Kizilay
Bilgin Üye
Marburg Ateşi
Marburg Ateşi
Marburg Ateşi
Marburg virüs hastalığı şiddetli kanama belirtisiyle karakterize akut ateşli bir hastalıktır. Hastalığın kuluçka suresi 3 ile 9 gün arasıdır. Hastalığın en erken evresindeki semptomları belirli değildir ve Sarı Humma, Sıtma, Tifo Ateşi gibi birçok yaygın hastalıklardan kolayca ayırt edilemeyebilir. Şiddetli göğüs ve akciğer ağrısı, boğaz ağrısı ve öksürük gibi şiddetli ishal,karın ağrısı, bulantı ve kusma da erken belirtileridir. Şiddetli kanama belirtisi vakalarda büyük oranda 5 ile 7 gün arasında gelişir ve sıklıkla akciğer ve gastrointestinal sistemi etkiler.
Hastalık ilk defa Yugoslavya Belgrat da, Almanya Frankfurt ve Marburg da laboratuar çalışanlarını etkileyen salgınla aynı zamanda teşhis edilmiştir. Salgında 31 vaka ve 8 ölüm olmuştur. Takibinde Uganda'dan enfekte maymunlardan bulaşma görülmüştür.
Virüs Şubat 1975 den beri görülmemiştir. Bu dönemde yakınlarda Zimbabwe'ye seyahat öyküsü olan ağır hasta bir adam Güney Afrika'da hastaneye kabul edilmiştir. Enfeksiyon adamdan seyahat ettiği arkadaşına ve hastanedeki hemşireye bulaşmıştır. Adam ölmüş fakat 2 vaka iyileşmiştir.
1980'de ise biri ölümcül iki vaka Kenya da görülmüştür. Yine Kenya da !987'de ölen bir vaka daha olmuştur.
Kayıtlara geçen en büyük salgın Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde 1988 ila 2000 yılları arasında meydana gelmiştir. Bu salgında 123 ü ölen 149 vaka olmuştur. Salgının çıkış kaynağı Dubra'daki bir altın madeni çalışanları olmuştur.
Marburg Virüs Hastalığı nadiren olarak görülen, Coğrafi olarak da Afrika'daki az sayıda ülkeyle sınırlı bir hastalıktır. Vaka görüldüğünde hastalığın salgın yapma potansiyeli var demektir. İnsandan insana özelliklede hastanın bakımı sırasında kolaylıkla bulaşabilir. Bu nedenle hasta ile temas sırasında çok sıkı önlemler alınması gerekir. Hastalığın yayılımının önlenmesi için hızlı bir takip ve hastaların hemen izolasyonlarının yapılması şarttır.
Yıllarca süren yoğun araştırmalara rağmen virüsün salgınlar arasında doğada nerede saklandığı ve rezervuar olarak hangi hayvanda bulunduğu bulunamamıştır.
Marburg Ateşi
Marburg virüs hastalığı şiddetli kanama belirtisiyle karakterize akut ateşli bir hastalıktır. Hastalığın kuluçka suresi 3 ile 9 gün arasıdır. Hastalığın en erken evresindeki semptomları belirli değildir ve Sarı Humma, Sıtma, Tifo Ateşi gibi birçok yaygın hastalıklardan kolayca ayırt edilemeyebilir. Şiddetli göğüs ve akciğer ağrısı, boğaz ağrısı ve öksürük gibi şiddetli ishal,karın ağrısı, bulantı ve kusma da erken belirtileridir. Şiddetli kanama belirtisi vakalarda büyük oranda 5 ile 7 gün arasında gelişir ve sıklıkla akciğer ve gastrointestinal sistemi etkiler.
Hastalık ilk defa Yugoslavya Belgrat da, Almanya Frankfurt ve Marburg da laboratuar çalışanlarını etkileyen salgınla aynı zamanda teşhis edilmiştir. Salgında 31 vaka ve 8 ölüm olmuştur. Takibinde Uganda'dan enfekte maymunlardan bulaşma görülmüştür.
Virüs Şubat 1975 den beri görülmemiştir. Bu dönemde yakınlarda Zimbabwe'ye seyahat öyküsü olan ağır hasta bir adam Güney Afrika'da hastaneye kabul edilmiştir. Enfeksiyon adamdan seyahat ettiği arkadaşına ve hastanedeki hemşireye bulaşmıştır. Adam ölmüş fakat 2 vaka iyileşmiştir.
1980'de ise biri ölümcül iki vaka Kenya da görülmüştür. Yine Kenya da !987'de ölen bir vaka daha olmuştur.
Kayıtlara geçen en büyük salgın Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde 1988 ila 2000 yılları arasında meydana gelmiştir. Bu salgında 123 ü ölen 149 vaka olmuştur. Salgının çıkış kaynağı Dubra'daki bir altın madeni çalışanları olmuştur.
Marburg Virüs Hastalığı nadiren olarak görülen, Coğrafi olarak da Afrika'daki az sayıda ülkeyle sınırlı bir hastalıktır. Vaka görüldüğünde hastalığın salgın yapma potansiyeli var demektir. İnsandan insana özelliklede hastanın bakımı sırasında kolaylıkla bulaşabilir. Bu nedenle hasta ile temas sırasında çok sıkı önlemler alınması gerekir. Hastalığın yayılımının önlenmesi için hızlı bir takip ve hastaların hemen izolasyonlarının yapılması şarttır.
Yıllarca süren yoğun araştırmalara rağmen virüsün salgınlar arasında doğada nerede saklandığı ve rezervuar olarak hangi hayvanda bulunduğu bulunamamıştır.