KlaS
Admin
Hüzün Dalgaları 5
Hüzün Dalgaları 5
Hüzün Dalgaları 5
Hüzün Dalgaları 5 Hikayesi - Hüzün Hikayeleri - Nermin Kaçar Yazıları
Gözlerimi açtığımda, başımda yine aynı polis memurlarını görmüştüm. Hastane odasındaydım. Oraya nasıl getirildiğimi ve aradan ne kadar zaman geçtiğine dair hiçbir fikrim yoktu. Hala yaşadığım şokun etkisinden kurtulamamıştım. Yaşadıklarım, gözümün önünden, bana yabancı gelen bir film şeridi gibi gelip geçiyordu sanki. Bu olaya kadar ki zamanda yaşadıklarım, hayatımda yaşadığım en güzel günlerdi. Kendime güvenim gelmiş, toplumun içinde bir birey olarak var olduğumu, hem kendime, hem de çevreme kanıtlamaya başlamıştım.
Kendime, bir yol çizmiş ve o yolda, dimdik yürümeye çalışıyor iken, şanssızlık yakamı bırakmamış ve bu hale gelmiştim. Evdeki yaşamımda yaşadığım sorunlardan kaçmak isterken, dışarıdaki acımasız hayatın içinde, kurda kuşa yem olacaktım. Üstelik, işlemediğim bir suçun cezasını çekecektim büyük bir olasılıkla. Kimseye de anlatamıyordum. En yakınlarım bile inanmayacaklar, beni suçlayacaklardı.
En başta da, üvey annem çok sevinecekti bu duruma. Benden bu şekilde kurtulacaktı nihayet. Benim varlığım, onu hep rahatsız etmişti. Oysa, benim yine bir suçum yoktu. Hep suçlanmıştım. Her şeyin suçlusu, sanki bendim. Olacakları, tahmin edebiliyordum. Elimde, hiçbir delilim yoktu. Üstelik, kayıp bilezik; benim dolabımdan çıkmıştı. Oraya nasıl girdiğini bilmediğim gibi kimin yaptığını da bilmiyordum. Sadece, önsezilerimle, Selma’ nın yaptığını düşünüyordum. Onu dövmekle de, suçlarıma bir yenisi de eklenmişti. Beni savunacak ne bir avukat, ne de o avukatı tutacak bir yakınım vardı. Tek başına, boz kırda, kurumaya yüz tutmuş bir ağaç gibi kalakalmıştım.
Hapishane dedikleri yere giren, ya kafayı yermiş, ya da bir hastalığa tutulurmuş derlerdi. Ne yapacaktım. Nasıl dayanacaktım oraya. Hiçbir fikrim yoktu bu konuda. Bu düşünceler içinde, öylece bakıyordum. Polis Memurunun bana seslenmesiyle kendime gelebilmiştim.
“ İyi misiniz ? Korkuttunuz bizi. “
“ İyiyim. “
Diyebilmiştim sadece. Biraz zaman geçtikten sonra da, iki Polis memurunun arasında, karakola doğru yola çıkmıştık. O yolun sonunda da, buraya gelmiştim. Bütün o arada yaşananlar da, tahmin ettiğim gibi gelişmiş, burada bulmuştum kendimi. Kader mi demeliydim buna, yoksa başka şey mi bir türlü adlandıramıyordum. Ben de mahkum olmuştum. Hırsızlık ve darp suçlarından hüküm giymiştim. Fazla yatmayacaktım fakat ne kadar da az yatsam, bu benim geleceğimde, kara bir leke gibi beni karartacak, karşıma her yerde çıkacaktı.
Çıktıktan sonra, ne iş bulabilecek, ne de insan olarak bir değerim olacaktı. Bir kez daha anlamıştım, insan ne yaparsa yapsın; kaderini değiştiremiyordu. Tıpkı benim gibi…
Bir haftanın sonunda, epeyce alışmıştım ortama. Pamuk ninem, bana çok yakın davranmaya başlamıştı. Kendi kendine konuşurken bana da laf atıyordu ;
“ Güler kızım ! Sence ben adam öldürebilir miyim ? “
Bu soruyu sorduğunda, hakkında hiçbir şey bilmediğim için şaşkınlıkla bakıp kalmış ve ses çıkarmamıştım. İyice yakınlaşmaya ve bana güvenmeye başlamıştı. Bir akşam beni yanına çağırdı. Çok önemli bir şey anlatacakmış gibiydi. Eliyle, yanına oturmamı işaret etti. Ve anlatmaya başladı;
Nermin Kaçar
Hüzün Dalgaları 5
Hüzün Dalgaları 5 Hikayesi - Hüzün Hikayeleri - Nermin Kaçar Yazıları
Gözlerimi açtığımda, başımda yine aynı polis memurlarını görmüştüm. Hastane odasındaydım. Oraya nasıl getirildiğimi ve aradan ne kadar zaman geçtiğine dair hiçbir fikrim yoktu. Hala yaşadığım şokun etkisinden kurtulamamıştım. Yaşadıklarım, gözümün önünden, bana yabancı gelen bir film şeridi gibi gelip geçiyordu sanki. Bu olaya kadar ki zamanda yaşadıklarım, hayatımda yaşadığım en güzel günlerdi. Kendime güvenim gelmiş, toplumun içinde bir birey olarak var olduğumu, hem kendime, hem de çevreme kanıtlamaya başlamıştım.
Kendime, bir yol çizmiş ve o yolda, dimdik yürümeye çalışıyor iken, şanssızlık yakamı bırakmamış ve bu hale gelmiştim. Evdeki yaşamımda yaşadığım sorunlardan kaçmak isterken, dışarıdaki acımasız hayatın içinde, kurda kuşa yem olacaktım. Üstelik, işlemediğim bir suçun cezasını çekecektim büyük bir olasılıkla. Kimseye de anlatamıyordum. En yakınlarım bile inanmayacaklar, beni suçlayacaklardı.
En başta da, üvey annem çok sevinecekti bu duruma. Benden bu şekilde kurtulacaktı nihayet. Benim varlığım, onu hep rahatsız etmişti. Oysa, benim yine bir suçum yoktu. Hep suçlanmıştım. Her şeyin suçlusu, sanki bendim. Olacakları, tahmin edebiliyordum. Elimde, hiçbir delilim yoktu. Üstelik, kayıp bilezik; benim dolabımdan çıkmıştı. Oraya nasıl girdiğini bilmediğim gibi kimin yaptığını da bilmiyordum. Sadece, önsezilerimle, Selma’ nın yaptığını düşünüyordum. Onu dövmekle de, suçlarıma bir yenisi de eklenmişti. Beni savunacak ne bir avukat, ne de o avukatı tutacak bir yakınım vardı. Tek başına, boz kırda, kurumaya yüz tutmuş bir ağaç gibi kalakalmıştım.
Hapishane dedikleri yere giren, ya kafayı yermiş, ya da bir hastalığa tutulurmuş derlerdi. Ne yapacaktım. Nasıl dayanacaktım oraya. Hiçbir fikrim yoktu bu konuda. Bu düşünceler içinde, öylece bakıyordum. Polis Memurunun bana seslenmesiyle kendime gelebilmiştim.
“ İyi misiniz ? Korkuttunuz bizi. “
“ İyiyim. “
Diyebilmiştim sadece. Biraz zaman geçtikten sonra da, iki Polis memurunun arasında, karakola doğru yola çıkmıştık. O yolun sonunda da, buraya gelmiştim. Bütün o arada yaşananlar da, tahmin ettiğim gibi gelişmiş, burada bulmuştum kendimi. Kader mi demeliydim buna, yoksa başka şey mi bir türlü adlandıramıyordum. Ben de mahkum olmuştum. Hırsızlık ve darp suçlarından hüküm giymiştim. Fazla yatmayacaktım fakat ne kadar da az yatsam, bu benim geleceğimde, kara bir leke gibi beni karartacak, karşıma her yerde çıkacaktı.
Çıktıktan sonra, ne iş bulabilecek, ne de insan olarak bir değerim olacaktı. Bir kez daha anlamıştım, insan ne yaparsa yapsın; kaderini değiştiremiyordu. Tıpkı benim gibi…
Bir haftanın sonunda, epeyce alışmıştım ortama. Pamuk ninem, bana çok yakın davranmaya başlamıştı. Kendi kendine konuşurken bana da laf atıyordu ;
“ Güler kızım ! Sence ben adam öldürebilir miyim ? “
Bu soruyu sorduğunda, hakkında hiçbir şey bilmediğim için şaşkınlıkla bakıp kalmış ve ses çıkarmamıştım. İyice yakınlaşmaya ve bana güvenmeye başlamıştı. Bir akşam beni yanına çağırdı. Çok önemli bir şey anlatacakmış gibiydi. Eliyle, yanına oturmamı işaret etti. Ve anlatmaya başladı;
Nermin Kaçar