KlaS
Admin
Hüzün Dalgaları 3
Hüzün Dalgaları 3
Hüzün Dalgaları 3
Hüzün Dalgaları 3 Hikayesi - Hüzün Hikayeleri - Nermin Kaçar Yazıları
Çok az bir uykuyla, sabahın ilk ışıklarıyla kalkmış ve hazırlanmıştım. İşe başlayıp, başlamayacağım bile belli değildi. Komşumuzun kızı, kesin gözüyle bakıyordu. Yine de ben, yanılma payı bırakmıştım. Deneyimim yoktu üstelik. Onun, kapı önüne gelmesiyle dışarı çıktım. Dış dünyadaki ilk sınavımı verecektim. Yolda yürürken, bir taraftan da, içimden dualar ediyordum. Bu iş benim için çok önemliydi. Selma, yolda yürürken; bir sürü şey anlatıyor fakat benim zihnim başka yerde olduğu için dediklerinin yarısını ancak anlayabiliyordum. Mahalleden çıkmış ve dolmuşa binmiştik. Hınça hınç doluydu. Bir iki kez ancak üvey annemle binmiştim dolmuşa. O zamanlarda da, kimseye bakmamıştım. Şöyle bir baktım etrafıma. Değişik tipteki insanlarla doluydu. Teypten yükselen, arabesk müziğinin nağmeleri, düşünceli bir halde oturan insanları sanki daha fazla rehavete sokmuştu. Çoğunun yüzü gülmüyor ve içsel konuşmalar yapıyor gibi görüntüleri vardı.
O sırada, tipini beğenmediğim, her hallerinden serseri olduğu anlaşılan iki kişi, dolmuştaki kadınları süzüyor ve pis pis sırıtıyorlardı. Birden içimde bir ürperti duydum. İçimden, “ Alışmalıyım bunlara. İşe gidip gelirken, çok karşılaşacağım. Kendini koruma yolları bulmalısın “ dedim. Epey bir yolculuktan sonra, bir durakta indik. Selma, önümde emin adımlarla ilerliyor; ben de ona yakın mesafede ürkek adımlarla peşinden gidiyordum. Bir iş hanının içine girdik. Dışarıdan içeriye girerken, gözüm binaya takıldı. Çok katlıydı. Saymaya fırsat bulamadan içeriye girdik. Dükkandan içeriye girdiğimizde, görüşmeyi yapacağım yerin orası olduğunu anlamıştım. Selma, içeriye girer girmez, tezgahta bulunanlara “ Günaydın “ dedikten sonra tezgahın az ilerisinde bulunan masaya doğru ilerledi. Orta yaşın üzerinde, saçları beyazlamış, babacan bir tavır takınmış adama doğru ilerledi. Ben de peşinden gidip gitmemekte tereddüt ediyordum.
“Günaydın İhsan Bey. Size bahsettiğim arkadaşımı getirdim. Adı Güler. “
“ Günaydın Selma Hanım. Ha evet. Hoş geldiniz Güler Hanım. “
Benden bahsettiklerini anlayınca, yanlarına doğru ilerledim. Heyecanlanmıştım ve konuşmaya çalıştıkça, boğazım kuruyor, sesim titriyordu.
“ Hoş buldum… “ diyebilmiştim sadece,
Benim, içinde bulunduğum durumu fark eden İhsan Bey,
“ Buyur otur kızım. Biraz dinlen. Kendine gel. “ dedikten sonra Selma’ ya döndü ve ;
“ Selma Hanım, siz işinizin başına dönebilirsiniz “
Ben de, o arada rahatlamıştım. Çok güzel ve şık bir kuyumcu dükkanıydı. Çok zevkli ve özenli dizayn edilmişti. Yerler tertemizdi ve çalışanlar da gelen müşterilere karşı çok ilgililerdi. Ben etrafımı seyre dalmışken, birden İhsan Bey’ in sesiyle kendime geldim.
“ Evet ! Güler kızım. Dinlendin mi biraz ? Selma bahsetmişti senden. İş arıyor muşsun ? Benim aradığım eleman, bu dükkanın temizliğini yapacak, arka tarafta mutfak kısmı var. Orada yemek yapacaksın. Bir de çay servisi. Bunları biliyor muydun. Bu şartlarla çalışabilir misin ? Ücretin, şimdilik asgari ücret. Çalışmana göre arttırabilirim. Benim için paradan önce güven ve sadakat önemlidir. Bu iki kriteri yerine getiren elemanımla, uzun yıllar çalışırım. Fakat, tam tersi bir durum gözüme çarparsa da, bir daha asla dönüp bakmam. Bitmiştir. Gördüğüm kadarıyla, temiz bir insana benziyorsun. Burada çalışmayı kabul ediyor musun kızım ? “
“ Ben… Ben , ne diyeceğimi bilemiyorum İhsan Bey. İlk defa çalışacağım.Deneyimim yok fakat elimden geleni yapacağım. Bu işe çok ihtiyacım var. Bu iyiliğinizi hiç unutmayacağım. Bu güveninizi asla sarsmayacağım. Yemek yapmayı severim. Güzel yaptığımı da söylerler. Çok teşekkür ediyorum İhsan Bey. İşe ne zaman başlayabilirim ?
“ Hemen kızım hemen. Şimdi içeriye git. Çalışacağın yeri gez. Sonra da, güzel yemeklerinden yaparsın bize. “
Çok korktuğum ilk gün, güzel bir başlangıç olmuştu iş yaşamımda. Hiç durmadan çalışıyordum. İşime önem veriyor ve takdir topluyordum. Gayretli çalışmam, patronumun gözünden de kaçmıyor ve bana karşı çok daha fazla anlayış gösteriyordu. Eve para götürmeye başlayınca da, üvey annem eskisi kadar bana karşı kötü davranmıyordu. Şansımız yüzümüze gülmeye başlamıştı en sonunda. Babam ise iş ararken.devamlı gittiği kahvehane de, ocakçının işten çıkmasıyla, orada işe başlamıştı. Ev, hiç olmadığı kadar huzurluydu. İki kardeşim daha vardı. Onların okumaları için elimden gelen gayreti göstermeye çalışıyordum. Onlarla sohbetim esnasında, bu konu üzerinde daha fazla duruyordum. Onları, bir öğretmen, bir avukat, bir doktor olarak görmek istiyordum.
Çalışmamı beğenen patronum İhsan Bey, verdiği söz üzerine maaşıma zam da yapmıştı. Aldığım maaştan, çok az bir kısmını ayırıyordum. Onunla, semt pazarına giderek kendime ucuz fakat güzel kıyafetler alıyordum. Güvenim de gelmişti kendime. Fakat, Selma’ nın, bana son zamanlardaki tavırları çok değişmişti. Her fırsatta, beni aşağılamak için elinden geleni yapıyordu. Bu duruma çok üzülüyor fakat sesimi çıkarmıyordum. Beni kıskanmaya başlamıştı. Karşılık vermiyordum çok istememe rağmen. Minnet duygusu ağır basıyordu. Benim, orada iş bulmama o sebep olmuştu.
Bu konuda konuşmak istedikçe, olmadık bahaneler öne sürüyor ve kaçıyordu. Aşağılayıcı davranışlarını yalnızken yapıyor, özellikle İhsan Bey’ in yanında yapmamaya özen gösteriyordu. Bu duruma bir türlü anlam veremiyordum.
Epeyce, kendimi geliştirmiştim. Bir gün, İhsan Bey çağırdı yanına;
“ Güler kızım, buraya geldiğinden bu yana seni izliyorum. Çok akıllı ve çalışkan bir insansın. Kendini kanıtladın. Müşteriye karşı tavır ve davranışların da dikkatimi çekiyor. Seni, satış elemanı yapacağım. İster misin ? “
Hiç beklemediğim bu öneri karşısında, şaşkın bir şekilde kalmıştım. İçimi bir sevinç dajgası kaplamıştı.Sadece;
“ İstemez olur muyum ? Çok teşekkür ederim İhsan Bey. “
Satış elemanıydım artık. Gelen müşteriye, bütün satış becerimi gösteriyor ve güzel satışlar yapıyordum.
Nermin Kaçar
Hüzün Dalgaları 3
Hüzün Dalgaları 3 Hikayesi - Hüzün Hikayeleri - Nermin Kaçar Yazıları
Çok az bir uykuyla, sabahın ilk ışıklarıyla kalkmış ve hazırlanmıştım. İşe başlayıp, başlamayacağım bile belli değildi. Komşumuzun kızı, kesin gözüyle bakıyordu. Yine de ben, yanılma payı bırakmıştım. Deneyimim yoktu üstelik. Onun, kapı önüne gelmesiyle dışarı çıktım. Dış dünyadaki ilk sınavımı verecektim. Yolda yürürken, bir taraftan da, içimden dualar ediyordum. Bu iş benim için çok önemliydi. Selma, yolda yürürken; bir sürü şey anlatıyor fakat benim zihnim başka yerde olduğu için dediklerinin yarısını ancak anlayabiliyordum. Mahalleden çıkmış ve dolmuşa binmiştik. Hınça hınç doluydu. Bir iki kez ancak üvey annemle binmiştim dolmuşa. O zamanlarda da, kimseye bakmamıştım. Şöyle bir baktım etrafıma. Değişik tipteki insanlarla doluydu. Teypten yükselen, arabesk müziğinin nağmeleri, düşünceli bir halde oturan insanları sanki daha fazla rehavete sokmuştu. Çoğunun yüzü gülmüyor ve içsel konuşmalar yapıyor gibi görüntüleri vardı.
O sırada, tipini beğenmediğim, her hallerinden serseri olduğu anlaşılan iki kişi, dolmuştaki kadınları süzüyor ve pis pis sırıtıyorlardı. Birden içimde bir ürperti duydum. İçimden, “ Alışmalıyım bunlara. İşe gidip gelirken, çok karşılaşacağım. Kendini koruma yolları bulmalısın “ dedim. Epey bir yolculuktan sonra, bir durakta indik. Selma, önümde emin adımlarla ilerliyor; ben de ona yakın mesafede ürkek adımlarla peşinden gidiyordum. Bir iş hanının içine girdik. Dışarıdan içeriye girerken, gözüm binaya takıldı. Çok katlıydı. Saymaya fırsat bulamadan içeriye girdik. Dükkandan içeriye girdiğimizde, görüşmeyi yapacağım yerin orası olduğunu anlamıştım. Selma, içeriye girer girmez, tezgahta bulunanlara “ Günaydın “ dedikten sonra tezgahın az ilerisinde bulunan masaya doğru ilerledi. Orta yaşın üzerinde, saçları beyazlamış, babacan bir tavır takınmış adama doğru ilerledi. Ben de peşinden gidip gitmemekte tereddüt ediyordum.
“Günaydın İhsan Bey. Size bahsettiğim arkadaşımı getirdim. Adı Güler. “
“ Günaydın Selma Hanım. Ha evet. Hoş geldiniz Güler Hanım. “
Benden bahsettiklerini anlayınca, yanlarına doğru ilerledim. Heyecanlanmıştım ve konuşmaya çalıştıkça, boğazım kuruyor, sesim titriyordu.
“ Hoş buldum… “ diyebilmiştim sadece,
Benim, içinde bulunduğum durumu fark eden İhsan Bey,
“ Buyur otur kızım. Biraz dinlen. Kendine gel. “ dedikten sonra Selma’ ya döndü ve ;
“ Selma Hanım, siz işinizin başına dönebilirsiniz “
Ben de, o arada rahatlamıştım. Çok güzel ve şık bir kuyumcu dükkanıydı. Çok zevkli ve özenli dizayn edilmişti. Yerler tertemizdi ve çalışanlar da gelen müşterilere karşı çok ilgililerdi. Ben etrafımı seyre dalmışken, birden İhsan Bey’ in sesiyle kendime geldim.
“ Evet ! Güler kızım. Dinlendin mi biraz ? Selma bahsetmişti senden. İş arıyor muşsun ? Benim aradığım eleman, bu dükkanın temizliğini yapacak, arka tarafta mutfak kısmı var. Orada yemek yapacaksın. Bir de çay servisi. Bunları biliyor muydun. Bu şartlarla çalışabilir misin ? Ücretin, şimdilik asgari ücret. Çalışmana göre arttırabilirim. Benim için paradan önce güven ve sadakat önemlidir. Bu iki kriteri yerine getiren elemanımla, uzun yıllar çalışırım. Fakat, tam tersi bir durum gözüme çarparsa da, bir daha asla dönüp bakmam. Bitmiştir. Gördüğüm kadarıyla, temiz bir insana benziyorsun. Burada çalışmayı kabul ediyor musun kızım ? “
“ Ben… Ben , ne diyeceğimi bilemiyorum İhsan Bey. İlk defa çalışacağım.Deneyimim yok fakat elimden geleni yapacağım. Bu işe çok ihtiyacım var. Bu iyiliğinizi hiç unutmayacağım. Bu güveninizi asla sarsmayacağım. Yemek yapmayı severim. Güzel yaptığımı da söylerler. Çok teşekkür ediyorum İhsan Bey. İşe ne zaman başlayabilirim ?
“ Hemen kızım hemen. Şimdi içeriye git. Çalışacağın yeri gez. Sonra da, güzel yemeklerinden yaparsın bize. “
Çok korktuğum ilk gün, güzel bir başlangıç olmuştu iş yaşamımda. Hiç durmadan çalışıyordum. İşime önem veriyor ve takdir topluyordum. Gayretli çalışmam, patronumun gözünden de kaçmıyor ve bana karşı çok daha fazla anlayış gösteriyordu. Eve para götürmeye başlayınca da, üvey annem eskisi kadar bana karşı kötü davranmıyordu. Şansımız yüzümüze gülmeye başlamıştı en sonunda. Babam ise iş ararken.devamlı gittiği kahvehane de, ocakçının işten çıkmasıyla, orada işe başlamıştı. Ev, hiç olmadığı kadar huzurluydu. İki kardeşim daha vardı. Onların okumaları için elimden gelen gayreti göstermeye çalışıyordum. Onlarla sohbetim esnasında, bu konu üzerinde daha fazla duruyordum. Onları, bir öğretmen, bir avukat, bir doktor olarak görmek istiyordum.
Çalışmamı beğenen patronum İhsan Bey, verdiği söz üzerine maaşıma zam da yapmıştı. Aldığım maaştan, çok az bir kısmını ayırıyordum. Onunla, semt pazarına giderek kendime ucuz fakat güzel kıyafetler alıyordum. Güvenim de gelmişti kendime. Fakat, Selma’ nın, bana son zamanlardaki tavırları çok değişmişti. Her fırsatta, beni aşağılamak için elinden geleni yapıyordu. Bu duruma çok üzülüyor fakat sesimi çıkarmıyordum. Beni kıskanmaya başlamıştı. Karşılık vermiyordum çok istememe rağmen. Minnet duygusu ağır basıyordu. Benim, orada iş bulmama o sebep olmuştu.
Bu konuda konuşmak istedikçe, olmadık bahaneler öne sürüyor ve kaçıyordu. Aşağılayıcı davranışlarını yalnızken yapıyor, özellikle İhsan Bey’ in yanında yapmamaya özen gösteriyordu. Bu duruma bir türlü anlam veremiyordum.
Epeyce, kendimi geliştirmiştim. Bir gün, İhsan Bey çağırdı yanına;
“ Güler kızım, buraya geldiğinden bu yana seni izliyorum. Çok akıllı ve çalışkan bir insansın. Kendini kanıtladın. Müşteriye karşı tavır ve davranışların da dikkatimi çekiyor. Seni, satış elemanı yapacağım. İster misin ? “
Hiç beklemediğim bu öneri karşısında, şaşkın bir şekilde kalmıştım. İçimi bir sevinç dajgası kaplamıştı.Sadece;
“ İstemez olur muyum ? Çok teşekkür ederim İhsan Bey. “
Satış elemanıydım artık. Gelen müşteriye, bütün satış becerimi gösteriyor ve güzel satışlar yapıyordum.
Nermin Kaçar