemli olan şeytani cinlerle buluşmak ve ne istediğinizi ona anlaşılır şekilde anlatabilmektir. Şeytani cinler Allah’tan istenilmeyen her işe koşarlar. Böylece kendilerinden yardım dilendiği için insanın tanrıdan kopmasını sağlamışlardır. Büyünün temel yorumu açıktır ancak büyü yapanın ve şeytanlara başvuranın vah haline.
Büyüde bir insanın istemesi, insanların aracı olması büyünün uygulanmasında etkili bir etkendir. Örnek bir olay anlatayım. Şeytan istenilmiş büyü sonucu bir kadın ve bir erkeğin evliliğini dağıtma görevi alır. Aile içi kavgalar ve şiddetler baş gösterir. Ancak iki insan arasındaki sevgi o kadar kuvvetlidir ki şeytan ayırmakta muvaffak olamaz. Bunun üzerine işi abartır ve alenen kendini göstererek iş yapmaya başlar. Gece yarı kadına kocasını çok değişik şekillerde gösterir. Erkek bazen karısını dişsiz cadı gibi görmeye başlar. İleri derece saldırılar gerçekleşir. Aslında bu durum şeytanın acizliğinin belirtileridir. Ancak insanlar bu durumlardan inanılmaz rahatsız olur ve bir an önce bu durumdan kurtulmak isterler. Bir ****ya veya ******a gitmek en kötü seçenektir. Ancak ilk akıllara bu gelir. Denize düşmüşken onlarla işbirliği yapan cin şeytanlarına yani yılana sarılacaklardır. Halbuki sürekli gusül ile temiz gezip geceleri beraberce dua etseler bir süre sabretseler bu süreci rahatça atlatacaklardır. Düşmanın dışardan olduğu fark edilir. Birlik olup sakin ve makul bir şekilde korkmadan Allah’a dua ederek birkaç hafta sonra durumun atlatıldığını anlayacaklardır. Bazı cinler ısrarcı olsalar da dayanmaları birkaç ayı bulmaz. Şeytani cinler zarar görecek ve insanlara güç yetiremeyecektir. Zamanla etkinliği iyice azalacak, Allah’tan korkacak, usanacak ve vazgeçecektir. Yada O edilen dualardan büyük zararlar görecektir. Hastalanıp yatağa düşebilir. Yanabilir, tanrının azabı ona ulaşabilir. Bu dünya hayatı ne oyundur ne de başıboştur. Şeytanın vesvese haricinde direkt zarar vermelerinde dua edildiği anda tanrı devreye girer. Direk saldırıya direkt cevap verir. İnsanlar bunu anlayamaz. Göremez. Sıkıntılar bir süre devam ederken insan dualarım kabul edilmiyor diye şüpheye düşüp duaları bırakabilir. Sakın bırakmayın. Bir şeyin hemen olmasını beklemek şeytanidir ve cahilcedir. Her şeyin bir makul süresi vardır. Ama aceleci insan bunu anlayamıyor. Zamanla şeytanların belirgin saldırıları azaldıkça dualarınızın sizi kurtarmaya başladığınızı göreceksinizdir. Yaptığımız çalışmalarda bu durumun doğruluğunu defalarca teyit etmişizdir.
Cadıların süpürge ile havada uçması olayı gerçektir. Ortaçağ cadılarının uçabilen türleri olan şeytani cinlerle işbirliği içinde olarak birtakım tılsımlı özel kokulu bitkilerinin vücudun her tarafına sürülerek küfür içerili övgülerin şeytanlara söylenmesiyle ortaya çıkan uçma hadisesidir.
Büyü, sihir, gibi şeytanlarla işbirliği içinde olanların çağırması ile insanların iradeleri şeytanlar tarafından ele geçirilir. İnsan iradesi kaybetmiş şeytani bir cin onu yönetmektedir. İnsan sanki farklı bir kişiliğe bürünür. Yakınları sanki o değilmiş gibi tavırlarındaki farklılığı rahatça fark ederler. ‘Bu sen değilsin.’ bile derler. Tohaf davranışlarda bulunur. Çift kişilik, çift karakter görülür.
Şeytani cinlerin en çok korktuğu kişiler Allah’tan korkan ve sürekli Allah ile konuşan insanlardır. Sürekli dua eden ve Allah’ı zikredenler şeytanların yaklaşamadıkları insanlardır. İnsanı iyilerden mi kötülerden mi olduğunu şöyle belirleyebiliriz. İnsanların iyiliğini isteyen ve onların sevinmesine ve huzuruna yönelik çaba sarfeden iyilerdendir. Kendi menfaatleri için insanlara kötülük eden ve onların kötülüğüne sevinen kötülerdendir. Kendisi için istediğini başkası için de isteyen ve kendisi için istemediğini başkası için de istemeyen iyilerdendir. Şeytanın insanlardan dostlarını böyle anlayabilirsiniz.
Musa’ya (as.)karşı büyücüler toplanmıştı. Firavunun büyücüleri ellerindekini bırakarak yılan ve birtakım benzeri canlılar Musa’nın üzerine gelmekteydi. Musa gördüklerinden korktu. Neredeyse kaçacaktı. Musa’ya ‘Korkma, asanı yere at.’ denildi. Görüldüğü gibi cin şeytanlarının görüntülerine insanlar dayanamaz. Çok değişik ve korkunç şekillere girebilmektedirler. Ejderha, çok başlı yılan, ayı maymun insan karışımı türlü yaratıklar şeklinde görünebilirler.Korkunç bir canavar, siyah insan gibi karartı, kara duman şeklinde insan, kedi kafalı insan, ters ayaklı insan, uzuvlarında terslikler olan hayvan görüntüleri, göz bebekleri dikey, gözleri çok canlı parlak fal taşı gibi açık ve şişkin, dik dik bakan, pullu derili, şişkin bir yüz, dişleri gözüken, çekilmiş ağız derisi, göz çevresinde karartı, morarmış göz ve yüz gibi her şekilde görülebilirler. Bu örnekleri bilerek verdim. Çünkü şekillerinde sınır yoktur. O an şeytan nasıl görünmek isterse o şekilde görürsünüz. İnsanlar bu görüntüleri gözlerinin önünde gerçekleştiğinden gerçeklik olarak algıladıklarından tabiî ki çok korkarlar. Korkunç rüyalar da buna benzerdir. Genellikle görünürler. Bedensel olarak zarar veremezler ve vermezler. Çok nadir durumlarda bu görülebilir ancak Allah’ın azabı kısa zamanda ona ulaşır. Çünkü bu varlıklarına ters tanrısal yasa ve varlıksal gerçeklere aykırıdır. Şeytan direk müdahalelerinde tanrı da şeytana müdahale eder. Şeytanın Allah’ın yarattıkları maddesel canlıları yok etmesi tanrıya direk savaş açmak demektir. Tanrıdan korktuğundan insan direk saldırı gerçekleştiremez. Eyyüp’ü hastalıkla direk öldürmek isteyen şeytana karşı tanrı da sabır, dirayet ve mücadele gücü verdi. Yeter ki insan dua ile Allahtan yardım korunma ve azap duası etmiş olsun. Bu duaların şekli ve kelimesel kalıpları yoktur. O an içinizden nasıl dua etmek geçiyorsa durumunuza göre dua ediniz. En doğal dua budur ve en isabetli kabul gören dua da budur. Allah mazlumun duasını kabul eder. Şeytanlar mazlumun duasından korkarlar. Çünkü kabul bulacağını bilirler.
Kötü musallatlarda insan korkmamalıdır. Panik yapmamalıdır. Hemen kurtulmayı beklememelidir. Öncelikle insan normal şartların dışında olduğunu bilmelidir. Sadece Allah’tan dilenilen yardım sizi kurtarır. Allah’a dua ederken hemen cinlerin zarar göreceğini düşünmek yanlıştır. Cinler bir süre sizi rahatsız edecektir. Panik yapmayın, sabırlı olun. Ama siz günlerce, haftalarca Allah’tan yardım dilemeye ve birtakım duaları okumaya devam ettikçe size güç yetiremeyecek ve sizden uzaklaşacaktır. Alenen açıkça yapılan direk saldırılarda bir süre onunla mücadele edin. Tavsiyelerine, korkutmalarına ve kışkırtmalarına karşı mantıklı fikirler üretin. Bu onun yenik düşmesine sebep olacaktır.
Hiçbir şey sandığınız gibi kötü, korkunç ve zarar verici değildir. Allah cinlerin insanlara direkt zarar vermesine izin vermemiştir. Cinlerden korkmanıza gerek yoktur. Onlar o kadar tehlikeli olsalardı Adem’in soyu çoktan tükenmişti. Onlar sadece korkutur, panikletir ve yanlış yola sürükler. Asıl Allah’tan korkmalısınız. O’nun kudreti şeytanın bütün oyunlarını ve çabalarını boşa çıkartır. Tanrı Kutsal kitabında ‘cinlerin korkutmalarından ve dürtülerinden bana sığının, ondan korkmayın benden korkun.’demişti.
Hiçbir tütsü, hiçbir koku cin şeytanlarını uzaklaştırmaz. Evet cinlerin hoşlandığı, hoşlanmadığı beslendiği ve zarar gördüğü kokular vardır. Ama temiz hava onların en sevmediği şeydir. Mutlaka evinizi havalandırınız. Cinler sirkeden zarar görür ve uzaklaşır. Bazen bir yudum sirke içmek ve ev temizliğinde sirke kullanmak çok etkilidir.
Cinlerden korunmak için çember yöntemi önceki peygamberlerin ve son peygamber Muhammed’in de kullandığı bir yöntemdir. Bir tehlike anında cin ve şeytan saldırıları karşısında çember çizilir ve içinde kendinizi korumaya alırsınız. Çember çizerken Allah ile konuşur ona dua edersiniz. Çemberin mantığında Allah’ım bu çizginin içine cinlerin ve şeytanların girmesine izin verme. Onların şerrinden sana sığınıyoruz. Nas, felak Ayetel kürsi gibi ayetler okunabilir. Sadece dualar da edilebilir. Definecilerin altın ve define bekçisi cinlere uyguladıkları yöntem de aynıdır. Ancak asla Büyük defineler için güçlü şeytan ve aşiretine karşı defineyi alabilmek için kurban kesme, kan akıtma, bir takım şeytanı ilahlaştırıcı davranışlarda ve övgülerde bulunma, küfür benzeri tüm davranışlar yapmayınız. Bu imanınızı kaptırmanıza, Allah’ın size sırtını dönmesine şeytanın mal karşılığında imanınızı çalmasına neden olur. Asla böyle davranışlarda bulunmayınız. Tanrı sizi şeytana bırakır, dualarınıza icabet etmez. Ve şeytan kısa zamanda sizinle beraber olur ve kazancınızdan asla fayda sağlayamazsınız. Bir takım cinlerin ve şeytanların evleri, bazı mekanları ve meskenleri kuşatmalarında da çember yöntemi kullanılır. Evin komple etrafına bahçesi de dahil büyük bir çember çizilir. Çizilirken Allah’a dualar edilir. Bu tip evlerde sıkıntı hemen geçmez. Sürekli dua edildikçe yavaş yavaş sıkıntılar azalır. Ve olaylar bir süre sonra tamamen biter. En etkili zamanları ilk başladığı zamanlardır. Panik yapmayın, korkmayın, Allah’a dua edip sabrettikçe onların tüm etkileri zayıflayacaktır. Zaten hemen sonuç almak şeytaniyetin ve cahilliğin ürünüdür.
Cinlerle ilgili tedavilerde normal yaşamını devam ettiremeyen, akıl hastanesinde olanlar. Tekrarlayan hareketler yapanlar. Farklı cin türleriyle karşılaşıldığını göstermektedir. Hepsinden de kurtuluş reçetesi vardır. Farklı cin türlerinin oluşturduğu farklı hastalıklar görülmektedir. Bunların tedavilerinde farklı yöntemler birtakım uygulamalar yapılabilir. Çözüme yönelik yalvara yalvara yapılan ısrarlı dualarla hastanın kurtuluşu da mümkündür. Müzik, açık hava, yeşil ortam, el işleri uzun süreli ısrarcı cinlerin oluşturdukları hastanın tedavilerine çok iyi gelmektedir.
Dikkat çekmek, ilgi görmek , fark edilmek, kendini farklı ve özel insan gibi hissetmek cinlerdendir. Cinler birtakım duygularla dünya yaşamında varlıklarını ispatlar ve bundan haz duyarlar. Dünyayı seçmiş olan beğenilmekten ve büyüklenmekten hoşlanır.
CİNLERİN HER İNSANDA GÖSTERDİKLERİ BELİRTİLER.
Hemen hemen her insan bu belirtileri yaşar. Cinsiz insan yoktur. Korkmayınız onlar zaten hep bizimle beraberler. Onlar bazı zamanlarda bize davetleriyle hükmederler. Onlar hep düşünsel olarak zihnimizde olurlar. Ve bilinçaltımızı etkilerler. Yani sürekli söylemleri ve yanlış yönlendirmeleriyle bizi bazı olumsuzluklara ikna ederler. Böylece biz insanlar onlara uymuş oluruz. Ben cinlimiyim diye panik yapan insan sürekli cinlerle beraber yaşadığını bilmemin cahilliğini göstermektedir. Aşağıda ki tüm belirtiler farklı farklı da olsa her insanda görülen şeylerdir.
Baş ağrısı, korkunç rüya ve kabuslar görmek, cinsel sorunlar yaşamak, Kadınların adetlerinde düzensizlik gibi. Söz ve hareketlerde görülen ani dengesizlikler, Ankara Geceleri Uzun süre sağa sola dönmek, zihinden sürekli düşünceler geçmesi, uyuyamamak, Kararsızlık ve çift kişilik taşırcasına yaptığından çabuk pişman olmak.
Tuvalette uzun süre kalmak, orada kendi kendine konuşmak, tuvalet ve banyoda uzun süre sigara içmek, mastırbasyon, Saçların dökülmesi (özellikle kadınlarda), Rüyada kedi, köpek, fare, kurt, yılan gibi varlıklar görmek, Rüyada garip insanlar görmek. Uykuda veya uyanıkken boğulma hissi, dehşet, korku, ürperti ve hüzün, aşırı refleks, Uykuda dişlerini sıkmak, ağlamak, çığlık atmak, Enseden gelen bir baş ağrısı ve el ve ayaklarda karıncalanma, Uyuşmalar gözlenir. Kasılmalar, kramplar görülür. Rüyada yüksek yerden düşmek, köpek kovalaması, yılan saldırısı, sürekli kaçma, karanlık, kan, pis ortamlar görme. Rüyalarında korku ile uyanma her insanın yaşadıkları şeylerdir.
İleri derece belirtileri:
Yaşam kaliteniz düşer. Uykuyu iyi alamaz ve yorgun gezersiniz. Aşırı tepki,aşırı sinirlenme, sebepsiz hüzün, kaynağı olmayan keder. Başın gerisi, el ve ayaklarda sancı, ağrı, uyuşma, sızı, gibi. Yanlizligi sevmek, inzivaya çekilmek, Vücudunda bir şeylerin gezdiğini hissetmek, bayılma, uyurken dışarıdaki sesleri duyma ama kalkamama Kapalı alanlardan çabuk sıkılmak ve göğsünde nefes daralmaları hissetmek, yalnızlığı sevme, evlenememe, kararsızlık. Tüm bunlar cinlerin eseridir.
Çok aşırı yorgunluk, halsizlik, hareket etmeme isteği, tüm gün yorgun gezinme, sırtta gezinen dalgalar, sürekli gaz atma, göğüs kafesinde ağrılar, sabah kalkmakta çok zorlanma, üşüme, titreme, uzuvları suya sokulduğunda kendini kasma gibi tüm bunlar ileri derece belirtilerdir.
Müthiş koku alırsınız, refleks ve anlamsız aşırı korkular oluşmuştur. Vücudunuzdaki ağırlık ve yorgunluk nedeniyle günlük işlerinizi yapmakta zorlanırsınız. Sürekli uzanmak ve dinlenmek istersiniz.
Gaipten sesler duymak ve o sesle karşılıklı konuşmak, Başkalarının göremediği görüntüler görmek, İslamı yaşayamamak veya yaşamakta zorlanmak, Dalgınlık ve uykusuzluk ve uyandığında dinlenmiş olarak kalkamamak. Hayatındaki çoğu şeyin olumsuz seyretmeye başlaması(özellikle ev ve işyeri içerisinde huzursuzluk) Vücut organlarının birinde çözülemeyen ağrı ve rahatsızlıklar, Kısırlık, çocuklarının olmaması aile içi şiddet, Kişinin aniden eşinden, çocuklarından ve evden nefret etmesi, hayattan zevk alamama, her şeyden sıkıldığını söyleme gibi pek çok örnek verebiliriz. Gerçek böyle olmasa da insan kısa bir süre bu duyguları taşır. Böyle zamanlarda yakınlarınıza mutlaka destek olunuz. Sebepsiz yere şiddetli ağlamak, gülmek veya sinirlenmek, ibadet, zikir ve Kur’an okumada zorlanmak. Hayata ümitsiz bakmak ve intiharı denemek, Büyük günahlara yönelmek. Sürekli uykusuzluk sorunu yaşamak.Hayattan lezzet alamamak..Zina içkiye ve kumara meyletmek, İslam dan uzaklaşmaya başlamak.
Sabah kalktığınızda şu gündüzü hiç sevmiyorum diyen ve akşamları şu uzun, sakin ve sessiz geceleri çok seviyorum diyen şeytani cinlerdir. Ezan sesine tepki veren, ansızın isyan sözleri sarf eden, Allah ve din karşıtı söylemlerde bulunan, Kuran’a ayete ve iyi tavsiyelere tepki verende şeytani cinlerdir. Şeytan insanı uyutabilir de uyutmazda. İnsana hoşlanarakta yıpratarak uykusuzluk veren şeytandır. Şeytanlar her insan için farklı yöntemler uygularlar. Bu durum insanın durumuna göre ve insanın karakterine bağlı olarak şeytanın kişisel taktiğine ve başarılı olmak için şeçtiği yönteme göre değişir. Zorbalık ve uğraşarak ta istemesini ve zevk almasını sağlayarak da insan istediğini yaptırabilir. İnsanın isteyerek yapmaması doğru yolda olduğunun göstergesidir. Ancak şeytan zorbalıkla ve rahatsız ederek isteğini yaptırıyorsa insan sabretmelidir. Allah insanı sınamaya tabi tuttuysa bir süre dualarınıza karşılık vermeyecektir. Sizi dayanma sınırınıza kadar dener. Siz sabrettikçe başarınız devam edecektir. Ancak sınanmaya tabi tutulmamış olaylarda Allah direk duanıza cevap verip şeytani cinleri etkisiz kılabilir.
Önemli iyiliklerinizi, Allah yolunda iyi amellerinizi, faydalı işlerinizi ve amaçlarınızı engellemeye çalışır. Hedeflerinizi fikren çürütmek ister. Sizi amacınızdan vazgeçirecek birçok yıkıcı fikirler üretir. Ama siz ahiretlik olan iyi hedeflerinizden vazgeçmediğiniz sürece o zayıflayacak ama yine de sonuna kadar vazgeçirmek için çalışacaktır. Siz hayatınız boyunca ısrarla hedefiniz yolunuzda çalıştığınızda kazanan mutlaka siz olursunuz. Peygamberlerin hayatları ve ömürleri boyunca çabaları bunlara örnektir. Yeter ki ümitsizliğe düşmeyin ve amaçlarınızdan vazgeçmeyin. Tam olarak amaçlarınızı başaramazsanız da mutlaka yakınlarına geleceksinizdir. Ya da tahmin ettiğinizin çok daha üzerine çıkacaksınızdır. Her peygamberin ve inanan insanın mücadelesi böyle olmuştur. İnsan ve cin şeytanları her inanana ve peygamberlere düşmandır. İnsan ömrünün sonuna kadar bunlarla mücadele içinde olur.
Çevrenizdeki insanları kötülemeyi, onları itibarsızlaştırmayı çok sever. Bu nedenle gıybeti, iftirayı, karalamıyı yol edinir. Dünya mücadelesindeki her insan ona uyacaktır. Şeytan sırtını dünyaya dönmüşe hiçbirşey yapamaz. Ve onu aldatamaz. Dünya malı ve dünya için yaşamak inançsızlıktır. Ve şeytan şüphede olan her kişiyi sahiplenir.
Bir insan dua ettiğinde ondan büyük bir ışık ve güç çıkar. Ateşten yaratılmış karanlık şeytan bu nurdan büyük zarar görür. Bu nur enerji bedenlerine zarar verir. Ama bu güç sadece Allah’tan içten ve samimi istendiğinde ortaya çıkar. Dualara tanrıdan görevlendirilmiş bir melek ve iblis duaya icabet eder. İblis duaya kötü şeyler bulamaya çalışır. Saf hedefin yanına menfi çıkarlar katmak ister. İblis Salih isteği bertaraf etmeye çalışır. Büyük idealin yanına küçük günahlar bulaştırmaya çalışır.
İyiliğin tarafında melekler, kötülüğün tarafında şeytanlar vardır. Şeytanlar ve melekler insanı taraflarına çekme yolunda tam bir savaş halindedirler. Geçmiş kavimlerde yaşanılan olaylar, tanrıların savaşı denilen olay aslında budur. Çok tanrılı dinlerde, yunan mitolojisinde, bazı destanlarda, meleklerin ve şeytanların insanı kazanma mücadelesi vardır. İnsan elini açıp tanrıya dua ettiği anda melekler ona icabet ederler. Ancak İblis’te bunu engellemek için hemen mücadeleye kalkar.
‘Sadece senden yardım dileriz ve sadece senden medet umarız.’, ‘Allah’ım senden başka ilah yoktur.’ , ‘Sen büyüksün, her şeyi kuşatmış olansın ve her şeye kadirsin’ gibi tüm söylemler sadece Allah’a yönelik olduğundan şirk ve küfürün bulaşamayacağı söylemlerdir. Şeytani cinler bu söylemlerden nefret ederler. Geçmişte tanrılara, meleklere ve şeytanlara inananlar onlardan dilemekteydiler. Ve Allah’a ortak koştular. Bu nedenle sadece Allah’tan istenildiğinde amaca ulaşılır.
Allah’tan başka kimseden korkmadığını söylemek ve Allah’a dua edip yardım dilemek şeytani cinleri korkutur. Şeytani cinleri korkutan yıpratan, tasalandıran, sıkıntı yaşatan en belirgin gerçek tanrıya yönelmek ve ondan dilemektir. Şeytani cinlerle direkt konuşmayın. Onlara beddua, küfür ve kötü söz söylemeyin. Bu onlara da size de bir şey kazandırmaz. Sizin inançlı olduğunuzu, Allah’tan dilediğinizi ve sürekli Allah’a sığındığınızı bilmesi şeytana çaresizlik olarak yetecektir.
Cinlere sahip olacağım. Onları emrim altına alacağım. Onlara dilediğimi yaptıracağım düşüncesi yanlış, cahilce, sapıkca ve şeytanidir. Bu kötü bir yol ve batıl bir tercihtir. İnsanların iradesini elinden alıp onu yönetecek bir cinle anlaşmak dinen büyük günahtır. Cinlere bulaştığınız anda o sizin isteklerinizi yerine getiriyormuş gibi görülebilir. Ancak siz onların bitmez tükenmez isteklerini karşılamak zorunda kalacaksınız. Üstelik sürekli sizi rahatsız edecek ve huzursuz bir yaşam süreceksinizdir. Şunu unutmayınız ki cinler insanı bir araç gibi kullanırlar. İnsanı yönlendirmekte ve yönetmekte şoför onlardırlar. Onlar sadece Allah’a sığınıldığında etkisiz kalırlar. Çünkü bu durumda beden bineğini bir melek görev alır ve tanrının izniyle o insanı o yönlendirir. İnsan kendi başına bom boştur. O’nu ya melek ya da şeytan yönetecektir. Bu da insanın kendi tercihinde ve kendi isteğinde gizlidir. İnsan ya şeytanı seçecektir ya da Allah’ı seçecektir. İyiliği seçmişse ve ahireti istiyor ise Allah’a sığınır, ona inanır ve meleklerin etkisiyle hayatı iyi yönde seyreder. Ama kötü ise dünya hayatını isteyecektir. Şeytan onu yönetir ve hayatı kötülüklerle ilerler.
İnsan sadece bedende ruhtan ibarettir. Bedeni işleri melekler yürütür. İnsanın yaşamına devam eder. Şeytan Eyüp as.’mın bedenine büyük sıkıntı verdi. Agır hastalıkla pençeleşen Eyüp sabır ile dua ederek bu süreçten başarıyla geçti. Şeytan kötü fikirlerle bedenin işleyişini bozmaya çalışır. Pek çok hastalığın kaynağı sıkıntı, stres olduğu gibi temeli şeytandandır. Alınan maddi ilaçlar bozulan düzeni toparlamaya ve tamamlamaya çalışan maddelerdir ve alınması gereklidir. Şeytan haftalardır bozmaya çalıştığı düzeni onarmaya çalışan ilaçlardan hoşlanmaz. Ama temel çözüm insanın iç dünyasında bitmektedir. Asıl çözüme yönelik çalışmalar burada olmalıdır. İnsan şeytan karşısında genelde zayıf düşer. Mantıklı düşünemez ve gerçeklerden uzaklaşmış olabilir. Bunun için dışardan doğru düşünce ve amellerle destek almalıdır. Bu nedenler batının psikolojik danışmanlık ve psikolojik terapileri çok isabetlidir. Sosyal yaşam içinde aile ve işyerinde birtakım krizler ve sıkıntılar yaşanabilir. Bunların çözümünde doğru fikirlerle doğru davranışların tavsiye edilmesi ve insanın doğru olana yönlendirilmesi tamamen şeytanla mücadele için gerekli olan bir dış destektir. Şeytanlar nasıl kendileri sürekli işbirliği içindelerse insanlar da şeytanlara karşı işbirliği içinde olmalıdır. Bu nedenle birden fazla insandan şeytan hoşlanmaz. Şeytanlar yalnız insanı sever. İnsanlar birlik olup birbirlerine destek olmalıdırlar. En büyük destek sizi iyi fark eden birinci dereceden yakınlarınızdan gelir.. Psikolojik danışmanlığı sağlamalıyız ve yaygınlaştırmalıyız. Sorunlarımızı paylaşarak doğru çözüm yollarıyla bulmalıyız. Psikolojik danışmanlık şeytanla mücadele yöntemidir. Etkilidir ve sağlam bir dış destek olmalıdır. Bunun için danışmanların iyi eğitilmesi, din bilgilerinin yeteri kadar verilmesi, düşman olan şeytanın iyi tanınması, silahlarının ve yöntemlerinin bilinmesi gereklidir. Yardım alan kişinin gizliliği korunmalı ve sorunu sanki kendi ailesinden bir gibi görerek yardımcı olmalıdır. Bunlarında birtakım şartları sorumlulukları vardır. Yerine getirilmelidir.
İnsanlar hiçbir zaman uyurken dahi yalnız değildir. Yakınlarında mutlaka melekler veya şeytanlar vardır. İnsanın sürekli beraber yaşadığı en az bir şeytanı ve iki meleği vardır. Şeytanların sayıları çok olduğundan insanların felsefelerine durumlarına ve yaşayışlarına göre değişken olsa da genelde çok sayıda bulunurlar. Bu şeytan insan doğumuyla gelir. Ve beraber büyürler. Ölene kadar onunla beraberdir. Cinler uzun yaşadıklarından insan öldüğünde şeytanı büyük kalabalığa türüne ve seviyesine göre katılır.
İblis tayfası, cinlerin lideri, en kudretlisi ve onlara hakim olanıdır. İblis inanan cinlere baskı ve zulüm etmektedir. Cinlerden inanan kesim az olduğundan 1/9 şeytanlara karşı güç yetirememektedirler. İblis ve avenesi taşkınlığı, kötülüğü, haksız yolları seçtiğinden dünyada gücü ele geçirmiştir. Bu nedenle insanları saptırmış ve insanlar üzerinden beslenmeyi ve dünyayı kazanmayı yol edinmişlerdir. İnanan cinler iyiliği tercih ettiğinden insanlara yaklaşmadığından kazançları dar, hakimiyetleri kısıtlı ve cinler içinde güçsüzdürler. Aynı insanlarda olduğu gibi. İnanan insanlar ve uluslar kötülüğü, silahı ve zorbalığı seçmediğinde müslüman ülkeler mazlum konumundadır. Ama silahı, kötülüğü ve dünyayı kazanmayı yol edinmiş küresel güçler birtakım bahanelerle müslüman ülkelere saldırmış ve küresel üstünlüğü sağlamıştır. Eğer iyiliği seçmiş olsaydı ve zarar vermekten çekinseydi saldıran zalim ülke durumunda olamazdı. Bu nedenledir ki insan ve cin şeytanları küresel hakimiyyeti ele geçirmişlerdir.
Cinler bilinçlidir ve her forma giren bir varlıktır. Cinlerde mantıksal bütünlük yoktur. Genelde sözleri ve eylemleri çelişir. Sık fikir değiştirirler, çabuk usanırlar.
Cinlerden İblis’in halkının başkenti, şehirleri, köyleri vardır. Belli bir düzeni ve kanunları vardır. Varlıklarının temel nedenleri ve felsefeleri gereği insana düşmanlık beslemektedir. İnsana yönelik her türlü kötülük anayasalarının ilk ve temel değişmez maddelerindendir. İblis’in tahtı yani başkenti, genel merkezi deniz üzerindedir. Onların yasalarının temeli; yasa tanımamazlıktır. Sosyal ilişkileri, töreleri vardır. Temel amaçları Ademoğlunu kullanmak, kendilerine ibadet ettirmek, hizmetkar etmek ve onun üzerinden beslenmektir. Ademoğlunu aşağılık, düşman ve kullanılacak (hayvan) varlık olarak görürler. Küfre düşürmeyi ve kendilerine ibadet ettirmeyi çok severler. İnsan öldürten, zina yaptıran, eşleri boşandırıp aileleri dağıtan hep şeytani cinlerdir. Şeytani cinlere göre insanları Allah’a yönelmekten engelleyen her cin asildir. Övgüye layıktır. İyi bir iş yapmıştır. İnsanların düzenini bozacak işlerle zarar verenler cinlerin içinde yer edinir ve kariyer yapmış olur. İçki, kumar oyun ve eğlencelere daldıran şeytani cinler, insanların Allah’a yönelmesini engellemekte kullandıkları yöntemlerdir.
Müslümana namazda gelir ve namazı engellemeye çalışır. Namaz kılmayan normal bir gider onun küçük bir iyiliğini engellemeye veya iyiliğine kötü bir şeyler bulaştırmaya çalışır. Her insanın inancına, bilgisine ve kapasitesine göre mücadele eder. Her insanın iyilik yöntemi, ve iyiliği kullandığı alan farklı farklıdır. Bu iyilikleri engellemeye veya bozmaya çalışır. Şeytanın işi gücü iyilikleri bertaraf etmek ve kötülüğü insanlığa yaymaktır. Bu nedenle şeytanın en nefret ettiği kimseler iyiliği emreden ve kötülüğü nehyeden kimselerdir.
Öyle dualar vardır ki karanlık bedenlerden oluşan kalabalık bir ordu halindeki şeytani cinler o insana yaklaşamaz. Samimi, içten, inanarak ve güvenerek sığınılan duadan öyle bir nur ve ışık çıkar ki O’na yaklaşan mutlaka zarar görür ya da ölür. Işık karanlığı deler ve karanlığı yok eder. Bu tür dualar tam korunma tam sığınma içerikli dualardır.
Kendisine cin musallat olana kesinlikle şeytan musallat olmuştur. Çünkü inanan cin insana musallat olmaz. Musallat olmuşsa bu kesinlikle inandığını zanneden kafir bir cindir. Şu temel bir mantıktır. İnsanlarla uğraşan ve onlara bulaşanlar kesinlikle inançsız cinlerdir. Bunlar da şeytanların sınıfındandır. İnandığını sanırlar biz insanların inandım deyip de günah işleyenlerine benzerler. Bunlara biz münafık diyoruz. İşte cinlerin de münafıkları vardır. Cin musallat olmuş bir insana mutlaka yumuşak davranın. Çünkü o insanın iradesi elinden alınmış ve hareketlerinin temeli farklı ve kötü bir kaynaktandır. O bedeni ve ruhu bambaşka birisi yönetmektedir. Şeytanın tatlı dil ve iyi söz karşısında yenik düştüğüne defalarca şahit oldum. Kesinlikle cinli hastaya kötü davranmayın. Şeytanı devirmenin üç yolu vardır. Hoşgörülü ve mantıklı olacaksın. Makul ve yumuşak davranacaksın. Şefkat davranışlarında bulunacaksın.
Şeytani cinler, arkadaşınıza ailenize veya çevrenizden bir yakınınıza gelir. Sizden istediği birtakım şeyleri size sitem ederek veya nazı geçtiği için kızarak söyler. Eğer yapmak istemediğin durumsa susmanız ve cevap vermemeniz daha doğru olacaktır. Böyle durumda kişinin kendi içindeki melek şeytana cevap verecek ve kızdığı kimseyi haklı kılacaktır. Bazı yerde susmanın bazı yerde konuşmanın gerekliliği çok önemlidir.
Büyücülerle irtibatlı olan şeytani cinlerin istekleri hemen yerine getirilir. Çünkü iblis böyle bir kanun yayınlamıştır. Zaten varlıklarının nedenleri hayat felsefeleri insana düşmanlıktır. Tüm şeytanlar da insana düşman olduğundan hemen böyle bir şeye icabet ederler. İnsanlarla irtibatlı ve ilişkili olan şeytanlar daima İblis’e ve şeytaniyyete hizmet etmektedir. Bunlar asillerdir. İnsanları yoldan saptırmak, inançsızlığa sürüklemek, küfür işlerine bulamak ve insanlara sıkıntılar vermek onların işleridir.
Şeytani cinler Tanrıya asi olmakla beslendiklerinden kazançlarını tanrıdan istememektedirler. İblis adem’den sonra kendi kendine kazanmayı tercih etmiştir. Batıl ve kötü yollarla insan üzerinden Allah’ın adının anılmadığı yemeklerden ve usulsüz her türlü kazançla kendi kazanmaktadır. Bu durum insana düşmanlığının hem nedeni hem de sonucu olmuştur.
İnanan cinler, gençlerine insanlara yaklaşmamaları konusunda öğütler vermeliler. Bu gençleriniz için daha iyi ve hayırlıdır. Cinler için cennetin Anahtarı iyi niyetlerinde yatar. İnsanı sevmeyen ve düşmanlık edeni inançsızdır. İnsanı seven ve ona yaklaşmayan tanrı katında değer bulur.
NEFSİ ARZULARIN YARATTIĞI SONUÇLAR
İnsan bedeni arzularını sürekli tatmin etmemelidir. Arzuları sürekli tatmin edilmesi arzuların köleliğini getirir. Arzuların tatmin edilmesi şeytani cinlerin bedende güç sahibi olmasını sağlamaktadır. İnsan üzerinde tam hakimiyet kuran cinler insanı istediği gibi yönlendirmektedir.
Bedene girecek şeylerin hazırlığı çok önemlidir. Öncelikle helal, temiz kazanç olmalıdır. Kimsenin hakkını yemeden aldatmadan kazanılmalıdır. Bu tip bedende cinler gezinmekte çok zorlanır. Helal kazançtan beslenen beden içinde olumlu bir enerji ve cinlerin sevmediği ferahlatıcı bir koku vardır. Bedene giren şeyler temiz olmalıdır. Ölçülü olmalıdır. Ne az ne fazla olmalıdır. Zararlı şeylerden yenmemelidir. Bedenden giren şeyler ile bedenden çıkan şeyler çok önemlidir. Cinlerin etkinliği bunlarla ölçülür. Bedenden çıkan şeylerin sonuçları inanılmaz derecede hayatınızı etkilemektedir. Meni’nin çıkması sonucu zayıf düşen bedende cinlerin etkinliğinin artması kaçınılmazdır.
Cin çarpmasının nedenleri bedenseldir. (Çarpılma: cinlerin bedene tam hükmetmesidir.)
Tanrıya sığınılmadan aşırı cinsel isteği acelece yerine getirme sonrası yıkanılsa dahi (gusül edilse bile) öfke patlaması ve saldırganlık yaşanacaktır. Genellikle şiddet kullanılır ve yakınlarına zarar verir . Kişi böyle bir davranışı kendine konduramaz. Böyle bir davranıştan dolayı çok üzülür. Nedenini anlayamaz. Kendini kınar ve anlamsız bir şekilde durur düşünür. Bu davranış (aile havasını) ortamı bozmuştur. Diğer aile bireyleri öfkeli davranış sonrası şeytanın fitlemelerine uğrar. Şiddet kullanana saldırı başlar. Şiddet kullanan kendisinin kontrolsüz olduğunu bilse dahi onların saldırılarına saldırıyla cevap verir. Aile içi şiddet, ölümler, cinayetler, trafik kavgalarının temelinde sığınılmadan yaşanmış kontrolsüz cinsellik vardır. Hırçın, saldırgan bir şeytan cinsel ilişki sonrası bedende aktif olur. Önce çok huzurlu, dinç ve sağlıklı hissini verir. Sonra en ufak bir şeye bile kontrolsüz öfkelenirsiniz. Basit bir şeye olağan üstü yüksek tepki gösterir ve şiddetle birlikte birden ortaya çıkar. Aşırı cinsel isteğini tatmin etme düşüncesi, gerçekleştirildiğinde sinirli olma, en yakınlarına çatma, saldırganlık, içten gelen attırıcı suçlayıcı düşünce ortaya çıkar. Nasıl ki çala kaşık saldırarak yemek yemek sürekli olumsuz düşüncelere ve suçlayıcı anlayışa neden oluyorsa cinsellikte böyle sonuçlar doğurmaktadır. Cinsel ilişki sonrası Gereksiz ve çabuk sinirlenme ve sinirin çabuk geçmesi özellikle erkek için kaçınılmazdır. Aslında bu bir çarpılma halidir.
Şeytan bedende aşırı yeme isteği başlatır ve bu isteği yerine getirdiğinizde ‘çarpılma gerçekleşmiştir.’ Sürekli olumsuz düşünceler, sinirli olma hali ve her şeye karşı tepki verme başlar. Sürekli bu fitlemelerin sonunda yakınlarınıza, çevrenizdekilere veya işyerindeki en hoşnutsuz zaaflı olduğunuz kişilere şiddete kadar dönüşür. Cinayetler, kavgalar, yaralamalar gerçekleşir. Ve Cezaevlerindekilerin çoğu ani parlama sonucu kontrolsüz öfkelenmenin kurbanı olmuştur. Yani İblis işine hummalı bir şekilde devam eder.
Kısacası cinler bedeni arzuları tatmin ederek güç kazanır. Diyeceksiniz ki ne yapalım bedensel temel ihtiyaçlarımızı karşılamayalım mı? Elbette karşılanacak. Ancak orta yolla usulüne uygun ve batıl olmayanla. Yani yemeği çok yemeyeceksiniz. Midenizi doldurmayacaksınız, bu isteklerinizde acele etmeyeceksiniz, kontrolsüz olmayacaksınız. Kendi eşinizden başka karşı cinse yönelmeyeceksiniz ilişki sırasında başkalarını hayal etmeyeceksiniz.(Cinsel ilişki sırasında düşüncelerinizi dinleyiniz. Ne kadar çok yanlışlıklar göreceksiniz.) Eşinizle yatarken acele etmeyeceksiniz yavaş ve itidalli olacaksınız. Sadece onu beğeneceksiniz ve onun ruhuyla olmaktan zevk alacaksınız.
Cinselliği kullanan şehvet cinleri vardır. Müthiş aldatmalara sahiptir. Doğal birtakım elementlerle de ilişkisi olan bu dişi şeytanlar derin ve güçlü cinsel arzular verirler. Hiçbir erkek bunlara karşı koyamaz. Tanrıya sığınmış olan ve yalnız kalmayan müstesna. Hemen ilişkiye girmek istersiniz, bu arzunun yarattığı krizden arzunuzu tatmin etmek istersiniz. Müthiş bir cinsel arzu doğar bu sırada vücutta meni yapılmıştır. Penisten ön sızıntıları gerçekleşmiştir. Arzusunu mutlaka yerine getirmek zorundadır ve kontrolsüz olmuştur. Cinsel beraberlikten büyük haz duyarsınız. Bu cinsel birlikteliğin ardında cinler bedende güçlü olur. Sonra sizi kışkırtır ve genelde şiddete yöneltir. Siz arzularınızı tatmin ettikçe cinler duygularınızı süreklileştirir. Arzularınıza dur diyemediğiniz için günleriniz bu psikolojide akıp gider. Bu psikolojide sayısız günahlar işlerken fırsatını bulduğunuzda büyük günahlar da işlersiniz. Cinler bazen sizi sürekli cinsellikten dolayı zayıf düşürür. Bedenen hasta bile olursunuz. Bundan kurtulmanın yolu enerji veren yiyeceklerden uzak durmak, kontrollü ve sınırlı yemek, kaloriye dikkat etmek böylece sürekli enerji üreten yiyeceklerden uzak durulmuş ve cinlerin arzularına dur diyebilecek kıvama gelmiş olursunuz.
Ankara Geceleri insan yatagındayken cinsellik cinleri gelmektedir. Birtakım hayaller fikirler vererek onu azdırmak ister. Ankara Geceleri daha çok kadınları etkilerler. Bu cinler sabaha karşı yataktan kalkmadan çok erkeği cinsellikle etkilemektedir. Belirtisi olarak cinsel organda sertleşme ereksiyon halleri görülür. Bunlar sonucunda erkek mutlaka cinsel arzusunu gidermek zorundadır.
Sahiplenme, hükmetme isteği, aşırı kıskançlık, acelecilik şeytani cinlerdendir. Her şeyin azı ve fazlası şeytani cinlerdendir. En ideal yol orta yoldur. İtidalli olmaktır. Aşırılık şeytanın dayatmasıdır. Sizi kullanması ve yanlış yollara saptırma taktikleridir.
NAZAR: Şeytan insanı kullanarak madde üzerine etki etmektedir. Nazar bunlardan biridir. Nazarın kaynağı maddeci ve şekilci şeytandır. Nazar, kendisinin olmayan güzel bir şeyi aşırı beğeni ve istek sonucunda oluşan yıkıcı şeytan gücüdür. Herhangi bir şeyi çok beğenmek ve beğenilme içerikli düşünce geçirmek ve gözle o şeye bakmakla ortaya çıkan yıkıcı enerji gücüdür. İnsan bu düşünceyi o anda onaylarsa baktığı şey insan dahi olsa zarar görür. Bu zarar düşüncenin ve niyetin gücüne göre değişim gösterir. Ama insan o anda o düşünceyi desteklemez Allah’ım sen onun güzelliğini arttır. Gibi düşünce taşırsa veya o düşünceyi yıpratacak olumlu bir düşünce uygularsa ‘yıkıcı nazar’ etkisini gösteremez. Mesela insan boş bir anında şeytanın etkisiyle geçirdiği ‘of ne güzel araba’ düşüncesini geçirdiği anda arabaya da bakmışsa artık araba tehdit altındadır. Öncelikle şunu bilmelisiniz. Düşünce insandan çıkmamıştır. Düşüncenin kaynağı şeytani cinlerdir. İnsan o anda bu düşünceyi onaylarsa Araba artık tehdit altındadır. Yıkıcı bir güç görevlenmiş olur. Birkaç şeytan hemen görevlenir. Ve hiç ummadığınız bir şekilde bir kaza meydana geliverir. Olayın şartları çabuk oluşturulursa siz olaya şahit olursunuz. Ama kaza bir saat sonra bile siz görmeden de meydana gelebilir. İnsan bu ilk düşünce zihinden ‘of ne güzel araba’ geçtiği anda -ne var herkes de böyle güzel araba var’ deseydi ya da farklı olumsuz bir düşünceyle aşırı beğeniyi yıpratsaydı, yıkıcı güç(maddeyi ve olayları etkileyen şeytani cinler) araba için görevlenmemiş olacaktı.
Bazı insanların nazarı daha çabuk değmektedir. Bunlara şeytanın etkin olduğu bedenler diyebiliriz. Veya maddeci şekilci ve çıkarcı insanlar da diyebiliriz. Ama insanların çoğu geçici olarak bu durumu yaşarlar.
ESNEMEK: şeytanın kapıyı kullanarak içeri girmesidir. İnsan bedenine giriş delikler vardır. Aslında insan bedeninde kıl dipleri gibi sayısız gözenek vardır. Ama bir de büyük giriş kapıları ve çıkış kapıları vardır. Vücuda giren giriş kapıları ağız, burun ve kulak delikleridir. Bir de çıkış kapıları olarak cinsel organ ve makat vardır. Abdest alırken bu bölgeler yıkanır. Çünkü bu bölgelerin temiz olması cinlerin geçişine geçit vermez. Kapılar temiz olursa giriş ve çıkışlar iyi korunduğundan şeytanlar sol ayak ve sol eli daha çok tercih ederler. Şunu unutmayınız şeytan temiz olan yere giremez. Bu nedenle bedenin, elbisenizin ve evinizin temil olması çok önemlidir. Pis mutfaklar, düzensiz evler, kokan evler ve elbiseler şeytanların barındıkları uğradıkları beslendikleri bölgelerdir.
Esnemenin kesinlikle uyku ile alakası yoktur. Esnemek çevrenizdeki kişilerin zihinlerinden çıkan olumlu veya olumsuz düşüncelerin size yönelik saldırılarıdır. Eskiler kişinin ağzından beyaz bir yılanın girdiğini söylerler. Eski kabilelerde ağıza giren oklardan bahsedilir. Durumda aynen buna benzerdir. Size bakınan, sizi arayan ve size bir şey söylemek isterken dahi insanlardan çıkan bir çeşit olumluda olsa beyaz bir şeytanın size doğru yol alması ve esneyerek ağızdan bedene girmesi olayıdır. Şeytanların çok çeşitli türleri vardır. Esneme şeytanı da çok farklıdır. Sizi etkilemeye yönelik her girişim, düşünce ve fikir sizi esnetir. Bu esneme anında ağızdan içeri şeytan girer. Her ne kadar bu durumu engelleseniz de ağzınızı da kapatsanız minik bir aralık oluşup zorlada olsa içeri girmektedir. Engelleyemeyeceginiz karşı konulamaz durumlardan bir tanesidir. Bunu sadece sığınma, besmele, tanrıyı hatırlama ve salavat engellemektedir. Karşınızdaki insana esnettiği için kızamazsınız. Bu olay onun da kontrolü dışındadır. Bu genelde eşiniz, birinci dereceden yakınlarınız ve işyerindeki çevrenizdir. Mesela uzaktan anneniz sizi hatırladığı anda size doğru bir şeytan yol alır ve size esnemeyle ulaşır. Annenin niyeti iyidir. Esnemek genelde iyi niyetle ve sıradan niyetle ortaya çıkan durumdur. Tanrı bu tür şeytana böyle bir güç ve biz insanlar için böyle bir ortam vermiş. Bazen şeytanın kendinize birtakım zanlarla ortaya attığı fikirlerle de esneme gerçekleşebilmektedir.
Herhangi birisi ister iyi ister kötü niyetle olsun; sadece size baktığı anda bile size doğru yola çıkan bir beyaz cüce şeytan vardır. Bu şeytan ağızdan esnemeyle içeri girer. Bunların görevleri vardır. Küçük vesveselerle küçük günahlara yöneltmektir. Bunlar genellikle hapşırılarak dışarı atılırlar. Güçlü değildirler. Verdikleri düşünceleri birkaç defa reddettiğinizde vücudu kendiliğinden de terk ederler. Vesveseleri, güçsüz, basit, sıradan da olsa süreklilik taşır. Ve insan psikolojisi gereği sürekli uyarılmakla o şeye alıştırılır.
Esnemenin temelinde şeytan sizi etkilemeye veya size yönelik bir düşünceyle başlamasıyla ortaya çıkmaktadır. Bir insan bir kalabalıkta size bakınarak araması anında içinden geçirdiği bu eylem sonucunda kendisinden beyaz bir şeytan aranan insana doğru gider. Giriş için ağız giriş kapısını kullanır. İnsanın ağzı açılır ve içeri doğru hava gibi akar. İnsanın ciğerine yerleşir. Kalbin oraya burnunu dayar. Zamanla insana birtakım vesveseler verir. Küçük günahlar işlemesini sağlar. Bu günahlar süreklileşir ve süreklileşen günahlar çok sayı teşkil ederse büyük günahlara kapı açar. Küçük ve iyi niyetten doğan şeytan zamanla insanı sapkın hale getirebilir.
Sol el ve sol ayakta bazen istem dışı hareketler gözlenir. Sanki bir hava geçişi gibi ani bir hareket olur. Bu zamanlarda cinlerin vücudu terk edişi anlaşılır. Bazen korkutmak ve dalga geçmek niyetiyle vücudunuza dokunurlar, dürterler. İnsan o an anlam veremez. Bir şey mi dokundu acaba der.
Cinlerin dürtmesi, dokunması, insanın sırtına atlaması, sol elinden girerken ve çıkarken hafif bir el hareketi, itilme hissi, denge kaybı, ateşli hasta iken veya hasta iken dokunduğunda bir anda refleksi bir tepki verme, ani refleks ve hareket yapmalar, üşüme, bedende donukluk hissi, bir noktaya donuk bakmalar, farklı yerlere anlamsız bakmalar gibi tüm bunlar şeytani cinlerin etkisiyle gerçekleşmektedir.
Tanrıyla konuşmayı bırakana şeytani cinler sahip çıkar. Dua ve ibadetler Allah’a yönelik olmaz ise cinler insanları kendileri için kullanırlar. Allah’tan döneni cin kapar. Bu insanın varlığının bir kuralıdır.
İblis’e bağlı cinler sizi saptıramadıkça ve İblis istediğini elde edemedikçe size şaşıracağınız açıkça teklifler yapacak, olmadık yerde olmadık büyük tekliflerde bulunacaktır. Siz Allah’a bağlı kaldıkça ve küfre düşmekten korktukça o tekliflerle gelmeye devam edecektir. Sana istediğin kadını getireyim, ticaretini ve kazancını arttırayım, İstediğin her şeyi yaparım.Sana görünmek istiyorum. Sana insanların düşüncelerini söylerim sana haberler getiririm der. Sana hizmet ederim büyük güçlere sahip olursun, sana büyük sihirler ve güçlerle destek olayım, gibi bütün bunlara çok örnekler verilebilir. Sadece Tanrıyı ve O’nun sevgisini dileyen kazanır. O’nun haricinde dünyalık tüm amaçları olanlar kaybedecektir. Çünkü şeytan isteklerine cevap vereceğinden O insanı aldatır. Büyük işler haricinde dünyalık hedefleri şeytan verebilir. Şeytan dünya cennetini insana verebilir. Mal, zenginlik, kadınlar ve türlü nimetler dünyada ulaşılabilir bir durumdur. Şeytan çok inançlı birine tanrıdan dönmesi karşılığında bu cenneti dünyada sunabilir.
Hipnoz, tamamen cinlerle ilişkilidir. Hipnoz yapan bilinçsizce cinlerden faydalanmaktadır. İradeleri, alma, yönetme gibi işlerle uğraşanlar cinlerle bilinçli yada bilinçsiz ilişkilidir. İnsan kendi isteğiyle bilincini ve kendisini bir başkasına teslim ederse cinler onun iradesini alır ve kullanırlar. Cin çıkarma seansları, hipnoz, realkarnasyon gibi vs şeyler bunlara örnektir. Hipnoz ve realkarnasyon sırasında konuşan cindir.
Realkarnasyon iblis’in fikridir. Kendileriyle trans kuran insanları kullanarak uydurduğu bir yöntemdir. Bununla Allah’a inancı yıkmak istemektedir. İlahi kitapları ve ahiret inancını yıpratmak istemektedir. Hipnoz ve türlerinden biriyle insanın bilincini yöneten cinler iblis’in emriyle insanları realkarnasyon inancına sürüklemektedir.
Sesini yükselten, çok konuşarak kendini önemli ve üstün gibi gösteren, ben bilirim havalarında olan cinlerin etkisindedir ve cinlerin tavırlarını uygulamaktadır.
Birtakım dürtüler, iç kuvvetler, içten attırarak heyecansı anlamlı düşünceler şeytanidir. Şeytan tartışmada insanlarla olur. Ben bilirim ve benim dediğim doğru mantığıyla benliği ortaya koyar. Haksız da olsanız diretirsiniz. Benlik ve nefs araya girdiğinden hakkı ve gerçekleri bile reddedersiniz. Bu ısrarcılık şeytandandır.
Güneş ve ay tutulmaları şeytan ve şeytanlara uyanlar için gerçekleşmektedir. Kitlesel bir uyarıdır. Dünyanın geneline zulmeden bir anlayışa karşı tepkidir. Bir çeşit uyarı, korkutma, haber niteliği taşımaktadır. Şeytan yaptıklarından sorumlu tutulmaktadır ve sınırı aşıp ileri gitmesine karşı bu uyarılar insan ve cin şeytanlarına karşı tehdit uyarısıdır.
Diş ve ağız temizliği şeytanın etkinliğini azaltır ve şeytanla mücadelede şarttır. Cinler dişlerin arasındaki kırıntılara gelirler.
Kahve falı bakmak, şekillerden anlam çıkarmak şeytanın işidir. Şekil görmek zihne anlam yüklemek şeytanın işidir. Kahve falı bakanlar şeytanın uğrak yerleridir ve gelme nedenidir.
Çocukların acele etmesi, önden gideceğim, yeneceğim gibi tavırları, sürekli koşturmaları küçük cinlerdendir..
Sürekli dua ederken eğer şeytan size zarar vermeyi göze aldıysa mutlaka bundan zarar görecektir. Tanrı dualarınız karşısında ona zarar verir. Bazen onu yakar. Siz bazen yanık kokusu alabilirsiniz. Bazen genelde su içildiğinde olur. Vücudunuzda bir yerde titreme meydana gelir. O zaman zarar gördüğü ve öldüğü anlaşılır. Halk dilinde yakılma da denir.
Kazancını kaybetmeme, yerini koruma, daha fazla kazanma arzusu cinlerin kötülüklerinde en çok kullandığı felsefelerdir.
Kadınların nefsleri daha kuvvetlidir. Maddi arzulardan daha fazla zevk alırlar. Cinler, insanlığa zulmederken kadın seçeneğini daha çok kullanırlar. Dünyaya daha çok aldanan şekilci ve menfaatçi kadınları kullanarak amaçlarına ulaşabilmektedirler.
Cinler günah işlettirir arkasından da ‘sen günahkarsın, Allah’tan istemeye yüzün var mı?’ İnsanın Allah’tan istemesini engeller ve onu ümitsizliğe düşürür. Ümitsizliğe düşen , şeytanın kucağına düşer. Asla Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz.
Şeytani cinler krallıkları yönetenlere gider savaşlar çıkartır. Hele o krallık silah üstünlüğüne sahipse şeytani cinler ‘kim sana dur diyebilir. Kim bize karşı koyabilir. Gibi düşüncelerle haksız eylemlere yönlendirirler.
Tanrı her peygamberi sınadığı gibi her insanı da önemsediği alanlarda sınar. Şeytanlar da insanları böyle zamanlarda saptırmaya çalışır. Allah’a sığının ve küfre düşmemek için yardım dileyin. Dünya ve mal için hep stresli, yerini korumaya çalışan, suçlayıcı olanın kazancı kirlidir ve bir gün işinde de olur. Mesela işyerinizde makam mevki övülme ve yerini koruma için çalışırsınız. Sizden iyi ve dürüst birisi size rakip olabilir. O’nun ayağını kaydırmak ve itibarsızlaştırmak için şeytan tüm kuvvetiyle sizinledir. O’nun bunu hak etmediğini bile bile gıybet ve iftira edersiniz. Tanrının sınamasından başarısız çıkarsınız ve aldandığınız ve kazandığınız küçük hayatınızda bocalar durursunuz. Genelde tanrı insanın isteğini verir dünya ve az bir değer karşılığında insan doğruluğu ve ahireti satar. Bu sadece bir örnektir. Bu örnekler mal, evlat, çocuk, kadın gibi dünyanın cazibeleriyle de oluşabilir.
Dünyada insanlar hayat felsefesine, amaçlarına hedeflerine göre sınanırlar. İnsanlar için sınanacak alan ve kategori çoktur. Doğruluktan, adaletten ve tanrıdan ayrılmayanlar sınamadan başarılı çıkarlar. Bu sınamalarda şeytan insan üzerinde çok aktif olur. Ve insanın ayağını kaydırmak için her yola başvurur.
Cinlerde inananlar ve inanmayanlar olarak ayrılırlar. İnanmayanların önderliğini iblis yapmaktadır. Allah'ın şerefli bir kölesiyken; büyüklenerek, kovulmuş şeytan olan İblis tanrıya dedi ki; ‘Senin doğru yoluna oturacağım. Sen insanların çoğunu şükredici bulmayacaksın."dedi.
Dünya hayatı cinleri ve insanları aldattı. Rabbinin emri dışına çıkarak İblis’i ve neslini, kendilerine dostlar edindiler. İnsanların düşmanını dost seçenler büyük bir yanılgıya düştüler. Allah’a yönelmekten ve ondan istemekten geri bırakan şey neydi. İblis kötülüğün sahibiydi. Kötülük yapanlar ona ibadet ediyordu.
İblis, cinlerin şerefini de yıktı. Asi oluşu onu akılsız etti. Kendisiyle beraber nice cinleri ateşe götürdü. İblis, inanan, sadık ve cinlerin amiri bir kuldu. Halifelik eder cinlerin yeryüzünde düzenini yürütürdü. Adem’den sonra saptı ve cinlerin çoğunu aldattı. O’na uymayan inanan cinler hem tanrının hem de insanların gözünde değerli ve şereflidir. Onlar iblis’in baskısı altında çok sıkıntı çektiler. Onlar için ‘Allah’ımız inanan cin kardeşlerimize tarafından ikramlarda bulun. Rahmetine eriştir.’deyiniz. Onlar insanlara hiç yaklaşmayarak en doğru olanını yaparlar.
Cin topluluğu! İnsanlardan pek çoğunu saptırıp aranıza kattı. Sadece şeytani cinler değil, onlarla aynı fikirde olan insanlar oldu. Bu şeytani insanlar, insan ve insanlık düşmanıydı. Kötülüğü öğütler, iyiliğe yüz buruşturur, çıkar ve menfaat derdindedir, dünyadan ve arzularından başkasını düşünmez. Bunların ömrü sömürgecilik, dini imanı paradır.
Cinleri bilmek ve tanımak insanlar için mecburidir.(farzdır.) İnsan önce düşmanını tanımalıdır. Aslında Allah’a inanan insan, cinlerin ne olduğunu öğrenmek zorundadır. Cinleri tanımak demek, dinin varlığının temellerini görmek demektir. İnsanın davranışlarındaki temel amaçları görmek demektir. İnsanın ne olduğu, varlığı ve amacı anlaşılmaktadır.
• Cinler düşünsel bir güçtür. Hareketleri ortaya çıkartan geri plandaki gizli niyettir. Düşünsel faaliyet sonucunda eyleme geçirten itici güçtür. Neler yaptığınıza bakarak cinlerin amacı tespit edilebilir. Cinlerin amacı genelde insan için kötü sondur. Bu nedenle kötü niyetlerin, olumsuz düşüncelerin ardında şeytani cinler vardır.
• Cinler karanlığı severler. Güneş ışığından ve ışıktan hoşlanmazlar. Ankara Geceleri ortaya çıkarlar ve karanlık onların yaşam alanlarıdır. Nasıl ki insanlar gündüzleri yaşar geceleri uyursa cinler de geceleri yaşar gündüzleri kaybolurlar. Ama biz insanlar nasıl aksamlara ve gecelere isteyerek veya istemeyerek sarkabiliyorsak cinler de gündüze sarkmaktadırlar.
• Cinler güneşin doğmasıyla bulundukları yerleri terk ederler. Şehre sabah ezanıyla melekler girer. Cinler son aydınlanma çizgisi olan geceyi takip ederler. Karanlıkla beraber karanlığın içinde onlar da çekilirler. Güneş ışığıyla melekler yeryüzüne gelirler. Aynı şekilde Akşam olurken güneş batarken cinler karanlık çizgisiyle şehirlere girmektedirler. Melekler de ardından gelen karanlığa bakarak şehri terkederler. Cinlerden bir kısmı gündüzlerde iş görürler. Meleklerden az bir kısmı da gecelerde iş görürler.
• Cinlerden zorbaları, taşkınlık yapanları ve haddi aşanları vardır. Bunlar insana direkt zarar vermek isterler. Bunu yapmak istediklerinde çok korkarak yaparlar. Genelde kötü amaçlarında başarılı olamazlar.
• Parmakları çıtlatma, tırnak yeme, sallanma, yerinde duramama cinlerin etkisiyle ortaya çıkmaktadır. Bir düşünsel faaliyette yoğunlaştığının belirtisidir. (Bir hedefe yönelik vesvesenin arttığı anlardır.)
• Bir de definecilerin karşılaştığı cinler vardır. Bunlar define karşılığında insanların imanlarını çalmak ister. Dünya cinlerindir. En azından cinler böyle düşünmektedirler.Yani cinler varlık alemi olan dünya hayatına sahiplenmişlerdir. Bu nedenle insanlara düşmanlıkları vardır. Dünyaya sahip olmak yani zengin olmak için cinlere boyun eğmek ve dünya karşılığında imanlarınızı almak istemektedirler. Bu nedenle inançlı insanın kazanç elde etmesini engellemek için korkutmaktadır. Kurban kesmeden, kan akıtmadan, birtakım tütsü ve batıl tüm eylemleri gerçekleştirmeden defineye sahip olabilirsiniz. Kazanç karşılığında Allah’a şükretmeyen Allah’ın adını anmayan o kazançtan bereket göremez. Defineye imanınızı sarsacak ve cinlerin hoşlarına gidecek yöntemlerle sahip olursanız o kazanç sizin için bir eziyete dönüşür.
• Cinler üstün varlıklar değillerdir. Hiçbir şekilde onlara boyun eğmenize gerek yoktur. Onlardan korkmayınız. Tek amaçları sizi korkutmaktır. Onlarla düşünsel mücadele edenler mutlaka başarıya ulaşacaklardır. Onları farketmek ve kötü düşünceleri, korkutmaları etkisiz hale getirecek düşünceler geliştirmek onların etkinliğini azaltacaktır.
• Cinlerle karşılaşıldığı veya bir tehlike anında bir çubuk alınır. Kendinizi çemberin içinde kalacak şekilde etrafınıza çizgi çizilir. Çizgi çizilirken Allah’ım bu çizginin içine hiçbir kimseyi sokma, sana sığınıyorum. Büyük Allah’ım beni koru gibi dualar edilir. Kesinlikle Allah tarafından korunursunuz ve cinler o çizgiden içeriye kesinlikle giremez. Dışardan birtakım korkutmalara maruz kalabilirsiniz. Korkmayın cinler korkutmanın ötesine geçemezler. Sakin olun tepkisiz kalmanız cinleri korkutur. Siz ne kadar Allah’a güvenirseniz cinler sizden o kadar korkar. Cin saldırısı ve korkutması doğal yaşama aykırı ve kural dışıdır. Makul hiçbir gerekçesi olamaz. Bu nedenle Allah saldırıya maruz kalan insanı kesinlikle görür ve korumak ister. Talebin insandan gelmesini bekler. Korunma ve sığınma amaçlı dualar kesinlikle kabul gören ve yardıma yetişilen dualardır. Cinler konusunda rahat olun, hiç korkmayın gerçekten onlar korkulacak varlıklar değillerdir. Zaten onların en tehlikelileri düşünsel olarak hep içlerimizdedir. Aslında bu direkt saldırı yapanları en çaresiz olanlarıdır.
• Cinlerin en etkili oldukları saat gece yarısı 03.00 dür. Büyüler ve kötü işler bu saatlerde yapılır. Akşam ezanı ve yatsı vakti cinlerin sabah vakti gibidir. Güne yeni başladıkları, işe koyuldukları saatlerdir. insanlara kötülük için çalışmaya başladıkları vakitlerdir.
• Cin hastasına dışardan dua veya Kuran okuma ile rahatlama hemen olmaz. Hastanın kendisini fark etmesi için tavırları anlatılır. Bu tavırlarda bulunanın kendisi olmadığı şeytani cin temelli olduğu örneklerle anlatılır. Bu sen değilsin gibi sözler söylenebilir. Yanlış düşüncelerin temeline inilir. Beş neden sorusuyla davranışın kök nedeni bulunur ve cinin ürettiği yanlış amaç kirli hedef öldürülür. Hasta, dış etken olan cinlere karşı uyandırılır. Böylece davranışlarının temelinin kendinden olmadığını anlar. Bunu fark ettiği zaman cin hastası zamanla iyileşme sürecine girer. Birkaç aya kalmaz sıkıntı kendiliğinden kaybolur. Burada çözümü hemen görmeyi beklemek yanlıştır. Cin kolay terk etmez ve birden bırakamaz. Meleki bir fikir, şeytan temelli kötü fikri yıkar. Ancak bu yıkım desteklenerek gerçekleşir. Yani iyi düşüncenin çeşitli örneklerle ve detaylarla desteklenmesi gereklidir. İnsanı aldatmakta ve yönetmekte güç kaybeden cinler zamanla bu amaçtan vazgeçer. İyi düşünceyi tercih ederek meleklerin etkinliği artar, sıkıntı azalarak ortadan kalkar.
• Cinlerden maddi olarak korunabilecek iki şey su ile temizlenmek ve duadır. Bunlar haricindeki tüm korunma yolları batıl ve şeytanidir. Bir uzvu su ile yıkamak olumlu bir enerji üretmektedir. Cinlerin yıkanmış bir uzuvdan içeri girmesi çok zordur. Abdest ve gusül bunlara örnektir.
• Her binanın bir dış cephesi olduğu gibi insanın dış cephesi de derisidir. İnsan kesinlikle çıplak dolaşmamalıdır. Cinsel ilişkiye dahi bir örtü altında girmelidir.Cinler deri gözeneklerinden içeri girmektedir. Çıplak bir beden cinlerin kolayca bedene girmesini sağlar. Giyinmek onların yaklaşmasına engel çıkarmaktadır. İslam inancında Allah ile konuşmadan önce (namaz kılmadan önce) görünen yerler yıkanır. Eller, ayaklar, kollar ve baş yıkanır. Yani abdest alınır. Nedeni ise İnsan Allah’a yöneldiğinde yani namaza durduğunda cinler bunu engellemek ister. Bedene girmek için görünen yerlere yaklaşır. Genellikle eller ayaklar ve baştan vücuda girmeye çalışır. Cinler düşünceleri bozmakta ve farklı yönlendirmektedir. Böylece inanan insanın namazını engelleyemeye çalışır. Namazda bozuk düşünceler, yanlış fikirler üretir. Konuşma esnasında mantıksal bütünlükten çıkartır. Kontrolünüz dışında düşüncelerinizin çok farklı yerlere gittiğinizi görürsünüz. Allah ile konuştuğunuzu bile unutur o’na yönelik konuşamazsınız. Bu tür şeytani cinlerin etkisinden korunmak amaçlı abdest alınmaktadır. Gerçekte su ile deriyi yıkamak bir güvenlik duvarı oluşturmaktadır. Bütün bunların bilimsel gerçeklikleri de vardır.
• Hava her şeyi bozmaktadır. İnsan derisine sürekli temas halinde olan hava koruma kalkanını bozmaktadır. Cinler hava içindeki en etkili varlıklardır. Güvenlik duvarını zamanla hava bozmaktadır. Hava her şeyi bozar. Hava açık yiyecekleri ve suyu dahi bozar. Bu nedenle cinlere karşı yeni bir güvenlik duvarı oluşturmak için tekrar belli bir zaman sonra uzuvlarınızı su ile yıkamanız gereklidir. Su ile yıkamak ışık, huzur ve olumlu düşünce üretir. Yani su ile yıkamak nurdur. Karanlığın bedene işlemesini önler.
• Bütün bedeni su ile yıkamak yıkama anına kadar bedende etkili olmuş cinlerin su ile atılmasını sağlar. O insanda olumsuz düşünceler üreten gölge güç yıkanarak bedenden arındırılmış olur. İnsanı sahiplenmiş olan bu manevi ve enerji beden su ile bir elbise gibi çıkarılmış olur. Duş almak cinlerin insan kalıbından akarak atılımını sağlar. Cinler enerji beden olarak deriyi kaplamakta ve insan şeklini almaktadır. İnsanları etkileyen bu kötü enerjiyi su resmen süpürmektedir. Yıkanmış bir bedenin yüzey gerilimi değişir. İnsana müthiş bir dinçlik gelir ve yapıcı bir enerji görevi devralır. Yıkanma sonrasında ortaya çıkan tanrısal enerji, meleki bir kuvvet taşımaktadır. Cinlerin etkinliğini dua, su ve toprak engellemektedir.
• Şeytani cinlerin en sevmediği şey insanın Allah’tan istemesidir. İnsan Allah’a dua etmeye başladığında şeytani cinler çıldırır ve kulaklarını tıkar. Cinler insanı yönetmek ve kullanmak ister. İnsan Allah’tan istemediğinde cinlerin yönetiminde olmaktadır. Allah’tan istenildiğinde cinler kaçacak veya rahatsız olacaklardır.
• Cinlerin hoşlandıkları ve hoşlanmadıkları mekanlar vardır. Güneş ile gölgenin kesiştiği yerler, kapı eşikleri gibi hafif rüzgarlı alanlar, ağaç dipleri ve kökleri gibi serin rutubetli yerler cinlerin dinlendikleri alanlardır.
• Şeytani Cinler, Allah’a ve cinlere inancı yıkmaya çalıştılar. Cinler daima kendilerini gizlerler. Sadece büyücülerde ve cincilerde onların varlıkları açıkça anlaşılır. Aslında cinlerin varlığı Allah’ın varlığını doğrulamaktadır. İnternette pek çok cin seansları, cin çıkarma, cin kovma görüntüleri vardır. Bütün görüntüler detaylıca incelendiğinde cinlerin neler yapabildiği açıkça anlaşılmaktadır.
• İşlerini cincilerle yapanlar ve dünyasını büyülerle şekillendirenler cehennem ahalisidir. Cincilere ve büyücülere gidenler mutlaka Allah’ın azabından nasibini alacaktır.
• Cinler, insanın en yakınları için dahi çirkinliği fısıldadı.
• Her şeyi iki göze benzetmek, çevrenizdeki ve baktığınız yerlerdeki şekilleri insan ve hayvan şekillerine benzetmek, gözlerinizi kapattığınızda birtakım şekiller görüyormuş hissi, çevrenizden karartıların geçtiği hissi tüm bunlar cinlerin etkisinde olduğunuza işarettir. Korkmayınız bunlar hemen hemen her insanda olmaktadır. Bunlar doğaldır çünkü biz cinlerle beraber yaşarız.
• Dişleri fırçalama isteği, dişlerdeki tortulardan rahatsız olma, el veya birtakım uzuvlarında pislik var düşüncesi ve kirlenme hissi, burunu temizleme isteği, tırnaklardan rahatsız olma, aşırı masaj isteği gibi birtakım bedensel istekler cinlerden kaynaklıdır. Bu tarz istekleri yaydıkları enerjilerle gerçekleştirmektedirler.
Yazının tamamını okumanız için birkaç örnek verdik. Lütfen aşağıda yazılanların tamamını okuyunuz. Bu yazı bütünlük içermektedir. Cinlerin ne olduğu konusunda anlaşılmazlıkları kaldırmak içindir. Cinler, cin türleri, yaşamları, cinler alemi, çarpılma nedenleri, korunma yöntemleri hepsi detaylıca verilmektedir.
İnsanlar cinlerle ilgili araştırmayı neden yapar: *Cinler tarafından rahatsız ediliyordur.* Normal düşünemiyor kontrolden çıkmıştır. *Cinlerle irtibat kurup makul olmayan bir güç elde etme hayalindedir. *Cinleri emri altına almak isteyen zavallı tipler vardır * İstediğini elde etmek isteyen çıkarcı zalimler vardır.* Cinlerden korunmak isteyen ve nasıl korunacağını merak eden insan vardır.*Definecilerin tehlike anında ne yapacaklarını öğrenme çabaları vardır.* Cinlerin varlığının doğru olup olmadığını merak edenler vardır.*Cinler hakkında detaylıca bilgi edinmek isteyenler vardır gibi... Cinler, her insanın bilmesi gerektiği çok önemli varlıklardır. Sürekli bizlerle yaşayan yaşantımızda önemli bir güç olan bu varlıklar kesinlikle tanınmalıdır.
Cinler, kendileriyle ilgili bilgi sahibi olunmasını hiç istemezler. Çünkü onların tanınması, zaaflarının bilinmesi onların tüm etkinliğini azaltır. İnsanoğlunun yeryüzünde en az bilgi sahibi olduğu varlık insanın en büyük düşmanı olan iblistir. İblis cinlerin en büyük aşiretidir. Ve cinlerin onda dokuzunu oluşturur. Onları tanıyıp fark etmek onlardan nasıl korunacağınızı gösterecektir. Bilgilendikçe onlardan korkmanın saçma olduğunu anlayacaksınız. Ve onlardan korunma yollarını anlamamızı sağlayacaktır.
Cinlerinde erkek ve dişileri, çocukları ve aileleri vardır. Sosyal hayatları ve toplumsal ilişkileri vardır. İnsan bedeninde, günah mekanlarında, kötü ve pis yerlerde, eğlence yerlerinde, kırsal halde, şehirlerde, ıssız yerlerde, kabile halinde göçebe halinde yaşayanları vardır. Cinler her yerdedirler müthiş kalabalıklardır ve yeryüzünde onların olmadığı hiçbir yer yoktur.
Cinler insanlar gibi ikiye ayrılırlar. İnanan cinler ve inanmayan cinler. İnanmayan cinlere iblis öncülük eder. İblis kötülüğün temsilcisidir Şeytani cinlerin felsefelerinde sevgiye ve kardeşliğe dayalı anlayış yoktur. Menfaate ve ne yaparsam kar şeklindeki anlayışa bağlıdır. İlişkilerinde zorbalık, hiyerarşi ve baskı vardır. Kendi içlerinde suçlayıcılık, kabalık, hoşgörüsüzlük ve her türlü kötülük yaygınlaşmıştır. Düzen ve iyilik karşıtı felsefeleriyle tam bir kaosçu zihniyete sahiptirler. İblis, Adem yaratılıktan sonra isyan edince Allah’ın rahmetinden kovulduğunda bu kötü ruh haline düşmüştür. Bu durum Adem’e düşman olduktan sonra inançsızlığın ve hırsın oluşturduğu sevgisizlik hastalığıdır. İblis, yeryüzü tarihinin büyük oyuncusuydu. Her dönüm noktalarında ve çağ değişimlerinde ya İblis’in küresel egemenliği ya da İblis’in egemenliğinin yıkılışı vardı. İblis önceleri sadık bir hizmetkar iken cinlerin arasında huzuru sağlayan adil bir kral gibiydi. Düzenin ve iyiliğin önderlerinden iken Adem’in yaratılmasından sonra kötülüğün ve karanlığın önderi oldu. İblis, cinlerin çoğunu kendi tarafına çekti. Uyguladığı siyaset aldatma, kışkırtma ve bozgunculuktu. Cinlerin büyük bir kısmı iblis’e tabi oldular. Yeryüzünü ve hayatı sahiplenen iblis, cinleri aldatmada ayrımcılığı, büyüklenmeyi ve sahiplenmeyi kullandı. Yeryüzündeki yaşamın tek yöneticisi olarak kendini görüyordu. İblis Ademi reddettiği gibi varlığına tahammül edemedi. Adem’in soyunu yok etmek için birbirlerine kışkırttı. Bunu aile içindede, iş çevresinde de, ulusal alanda da küresel alanda da uyguladı.
İblis çeşitli cin türlerini arkasına alınca insanların düzenini bozmakta başarılı olmuştur. iblis’in hizmetkarları ve vezirleri çok farklı görevler yürütürdü. Hatta geçmiş çağlarda bu hizmetkarlara tanrılar bile deniliyordu. Hepsi de alanında uzmandı. Yaratılışları gereği var olan her maddeyi etkileyebilir veya değiştirebilirlerdi. Yeter ki Tanrı onları engellememiş olsun.
Cinlerin işi, gücü, beslenme merkezi, eğlence ve oyunları insanlardır. Cinler insanları düşman ve kendilerine tehdit olarak görürler. İnsanları hiç sevmezler ve onlarla sürekli uğraşırlar. Amacı insanları alçaltmak, aşağılamaktır. İmandan uzaklaştırarak dünya için birbirini öldüren hayvanlardan daha kötü bir ortama sürüklemektir. Kargaşa ve kaosta bırakarak Ademoğlunu çaresiz koyarak tanrıya karşı haklılığını ispatlamak istemektedir. İblis: ‘Adem’e ne gerek vardı, neden yaratıldı. Ben yeryüzünde düzeni sağlıyor, Allah için çalışıyordum.’ Düşüncesi hakimdi. Ancak kurduğu baskı ve batıl düzenini göremeyecek kadar kör olmuştu. Cinler, melekler ve tanrı iblisin kibirli tavırlarından rahatsızdı. Tanrının kararını reddeden iblis artık Allah’tan dileyemez oldu ve insanlar üzerinden geçimini sağlamaya başladı. İnsanlar, cinler için büyük bir istihdam oldu.
Şeytani cinler insanı hor görür, aşağılar,’ bir toprak parçası.’ der, İnsanı kullanılacak yönetilecek bir hayvan gibi görür. ‘İnsanlara fırsat vermeyeceksin, merhamet etmeyeceksin, baskı kuracaksın.’ der çünkü insanın egemenliğini kendilerine tehdit görürler. Çünkü saltanatlarının yıkılacağından, özgürlüklerinin sınırlanacağından korkarlar. Çünkü tanrıya yönelen ve inanan insanlar haksızlığı seçmeyip midesini doldurmayacağından şeytan beslenme ve geçim kaygısına düşmektedir. İblis, Adem konusunda tanrıya karşı geldikten sonra kovuldu ve tek geçim kaynağı insan olmuştur.
Toprağın düşmanı ateş; dostu ışık ve sudur. Tüm hayvanlar da insanlar gibidir. Hayvanların da cinleri vardır. Her hayvan türüne göre cinsine göre aynı psikolojiyi yaşayan ve yaşatan cinler vardır. Hayvanlar da haksızlık eder, başkasının eşiyle beraber olmak ister, bu durum kuşlarda genellikle kavgalara neden olur, köpek çok fazla da olsa yemeğini paylaşmak istemez ve başkasının yemesine öfkelenir. Hayvanların durumlarına yaşantılarına türlerine ve cinslerine göre hayvansal cinler vardır. Onları etkileri altına alırlar. Hayvanların da hesap günü vardır ve onlar da hesaba çekileceklerdir. Hayvanlar da esner ağızdan içeri hayvani cinler girer, gerilme hareketleriyle gerilirler vücuduna hayvani cinler yerleşir. Topraktan yaratılan her canlı cinlerin etkisine uğramaktadır. Hayvanların hepsi de Allah’ı bilirler ve onu tesbih ederler. Hayvan psikolojisi ve felsefesi üzerine araştırma yapanlar hayvanların davranışlarındaki değişimleri incelemektedirler. Onların değişen davranışlarının temelin de de cinler vardır.
Büyü; gayri meşru kötü ve çıkarsal işler için Allah haricindeki varlıklardan yardım almaktır. Cinler insanları düşünsel olarak etkiler, iradelerini yönlendirir ve insanları kullanabilmektedirler. Yapıları ve enerjisel güçleri nedeniyle maddi her varlığı etkileyebilmektedirler. Büyü yapılacak kişiye ait resim, elbise, saç teli, tırnak gibi kişiyi temsil edecek tüm metaryeller kullanılarak kişi bulunur.büyücüye gelip büyü yaptıran kişilerin istekleri doğrultusunda işe koyulurlar. Cinler büyü yapılan insana genelde aynı vakitler olmak üzere sürekli giderler.O insanın içine girerler, genelde sol ayak topuğu, sol el, uykudayken agızdan, nadiren enseden ve cinsel ilişki sonrası sırttan giriş yaparlar. Vücuda giriş delikleri (ağız, burun, kulak delikleri vajina ve makattan giriş yaparlar.) Kirli tırnak uçları, açılmış ve kanamış yaralardan giriş yaparlar. Büyüde istenilenler doğrultusunda sürekli olumsuz düşünceler üretirler. Kaçınılmaz olarak hayatının seyri değişmeye başlar.
Şeytani cinler Adem yaratıldığından beri Adem’e düşmandır. Şeytani cinler cinlerin büyük bir çoğunluğunu oluştururlar. Sürekli insanlara uğrarlar. Çarşı Pazar cinleri, sokak cinleri, ev ve mekan cinleri gibi sayısız cinler bulunur.
Cinlerden insanlara asla dost olmaz. Cinler emir altına alınmaz. Her istenilen onlara yaptırılamaz.Cinlere bulaşan bir kişi tamamen cinlerin etkisi altında kalır. Düşünceleri de yönetimide iradeleri de kullanılır. Cinler insanı kullanırlar, dilediklerini yaptırırlar. İnsanların yapısı gereği araç insan, şoför cinlerdir. Süleyman Peygamberin cinleri etkisi altına alması Süleymanın kendinden değildir. Süleymanın Allah’a sadık olması nedeniyle kurduğu düzendendir. Cinlerin boyun eğişi tamamen Allahtan kaynaklıdır. Allah’ın dilemesiyle cinlerden kurtulunur. Zaten besmele ‘şeytanların şerrinden sana sığınırım.’ Kelimesinin sırrı buradandır. İnsan cinlere asla hükmedemez Allah’a sığınıldığında allah insanı korur ve cinler insana bir şey yapamaz. Cinler insana bir şey yapamadı mı ona boyun eğmeye başlar. Yani herşeyi Allah yapar. Allah’a sürekli sadık olmak, günahlardan geri durmak ve şeytanlarla mücadele etmek cinlere hükmetmenin tek yoludur. Yoksa onlarla irtibat kurmak, arkadaş olmaya çalışmak isteklerini yapmak tam tersi onlar tarafından kullanılmaya ve kötü sona işarettir. Bu nedenle cinciler acınacak haldedirler.Süleymanın yeryüzüne kurduğu düzen iyilik üzerindedir. Böyle bir düzenin insanlığa hakim olması cinler insanların egemenliği altında olmasına işaretti. Süleyman döneminde cinlerin yönetilmesi bunlardandır. İnanan cinler Süleymana tabi oldular. Çünkü Süleyman doğrucu, adil, barışçı ve adaletliydi. Yeryüzünde adil bir düzen kurdu. Bir kısım şeytanlar kötü düzenden beslendiklerinden güçsüz kaldılar ve Süleymanın düzeni altında azgınlık edemeyerek ona boyun eğdiler. Zaten kuran da Süleymanla ilgili o başarılarında küfretmedi yani cinlerden yardım almadı denilmektedir.
Bir insanın cinlerden ve şeytani cinlerden etkilenmemesi için cinleri ve neler yaptıklarını iyi bilmesi gereklidir. Cinlerden korunmak ve etkilenmemek mümkündür. Ama bunun için altın kurallar vardır. Öncelikle iyiliği tercih edip iyi ve olumlu düşüncelerle hareket etmeli ve hayatına yön vermelidir. Şunu unutmayınız olumsuz fikirler, suçlayıcı davranışlar olumsuz düşüncelerin sürekli zihinden geçmesi şeytani cin tarafından yönlendirildiğinizin işaretidir. Her ne sebep olursa olsun, suçlayıcı tavırlarda bulunmamalıdır. Kendisine düşman kimseler dahi olsa olumsuz düşüncenin kaynağı şeytani cinlerdir. İşte insan uyanık olmalıdır. Şeytani cinlerin olumsuz düşüncelerini farketmek cinlerden ve büyülerden etkilenmemenin en önemli basamagıdır. Buı olumsuz düşüncelere tepkisiz kalmak veya bu olumsuz fikirleri yıkmak için karşı fikirler üretmek cinlerin yenilgisini getirir. Olumsuz düşüncelerle mücadele etmek cinleri çok yorar ve yıldırır. Aldatıp yönetemeyeceği insanı bir süre sonra terkeder.
Her insanı kötü yola çağırmak için her bedende bir şeytani cin bulunur. Her insan doğumuna İblis öfkelenir ve bağırır çağırır söylenir. Kızarak‘Yine bir insan doğdu.’ der. Doğumla beraber İblis tarafından insana verilen bebek cin insanla bir ömrü geçirir ve aynı kader içinde olurlar. İnsanla beraber şeytani cin çocukluğun, gençliğin ve yaşamın evrelerini beraber yaşarlar.
Mesela çocukken Anneyi kaybetme korkusu, birinci olacağım ve yeneceğim tavrı, kardeşini kıskançlık gibi çocukluk tavırları cinlerdendir. Gençlikte dikkat çekme, hava atma, kavga etme gibi davranışların temelinde yine cinler vardır.
Çocukları besleyememekle korkutarak insanların üremesini engellemek ister. Oysaki insanların rızkı Allah’a farzdır. Az yada çok mutlaka yaşayacak kadar verir. Sakin olun, rızkınız konusunda Allah’a güvenin.Saldırgan ve suçlayıcı tavırlardan uzak durun.
Cinlerin temel amacı insanlar arasında ki düzeni bozmaktır. Düzen bozulunca insanlar birbirlerine zarar verirler ve insanların yok oluşuna zemin hazırlanmış olunur.
Her kötü fikir, her olumsuz düşünce, her suçlayıcı tavır şeytani cinlerdendir. Ailesine karşı kışkırtan, beğenmeyen, sürekli arzularının beklentisinde olan şeytandır. Sürekli kendi isteklerinin yerine getirilmesini isteyen şeytani cinlerdir.
Yemek yerken ağız şapırdatmasına veya yüksek sese dahi sinirlenen insan cinlerin kışkırtmalarına uğramaktadırlar.. Başkasının yediği lokmalara bakan da, bu yemek bana yetmez diyende cinlerdir. Şeker hastalarında görülen ellerde ve içte titreme cinlerin bedene girmesi hadisesidir. Genelde acıkmışlardır ve aşırı iştah ve açlık vererek besmelesiz hale getirilmiş sığınılmamış yemekten yiyecektir. Böylece bedene daha güçlü hakimiyet kurarlar. Sonrasında da insanı hırçınlığa ve saldırganlığa iterler.
Başkasının hoşuna gitmeyeceği şeyleri söylemek, gıybet etmek cinlerdendir. Çünkü böylece kendi konumunu sağlamlaştırırken, başkasını itibarsızlaştırmaktadır. Cinler ilk hayatı yani dünyayı tercih etmiş olanla arkadaş olur. İnsan, doğruluğu ve gerekli olanı yaparken Allah’tan istemeyip böyle meşru olmayan yollarla konumunu korumaktadır. Gıybet , kötüleme, kınama, başkalarının ayağını kaydırma, insanların üzerine basarak kazanma cinlerin etkisindeki inançsızın yöntemidir. Zenginlik ve rızkı için he türlü kötülüğe çağırdığında o insan ona hemen icabet eder.
Cinlerin insanlara birşeyi kabul ettirmedeki en etkili uygulama tekniği ‘sürekli tekrar’dır. Yapılması istenen şeyi sürekli söyleyerek onu bilinç altına yerleştirir. Düşünmeden, tartmadan ve onu reddetmeden yaşarken onun yanluş ve kötü isteklerini yapıveririz.
Cinleri hiç tanımayan birisine cin musallat olduğunda o insan büyük panik yaşar. Kendisini dış bir etkenin yönettiğini fark etmesine çok şaşırır ve anlam veremez. İşte dinin ve inancın ortaya çıktığı gerçeklik aslında burasıdır. Bu konularda bilgisiz insan böyle bir şeyin varlığını yeni fark etmiştir. Büyük bir telaş içinde bu konuda bilgi sahibi kimseleri bulmaya çalışır. Toplum bana ne der. Bana deli derler. Gibi düşüncelerle hemen bu durumu gerek internetten gerek dışardan araştırmaya ve bir kurtuluş aramaya bakar. Çünkü normal ve doğal yaşantısını sürdürmekte zorlanmaktadır. Kontrol dışı olduğunu ve iradesinin elinden alındığını bilir. Ya da sürekli rahatsız edilmektedir. İşte denize düşmüş çaresiz insan cincilere, büyücülere giderek yılana sarılır.
Cinlerden korunmanın farklı yollarını arayanlar, cinlerin kucağına düşmektedirler. Meşru yollar haricindeki tüm yol ve yöntemler cinlere teslim olma yöntemidir.
Cinler maddesel olmadıklarından için onlarla mücadele etme yöntemi mana (anlam)ile olur. Her insanın parmak izi farklı olduğu gibi verdiği nefes te farklıdır. Her verilen nefeste düşünsel çıktılar bulunur. Edilen dualar en güçlü nefeslerdir. Cinlerle maddesel değil manasal mücadele edilir. Mananın içinde doğru düşünce, doğru iman ve doğru hedefle olur. Mücadelede anlamlar, kelimeler ve tanrıya sığınmalarla mümkündür. Cinlerden gelen yanlış ve kötü bir düşünceyi reddederek yerine iyi bir düşünce koymakla cinlerin vesveselerini etkisiz hale getiririz. Komşusuna karşı cinsellik uyandıran bir cini reddetmek çok kolaydır.
Su ile temizlenmek, derin nefes vermek, toprağa yatmak, sakinleşmek için durmak, oturmak ve sırt üstü yatmak gibi hareketsel önlemler cinlerin etkinliğini azaltır.
Cinlerin söylenegelenler haricinde başka, Allah’tan ve dinden gayri olduklarını asla düşünmeyiniz. Cinler varlığı kesin olan ve dinen bildirilen varlıklardır.
Cinlerden iblis ailesine, yani İblis taraftarları ve soyu şeytanları oluşturmaktadır. İblis’e tabi olmuş insan karşıtı tüm cinler şeytani cinlerdir. Müslümanlar, insan düşmanı azgın cinlere şeytan demektedir. Şeytani cinlere Müslümanlar şeytan demektedir. Diğer dinlerdeki adları Hristiyanlar da vampir ve Lusifer, eski Yunanlılar da Medusa, Zerdüştlerde, Şamanizm’de her dinde şeytani cinlerin adı vardır. Şeytani cinler tanrıya karşı çıkan, Adem’e düşman olan ve tanrı ile mücadele eden kafir cinlerdir. Her din ondan bahseder. İnsanlık ve tüm kültürler, yeryüzündeki her yöre onlar hakkında mutlaka bir şeyler duymuşlardır.
Adem, yaratıldığında dünyaya cinler hakimdi. Allah dilediğini kendine yakın tutabilirdi. Sırf dünya yaşamı onlara aitti. Adem’in varlığına saygı göstermeyen iblis evrenin ellerinden alındığını düşünerek ve küçümseyerek Allaha isyan etmiş oldu. Dünyayı insanlarla paylaşamayan iblis Allah’a asi olmakla halifeliğinden de oldu. Allah aşağıda olan bilgisiz cahil çaresiz ve içi boş insanı iblis’e karşı yüceltti. Bununla ‘Benim dilediklerim yücelir, dilediklerim alçalır.’ gerçeğini öğretti.
İblis, Allah’ım bana izin ver kim üstün göstereyim o topraktan yaratıldı. O’nu sana düşman yaparım dedi Allah ta hayır! Benden isteyen, bana sığınan ve bana yönelen Salih kullarıma sen hiçbir şey yapamazsın dedi. Burada insanın tercihi, tercihi sonrası isteği önemlidir. Allah’tan isteyenlere Allah verecektir. Dünyayı isteyene dünya ahreti isteyene ahiret verilmek üzere yaşam sürdü geldi. Şeytan denen cin o gün bu gündür insanlara düşmandır.
Şeytani cinler, kıyamete kadar insanları kandırmaya küfre sokmaya yalanlarla vaatlerde bulunmaya devam etmiştir. Şeytani cinler insanları yapayalnız çaresizlik içinde bırakırlar. Dine ve insanlığa ters olan ne yaparsak bilmeliyiz ki cinlerin parmakları vardır. Bizi yönlendirense cinlerin ta kendileridir.
Sadece onun yardımıyla tüm engelleri aşabileceğimizi düşünmeli ve ondan yardım dilemeliyiz. Çok şahit olduk, kocasıyla mutlu olmak için cinlerden yardım bekleyen onlara giden kadınlar görüyoruz. Mutlu olması, yuvasının düzelmesi şöyle dursun aksine cinlerin oyuncağı oldular ve yuvaları param parça olmuştur.
Cinler mana olarak sesini duyurur ve düşünsel hareket ederler. Bir çeşit düşünceyi yönlendirme gücüne sahiptirler. İlk başta anlaşılamasa da bir süre sonra yanlış düşüncelerle yanlış hedefe doğru gittiğinizi fark ettiğinizde cinler tarafından yönlendirildiğinizi anlarsınız. Cinlerden kurtulmanın ilk önemli aşaması onları fark etmenizdir. Onları kendi üzerinizde fark ettiğiniz zaman aslında sorunun büyük bir kısmı çözülmüş olur. Siz artık onun her dediğine uymayacağınızdan o’nun etkinliği zamanla azalır ve sizi tamamen terke eder.
Cinlerin en tehlikelisi iblistir. Ademoğluna öfkeyle düşmandır. Bu düşmanlıkta diğer cinlere öncülük eder. İblis’in kabinesi ve ona bağlı halkı ne kadar çalışırsa çalışsın önce amacına ulaşıyormuş gibi görünse de Tanrı zamanla gerçekleri göstererek onun yalancı ve batıl olduğunu gösterir. Allah dilediğinde İblis’in tüm kirli oyunlarını boşa çıkartır.
Bir olay gerçekleştiğinde İblis görünene aldanır ve batıl ve yalanı hemen yayar. Gerçek ise sonradan ortaya çıkar. Yalan dört nala giderken arkadan yavaşça gelen gerçekler batılı devirir. Bu arada iblis çok kimseyi saptırmıştır.
Farklı lisanlarda söylense de Lusifer (şeytan) (iblis) hepsi aynıdır. Kötülüğün önderi Lusifer’den yardım isteyenlere şeytanlar tarafından yardım edilmektedir. Allah’tan yardım isteyenlere de Allah yardım etmektedir. Şeytana sığınana şeytan hükmeder. Allah’a sığınana Allah hükmeder. İnsanın düşmanı şeytana mı sığınıp yardım dilemek doğrudur. İnsanın dostu Allah’a mı sığınmak daha doğrudur. Her ne kadar şeytan insanın dünyalık menfi isteklerini yerine getirse de sonunda insanı rezil eder ve kötü sonuca götürür. İnsanlığa yaptığı zulmü de ölüm sonrasına gider. Ama Allah’tan isteyen hem dünyada hem ahrette kazanır. Şeytana mı sığınmak yoksa Allah’a mı sığınmak gereklidir. İşte dünyadaki temel amaçlarınızı büyük hedeflerinizi, neyi sevdiğinizi kontrol ederseniz kime sığındığınız ortaya çıkacaktır.
Lusifer’den yardım isteyeceğinize Allahtan isteyin. Birinin yolu batıl diğerininki haktır. Lusifer’e inandığınız gibi Allah’a da inanın. Onun varlığı ne kadar gerçekse ve ne kadar çok görüntü ve olaya şahit olduysanız tanrı da o kadar gerçektir.
İnsan Allahtan bir şey istediğinde ve veya sığındığında hemen o şeyin sonucunu bekler. Bu acil beklemek insanı imanda şüpheye düşürür. Allah’ın işleri yavaş ve kuralına uygun adetine göre gerçekleşir. Herşy neden sonuç içinde oluşur.
Şeytan ise isteği hemen gerçekleştirir. Tüm fizik kurallarına karşı beklenen hemen oluverir. Ancak sonuç ve akıbet vahimdir. Zaman içinde olumsuzluklar başlar. Kötü sonuca doğru gidilir.
Şu gerçektir ki şeytan insanı sevmez. İnsanla işbirliği de yapsa mutlaka sonuçta onu kötü sonuca götürmeye çalışır.
Allah’tan gayri tüm dileklere şeytan sahiplenir.
İnsan kendi isteğiyle iradesini başkasına devretmeyi kabul ettiğinde onu hemen bir şeytan sahiplenir. Hipnoz, cincilere gidenlerin yaşadıkları haller tamamen bu duruma örnektir. Bedene girip yöneten istekleri yapan şeytandır. Şeytana tevekkül edeceğine Allah’a tevekkül et
Kendi isteğiyle Allah’a teslim olanı Allah teslim alır. Allah’;a teslim olup ona güvenmeye tevekkül denir. Bunu fark edemeye bilirsiniz ancak Allah mutlaka sizi iyi sonuca ulaştırır. Şeytan gibi arada size zulmetmez. Allah’ın işleri yavaş yavaş usulüne uygun doğru adımlarla doğru sonuca yönelik gerçekleşir.
Allah şeytani cinlerin saldırısından hepimizi korusun...Çünkü onlardan koruyacak onlardan çok çok daha üstün varlık Allah’tır. Onlara karşı Allah’tan yardım dilemek bedenin yönetilmesinde şeytanların etkisiz kılınıp meleklerin egemen olması demektir. Allah’a sığınandan şeytan kaçar. Melek gelir. İnsanı yönetmek ve korunmak meleğin işi olur. Allah meleklerle insan ve insanlık için daima iyi olanı seçer.
Defineciler şunu iyi bilmeliler. Definecilerin amacı kısa yoldan zengin olmaktır. Dünyayı ve dünyanın içindekileri isteyen insan aslında ahirete sırtını dönmüştür. Bu dünya hayatını ve zevklerini arzulamaktadır. Öncelikle böyle bir yanlış yoldan dönmelerini tavsiye ederiz. Bu söylediklerimizi beğenmeyecekler ve yollarına devam edeceklerdir. Cinler dünya hazinelerini kolayca insanlara bırakmazlar. Amacı hazineyi sahiplendiklerinden değildir. O hazinelerin onlara hiçbir faydası yoktur. Ama bu hazineleri alacak kimselerin yanına gelir imanları karşılığında hazineyi verme telaşındadırlar. Cinlerin istekleri yapılır, küfür ve şirk işlemleri, uyduruk dualar, tütsüler, hayvanlar ve kan akıtmalar ve kurban kesmeler gibi işler yapılırsa hazine karşılığında imanları alınır. Allah’a karşı bu tavırlarıyla elde ettikleri kazançtan asla hayır gelmez. Dünyaları ziyan olduğu gibi ahretlerini de kana bulamışlardır. Hazine peşinde koşanlar, mal karşılığında cinlere imanlarınızı vermeyiniz. Allah’a dua ediniz. Ondan yardım dileyiniz. Allah dilemedikçe o size yaklaşamayacaktır. Hazineyi görüp cinler kendini gösterdiği anda ezan bile okumanız onları kaçırır. Siz Allah’a güvenip korkmadığınız sürece onlar korkup kaçacaktır. Hazineyi ve kendinizi içine alacak sığınma dualı çember bile yetecektir. Bir dal ile çember çizerken Besmele, Fatiha, Nas hatta ‘Allah’ım bu sınırın içine şeytanların yaklaşmasından sana sığınırız. Bizleri koru.’demeniz yetecektir. Asıl tehlike hazineyi aldıktan sonra başlar. Cinler define ekibini birbirine karşı kışkırtır. Kaçma planı yapanda olur bertaraf etme planı yapan da. Güveni sarsmaya çalışır. Para ele geçince parayı çar çur ettirecek işler bile yaparlar.
Tanrı, İblis’e karşı ‘Sen benim dilediklerime zarar veremezsin ve benim seçtiğim kullarım kazanacaktır.’ demiştir. İnsanlar ve cinler arasındaki üstünlük tartışması anlamsız ve saçmadır. Tanrının hiç hoşnut olmadığı şeydir. Kibirlenmek tanrıyı devreden çıkarmak demektir. Her şeyi kendinizin yaptığını iddi etmektir. Tanrı yeni bir canlı yaratsa salyangoz veya kaplumbağa gibi çaresiz bir canlı olsa ve insana buna secde et boyun eğ dese insan ne yapacaktır acaba. Emri ilk alan insanlar secde etse bile gelecek nesil o varlıklara zulüm mü edecektir. Muhtemelen öyle olacaktır. Bundan dolayı bir Damla karışık sudan yaratılan, çaresiz ve aciz olan insan tanrının verdiklerinden dolayı kibirlenme batağına asla düşmemelidir.
Cinler dünyaya ve içindeki güzelliklere sırtını dönmüş insana hiçbir şey yapamazlar. Onları aldatma kapısı kapalıdır. Ne kadar uğraşsalar da bu güvenlik duvarını kıramazlar. Ama dünyayı tercih etmiş kişi cinlerle beraber olur. Geçimi haricinde mal ve dünyaya sahip olmak için hırsla çalışan insanlarla etkili bir şekilde beraberdir. Her türlü fitne, kirli oyun, gıybet, iftira, insanların üzerine basarak zulmederek kazanma yollarını dener. Çünkü o dünyayı seçerek ahreti reddetmiş ve inanmayan olarak yaşamaktadır. Bilin ki şeytani cinler inanmayanlarla beraberdir.
Üstünlük duygusunu tatmin etmek için insanları aciz bırakarak, rezil ederek, alay ederek kendilerini ispatlamak isterler. İnsanları günaha sürüklerler ve doğru yoldan saptırırlar. Başardıklarında dünyaya sahip olmuş gibi müthiş sevinirler.
Haset, çekememek, kıskançlık etmek tamamen cinlerdendir. Korkutmak öldürmekten daha kötüdür. Cinler duyguları kullanır. Akla değil duygulara hükmeder. Ani gelişen her olay karşısındaki ilk tepki şeytandandır. Öfke, korku, sevinç, heyecan, panik şeytan temellidir.
Biz insanlar cinlerden çok üstün yaratığız düşüncesi şeytanidir. Şeytan da böyle büyüklenmişti. İnsan üstün değildir. Tanrıya sadık insan yani takva sahibi üstündür. Yoksa cehennem insanlarla dolacaktır. Dolayısıyla tanrı üstündür. İnsan Allah’a sığınırsa şeytan devreden çıkar insanı Tanrı yönetir. Yani insanın başarısı tanrının başarısıdır. Yoksa insan şeytanın elindeyken ve kendi başına hiçbir şey başaramaz. Şeytanın kibrini alan insanlar bu sapıklığa düşmemelidirler. Bu ifadeler cinlerin yoldan saptığı ifadelerdir. Cinler insanın büyüklenmesinden hoşnut kalırlar. Kendileri açısından insanın kibirlenmesinden rahatsız da olurlar, bir kibir takıntıları vardır. Bu ifadeler onların taşkınlıklarını artırır. İnsanları rezil etmek için intikam duygusuna sahiptirler. Kafir olanları insanlara akla gelmedik işkenceler yaparlar. İnsanlar hastalandıklarını düşünürler, ruh hastanelerine yatarlar, uzunca yıllar psikolojileri bozuk yaşarlar. Bedensel zarar görenleri, hastalanıp yatağa düşenleri de olur. Tanrı o gün ‘Ey şeytani cinler siz insanlarla çok uğraştınız. Ancak bugün yaptıklarınızdan dolayı azap sırası sizdedir denilecek.’
Tanrıya ve şeytana başvurmamış. Şükür ve dua etmemiş her şeyi ben yapıyorum. Çalışıyorum kazanıyorum. Aklımla kazandım. Kendim kazandım. Kimseyle paylaşmam. *Neden zorda kalanlara yardım edecekmişim. *Onlar da çalışsızlar, kazansınlar. *Ben çalışacağım onlar yiyecek öyle mi? * Onların elleri akılları yok mu? *Ben fakirler için mi çalışıyorum yoruluyorum. Gibi tüm söylemler şeytandandır. Çünkü varlığı, insanlığı, kardeşliği, sevgiyi ve tanrının rızkı taksim edişini bilmeyen cahiller şeytanın aldatışına kulak verirler.
İnsanların düşmanı şeytani cinlerdir. Tanrıya inansanız da inanmasanız da, O’na yönelseniz de yönelmeseniz de şeytani cinler insanların düşmanıdır. Allah’tan istemeyen büyücüler ve cinciler, şeytana tapanlar, şeytana uymuş her kişinin düşmanı yine şeytandır. Cinlerden insana dost olmaz. Şeytani cinlerden daha zalimi de yoktur. Her durumda insanı kötü duruma sokmaya ve insanlığı yıkmaya, kardeşliğe savaş açıp birbirimizi öldürmeye, zinayı teşvik ederek saygıyı, sevgiyi ve merhameti yıkmaya çalışır. Hırsızlık gibi haksızlıklar yaptırarak zulmü ve düşmanlığı yaymaktadır. Şeytan Adem’in varlığına tahammül edemediğinden beri insanoğluna düşmandır. Ademoğlunu kötü sonuçlara ulaştırmak için elinden geleni yapar. Tüm bunlarla Ademoğlunu yok etmeyi ve onun için kötü sonu istemiştir.
Cinler, insanlar gibi madde olmadıklarından maddeyi kuşatan enerji bedendirler. Cinler madde olmadıkları için maddelerin kokularıyla beslenirler enerjilerini kokulardan alır ve onunla beslenirler
Hz. Peygamber efendimiz s.a.v. kemikle ve tezekle taharetlenmemizi onların cinlerin yiyecegi oldugunu hadisleriyle anlatmıştır. Yani cinler tezek ve kemikleri madde olarak yemezler dikkat ettiğimizde anlarız ki bu iki maddede bol koku salgılarlar bize göre vitamini bol yiyecek gibi olur onlarda sanki bol bol vitamin almış gibi bu maddeleri sever ve kokusundan faydalanırlar yani kemik ve tezeğin bol olduğu yerde de bolca cin mevcut demektir. İşte ondandır ki hem onların bol olduğu yerden uzak olmak onlardan zarar görmemek hem de beslenmelerine mani olmamak için bu maddelerden uzak dururuz.
İnsanlar cinler kavramına daha çok önem verirler sanki melek kavramından hiç haberdar değildir. Cinlerden daha etkili ve büyük bir kalabalık melekler vardır. Melekler cinlerin ateşini söndürdüğü gibi karanlığı aydınlıkla yok ederler. Melekler iyi ve doğru düşüncelerle kötüyü ve batılı devirir. Böylece şeytan etkinliğini kaybeder. Yeter ki insan tercihini ahretten ve Allah’tan yana yapmış olsun.
İnsanlar neden meleklerden değil de cinlerden korkarlar. Halbuki melekler cinlere zarar veririler. Cinlerin ölmeleri, yakılmaları, bağlanmaları melekler sayesinde olur. Belki insan cinleri kötü ve tehdit olarak gördükleri için cinlerden korkmaktadırlar. Melekler ise insan taraftarıdır. İnsanları daima kollarlar. Evet gerçek budur.
Peki o zaman neden melekleri daha iyi tanımıyoruz. Hangi durumlarda melekler devreye giriyor. Hangi dualar hangi melekleri harekete geçiriyor. Meleklerin geleceği yerde şeytanlar neden kaçışıyor ve kayboluyorlar. Edilmiş dua sonucunda melekler neden cinlere zarar veriyor ve yok ediyor. Tüm bu gerçekliklerin bir çok cevabı var. Yakın bir zamanda başka bir başlıkta bunları detaylıca anlatacağız.
CİNLERİN SAPTIRMALARI
Hu hu veya birtakım sesler çıkartarak ibadet ettiğini zannedenler veya tanrıyı zikrettiğini söyleyenler sapıkça bir yanlışa düşmüştür. Bu tavırlar şeytanın tavırlarıdır. Şeytanın insanları şaşırttığı bir eğlence türüdür. Şeytan inandığını zanneden insanları tekrarlanan kelimelerle ve anlamsızlıklar yükleyerek gerçekleştirdiği bir yöntemdir. Dinin içinde biat olan, sonradan çıkartılan ve sapılan yanlış yollar vardır. Hu çekilen meclislerde şeytan büyük zevk alır ve bu mekanlarda insanları gayri medeni davranışlara sevk ederek gerçeklikten uzaklaştırırlar. Ne son peygamber Muhammet döneminde ne de önceki tüm peygamberlerde bu tür ibadet ve zikir tarzı yoktur. Tüm dinleri ve dinler tarihini inceleyebilirsiniz. Dünya tarihinde dinin gerçekliğinden uzaklaşıldığı ve dinsel bilgilerin kaybolduğu dönemlerde bu tarz tavırlar görülmüştür. Genelde şeytana tapınan ilkel kabilelerde bu tarz şeytani tavırlar görülmüştür.
Cinler her insanın durumu hususunda mücadele eder. Evlenemeyen insan ile evlilik konusunda, çocuğu olmayan için çocuk konusunda musallat olunur. Takıntılar yaptırır. Kadın, mal vs zaaflı olunan her konuda musallat olabilir.
CİNLERİN MUSALLAT OLMA NEDENLERİ
Cinler erkek ile dişi arasındaki güçlü bağı yıkmak, karı ile kocanın arasını açmak için çalışıyorlardı. Öz kardeşliğe, akrabalığa, komşuluğa, arkadaşlığa zarar veriyordu. İnsanlar, bir babanın Adem’in, Nuh’un çocuklarıdır ve hepsi kardeştir. Cinler insan türüne zarar vermek için elinden geleni yaptı. Cinlerin insana musallatında illaki bir neden aramaya gerek yoktur. Onlar insan türüne düşmandır. Her zaman kendilerine neden bulurlar.
Cinlerle irtibat kurmada uydurma zikir ve dualarla yada belli anlaşılmaz kelimeleri belli sayılarda karanlık bir yere oturarak söylemeler şeytani cinlere teslim olma tavırlarıdır. Batıl, uygunsuz, saygısız her tavırın temeli cinlerdendir.
İşte felan adam tarikata girdi kafayı bozdu lafını bolca duyarız sebebi ise gerçekleri bilmeden zanlara kapılmaktır. Dinin temelini öğrenmeden dini birtakım anlamsız sanmalarla yozlaşan ve gerçeklikten uzaklaşan insanların cinlerin etkisi altına girmesidir.
Cinler serseri insanlar gibi zulmetmek ve eğlenmek içinde rahatsız ederler. İnsanlara zulüm etmeyi , zarar vermeyi onunla eğlenmeyi severler. Çevrenizdekilerle gerginlik yaşar, kavgalar çıkartır. Cinler bilgisiz ve dini açıdan zayıf insanların boşluğunu buldukları anda aldatırlar.
Bir cin erkeği insan kadına veya bir cin kadını insan erkeğine aşık olur denir. Hayır, aşık olmaz. Gerçekte böyle bir şey yoktur. Genelde boşluğunu yakaladığında musallat olur. Musallat kelimesinden korkmayınız. Zaten sürekli genelde bunları yaşamaktayız. Cinsellik konusunda erkek insanları dişi cinler aldatır. Cinselliği cazip gösterecek hayaller ve fanteziler üretir. Ve erkek insan meni üretimini gerçekleştirir, karşı konulamaz bir hal alır. Kadın için de erkek cinler cinsellik konusunda aldatır.
İnsanlar, cinleri görmediklerinden farkına varmadan onlara zarar verirler mesela onları çiğner onlara taş atar üzerine idrar yapar kaynar su döker, soba közü döker yani bilmeden onlara zarar verir. Cinler kin sahibidirler, böyle bir durumda insana bulaşırlar ve zarar verirler. Cinler ailelerinden birine zarar verildiğinde yakınları kontrolsüz olurlar. Yakınlarının direkt kaybedilmesi saldırılarını meşru kılsa da aslında haklı olmadıklarını kendileri de bilmektedir.
Aşırı stres, bunalım, depresyon, korku, sevinç anında saldırıya geçerler ve beyin kontrolden çıkar. Bize ebedi düşman olan şeytani cinler o an bizi yoldan çıkarmaya çalışırlar.
C.Allah geceleri cinlere gündüzleri insanlara tahsis etmiştir ne onlar nede biz insanlar tahsis edilen zamana mecburiyetten uyamamaktayız.
Evde yalnız kalmanın ve kendi başına dolaşmanın sakıncalı olduğunu doğrudur. Yalnız kaldığınızda cinler yanınıza gelir cinsel arzunuzu gidermenizi söyler. Genelde onu reddedemezsiniz. Yalnız gezerken arkadaşınız cinler olur ve size çok şey söyler farklı yönlendirir.
Cincilere giden ve büyü yaptıranlar : Allah 'ın taktirini kabul etmezler daima haset ettiği kişilere kızarlar. Daima şikayetçidirler, varlıklı da olsa şükretmezler. İnsanların kazanç ve sevinçlerini kıskanırlar. İnsanlar üzerinde devamlı hata ve kusur ararlar. Dünya menfaatleri için büyüye ihtiyaç duyarlar. İstekleri doğrultusunda amaçlarına ulaşmak için doğal hayata müdahale edilir.
Büyü yapan ve yaptıran Allahın rahmetinden kovulmuştur. Büyücülere ve cinci hocalara gitmeyiniz. Allah’tan dilemek yerine şeytanlardan yardım alanlar Allah’a şirk koşmuş ve küfre düşmüş demektir. Şeytani cinlerin en nefret ettiği sözler ‘Allah’tan başka ilah yoktur. Ondan yardım dileriz ve onun her şeye gücü yeter.’ Sözleridir.
CİNCİ HOCALAR
Cinciler şeytandan (iblisin avenesinden) yardım almaktadırlar. Cincilerin cinleri şeytani cinlerdir.
Cinlere karşı sadece Allah’tan yardım dilenilir ve sadece ondan yardım alınabilir. Cinlere karşı cinlerden yardım alınmaz. Evet cinler vermiş oldukları sıkıntıyı azaltabilirler. Ama sıkıntınızın azalması için imanınızı vermeniz, Allah’a küfretmeniz ve büyük günahlardan bazılarını işleminiz gereklidir. Böylece kendi verdikleri sıkıntıları kendileri geçici bir dönem azaltırlar. Sonuç olarak insan düşmanı cinlerden ne kadar yardım alınabilir ki. Onların başa çıkamayacağı ve korktuğu Allah’tan yardım almak en doğrusu değil midir.
Sihirbaz, büyücü, cinci hocalar, medyumlar, bakıcılar, yıldıznameciler, falcılar vb bunların hepsi bilerek veya farkında olmayarak şeytani cinlerden yardım almaktadırlar. Ve büyük bir yanlışın içindedirler. İnsanların hayatlarıyla oynamak, iradelerini etkilemek, kaderlerine müdahale etmek büyük günahtır. Bu ne bir oyun ne de eğlencedir. Şurada şöyle etkili ve büyük hoca varmış derler diye ne de bir nam salmaktır. Bu durumu eğlenceli bulan cinciler, kadınları yatağa atmak, isteklerini gayri meşru elde etmek, kötülük cephesinde hayatına istekleri doğrultusunda yön vermek, isteklerine ulaşmak için insanın yönetimine etki edebilen buna güç sahibi olan şeytana ile işbirliği yapmaktadırlar. Birtakım insanların saplantılı, menfi ve şeytani isteklerini kazanç ve nam karşılığında yerine getirmek büyük bir hatadır. İnsanların hayatlarıyla, gelecekleriyle, aile ve sosyal yaşamlarıyla oynayanlar yarın büyük bir hesabın altından asla kalkamayacaklar.
Büyücüler dünyanın en sefil, en huzursuz, en rezil insanlarıdır, rahat uyku uyuyamaz, sikintidan kurtulamazlar. Üstelik evlatlari ve ailesi de devamlı rahatsizlik içindedirler. Şeytanın kötülüğü ve istekleri arttıkça büyücünün perişanlığı arttıkça artar. Cinciler allah yolu haricinde batıl bir yolla şeytanlardan yardım alarak sırf dünya menfaatleri için insanlığa zarar vermektedirler. Cinciler bir de biz iyi şeyler için büyü yapıyoruz, müslüman cinleri kullanıyoruz gibi uydurmalarla sadece kendilerini kandırmaktadırlar. Allah’ın emri ve kaderi haricinde cinler kullanılarak insan hayatına doğal yaşantısı haricinde yön vermek her ne neden olursa olsun yanlış ve günahtır. Ve şeytanlarla işbirliği etmek günahtır. Zaten şeytanlardan insanlara her zaman zarar gelir. İnsan Allah’a iyi şeyler için başvurabilir. Ancak insanlar kötü şeyler ve dünyevi menfi çıkarları için cincilere yani şeytanlara başvururlar.
Gerçeği bilmeyen insanlar cincinin (hocanın) Kur'an ile ilaç yaptigini zannediyor. Hocaya başvurarak halbuki kendilerine rahatsızlık veren cinlerden daha azgınlarıyla karşılaşıyor.
Şeytani cinler, Allah’a ve dinine karşı kötü söz tavır ve söylemlerde bulunmadan zina etmeden, kendileri için kurban kesmeden, kendilerine dua övgüler gibi ibadetler ettirmeden cinlerle ilişkili kişilerin isteklerini yerine getirmiyorlar.
Bazıları ‘Benim cinlerim müslümandır.’ der. Bunlar gerçekleri temelinden bilmeyen aldatılmış cahil insanlardır. Şeytanın oyununun bir parçası olmuşlardır. Bu kendi ürettikleri saçma bir düşünce de olabilir. Hatta bazı hocalar da cinlerle işbirliği yaptığını bilmez. Kendisine gelen cinli hastayı dualarla ve tütsüyle kovduğunu söyleyen kimi hocalar cinler tarafından kullanıldıklarını dahi bilmemektedirler. Cinlerle ve cinli hastalara sifa olmak bu tür hocalara ve büyücülere düşmez. Bu onların ne görevidir ne de tanrı tarafından kabul gören duaları vardır. En yakınlarınız ve hastanın kendisi panik yapmadan sakince sürekli Allah’a dua etmelidir. Hangi amaçla cinlerle irtibat kurduğuna bakılırsa bu kişilerin imanı da tartılır. Dünyalık işler içinse bu insanların kafir ve münafık olduğu anlaşılır. Ancak bunlar Allah’a inandım der. Allah lafızları ve duaları ederler ama kalpleri küfrün içindedir. Kendilerini, inandıklarını sanırlar. Cinlerin dost olması imkansızdır. Onlar Ademoğluna açıkça ve daima düşmandır. İnanan cinler insanlara yaklaşmazlar. Cinlerden asil olanlar bunlardır. Olaki tesadüf insanlarla karşılaşırlarsa insanın yardıma ihtiyacı varsa mutlaka ona yardım ederler. Sırf yardım etmek için insanlara yaklaşmaları da uygun değildir. Onların Tanrıya sadıklığı ve ibadeti, insanlara bulaşmamaktır. Kazançlarını insanlar üzerinden değil temiz olandan kazanmaktır.
Birde bizim cinci dediğimiz büyücüler vardırki; insanları hastalandırarak yani büyü yaparak onları cinlerin emirlerine hazırlayarak itaat ettirirler. Cinlerse kendilerine itaat eden kişiye maskaralıktan maskaralığa sürüklerler.
İlmen ve dini ruhu zayıf olan bir insan cinlerle irtibatını hocalık olarak aksettirir. Yine dini ve ruhu zayıf olan kişiler ona icabet eder. Bu insanları yüceleştirerek etkili ve büyük hoca diyerek, şifa dağıtan sıfatıyla insanları aldatırlar. Aslında cihil insanlar bunlara aldanmaktadır. Kendisine gelenlere şirk küfür işleterek vaadlerle kandırarak en büyük günahları işletirler. Sonrada yardım zamanı gelince hem cinci hocayı hem de onun şirke soktuğu kişileri yalnız bırakırlar . Bazen de şifa dağıtıyor diye tanıdıkları aciz hoca cinlerden korktuğu için bazen de onlardan kurtulamadığı için emirlerine uyar. Her halukarda cinciler ve medyumlar cinlerin şirretinden ve sıkıntılarından kurtulamazlar. Cinler tarafından aldatılırlar, oyalanırlar, yalancı çıkarılırlar.
Allaha güvenin. Onun yarattığı aciz cincilerden büyücülerden kaçının. Cinci ve büyücüler de şeytani cinlerin oyuncaklarıdır. Bunların eline düşmek sıkıntınızı kronikleştirir.
Cinler nimetlerimizi azaltabilirler, kazancımızı eksiltirler, hatta tamamen kazancımızı engelleyebilirler. Büyü yapıldığında cinler ticaretle uğraşan bir insanın dükkanının önünde bekler ve insanların içeri girmesini engeller. Ticaretleri baltalar. Dükkana giren bir insa dükkanı olumsuz algılattırır. Bir şey aldırmadan müşteriyi dışarı çıkartabilir.
Cinler çok yalancı olduğundan cinciye hastalar hakkında söylediğinin ancak yüzde biri doğrudur, diğerleri yalandır. Böylece kendileriyle irtibat kuranlar aldatılır. Büyücüler ve cinciler cinler tarafından aldatılmaktadır. Yaptıkları işleri makul ve meşru göstermek için cinciler kandırılır ve kötü işlere alet edilir.
Cincilere giden hastaların çok azında cin çarpması ve sihir alameti vardır. Çoğu belirgin evham ve vesvesedir. Vesveseleri bu tür sihirbazın aynı gurup cinleri vermiştir. Ve o insanin ruhen hasta olmasına sebep olmuşlardır. Bundan rahatsız olan insan hemen ve kesin çözüme gitmek için hiçbir şey bilmeyerek kendilerini azgın cincilerin cinlerine bırakmakla büyük bir hata ederler. Büyü yapan, yaptıran her kişi insanlığın düşmanıdır. Allah’a karşı olmakla yanlış bir cephe seçmişlerdir.
Cincilere giden çaresiz insana, cin bir süre ona iyi olduğu zannını verir. Cin hastaya en az üç gün gider. Sonra sıkılır. İnsan bir müddet sonra tekrar gelir. Cinciye ‘sıkıntım devam ediyor.’ der. Bazen cin gider onu rahatsızlandırır. Hasta insanı tekrar cinciye getirtir. Cincilere gittiyseniz cinleri çok tehlikelidir ve her şeyi yapama sertifikasına sahiplerdir. Çünkü kendisine gelen insanlar vardır ve bu durumda Tanrı onlara müdahale etmez. Bu cinler tehlikelidir, Kadın ve erkeği soyabilir. İlişkiye girdirebilir. Bedenini açtırtabilir. Cin hasta insanın bedendeki kendi şeytanına bir süre ara vermesini, sıkıntı vermemesini söyler. Sonra yine onu sana bırakacağım der. Şimdi bu insanları kötü bir sürece sokayım der. Her şeytan insanlarla irtibatlı cin şeytanlarına daima saygı gösterir ve fırsat verir. Hasta belli bir süre iyi gibi olur cin yine hastalandırır büyücüye gelmesini
tekrar sağlar büyücü geleni şartlara uymadıklarından hastalandığını söyler ve gelenleri birde suçlar. Oysa iyi olması imkansızdır. Cin tedavi etmez, gelip gitmeleri devam eder durur.
Büyücü ve cinciler her türlü şeyler isteyebilirler. Bunlara çok misaller verilebilir Belirli şartlarda kuşların kesilmesi belirli yemeğin yenmesi veya yenmemesi belirli yerden geçmemesi belli süre karanlık yerde kalması daha neler neler sıralayabiliriz. Belirli zamanlarda hayvanların kesilmesi ve kanlarının sürülmesi ,mum yakmalar değişik baharatlarla tütsü yapma, def çalma, kadınların şeytanı memnun edecek şekilde oynama aşırı eylence sırasında zavallı kadınların kendisinde bulunan şeyin (cinin ve sıkıntının)gittiğini zanneder ama cin zamanla onu daha da hatalara yönlendirir.
Hazır sahayı boş bulan cinler, ellerinden gelen zararı verirler. Genelde cinler bu zemini düğünlerde , özel günlerde, içkili alemlerde kadın erkek karışık eğlencelerde aşırı heyecan aşırı korku aşırı sevinç yani insan beyninin düşünceleri kontrol edemediği anlarda yakalarlar.
Şeytanla anlaşan büyücülere ülkemizde cinciler denir. Hastaya gönderdikleri cinlere ve yanlarındaki cinlere daha güzel hizmet etmeleri için onların arzuladıkları yiyecek ikram edebilmek için tütsüler kullanırlar ve hasta sahiplerinin de kullanmasını isterler büyücüler muska yazarken bile değişik kokulu mürekkep kullanırlar kokudan kasıt sadece hastaya şifa değil hastanın ve kendi yanlarındaki cinleri beslemek içindir. Mesela zaferan ile,misk ile.değişik genelde siyah tavuk siyah kedi kanlarıyla vs. veya üzerlik günlük gibi cinlerin sevdiği baharatları tütsülettirir veya tütsülerler buda onları beslemek içindir. Gerek kokulu ve kanla yapılmış mürekkepler gerekse yakılan tüm tütsülerin tamamı cinlerin beslenmesi içindir.
Cincilerin sana zarar veren cinleri yakaladım, yaktım, hapse attım veya serbest bıraktım, kovdum, temizledim, çıkardım sözleri meşhurdur. Bunlar tabiî ki imkansızdır . Aynı cinler kendi türdaşlarını çıkarmazlar. Hepsi insanın düşmanıdır. Cinler insanla dostluk kurup cinlere düşman olamaz. Aynı felsefe ve aynı amaca sahipler. Bedenden çıkan geri gelmeyecek mi. bedene girmek te çıkmak ta çok kolaydır. Nasılki amarikalı asker Amerikalı başka bir askeri öldürmüyor omuz omuza mücadele veriyorsa cinlerde bir diyer cini o insanın iyi olması ve kurtulması için imha etmez. Onunlada asker misali omuz omuza yardımcı olur.
Kesinlikle cinci veya büyücünün bir cin hastasını tedavi etmesi imkansızdır. Belirgin cin musallatını cinler çözmez ve çözemez. Oysa onlar cinden kurtarmak için cinden yardım isterler. Onlarında istekleri doğrultusunda tedavi etmeye çalışırlar. Tedavi de etmez. Tam tersi süreci daha da kronikleştirirler.
Cinci veya büyücü, cinler tarafından bu işlerde aracı olarak kullanılır. Cincilerin ve hastaların birkaç isteği yapılır genelde aldatılır. İnsanları sıkıntılara sokan da cinlerdir, cincilere getirip cincilerin cinlerinden şifa bulmak saçmadır.
İnsanları seven,inançlı, Allah’a çok sadık cinler olabilir. Peygamberler döneminde böyle cinler vardır diye her zaman böyle cinlerle muhatap oluruz düşüncesi yanlıştır. Cinlerle irtibatlı peygamberler ve bilgililer olmuştur. Ama zamanla cinler bu ekolü kullandılar nice inançsız cinler milyonlarca insanı ve cinciyi kullanarak biz iyi cinleriz size faydalıyız ve iyi işler için sizinle beraberiz diye hocaları ve cincileri kandırmışlardır. Bugün dünyamızda gerçek inançlı cinler çok azdır ve bu alan kötü cinler tarafından kullanılmıştır. Büyük bir kitle haline gelen kötü cinler bu irtibat dalgasına girmiştir. Bugün müslüman cinlerle irtibat kurulabilir ve birbirlerimizden yararlanılabilir düşüncesine devam edilirse gelecekte çok daha büyük bir kitle bu günah çemberine büyük istihdam alanına katılacaktır. Cinlerle uzun süre yardımlaşmak mümkün değildir. İnanan da olsa bir süre sonra sıkılacak, bazen insana sinirlenecek, cinlerden her ne kadar inanan olsada yaradılışı gereği istekleri doğrultusunda insanı kullanacak ve batıl yollara sürükleyecektir. Onlarla irtibatlı olmak ve dostluk kurmak hem insanlar hem de cinler için olmaması gerekendir. Ve yasaktır. İnsanların cinlerden yardım alması ve cinlerin insanları bir tanrı gibi yönlendirmesi yanlıştır. Tanrının yaratma ve yönetme fiiline karşı bir tavırdır.
Bazı hoca geçinenler yıldızname adı altında falcılık yaparlar kitap açtırma diye de isimlerler yıldıznamenin aslı şudur: Anasının ve hastanın adını alır ebcede göre isimlerin tek tek harfleri rakamlar yazar toplar mesela Ayşe kızı Hatice diyelim her harfin Arapça da rakam karşılığı vardır. Her birine harflerin tek tek rakama çevirir toplar on iki burç vardır çıkan rakamı on ikiye böler kalan mesela iki olursa on iki burçtan ikinci burçta yazılanları sana okur, buda yanlıştır. Ayşe kızı Hatice binlercedir ve ikinci burca isabet eden başkaları da vardır hepsinin kaderleri aynımıdır. Hem gelecekten haber verme tam şeytani bir iştir.
Cinlerim vardır diyen hocalar vardır. Cinleri emir altına aldıklarını iddaa ederler oysa kendileri onların emir altındadırlar. Cinler yardım edeceklerini vaat ederek önce hoca geçinen zatı küfre şirke sokarlar mesela Kuran’ı kerimin üzerine oturmasını ayeti tersine besmelesiz yazmasını kadınlarla zina yapmasını isterler. Gizli küfre düşürdüğü gibi küfrün envayi çeşidini yaptırırlar işe gelince de yerine getirmezler o hoca geçinen kişiyi yolda bırakırlar. Hiç bir şekilde başarı sağlamaz. Zaten hoca onlardan korkar onlar üstat hocam gibi ünvanlarla yardaklanarak cinlerle konuşurlar. Kendileri küfre saplandığı gibi hastayı da küfürden küfre saplarlar bu kişiler muska yazarlar pislikle pislik temizlettirirler tütsü yaptırırlar tütsü zaten cinleri beslemek içindir bazı perhizler verirler hastayı belli bir dengede tutmak ve daha da fazla oyuncak yapmak için bunlarda benim cinim alim hoca veya evliya gibi tanıtırlar ve yüceleştirirler hastaların belli bir elektrikli ortamda durdukları zaman cinlerle temas halinde olurlar ve cinleri her insan göremez o elektrik dengesine girmesi gerekir insanlarla oynamak onları dinden çıkarmak ve maskara yapmaya bayılırlar zorla bu ortama girmiş birini kaybetmek istemezler zaten perhizide kişi onun için verir elindeki oyuncağı olan hastayı cin bırakmaz yani tedavi etmez sadece aldatır bir kaç gün iyi gibi olur yine hastalanır sebebi hocay ıda yüceleştirir, başarılı göstererek müşterisini çoğaltır onunda oyuncağı çoğalır ama hiç birini kaybetmek istemez ve de tütsülerle kendilerini beslettirir böyle olunca demek ki cinlerden de tedavi görmek imkansızdır.
Şeytani cinlerden yardim alabilmek ve onunla münasebet kurmak için Allah’ı terk edip kötülüğü seçmiş olmak gerekir. Şeytanların gözünde en değerli olan kötülükte en ileri gidendir. Sadece insanlığa karşı onu kullanmak için çok değerlidir yoksa şeytanlar için hiçbir insan değerli değildir. Şeytanlara göre insan kullanılacak, aşağılık, çaresiz varlıktır.
Kur'anı tersten yazmak, yalan yanlış okumak, şarkı gibi okumak, ayetleri bozmak ve farklı anlamlar yüklemek Ayak altına almak, üzerine oturmak, sidik bulaştırmak, üzerinde gaz çıkarmak kısacası aklınıza gelecek her türlü inkar ve red politikasıyla hareket, cinler tarafından kabul edilmenize neden olur. Cinler Allah’a sığınan ve dini birtakım emirleri yerine getireni saptıramaz. Çünkü onun bilinci Allah tarafından yönetilmektedir. Cinler Allah’ın etkisini yenemezler. Böylece Allah’ın izni olmadan hiçbir büyü ve şeytan insanı etkileyemez. Cinlere dost olan Allah’ın dostluğundan ve korunmasından çıkar. Dine Kurana ve kutsal emirlere kötü söylemlerde bulunarak cinlerle irtibat kuranların vah haline. Bu dünyada geçici olarak birtakım heveslerine ulaşabilirler. Ancak onların sonu yoktur ve çok karanlıktır. Cehennemin de en kötü yerlerinde olacaklardır.
Büyücülerin şeytan ile arkadaşlığı şirk, küfür ve büyük günah sonucunda mümkündür. Sihirbaz, müşrik veya kafir olduğu zaman, şeytan onu sever beğenir, ve ona hizmet eder. Su gerçek bilinsin ki şeytan bir sihirbaz, kafir veya müşrik olmadan veya büyük bir günah islemeden ona yardim etmez. Ardından şeytan hemen harekete geçer. Geçmiş bazı olaylardan haber verir. Bazı harikulade görülmemiş islerin olmasına sebep olur, iki kişinin arasinin açilmasina, veya birbirlerini siddetli bir sekilde sevmeye veya kari kocanin birbirleri ile beraber olmalarina mani olmaga... v.b. seyler yapmaya başlar. Cinciler gittikçe küfür bataklığına düşer. Bu haller büyücüye zevk verir. Artik iman etmesi veya tevbe etmesi zorlaşır. Çoğu da bu hal üzere kafir olarak ölür. Gerçekleri fark edip vazgeçenler olur. Ancak cinler onların peşini bırakmaz. Bayağı zorlanır. Ama sürekli Allah’a sığınan büyücü mutlaka kurtulur. Allah safına geçen, büyücüyü kaybeden cinler büyük bir saray kaybetmiş gibi öfkeyle şaşkına dönerler. Büyük sıkıntılar yaşatsalar da büyücü Allah’a sığınarak kurtulur.
Azgın şeytan sihirbaza vuruyor. Ankara Geceleri uyku uyutmuyor. Hatta bazilarini felç ediyor. Bazilariyla da alay ediyor. Çildiracak duruma getiriyor. Şeytani cinler kendisiyle işbirliği yapan insanlarla çok uğraşıyor.
Şeytan büyücünün istekleri için kendise bir hayvan kesilmesini ister. Bu da ekseri olarak siyah tavuk olur. Veya baska bir hayvan, fakat siyah rengi tercih ediyorlar. Sihirbaz bu hayvani besmele çekmeden kesiyor. Kanından da hastayı atlatıyor. Sonra o hayvani harabe bir eve veya mekana attiriyor. Çünkü, seytani cinler böyle mekanları sever. Orada yasarlar. Sonra da sirk ve küfrü gerektiren azimet okuyor. Cinin de istekleri yerine geldigi ve o hibis'i sevdigi için artik onun isteklerini yerine getiriyor. Bu sihirbaza giden insan eger cahil olur ise bunda pek sakinca göremiyor. Hatta sihirbaz bile küfre düstügünü bilemiyor. Cin ile irtibat kurmak için küfür ve sirk gerektiren söylemlerde bulunuyor. ALLAH (CC)dan gayrisi için, cin için o hayvani kesiyor ve böylece şeytani cini ilah yapıyor. Rasulullah (SAV), "Kim ALLAH (CC)dan baskasi için kurban keserse ALLAH (CC) Ona lanet etsin." buyuruyor. (Müslim)
Mesela kadın ile erkeğin birbirlerini sevmeleri ve ayrılmaları, veya kadin veya erkegi baglamak, annesini babasini kötü göstermek, eşini kötü göstermek için yapıyor. Bunu da yaparken karanlik bir odaya giriyor. Perdeleri kapatiyor, ışıkları söndürüyor. Eger muhabbet için yapıyor ise güzel kokulu buhur yakıyor. Mesela; anber, günlük, cavi vb... Eger ayrilik için yapiyorsa kötü kokulu buhur yakiyor. Bu işleri cünüp olarak yapıyor. Cinlerin reislerine tapınıyor. Onlara övgüler şükranlar isteklerle dualar okunuyor. Bu okuma esnasında yanında siyah bir kedi beliriyor. Bazen bir ses duyuyor herhangi bir şey görmüyor. Sonra o seytandan isteklerini istiyor. Şeytani cin de diledigini yapiyor.
Şeytani cinlerin dostlarından olmak için onların gönlünü alıp sadık olduğunuzu göstermeniz gereklidir. Söyle ki; sihirbaz Kur'an'i alir helaya girer Kur'an'i ayaklarinin altina koyar, veya üstüne oturur. Küfre açik olan tilsimlar okur. Sonra çikip bir odaya girer. Artik seytanin sevdiklerinden olmuştur.
Görüştüğüm bir cincinin itirafı söyle "Ben Kur'ani kıçımin altina alip oturuyorum. Benim cinlerim bana o zaman yardim ediyorlar."
Sihirbaz Kur'anı necis bir şey ile yazar veyahut yazdığı Kur'ani necis bir şey ile siler şeytan o insana gelir, Kuran’dan su ayet veya sureyi hayız kani ile yazmasi karsiliginda ona yardimci olacagini söyler. Mısır'da tevbe etmis sihirbazlardan bir tanesine sihrinde nasıl basarili olduğunu sorarlar, o da: "Ben yasin'i bir tabağa yazar sonra o yazıya bevl eder o sidik ile yaziyi silerdim. Bu sekilde sihrimde basarili olurdum" der. Bu usuller süphesiz küfürdür. Kur'an'dan bir ayet veya bir sure ile alay etmek süphesiz küfürdür.
Sidik ile sihrin çözüleceğinı zannederek eve kapılara domuz yağı sürmek, sidik ile çözülür. Sidik ile kapiyi yikayin diyorlar. Bütün bunların hepsi şeytani cinler içindir. Yanlıştır ve batıldır. Hatta sidik içenler olduğunu duyduğum için üzülerek yaziyorum, ve bu tür insanların bu tür hatalara düşmemelerini temenni ediyorum.
BÜYÜCÜ VE CİNCİLERİN BELİRTİLERİ VE HALLERİ
Yüzlerinin nursuzluğu, siyahlığı, karanlığı, biraz dikkatle bakıldığında belli olur.
Hastanın ve annesinin ismini sorarlar.
Hastanın elbiselerinden mendil, resim iç çamaşırı v.s. isterler.
Anlaşılmayan tılsım, resim, rakam ve yıldızların isimlerini yazarlar.
Manası belli olmayan tılsım ve azimetleri okurlar.
Bardaktaki suya bakıp huddam (çin) çağırırlar, bilgi verirler.
Aleni veya gizli cin ulularından yardım ister veya kurban keserler.
Küfrü, şirki ileri olanlar, kendilerine gelenlerin ismini ve ziyaret sebebini belirtirler. Sonra da bu keramet addedilir.
Necis bir şeyle ayetleri maklub (ters) yazıp cinlerden yardım beklerler.
Yazdıkları muskanın denize atılmasını, yakılmasını veya toprağa gömülmesini isterler.
Hastanın yıldızını ve doğum tarihini sorarlar.
Daha önceden hazırladıkları muskayı, büyüyü, hastaya yapılan büyü olduğu, cinlerin huddamların getirdiğini iddia ederler.
Bazende önceki ziyaretlerden kişinin adının ve annesinin adının bilinmesinden cinlerini, şeytanlarını ona musallat edip, tekrar ziyaretini temine çalışırlar.
Dini, akademik seviyeleri olmadığı için, fatiha suresini tam tecvid ve tertil edemezler (okuyamazlar).
Hilelerine el çabukluğu ve bazı kimyasal maddeleri de ilâve ederler.
Şeytani cinlerle irtibatlı büyücü ve cinciler resim, çamaşır, ana adı ve kendi adını sorarlar. Resme bakarak büyü yapılacak kişiyi bulmaya çalışırlar. Benzer insanları karıştırırlar bile. İnsanların ter kokuları bir birininkine benzemez. Her insanın farklıdır. Çamaşırdaki terin kokusuyla büyü yapılacak kişiyi bulmaya çalışırlar. Ad soyad benzerliği de olsa Ayşe kızı Fatma binlerce var. Yer, şehir ve birtakım yardımcı bilgiler de gerekir. Ama sonuçta büyü yapılacak kişiyi tespit ederler. Cinler onu bulur. Büyücüler tütsü yaptırırlar oda yanındaki cinlerin tütsünün kokusuyla beslenmesi içindir. Birtakım hayvanlardan parça isterler.
Cin musallatına uğramış insanı muska yazmadan sadece Allah’tan dileyerek hedefe yönelik dualar okuyarak tedavi etmenin dışındaki tüm çalışmalar yanlıştır. İslama ve dine aykırıdır. Allah’a şirk koşmak ve küfre düşmektir. Allah’tan gayrisinden yardım dilemek şeytani cinlere başvurmaktır. Cinlere karşı cinlerden yardım alarak kurtulmaya çalışmak tam bir saçmalıktır. İnsan kurtulma yerine daha çok rahatsızlaşır. Saçma tedavilerle bunlardan kurtulunmaz tam tersi daha fazla cinlerin hedefi haline gelir.
CİNLERİN YAPABİLDİKLERİ YAŞAMSAL ETKİLERİ
Rızkımızı engellerler, ticaretimizi zayıflatırlar, gelen müşterilere girip mekanı ve ticareti baltalayacak olumsuz fikirler üretirler. Bazen insanı stres ve bunalıma sokarak bizleri tembelleştirip çalışmamızı engellerler. İşi ve konumunu beğendirmez, yükseklere baktırır, kazancını küçümsettirir ve insanı şükreder durumdan uzaklaştırır. Evet cinler kazancımızı etkiler hatta tamamen ortadan kaldırabilirler . Ekonomik sıkıntılar yaşayabiliriz. Bu durum normal olarak cinlerin isteği olduğu gibi büyü yoluyla da bereket engellenir. İnsanlar kazancının engellenmemesi için birtakım dualar edebilir. Bereket, karınca duaları gibi ya da sürekli şeytandan Allah’a sığınılma, besmele ile dükkanını açma, işlerini Allah’a bırakma cinlerin oyununu ve çabasını boşa çıkartır. İnsan bu duaları ederken aynı zamanda ticaretinin artması için farklı yöntemler geliştirmelidir. Hiçbir şey yapmadan edilen dua tanrıdan destek görmez. Aynı zamanda cinlerle mücadele edip olumsuzlukları gidereceksiniz. Tanrıya sadık kalınıp çalışılmadıkça kısmeti bağlanmış denilen olay gerçekleşmiş olur. Yani Gevşek davranırsanız kazancınız da engellenir, kısmetiniz de bağlanır ve böylece cinlerin amaçları gerçekleşmiş olur. Sizi isyana sürüklemek, sıkıntılı durumlarda kötü sonuçlara düşürmek, imanınızı çalmak, boşanma intihar gibi sonuçlara sürüklemek gibi sayısız kötü sonuçlara yönlendirebilirler.
Evlenememek, kısmeti engellenmek cinlerdendir. Evlenemeyen kişilerin üzerinde cinlerin etkisi büyüktür. Bazı düşünceler ve tavırlarla bu insanların evlenmesi engellenir. Gençliğinde bir cahillik ederek bekaretini kaybetmiş bir kızın toplumdan çekinmesini ve korkmasını sağlayarak evlendirmediği gibi Anormal kıskançlıklar, geçinememe korkusu, geçindirememe korkusu, bazı tohaf davranış ve tikler üreten cinler, Cinlerin etkisiyle çok farklı nedenlerle sayısız türde korkularla evlenemeyen insanlar vardır.
Cinler sürekli bizlerle beraberdir zaten sakın korkmayın. En kötü durumları yaşıyorsunuz. Yeteri kadar kullanılıyorsunuz harici zarar veren görünmez kuvvet gibi düşünmek çok saçmadır. Onlardan korkmayınız. O en büyük zararları bize sürekli verdi ve veriyor. Yeter ki onu fark edip önlemlerimizi almalıyız. İnsanlar düşmanını tanımadan ona karşı savunma taktiği geliştiremez. Düşmanlar yıllarca bizimle uğraşıyorlardı zaten.
Cinleri evde ve herhangi bir yerde bizi rahatsız edecek, lambaları söndürecek, eşyaları hareket ettirecek, kapıları açacak kapatacak, birtakım şekillerle bize görünecek saçmalıkları tamamen şeytanın ürettiği korkulardır. O zaman tüm insanlara bu tür korkutmalar uygularlardı. Öncelikle bu durum doğru meşru ve normal bir durum değildir. Evet bazılarının bunları yapabilme güçleri vardır ancak bunları yapmaları başlarına büyük işler açar. Tanrı bu duruma izin vermediği gibi tanrı tarafından türlü bela ve cezalarla karşılaşırlar.onlar bu tür korkutmalardan daha ileri gidemezler. Yeryüzünde tanrısal bir kanun vardır. Genellikle içsel stressel olarak zarar verirler. Yanlış düşüncelerle insanı yanlış yollara sürüklemekle başlarlar. Sonra insanı gerçeklikten uzaklaştırıp yanlış yollara iterler. Hiçbir zaman direk zararları görülmemiştir.
Vücuda giren şeyler ve vücuttan çıkan şeyler çok önemlidir. Az yemek, sağlıklı doğal yeterli ve dengeli beslenmek çok önemlidir. Vücuda giren şeyler etlerinizi, bedeninizi ve nasıl bir yapı oluşturduğunuz için çok önemlidir. Bunun için helal lokma yemek, temiz yiyecekler ve temiz su tüketmek beden için de de cinlerin ortam
Çarpılma: Cinlerin musallatı: Cinlerin etkileri
Çarpılma cinlerin bedene tam hakimiyet sağlaması olayıdır. İnsan üzerinde tam egemen olmak için insanın cinlerin isteklerini yerine getirmesi gereklidir. İnsanlar bu arzularını engeller veya orta yollu itidalli yaparsa cinlerin etkisine girmezler. Arzularını (yemek, cinsel ilişki vb.)Tanrıya sığınarak yaparsa cinler insan üzerinde tam egemenlik kuramazlar. İnsan arzularını temel ihtiyaçları gibi görüp sürekli tatmin etmenin kötü olduğunu düşünmeyerek sürekli arzularını tatmin ederler. Hatta ömürlerini arzularının kölesi olmuş olarak geçiren insanlar vardır. Bu durumu birkaç örnekle açıklayalım.
1-Aşırı yemek çarpılması: Aşırı yemek sonrası bedenin tırmalanması sonrası hiçbir şeye tahammül edememe ve her şeye olumsuz tepki verme hali. Sinirli olma, olumsuz sözler söyleme kavgacı bir yapı haline bürünme tamamen bu durumun etkisidir. Az yeme ve Oruç emrinin bu durumla tamamen bağlantılı olduğu kanısındayım. Süresi kısadır. (en az bir saat en fazla 2 gün)Devamlı mideyi doldurarak yemek yemek kendi şeytanınızın ve cinlerin sürekli sizin üzerinizde etkin olacağı anlamına gelir. Duş almak, uzanıp rahatlamaya çalışmak insanı bu mevcut karamsar ve kötü atmosferden geçici olarak kurtaracaktır. Ama temel çözüm mideyi doldurmamak, az yemektir. Peygamberimiz doldurulan en kötü kabın mide olduğunu söylemiştir. Ayrıca midenin 1/3 i yemek ve 1/3’ni suyla doldurmamızı söylemiştir. Ancak bu durum diyet yapıp bedensel oranınızı yakalayınca yani ideal kiloya ulaştıktan sonra uygulanması gereken bir yöntemdir.
2-Aşırı cinsel ilişki isteği sonrası cinsel birleşme çarpılması: Cinler fikirsel ve şekilsel ve düşünsel olarak cinsel arzularınızı harekete geçirir. Aşırı uyarıda bulunması sonrasında şiddetli cinsel istekte bulunma halidir. Mesela eşinize aşırı istek sonrası cinsel birleşme gerçekleşir ve sonrasında banyo da yapsanız saldırgan cin bedene tam hakimiyyet sağlar. Aşırı öfke , birden şiddet kullanma, saldırgan tavırlar gerçekleşir. Bu durum sonrasında ailenize şiddet kullanma, trafikte kavga, yakınlarınıza tepki, cinayet ve kader mahkumu olma temel nedenlerindendir.
Cunüplük gerçekleşirken aşırı bir heyecan hali olurki buda vucudda aşırı enerji yüklenmesine sebeb olur. İnsan güç kaybeder ve şeytani cin bedende güç sahibi olur. Cin kişi yıkanana kadar bedene egemen olur. Yüklenen enerji beynin ve damarların çalışmasını hatta sindirim ve sinir sistemini etkileyecek kadar fazlalaşır. Başta ağırlık eklemlerde tembellik gibi. Çok yorulmuş gibi yatmak dinlenmek ister. Sanki cin hastalarının ilk hastalanma haline benzer. Guslün ile dışardan gelen teması kesiyoruz Gusül yaptığımızda ise rahatlıyor ve dinçleşiyoruz. Kötü enerjiyi boşaltmış oluyor.
3- Dua etmeme, Allah’la konuşmama çarpılması: Dua etmek ve Allah ile buluşmak, yönünü bir anda çevirip onunla konuşmak Tanrıya inandığınızın, korunduğunuzun, ve korunacağınızın kanıtıdır.(Namaz, biliyorsunuz ki namaz Allah ile karşılıklı konuşmadır.)Allah’ı unutmak, O’na sığınmamak ve O’dan dilememek şeytanlar tarafından ele geçirilmeye yani çarpılmaya işarettir. Süresi uzundur. Şeytan sürekli sizi yönetmeye başlar. Önce o’nu hiç fark edemezsiniz. Hatta iyiliklerde yapar ki farkedilmesin. Zamanla insanı büyük günahlara yöneltir. Sabah kalktığınızda, gece yatarken gündüzün belirli zamanlarında özellikle namaz vakitlerinde Allah’ım sen büyüksün, senden başka ilah yoktur. Sadece senden yardım diler sadece sana ibadet ederiz. Her şeyin üzerindesin her şeyi kuşatmış olansın. Her şerlinin şerrinden sana sığınıyorum.’ Gibi bu tarz dualar mutlaka edilmelidir. Cinlerin nefret ettiği bu duaları edenlerden cinler uzaklaşıverir. Duayı ağzınızdan düşürmeyin. Çok kısa anlarda da olsa dua edilebilir. Ücretsizdir, Tanrıya sığınmadır ve müthiş bir korunmadır. Bu söylenenleri sıradan bulanlara neden tanrıya inanmıyor ve güvenmiyorsunuz derim. Siz tanrıyı bırakırsanız şeytan sizi sahiplenir. Siz Tanrıyla konuştukça sizin şeytanınız susar. Siz sustukça içinizdeki şeytani cin konuşur. O konuştukça zihinden düşünceler geçer. Bu düşünceler insanı yönlendiren harekete geçiren bir çeşit akımdır. Sürekli ve tekrarlı düşünceler insanı zamanla yanlışa alıştırır. Yanlışı makul gösterecek fikirler ürettirir. Bütünde yanlış olan şeyi ayrıntılarda doğru buldurarak sizi günaha yöneltir.
4-Haram (haksız kazanç, aldatma, faiz, hırsızlık ve dolandırıcılık) Bedene giren şeyler temiz ve helal olmayınca şeytan bu bedende müthiş hareket kabiliyetine ve yönetme kudretine sahip olur. Bu tip insanlar cinler için saraydır. Her istediklerini insana yaptırdıkları için mutlu ve zenginlik içinde yaşarlar. Bu tip insanı insanlığı ve toplumu bozacak her bir işte kullanırlar. Sürekli günah işleyen, kötülüklerle olan iyiliğe hiç yanaşamayan bu insan sadece dünya için kötü kazancı seçmekle ruhunu şeytana satmıştır. Bu çarpılma ve bedeni yönetme süreci uzun sürer. İnsan haramdan vazgeçtiği anda sürekli iyilikleri hemen yapamaz. Belli bir süre bedenin değişimi için zaman gerekecektir. Tövbe etmiş her insan cezaevinden çıkmış gibi özgür olur. Tanrı tarafına geçiş yaptığı için müthiş değer taşır. Melekler bu duruma çok sevinirken şeytanlar kaybedilmişliğin öfkesiyle yeni planlar kurarlar. Kazanılmış insanlar zamanla daha doğru ve güzel yollarda olacaktırlar. Arada günahta işleseler yeterki tanrıya yönelmeyi hiç bırakmasınlar.
Cinlerle İlgili Birtakım bilgiler:
Dokunma ve dürtme temaslarını madde gibi yoğunlaşmış enerji yoluyla yaparlar . İnsan sanki biri bana mı dokundu diye düşünür. Ya da bu duruma bir anlam veremez. Bedensel bir şey zanneder. Cinler bu davranışı, dalga geçmek, korkutmak gibi nedenlerle yaparlar.
Cinler bazı olayları farklı şekilde algılattırdıkları gibi, olmayan bir olayı olmuş gibi hastaya da yaşata bilirler. Cinler beyin damarlarına enerjisel anlamlarla dokunuşlar yaparlar. İnsanı rüyadaki gibi bir alemde göstererek ona birtakım hisler yaşatabilir. İnsan hipnozda olduğu gibi beyinle cinler tarafından bir tür halisilasyon gibi görüntüler gösterilerek yaşamış hissi verilir ve öyle zanneder. Hatta o kadar gerçek hissi verilir ki hasta acıyı da zevki de korkuyu da sevinci de gerçekten daha iyi hisseder ve olayı yaşadığını zanneder. Onun için tüm olaylar gerçektir. Uyurgezerlik de cinlerin işidir.
Cinler, öyle bir beyin uzmanıdırlar ki insan bedenini en ince detayına kadar bilir. Yaşam kalitesini düşürebildikleri gibi anormal hastalıklar oluşturabilirler.
Cinlerin etkisiyle insan çeşitli olaylar yaşar. Pek çok yere gider, dayak yer, korkutulur, tecavüz edilir vs çeşitli görüntülerin içinde bizzat gerçeklikle yaşar. Gerçekte böyle bir olay olmamıştır ama hastaya göre yaşanmıştır. Acı duymuştur ona göre gerçektir. İnsanlar böyle durumları kimseye söylememektedir. Toplum ne der. Bana deli derler gibi düşünceler taşırlar. Bilgisiz insanlar daha kötü sonuçlara doğru gitmektedir. Bazen de içinde bulunduğu alemlerden hoşnut olanlar da çıkar. Cinlerle irtibatını ve durumlarını gizlemeye çalışırlar. Cinler genellikle kendilerinin insanlara bildirilmemesini tembihlerler. Cinleri insanlara beraber yaşamaları içli dışlı olmaları görünmeleri hatta izinsiz yaklaşmaları kati bir şekilde yasaktır. Ancak bazı özel durumlarda ve hastalık hallerinde insanlar tarafından görülür.
Cinciler ve büyücüler cinlerle konuşur. Onlarla sohbet ederler. Onlardan geçmişe ait bilgiler alabilirler. Ancak Geleceğe ait herhangi bir bilgi veremezler. Gelecek onlar için de yaşanmamış bilinmeyendir. Gelecekten haber verdiğini iddia eden cinler hem yalancı ve kafirdir.
Cinler insanlarla bağlantıya geçebildikleri gibi insanlarda cinlerle bağlantıya geçebilirler. İnsanlarla cinsel birliktelik yaşayabilirler ancak evli hayatı yaşamaları imkansızdır. Öz madde ve türleri gereği toplumsal yaşamları ve dünyaları çok farklıdır.
Şeytani cinlerde karşılıksız sadakat, iyilik etme düşüncesi, merhamet ve sevgi gibi duyguları yoktur. Onların insanlarla ilişkileri karşılıklı menfaate dayanır ve insanın mutlaka ayağını kaydırır.
İnsanlara daima cinler musallat olur. Bazı dönemlerde cinlerin türlerinden olacak ki bu musallatları belirgin hissederiz. İmanımız ve içinde bulunduğumuz dönem de çok önemlidir. Bu musallatlarda şunlar görülebilir 1-Korku ve ürpertinin birbirini takip ettiği görünür 2-Psikolojik ve asabi hastalıklar (delilik, depresyon, sitres, endişe vs.) 3-Organik hastalıklar (Tıbbi sebebi olmayan ve tıbbın tedavi ve teşhis edemediği) 4-Gözüne gerçekte olmayan bazı şeyler görünür. 5-Aralarında yakınlık bulunan (karı koca) kişileri birbirine düşürür. 6. Kadın hastalıkları oluşturur. (kısırlık, kanama, adet düzensizliği) 7. Cinsel rahatsızlıklar oluşur. ( bağlama, erken boşalma, sürekli isteme)
Cinler bedenimizi istedikleri yönde kontrol edebilmek için ilk önce kötü günahları bize normalmiş gibi benimseterek rahatlıkla günah işlememizi sağlarlar. Küçük ve büyük günahlardan kaçınmalıyız. Şeytani cinler küçük ve büyük olan önemsediğimiz ve önemsemediğimiz bütün günahları alet olarak kullanırlar. Şehvet, içki, kumar sıkça kullandıkları yolardır
Bedenin ve uzuvların suyla temizlenmemesi, kadınlarımızın hayız ve loğusa halleri abdestsizlik, evde çıplak gezinmeler, çok yemek, gribal ve ağır hastalıklarda insanlara cinlerin en çok yaklaştıkları hallerdir.
Birde ruh bozuklukları yani stres ve bunalımlı hallerde Anksiyete ve ruhsal takıntılı hallerimizde, hedeflerimize şartlandığımızda, bir şeyin illa olmasını istediğimizde, uzun süre bir amaçta psikolojimiz bozulmuş ise gibi hallerle mücadele içinde olduğumuz zamanlarda cinler bizlerledirler. Bu rahatsızlığımızın ve kontrol edildiğimizin yani cinler tarafından yönlendirildiğimizin farkına varıldığı anda etkinliklerini yavaşça kaybetmeye başlarlar. Çünkü kaybedilmiş irade gerçeğin fark edilmesiyle tekrar kazanılmaya başlar. Bir konuda diretmek, ısrarcı olmak şeytani cinlerdendir.
Cinler beynin bir merkezini etkileyerek insanı rüya aleminde gibi yani hallisilasyon gösterebilmektedir. Cinler olmayan olayları olmuş gibi gösterebilirler. Uçurumları yol gibi gösterebilir, nehirlerin üstünde köprü varmış gibi gösterebilir. Uyurgezer insanı binadan düşürebilir. İnsanları ölüme götürebilir. Cinayetlerine intihar süsü verebilir. İnsanların çoğunu öldürme ağır hastalıklarla yok etme çabaları olsa da bunu sürekli başaracak izne ve güce sahip değillerdir. Normal intiharların da sebebi cinlerdir. İkisi arasındaki fark ilki çaba sarf etmeden gelişmiş türde cinlerin faaliyetleridir. İkincisi ise uzun soluklu uğraşmalar sonucunda vesveseler içinde sıkışmış ve çaresizleştirilmiş ancak gerçekte hiç de böyle olmayan düşünsel tıkanıklıklara itilme halidir. Genelde toplum ne der, ailemin insanların yüzüne nasıl bakarım, iflas ettim her şeyimi kaybettim, o’nu çok seviyorum o benim olmalıydı. Borcumun yüzünden gibi pek çoğu mantıklı olmayan nedenle ortaya çıkan haldir. Cahiliyet ve çok önemsettirildiğiniz bir olayda sıkıştırılma sonucunda insan böyle bir yanlışa düşebilmektedir. Hiçbir şey ölmenizi gerektirmez. Ve her şeye zamanla alışılır. Bu dönemler geçer ve her sıkıntının ardında bir ferahlık vardır. Her şey tanrıdan, Sonumuz hayır ola. Denmelidir.
Cinler insanların düşünce ve dengelerini bozar, onları düşünemez hale koyar sonra yanlış olan çareleri doğru gibi göstererek yanlış işler yaptırır.
Bedensel hastalıklarla ölümlere sebep olduran yine cinlerdir. Sigara içmek, yeme alışkanlıkları, Anormal diyetler ve sürekli aynı şeyleri yemek, dengesiz beslenme, sürekli abur cubur yeme, yağlı ağır şeylerin yenmesi uzun zaman sonunda çeşitli hastalıkları ortaya çıkarmaktadır. Kalp krizi, böbrek yetmezliği ve her türlü bedensel rahatsızlıklar cinlerin uzun süre sizleri yanlış beslenmeye sevk etmesi sonucu öldürme çabalarıdır.
İman ve Allaha dayanmak insanı kurtaracak tek çaredir. Allah ‘Biz şeytanları inanmayanların dostları yaptık.’ İnsanın inancı oranında şeytanla yakınlık olur.
Hayal kurmak, vesvese (zihinden sürekli düşüncelerin geçmesi), geçmişi hatırlamak, yaşanmış şeyleri defalarca analiz etmek şeytanidir. Geçmişteki hatalarımız, bizi utandıran hallerimizi hatırlamak şeytanların işidir.
CİNLER
1- Zihinde sürekli konuşur.(vesvese verir) Şeytan, en yakınlarımıza karşı bizi kışkırtır.
2- İnsanlardan nefret ettirir. Bütün insanlardan soğutarak bencilleştirir. İnsanlardan uzaklaştırır. İnsanlara kötülük etmeyi sağlar. İnsanları küçümser, hakir gösterir nefret ve kinle yaklaşmayı sağlar. Şu insanlara şöyle kötü davranacaksın, insanlara iyilik yaramıyor gibi söylemlerde bulundurur.
3-İnsanların ayıplarını açığa çıkarır gıybet ve dedikodularla araları açar. Cinlerin en büyük işi kovuculuk ve bozgunculuk yapmaktır.
4-Allah’ın emirlerine itaat ettirmeyerek insanlığı bozmayı ve insanlığa zarar vermeyi ister. Allah kutsal kitaplarıyla insanlığı ve toplumu koruyacak reçeteyi emirleriyle vermiştir. İnsanoğlu bu emirlere bağlı kaldıkça kendi türünü koruyacaktır. Korumakla da kalmayacak daha kötüsü bozulmasını ve kavga ve savaşları önleyecektir.
A) Ahiret imanını şüpheye düşürür, cennet ve cehenneme inanmaz yapar. Böylece bu dünya hayatı ve içindeki tüm güzellikler tercih edilir. Dünya tercih edilince de kötülüğün tarafına geçiş yapmış olunur. Dünya için mücadele başlar. Dünyanın sürekli olduğunu zannettirir, ölümü unutturur, nimetleri o kadar güzel gösterir ki sonu hiç akla gelmez.
ŞEYTANİ CİNLERİN TAKTİKLERİ
Yapılan iyiliklere karışır. İyiliğin içine küçük kötülükler katar. Cinlere fırsat vermemenin yolu Allaha yaklaşmak ve emirlerine uymakla önlenir. Müşriklerde şeytanın ta kendileridir. Onlarda cinlerin şeytanı gibi insanların şeytanıdır. Şeytanlara yardımcı insanlar, kafirler ve münafıklardır. Kafirlerin en ileri gidenleri dünyaya egemen olmak için zulmedenler, şeytanla irtibatlı herkes(büyücüler, cinciler) Yalanı, şehveti, öldürmeyi , içkiyi meşru yapanlar.
Karşı cinse karşı aşırı istek oluşturur. Bunun için türlü vesveselerle karşı cinsi süsler, cinselliği ana hedef yapmaya çalışır. Pornagrafiye yönlendirerek kadın hayalini beyinlere yerlestirir. Kadınları şehevi göstererek insanlık şuurunu etkileyip manevi değerleri hiçe saymak vardır . Toplumlarda ahlaki çöküntüye girmesi kadına tapmanın hakim olmsından dogmuştur.
Cinlerin amacı insanları gerçeklikten, sevgiden ve merhametten uzaklaştırıp manevi çöküntüye sokmaktır. Böylece herkes herkese kötü ve zarar verme gözüyle bakacaktır.
Cinlerin en güçlü silahı arzulardır. İnsanlar arzular konusunda kendilerini sınırlamıyorlar ve kontrol edemiyorlar. Gelişmiş ülkede varlık içindeyseniz arzularınızı sınırlamakta zorlanacaksınızdır. Çünkü her şeye ulaşabiliyorsunuzdur. Envayi yiyecekler, kadınlar ve şaraplar. Eylenceler ve oyunlar. Piknikler ve türlü tatiller. İnsan arzularını tatmin ettikçe arzuları daha da azacaktır. Daha kaliteyi daha zevklisini arayacaktır. Sürekli arzularınızı tatmin etmekle uğraşılan bir hayatta arzuların kölesi olunacaktır. Oysaki insanlığı düşünerek ve tanrının sevgisini almak için arzularımızı sınırlamalıyız. İşte cinlerin kazandığı büyük savaş budur. İnsanın Allah inancı iyice gelişirse ve ahiret arzusu başlayınca bu durumu anlayacak ve nefsinin her istediğini vermeyip kendini kontrol etmeyi başaracaktır.
İnsanlığı bozmada cinler en çok kadını kullanmıştır. Kadın aldatmada güçlü bir figürdür. Kadınların bedenlerini açtırır. Özenti, güzel görünme ve daha önemlisi cinsellik için. Gerçekte bedenini açan kadın gözden düşer. Zina eden kadın erkeklerce saygı görmez ve aşağılanır. Oyuncakların en sefili en rezili haline gelir.
Bir toplumda kadınların çoğunun açık giyinmesi kadınların ve erkeklerin birbirlerini ayartmaya çalıştığı ve cinsel birliktelik için fırsat kollanılan kötü bir ortam doğurur. Eşler birbirlerinden şüphelendikleri gibi güvenleri yıkıktır. Basit fırsatlarda kavgalar ve boşanmalar yaşanır. Toplum bozuk, şeytani bir anlayışta olur. Cinler bu kırılgan ortamı çok güzel değerlendirirler. Boşanmalar ve ayrılmalar çokça yaşanır. Kadının açılmaması kutsallık içerir. Ve insanlığın bozulmamasında önemli etkendir. Cinler genç kızlara, evleneceklere, hava atma saplantısında olan kadınlara gider ve bedenini açmayı ona güzel gösterir. Kocasına karşı tepki gösterir. Bedenini açmayı meşrulaştıracak şeyler söylediği gibi kocasını yobazlıkla bile suçlar. Çağlar boyunca cinlerin en eski ve en etkin hilesi olan şehevi duygularla kullanma hiç eskimemiş. Cinler belli ki bedeninizi kapatın (örtünün) emri ni bertaraf etmek için çalışmıştır..
İnatcı ve azgın cinler cinsanlara zarar vermek için her yolu denerler. Ama şunu iyi bilin ki insanların cinlerden korktuğu gibi onlar da insanlara zarar verirken Allah’tan korkmaktadırlar. Allah’a inanan ve güvenen insanlar cinlerin hoşlanmadıkları insanlardır. Cinler, cinlerden korkmayan insandan korkarlar.
Dişiler şeytani cinlerin en çok kullandıkları ağlarıdır. Güzellik ve cinsellik başta olmak üzere zenginlik ve boş ümitlerle insanlar aldatılır. Yine şeytani cinler erkek ve kadınları kuruntularla oyalar yani sonu olmayan hayellerle boş ümitlerle yalan sevdalarla batıl idaallerle oyalar
Cinler bize bedeni değişimlerde gelirler. Mesela cünubluk, hayız, nifas, gribal enfeksiyonlar, agır hastalıklar, bedensel kazalar, vücudun ve beynin kimyasın değişmesi gibi hallerde insana bulaşırlar.
Vücuda giren şeylerde haram lokma, içki, bedene zararlı yenecek her şeyde, siğara, uyuşturucu, sarhoşluk ve uyuşturan her şeydir. Zevk veren kontrol dışı bırakan her şey cinlerin kullandıkları yöntemlerdir
Dünyaya aldanmak, dünyaya dalmak ve dünya hırsı ile ölümü unutmak, sonu olmayan hayeller,boş ümit, yalan sevdalar, batıl idealler, büyük ve uzun emeller gibi bunlar şeytanın insanı felakete sürüklemek için kullandığı kapıların bazılarıdır.
İnançlı insanı yoldan çıkarmak için bütün yolları denedikten sonra basaramayan cinler dini kullanarak saldırıya geçerler. Ancak dini bilgisi az olan kişileri aldatmada muvaffak olurlar. Cahil insanı zamanla yozlaştırır ve bir boşluğa atar orada insan yanlışa düşmedikçe bir süre bocalar durur.
Birde onların istediği gibi yasayan şirkten şirke gezen insanlara dokunmazlar onlar zaten istedikleri gibidir. İnsanlara ve insanlığa zarar verenler cinlerin dostlarıdır. Zaten onlar inançsız olduklarından dünya derdinde arzularıyla uğraştıklarından onlara belirgin bulaşmazlar.
Cinler insanların bulundukları ortama göre yaklaşır bu kişide şehevi istek yoksa kumar yoksa hırs yoksa sadece dinle alakalı ortamı kaldıysa dinle alakalı ortamdan yaklaşır .Dini bilgisi az olan insanı dini saplantılara düşürerek bulaşmak ister. Dinle alakalı sohbetler yapmaya başlar. Oysaki farkında deyildir öncelikle söylediklerini kendi yapmadıgı gibi başkalarından ister. Ve kendini özel biri gibi görmeye başlar.
Stres korku ve heyacan hakim olduğunda biliniz ki cinler sizlerle beraberdir. Sıkıntılı durumlarda beyni karma karısık olmak cinlerdendir.
Cinler bir şeyi hedeflerler insanı istedikleri tuzağa günaha düşürmeye çalışırlar.
Tek basına kaldıgında bir yerden bir yere giderken etrafından gölgelerin geçtigini takib edildigini zanneder sanki ensesinde bir nefes duymaya başlar o meleklerin ona yaklastıgını Allahtan mesaj alacagını düşünerek heyecanlanır yarı uyur yarı uyanık halde sesler duydugunu zanneder ve idda eder içinde korku ve sevinç hakimdir sonra rüyalarında güzel şeyler görmeye başlar hoşuna gider gurur ve kibir yavaş yavaş hakim olmaya başlar yakınlarından uzaklaşır çünkü onların yaşantıları ona göre dine ters gelmeye başlar .yukardaki belirtilerse kişinin tamamen cinlerin verdigi bir hastalıgın belirtileridir kişi tamamen hastalanmak üzeredir. Daha ileri gider yakınlarını sert bir şekilde eleştirmeye başlar ve artık yakınlarınada düşman olmuştur. Çünkü o her şeyi bilendir kimseyi dinlemez ona göre herkes cahildir sadece o bilir kimseyi de dinlemez ona göre herkes cahildir herkes onun için ya düşman yada terk etmesi gerekendir.
Cinler Allah a şirk koşmadan sana yardım etmeyiz dediğinde bana yardım et ne istersen yapacağım diyen ve tuvalete ayet atan ayeti idrarla yıkayan necis şeylerle yazı yazan hatta işini başarmak için en yakınlarıyla cinsel ilişkiye giren hasta olarak gelen aciz kişilerin mahrem yerlerine yazılar yazan kadınlarımızın cinlerin seyretmesi için yalnız başına soyunup mahrem yerlerine ayetler sürüp cinlerden yardım isteyen şerefsiz kafir insanlara bu ülkede hastalarımızı tedavi ettirecegiz diye dörde katlanıp onlara din alimiymiş gibi hocam demiyormuyuz? Bu namussuzlara kafirlere onlarda cinlere tapmış ilahlarını cnden seçmiş adiler deyillermi ? ve cinlerde bunlara dini kısbet altında maskaralıklarını artıarak onları yalan ve şirkleriyle yüceleştirmektedir.
Cinlerden rahatsız olan bir insan cinci hocalara veya medyuma geldiğinde onlar kendi habis cinlerini gönderirler hastada üç varsa altıda o gönderir dokuz adet olurlar. Altı cin üç cini sözde kovalar altı tanesi hastayı bekler az zaman geçince altı cinle kaçan üç cin anlaşarak birleşir hastada dokuz adet cin olur. Tekrar hastalanmasına hatta artarak daha çok hastalanmasını sağlarlar. Hiçbir cinciye gidenlerin tedavi olduğuna rastlanmamıştır. Sadece ilk başta cinler bir süre hastaya sıkıntı vermezler. Ama sonra sıkıntı daha da artar.
En güzel tedavi Kuranla ve psikiyatri ve tıpla yapılandır. Cinlerden aldığı talimatlarla İslam da olmayanları yapanlar ve bunu İslam da var göstererek insanları saptırırlar ve çığ gibi büyümeye ve dini yanlış göstermeye devam ederler.
YAŞANABİLİR OLAYLAR
Hasta zaten fizyolejik olarak rahatsızlandırılmış güzel şeylere hasret acılardan kurtulmak istedigi bir anda düşününki bekar evlilik hayelleri ölmüş tam her şeyin anlamsızlaştıgı insanlardan uzaklaşıb içinin iyiden iyiye karardıgı bir anda bakıyorki karsısında insan güzelliklerinden cok da güzel bir kız görüyor cin kızı çok güzel oluyorki bu kadar güzel hiçbir yerde ne görmüş nede görmesi imkansız bunu gören şahış şasırıyor abdallaşıyor ona ulaşmanın yollarını ararken cin kızı ise zaten ulaşmaya çalışıyor farkında bile olmuyor onu görünce adeta sarhoş oluyor bundan faydalanmasını bilen cin kızı ona cilveler yaparak kendisine sahib olmasını sagladıgını kendinin deyilde erkegin başardıgını hissettiriyor,hiçbir insanın yapamayacagı cinsel beraberligi saglıyarak büsbütün hastayı kendine tamamen baglıyor hasta ise hiçbir kadınla bu kadar mutlu olmayacagını düşünerek cin kızının esrarından faydalanacagını hesablıyor ve ona karasevdalı aşıklar gibi baglanıyor her şey insan ogluna o kadar güzel gidiyor hep onunla olmak için tek başına odasına çekilip kimseyle görüşmüyor. İşini bilen cin erkegin insanlardan kimi arzuladıysa onun suretine girerek esrarengiz ilişkilerinin artmasını saglıyor . bu durumda erkegin sanki deyişik kadınlarla beraber olmuş hissini vererek beraberligi dahada cazibleştirerek kaybedilmemesi hissini veriyor.
Erkek ne isterse onu gösteriyor ve veriyor güzel bir yere gitmek isterse hayal olarak gerçekmiş gibi istedigi yerde gezdiriyor. Neyi arzularsa cennet misali ona ulaşmış oluyor tabiki bu cinin hipnoz teknigiyle gercekleşiyor. Bu olaylar cin kızıyla evlenen bir erkege oldugu gibi cin erkegiyle evlenen kadın içinde aynen gelişiyor.
Kişi dinle alakalı şeyler isterse dindar bir kişi görünümüyle dini telkinlerle onu hoş bir şekilde dininin kötüye kullanılmasında ona öncülük eder yani kısacası insanlardan istedikleri şekilde hayal alemine sokarak isteklerine ulaşmaya çalışır.
Bu ortam cinlerin insanlardan usanmıya başladıgı anda hemen deyişir o zevk aldıgı hayal alemi pek çok zaman geçmeden kabusa döner mutlu hazlar yerine kabuslu acılardan acılara iten ızdırablı bir yasantı olur. Ve çözülmesi zor problemlere döner. İyiden iyiye sarpa sararak tamiri zor yaralar açar. Zaten konturolü elinde olan cin artık basarmıştır kendi istekleri dogrultusunda hizmet etmeye zorlanan kişi artık derdini insanlara söyleyemez ve yardım isteyemez, söylemeye kalkıştıgında ise bir deyil bir çok cinin saldırısıyla karşılaşır. Hayatı daha da çıkmaza girerek iyiden iyiye zorlaşır. Ve insanlardan ve de cinlerden dostu kalmamıştır cinlerin cazibeleri de tamamen bitmiş ümitsiz bir şekildedir.
C.Allah’ın gücü ise tarafsızca adaletli bir şekilde yapılanacak ve yönlenecegine göre tek gücün onun gücü oldugunu kabullenerek ona güvenib onun gösterdigi yoldan ilerleyerek başarının yüzde yüz olacagını kabullenmeliyiz başka güvenecek ne varki o güce hakim olmaksa başarmaktır. Bize ne cin ne şeytan nede cinci yardım edemez ve kurtaramaz sadece Allah yarım eder yakalarızda yakarızda öldürürüzde her şey onun gücü ve izniyle gerçekleşir. Ne demişler derdi veren Allah dermanıda verir
Peygamber Efendimiz kimseye muska yazmamıştır. Sadece okumuş ve eliyle avsunlamıştır. Muska yapanı ve anlamsız yazılar yazanları da lanetlemiştir. Zaten Allah’a söylenenler dualar ve ayetler açıktır. Bunların haricindeki her yol ve yöntem batıldır.
Cinleri kovmada hapsetmede ve zarar vermede sadece okumak gereklidir. Sığınma duaları,Nas, felak, Ayetelkürsi, K.Kerimde bazı Ayetler okunduğunda düşmana taarruz eder gibi cinlerin üzerlerine nurani ışınlar isabet ederek cinlere zarar verirler. Zaten mekandaki mevcut değişim onların bölgeyi direkt terk etmesine neden olur. İnsanlar bunu anlayamaz.
Cinler Allah’a inanan ve ondan yardım dileyenin olduğu yerde daralmaya başlar bıraktırmak için hastaya saldırırlar kacamazlar da okumaya devam ettikçe korunma duvarı dairesel olarak genişler.
Bir örnek vereyim. Bir hasta geldi. Üzerindeki muskayi bana gösterdi. Orada "Ey iblis bana yardim et" ibaresi vardi. Hastaya söyledigimde sasirdi. Yanimda baska Arapça bilen insanlar da vardi. Onlara bu ibareyi siz de okuyun dedim. Okudular ve sasirdilar. Bu konuda uyanık olmanızı hatta muska yazdırmamanızı tavsiye ederiz. Şeytanlardan korunmak için sıkıntıda olanın kendisinin sadece dua etme yeterlidir.
Bazı usullerde cinciler balig olmamis bir kiz çocugu istiyor. Sonra çocugun avucuna bir tilsim yaziyor. Bu tilsimi bazilari tirnagina, bazilari da alnina yaziyor. Bazilari ise tirnaga sadece mürekkep sürüyor. Sonra da şeytana övgüler düzüyor, dini içeriklere küfür okumağa başlıyor. Sonra çocuğa ne gördüğünü soruyorlar. "Bir şey görüyor musun gelen oldu mu?" Cin cevap veriyor. Çocuk da hadiseyi anlatıyor.
Gerek büyü yapılmış, gerekse güncel yaşantımızdaki bizi zorlayacak önemli dönüm noktalarımızda, Korku sevinç stres ve şok hallerinde, riyazetle cinleri görmenin tamamı bir birlerinin benzerleridir.
Riyazet ise kişinin kendini bi tür zorla hastalandırması halıdır. Vücudun kimyası değişir.
Psikiyatri sorunlarıyla cin hastası arasında epilepsi ile bayılma arasında küçük ayrıntılar da olsa hepsi birbirinin benzeridir ve cin kaynaklıdır. Tıpta kullanılan terim olan halisilasyon halk dilinde cin görmenin aynısıdır.
Cinleri görmeden onların ağır işkencelerini yaşayan insanlar çoktur. Başında şiddetli ağrılar, vücutta rahatsızlıklar başlar. Kol ve bacaklarında karıncalanmalar uyuşmalar görülür. insanın içine bir sıkındı hakim olur. Tedirginleşir. İştahı kesilir, midesi yanar. Uykuları bozulur. İştahı keser. Beyin içinde amaca göre dokunarak damarların çalışmasını yavaşlatmış uykuyu etkilemiş dinlenmemizi engellemiştir. Korku hücrelerine dalga göndererek içimize korku salmıştır. Hastamız aynı zamanda güçlü yemeklerden canlı ve canlıdan çıkan et süt yumurta yoğurt gibi gıdaları almaz olmuş açlıkla oruç tutturuyor gibi sıkıntıya girmiştir. Konum aynı riyazet yaparak cinleri görmek isteyenlerin yaptıklarına benzer gibidir. Tek başına kaldığında birilerinin onu izlediğini hatta nefesini hissettiğini zanneder. Cinler rüyalarda korkutarak kabuslar göstermeye başlar. Uyanıkken gölgelerin sağından veya solundan geçtiğini hissettirir. Hasta şaşkın ve tedirgindir. Sürekli baş ve vucut agrıları çekmeye başlar. Agrılar kadınsa kanamalar ay hali bozuklukları başlar. Artık hasta sıkıntı ve bunalımdan dolayı insanlardan tamamen soğumuştur. Cinler yine eylemini artırarak yakınlarına kin nefret duygularını beynindeki hücrelere yükleyerek iyice artırmıştır. Artık en yakınlarına düşman olmaya başlamıştır. Hayatın boş olduğuna yasamanın hiçbir anlamı olmadığına da kabullenmiş dinin boş olduğuna hatta Allah’ın varlığını bile kabul edemez hale gelir. Ölmek ve intiharla kurtulacağına inanmaya başlamıştır. Hasta artık onların ortamına iyice hazırlanmıştır. Rüya ve acı çektirerek kabusu daha da artırır eğer kadınsa tecavüzler, dayak atmalar , işkenceler yaparlar. Tamamen ümidini yitirmiş, karamsar hasta, insanlardan yardım alamamanın çaresizliğiyle yardım edecek birini adeta beklemekte istediklerini yerine getirmeye hazırdır. Bu olaylar günlerce hatta aylarca devam edebilmektedir. Hasta yasadıklarına dayanamamakta ve umudu kaybolmak üzeredir. Ölüm ona göre kurtuluş haline gelmiştir. Cin onu ölmeye teşebbüs te ettirir dilerse başka işleri için izin vermeyebilir de.
Hiçbir şart altında elindeki avını kaybetmek istemeyen cin, en büyük şiddet ve kabusların bütün çeşitlerini rüyalarda yaşatır. Rüyalarda kesik başlar, vahşi hayvanlar, uçurumdan atlamalar vs
Belli noktalara donuk bir şekilde bakar.
Kendi kendine konuştugu hissini etrafındaki yakınlarına hissettirir. Fakan hissedilir düşüncesiylede tedirginligi artar. Çekilin gidin gidin gibi söylemlerde bulunabilir.
Cinler büyü ile musallat edilmişse istenilen maksatta görünür. Hastanın hareketleri ani değişiklerle belli olur.
Hasta içinde bulunduğu durumu herkesten gizliyor hasta oldugu söylendiginde kesin bir şekilde reddediyor. Dahada çıkmaza giriyor artık o bambaşka bir dünya yasamına giriyor. İnsanlardan uzak kendi halinde gibi görünen zaman, intihar etmek isteyen çile azab ve günah onun yaşantı şekline dönüşüyor.
Ruhi hastalıkların teşhişi: Yemek yemeyi reddetmenin anoliksi adıyla bilinen pisikolejik rahatsızlıgın belirtilerinden oldugu bilinmektedir. Katofonik katılık özellikle vücud eklemlerinin kilitlenmesine pisikozun en bilinen belirtileridir. Bunların direkt cinler neticesinde oluşmaktadır.
ŞEYTAN GİRMESİ VE CİN ÇIKARMA OLAYI :
Dünyanın her yerinde tecrübe yaşamış kimseler için ortak bir terimdir. Ve daha sonra çalışma alanında doga üstü dünyadan gelen varlık tarafından ele geçirildigi hissini yaşayan pek çok insan vardır. Ve bu insanlar olagan üstü duyarlı insanlardır. Aşırı duyarlı olan insanlar dogumlarından itibaren diyerlerinden farklıdır. Geçmişten ve ya günümüzle alakalı şekiller görüb buna göre yorumlar yapabilirler. Hatta ölüleri bile gördüklerini idda edebilirler. Bazen de yabancı bir varlık tarafından ele geçirilmek için benzersiz bir şekilde elverişli olabilirler. Doga üstü bu güçler milyonlarca insanlar tarafından paylaşılmaktadır. Genelde bu tür kişilikli insanların altıncı hissinin yüksek oldugu söylenir. Ve bugünkü ben medyumum diyen kişiliklerin tamamı bu tür insanlardır. Aslında farkına bile varmadan yalan yanlış bilgileri alıp insanları yönlendirirler. Çünkü onlara bu bilgileri şeytan yada cin vermektedir.
Şeytan çıkarma yada cin çıkarma olayı bazı ilaçlar alındıgında zorlaşır. Şeytan yada cin çıkarma da kişiyi şeytan girme deneyiminden çekib çıkaran bir tür beyin etkinligine neden olmaktadır. Pisiko zihinsel şoka karşı bagışıklık kazandıran ilaçlar sa cin çıkarmada hastayı mevcut duruma habseder. Ve cin çıarma olayına cevab veremez. Sonuç olarakta hastalıgın dahada ilerlemesine sebeb olur.
Genelde şizofrenik bir hasta gibi . Yada epilibsi gibi görünürler. Ve bu sorunu yaşayan yüzlerce insanlar vardır. Hasta kendindedir ve içindeki varlıgın varlıgını hissederler. Onların etkilerinde olmadıkları zaman tamamen normaldirler. Durumun farkında olması da tamamen pisikoz olmadıgının kanıtıdır. Deliler deli olduklarını bilmezler. Ama bu tür hasta tamamen her şeyin farkındadır. İnsanlara ve kendine karşı şittet kullanabilirler. Bazen saatlerce çıglık atarlar. Kafasını camlara duvarlara vururlar. Yemek yiyemezler sanki bogazından geçmiyormuşta yutamıyorlarmış gibidirler. Bu tür rahatsızlıklar tıbbın çok ötesinde oldugunu bilmemiz gerekmektedir.
Hastanın bedeninde cin yada şeytan yokken soruldugun da eyer Müslüman’sa Evliyalarla görüştügünü Hırıstiyan’sa ya Hz İsa’ile ya da Hz. Meryem’le görüştügünü onlardan gereken bilgiyi alıb aktarmaya çalıştıgını söyleyebilirler.
Şeytan çıkarma seansında insana daha etkili şeytani cinler gelmektedir. Bunlar kendilerini belli ederler. Gerçekte şeytan çıkarılmaz. Şeytan şeytanı çıkarmaz. Onlar birbirinin dostlarıdır. Geçici olarak birbirlerine musaade ederler. Bedene dönmek çok kolaydır anında tekrar bedene geri döner. Bu tip şeytan çıkarma seanlarında yanık yada deyişik tuhaf kokular hasta aldıgı gibi yakınındakilerde alabilir. Yada hasta o anda bilmedigimiz deyişik lisanlarda konuştugu gibi kendininde normalde bilmedigi hareketler yapabilir.
Şeytanların en çok hareketli oldukları saat ve kötülükleri yapmak için büyücülerin çalıştıkları saad gecenin üçüdür. Bu ugursuzluk için çalışılan saaddir. Cin çıkarma olayında da onlarla karşılaşılacak uygun bir zamanlama gibi gösterseler de cinlerin en etkili saatleridir. İnsanklar da sabah saatlerinde başarılı iş yapamazlar verim ikindinde alınır. Cinler için de hava kararmaya başlayınca güne yeni başlarlar gece günün sonuna doğrudur.
Cin yada şeytan çıkarmada israrla okunması gereken ayetler okunmaya başladığında, hasta da önce gerilmeler kasılmalar la kendini kaybetmeye başlar, bakışlar sertleşir, iki ayrı değişik sesleri bile aynı anda çıkarabilir. Yada çıglık çıglıga bagırmaya ve etrafa saldırmaya başlar. Artık tasarruf başlamıştır. Çok dikkat etmek gerekir bedenine giren yaratık hastaya da kendini yerden yere vurdurarak zarar verebilir. Onu korumaya almanın yolunu biliyorsak her türlü hareketini konturol edebilir ve bedenindeki varlıkla konuşub bilgiler de alabiliriz. Konuşmayıb soruya başını eyerek cevablıyorsa; sorulan soruyu onaylamış olur. Yani oyun başladı gibi. Yani mücadeleye hazır oluşunun ifadesidir. O anki görüntü şeytani cinin görüntüsüdür. Artık hastayı ele geçiren şeytani güç. Sizinle alay eddigi gibi, ismini de vermeyebilir, okumaya devam edilerek sonuca dogru devam edilir. Hastada ateş yükselir sık nefes alıb vermeye başlar.kalb atışları artar. Hasta sonuçta bitkin düşer seansın sonunda da derin bir uykuya dalar.
•Adem ile Havva mahrem yerlerini açıp birbirlerine göstermekle ve yasaklı meyveden yemekle ilk hatalarını yapmış oldular. Bu hatalar iblis’in aldatması sonucu oluşmuştu. O günden bu güne bu ilk günahlar süregelir. Ve şeytani cinlerin en çok kullandıkları iki alandır. Hatta günaha düşürmekte ana temalardır. Kötülüğün önderi iblis, şeytani cinlerin lideridir. Cinler milyonlarca yıldır mideyi doldurmayı ve cinselliği kullanmaktadır. Mideyi doldurmak ve cinsel istekleri sürekli tatmin etmek cinlerin beden hakimiyyetini ele geçirmesine neden olmaktadır. Az ve kontrollü yemek cinlerin etkisinden korur. Cinselliği az ve kontrollü yapmak cinlerin etkisinden korur. Oruç tut ve zinaya yaklaşma emirlerinin temeli bunlardandır.
•Cinler düşünsel varlıklar, maddenin ön aşaması, bilinçli ruhlardır. Cinler bir ruh bütünlüğüne sahip şekilsiz, değişken bir beden yapısına sahiptir. Şekil alabilen, maddenin içine girebilen, maddenin içinden geçebilen, bibloda ve resimde şekil ve pozisyon alabilen, beden ile bütünleşip etkileyip yönlendirebilen varlıktır.
•Yaradılmış bir varlıktır. Erkekli, dişili, çocuklu varlıklardır. Öz maddesi ateş olduğu için Ateşin varlığını sürdürmesine ihtiyaç duyduğu şeylere ihtiyaç duyar. Yaşaması için insan gibi yemeye içmeye ihtiyaç duymaktadırlar. İnsanlar nasıl ki meyvelere, yiyeceklere suya ve içeceklere ihtiyaç duyuyorsa ateşten yaradılan cinler de havaya, suya, gaza, kokuya ihtiyaç duymaktadır.
•Cinlerin öz maddeleri çoğunlukta dumansız ateş olsa da sadece Ateş olarak kalmamışlardır. İnsanlar da sadece toprak olarak değillerdir. Değişime uğramıştır.
•Cinlerin ham malzemesi Ateş olsa da aşırı şekilde suya ihtiyaç duyarlar. Cinler deniz kıyılarında ve iç bölgelerde yaşayan olarak ikiye ayrılırlar. Cinler nemli bölgelerde yaşamayı çok severler. Bu nedenle nemli olan kıyı kentlerinde daha çok yaşarlar. Hatta hamamlarda, banyolarda yaşarlar. Dünya sefasını sürmek isteyen ve Ahireti ardına atan inançsız cinler daha çok kıyı bölgelerdeki kendilerine ait yerleşim alanlarında ve insanlarla birlikte iç içe yaşarlar. İç bölgelerde yaşayanları insanlara zarar vermek için hatta uzak dağlarda insan ayağının basmayacağı ıssız yerlerde yerleşim alanları kurmuşlardır. Bunlar inanan ve ahireti tercih eden cinlerdir.
•İnsan ne düşüneceğini dahi bilmeyen hayat bulmuş boş bir ruhtu. Yönetilmesi ve yönlendirilmesi gerekiyordu. Bu boş varlığa sağ taraftan melekler yaklaştı, sol taraftan ise şeytani cinler yaklaştı.
•İnsan, Allah’a yöneldiğinde cinler bunu engellemeye çalışır. Namaz ve dualar bunlardan biridir. Cinlerin maddeye girip şekil almasını engelleyen tek ve mükemmel şey sudur. Cinler yıkanmış ve temizlenmiş nesnelere giremez ve şekil alamazlar. Yıkanmış ve temizlenmiş nesneler, hayvanlar, insanlar, bedenler ve abdest uzuvları korunmuş olur. Bir şey yıkanınca onda kokular gider, gaz salınımları azalır, bedenin yüzey gerilimi değişir, deri gözeneklerini mikroskopla düşünürseniz o gözenekler dev mağaralar gibidir. Yıkanmış bedendeki deri gözeneklerine sular kaçar ve bir miktar su olur. Cinlerin bedene girmesine ve şekil almasına bu minimal su miktarı engel olur. Daha nice bilimsel açıklamalarla cinlerin abdestli bedene giremedikleri detaylandırılabilir.
•İnsan, Allah’a yöneldiğinde cinler bunu engellemeye çalışır. İnsan Allah’ın kendisini gördüğüne ve duyduğuna inandığı için Allah’ı hayalinde gözleri ve kulakları olan bir insan gibi resmeder. İşte cinler bu durumu çok kullanır. Bu nedenle cinler iki göz, her baktığınız yerde şekil almış insan sureti görebilirsiniz. Cinlerin sürekli uğraştığı insanlar bu durumlarla çok karşılaşmaktadırlar. En doğrusu Allah’ı bir şekle benzetmemektir. Cinler de bu durumu çok kullanırlar. Zaten cinlerin de bir şekil sorunu vardır. Sabit şekillerde varlıklar değillerdir. Rengi kokusu ve şekli olmayan bu varlıklar sayısız şekilleri kullanabilmektedirler. Küçük boylu, at ayaklı, fare kılıyla kaplı gibi. Çoğu zaman şekil almakta zorlanır abuk subuk şekillerde görünürler.
•Şeffaf, havada yüzebilen, ateşin hareketlerine sahip varlıklardır.
•Cinler maddeye girebiliyor, maddi neslerin içinden geçebiliyor, Her canlıya ve her nesneye nüfuz edebiliyordu. Gözleri ve ağzı olan her nesnede, fotoğrafta, bibloda, heykelde şekil alabiliyordu. (yani içine girebiliyordu.)
•Cinler her eve her mekana girer. Genellikle kapıları nadiren açık pencereleri tercih ederler. Kapılar ve girişler sıkı sıkıya kapalı olsa da anahtar deliğinden, iğne ucu gibi bir delikten hatta yogunluğu hafif neslerin içinden bile geçmektedirler. Kapıların malzemesi tahtadır, tahtanın içinden bile geçebilmektedir. Daha katı maddelerden geçişlerde zorlansa da geçebilmektedir. Yogunluğu en fazla ve en agır olan kuşundan geçişte zorlanmaktadır. Hatta geçemedikleri ve geçmek istemedikleri bir maddedir. Kurşun döktürmekteki inanç bundandır. Kurşun döktürmek küfür gibi büyük günahtır. Saçmadır, Sadece başta tutulduğundan gerçek dışı bir uydurmadır ve yanlıştır.
•Cinler kesinlikle korkulacak varlıklar değillerdir. Cinlerden korkacağınıza Allah’tan korkun. Cinleri de Allah yaratmıştır, yaradılandan değil yaradandan korkun ve ondan çekinin. Sürekli insanlarla beraber olan cinlerin amaçlarından birisi insanları korkutmaktır. İnsanın cinlerden korkmaması cinlerin en büyük korkusudur. Cinler hakkında yeterli bilgi sahibi olursanız onlardan korkmanın yersiz olduğunu göreceksinizdir.
•Şeytani cinler insanlara‘Haksız yollardan, kötü işlerle büyük kazanacaksın.’ dedi. Ve yalan üzerinden kötü kazancı tavsiye etti.
•Şeytani cinler kendisinden sonra yaradılan bilgisiz, cahil ve zayıf insana zulmetti. Güçlü olanın zayıfı ezmesi nasıl ki zalimlik ve tanrı karşıtlığıysa insanlar da hayvanlara hatta sivrisineğe dahi zarar vermemelidir.
•İnsanlar cinler için bir fitnedir. Cinler için insanlar karşı konulamaz bir çekim oluşturur., musallat olunması gerekendir. İnsan, cinler için Zevk, eğlence ve beslenme mekanıdır.
•Cinler, iyiler ve kötüler, inananlar ve inanmayanlar, insanı sevenler ve sevmeyenler olarak ikiye ayrılırlar.
•Cinlerin musallatında en önemli etken çıplak gezmektir. Su ile yıkanmış bedende şekil alamazlar.
•Dolmuş bir midede çok etkili ve güçlü hale gelirler. ‘Yiyip yiyip kudurdu’ değimi buradan gelmektedir.
•Sürekli cevrenizdeki nesneleri gözlere benzetmek ve nesneleri farklı şekillere hayvanlara benzetmek cinlerdendir.
•Gece hiçbirşey yokken sebepsiz uyanmak, ihtiyacın olmadığı halde tuvalete gitmek tamamen cinlerdendir.
•Şeytani cinler, serseri insanlar gibi zulmetmek ve eğlenmek için insanları rahatsız ederler. İnsanları korkutmak, birbirlerine düşürmek, kavga ettirmek için sürekli uğraşırlar.
•Cinler kendini hissettirmedi, insana benliğini yerleştirdi. Ben diyerek işlerini yaptırdı. Acıktım dedi, şunu istiyorum, şu zevkimi de gidereyim dedi. Arzulara düşkünlük vererek sürekli tatmin etme çabasında oldu.
•Cinler güçsüz bedende çok etkili olurlar. Yorgun, bitkin, hasta, lohusalı, adetli, ameliyatlı insanlarda etkili olurlar. Cinsel ilişki sonrası güç kaybedende, midesi dolmuş insanın agırlığında ve hazmetme sıkıntısında cinlerin bedeni yönetme ve bednde egemenli artmaktadır.
•Beyin ve birtakım amaliyatlarda farklı bir lisanda konuşan hasta, Realkarnasyon gibi geçmiş yaşantıdan bilgi vermeler tamamen cinlerdendir. Gerçekte sadece bir hayatınız vardır.
•Cinler, insana göre bilinmeyen, görünmeyen gizli varlıklardır. Bu nedenle belirsiz olan bu varlıktan insanlar korkmaktadırlar. Bu korku onlardan bedenlerine direkt saldırı ve darbe alma korkusudur. Ama cinlerin insanlara direkt saldırıları mümkün değildir. Öyle olsaydı insanların çoğu zarar görmüştü ve insan türü azalmıştı. Cinler daha çok mana kıvamındadır. Maddeye zarar veremezler ancak maddeyi yavaş yavaş uzun zamanda etkilerler. Daha çok düşünsel, olumsuz fikirlerle zarar verirler.
•Yapmak meleklerden, yıkmak ise şeytani cinlerdendir. Düşüncenin kaynağı hareketlerin sonucunda anlaşılır. Kişinin neyi seçip neye uyduğuna bakılır. Fayda mı veriyor yoksa zarar mı veriyor. İnsanlar genellikle cinlerin etkisindedir. Onların isteklerine ve emirlerine uyarlar. Arzularını tatmin etmek yani nefse uymakla menfaatlerini çıkarlarını gözetmek şeytanların en etkili kullandıkları alanlardır.
•İnsanın hareketleri düşünsel faaliyetleri sonrasında ortaya çıkmaktadır. İnsanın düşünsel faaliyetlerinin kaynagı çok önemlidir. Bu düşüncelerin amacı ve yöntemi tespit edilir. Düşünce iyi ise yöntemi hak ve doğru olur. Düşünce kötü ise yöntemi batıl ve haksız olur. Düşüncenin hedefi kaynağını göstermektedir. Kötü hedef şeytani cinlerden iyi hedef meleklerdendir.
•Yargılamak, önyargılı olmak, suçlayıcı olmak, başkası hakkında olumsuz konuşmak, gıybet, iftira, ikiyüzlülük, dalkavukluk tamamen cinlerin etkisindeki dünyaya aldanmış insanların tavırlarıdır.
•İnsan genelde ilk akla geleni yapar. Düşünceleri kontrol etmez . Menfaatlerine uygun karar alırken başkalarına zarar veren karalar alır. Her düşünceyi ve fikri doğru bulup uygulamak yanlıştır. İnsan fikirleri analiz etmeli iyi ve uygun olanını yapmalıdır. İlk akla geleni yapanlar zamanla onun batıl ve yanlış olduğunu zarar verici bir karar olduğunu anlar. Zihinden geçen düşünceler cinlerdendir. Sürekli kontrol istemektedir.
•Geyikteki aslan tehlikesine karşı korku psikoloji gibi insanlardaki cin saldırısı korkusu ve psikolojisi tamamen cinlerden kaynaklıdır. Ve asılsız bir korkudur. Onlar direkt zarar veremezler. Hele Allah’a sığınan ve dua eden insanlar cinler için korkulacak kimselerdir.
•Her zamankinden farklı davranan, yakınlarımıza ‘Bu sen değilsin dediğimiz zamanlar olur.’ Sanki farklı biriymiş gibi bir anda değişenler olur. Böyle farklı davranan yakınlarımız cinlerin etkisindedir ve kışkırtmasına uğramıştır. Sert, sinirli, olumsuz tavırlar sergileyenler şeytani cinin etkisindedir.
•Cinlerin etkisinde olmak veya diğer bir değişle cinlerin musallat olması çok kolaydır ve sürekli mümkündür. Bu musallat olmayı farklı bir şey zannetmeyelim onlar sürekli bizlere gelir ve giderler. Onların uğrak konutlarıyız. Kimileri gelir uğraşır ona uymazsanız çabuk sıkılır ve gider. Kimileri gelir hemem hemen her dediğini yaparsanız sizi sahiplenir ve onun için güzel bir araçsınızdır. Sizi sürekli kötü yönlendirir. Zina yapar, cinayet bile işlersiniz.
•Cinlerden çok rahatsız olan hastalar bize gelmektedir. Öncelikle hastanın durumuna bakarız. Cinlerin ne amaçla onlarla uğraştıkları tespit edilir. Hasta ve yakınlarına hastanın durumu ve cinlerin ne amaçla uğraştıkları anlatılır. Hasta ve yakınları detaylıca bilgilendirilir. Ne yapmaları gerektiği ve sakin olmaları söylenir. Bu durumların her insanın başına geldiği ve asıl düşmanı ve amacını göstererek hastayı doğru ve net olarak bilgilendirmek çözümü sağlayacaktır. Mesela bir örnek verelim. Bir çift sürekli tartışmaktadır. Aile içi şiddet artmıştır. Gece bazen birbirlerinin yüzünü farklı şekillerde görmektedirler. Gece yataklarında karanlıkta bezan birbirlerini farklı görürler. Adam karısını cadı suretinde görmektedir. Kadın da kocasını boynuzlu farklı korkutucu bir adam gibi görmektedir. Şimdi bu tip hastaların durumu hemen anlaşılır. Cinler karı ile kocanın arasını ayırmak istemektedir. Eşler bu konuda bilgilendirilir. Davranışlarının ve düşüncelerinin temeli cinlerden kaynaklı olduğu kendileriyle ilgili olmadıkları anlatılır. Bunun için yapmaları gerekenler anlatılır. Cinlerin kötü etkilerinde oldukları, onlara prim vermemeleri, bir süre bu kötü etkilerine sabretmeleri gerektiği anlatılır. Bu olumsuz düşüncelere, şiddet tavırlarına bu görüntülere prim vermemeleri, korkmamaları söylenir. Zamanla sıkıntıların azalarak geçeceği söylenir. Kişiler kendilerinin ve neyin etkisinde kaldıklarını farkettiklerinde aslında olaya vakıf olmuşlardır. Eşinizle ilgili olumsuz düşünceleri reddetmeleri söylenir. Yanlış fikir ve amaçlar paylaşılır ve eşler beraberce yanlış düşünceleri bertaraf ederler. Böylece cinlerin etkinliği zamanla azalarak kaybolur. Eger bu insanlar cinciye veya medyuma gitseydi durumları daha da kronikleşecek ve iş boşanmaya ulaşacaktı. Burada çok detay vermek isterdik ancak zaman sıkıntısı yaşamaktayız. Bu vakayı detaylıca değerlendirirseniz pek çok örnek ve olaylar zinciri göreceksinizdir.
•Cin seansında kadının cinsel isteği cinler tarafından aşırı şekilde arttırılmaktadır. Kadın cinciye veya karşısında gördüğü yabancıya karşı şiddetli cinsel açlık duydurulur. Bu nedenle cincilere asla eşiniz olmadan gitmemelisiniz. Aslında, cincilere medyuma gitmek en başta yanlıştır. Bu büyük bir küfür, Allah’a eş koşmaktır. Allah’tan medet ummak yerine cincilerin kaypak cinlerinden medet ummak büyük bir aptallıktır.
•Cin seanslarında ve cinciye gidildiğinde cinciye gelmiş hastanın tavırları cinler hakkında çok ip uçları vermektedir. Cincilerin cinleri hemen gelen hastanın bedenine girerler. Hasta hiç yapmadığı hareketleri yapar. Hastanın düşünceleri, hareketleri tamamen cinlerin hareketleridir. Cinler hangi nedenlerle bu hareketleri yaptırırlar. Öncelikle kendi varlıklarını hastaya ve gelenlere ispatlarlar. Sinsice vesvese veren cinler kendilerinden medet umanlara açıkça kendilerini gösterirler. İradeyi ele geçirip düşünsel olarak yönetebilmektedir. İnsana birtakım sıkıntılar verebilmektedir. Bütün bunlar onların varlığını kesinlikle kanıtlarken ne amaçla hareket ettiklerini de göstermektedir. Feleğin, Tanrı kaderinin dışında batıl yolda ve haksızlık için çalışırlar.
•Cin seanslarında cinciye gelmiş insanlar, cinler için kendilerine gelmiş kullardır. Zavallı kobaylardır. Bu kendilerine gelen insanlara Allah’tan hiç korku taşımadan bedene girip zarar verebibilirler. Çünkü cinciye gelenler gerçekte cinlere gelmişlerdir. Allah kendi istekleriyle cin şeytanlarına gidenleri korumaz. Ve bu durumda bedenler cinlere ait olur. Cincinin yada medyumun cin seansında cinler hemen en çok sol el ve sol ayak olmak üzere insanın bedenine girerler.Ve hemen bedende şekil alırlar ya da bir bölgesine yerleşirler. Çok şiddetli mide ağrısı veya karın ağrısı verirler. Sindirim sistemi içinde bir otarafa bir butarafa sanki rüzgar dalgası gibi hareket ederler. Size birtakım acı ve sıkıntılar vererek yerde kıvrandırırlar ve sizi evire çevire dönderir hareket ettirirler. Burada cinler var olduklarını ve herşeyi yabildiklerini göstermek isterler. Sizi kendilerine bağımlı kılmayı, imanınızı çalmayı ve kul etmeyi isterler. Öncelikle şikayetiniz üzerine geldiğiniz sıkıntıyı giderirler.Hangi şikayet üzerine geldiyseniz sizi rahatsız eden cinlere gidip uğraştığınız insan bana geldi, küfre düştü iyi bir iş çıkarmışsınız. Bana sadık kalmaları için bir süre sıkıntı vermeyi durdurun der. Ve hastanın cinleriyle anlaşır. Zaten cinlerin temel hedefi insanlığa zarar vermek olduğu için aynı amaçta aynı kazançta daima birbirlerinden faydalanırlar. Cin seanslarında aşırı cinsel istek, saldırmak ve zar verme, öldürme istegi gibi kötü istekler güçlü şekilde ortaya çıkar. Cinlerin en çok kullandığı yöntemlerdir bunlar. Cin seanslarında cinler içerden sürekli tekrar ederek bir şeyi telkin eder. Bu sırada hasta bagırır, hayır der, bir sağa bir sola telkin ettiğini reddeder. İmanını vermeyecek insan bir süre direnir. Direndikçe bağırmaları, kendini sıkmaları, bayılmalar, sağa sola saldırganlaşmaları artar. Cinler kendisine gelen insanı kendisinin olarak kabul eder. Allah kendisine gelene ve dua edene nasıl icabet eder ve ona yardım ederse cinlerde aynen böyle düşünür. Cinler kendisine gelen insana tam egemen olur ve insanın yönetim tahtına oturur. Beyindeki yönetme merkezini devralan cinler, sürekli kötü bir şeyi telkin ederken hasta tohaf hareketler sergiler.
•Şeytani cinler, iş bozan, düzen bozan, insanların aralarını bozan, bir anda olumsuz hareketler yaptıran kötü bir yönlendiricidir.
•Küçük olumsuzlukları büyütmeyeceksiniz çünkü cinler olayları gerçeklerin dışında olumsuz anlamda farklı algılattırırlar. Tamamen gerçek dışı bu algılamalar cin kaynaklıdır. Öncelikle cinlerin etkisinde olduğunuzu ve bunlardan kurtulmak için doğru olan şeyleri bulma ve inanma eğiliminde olmanız kurtuluşun asıl reçetesidir.
•İnsan, şeytani cinlerin etkisiyle oluşmuş düzensiz yaşamından kurtulmak için cinciye gelir.Yani büyü sonrası sosyal yaşamında oluşan olumsuzluklardan kurtulmak için cinciye gelir. Bir cincinin en az üç cini vardır. Genelde cinler insanlara düşmanlıkta yalnız olmazlar, birlik olurlar.Cinciye gelen kendi cini haricinde birde cincinin azgın cinleriyle karşılaşır. Cincinin cinleri cinciye gelen hastanın bedenine girerler. Ailesini, yaşantısını ve durumunu öğrenirler. İlk haftalarda veya birkaç ayda sıkıntısını azaltırlar. Sonra ise daha fazla kötü sonuçlara iterler.
•Büyücüye veya cinciye gelmiş birisi aslında o dönemde çaresizlikten cinciye gelmiştir. Ama cinler cinciye gelen hastadan yani kendilerinden yardım dileyen hastadan sürekli küfretmelerini ister. Hastanın namaz kıldığını veya Allah’a dua ettiğini gördüklarinde hastaya bu sefer eziyet etmeye başlarlar. Ben bir kere cinciye gittim sıkıntım geçecek gibi düşünceler saçma ve aptalcadır. Sıkıntının geçmesi için cinlere sürekli ibadet etmek onlardan yardım dilemek gereklidir. Aslında cinler hastanın kendilerine sürekli yöneleceğini sanır. İnsanlar genelde Allah’a inancından vazgeçmediklerinden ve imana devam ettiklerinden cinlerin bozguncu baskılarıyla karşılaşmaktadırlar. Aslında insanı cincilere getiren ve cinlerin ilahlığına yardımına sığınma çaresizliğine düşüren yine cinlerdir. Bu cinlerin kurmaca bir oyunudur. İnsanlar bu ortamda cinlerin etkin gücünü görmüş olmaktadır. Genellikle inançlılar onların desteğini reddeder.
•Şeytani cinlerin sürekli yardımını almak için sürekli küfretmek, kötülük etmek ve onlara ibadet etmek gereklidir. Onları razı etmek için devamlı çalışılmalıdır. Bunun için de sürekli insanlara ve insanlığa zarar vermelisiniz. Bunları yapacak olan cehennemdeki yerine hazırlansın. Şunu unutmayın cinler insanların düşmanıdır. Onlardan dost olmaz. Birkaç konuda yardım etseler de bütünde zulmederler. Onlar firavunuda, tahtınıda koruyamayacak kadar çaresizlerdi.
•Cinciye gidenler cinlerden ve birtakım şeyleri yapmakla (nal, mıh, kara tavuk vs.) yardım gleceğini reddederek ‘Bunlardan gelecek yardım şurada dursun.’ deyip onları basit ve çaresiz görmek en isabetli düşüncedir. Ben büyük Allah’tan yardım dilerim demelidir.
•Cinciler, cinlerin hangi kişiye gideceğini belirtmek için büyü yapılacak insanı belirlerken ad soyad, ana adı veya kişiyi temsil eden şeylerden isterler.
•Cin seansları, cin kovma, şeytan çıkarma, cin çıkarma, cin tedavisi gibi bütün bunların ne olduğunu neler yaşandığını ve temellerine ineceğiz. Cin kovma teknikleri, cin çıkarma seanslarında neler gözleniyor. Cinler varlıklarını göstermek ve yardımlarına inandırmak için birtakım davranışlarda bulunur. Cinciye gelen hastayı sallar, hırpalar, birtakım hareketler yaptırır. İnsanı ittirip kaktırır. Genelde sol el ve ayaktan bedene girerler. Midesine ve karnına şiddetli ağrı verebilirler. Gözlerini ayırıp bagırıp çağırtmaktadırlar. Bir anda sinirlenmneler, hiddetlenmeler, yükses sesle bagırmalar gözlenmektedir.
•Cinler sahiplenmiş olduğu bir insan bedenini veya bir mekanı nasıl terkederler. İlerde bunlarla ilgili detaylı bilgiler verilecektir. Ancak Allah kelamı, dualar cinlerin hiç hoşlanmadıkları şeylerdir.
•Cinler insan bedenine girdiğinde yeni bir düşünce akımı ortaya çıkar. Yani cinler bir konuda sürekli telkinler eder. Mesela birbirini seven iki kişiyi ayırmak için şeytani cinler sevdiği hakkında olmadık yalanlarla birlikteliği bozmaya çalışır. Seveni pek çok olumsuz fikre ikna etmeye çalışır. Hatta seven inanmamak için mücadele etmeye çalışır. Ama sürekli bu iş için çalışan cinler uzun zaman sürsede amacına ulaşmaktadır. Sürekli tekrar eden olumsuz düşünceler yıllar alsada insanı bu farklı psikolojiye alıştırmakta ve inandırmaktadır.
•Cinlerin etkisiyle pire deve yapılır, olmadık ve yaşanmadık şeyler olmuş ve yaşanmış gibi inandırılır. Kötü telkinler yaşanmamış olsa dahi olmasının muhtemel olduğuna inandırılır. Ve cinler insanın huzurunu kaçırır. Sizi eşinize, çocuğunuza yakınlarınıza karşı kışkırtır.
•Cinler sinirlendirmek için, arayı bozmak için çevrenizdeki insanları kullanarak laf çakar. Olumsuz ve eleştirel söylemlerde bulunur.
•Cini hapsettim, yaktım gibi söylemlerin temeli ve aslı şudur. Sizi bir konuda rahatsız eden bir cini farkedersiniz bu cine karşı Allah’a dua ederseniz ona zarar verirsiniz, yada onun etkisinden kurtulursunuz. Cinciler bir konuda insanı rahatsız eden cinin ismini öğrenip bir kağıda yazar ve o ismi yuvarlak içine alarak hapseder ve çakmakla onu yakarsa o cini yaktığına inanılır. Cinciler genelde bu yöntemi kullanırlar. Yalnız it iti ısırmaz. Cincilerin ciniyle insanla uğraşan cin aynı kafadan aynı amaç için çalışan cinlerdir. Cincilerin cini asla müslüman ve inanan cinler değildir. İnanan cinler insanlarla asla irtibat kurmazlar. Ve kurmamalıdırlar. Hal böyle olunca cincilerin cini asla hastanın cininin ismini verme, onu hapsettirme ve yaktırma gibi bir davranışta bulunmaz. Gerçekte zarar verme ve yakma işlemi böyle olmaz. Bu bir uydurmadır. Evet bir konuda bir hastanıza sıkıntı veren cine yönelik Allahtan yardım dilenir ve azap edici dualar edilir bunun sonucunda o cin zarar görür ve hatta yanabilir. İlla ismini öğrenmek diye bir şey yoktur. Mesela çocuğu olmayan bir kadının hamile olmasını engelleyen cine yönelik edilen dualar o cini kastettiğiniz için ona zarar verecektir. İnsanlar yazıya, şekle, üfürmeye gerek duymaksızın sadece edilen dualarla muradına erer. Bir duanın sonucunu hemen beklemeyin, hemen olan şeyler mucizedir. İnsanlar sürekli Allah’tan mucize bekliyorlar. Allah adete uygun, zamanla yavaş yavaş isteğini gerçekleştirir. Yani duanız kabul edilmedi zannetmeyin. Zamanla sizinle uğraşan cin yorulacak, bıkacak ve edilen dualardan zarar görecek ve zayıflayacaktır. Sonunda sizi mutlaka terkeder veya Allahtan ona bir zarar isabet eder de siz kurtulursunuz.
•Allah insanlara hemen azap etmediği gibi cinlere de hemen azap etmez. İnsan ne zaman ki Allah’tan yardım dilemeye başlarsa cinler bu dua dalgasından etkilenirler.
•Bir cini hapsetmek nedir. Cizgi filimlerde şişeden cin çıkar, Alaattinin sihirli lambasından cin çıkar ve istekleri yerine getirir. Çok önceleri bazı peygamberler ve Süleyman dönemindeki bazı alimlerin hapsettikleri söylenir. Hapsedilecek cinin olduğu yerde bir şise alınır. Şişenin ağız kısmı yuvarlak çizilerek ve ovularak(Parmağınla şişenin ağız kısmında daire çizerek cine yönelik dualar edilir. Aynı şekilde şişenin dibine de yuvarlak çizilerek ve parmakla ovularak dualar edilir.) Dualar Allah’ım zarar verini hapset, bizi ondan kurtar gibi her türlü dualar edilebilir. Mutlaka dualar, doğru, mantıklı, amaca yönelik olmalıdır. Çoğu dua ve istek Allah’a saçma gelmektedir. Durduk yerde hapsetme olmaz. Şişeden çıkamaması için dualar edilir. Bu bir hapis şeklidir, yani cin şişeye hapsedilir. Şişenin ağzı kapatılır. Ya duada çıkacagı zaman belirtilir ya da şişe kırılırsa özgür kalır. Böyle bir şeyin doğruluğu olabilir. Çünkü işin içinde Allaha edilen dualar vardır. Ama böyle şeyleri tavsiye etmeyiz. Siz Allahtan dileyin Allah o cini bildiği gibi yapsın.
•Şahit olduğum bir örenk vereyim. Evli bir çift, beş yıldır çocuğu olmadığından bir cinci hocaya gitmişlerdi. Cinler ilk bir ay güzel cinsel birliktelikler yaşatmıştır. Sürekli cinsel açlıklar çekmişlerdir. Çok zevkli birliktelikler yaşamışlar ve cinselliğin doruk noktalarını görmüşlerdi. Ama yinede rahimdeki cinler çocuk olmasını engellediler. Cinler hiçbir zaman insana iyilik etmezler üstelik bir insan doğumu söz konusuysa bunu hiç yapmazlar. Hatta durumu engellemek için birliktelik yaparlar. Neyse zamanla bu cinci hocaya gitmenin sonuçlarını inceledim. Birkaç defa eşini tanımadığı, yatagında yabancı gibi gördüğü, farklı ve kötü bir surette gördüğü bununla beraber korkarak çığlık attığı anlar gözlenmiştir. Cinler kendilerine sürekli yönelmeyen ve ibadet etmeyene zulmeder. Önce aldatır sonra zulmeder.
•Cinler eşinizin ailesine karşı sizi kışkırtır. Kınar ve aşağılayıcı sözler söyler ve böylece eşinizle sizin aranızı açmaya çalışır.
•Cinlerin işleri acildir. Yani acelecidir. Doğru ve iyi olan bir şeyi yapmak için aceleciliği kullanarak bozmak ister. Aceleciliğin temeli şeytanın içte oluşturduğu ‘vaktim yok, hemen yapmalıyım.’ gibi dayatmalarıdır.
•Cinlerin büyüklük duyguları aşırı gelişmiştir. Büyüklüğünü inandırmaya lanse etmeye çalışır. Başkalarını kınar.
•Bir de insanları ölüme ittiren zalim cinler vardır. Bir tren istasyonunda bir kadının tren gelirken kadını raylara ittiren cini gördüm. Googleye Tren istasyonunda raylara bayılıp düşen kadın yazın görürsünüz. Bunlar sınırsız zalimlik ederler. Hiçbirşeye inanmazlar ve hesap gününü reddederler. Bunlar insanların duygusuz azılı katilleri gibi cinlerin en azgınlarıdır. Tanrı, onlardan habersiz mi sanıyorlar. Allah onlardan haberdar ve dilerse hepsini mahveder. İnsanlara direkt zarar verenler taşkınlık ettiler, onlara Tanrı’nın azabı hak oldu.
•Vücutta yara, darbe, iz, ameliyat, büyük ve ağır kazalar, beyin darbeleri, uzuv kayıpları gibi durumlarda şeytani cinler o insana gelir ve bedene musallat olur.
•Bazı cerrahi ameliyatlarda ve beyin ameliyatlarında insanın farklı bir lisanda konuştuğu, anlamsız şeyler söylediği görülmektedir. Bunlar tamamen cinlerdendir.
•Allah’tan sürekli istemek (namazı devamlı kılmak) kişisel gelişiminizle beraber size çok şey kazandıracaktır. Öncelikle cinlerin etkinliğini tamamen kırmaktadır.
•Ruh ve sinir hastalıkları hastanelerinde hasta insanlar cinler tarafından eziyet görmektedirler. Cinlerin etkisiyle halisilasyon gören insanlarla uğraşma nedenleri genelde hep aynìdır. Doğru yoldan saptıramadıkları insanlara da musallat olmaktadırlar. Genelde temiz bir davada olan insanlar cinlerin etkisinde kalmaktadır.
•Yemek yerken aşırı lezzet almak, cinsel ilişkide aşırı zevk almak, aşırı yeme isteği cinlerdendir.
•Şeytani cinler insana geldiğinde görülen bazı durumlar.: İnsan, derisinin üzerinde olumsuz bir enerji hisseder. Tüm deri üzerinde elektromanyetik olumsuz bir enerji hissedilir. Cinler insanda olduğu zaman derin nefes verir. Derin nefesin vermenin ortaya çıkışı olumsuz düşüncelerin sürekli zihinden geçmesi olarak tespit edilmiştir. Yani sürekli cinin zihinde konuşması yani sürekli ve etkili vesvese hali. Doğru olamayan düşüncenin telkin edilmesiyle kendi kendine oluşan esneme hali, Göğüste kalp yakınlarında sızıya yakın hafîf bir şey hissetme, Koku almada artış hatta suyun kokusundan rahatsız olma. Sürekli yatma ve dinlenme isteği, ayaklarını uzatarak yatma hali tüm bunlar cinlerden kaynaklıdır.
•Cinlerin vesveseleri ve güçlü telkinleri sonucu gözleri açılan (Arasıra gözlerini faltaşı gibi veya biraz açan ) ani tepki verme, kızma ve bağırma halleri görülür. Cinlerin kışkırtmaları sonucu kızdığı kimseye hemen yerden bir taş veya terlik alıp atan. Zarar verme niyetiyle hiç düşünmeden saldırganlaşan insanlar tamamen cinlerin etkisindedir. Ailesine çocuğuna ani tepki ile zarar veren insanların kontrolsüzlüğü ve öfke nöbetleri cinlerdendir. Öfke kontrolü yapamayan insanlar cinlerin denetimindedir. Eşi ve çocuğu kendisine dokunduğunda sinirlenen, sarılmaya kızan insanlar cinlerin etkisindedir. Konuşmaya sese ve yükses sese öfkelenen, konuşmaktan yorulan ve cevap vermeye zorlanan insanlar cinlerin etkisi altındadır. Tüm bunlar her insanda bulunan ve görülen şeylerdir. Cünkü cinler her zaman insanlarla beraberdir.
•Ardını kesmeden çala kaşık yemek yemek, ardını kesmeden büyük yudumlarla su içmek, şekerli şeyler yemek, hep aynı yeme alışkanlıklarına sahip olmak şeytani cinlerin etkisiyledir.
•Normal yaşamını devam ettiremeyenler.farklı bir psikolojiye bürünmüş olanlar, sıkıntılı ve uç süreçler yaşayanlar cinlerin etkisi altında bir hayat sürdürmektedirler.
•Aşırı kıskançlık, saplantı haline gelmiş düşünceler, gerçek olmamış şeyleri olmuş gibi inanmak şeytani cinlerin ürettikleri ve inandırdıkları yalanlardır.
•İnsanlar cinleri kontrol edemezler. Emri altına alamazlar. Bu batıl bir inançtır. İnanan cinler Süleymana boyun eğmişler ve kendi istekleriyle onun yolunda gitmişlerdir. Süleyman da cinleri emri altına almamıştır. İnsanların cinlere hükmetme ve emri altına alma yönetme saplantısı ve isteği tamamen saçma bir düşüncedir. İnsanlar cinlere hükmedemez ler, onları yönetemezler, tam tersi cinler insana hükmeder, yaratılışları gereği bu mümkündür. İnsanlar ancak Allah'a sığınınca ve doğru bir yola girdiklerinde onların etkilerinden kurtulurlar.
•Cinleri şekil olarak görmekten çok düşünsel olarak görmekteyiz. Olumsuz düşüncelerimizden yıkıcı tavırlarımızdan onların varlığını hissetmekteyiz.
•İnsan tanrıya yöneldiğinde iyi düşünceler üreten ve insana doğru yol gösteren bir melek insana gelir. Tanrı melekler vasıtasıyla insana hükmeder. böylece cinlerin yönetimini devirir. İnsan Allah’a sığındığında iyi düşüncelerin üretildiği melekler bedende egemen olur. Cinler bedeni terkederler.
•İç sıkılması, kötü bir şey olacakmış hissi, evinin ve odanın kendisine dar gelmesi, elbisenin dahi sıkıntı vermesi, sebepsiz ve anlamsız üzüntü, nedensiz korku hali cinlerden kaynaklıdır.
•Hz.süleymanın durumu büyücüler ve cinciler gibi değildir.. Süleyman küfüre düşmedi. Hiçbir cinden ve şeytandan yardım almadı. Cinlerle işbirliği yapıp cinlere hükmetmedi. Allah'tan başka kimseden istemedi ve başka kimseye ibadet etmedi. O Allah’a sığındı ve doğru yolda durdu. Bunun üzerine cinler tanrıya bağlı olmuş yeryüzü egemenine saptıramayınca boyun eğmek zorunda kaldılar. Özellikle inanan cinler Süleymanın yoluna uydular ve ona destek oldular.
•Eski bazı Afrika kabilelerinde şeytana tapınma ifadeleri bilinmektedir. Gerçekte şeytani cinlerden medet uman bu yerel kabileler kötü sonlarla karşılaşmışlardır. Mesela bir kabilede ‘Ey uğuk buraların sahibi, bize zarar verme, bizi koru gibi ibadet edici söylemler ve kurban kesmeler gözlenmiştir. Belli zamanlarda kurban kesmeler tapınma ayinleri gözlenmiştir. Şeytani cinlere ibadet edenler ve onlardan korkanlar, onlardan yardım dileyenler küfre düşmüştür. Ve daima kaybederler.
•Et kokusu ve et bulaşığı, haşlanmış tavuk kokusu; kemik, tezek,çitos kokusu, kokulu kuruyemişler şeytanların beslenmede öncelikli hoşlarına giden şeyler olduğundan kesinlikle dikkat edilmelidir. Şeytanlar kokuyla beslenmektedirler. Bu tür şeyleri yedikten sonra ağız el ve yüz temizliği çok önemlidir. Kokular giderilmiş olarak temizlenme gerçekleştirilmelidir. Aksi taktirde şeytani cinler etrafınızda gezecektir. Onlar etrafınızda olduklarında mutlaka onlardan zarar görürsünüz.
•Allah erkek ile dişi arasına bir bağ koydu. Bu bağ sevgi ve şevkatti. Allah insan türünü iki cins kıldı. Birbirlerine yardımcı ve arkadaş olsunlar diye iki cins yaptı. Aralarına sevgi merhamet ve şefkat koydu. Erkek ile dişiler avret yerlerini açmamasını öğütledi çünkü bu insanlık için çok önemliydi. Şeytani cinler erkek ile dişi arasındaki bu güçlü bağı yıkmak için zinayı kullandı.
•Geçici heveslere aldanmak, arzularını tatmin etmek için helal olmayan uygunsuz yolları seçmek şeytani cinlerdendir. Şeytani cinler hevesleri tatmin ettirmek için dayatır. Nereye kadar bu hevesleri tatmin etmek. Artan hevesler için kötü yollara başvuru elbetteki olacaktır. Hevesi tatmin etme süreklileşeceği gibi hevesin kaliteside sürekli artacak ve hemcinsle ilişkiler, çocuk ve yaşlılarla beraber olma istekleri kısacası her türlü sapıklık gözlenecek ve insanlığı bozacak kötü bir sona doğru gidilecekti. İnsan sadece arzularına dur diyemediğinden kaybeder. Heveslere dur diyebilmek heveslerin ardından gitmekten çok daha kolay ve iyi olanıdır.
•İfrit: cinlerin akıllı, tecrubeli, bilgili ve güçlü olanlarıdır. Yaratılışları gereği birtakım kabiliyetleri vardır. Kötülükte ileri gitmiş olandır.Israrcı, şiddetçi ve etkili bozguncudur. İmanı güçlü olmayan mutlaka onun etkisinde kalır. Bazen ifritler insana güçlü bir şekilde gelirler. insanı kışkırtırlar, onu fark edince kadar ona uyarsanız. ama onu fark ettiniz anda onun gücü ve etkinliği azalmaya başlar. Olumsuz tavırları ve düşünceleri farkettiğiniz anda ifriti görmüş olmaktasınız.
•Hipnozdaki uyuma hali, uyurgezerlik, realkarnasyon ve deliliğin kaynağı şeytani cinlerdendir.
•Cinler sürekli tekrar ederek kötülüge yönlendirmede başarılı olmaktadırlar.
•Kontrolsüz olmak, kontrolsüz beslenmek tamamen cinlerdendir. Beslenme alışkanlıklarınızı kontrol edin ýeni teknikler ve yöntemler belirleyin. Midenizi tıka basa doldurmayın, kaliteli yaşam için dengeli beslenin.
•Şeytan insanı en yakınlarına karşı kışkırtır.Şeytan baba ya der ki: ‘Çocuğun söz dinlemiyor ilerde seni hiç dinlemez.’Anaya der ki: ‘Sen’de kazanıyorsun. Kocana itaat etme.’der Evlada der ki: ‘Babam her şeyi bilmiyor. Sözünü dinleme ve inatçı ol.’. Şeytani cinler daima bozguncu oldu. Ve buna en yakınlarınızdan başladı.
•Kadına der ki: Açık giyin. Vücudunu belli et. Dikkatleri çek. Azdır ve yoldan çıkart. Zinaya teşvik etti. İnsanlığı bozmak istedi.
•Şeytani cinler kaynanaya der ki: ‘Oğlun karısını senden çok seviyor. Hep onunla’. Geline de der ki ‘Şu kadın bir olmasaydı.’ Mutluluğumu engelliyor. Ailenize, çevrenizdekilere karşı olumsuz fikir beyan ederler. Şeytani cinlerin temel amacı Sevgiyi, kardeşliği ve paylaşmayı yıkmak istemektedirler.
•Şeytani cinler işçiye der ki: ‘Şu adam seni işinden edecek, onu kötüle, ayağını kaydır.’
•‘Şu adamdaki zenginliğe bak. Bolluk içinde diye özendirir.’‘Senin de olsun. Sen de rahat et.’der. Ardından kötü yolları tavsiye eder. Dünya sefası için ruhunu şeytana satan insanlığa zarar verir. İblis ve ona uyan cinler kazanmak ve sahip olmak için savaş istedi.
•Şeytani cinler insanları günaha yönlendirir, ardından da çok günah işledin. Senin attığın her adımın, aldığın her nefesin günah diyerek Allah’a yönelmenizi engellemek ve ondan ümitsizliğe düşürmek ister.
· Allah’a yönelmek isteyen cahili yozlaştırır. Yalnızlığa, mantıksızlığa sevk ederdi. Hiçbirşey bilmeyerek ibadet etmeye kalkanlar sapıtırlar.
•Önceki bilgili ve güçlü tür, sonradan yaratılan mazluma şiddet uyguladı. Ve önceden yaradılan sonradan yaradılanı yemeye başladı. Saltanatını ve nimetleri kaybetme korkusuyla sonradan yaratılan iyi görülmezdi.. Bütün hayvanlarda düşmanlıklar vardır. Kedi sonradan yaratıldığı için köpek ona düşmanlık etti ve saldırdı. İnsan da cinlerden sonra yaratıldı. Cinler insanı begenmedi, kibirlendi, insana kötülük etti ve saldırdı. Adem ve soyu mazlum oldu ve tanrı ona sahip çıktı. Ve Allah Adem’in soyuna şefkatli oldu.
•Süleyman döneminde, persler döneminde, zerdüştlük döneminde, babil döneminde, cinlerle ilgili bilgiler iyice ortaya çıkmış din ve dinsizlik kültürü çok ilerlemişti. İnsanların çoğu tercihini dünyadan yana yaptıklarından iblisle işbirliği yapılıyordu. Kötü dönemler yaşandı. Ve Allah çeşitli dönemlerde tarihe müdahale etmiştir. İnananları yok etmeye çalışan inançsız kavimler tanrının öfkesiyle doğal afetlere uğramışlardır. Küresel düzenin bozulmasında iblis’in cinlerinin büyük etkisi olmuştur. Dünya tarihinde çok çeşitli dönemler benzer tekerrürlerle doludur. Sonuçta şeytani cinler Allah karşı yenik düşmüştür.
•Cennette sürekli kötülüğü telkin eden cinler olmayacağından sürekli meleklerin iyi etkisiyle güzel bir yaşantı görülecek. Kimseye olumsuz düşünce beslenmez kimsenin eşine kötü niyetle bakılmaz. Cennetin kendi ekseni etrafında dönüş hızı çok yavaş neredeyse hareketsiz gibidir. Dolu dolu ve uzun yaşam, sürekli devam eden şimdiki zaman vardır. Yaşlanmanın olmadığı zevk ve eğlencenin olduğu müthiş bir küre göreceğiz.
#################
# Otomatik Birlestirme #
#################
CİN-EGO-ŞEYTAN
İnsanoğlu cinleri tanıdığında, onların ne olduklarını bildiğinde cinlerin hiç de korkulacak varlıklar olmadığını görecektir. İnsanın cinlerden korunmasının tek yolu onların ne olduklarının bilinmesidir. Cinleri bilmek cinlerin tüm gücünü kırmaktadır. Çünkü insan onlara karşı ne yapacağını kesinlikle bilir.
Cinleri bilmek için temel gerçekleri bilmemiz gereklidir. Kısaca bunlara değineceğiz.
Cinlerin bilgesi İblis, Adem’i görünce doğru yoldan ayrıldı. Muhalif olmanın sonucudur batıla düşmek. Ruhu üflenmiş hareket eden iki ayaklı Adem’i görünce saptırmaya yöneldi. Allah bu canlıyı yarattığından ona sahip çıkmak zorundaydı. İnsan çaresiz, bilgisiz ve hiçbir şeydi. İblis ona kötülük edip, öldürtüp, yaşamlarını bozmaya başlayınca Allah sahip çıkacaktı. Çünkü iki ayaklı dik durabilen basit canlıyı Allah yaratmıştı. İblis, yaratma kudretine sahip bir Tanrı varken Allah’ın kararına neden muhalif olmuştu. İşte bu iblis’in içinde bulunduğu psikolojik durumunun, yaptıklarının ve kibrinin bir sonucuydu.
Tanrı, yeryüzünü ve İblis’i yaratmıştı. İblis cinlerin bilgili ve kabiliyetlisiydi, İblis kötücül gücüyle egemenlik kurmuştu. İblis’in maddeyi etkileme ve dünyayı yönetme kudreti vardı. Yalan ve batıl ile olsa da kendine taraftar buluyordu. İblis tehlikeli bir düşmandı. Ama onu yok eden basit şey doğruydu. Gerçekler İblis’e zarar veriyordu. Yanlış bir algı yarattı ve zanlarla insanın ayağını kaydırmaya çalıştı. İblis yalanlar ile ve geçici dünya hevesleriyle aldatıyordu. Yeryüzünde tüm yaşamları etkileyebiliyordu. Yöneticilere gidip güçlü olanları dünya ile aldatırdı. Savaşlar ve zulümler hiç eksik olmadı
İnsanoğlu düşmanını tanımaz ise çaresiz bir ava dönüşür. Düşmanınızı bilirseniz özelliklerini, silahlarını ve yöntemlerini bilirsiniz. Zaaflarını bilirsiniz. Düşmana karşı önlem alırsınız. İşte İblis ve cinleri kendisi hakkında bilgi edinilmesini ve fark edilmeyi hiç istemez. Kendini mümkün olduğunca gizler. Zaten insanların çoğu onu fark etmiyor. İnsan kendi kendini yargılıyor, suçluyor, günahkar hissediyor, güveni engelliyor sonunda pişman oluyor. Cinler insanlar tarafından fark edilmeyi hiç istemez. Çünkü insanlar tarafından reddedileceğini bilir. Çünkü iblis batıl ve kötü yolu seçmiştir.
İblis’in hangi fikri adil, doğru ve iyidir ki. İblis bu üçünden (doğruluk, adalet ve iyilikten) nefret eder. Barış ve birlik en nefret ettiği şeydir. İblis bir doğruya çok yalan katar, konuyu evirir çevirir başka bir alana yönlendirir. Birkaç sefer size yardımcı olur kendine güveni sağlattı mı sizi kullanır. Sizi kendine bağlar sonrada sizi mahvedene dek uğraşır. En sonunda sizi bir akıl karmaşasına sokar. Her şey arap saçına döner. Bir de bakmışınız ki kendinizi suçluyorsunuz. Beklide intahara kadar gider bu durum.
Bazı ilhamların kaynağı iblis iken bazı ilhamların kaynağı meleklerdir. İblis kötü sonuçlar için melekler iyi sonuçlar için ilham ederler. İnsan hangi yolu tuttuysa ona uyar.
Cinler her insanı durumuna göre zorlar. Çok dindar inançlı insanda abdest almada zorluk ve namaz kılmakta zorluk verir. Bazı insanlarda iş yapmak dahi istetmez. Kimilerine tembellik kimilerine rehavet verir. Korkmayın tüm bunların olması normaldir. Cinler insan bedenine bağlı ve sona kadar mühlet verilen bir varlıktır. Bizimle ölene dek uğraşırlar. Peygamber kıv***** da gelseniz mutlaka uğraşacak şeyleri vardır. Elbette bu adam öldürme ve zina gibi büyük günahlar olamasa da küçük nedenler bulabilirler.
Cinler abdesti çabukça uygun olmayarak aldırabilir. Bazı uzuvları yıkamama veya bazı uzuvlarda temiz olmadığı hissi vererek tekrar tekrar yıkattırabilir.
Namazda tanrıya odaklanamama veya farkındalığın kaybolması, dikkat bozukluğu cinlerdendir.
İnanan cinler şiddeti ve kötülüğü tercih etmediğinden inançsız cinlerin egemenliği altında ezilmişlerdir. İnançsız cinlerin babası iblistir. İnançsız cinler cinlerin yüzde doksanbirini oluştururlar.inanan cinler çok azdır. Cinlerde inanan ile inanmayanı ayıran tek özellik insana düşman olup olmamasından anlaşılır. İnsanı seven cinler çok azdır ve bunlar inanan kesimi oluştururlar. İblisin tayfası kötülük ve şiddet üzerinden dünyadaki her şeye sahip olduklarından ve azgınlıklarından dolayı egemen olmuşlardır. İnsan üzerinden beslenenler kötülüğü yol edinmiştir.
Cinlerin yaptığı en iyi şey kendisinin siz olduğuna ikna etmektir. Ben der ve insan adına konuşur. Düşüncelerini sizin düşünceleriniz gibi konuşuyor. Bunlar daha çok hislerden oluşuyor. İnsanı yönlendirir ve yönetmek ister. Kontrollü olmalısınız. Bazı yöntem ve kurallar ile kendimi kontrol edeceğim ve her söylediğine uymayacağım. Düşüncelerimi kontrol edeceğim deyin.
Cininiz en kötü özgüven sihirbazıdır. Sizin yerinizi alması yaptığı en büyük düzmecesidir. Düşüncelerini sizin düşünceleriniz gibi gösteriyor. Duygular üretiyor ve gerçek duygularınız gibi hissettiriyor. Ruhunuz da kendinizin o olduğunu sanıyor. Bilakis hızlı kalp atımıyla o korkuyu hissediyorsunuz. Egolarına yani kendi şeytanına uyan insanlar yalan söylerler, hile yaparlar ve sınır tanımazlar. Çünkü şeytanın hedeflettiği dünya nimetlerini ve dünyayı seçmiştir. Bu nedenle cine uyarak her olumsuzluğu yapmaktadır. Bilirsiniz ki inanmak ve inanmamak dünya ve ahret seçiminizde yatar. Dünyayı seçmiş iseniz bu yaşamda isteklerinize ulaşmak için her şeyi yaparsınız. Bu durum şeytanınızla uymayı gerektirir. Ama ahreti seçmiş iseniz ahret için çalışırsınız bu da dünya nimetlerini elde etmek için kötülüklere bulaşmanızı engeller. Aslında bu durum şeytanınıza uymamayı sağlayacaktır.
İnsanlar egoyu(şeytanı)(cinini) bilemezler, aradaki farkı göremezler. Kendim dedikleri şeytan ile ruhunu ayıramazlar. Mahkum olduklarını bilmezler, bu durumu asla anlayamazlar. Felsefedeki ego dini anlamda şeytandır. Ve kimse şeytanın zeki olduğunu anlamaz. Şeytanın geri planda büyük bir hedefi vardır. Küçük davranış ve seçimlerle sizi o büyük hedefe götürmeye çalışır. Amacı size kötülük etmektir. Sizin hayatınızın kötü bir sonuçla ve kaybeden olarak hayatınızı sonlandırmayı ister. Bu nedenle çalar, öldürür, zina eder vs tüm günahları işletebilir.
İçinizdeki ses ve duygular size ne söylerse söylesin dış düşman diye bir şey yoktur. Düşman ve tehlike algısı cininizin yansıtmasıdır. Bu açıdan bakarsak dışarıdaki tüm düşmanları aslında kendimiz yaratmışızdır. En büyük düşman algılamanız, cehaletinizdir bu da sizin şeytanınızdır.
İnsanla beraber yaşayan cin(şeytan) aynı bedende birbirine girişiktir. Birlikte yaşarız, bize yakındır. Faydasından çok zararı vardır. Varlığı kaçınılmaz bir gereksinimdir. Tanrıyı ve doğruyu görmekte mutlak gerekliliktir. Yanlışa sevk eder ki insan doğruları görüp tercih edebilsin. İnananlar için şeytani cinler bulunmaz nimettir.
Cinlerden korunmak için en etkili yöntem dua etmektir. Sadece dua okumanız korunma için yeterli olmaktadır. Cinler madde olmadıklarından daha çok mana etkileri olduğundan etkilerinden kurtulmanın tek yöntemi dua etmektir. İkinci olarak cinlerin telkin ettikleri düşünce ve duygularla çarpışmaktır. Örneğin asansörde kalan bir insana hemen asansör düşerse, ölürsen, başına kötü bir şey gelecek gibi telkinlerde bulunur. Sakin olun bu düşüncelere prim vermeyin, bir şey olmaz, asansör güvenli, şimdi çalıştırırlar, Allah’a inanıyorum ve ölümden korkmuyorum gibi benzer söylemlerle cini etkisiz hale getirebilirsiniz. Ardından Allah’ım sana sığınıyorum gibi Nas suresi içerikli birtakım dualar etmeniz de yeterlidir. Sorunu kendiliğinizden aşmış olacaksınızdır. Her insanın bedene bağlı ve bedenle yaşayan kendi cini(şeytanı) vardır. Bu tür kriz ve tehlikeye yakın durumlarda korku, heyecan, panik gibi durumlara düşürürler. Bunlarla baş etmek inanca dayalı düşüncelerle olur. Bu tür kriz durumlarında cinin etkisinde kalan inancı zayıf korkan panikleyen ve sonunda mantıksız davranışlarla kötü sonuca gidenler tanrıya güvenmemenin verdiği etkiyle kaybederler.
Sadece dua etmek etkili olmayabilir. Yani duayı destekleyici olumlu düşünceler de geliştirmeniz gerekmektedir. Şu kesindir ki olumsuz düşüncelerin hepsi cinlerdendir. Olumsuz düşünceleri olumlu hale getirin. Bu düşüncelerin kaynağının cinden olduğunu bilmek sorunun büyük çoğunluğunu da çözmek demektir. Ayrıca dualarınız ve surelerinizi kendi lisanınızda yapmalısınız. Yoksa bir etkisi olmayacaktır. Dualar sizde düşünsel olarak mana olarak iç aleminizde birtakım kuvvetleri doğurmaktadır. Bunlara tanrı kaynaklı meleki kuvvetler diyebiliriz. Aslında bunlar şeytanın aksine olumlu düşünceler üretir ve stresi bertaraf eder. Bu nedenledir ki ‘Cinlerden insanların rabbine sığınıyorum.’ İçerikli nas suresi bize bir şeyler kazandıracaktır.
Cinlere(şeytani cinlere) karşı korunmak için Nas, Felak, Ayetel kürsi, Muavezeteyn gibi sureler okuruz. Ancak şunu bilmelisiniz ki kendi lisanınızda anlamını bilmeden okuduğunuz dualar size bir şey kazandırmıyor. Arapça dua ve sure okumak yerine Türkçe okuyunuz. Çünkü okuduklarınızı anlamsal olarak yaşamayıp hissedemediğinizden duaların gücünü alamıyorsunuz. Anlamadığınız dualar şeytanı bertaraf etmiyor. Bu sureleri kendi lisanınızda okurken birtakım Allah’a sığınma ve güvenme duaları da edebilirsiniz. Sıkıntılarınızdan kurtulmak için yardım ve dualarınız mutlaka cinlere zarar vermektedir.
Duaya yakın, cinlerden korunmak için başka yöntemler de vardır. Su veya toprak ile yıkanmanız evet şaşırmayın toprak ile yıkanıp toprağa yatmak ta bedendeki cini etkisiz kılmaktadır.
Aşırı korku ve şiddetli öfke gibi durumlarda neredeyse bedene tam hakimiyet kurmuş olan cinin etkisini zayıflatmak için oturmak veya sırt üstü yere yatmak, derin nefes alıp vermek cini beklemede bıraktığınız için gücünü zayıflatacaktır. Yoksa o sizi şiddete ve büyük hatalara götürecektir.
Pek çok insan cinlerden korkar. Sanki karşısına birden çıkacak sanır. Zarar verecek sanır. Halbuki insan bu durumdan daha kötü durumları yaşamaktadırlar, günahlara düşüp türlü hatalar yapmaktadır ancak bunun da farkında değildirler. Cinler sizinle beraber yaşamaktadırlar ve Şeytani cinler düşüncelerinizdedir. Düşüncelerinizi dinleyin, kontrol edin olumsuzları ayırın ve reddedin.
Cinler insanı korkutmaktan ve kafa bulandırıcı saçma fikirlerden hoşlanırlar.
Cinler kendilerinden korkmayandan korkarlar. Cinlerin varlığına inanıyorsunuz da Allah’ın varlığına neden inanmıyorsunuz. Cinlerden korkuyorsunuz da Allah’tan neden korkmuyorsunuz.
Bu dünyaya aldanmayan, ölümden korkmayan ve Allah’tan korkan bir insan cinlerin çekindiği ve korktuğu insan tipleridir. Bu tipleri çevremizde görmek zordur ama bazı yaşlı insanların ölüm korkusunu yenerek bu tiplere uyduklarını söyleyebiliriz.
Cinler eşini kaybetmiş yalnız yaşayan yaşlı kadınları korkutmaktan zevk alır. Ama korkutmalarının hiçbirisi gerçek çıkmaz ve asılsızdır. Aslında birtakım telkinlerle insanı huzursuz ve rahatsız etmeyi amaçlamaktadır.
Cinlerle mücadele daha çok mana aleminde yani iç alemimizde olmaktadır. Aslında davranışlarımızın da kökeni önce düşünsel faaliyetlerdir. Aslında iç alemimizi yönetme ve yönlendirme konusunda bizim hiçbir kudretimiz yoktur. Yani ruhumuz sadece verilenleri alır ve yaşar. Bu nedenle cinler bize söyledikleri şeyler ve hisler ile bizleri yönlendirmektedir. Biz bu duruma hiçbir müdahale edemeyiz. Veya cinleri yenme ve etkisiz kılma gibi kendi ruhumuzdan çıkan düşünceler yoktur. Böyle bir gücümüz yoktur. Ruh sadece olanları yaşar. Yani insan cinden gelenleri fark edip Allahtan dileyince veya mevcut ortamdaki yanlışları fark edip reddettiğinde yani beğenmediğinde otomatik olarak tanrısal kuvvetler devreye girmektedir. Yani o kirli ve olumsuz düşünceleri bertaraf eden meleksel kuvvetlerdir. Kendi ruhumuz cinleri alt edemez. Biz ancak şunu yaparız. Mevcut sorunu ve olumsuzlukları fark edip bu durumdan hoşlanmadığımızı bilmemiz ve bildirmemiz yeterlidir. Bu durumda melekler devreye girer ve bu olumsuz duygularla çatışarak yok etmektedir. İnsanı boş bir odaya benzetin. Birisi odaya giriyor bir şeyler söylüyor. Siz seçim yapıyorsunuz. Diğeri giriyor başka bir şey söylüyor. Seçiminize göre giren kalmaya devam ediyor. Yani şeytanın telkinleri hoşunuza giden bir şey veya hedef ise ona uyarsınız. Ve o şeytan odada kalmaya devam eder. Ama siz şeytanın fikrini ve dünyalık amaçlarını reddederseniz bu sefer odaya başka biri olan tanrısal bir melek girer. Ve olumlu düşünceler geliştirerek şeytanı odadan sürer. Yani gönderir.
Şeytaniyyet; olumsuz düşünce, yıkıcı etki, saldırgan, suçlayıcı, zarar veren, ayrıştıran, arzulara düşkün, dünya nimetlerine saplanmış. Yalancı, hilebaz, kirli planlar kuran, menfaatçi, cimri, aceleci, öfkeli ve azgındır.
İblisin tahtı vardır. Bir hükümeti bakanlıkları, amirleri çalışanları ve işçileri vardır. Amaçları kötülüktür. Ademoğlunu yoldan saptırmak ve yok etmeyi amaçlamıştır. Hünerli olanlar ve kötülükte ileri gidenler kıdemlidir. Bunlara halk dilinde ‘ifrit’ denir. Bir insanın cini insanı yenemeyince durum merkeze bildirilir veya merkez durumu fark eder. Merkezden onbinlerce uzmandan bir uzman gelir. Ve beden cinine destek verir. İnsanı saptırmaya çalışır.
Cinler çok çeşitlidir. Dünya nimetlerinin ve zevklerinin sahipçisi cinler vardır. Mesela ‘kadın ve cinsellik cinleri’, ‘kazanç ve mal cinleri’, ‘yeme ve içme cinleri’ gibi sayabiliriz. Bu bakanlıkların liderleri direkt iblise bağlıdır. Erkek cinler dişilere, dişi cinler erkeklere gelir.Azdırır ve sapkın düşüncelere sokar. Bedeni cinsel yönden uyarır. Bedenin tüm faaliyetlerini etkileyebilirler. İşe telkinlerle başlar ve insanı dilediği noktaya getirir.
Şeytan kelimesi iblis için kullanılmıştır. İblis cinlerin büyük bir kısmının lideridir. Şeytan kelimesi sadece yoldan sapmış cini nitelemez. Aynı zamanda insanı da niteler. ‘biz insan ve cin şeytanlarını peygamberlere düşman yarattık.’ Ayetleri delil olmaktadır. Yani şeytan kelimesi Kuran’da kötü yolu tutmuş anlamı içeren geniş bir anlamdır. Kötü yolu tutmuş insanlar, cinler, hayvanlar da bu şeytani guruba girmektedir.
Cinlerin hepsine kötü diyemeyeceğimizden dolayı biz şeytani cinler diyeceğiz. Ama insanlar bu sefer rahmani cinleri dost adlettiğinden cinleri genel bir isimde kötü olarak kullanacağız. Nitekim büyücüler de cinci hocalar da Müslüman ve rahmani cinlerden yardım aldıklarını söyleyerek şeytani cinlerle işbirliği yapmışlardır. Rahmani cinler insanlara yaklaşmazlar. Rahmani olan böyle anlaşılır. Her hangi bir insana cin arkadaşlık etmiş ise o şeytanidir. Rahmaniler insanladan uzak ıssız yerlerde yaşarlar. İnsanların yaşamlarına karışmamayı yol edinmiş olan cinler Allah yolundaki cinlerdir. Bu nedenle günümüzde rahmani cinlerle hayırlı ve faydalı büyüler yapılıyor ve şifalar veriliyor imajını verenler büyük bir günahın içindedirler.
En etkili duayı cinci hocalar, normal hocalar ve medyumlar yapamaz. En etkili duayı kişinin kendisi yapar. Sıkıntısından kurtulmak isteyenin kendisi ve birinci dereceden yakını en etkili duayı okur. Cincilerin duası kabul da olmaz. Kişi kendisi sıkıntısını en iyi kendisi yaşadığından duası ve ailesinin duası da etkili olur. Yalvara yalvara dua etmek mutlaka başarı getirir.
Cinler kabiliyetlerine göre sınıflara ayrılırlar. Yaradılışlarına göre ast üst ilişkisi vardır. Nasıl insanda bilgili olanlar üst bir göreve gelir bir vali, hakim olursa cinlerde de bilgi ve kabiliyetlerine göre görev alırlar. İblis’in kendisi sadece peygamberlere gitmiştir ve her dönemde insanların kutuplarına uğramıştır. İnsanların durumlarına göre iblisin cinleri görev alırlar.
İblis, dünyayı, kadınları, malları ve dünya zevklerini önererek insanları aldatır. İblis öyle şeyler vaat eder ki hepsi dünyalıktır ve insanı saptırır. Dünyaya sırt çevirmiş olanı aldatamaz ve onda başarılı olamaz.
Cin ben der. Ve insanı kendisi gibi gösterip kendisini hiç fark ettirmez. İnsan kendisi hayatını yaşadığını zanneder halbuki cin hayatı yaşıyordur.
Şeytani cini makul doğrular yıpratır. Kişi hareketlerini yaptıklarını sorgulayıp beğenmemenin sonucunda şeytani cini fark ederse onu kendisinden uzaklaştırmış olur. Şeytani cini fark etmek, onu bilmek onun etkisini yıkmak, ona galip gelmek demektir. Bilinmeyenin bilinmesi, fark edilmesi batıl fikre zarar verir.
İnsanın kendine ait en az bir adet şeytani cini vardır. Bedende birden çok cin olabilir hatta hastalık yapmak için yüzlerce bile. Ama birilerinin olduğu yerde diğerleri pek bulunmaz. Geminin sayılı kaptanı vardır. İnsan bir araç gibidir. Yönetilir ve yönlendirilir. İnsan kimi seçerse şoför o olur. Yani ya şeytani cin, yada melek olacaktır; bu insanın hedeflerine ve hayat felsefesine bağlı olarak harekete geçer.
İnsan öldürmek kolaydır. Şeytan insan öldürmek için fırsat kollar. Telkinlerle silahı ürettiren ve ticaretiyle dünyaya yayan iblistir. İkna etmek, merhametli olmak doğru bir yola girmek yerine öldürmeyi seçenler kötü kazancı seçmiştir. Şeytanın yoluna uyanlar şeytanın halkıdır.
Cinler insan hayatında daima vardır. İnsanlarla beraber yaşaması normal ve rutin durumdur. İnsanların doğruyu ve iyiyi anlamasında mutlak bir gerekliliktir. Cinler kötülüğe teşvik etmekle iyiyi ve doğruyu gösterir.
Oruç, cinlerin beden üzerinde etkinliğini kırmak ve azaltmak için vardır. Çok yiyen insanın üzerindeki rehavet, saldırganlık ve tembellik cinlerdendir. Çağın hastalığı obezite cinlerin işidir. Nimetlere kolay ulaşabilmenin sağladığı ortamda sürekli yeme isteğini kışkırtan cinler tat alma hazzına bağlı insanı kullanır.
Oburluk cinlerin işidir. Obezite cin hastalığıdır. Sinirliliğin baş nedeni çok yemektir. Cinlerin telkinleriyle yanlış alışkanlıklar ve yanlış beslenme ortaya çıkar. Zaman içinde sürekli yeme başlar ve obeziteye kadar gider. Ne için yemek yiyorsunuz. Yemek yemek için mi yaşıyorsunuz yoksa yaşamak için mi yiyorsunuz. Sürekli yeme yerine gerektiği kadar yemeyi alışkanlık etmelisiniz. Bunun için şeytanın telkinleriyle oluşturulmuş kabuller yıkılacak ve alışkanlıklar değiştirilecektir.
Cinleri emri altına alacağını sanmak tamamen aptalcadır. Her durumda binek insandır, şoför cinlerdir. Cinler insanı kullanır. Cinlerle uğraşmak yenmek üstün gelmeyi istemek ve dilediğini yaptırmak düşüncesi yanlış ve batıldır.Cinleri insan değil melekler etkisiz kılmaktadır. Bu da ancak sizin Allah’tan dilemenizle olmaktadır. İnsanın kendisi hiçbir şey yapamaz. İnsan sadece etkileri yaşar. Cinlerden gelen etkilerden memnun değilseniz Allah’a dua edersiniz ve hemen görevlenir bazı melekler ve size yardım etmeye başlar. Zaman içinde cinlerin etkisinden kurtulursunuz. İnsan cinlere karşı sadece Allah’tan yardım dileyebilir. Kendisi bir şey yapamaz. Cinlere üstün gelemez. Dua edince birtakım olumlu meleki düşünceler türemeye başlar. Ve cinlerin telkinleri etkisizleşmeye başlar.
Cinler bara giden bir insana zina yapmak ve öldürmek amaçlı gelirken, namazdaki bir insana namazı bozmak, engellemek amaçlı gelir. Her insanın durumuna göre daima kötülük seçimi vardır. Pozisyonunu ne kadar iyi kategoride tutarsan günahın büyüklüğü ve sıklığı da o oranda değişmektedir. Yaşam tarzınız, alışkanlıklarınız, kabulleriniz sizin kategorinizi belirlemektedir.
Cinlerden korunmanın en etkili yolu sürekli Allah ile buluşmak yani konuşmak yani dua etmekle mümkündür. Buna Müslümanlar namaz demektedir. Namaz gerçekten cinlerin kötülüklerini kırmak adına çok etkili bir ibadettir. Günün belli vakitlerinde sadece Allah’tan yardım dilemek cinleri delirtmektedir. Hatta insandan uzaklaşmasına neden olmaktadır. Çünkü insan kendisine yani cinlere güvenmemektedir. İşlerini Allah’a bırakır ve kötülüklerden sakınır. Namaz kıldığınız ve dua ettiğiniz sürece şeytani cinler sizi aldatamıyor.
Şeytani cinler yani iblisin yardımcıları küresel merkezleri yönetti. Menfaate ve sömürgeciliğe dayalı savaşlar çıkardı. İnancı baltalayan birtakım öğretiler ortaya attı. Bilim ve teknolojiyi bahane ederek imanları çaldı. Yalan bir dünya tarihi yazdırdı. Geçmiş kayıtları ve kütüphaneleri yok etti. Darvinizm bizzat iblis’in ürünüdür. Yönetim şekilleri belirledi. Vesayet rejimi, darbe rejimi, baskı ve şiddet iblisin yöntemleridir. Yönetimlere sıkıca tutundu. İnsanlığı mahvedecek Fransız ihtilali, bilindik topraklara coğrafi kesifler, tanrı için yapıldığı zannedilen haçlı seferleri hep iblisten çıkmıştır. Silah üretimi ve ticareti, petrol hırsı ve açgözlülük hep şeytanın işiydi. Dünyayı ne hale getirdiler ve insanlığa zulmettiler. Her zaferin bir sonucu vardır. Gerçekler fark edilir ve batıl terk edilir. İblis başardığını zannediyor. Hem dünyada hem ahirette cezasını alacaktır.
İnsana düşman ve insanoğlunu yok etmek isteyen iblis çalışmalarında muvaffak olamayacak.
İblis insana direkt zarar verseydi tanrıdan büyük bir bela yani azapla karşılaşırdı. İblis insana direkt şiddet kullanamaz ve onun yolu da bu olamaz. Ancak insanları genelde böyle korkutur. İnsanlar cinlerin kendilerine direkt zarar vereceğini sanır. Bu olay korkutmaktan öteye geçemez. Aslında iblis insanı öfkelendirip, kavgalara sürüklemesi daha korkunç değil midir.İblis insana zaten yapacağını yapıyor. O zaman bu batıl korku cahillikten kaynaklanıyor.
İblis insanı ittirip, kaktırabilir. Birtakım hareketler yaptırabilir ama sizi öldüremez ve size zarar veremez. Bir çeşit yel türü gibi hissedebilirsiniz. El ve ayaklarınızdan bedene girmek istediğinde birtakım istem dışı hareketler yaptırabilir. Sizi dürtebilir, sanki biri dokundu hissine kapılırsınız.
Şeytani cinler, insan ve hayvan atıkları (dışkıları) ile beslenirler.
Esneme olayı cinin ağızdan girme olayıdır. Bir insanın esneyecek başka bir insana yönelik zannıyla doğar. Yani bir cin görevlenmiş olur. Yani şeytanın bir insana telkiniyle ortaya çıkar ve bu telkine hedef olmuş diğer insan esnemeye başlar. Beyaz bir cin ağızdan içeri akarak girer. Allah şeytana böyle bir ortam ve imkan vermiştir. Bu nötr yani olumsuzluk yaratacak bir cindir. Sürekli telkinler verir.
Cenabet olmuş bir insanın sırtına cin atlar ve bedene sırttan giriş yapar. Sırt derisinde ve kıl köklerinde hafif bir şey hissedilir. Bazen üşüme hissiyle sırta gelen titreme ve cenabetlik sonrası titreme cinlerin etkisiyledir. Bu titreme üşüme titremesi değildir.
Cinler insanda etkili olabilmek için bedene girmek zorundadır. Ancak bedenin içinden insana telkin verebilir ve hastalık gibi diğer işleri başarabilirler. Genelde bedenin giriş ve çıkış kapılarını kullanırlar. Cinlere karşı bir örümcek ağı örmek istiyorsanız bedene açılan tüm delikler temiz tutulmalıdır.
Cin ve şeytan çıkardığını söyleyenlerin çoğu farkında olmadan şeytani cinlerle işbirliği yapmaktadırlar. Şeytan çıkaran papazlar Tanrı adına bunu yaptıklarını söylerler. Cin çıkaran cinciler Allah için yaptığını söylerler. Şeytani cinler cincilere büyücülere, medyumlara hizmet eder ama bunlar çoğu zaman şeytanların kendilerine hizmet ettiğinin farkında olmaz. Bir şeytan çıkarma ayini ile cin çıkarma ayini aynıdır. Afrika’da, Asya’da, Avrupa’da da aynıdır. Dünyanın her yerinde cin çıkarma adıyla yapılan ayin ve seanslar aynıdır. Seans şöyle başlar. Tanrıya dua ederek başlayan medyum Tanrı adına birtakım güçleri olduğuna inanır. Aslında şeytani cinler ona gelmektedir. Cinler bu kişiyi bildiklerinden hemen yanına gelir. Cinli olduğunu söyleyen bir hasta vardır. Çıkarılan cin hastanın cini değil bilakis cincinin cinleri insanın bedenine girmektedir. Cin çıkaranların cinleri hasta insanın bedenine girerler. Tuhaf hareketler yaptırırlar. Seans ile cin çıkardıklarını zannediyorlar ama aslında cinler cincilerle insana giriyor. Hem hastayı hem de medyum iyi bir iş yaptırıldı anlamında kandırılıyor. İnsanların bağırması, kusması, mide ağrıları ve bayılmalar seansta görülüyor. En sonunda rahatladın mı içinde bir hafiflik odlumu diyorlar. O sırada cincilerin cinleri bedeni terk ediyorlar. Sıkıntıyı yaratanlar da çıkıp rahatlatanlar da cincilerin cinleridir. Aslında cin, şeytan çıkarma falan olmuyor. Çıkan geri gelemez mi? Hem cinler birbirlerine insan için asla zarar vermezler. Afrika’da ilkel dinlerde , Hristiyanların papazları da , Müslümanların medyumları da bu şeytani işleri yapmaktadırlar. Şeytana inanmak ve üstün bir güç olduğunu kabul etmekle bu işe başlanıyor. Bunları çıkartarak tanrıya hizmet ediyorum gibi kutsal bir sapkın düşünceye kapılıyorlar. Aslında cinler kendilerine inanan ve üstün sayan insanların ardından giderek kendilerini fark ettirmeden cin çıkardıklarını zannettiriyor.
Enkabut, karabasan, al karısı bir çeşit cindir. Şeytan tayfasından bir soydur. Biz insanlardaki gözü çekik japon, siyahi gibi. Genelde mezarlıklardan, kırsal alanlardan, köylerden ve kemikli tezekli bölgelerden geçmeniz sonucunda sizi izlerler ve size uykuda gelirler. Bedende tam şekil alarak kasarlar yani ruhu tutarlar. İnsan uyanmak ister ama uyanamaz. Bağırmak ister ama bağıramaz. Bir anda bedeni bırakan cin çekilir ve ruh beden egemenliğini alınca uyanır ve korkar. Aslında korkulacak bir durum değildir. Kokmadığınızı söylediğiniz zaman cin sizden korkar. Cinler sizi izlerler ve söylediklerinizi tamamen anlarlar. Bir enkabut ciniyle sabaha kadar mücadele ettim. O beni basıyor. Uyandırıyor, Ben ona tehditler savuruyordum. Üstümden kalktığı anda yani uyanır uyanmaz makas, bıçak atıyordum. Attıklarım duvarlara çarpıyordu. Sabaha kadar bu durum defalarca tekerrür etti. Sabah ezanından sonra artık cine beni çok rahatsız ettin artık yeter tamam sen üstünsün bırak beni dedim. Ve beni bıraktı rahat bir uyku çektim. Aslında söylediğim yanlıştı. O dönemlerde çocuktum. Ama şimdi bu üstünsün kelimesini onlara asla kullanmam. Çünkü üstünlük Allah’a aittir. Zaten cinlerde insanları böyle kul etmeye çalışıyor.
İstem dışı hareket ve refleksler cinlerdendir. Tembellik, yerinden kalkamama, yorgunluk, halsizlik, derin nefes alıp verme, uyuyamama ve yatakta sağa sola dönme, zihinden sürekli yoğun düşüncelerin geçmesi (yoğun vesvese) cinlerdendir. Uyuşma, karıncalanma, uzuvlarda lokal ısınma, arkadan baş ağrısı, mide ve iç organlarında yer değiştiren ağrı, uzuvlarda ağrı, kramp, kasılma cinlerin etkisiyle oluşabilmektedir. Ve normal insani bir durumdur.
Kalbin olduğu bölgede sızıya benzer rahatsız etmeyen bir şey hissedilir. Bu cenabetliğin sonrasında kalbin yakınına yerleşen cinin belirtisidir. Derin nefes vermek ve iç organlarda değişen yerlerde ağrılar hissetmek, böğür ağrıması gibi ağrılar cinlerin etkisiyledir.
Düşünceler telkinler kendi kendilerine doğmaz. Yani düşüncelerin ve telkinlerin bir kaynağı vardır. Ne ile beslenirler ve neye hizmet ederler. Amaç nedir. Tüm bunlar ‘dış bakış’ yapılarak tespit edilebilir. Bazen cinlerin neyi amaçladığını bile görebilirsiniz.
İblise ibadet eden ve isteklerini yapan bir büyücü ondan yardım dilediğinden iblisin yardımını alır. Bu yardımı inanan insana bile yapabilmektedir. Neden insan iblise ihtiyaç duyar ki. Çünkü kadını, evladı ve zenginliği gibi dünya nimetlerini isteyen ve dünya hayatını önemsemiş ve dünya hayatından başka bilmeyen bu tip insan iblis’e uyar ve iblisten ister. Dünyanın ardından koşan iblis’e kul olur. İnsan istek de bulunduğunda iblis hemen ona yetişir. Özellikle cincilere büyük önem verirler. Cincilerin cinleri kendilerini açıkça gösterirler. Cin çıkarma seansları ve şeytan kovma ayinlerinde yaşanan hareketlerden varlığını görmeniz mümkündür. Titreyen, bağıran insanlar görmektesiniz. Bunlar gerçekten cinlerdir. Kendilerini gösterirler ki insanların yardım dilemeleri devam etsin. İnsanların isteklerinin küçük bir kısmını yerine getirirler genelde kötülük ederler ve durumları daha vahim olur. İblis ile işbirliği yapmak yanlıştır ve cehennem yoludur. Hiçbir iş çözüme kavuşmaz. Yalancıdırlar, onlardan fayda yerine zarar gelir. Şifa değil hastalık gelir. Kurtuluş değil, sıkıntı bela gelir. Onlar Ademoğluna yardım etmezler. Ademoğlunu kullanarak ayaklarını kaydırırlar. Yeryüzünde insanoğlunu mahveden tek varlık şeytani cinlerdir. İblisin ahalisi olan cinler insanoğluna büyük zararlar vermiştir. Savaşlar, cinayetler, zinalar, boşanmalar ve daha sayamayacağımız nice kötü sonuçlar hep cinlerin işidir.
İnsanlar düşüncelerini ve fikirlerini hemen uygulamamalıdır. Düşüncelerinizi denetleyin. Kontrol edin, iyiliğe mi hizmet ediyor kötülüğe mi. Yapacağınız şeyler insanlara faydalı mı zararlı mı. Ona göre elekten geçirin ve hareket edin. İnsan tabiatı gereği zihninden geçen düşünceyi sanki kendisinden çıkmış gibi hemen uygulamaya kalkar, halbuki düşüncenin kaynağı şeytani cinleridir.
İşlerini Allah’a havale eden, Allah’a sığınan olumlu düşünür.Mantıklı olur. Her hangi bir işte sonrasını ve ahiretlik getirilerini düşünerek adım atılır. Kendine güvenen ise kendi şeytani cinine güvenmiştir. Aklına ilk gelenleri yapar, kötü ve batıl yoları seçer. Kaypaktır. Helal yolları reddeder. Haram yollara sarılır. Gıybet eder, suçlar. Hayatı boyunca debelenir durur. Pek bir şey kazanamaz.
Cinleri bağlayan kelime ‘Allah’ım sadece senden yardım diler ve sadece sana ibadet ederim.’ Dir. Ancak bu sadece kelimede olmayacak. Bunu hissedeceksiniz, kime söylediğini bileceksiniz.
Hz Süleyman cinlerden yardım dilemedi. Kafir olmadı. O cinlerle işbirliği yapmadı. Bilgi ve saltanatına Allah kavuşturdu. Allah verdi ve o yüceltti. Süleyman hakkında yalan söylediler ve zatına iftira attılar. Böylece insanları cinlerden dileyerek yoldan saptırmak istemişlerdi. Sonrakiler Süleyman bir kitaba uydu büyü, sihir ve cin işleriyle uğraştı dediler. Süleyman döneminin sonrasında ortaya çıkan bu vesayetçiler cinlerle işbirliği yaptılar. Ve yoldan çıktılar.
Cinler gelecekten haber veremezler. Anın öncesini kimse bilemez. Ama geçmişten haber verirler. Kaybolan bir şeyi bulabilirler. Şu anda farklı ülkelerde olan olaylardan haber getirebilirler. Çünkü yapıları gereği diledikleri yere anında gidebilirler.
Batılıların ifadesiyle vanpir bir çeşit saldırgan cin gurubudur. Bu cinler bazı şartlar yerine getirildiğinde direkt olarak insana veya herhangi bir hayvana saldırmaktadır. Buna tıp kuduz hastalığı demektedir. Günümüzde köpeklerde görülen kuduz ile aynı şeydir. Kuduz olan köpekler saldırgan cine(vanpire) maruz kalmıştır. Bir köpeğin kuduz olma nedeni çok ilginçtir. Bilimsel bir gerçeklik içerir. Saldırgan bir kuduz köpekle insan da geçen saldırgan cin (vanpir) insanı da vanpirleştirmektedir. Tarihin geçmiş döneminde bir beldede kuduza yakalanan bir gurup insan yöre halkına tehdit olmuştu. Vanpir hikayesi o dönemden gelmedir.
Üzülme, sıkıntı, iç daralması, sıkılmak, kötü bir şey olacakmış hissi cinlerdendir.
Enkabut olayı, bir anda topuk ve bacakta karıncalanma, adını sanki uzaktan söyleniyormuş gibi hissetme veya başka sesleri duyuyor hissetme, ensede nefes, arkamda biri var hissi, takip ediliyormuş hissi, uzaktaki şekilleri insana benzetme gibi tüm bunlar tamamen cinlerdendir. Çok nadir olan bu olaylar hemen hemen her insanda görülmektedir. Bir insanda bunlar sürekli görülüyor ise anormaldir. Allah’a ‘özel dualar’ etmek gerekir.
Damar seyirmesi, heyecanlı olma, bağırarak konuşma, sürekli kavgacı yapı, sinirli ve saldırgan gezme cinlerdendir. Hoşgörüsüzlük, her şeyi ters ve tehdit algılama, her şeye tepki gösterme, sürekli şikayet etme, eleştirel yaklaşım, etrafı kınama gibi tüm bunlar cinlerdendir.
İnsanları kırmak, çevresindekilere zara vermek sonra da yaptıklarından dolayı pişman olmak cinlerdendir. Mesela bir kavga çıkarttırır ve kavganın ardından insan pişman olur ve hemen ardından şeytan gelir şeytan gelir ve ‘sen kötüsün’ der., ‘Haksız olduğun halde etrafına zarar veriyorsun.’der. Ve insanı ümitsizliğe düşürmek ister. Allah’a yönelmeyi engellemek ister. Bazen insan bu saldırgan ve canice davranışına bir anlam veremez. Ardından kötü davrandığı için üzülür ve kendini suçlar. İç sıkıntısı yaşar. Şeytan genelde bedeni isteklerini yaptırdıktan sonra insana tam hükmeder ve kötü işler yaptırır. Bunlar çok yemek ve cinselliktir.
Vesvesenin var olması normaldir. Peygamberler dahil tüm inananlar yoğun vesveseye maruz kalmışlardır. Çoğu vesveselerden dolayı sıkıntıya düşmüş ve şikayetçi olmuşlardır. Ancak hiç vazgeçmemişlerdir. Bedene ait şeytani cinlerin vesvese ile insanla uğraşması tamamen imanın bir göstergesidir. Doğru yolda olan insanlara sürekli düşünceler ve telkinler göndererek rahatsız eder. Vesvese çok ise hiç susmayan bir zihine sahipsiniz. Bu tip vesveselere maruz kaldığınızda üzülmeyin, yılmayın. Kötülüğü tercih etmediğin için sizi kötü duruma düşürmek isteyen şeytana sabredin ve onun farkında olun. Onun için tanrıdan yardım dileyin. Şeytan uzunca bir süre sizinle uğraşacaktır nitekim beden cini ölene kadar sizinle uğraşır.
Şeytani cinlerin asıl amacı Allah’a giden doğru yoldan, iyilik ve ibadetlerden alıkoymaktır. İnsana kötülük yaptırarak ümitsizliğe düşürmek ister. İnsan Allah’a güvenci sarsılıp Allah yolunu bir bırakırsa yani kendini bir salıverirse sevinçten coşar. Ve o insanı kirli bir yola sürükler. Kim Allah’ı bırakırsa ona bir şeytan musallat olur. Ve zamanla sizi büyük günaha ve aldanmış bir yaşama sürükler.
Bir de cinler saldırgan yapılarını kullanırlar. Beden cini bazen kışkırtıcı bir yapıya bürünür. Bir de sürekli böyle davranan saldırgancı cinler vardır. Bunlar beden cini değildir dışardan gelen kışkırtıcı cinlerdir. Bu tip cinlere sahip insanlar kendilerini tutarak konuşurlar. Bu tip insanlar olumsuz cümlelerle sert tavırlar sergilerler. Sürekli ters ve kavgacı yapıları vardır.
Zaman hız çağı olduğundan zamanın hızına ruhumuz yetişemiyor ve ruhsal hastalıklar yaşanıyor.
Sağlıklı, enerjik, kaliteli yaşam için az yemeliyiz. Meleklerin bizimle olması için az yemek zayıf kalmak mecburidir.
7 yıkıcı günah. Kibir, açgözlülük, öfke, kıskançlık, şehvet, oburluk, tembellik. Yedisi de birbirine bağlı. Kıskançlık nefreti doğurur, oburluk öfkeyi. Ruhları etkileyen en önemli unsurlardır. Tüm bunlar şeytani cinlerdendir.
Dini çağrılara sırt çeviren, yaşama duyumsamazlık üreten ve faydalı olmayı reddeden kıskançlık cinine maruz kalıyordu. Gündüz şeytanı olan kıskançlık cini insanı böyle aldatıyordu. Uyku nöbetleri, uyuklamaklar sıkça görülmeye başlıyordu. Cin telkinlerle bedendeki ruhu ele geçirince bunları yapabiliyordu. Hayattan zevk almayan ve gelecekten beklentilerini kesmiş olanlar bu cine çarpılıyordu. Bir takım düşünceler ile yaşama arzusunu ve yaşam sevincini köreltir. Umutsuz ve hüzünlü olmanın getirisidir tembellik.
Cinsellik ve şehvet şeytani cinlerin en etkili yöntemlerindendir. Hatta iblis faişeliğin kutsallığından söz eder. Grup seksi, homo seksüelliği, hemcins ile birlikteliği, cinsellikte şiddeti meşru gösterme çabasındadır. Cinsellikte beklentileri yüksek tutarak ve cinsel şiddeti cazip göstererek azgınlaşan ve cazipleşen saplantılara düşürür. Bunların da birtakım sıkıntılara yol açtığı görülür. Sertleşmeme, erken boşalma gibi. Ailelerin cinselliğini bozmak isteyen cinler türlü telkinlerle insanı yönlendirmektedir. Temel amacı insanlığa zarar vermektir bunun için en küçük birim aileden başlar ve onun mahremi cinsellikten aileyi bozmaya çalışır.
Köpekler neden kemiği toprağın altına saklarlar. Kedi ve güvercin cinler geldiğinde neden farklı hareketler sergilerler hiç düşündünüz mü. Cinlerin en lezzetli besini kemiklerdir (insanlar için et konumundadır.)ve köpekler cinlerden saklamak için toprak altına saklarlar. İlginçtir ki cinler toprak altına giremezler. Elektrik gibi enerji bedene sahip olduklarından topraktan olumsuz etkilenirler. Bu nedenle peygamberimizin bazı kafirlere toprak saçma serpme hareketi görülmüştür.
Hayvanların dünyası hareketleri ve hareketlerinin arkasındaki düşünsel faaliyetler hayvanların seçimlerini göstermektedir. Hayvanların da inanç seviyeleri vardır. Hayvanlar da yaşamlarından sorumludur. Güçlü olanın kazandığı bir dünyayı hayvanlar dahi istememektedir. Doğru ve adil olanın kazandığı dünya hayvanlar aleminin de bir özlemidir.
Mesela bir kediye baktığınız anda kedi esner. Esneme anında açılan ağızdan şeytan girmektedir. İnsan için geçerli olan şeyler kedi gibi tüm hayvanlar için de geçerlidir. Kedilere uğrayan cinlerin kedilerde oluşturduğu düşünsel faaliyetler vardır. Kedi türü için kendine has şeytani olumsuz düşünce ve vesvese faaliyetleri görülmektedir.
İnsanların hayvanlardan hiçbir üstünlüğü yoktur. Üstünlük Allah’a aittir. İblisin kibrinden dolayı tanrı insana sahiplenmiştir.