HaZaL
VIP Üye
Kaza Namazının Hükmü
Kaza Namazının Hükmü
Kaza Namazının Hükmü
NAMAZIN KAZASI
Kaza: Bir vacibi vakti çıktıktan sonra yapmaktır. (ed-Durru'l-Muhtâr, I. 676-679.) Yahut vakti çıktıktan sonra namazı kılmaktır.
Hem dini bakımdan hem de akıl yönünden müslümamn namazları vaktinde kılmaya koşması gerekir. Özürsüz olarak namazların vakitten sonraya bırakılmasından ötürü kişi günahkâr olur.
Allah teala şöyle buyuruyor: "Güvene kavuştuğunuz zaman namazı kılın. Çünkü namaz müminlere vakitlerle belirlenmiş olarak farz kılınmıştır." (Nisa, 103).
Özürsüz olarak namazın vaktini geçirmek büyük bir günahtır. Bu günah sadece o namazı kaza etmekle kalkmaz, belki tevbe etmek yahut kazalar bittikten sonra hacca gitmek gerekir.
Meşru bir Özür sebebiyle namazlarım kazaya bırakan kimsenin üzerinde herhangi bir günah yoktur.
Bu özürlerden bazıları şunlardır :
Düşmandan korkmak, ebenin çocuk veya annesinin ölmesinden korkması.
Hz. Peygamber (s.a.v.) Hendek savaşında namazlarım tehir etmiştir.
İbni Mes'ud bu durumu şöyle anlatıyor:
"Muş*rikler Hz. Peygamber(a.s.)'i Hendek savaşında dört vakit namaz kılmaktan meşgul ettiler. Nihayet, gecenin, Allah'ın bildiği kadar bir bölümü geçtikten sonra Bilâl'e ezan okumasını emretti. Bilâl ezan okudu ve kamet getirdi. Hz. Peygamber Öğle namazını kıldırdı, sonra Bilâl kamet getirdi. Hz. Peygamber ikindiyi kıldırdı. Sonra kamet getirdi. Rasulullah akşam namazını kıldırdı. Sonra da Bilal kamet getirdi. Peygamber yatsı namazını kıldırdı."
(Hadisi Tirmizi, Nesei, Ahmed rivayet etmiş olup Tirmizi: "Bunun isnadında bir beis yoktur." demiştir. Ancak, Ebu Ubeyde bu hadisi babasından, İbni Mes'ud'dan rivayet etmiştir, denilmesine rağmen babasından hadis işitmemiştir. Hadisi Nesei Ebu Said el-Hudri'den, Bezzar da Cabir'den rivayet etmişlerdir. Nasbu'r-Râye II, 164-166)
Kendi üzerinde her hangi bir teklif (ilahî emir) bulunan bir kimse, eda veya kaza olarak yerine getirmedikçe o tekliften kurtulamaz. Çünkü Hz. Peygamber (a.s.): "Allah'ın hakkı ödenmeye daha layıktır." buyurmuştur.
(Bu hadisi Buharî, Nesei İbni Abbas'tan rivayet etmişlerdir. Neylu'l-Evtâr, IV, 285.)
Bir kimsenin üzerine namaz farz olursa ve ona tahsis edilmiş bulunan vakitte bu namazı kılmazsa o namazı kaza etmesi vacibtir. (el-Kitâb ma'al-Lubâb, 1, 88; eş-Şerhu's-Sağir, 1, 364; Mugni'l-Muhtâc, 1, 127; el-Muhezzeb, 1,5 el Mecmu', III , 72 vd; el-Muğni, II, 108; Bidâyetu'l-Muctehid; 1, 175)
Fakat bu kişi o namazı bile bile kılmadığından ötürü günahkârdır, kaza etmesi ise vacibtir.
Çünkü Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurmuştur:
"Sizden biri uyku sebebiyle yahut gafletle bir vakit namazı kılamazsa hatırladı*ğı zaman onu kılsın. Çünkü Allah tealâ: "Beni zikretmek için namazı kıl." buyuruyor.
(Muslim Enes'ten rivayet etmiştir. Neylu'l-Evtâr, II, 25)
Buhari'de ise şu hadis rivayet edilmiştir:
"Her kim bir namazı unutursa hatırladığı zaman onu kılsın. Namazın bundan başka kefareti yoktur."
Buharî ile Muslim'in ittifak ettikleri hadisin metni ise şöyledir: "Her kim bir namazı uyku sebebiyle kılamaz yahut unutur da kılamazsa hatırladığı zaman ...."
Bunun için bir kimse uyku veya unutma sebebiyle bir namazı kılamazsa özellikle bile bile bir kimse bir namazı kılmazsa, onu kaza etmek vacib olur.
Uyku yahut unutma gibi özürler sebebiyle namazı geçen kimse günahkar olmaz. Çünkü Ebu Katade'nin anlattığına göre:
"Hz. Peygamber (a.s.)'e uyku sebebiyle namazı kılamadıklarından şikayet edenlere şöyle buyurdu:
"Uyku ihmal sebebi değildir, ihmal ancak uyanıklık hâlinde olandır. Sizden biri namazını unutur yahut uyku sebebiyle kılamazsa, hatırladığı zaman onu kılsın."
(Neseî ve Tirmizî rivayet etmiş, Tirmizi sahih demiştir. (a.g.e,.27)
Kaza Namazının Hükmü
NAMAZIN KAZASI
Kaza: Bir vacibi vakti çıktıktan sonra yapmaktır. (ed-Durru'l-Muhtâr, I. 676-679.) Yahut vakti çıktıktan sonra namazı kılmaktır.
Hem dini bakımdan hem de akıl yönünden müslümamn namazları vaktinde kılmaya koşması gerekir. Özürsüz olarak namazların vakitten sonraya bırakılmasından ötürü kişi günahkâr olur.
Allah teala şöyle buyuruyor: "Güvene kavuştuğunuz zaman namazı kılın. Çünkü namaz müminlere vakitlerle belirlenmiş olarak farz kılınmıştır." (Nisa, 103).
Özürsüz olarak namazın vaktini geçirmek büyük bir günahtır. Bu günah sadece o namazı kaza etmekle kalkmaz, belki tevbe etmek yahut kazalar bittikten sonra hacca gitmek gerekir.
Meşru bir Özür sebebiyle namazlarım kazaya bırakan kimsenin üzerinde herhangi bir günah yoktur.
Bu özürlerden bazıları şunlardır :
Düşmandan korkmak, ebenin çocuk veya annesinin ölmesinden korkması.
Hz. Peygamber (s.a.v.) Hendek savaşında namazlarım tehir etmiştir.
İbni Mes'ud bu durumu şöyle anlatıyor:
"Muş*rikler Hz. Peygamber(a.s.)'i Hendek savaşında dört vakit namaz kılmaktan meşgul ettiler. Nihayet, gecenin, Allah'ın bildiği kadar bir bölümü geçtikten sonra Bilâl'e ezan okumasını emretti. Bilâl ezan okudu ve kamet getirdi. Hz. Peygamber Öğle namazını kıldırdı, sonra Bilâl kamet getirdi. Hz. Peygamber ikindiyi kıldırdı. Sonra kamet getirdi. Rasulullah akşam namazını kıldırdı. Sonra da Bilal kamet getirdi. Peygamber yatsı namazını kıldırdı."
(Hadisi Tirmizi, Nesei, Ahmed rivayet etmiş olup Tirmizi: "Bunun isnadında bir beis yoktur." demiştir. Ancak, Ebu Ubeyde bu hadisi babasından, İbni Mes'ud'dan rivayet etmiştir, denilmesine rağmen babasından hadis işitmemiştir. Hadisi Nesei Ebu Said el-Hudri'den, Bezzar da Cabir'den rivayet etmişlerdir. Nasbu'r-Râye II, 164-166)
Kendi üzerinde her hangi bir teklif (ilahî emir) bulunan bir kimse, eda veya kaza olarak yerine getirmedikçe o tekliften kurtulamaz. Çünkü Hz. Peygamber (a.s.): "Allah'ın hakkı ödenmeye daha layıktır." buyurmuştur.
(Bu hadisi Buharî, Nesei İbni Abbas'tan rivayet etmişlerdir. Neylu'l-Evtâr, IV, 285.)
Bir kimsenin üzerine namaz farz olursa ve ona tahsis edilmiş bulunan vakitte bu namazı kılmazsa o namazı kaza etmesi vacibtir. (el-Kitâb ma'al-Lubâb, 1, 88; eş-Şerhu's-Sağir, 1, 364; Mugni'l-Muhtâc, 1, 127; el-Muhezzeb, 1,5 el Mecmu', III , 72 vd; el-Muğni, II, 108; Bidâyetu'l-Muctehid; 1, 175)
Fakat bu kişi o namazı bile bile kılmadığından ötürü günahkârdır, kaza etmesi ise vacibtir.
Çünkü Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurmuştur:
"Sizden biri uyku sebebiyle yahut gafletle bir vakit namazı kılamazsa hatırladı*ğı zaman onu kılsın. Çünkü Allah tealâ: "Beni zikretmek için namazı kıl." buyuruyor.
(Muslim Enes'ten rivayet etmiştir. Neylu'l-Evtâr, II, 25)
Buhari'de ise şu hadis rivayet edilmiştir:
"Her kim bir namazı unutursa hatırladığı zaman onu kılsın. Namazın bundan başka kefareti yoktur."
Buharî ile Muslim'in ittifak ettikleri hadisin metni ise şöyledir: "Her kim bir namazı uyku sebebiyle kılamaz yahut unutur da kılamazsa hatırladığı zaman ...."
Bunun için bir kimse uyku veya unutma sebebiyle bir namazı kılamazsa özellikle bile bile bir kimse bir namazı kılmazsa, onu kaza etmek vacib olur.
Uyku yahut unutma gibi özürler sebebiyle namazı geçen kimse günahkar olmaz. Çünkü Ebu Katade'nin anlattığına göre:
"Hz. Peygamber (a.s.)'e uyku sebebiyle namazı kılamadıklarından şikayet edenlere şöyle buyurdu:
"Uyku ihmal sebebi değildir, ihmal ancak uyanıklık hâlinde olandır. Sizden biri namazını unutur yahut uyku sebebiyle kılamazsa, hatırladığı zaman onu kılsın."
(Neseî ve Tirmizî rivayet etmiş, Tirmizi sahih demiştir. (a.g.e,.27)