Kurum İçi Koçluk - Zuhal Baltaş

Konusunu Sadefan`da Görüntülemektesiniz!..

Kurum İçi Koçluk - Zuhal Baltaş, konusunda bu İçerik Kurum İçi Koçluk - Zuhal Baltaş hakkında en yeni bilgileri, yorumları ve detaylı paylaşımı keşfedin.

Kurum İçi Koçluk - Zuhal Baltaş

- Sadefan.com | Kurum İçi Koçluk - Zuhal Baltaş paylaşımı

Gripin

VIP Üye

Kurum İçi Koçluk - Zuhal Baltaş

Kurum İçi Koçluk - Zuhal Baltaş

Kurum İçi Koçluk - Zuhal Baltaş
Kurum İçi Koçluk Özet - Zuhal Baltaş Kitapları - Zuhal Baltaş Kitap Tanıtım - Kurum İçi Koçluk Kitap Fiyatı - Kurum İçi Koçluk Ön Okuma

Kitap Özet
İş Tatmini Yaratmak, Verimliliği Artırmak
Yönetim becerilerini başarılı kılacak temel değerler, insan sevgisi
ve başkalarını geliştirme istekliliğidir.
Kurum içi koçluk; objektif değerlendirmelerle tanımlanan çalışana, kurum entelektüel birikimini kazandırarak iş tatmini yaratmak ve verimliliği artırmak için kullanılan, hızlı sonuç veren bir öğrenme ve gelişme projesidir.
Bu çalışmayla kurum, koçluk becerilerini geliştirdiği yöneticilere;
• Kişiliği tanıma
• Değerleri yerleştirme
• Kurum iş süreçlerinde farkındalık yaratarak kurum kültürünü güçlendirme
• Çalışan performansını aşırı stres ve rahatlıkta kaybolmadan yönetme
• Yaratıcılığı ve yeni becerileri geliştirme
• Kendine ve ekibine kalıcı başarı için katkı sağlama
imkânı verecek zemini hazırlar.

Kitap Ön Yüzü

http://www.kitapturk.com/images/book/032011/79598.jpg

Kitap Künyesi

Kurum İçi Koçluk

Kurum İçi Koçluk - Zuhal Baltaş
· Remzi Kitabevi
· Basım Tarihi : 03 - 2011
· ISBN : 9789751414328
· Sayfa Sayısı : 56
· Etiket Fiyatı : 7.50 TL
 
Kurum İçi Koçluk - Zuhal Baltaş yeni çıkan kitaplar ve tanıtımları, Kurum İçi Koçluk - Zuhal Baltaş ile forum üyeleri güncel içeriklere erişebilir, kitap incelemeleri ve özetler burada!
Prof. Dr. Zuhal Baltaş'ın yeni bir kitabı yayınlandı. Adı "Kurum İçi Koçluk". 56 sayfalık bir kitap Baltaş'ınki... İki saatte okuyup bitirdim. Son derece yararlı bir insan kaynakları çalışması olduğunu söyleyebilirim. Özellikle iki bölüm dikkatimi çekti. Birincisi, Türk Kültüründe Koçluk, ikincisiyse yeni kuşağın farkının anlatıldığı Diji Y'lere Koçluk. Ama yerimiz malum iki bölümlük değil. Onun için yeni kuşağı önümüzdeki hafta anlatmayı düşünüyorum. Baltaş, Türk kültüründe koçluğun pek de kolay bir şey olmadığını söylüyor. Hollandalı ünlü akademisyen ve araştırmacı Geert Hofstede'nin 74 ülkede yaptığı bir çalışmaya atıfta bulunuyor. Araştırmanın sonuçlarına göre Türklerle batılılar arasındaki en ciddi farklardan birisi, batı kültüründe yöneticilerin, yanında yer alanlarla doğrudan ilişki kuruyor olmaları. İnsanlar olayları ve duygularını olduğu gibi getirmekten çekinmiyorlar. Bizimki ve benzer kültürlerde ise insanlar, olaylar ya da duygular hakkında açık açık konuşmak yerine ima etmeyi tercih ediyor. Uyum çok önemli olduğu için yüzleşmek zor oluyor. Baltaş, bu yöntemi tarif eden iki atasözünü örnek veriyor: "Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla" ve "Anlayana sivri sinek saz, anlamayana davul zurna az." Bir diğer ciddi farklılık ise hiyerarşik yapıda yatıyor. Türk kültüründe çalışanlar, yöneticisinden kendine ne yapması gerektiğini söylemesini bekliyor. Oysa batılı bir ülkede, örneğin İsveç'te, yönetici, çalışana talimat verirken "Bak bakalım bu konuda ne yapabilirsin" diyor. Yani inisiyatif koymaya yönlendiriyor. Türkiye'nin farklı yerlerinden 4 bin 824 çalışanla yapılmış olan bir başka araştırmaya göre Türk iş yaşamında liderlerin yaklaşımı, sırasıyla otokratik (yüzde 53), babacan (yüzde 25), danışan (yüzde 13.6) ve demokratik (yüzde 8.59) olarak sıralanıyor. Baltaş, "Liderlerin yarısından fazlasını yansıtan otokratik tarzın en kısa tanımı, kararları liderlerin vermesi ve çalışanlara bu kararlara uymalarını beklemesidir" diyor. Baltaş, buradan Türk kültüründe koçluk yapmanın niye güç olduğu konusunda ilginç bir analiz yapıyor. Sözü kendisine bırakalım: "Türk kültürünün bu özelliği koçun ikilemi olabilir. Çünkü koçluk, çalışana kendi çözümünü buldurmayı hedefleyen, katılımcı bir süreçtir. Kişi ancak kendi çözümünü sahiplenir, kendi çözümünün sorumluluğunu alır. Oysa Türk kültüründeki hiyerarşik yapı katılımcılığa kolay izin vermez. Bunun tek sebebi, yöneticilerin kontrolü vermek istemeleri değildir. Çalışanlar da katılımcılığın getirdiği sorumluluktan kaçmak ister. Türkiye'de yapılan bir araştırma, astların, karar sürecine katılmaları teşvik edildiğinde dahi yönetimin sunduğu öneriler arasından ve yönetimle çelişmeden seçim yapmayı tercih ettiklerini göstermektedir." Peki Türk kültüründe koçluk yapanların ne yapmaları gerekiyor? Baltaş "Dinleme, geri bildirim verme, empati gösterme gibi becerilerini artırmak yolunda gelişim programlarına katılan yöneticiler, çalışanlarının inisiyatif almasını ve katılımcı olmalarını kolaylaştırır" diyor. Ama Baltaş'a göre tablo hiç iç açıcı değil. Bu özelliklerin bilincinde olmayan ve çalışanıyla ilişkisini sorgulamayan yöneticiler çoğunluğu oluşturuyor. Genelde Türk kültüründen gelen yöneticilerin koçlukla ilgili yaptıkları hatalara bakalım...
1. Her şeyin kendiliğinden yoluna girmesini, problemin hallolmasını beklemek.
2. Çalışana yanlışlarını göstererek doğrusunu söylemek ya da "ya kendine çeki düzen verirsin ya da çekip gidersin" tarzında sert çıkmak.
3. Beceri/yetkinlik geliştirme koçluğu verecek yerde "buna vakit harcamaya değmez" diye düşünmek ve işine son vermek.
4. Seçme, yerleştirme ve yükseltme süreçlerinin özenle yürütüldüğü kurumlarda işleri oluruna bırakmak, dikte etmek ya da çalışanı hemen gözden çıkartmak.

İçerik ya da duygu aktaran iletişim
Baltaş, bu tür iletişimler hakkında, iki yöneticinin, çalışanlara tavrı konusunda örnek veriyor:
1. İçeriği saklayan, duyguyu aktaran iletişim: "Böyle bir çalışma düzeni olamaz, değil mi! İyi ki sana bu koçluk programında yer vermişler. İş hayatı bu, keyfe bağlı bir çocuk oyunu değil ki... Esasen onun bile kuralları vardır."
2. İçeriği aktaran, duyguyu kısmen saklayan iletişim: "Sabah saat sekizde başlanması gereken sunuma ancak dokuzda başlamış olmanı nasıl değerlendiriyorsun? Günün devamında işlerin aksamaması için neler yapacağını yöneticine özetlemek ister misin?" Zuhal Baltaş'ın yorumu: İş hayatında ne yazık ki yukarıdaki örneklerin ilkine tanık olmaktayız. Doğrudan, hatta saldırgan ve suçlayıcı. Ancak muğlak içerikle kurulan iletişim, sonuç vermez ve karşıdakini savunmaya geçirir. Tam olarak ne söylemek istediği belli olmadan çalışanlara kızan ve laf sokan yöneticiler, karşısında hayal kırıklığı ve kızgınlık duyan, ne yapacağını şaşırmış çalışanlar bulur.

Aydın DEMİRER
İş'te İnsan - Aydın Demirer: Türk kültüründe koçluk zor zanaat
 
Geri
Üst