Küfrüm Aşar Edebimi

Konusunu Sadefan`da Görüntülemektesiniz!..

Küfrüm Aşar Edebimi, konusunda bu İçerik Küfrüm Aşar Edebimi hakkında en yeni bilgileri, yorumları ve detaylı paylaşımı keşfedin.

Küfrüm Aşar Edebimi

- Sadefan.com | Küfrüm Aşar Edebimi paylaşımı

AloneLord

Genel Sorumlu

Küfrüm Aşar Edebimi

Küfrüm Aşar Edebimi

Küfrüm Aşar Edebimi

O kadar çok kaybedecek bir şeyim yok ki, bana düşman olup canımı yakmak isteyen herkesin önce bir şeyleri sevmeme, bir şeyleri sahiplenmeme ve önemsememe yardım etmesi gerekiyor.
Beni yeniden doğurması lazım annemin.
Bu cesaret bana fazla.
Bu korkusuzluk,
Bu ne olacaksa olsun hissi..
Fazla.
Fazla bu kadar biliyor olmak,
Bu kadar çok hazır olmak herşeye.
Bu kadar alışık olmak dostun iki yüzlüsüne, sevgilinin kahpesine...
Fazla.

Benim gibiler için hepiniz birer orospu çocuğunuz.
Biz hiç birinize, hiçbir şey hissetmiyoruz.
Ne sevgi, ne kin, ne öfke..
Ve hatta canım,
Kırın bizi dilediğinizce, biz kırıldıkça keskinleşenlerdeniz.
Anlarsınız sütten kesilmiş bebek gibi, kesilince..

Bir sabah uyanırsın.
Öyle kaygısız,
Öyle endişesiz bir hayattır ki uyandığın,
Arkana yaslanıp, gülümsersin.
Bütün acıları ezbere biliyorsundur, tüm berbat duyguların sonunda varacağın yerin neresi olduğunu, büyüyeceğini, büyüdükçe daha sağlam basacağını yere, daha dik duracağını..
Bu yüzden ufacık bir korku yoktur içinde.
Allah'a sığınmışlığın haklı huzuru biraz gönlünde,
"Hadi" diye bağırasın gelir, "Hadi gelin üstüme."
Alaycı bir gülümseyişle elbette.

Şimdi siz kim oluyorsunuz,
Hatta kimsiniz lan siz ?
Ben bir kez daha öğreniyorum ayağa kalkmanın, ayağa daha güçlü kalkmanın yolunu her düşüşümde.
Her ihanet bana bir kez daha hatırlatıyor hesap gününde karşımda it gibi dizilişinizi izleyeceğimi.
Her yalan,
Her haksızlık,
Bir düğüm atıyor dilime.
Haklı olanlar konuşmaz bebeğim,
Sabretmek imandandır.
Ve öyle bir geceniz olur ki, öyle bir sancı oturur bugün değilse elbet yarın ciğerinize neyse diyerek susulmuş her kelimem ok gibi saplanır beyninize..
Siz kazanılmış bir savaş sanırsınız, benim imtihandır deyip geri adım attığım yerde.

ALINTI....


******************************

Öyle bir dua ettim ki sevgilim,
Benden önce ölemezsin !
Ben seni böyle sevdim.
Ödüm koparcasına,
Korkuyla,
Uyandım kalbini avuçladım,
Nefesini yokladım geceleri,
Kokundan öptüm..
İhanet sayılır diye kimsenin adını bile değdirmedim dilime..
Kızdım,
Darıldım,
Kırıldım,
Yine de ilk bendim yakacak olan bu dünyayı saçının tek teline..
Ağladım,
Bağırdım,
Yoruldum,
Yine de sana sarıldım beni en derinden yaraladığın günlerde bile..
Bütün veda cümlelerini unuttum, ayrılıkları yakıştırmadım bize.
Ben seni böyle sevdim.
Bilenmiş bıçak oldum senden başka herkese.
Senin terinle arındım kirinden bu hayatın.
Sen ellerimi tuttukça güçlendim.
Unuttum eksik olan ne varsa, seninle tam oldum. Tamamlandım.
Gözlerine bakınca sevgilim,
"Burası" dedim "Benim memleketim. Burası evim. Burası benim cennetim."
Gözlerine bakınca,
"Burası bayrağım" dedim "Bayramım. Burada yeşeriyor benim özgürlük çiçeğim."
Gözlerine bakınca,
"Burası" dedim "O her yerde aradığım. Burası uğruna can vereceğim."
Gözlerine bakınca, güzelliğine ayıp olmasın diye nefes almayı erteledim..

Sonra birdenbire gece çöktü gözlerine,
Diz kapaklarımdan vurulmuşcasına bağırmak istedim.
Vurulmuş olmak istedim.
Beynime çivi çaksınlar,
Başka türlü mümkün değilim ben.
Senin canın sağolsun da sevgilim,
Keşke benim canım sağ olmasaydı sen giderken.

**************************

"Sen, yıllar sonra benimle ilgili bir tek şunu söyleyebileceksin kendine utanarak; Ben beni canından çok seven bir kadına ihanet ettim."
Üşüyen ellerini bıraktım.
Yoluna çukur kazdım.
O'na kendi bataklığımın rengini bulaştırdım..
Bir uçurumun kenarından aşağı bıraktım.
Tek isteği biraz huzur olan bir kadının ruhuna tecavüz ettim !
O'nu kırdım.
Bacaklarımın arasından süzülüp gidecek bir kaç dakikalık zevk uğruna o'nu sattım.
Ateşe verdim hayallerini.
Sözümü tutmadım..
Benim kanımı taşımış bir kadını üzdüm.
Bütün dualara adımla başlayan bir kadına Allah'sızlığımı sundum.
O'nu bir kez daha elimi uzatıp ayağa kaldıramayacak kadar uzağıma düşürdüm.
En parçalandığı anlarda bile bana sarılan kadına sonsuz mutsuzluklar aşıladım.

Yıllar sonra aklına geldiğimde bir tek şey kalmış olacak benden geriye,
Ben seni hiç kirletmedim.
Tüm masumluğumu bıraktım avuçlarına,
Kimseyi sevmeden geldim ve kimseye gitmeden bekledim.
Uzun uzun ağladım,
Ağladıkça tükendim.
Ben, beni en derinden yaraladığın anlarda bile kanadığım belli olmasın diye sana gülümsedim.
Durup durup merak ettim..
Senden sonra ölmek istedim.
Senin en kabul edilemez suçlarına ortak oldum..
Dudakların, dudaklarıma değer değmez sarhoş.
Bir şeyler güzelleşti adım her diline değdiğinde.
Bir şeyler tanrılığını ilan etti sen dizlerime koyunca başını..
Bayram sabahını bekleyen çocuk heyecanı doldu ne zaman baksan gözlerime.
Yüzümdeki çizgileri ezberledim,
Saçlarının kokusunu öptüm sen uyurken..
Kardeşim,
Abim,
Babam,
Oğlum,
Sevgilimdin..
Ben seni en eksik yanlarımın yerine koydum, nereden yoksunsam orayı seninle doldurdum.

Yazık.
Yetinemedin.

"Sen seni canından çok seven bir kadına ihanet ettin."


***************************

Unutursun.
Herşeyi unutursun.
Herkesi unutursun.
Nefesinin kesilecek gibi olduğunu,
Ağladığın geceleri,
Terkedilmişliğini,
Bırakıp gitmişliğini.
Unutursun.
Keşke unutulmasa !
Çivilense bazı şeyler ömrümüze.
Orada kalsa.
Bizimle paslansa.
Unutulmasa.
Unutulmayacağını bilsek.

Bu kadar insan olmasam ben !
Kibirli,
Gururlu..
Geçip gidecek diyemesem.
Geçip gitmese.

Kendimi buna inandırabilsem.
Unutulmayacağına !
İki yabancı olmayacağımıza yıllar sonra.
Ayağımı denk alsam.
Kaybetme korkusuyla titresem.
Unutamayacağımı bilsem, böyle kolay söküp atamasam.
Mesela ömrüm boyunca uyuyamam senin yüzünün düşüyle.
Ama keşke uyuyabilsem.
Unutursun diyorlar.
Unuturum.
Elbette unuturum.
Ama keşke unutamasam.
Alnımın ortasından yediğim kurşun olsan.
Ölüm olsan,
Aklımdan çıkmasan.

Ah !
Bu ben kadar insan olmasam.
Unutamasam.
 
Küfrüm Aşar Edebimi şiirler ve edebi içerikler, Küfrüm Aşar Edebimi ile forum üyeleri duygu dolu paylaşımlara ulaşabilir.
Küfrüm Edebimi Aştı Bu Gece

Sen benim gözümde bir hiçsin artik,
Nefretim aşkımı aştı bu gece
Bugün ki sözlerin söz müydü artik
Son sözün sabrımı aştı bu gece

Kolayca bitsin bu diyemedin de
Salladın savurdun basiretsizce
Hiç mi ders almadın onca gezdik de
Yağmurun rahmeti aştı bu gece
Yürümeyen neydi, ilişkimiz mi?
Günüm bomboş deyişimiz mi?
Sensiz yasayamam çelişkimiz mi?
Yalanın doğrunu aştı bu gece

Evlenmek hayali kapımda idi
Giriş kat evimin boyası yeni
Mobilyan, takımın, alınmış idi
Vuslatım tadını aştı bu gece

Yemedim yedirdim ne varsa sana
Üç kuruşum olsa verirdim daha
Memurdum yoksuldum hatırlasana
Hafızam haddini aştı bu gece

Ayakların donmuş, üşümüştün de
Gece yatamamış üzülmüştüm de
Bir ay oruç tutup yememiştim de
O çizmen boyunu aştı bu gece

Yapılan söylenmez, gelmezmiş dile
Allahtan beklenir kul bilmese de
Kızgınlığım buna, sebep ise de
Sabrım miadını aştı bu gece

Onca gez toz benle, seviyorum de
Sonra git nişanlan bir de ona de
Şerefsizlik değil, nedir bu söyle
Küfrüm edebimi aştı bu gece

Sana son bir sözüm, nasihatim var
Aldığım ahlakla bir terbiyem var
Senin doğuran ana deyip geçmek var
Saygım adabımı tuttu bu gece
Gönlümün romanı bitti bu gece
Hangisine yansam simdi gün gece
Ömrümden beş yıl gitti bu gece…

Bedirhan Gökçe
 
Gözlerime bak!Kan çanağı bu gözler senin eserindir.Uykusuz gecelerim gibi.Sen kazandın.Artık aşk adına savaşmaktan yoruldum.Takatim kalmadı.Benim azmimi bile alt ettin sen.Şimdi atabilirsin zafer naralarını.Sonu gelmez kompleks duygularını sindirebilirsin içine.

Herşey bitti artık bende.

Yolun başındayım henüz.Geçecek.Bu günlerim de zamanın içinde
yitecek.Buruk bir gülümseyiş kalacak bana.Gecenin koynunda anacağım belki bir iki defa.
Durma ganimetlerini topla.Bakalım ne bulacaksın.Sana plaketler mi verirler sanıyorsun.Salaksın!Sen Zafer sandığın bu galibiyetle hayatının anlamını feda ettin.Karakterini kurtardığını sandığın anlarında aslında kendini yitirdin.

Ve ben gidiyorum.
Ya da sen gitmek zorundasın artık bu yerden.En azından benden kovuldun.Kalmadı artık ne vakit,ne sabır ne de çaba.

Gülümse durma kahkahalarını koyuver artık.Herkes seni tebrik edecek git ve mutlu ol.Ama topla şu ganimetini hadi.Ben de kalmasın.Kaldıramam bıraktığın son izleri.Kalbimin kırıklarını zafer işareti olarak topla ve GİT...Ardına bakma asla gelmeyeceğim.Asla...

Senin zaferin benim mağlubiyetim olduğu için kaybetmeye razıyım.Yoksa katlanamazdım yenilgilere.Ben sana yenildim,ağır gururum bana.Ben zaten gururumun boyunduruğu altında.Git
 
Sonra ne oluyor biliyor musun ?
Geçiyor.
Bir zamanlar uğruna dünyayı karşına alabileceğin adam yabancılaşıyor sana..
Adım adım uzaklaşıyorsun..
Kör kalsa, yatalak olsa, bacaklarını kaybetse vazgeçmeyeceğin adamın buna hiç değmediğini farkediyorsun..
Bir an geliyor bir şeyler kırılıyor içinde. Bir şeyler dökülüyor..
Sonra ne oluyor biliyor musun ?
Ölmeye gidiyoruz diyerek ellerini tutsa, tereddütsüz gideceğin adamı hayretle izliyorsun..
Usul usul ağlıyorsun bir yerlerde, gidişine değil haketmeyişine..
Bir an geliyor, dayanamıyorsun.
Sonra ne oluyor biliyor musun ?
İp kopuyor en sağlam yerinden.
En güvendiğin adamın bıçak izi kalıyor sırtında..
Kelimelerle anlatılamayacak kadar sarsılıyor hayallerin.
Grileşiyorsun.
Oysa biraz umudun olsa,
Cinayet işlerdin uğruna.
Bu kadar çok düşmüş olmasaydın, daha güçlü kalkardın ayağa..
Biliyorsun.
Çaresi yok, en çok buna yanıyorsun.
Sonra ne oluyor biliyor musun ?
Anlıyorsun.
Korkuyorsun.
Öyle çok yormuş oluyor ki seni,
Ve öyle eksiltmiş,
Masumiyetine ateş edilmiş gibi hissediyorsun.

Kimse o'nu senin kadar sevemez.
Vazgeçerken,
En çok buna üzülüyorsun.
 
NeDe oLsa KaHPeLik SoN MoDa

Çok şey istememiştim haLbuki !
Yüreğinin en kuytu köşesinde küçücük
bir yer yeterdi..
Şimdi daha iyi anLıorum o
sebepsiz suskun qidişini....
Sen hiç benim oLmamışsınki !
Ben hep kandırmışım kendimi..
OLurda birqün
akLına qeLirsem..
GüLümseyerek hatırLa
beni..
!TebessümLe an qeçirdiqimiz o
qünLeri.....
Ve seni deLi qibi seven bu
yüreğimi . .
 
Sen Gidince Ağlamadım

Her biten aşkta
Biraz daha azalırmış insan
Sen gidince anladım.

Bu sabah uyanınca,
Aynaya baktım da..
Gözlerimin altında
Mor halkalar oluştuğunu gördüm.
İçimin karanlığını gördüm.

Meğer,
Neler alıp, götürmüşsün benden..
Bana
Benden başka bir şey bırakmamışsın !
Bir bilsen..
Benden hiç bir eser kalmamış..

O gün..
O sokağın başında..
Gözlerim doldu.
Sevgimden bir şeyler koptu
Sarsıldım.
Kırıldım.
Soğukta kalmış bir serçe gibi
Tir tir titredim.
Dudaklarımı ısırdım
Kan aktı
Hiç acı duymadım.
İçim cayır cayır yandı da..
Sen giderken ağlamadım.



Necdet GÖKNİL​
 
satirlarda adate kayboldum, hepsini satir satir okudum,
harika secim ... varol hocam
:sm56
 
“Evet, değiştim.

Eskisi gibi iyi biri değilim. Çünkü birşeylere αlıştıktαn sonrα, kαybetmekten yoruldum.
Güvenim yok kimseye ve sırlαrımıdα söyleyemiyorum. Çünkü her sαhte gülücüğün αrkαsındα sαklαnmış bir kαlleşlik vαr ! İnsαnlαrdαn uzαklαşmαyα çαlışıyorum. Çünkü en nihαyetinde hepsi bırαkıp gidecek, hepsi.
Evet, değiştim.

Çünkü fαrk ettim ki, kαileye αlmαm gereken tek kişi kendim olmαlıyım, sαdece kendim.
Ben öyle yαpmıyorum işte, herkesi düşünüyorum.Artık benim için kendim vαrım , bi gün pişmαn olursαnız ,
O gün yine ben kendim olαcαğım .”

****

Gün geliyor en yakınım dediğin insanın artık en uzağında olduğunu fark ediyorsun.

Her ihtiyacında uçarak gittiğin, beraber güldüğün, beraber ağladığın, her koşulda yanında olduğun insan artık senin mahvoluşunu uzaktan yabancı gözlerle izliyor. Tanıyamıyorsun gözlerini. O eskiden sana sımsıcak bakan, içini ısıtan, kalbinin deli gibi atmasına yol açan gözlerin artık öyle bakmadığını görüyorsun sana.Sesindeki soğukluk içini ürpertiyor bazen.
Öpmeye bile kıyamadığın dudaklarının arasından dökülen buz gibi sözleri yakıyor canını. Kabullenemiyorsun ondaki bu değersizliğini. Kendin için berbat bir durum olsa bile hep onun için en iyisini yapmaya çalışmıştın oysa bunca zaman. Nerede yanlış yaptığını düşünüp durarak geçiriyorsun günlerini. O böylesine uzaktayken onsuz ve içten gülmek imkansız gibi geliyor değil mi? Yerine kimseyi koymadığın insanın gözünde varlığının bile bir değeri yok aslında. Kabullenemiyorsun belki ama öyle, biliyorsun. Tüm gün “nerede, nasıl, ne yapıyor, kiminle” diye düşündüğün insanın umrunda olmamak çok zor geliyor. Yorgun düşüyorsun beklemekten, özlemekten bir süre sonra.
Bir gün mutlaka döneceğini umsan da, içten içe onsuzluğa alışman gerektiğini de biliyorsun hep.
 
Susmalıyım

Yine bir gece ve yine baş başayım kendimle, işte yine seni bulup kaybettiğim yerdeyim.
İnsanın bir şeylere karar vermesi ne kadar zor; ya seni içime gömmeli ya da artık içimden söküp atmalıyım. Ama her ne olursa olsun susmalıyım. Hangisi daha zor, hangisi daha acı? Gerçekten gitmeli miydin, yoksa kalıp yanımda savaşmalı mı?... Bir yol arıyorum kendime, bulduğum tüm yollarsa sana çıkıyor…

Kapanmalı artık gözlerim. Sonsuz bir karanlıkta tek başıma yürümeye devam etmeliyim... Yürümeliyim ardıma bile bakmadan, yürümeliyim parçalayarak değerleri ve sevgileri, yok ederek yaşadığım tüm zamanları...

Nasılda acımasız zaman. Nasıl da yüceltmiştim seni gözümde. Tutup kendi ellerimle koymuştum en yükseğe, sonra keyifle izlemiştim yüceliğini. Ama yine ben bitirmeliyim. Tutup kollarından indirmeliyim olduğun yerden. Ya da seni ölene kadar yaşatmalıyım içimde..... Ne kadar zor bir karar..

Bir yanım: “Bir daha kimse, hiç kimse onun kadar çok sevilmeyecek”, derken, bir yanım sakin, sessiz...

Zaman geçiyor, acım dinmiyor. Kapanmıyor yaralarım.. Tükenirken ben, aklımda bir tek sen... Görüyor musun, yine konuşuyorum ama sessizce. Susmayı öğreniyor yüreğim..

Ama ben kararımı verdim...

Seninle olduğum zamanları düşünmek bile bana mutlulukların en büyüğünü yaşatıyor..

Seni Seviyorum ve Ölene Kadar Seveceğim...
 
Nasıl da, yorgunum

Yaşamaktan değil ama yaşatmaktan…
Didinmekten,gözümde canlanmasa bile yaptıklarım…
Zayıflığımın tepesinde şovalye rengine bürünmekten…
Nerede olduğumu bilsem bile…Yoruldum…
Yorgunum…

Yaptıklarımdan değil yapamadıklarımdan…
Yaşamadıklarımdan, yaşatamadıklarımdan…
Yıprandım, kırıldım, eğildim…
Kestirip atamadıklarımdan ve attıklarımı toplayamamaktan…
Yoruldum…
Yorgunum…

Hissetiklerinden değil hissetmediklerinden…
Kafesleri kırmak zorunda olduğumdan,,,
İstemesem de gerildim, kızdım…
Sıkıldım sevgimi kanıtlamaktan…
Yoruldum…
Yorgunum…

Anlatmaktan seni, onu, diğerini…
Anlatamadım, dinletemedim…
Kimim ? Neyim ben ?
Beklemekten sıkıldım…
Ne zaman sıra bana gelecek dinleneceğim diye…
Yoruldum…
Yorgunum…
Yürümekten karıncanın ağırlığıyla…
Mutsuzum…
Gösteremediğim için geçtiğimiz yerleri…
Ben her adımını yaşasam bile yolculuğun…
Farkında olamamandan…
Yoruldum…
Yorgunum sevmekten…
Sığmadığı için tek bir yüreğe…
Tutulamadığı için bir çift elle…
İki kişilik yoruldum…

Yine de bıkmadım!
 
Nefret Ediyorum [(Yalan)] AŞK'tan


Bugün son
kapatıyorum yüreğimi sana
vicdanımı kaldırdım eskilerimin arasına
pencerenin aralığından bakmak yok artık yola
ne zaman gelecek demeklerde bitti
yağmur yağarken yanlız yürüyeceğim
geceleri su vermene gerek kalmadı
şimdi bitiriyorum senli günleri
ben gülüyorum sen ağlıyorsun
neyse artık uzatmayalım
çıkar maskeni
sende bu ağlamanı güldüklerine say...
 
Keşke Tanımasaydım Seni

Keşke tanımasaydım seni
Keşke tanımasaydım seni
Omuzlarıma bu kadar yük binmezdi o zaman
Gözlerim ağlamayı bilmezdi
O kadar sık kalbim çarpmazdı böyle delicesine,
Benim de ellerim sımsıcak olurdu mutlaka
Ankara Geceleri asla uykusuzluk çekmezdim sabaha kadar
Rüyalarım, hatta tatlı hayallerim olurdu
Duygusuzca düşünmezdim yokluğunda günlerimi saatlerimi
Hem hiç üşümezdim böylesine ölü soğukluğunda
Hırsla takip etmezdi beni böyle kötü kaderim
Kan çağına dönmezdi gözlerimin ta içi.
Kayan yıldızlardan bende farklı dilekler tutardım,
Duyardım, anlardım yanımda konuşulanlari,
Hayretim bu kadar artmazdı o zaman
Bende gülerdim zaman zaman
Deniz ve mehtap benim için de önemli olurdu.
Hele kara saplı bıçak dostum olmazdı sırtımda
Güneşsiz dunyamda kavrulmazdı ciğerim
Beynim ise böylesine hırçın uguldamazdi
Kar yüreğimde damla damla vurmazdı.
Göz yaşlarım ruhumu daraltmazdı, benliğimi sıkıştırmazdı
En tiz sesi ile çığlıklar atmazdı göğsüm
Simsiyah yankılar oluşturmazdı ufkumda.
Saçıma sakalıma bende bakardım.
Delicesine bütün gücümle sigaramı çekmezdim.
Keşke tanımasaydım seni...
Keşke.... !!!
Kara saplı bıçak dostum olmazdı.
Kar yüreğimde damla damla vurmazdı göz yaşlarım
Dedim ya ulan keşke tanımasaydım seni...

alıntı...
 
~ SUSKUNLUGUM ~

Sana Diar ßirşeyLer kaLeme aLmiyorsam,
sebep maziye hürmetimdendir......
yoksa zehir zemberek sözLer tüm ihtişamiyLe
hazır durmuş heybemDedir........

DegerLi oLan sen degiL yaşanıLan sevDadir,
ki sen DegiL o yüregimDedir....
Yoksa ihanetin siLinemez ßir yaziyLa işLenmiş,
an ße an beynimDedir........

Çoktan Tuz ßuz oLdu bu SevDaya Dair ßende kaLan
tüm Aşk kırıntıLarı.....
Yoksa ßir anLamı var diye DegiL,yaşanıLmiş ıLk Diye,
SiLmeden ßırakıyorum o hatıraLarı...
 
Sevgiliye Son Söz

Hersey bir bir kaybolur gibi

Yoklara karismak üzereyiz.

Yanyana izledigimiz filmler yok artık.

Belki bir tiyatro oyununun taa kendisiydik ikimiz.

Birdik bizdik “en”dik tektik…

Sahi biz ne zaman bittik?

Her sey zaman istiyor ve

ben yırtıp atiyorum bir kagıda yazdıgım seni ve sana dair herseyi

Elveda sevgili…
 
Can Yaram

Merhaba Can Yaram..
Birlikte yürüdüğümüz sahildeyim. Yalnızım.
Sigara içiyor ve sana bunları yazıyorum.
İlk olmayan ama en son olacak olan mektubum bu.
Gözlerine ilk baktığımda, yar’le bir olmuştum.
Yar’le bir olmak demek, acı çekmekti senin lügatında.
Elbet acı çekecektim.
Buna çoktan hazırdım.
Ama önemli olan değecek birinin olmasıydı.
Umulan ama bulunmayan değil…
Öyle inanmıştım ki mutlu olacağıma.
O kadar emindim ki kalbimin karşılık bulacağına.
Ama… maalesef, kaybedişlerin en acı olanı mutluluğa ramak kala olanıymış..
Kırık bir aynaya bakmak gibiydi seni sevmek.
Kalbim gülse de yüzüm kesikler içinde…
Durmadın gözlerimde.
Oysa razıydım yalana bile, seni bana getirecekse…
Ama sen benim hep kendime söylediğim fakat kendimi hiç inandıramadığım bir yalan olarak kaldın.
Aşk; yanlı bir tutumdu ve hep senden yanaydı.
Biliyordum; içinde "hoşça kal" saklayan bir gelişti seninkisi.
Belki de gelişin en başından bir gidişti.
Çünkü gidenler hep haklı kalıyor ve aşk acıdan yana çıkıyordu.
Yine de denemekten vazgeçmedim.
Seni hep sevdim. Her işte bir hayır vardır dedim.
Ama her hayrın da bir bedeli olduğunu bilemedim.
Ben bu bedeli gitmek zorunda kalarak ödüyorum şimdi.
Şimdi sende bitiyorum ya ben; beni kimseye söyleme!
Herkesin gözünde bir mecnun olmak değildi niyetim..
Neden yalnız kalmak, uzaklaşmak istiyorum biliyor musun?
Çünkü insanları iyi tanırım. Yalanı gözünden anlarım.
Yalanlar çok konuşur.
Yalancılar, kelimeleriyle açtıkları yaraları suskunluklarıyla örtüp giderler.
Daha da gidecekler. Çünkü herkes yalanlarıyla gider, ben inandığımla kalırım.
Kim bilir kimleri mutlu etmek adına beni üzdüler.
Ama olsun. Benim şiir açan papatyalarım vardı.
Onlara sarılmak beni yine ben yapardı.
Ya onlar? Boş ver! Bazı insanların doğumu bile kürtajdı!
Sen beni sevmesen de hiçbir zaman onlardan olmadın.
Sen başkaydın.
Senin asla bulamayacaklarını ben çoktan tüketmiş olsam da, ben sendeki masumiyete aşıktım.
Seninle ölmek çok kolaydı da senden sonra yaşamak bana haramdı.
Bunları bile bile atıyorum kendimi yalnızlığın koynuna.
Yalnızlık da neymiş, sensizliğin yanında?
Biliyorum..
Baktığım her yerde izlerin olacak.
Ama bil ki her yerde değilsin, benim için her yer sensin.
Bunları sana yazdım ama sen bunlar değilsin,
Sen; yazdıklarımdan çok öte, yazamadıklarımdan çok beridesin.
Bu çektiklerimizin acısı acaba neyin anısı?
Çok değil, uzun sevmeni istemiştim, nefesin yettiğince.
Ama sen baban gibi beni sevdin. Artık beni öyle de sevme..
Çünkü ben o eski ben olamam senden gidince..
Gözyaşlarıyla bile temizlenmiyor karşılıksız aşkın yürek lekesi.
Bu yüzden artık gitmeliyim. Yenildim!
Terk etmiyorum seni; sadece senden mahrum bırakıyorum kendimi.
Tıpkı senin de yapmak istediğin gibi..
Söz veriyorum! Sen hiç farkında olmasan da, seninle ilgili kurduğum hayalleri kimseyle yaşamayacağım, yaşayamam!
Ben seni bambaşka sevdim, başkalarını seni sevdiğim gibi sevmeyeceğim.
Bu mektubu sana kısa süre sonra vereceğim.
Yine hep isteyip de yapamadığımız gibi, içimizden kopan anlam veremediğimiz parçamız gibi, sarılamadan yanından gideceğim.
Giderken ardıma dönüp, bakıp bakmayacağını bilmediğim için sana el sallamadan gideceğim..
Geriye dönüp bakarsam zaten gidemem..
Birlikte oturduğumuz kafedeyim
Can Yaram..
Sigaramı yalnız içiyorum.
sigara bile yalnızlıkla içilir bundan böyle.
Ah be kader! Bir yerde bir yanlışlık var..
Hoşça kal Can Yaram..
Hoşça Kal..

Kahraman TAZEOĞLU
 
Sevgiliyi bırakıp gitmeyi de bilmeli insan,tıpkı sevgi için savaşmayı bildiği gibi...

Sevgiliyi bırakıp gitmeyi de bilmeli insan,tıpkı sevgi için savaşmayı bildiği gibi...''Yenildim,yenildin,yenildik...'' demeyi de bilmeli...

Belki en güzel yerinde aşkın,belki en delicesine severken,söylemeden en güzelini sözlerin ve duymadan,yaşamadan en büyüğünü sevişmelerin,kimsenin söndüremeyeceği ateşlere atıp kendini, kimsenin duyamayacağı çığlıkları ata ata yanmayı,kavulmayı da bilmeli...Ve Zümrüd-ü Anka kuşu misali,kendi küllerinden yeniden doğup,yeniden uçmayı becerebilmeli...

Mesela baharın en güzel sabahlarından birinde...Mesela sabahın en dingin saatlerinde,mesela yelkovanla akrebin birbirine eşit uzaklıkta olduğu bir zaman dilimde...Uyanmalı birden bire; aylar ,kimbilir belki de yıllar yılı yattığı derin uykularından...Fırlamalı yerinden aniden,bir hışımla,çabucak toplamalı harfleri,tıkmalı ilk bulduğu valizin içine.Kapamalı tıka basa.Bir tek noktaları birakmalı dışarda;usulca çekip çıkarken kapıyı büyük bir özenle,sakince,canını acıtmadan koymalı o noktaları paspasın altına.Koymalı ve arkasına bakmadan gitmeli....

Kendine yenilmeme adına,sevgiliyi kaybetmeme adına ''sevgi'' nin yenilmesine müsade etmemeli insan...Bencilliği,egoizmi,korkuları bırakıp bir tarafa,sevgiyle tarafsızca konuşmayı bilmeli.Sormalı;yaşayıp yaşamadığını,mutlu olup olmadığını,ne durumda olduğunu sormalı...''Ben seviyorum işte...'' diye kestirip atmamalı,''sevgimi ne kadar iyi yaşatabiliyorum acaba'' diye sormalı.Sevginin kendi kendini besleyemeyeceğini,ancak bir başka sevgiyle büyüyüp çoğalacağını unutmamalı.Ömür bitene,can bedeni terk edene kadar en az el,kol,göz kadar sevgi'ye muhtaç olduğunu unutmamalı.İyi bakmalı ona,bir doktoru,bir hastanesi,bir eczanesi olmadığının farkına varmalı!

Sevgi'nin tek başına bir hiç olduğunu kabullenmeli insan..Sevgiyi sevgi yapan şeyleri bir tarafa atmamalı.Mesela güven,mesela saygı,mesela gülmek...Dokunmak,söylemek ,bakmak,sarmak,sevişmek umarsızca...Eksiksiz,gediksiz,yarımsız sevmeli, sevilecekse şayet.Beceremeyeceği işe girmemeli,''zamanla öğrenirim nasılsa'' deyip geçmemeli, deneme tahtası yapmamalı yürekleri.Ya hep,ya hiç olmalı sevgi,hayatın en büyük kumarı olmalı;kazancında mutlu olmalı,kaybında ise kurpiyerden tekrar fiş istemeyi bilmeli insan.Hayatın içinde sevginin kredisi asla bitmemeli...Ne bileyim ben,belki de bir ağaç gibi düşünmeli,köküyle,gövdesi,dalları ve yaprakları,hatta meyvesiyle...''Ağaç ağaçtır işte'' deyip geçmemeli;her daim yeşil kalması için mücadele etmeli.Görmeyi de bilmeli,izlemeli,gözlemlemeli...Ve ömrünü doldurduğu zaman,eğer artık yokolma zamanı geldiyse,kurumuş bir halde bırakmak yerine kesip atmasını da bilmeli insan.Yerine yenisini dikebilmek için,kökünden sökmeli hemde..

Bilmeli ki birer hikaye aslında ''Leyla ile Mecnun'',bilmeli ki aslında hiç yoktu ''Ferhat ile Şirin''...Birileri yazmış vakti zamanında,biz de okumuşuz işte,hepsi bu kadar...Bilmeli ki parmak izi gibidir sevgi;kimsenin ki kimseye benzemez.Kendi gibi sevmeyi öğrenmelidir insan,kendi gibi sevmelidir.Okuduğu,duyduğu,gördüğü gibi değil,yaşadığı gibi sevmelidir ve sevdiği gibi yaşamalı.Kim demiş sevginin kuralları var diye?Rengi,kokusu,sıfatı?Yok öyle birşey,olmamalı,oldurmamalı...Kim demiş aşkın rengi kırmızıdır diye?Bana ne kalıplardan,banane onun bunun yaşadıklarından? Ya da kim demiş,''sevmek acı çekmektir,ağlamaktır,yok olmaktır'' diye?Şartanmak değil midir bu,beyni adapte etmek,zorunlu bir inandırmak değil midir?Hadi be oradan;onlar yanlış biliyor!!!''Sevmek gülmektir'',''sevmek sevinmektir'',''sevmek mutluluktur'',''sevmek yaşamaktır'',''sevmek var olmak,var etmektir'',''sevmek her şeydir!''...Her renktir sevgi,her kokudur,her yudum su,her düşen damladır.Hayatın en büyük gerçeğidir sevgi,olmazsa olmazıdır,yaşanmazsa ölümün kendisidir...

Denemeli insan;tüm gücüyle,tüm enerjisiyle, korkmadan,yılmadan,inanarak denemeli...Gecesine,gündüzüne,yemeğine,bedenine,kanına,nefesine katarak denemeli.Mesela parasından çok olmalı sevgi,malından mülkünden,hatta ve hatta hayallerinden bile daha çok olmalı hayatında.Hücrelerinde hissetmeli.Ayrılmazı,olmazsa olmazı olmalı,her daim yanında taşımalı.Gereken her yerde tereddütsüz çıkartıp kullanmalı...Saklamamalı,''şimdi zamanı değil'' deyip kaçmamalı,''yarınlar da bakarım,bugün zamanı değil'' deyip,ertelememeli;yarının asla gelmeyeceği ihtimalini unutmamalı...Bulunca sımsıkı sarılmalı,kelepçeyi takıp yüreğine,alıp götürmeli;direnmeye ve direnmesine asla müsade edilmemeli, etmemeli.İinsan kendi kendine haksızlık etmemeli,bunun faturasının çok ağır çıkacağını ve kolay kolay ödenemeyeceğini bilmeli...

Yaşamak,ama severek ve sevilerek yaşamak...Renklerin,kokuların,şehirlerin,ülkelerin,canlı cansız herşeyin birden bire nasıl boyut değiştirip,nereden nereye gittiğini gözlemek...Saliseler içinde hayatın farklı bir boyutuna geçip,aldığın nefesin ciğerlerinde bıraktığı lezzetin farkına varmak....Yağmura,kara,tipiye;güneşe,denize,kuma,ve hatta havaya yüklediği anlamı kavramak...Gücüyle gücüne güç katmak,varlığıyla yeniden doğuşu tadını çıkarmak...Ruhunun ruhunda olduğu her dakikanın keyfini sürmeli insan.Gidip gidip aynaya bakmalı;gözlerindeki parıltıyı görmek için.Bağıra bağıra şarkı söylemeli;sevginin sesine kattığı tınıyı yakalamak için.Elini dudaklarında gezdirmeli ara ara;mutluğunun yarattığı gülümsemenin yüzüne nasıl yayıldığını hissetmek için.Ve kalbine dokunmalı;atımlarının nasıl değiştiğini farketmek için.Tadını çıkarmalı insanların ona ''senin neyin var,çok mutlusun?'' diye sormalarının...En muzip gülüşüyle dikip gözünü gözlerine,''seviyorumm'' diyebilmeli insan kasıla kasıla,şımara şımara...

Ama 3 gün ama 5 yıl..Belki 1 sene,belki 10;gittiği yere kadar işte,gidebildiği yere kadar...Tarih vermeden,ama gün gelip bitebileceğinin farkında olarak.Acıyı sevince,sevinci sevgiye,hayali gerçeğe,gerçeği yaşama,yaşamı insana karıştıra karıştıra sevgiyi yaşatmalı.Ve bir gün uyanıp-ama bedenindeyken eli sevgilinin,ama ruhu yanıbaşında uyurken-anladıysa ki sevgi çok yorgun,sevgi kırgın,sevgi tükenmiş,ürkmüş,saklanmış bir köşeye ağlıyor;işte o anda hemen kalkıp yerinden,tutup elinden kurtarmalı sevgiyi, sevgilinin elinden ..Kuruyup yok olmasına,bedenden,ruhtan,kandan candan silinmesine müsade etmeden;hemen,,o anda,o saniyede çekip almalı..Beynini kandıracam diye,sevgiyi harcamamalı.Farkına vara vara mutsuz olduğunun,günübirlik sevinçler sıkıştırıp eline,onu oyalamamalı.Sıfırı tüketip gitmek yerine,bitmek,yok olmak yerine,en güzel yerinde veda etmeyi bilmeyi...

Severkende gitmeyi bilmeli insan...Tükenmeden,tüketmeden,yarınlarını yok etmeden,sonradan pişman olmamak için,''buraya kadarmış''diyebilmeli insan...Şayet gitmezse tamamiyle biteceğini,sevmeden yaşamanın,ölmekten daha kötü olduğunu anlamalı insan!

Sevgiliyi bırakıp gitmeyi de bilmeli insan,tıpkı sevgi için savaşmayı bildiği gibi...''Yenildim,yenildin,yenildik...'' demeyi de bilmeli!!!...

Sevgiyle soluyun..
 
Ağlama Palyaço Makyajın Akıyor

http://i.hizliresim.com/ZV9b9G.jpg

Kimine kurtuluş olan

Kimine ölüm biçiyor

Bunu anlıyorum

Cesedim üstünde şuh kahkahalar atarken sen

Kalk diyorum kendime

Ellerimde tutmuyor ellerimden

Gözüme çöp kaçıyor tekrardan, Dilime sus…

İşte bu son dedikleri kıyılardayken

Vakti geliyor z-amansız susmanın...

Ve s-usa nefret bileniyor sevdam

Konuşmalı mı dersin, yoksa susmalı mı?..

Elbet sesimi duymaz mı bir kırlangıç düşerken yeryüzüne…

Çok sesli bir koro halindeyken susmalarım

Her defasında gözüme çöp kaçıyor

Kâğıt ıslanıyor peşi sıra

Mürekkep dağıldıkça aklıma bir hal oluyor...

Konuşuyorum

Sussam daha mı iyi

Kendime küssem… Bilmem ki!

Ölüm kıyılarındayken nefesim

Sevda haykırışlarınla mı olacaktı cenazem?

Ki kaç Azrail'in listesinde ki adım!

Yaza çize bitmiyor…

Hipokrat amca önce kalbimdeki pıhtıyı koparsana kerpeteninle

Narkoz telaşında bakma gözlerime

Ben acıyabilirim...

Ben acıyı bilirim...

Öğrettiler senden önce...

Kara yol çizgileri yerine...

Uzun düz bir çizgi verebilir misin?..

Kalbime bağladığın monitöre...


Şimdi sokağa çıksam diyorum

Kent ölesiye sağır

Hangi yöne gitsem kırmızı ışık

Anla işte

Sığ kalıyorum aşkın denizinde

Yürüyorum

Ölü düşler mezarlığına çıkıyor yolum

Bitti diyorum kendime…

Anla artık… Gitti…

Sahi benim adım neydi

Ödünç ver polisler soruyor kimliğimi

Üstüm başım aranıyor

Saçlarım darmadağın

Yüreğim darmadağın


Kimine kurtuluş olan

Kimine ölüm biçiyor

Bunu anlıyorum

Cesedim üstünde şuh kahkahalar atarken sen

Kalk diyorum kendime

Ellerimde tutmuyor ellerimden

Gözüme çöp kaçıyor tekrardan, Dilime sus…

Aşkla süslüyorsun şimdi kendini

Maviler, pembeler hazırdır düşlerinde

Oysa benim düşlerimde beyazdın sen… Bembeyaz…


Dünya gözlerim gibi ela değil artık

Nereye baksam siyah

Nereye baksam bir r parça şehir… Koca bir sen…

Cemreler düşmüyor benim olduğum yere

Ve sen

Yaşıyorum sanıyorsun ya, devam et

Oysa ben;

Gün ve gün

An ve an

Aldığım her nefesi vermek yerine

Canımı vermeye yalvararak

Ne yapmalı bilmiyorum şimdi yaşamak adına

Palyaço kostümlerine bürünüp

Boyalı bir gülüş mü yakıştırmalı yüzüme...

Hüznümü makyajın arkasına saklayıp

Bakarken gözlerinin karasına...

Biçare sözlerin kulağıma geliyor

Ağlama palyaço, makyajın akıyor...


Yıl ikibinsekiz

Ölüyorum... Yüreğine sağlık...



ALINTIDIR
 
...!

Bir sabah sen uyurken, bir çığlık kopacak
Bu çığlık seni ve herkesi uyandıracak
Kalkıp nereden geliyor diye bakacaksın
Baktığında bizim evden geldiğini anlayacaksın
Sen daha şaşkınlığını atamadığın bir anda
Bir sela sesi çınlayacak bu şehrin sokaklarında
Tüm insanlar toplanacak birden oraya
Benim öldüğümü söyleyecekler sana
İnanmak istemeyeceksin onlara
Sonra koşup geleceksin bizim eve
Sarmışlar beni beyaz bir çarşafa
Bir hoca, dua edecek baş ucumda
Derken tabuta koymak isteyecekler beni
Vermemek için tutacaksın beyaz kefenimi
Yalvaran gözle bakacaksın onlara
Dokunmayın diyeceksin ne olur dokunmayın ona
Ben koyarım onu tabutuna
Ellerin varmayacak beni tabuta koymaya
Mecbur olduğunu anlayacaksın bir anda
Koyacaksın beni o uzun sandığa
Ve dönüp onlara beni sevdiğini söyleyeceksin
Sonra dönüp bana
İnan bu sözüm yalan değil diyeceksin
Sarılıp tabutuma bir off… çekeceksin
İşte o an benim aylarca çektiğimi
Sen bir anda çekeceksin
Geçte olsa hatanı anlayacaksın
Bir an yaşlı gözlerle bana bakacaksın
Bak sana döndüm diye yalvaracaksın…
Mecburen seni seveni..
Beyaz kefeninde bırakacaksın
Ve o günden sonra insanların dilinde
Geç dönen sevgili olarak anılacaksın”
 
Unutmadım aslında………
Ne o kırıcı sözlerini ne umursamazlığını nede alaycı halini,
Sevda böyle bir şeydi işte ateşe dokunmak gibi,
Ellerinin yanacağını bile bile ateşe uzanmak gibi,
Çıkmaz sokaklar var şimdi karşımda,
Biraz daha çıkmazlara sürüllüyordu bu sevda,
Her defasında bitti dediğim anda yeniden açıyordun içimde,
Bu defa ki başka ey sevgili……………
Bu defa ki kaybediş yeniden buluş olmayacak.
Bu bir bekleyiş değil sona gidiş olacak,
Fırtınalar dinmeliydi artık, yine bahar gelmeliydi,
Yeni bir yaza merhaba demeliydi yüreğim,
Bu defa yola yalnız devam etmenin vaktidir şimdi,
Kırılmış yüreğimi de alıp gidiyorum………..
Çıkıyorum ebediyyen hayatından,
Ne o çok sevdiğim gülüşün kalacak aklımda nede gözlerin,
Bu gece sevdama ve sana veda ediyorum,
Son bir defa yüreğimde ağırlıyorum seni bu gece
 
Neden mi sen

İnsanların verdiği hayat sevgidir.
Niçin yalnız sana yazdığımı sorma, niçin yalnız sana geldiğimi…

Sana gelişim işte bundan. Sen aşkı anlatıyorsun, yaşatıyorsun bana. Çünkü yaşıyorsun.
O sözlerin kalbinden geldiğini kalbime vuruşundan anlıyorum ben. Sözlerin değil beni sana bağlayan, O sözlerini manasına vurgunum.

Niçin mi sen?
Sen benden önce vardın, varoluşun bu yüzden.
Ve sen benden sonrada varsın, sana tutunmam aşka ve varlığa duyduğum özlemden!
Sen benim sözlerimsin. Seni kalbime koyuşum bundan.
Ve sen dostsun. Ruhuma sığınak ararken haykırmam hep bu yüzden…
Ve sen dostsun, arkadaşsın. Sen içimi koruyan bir elbisesin. Ben ruhunun çıplaklığını örttüğün tenim. Sen de bunları yaşıyorsun ama saklıyorsun kendinden. Kalbinin sesini dinle bir an. Duyacak o zaman sevginin ve aşkın sesini. Bir liman aradığını ve bu limana sığınmak istediğini…

#################
# Otomatik Birlestirme #
#################

Aşk..

Sokağa fırlayacaksın… Sokaklar da dar gelecek… Tıpkı vücudunun yüreğine dar geldiği gibi… Ne denizin mavisi açacak içini, ne pırıl pırıl gökyüzü… Kendini taşıyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da kaybolacak kadar küçüleceksin… Birileri sana bir şeyler anlatacak durmadan… “Önemli olan sağlık.” “Yaşamak güzel.” “Boş ver, her şey unutulur.” Sen hiçbirini duymayacaksın… Göz yaşlarından etrafı göremez hale geleceksin… Ondan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra kollarında ölmek isteyecek kadar çok seveceksin… Hep ondan bahsetmek isteyeceksin… “Ölüme çare bulundu” ya da “Yarın kıyamet kopacakmış” deseler başını kaldırıp Ne dedin?” diye sormayacaksın… Yalnız kalmak isteyeceksin… Hem de kalabalıkların arasında kaybolmak… İkisi de yetmeyecek… Geçmişi düşüneceksin…Neredeyse dakika dakika… Ama kötüleri atlayarak… Onunla geçtiğin yerlerden geçmek isteyeceksin… Gittiğin yerlere gitmek… Bu sana hiç iyi gelmeyecek…Ama bile bile yapacaksın… Biri sana içindeki acıyı söküp atabileceğini söylese,kaçacaksın… Aslında kurtulmak istediğin halde, o acıyı yaşamak için direneceksin… Hayatının geri kalanını onu düşünerek geçirmek isteyeceksin….Aksini iddia edenlerden nefret edeceksin… Herkesi ona benzetip… Kimseyi onun yerine koyamayacaksın… Hiçbir şey oyalamayacak seni… İlaçlara sığınacaksın… Birkaç saat kafanı bulandıran ama asla onu unutturmayan… Sadece bir müddet buzlu camin arkasından seyrettiren…Bütün şarkılar sizin için yazılmış gibi gelecek… Boğazın düğümlenecek, dinleyemeyeceksin… Uyumak zor, uyanmak kolay olacak… Sabahı iple çekeceksin… Bazen de “Hiç güneş doğmasa” diyeceksin… Ne geceler rahatlatacak seni ne gündüzler… Ölmeyi isteyip, ölemeyeceksin… Belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önüne çıkana sarılmak isteyeceksin.. Nafile… Düşüncesi bile tahammül edilmez gelecek…Rüyalar göreceksin, gerçek olmasını istediğin… Her sıçrayarak uyandığında onun adini söylediğini fark edeceksin… Telefonun çalmasını bekleyeceksin… Aramayacağını bile bile… Her çaldığında yüreğin ağzına gelecek… Ağlamaklı konuşacaksın arayanlarla… Yüreğin burkulacak… Canın yanacak… Bir daha sevmemeye yemin edeceksin… Hayata dair hiçbir şey yapmak gelmeyecek içinden… Onun sesini bir kez daha duymak için yanıp tutuşacaksın… Defalarca aradığı günlerin kıymetini bilmediğin için nefret edeceksin… Yaşadığın şehri terk etmek isteyeceksin… Onunla hiçbir anının olmadığı bir yerlere gidip yerleşmek… Ama bir umut…Onunla bir gün bir yerde karsılaşma umudu… Bu umut seni gitmekten alıkoyacak… Gel gitler içinde yaşayacaksın… Buna yaşamak denirse… Razı mısın bütün bunlara…? Hazır mısın sonunda ölüp ölüp dirilmeye…?o halde AŞIK olabilirsin…

Alıntıdır.
 
Geri
Üst