Koleksiyonculuk Nedir

Konusunu Sadefan`da Görüntülemektesiniz!..

Koleksiyonculuk Nedir, konusunda bu İçerik Koleksiyonculuk Nedir hakkında en yeni bilgileri, yorumları ve detaylı paylaşımı keşfedin.

Koleksiyonculuk Nedir

- Sadefan.com | Koleksiyonculuk Nedir paylaşımı

Behiye

Bilgin Üye

Koleksiyonculuk Nedir

Koleksiyonculuk Nedir

koleksiyonculuk hakkında bilgi - koleksiyon yapmak - pul koleksiyonculuğu - koleksiyon merakı


KOLEKSİYON aynı türden olan şeylerin değişik çeşitlerini bir araya toplıyarak meydana getirilen bir bütündür: Pul koleksiyonu, eski paralar koleksiyonu, kelebek, böcek, çiçek, bitki koleksiyonu gibi. Koleksiyon yapmak çok zevkli bir iştir; böylece, bir kimse, hayatında, işinin yanı başında, ya da dışında, boş zamanlarını değerlendirme imkânını bulur. Bilirsiniz ki insanların, belli ve özel bazı konulara, karşı düşkünlükleri vardır.

Bu düşkünlükler aşırı bir hal alınca buna «tutku» (iptilâ) denir. Bir kimsenin içkiye, bazı oyunlara, sigaraya, benzeri şeylere düşkünlüğü, para biriktirmeye karşı olan isteği, insanlık sınırlarını aşmıyorsa, bu bir düşkünlüktür. Ama. bu düşkün olduğu konu onun bütün benliğini kaplamışsa bu artık bir tutkudur. Koleksiyon, insanların tutkuya olan eğilimlerini zararsız, hattâ çoğu vakit faydaya yöneltmeye yarıyan bir düşkünlük olmak bakımından iyi bir davranıştır.

Koleksiyon yapma işine koleksiyonculuk denir. Koleksiyonculuk, genel görünüşü yönünden, bir amatör (hevesli) işidir; günlük çalışma, hayatını kazanma çabası içinde, daha hafif eğlenceli konulara ilgi duyarı bir kimse, bunun üzerinde, hiçbir kazanç düşüncesi gütmeden, uğraşıp bir koleksiyon derebilir. Koleksiyonculuğun amacı, kazanca değil, birtakım ruhsal duygulara yönelmektir.

Yeryüzünde her yaşta, her meslekten bir kısım insanlar vardır ki, bazan orta karar, bazan aşırı bir istekle kendilerini her hangi bir çeşitten eşya toplama merakına kaptırmışlardır. Meselâ bir adam görürsünüz; denizle iligli şeylere heves sarmıştır, evinde bu gibi şeylerden geçilmez. Gemi modelleri, gemi resimleri, cilt cilt deniz yıllıkları… Ömründe biyoloji ile uğraşmamış bir kimsenin de kelebek türlerine karşı, önliyemedi-iğ bir ilgi duyduğu, duyabileceği, olağan hallerdendir. Kelebek toplamaya merak sarmış olan bir adamın, koleksiyonunu zenginleştirmek için başvurmıyacağı çare yok gibidir. Tatil günlerini, omuzunda filesi, sırtında kutusu, kırlarda dolaşmakla, yeni bir kelebek türü aramakla geçirir.

Evinde Özel şekilde hazırlanmış kartonlara iğnelediği o birer tutamlık renk ve desen mozaikleri karşısında saatlerce uğraşır, didinir, hayallere dalar, oyalanır.

Öte yandan, canlı hayvan koleksiyonu yapmaya meraklı kişilere de raslanabilir. Birini görürsünüz; kuş koleksiyonu yapmaya düşkündür. Güvercin, kanarya, papağan gibi, çeşitli kuşlar besler; onların renkleri, biçimleri, sesleri, davranışları ile oyalanır; onlarla uğraşırken günlük hayatının bütün yorgunluklarından sıyrılır.

Pul biriktirenler, kibrit kutuları koleksiyonu yapanlar, antika eşya toplıyanlar, plâk, ağızlık, mücevher, kitap, elyazıları, imza, kartpostal ve daha akla gelen, gelmiyen sayısız şeylerden meydana gelmiş koleksiyonlarını daha da çoğaltmak, daha da zenginleştirmek için bazı kimselerin beklenmedik çarelere başvurdukları çok görülmüştür.

Koleksiyon Merakı Nereden Gelir?

Bu çeşitten merak ve yönelişlerin niteliğini araştıran, insanlardaki koleksiyon içgüdüsünün nasıl, niçin başlayıp geliştiğini inceliyen bazı psikologlar ortaya türlü türlü kuramlar atmışlardır. Bu psikologlardan bazılarına göre biriktirme alışkanlığı, koleksiyon yapma merakı, insanlarda, çocukluk günlerinden kalma bir haldir. Çocukların, daha pek küçük yaştan başlıyarak, bulup ele geçirdikleri her şeyi benimsediklerini, bunlara sahip olma içgüdüsü taşıdıklarım hep biliriz. Bu içgüdü, zamanla, artıp gelişir; hele 7-12 yaşları arasındaki çocukların, özellikle erkek çocukların, ne bulurlarsa ceplerine doldurduklarını herkes bilir. Bunların ceplerini karıştırırsanız, belki de hiçbir işe yaramıyacak pek çok şeyin tıklım tıklım doldurulmuş bulunduğunu görürsünüz. Sicim, düğme, zıpzıp, çakı, tıpa… Daha pek çeşitli bir yığın öteberi bu ceplerin demirbaşıdır. Çocuk bunları oyunda, gerektiği vakit de, değiştirme işlerinde kullanır. Zaman zaman en önemsiz şeylerin, meselâ bir çikolatadan çıkan kötü bir resmin, bir jilet kabının çocuklar arasında büyük bir değer taşıdığı çok görülmüştür. Çocuk, belli kurallara bağlı olmadan, eline geçenleri cebine atar, saklar, toplar.

İşte psikologlara göre, büyüklerde görülen koleksiyon merakı, oyun ihtiyacından doğup, gitgide değişik yönlerde gelişmiş çocukça alışkanlıkların böylece daha evrimleşmiş şeklinden başka bir şey değildir.

Koleksiyon merakını, başka açıdan çözümlemeye çalışan psikologlar da vardır. Onlara göre insanlardaki koleksiyon yapma huyu, aslında, çocukluktan başlıyan bir alışkanlığa dayanmaz. Koleksiyonculuk, işinden, katlandığı hayattan gereği kadar tatmin olmıyan insanların başvurdukları bir avunma yoludur. Bu gibi insanlar, yaptıkları koleksiyonlarm renkli, duygulu âlemine dalmakla, gerçeğin bunalımlı cenderesinden sıyrılabilirler, bunalan ruhlarına, hayaller dünyasına bakacak birer pencere açmış olurlar. Hele içgüdüleriyle eğilimleri, yaşamakta bulundukları hayat düzenine uymıyan insanlarda, o içgüdülerin, eğilimlerin kalıp değiştirerek böyle bir düşkünlük dünyasında avundukları, böyleca ruhi hayatlarında bir dengeye ulaşma imkânına, kavuştukları düşünülebilir.

Bu görüşü ileri süren bir düşünür diyor ki:

— «Bazı kimseler vardır, yığın yığın şeytanminaresi, sedef, çakıl, katır boncuğu gibi şeyleri toplarlar. Bu gibi kimseler, hiçbir zaman gerçek-leştiremiyecekleri zenginlik emellerini, bilinç altlarında, tehlikeli işlere atılmadan avutmanın yolunu bulmuş bahtiyarlardır.»

Kartpostal biriktirenlere bu gömüşü destekliyen bir örnek gözü ile bakılabilir. Başını alıp diyar diyar dolaşma isteğini, yeni, değişik ülkeler görmek özlemini karpostal koleksiyonu kadar ucuz, kestirme yoldan giderebilecek bahtiyarların sayısı içimizde ne kadar çoktur!

Koleksiyonların Sağladığı Yararlar

Bu arada çok önemli bir noktayı da unutmamak gerekir: En basit, en gülünç, ya da lüzumsuz görünen bir koleksiyonculukta bile bilerek, bilmiyerek elde edilebilinecek faydalar daima vardır. Önceleri mâsum bir merak, istek olarak başlıyan bir koleksiyon, zamanla, estetik yaratma, icat, hattâ keşif alanlarına ışık tutan bir yardımcı olabilir. Tarih bazı sanatçıların, bilginlerin, kâşiflerin ilk ilhamlarını koleksiyonlarından aldıklarını gösteren ilgi çekici örneklerle doludur. Nice büyük bilginler, ünlü sanatçılar, kâşifler vardır ki, amatör ruhu ile kapandıkları koleksiyon âleminden insanlığa paha biçilmez ürünler çıkarıp hediye etmişlerdir.

Bundan başka, koleksiyon merakının, özellikle çocuklar ve gençler için, pek değerli bir hizmeti, eğitici faydası vardır. Çocuklardaki koleksiyon merakının eğitici hizmetleri:

1) Onlarda düzenli olmak alışkanlığını yaratmak;

2) Onları çevrelerinden gelecek kötü akımlardan, kötü alışkanlıklardan korumak;

3) Çevreye karşı ilgi duymak gibi üç ana noktada özetlenebilir.

* Koleksiyon merakı, çocuğu düzene alıştırır. Çocukta, gençte her hangi bir şeyi toplamak, bunun koleksiyonunu yapmak isteği başlamışsa, bu başlayış ısrarlı bir düşkünlük haline gelmişse o artık koleksiyonunu temiz tutmaya, iyi korumaya, bunu gerektiği nitelikte düzenlemeye, sıralamaya da kendini zorunlu görür; koleksiyonuna vermeye çalışacağı çekidüzen, zamanla, bütün işleri için kendisine bir yol gösterici olur. Koleksiyonda sevgi, sevgide koruma, düzene koyma isteği başta gelir. Bu istekleri ciddi olarak yürüten, yöneten çocuk ileride iş hayatında, aile hayatında da ciddî, başarılı, düzenli kalmanın anahtarını eline geçirmiş demektir.

* Koleksiyon meraklı çocuğu kötü alışkanlıklardan uzak tutar. Çocuğun, gencin çevresinden bazı zararlı şeyler öğrenmesi, kötü alışkanlıklar edinmesi hele bu çevre pek iyi değilse daima akla gelebilir. Çocuğu, çevreden gelecek kötü, zararlı akımlardan, etkilerden koruyacağız diye hiç şüphesiz onu daima eve kapıyacak değiliz. Doğrusunu söylemek gerekirse bu işten eve kapanmanın da çocuk için, küçümsenmiyecek sakıncaları vardır. Öyleyse onu gereğince, ölçüsüne göre çevresi içine salmak zorundayız.

İşte bu durumda koleksiyon merakının çocuk için şöyle bir koruyucu payı olacaktır: Çocuk dış hayatı, oyunları sırasında çevreden kötü şeyler görmüş, duymuş, öğrenmiş bile olsa, evine döndüğünde kendini canla başla verebileceği bir koleksiyonu varsa, bu sefer maddi mânevi varlığı ile onun üstüne eğilecek, görüp, duyup öğrenmiş olduğu kötü şeyler için zihnini yorma, oyalama imkânından uzak kalacaktır.

* Koleksiyon merakı çocukta çevreye karşı ilgi uyandırır. Çevresindeki şeylerle ilgilenmek çocuğu hayata hazırlıyacak, yaşamaktan zevk duyar bir insan haline getirecek en büyük etkendir. Bir koleksiyon merakına tutulup çevresiyle bu bakımdan ilgilenen çocuk, farkında olmadan, çok şey öğrenir, çok kişilerle bağlantı kurar; hayata karşı daha kuvvetli bir istek duyar, yaşamaktan daha büyük zevk alır.

Ömürlerinde hiçbir şeye karşı özel likle, koleksiyonculuğu, koleksiyon yapmanın zevkine varamamış kimseler de pek çoktur. Böyleleri, genellikle, koleksiyonculuğu, koleksiyon meraklılarını küçümserler. Bunun ne kadar yanlış bir şey olduğunu söylemeye lüzum yoktur sanırız. Çünkü, bugünün eğitim görüşü insanları basma kalıp, hep bir örnek, makinadan çıkmış birer varlık gibi olmaktan kurtarmayı gözetir. Kişiliğimize başkalık, bütünlük kazandıran sebeplerden biri de her insanın kendine göre özellikleri olmasıdır.

İşe Kazanç Düşüncesi Girerse…

Koleksiyonculuğu en çabuk zedeliyecek şey bu işe fayda düşüncesini katmak, bu işte menfaati, kazancı en öne almaktır. Bir koleksiyoncu, hangi konuda olursa olsun, topladığı nesneleri gelecekteki kârı, kazancı düşünerek topluyorsa, o artık koleksiyoncu olmaktan çıkmış, bir tüccar kılığına girmiştir. Koleksiyonculuğun kaldıramıyacağı ruh profesyonellik ruhu, bağdaşabileceği ruh ise amatörlük ruhudur. Bununla birlikte, amaç bu olsun olmasın hemen hemen hiçbir koleksiyon görülmemiştir ki, sonunda, az, ya da çok bir maddi değere ulaşmış olmasın. Üzerinde yılların sabrı, düzeni, emeği bulunan her koleksiyon, bir gün eski sahibini kaybetse, değiştirse biIe, mutlaka yeni bir sahip bulabilir. Ama, gene de tekrarlıyoruz; gerçek koleksiyoncu, koleksiyonunun bu akıbetini öngören bir profesyonel değil; onu düşünmek bile istemiyen bir amatördür.

Kibrit kutuları, boncuklar, taşlar, kelebek gibi masrafı daha az olan alçak gönüllü koleksiyonların yanında, pul kolleksiyonculuğu gibi oldukça ucuz, çok yaygın koleksiyonculuk, bir de değerli tablolar, porselen, bil-lûr eşya, gibi paraya, masrafa bağlı koleksiyonculuklar da vardır.

Pul Koleksiyonu

Koleksiyonculuk denilince ilk akla geleni pul toplama merakıdır. Tarihi hemen pulun icadı ile eşit olan pul koleksiyonculuğu dünyada gittikçe artan bir merak haline gelmiştir. Bunun iki sebebi vardır: Bir kere pul toplamak için büyük sermayeye, büyük külfete ihtiyaç yoktur. Bir albüm birkaç zarf, bir pul cımbızı, zaman zaman yayınlanan pul katalogları, dergileri bu iş için yeterlidir. Ayrıca, koleksiyonlar içinde taşınması en kolay olanlardan biri de puldur. İkinci sebep ise pul koleksiyonunun, çoğnulukla, geçerlikteki bir para gibi değer taşıması, zamanla bu değerin, azalmayıp, üstelik artmasıdır.

Pul koleksiyonu yapmayı düşünen ilk kişinin kim olduğu pek bilinmiyor. Bir hikâyeye göre, bir İngiliz kızı, sevgilisinden gelen mektupların zarfındaki pulları kesip odasının duvarına yapıştırırmış. Böylece, hem pul birikitrmek, hem de duvar kâğıdı âdeti ortaya çıkmış. Yalnız, pul koleksiyonculuğu ile ün yapmış en eski meraklının adı bellidir. Bu, Avusturya’nın zengin kişizadelerinden Kont: Philippe La Renotiere von Ferrari’dir. Von Ferrari, pul koleksiyonculuğunu hastalık derecesine getirmiş; 1864′te başladığı pul kolleksiyonunu zenginleştirmek için hemen bütün servetini harcamıştı. Ömrünün sonlarında koleksiyonunu ikiye ayırmış, bir kısmım İsviçre’de, bir kısmını da Fransa’da korumaya başlamıştı. 1917′de öldüğü zaman Paris’teki pullarına Fransız hükümeti el koymuş, 1920′de bu koleksiyonu satışa çıkarmıştı. Kont Ferrari’nin koleksiyonu bizim paramızla 2 milyon liraya satıldı.

1959′da ölen Maurice Burrus da tanınmış pul koleksiyoncularının başında gelenlerindendi. Brüksel’de, Londra’da, daha başka büyük şehirlerde satılan koleksiyon 3 milyon liradan fazla para getirmiştir.

Bugünün tanınmış pul koleksiyoncuları arasında, başta İngiltere Kıraliçesi II. Elizabeth olmak üzere, eski Mısır Kıralı Faruk, Lüksenburg Düşesi, Kardinal Spellman, daha birçok iş ve devlet adamları sayılabilir.

Pul koleksiyonculuğunun en çok ilgi gördüğü ülkeler, sırası ile, Almanya, Fransa, İngiltere, Amerika, Skandinav ülkeleri, İspanya, İtalya, Mısır’dır. Türkiye’de pulculuk, pul toplama merakı, öteki ülkelerden daha dar bir ölçüde gelişmektedir; Bununla birlikte, yurdumuzda bir Pulculuk Derneği, özellikle İstanbul’da, pul alışverişiyle uğraşan bazı kurumlar bulunmaktadır. Pul koleksiyonculuğunun dünyaca merkezi, borsası Paris’tedir. Burada çok ün salmış bir pul pazarı vardır. Her gün çok sayıda pul alımı satımı, değiş-tokuşu yapılır. Champ-Elysees’de bulunan bu pazar, aynı zamanda Paris’in en çok turist çeken merkezlerinden biridir.

İki çeşit pul koleksiyonu vardır: 1) Genel koleksiyonlar; 2) Özel koleksiyonlar. Genel koleksiyonlar tarih sırasına, memleket farklarına bakılmadan toplanan pullardan meydana gelir. Özel kolekisyonlar ise ya sadece bir ülkenin pullarından, ya da daha özel birtakım serilerden ibarettir; meselâ yalnız uçak postası pulları, üstünde yalnız denizle denizcilikle ilgili resimler bulunan pullar, büyük adamların portreleri bulunan, ya da önemli olayların anıları, yıl dönümleri münasebetiyle çıkarılmış posta pullarından ibaret Koleksiyonlardır. Yalnız müziğe, sanata, edebiyata, ekonomik konulara ait pulları toplıyan koleksiyoncular da vardır Ana-babalar, çocuklarmı faydalı hattâ faydası olmasa bile zararsız olan her şeyin koleksiyonunu yapmaya, özellikle pul koleksiyonculuğuna teşvik etmelidirler.

alıntı
 
Koleksiyonculuk Nedir bunları biliyor muydunuz?, Koleksiyonculuk Nedir ile kullanıcılar ilginç bilgiler ve merak edilen konulara ulaşabilir.
Geri
Üst