Hüzün Dalgaları 2

Konusunu Sadefan`da Görüntülemektesiniz!..

Hüzün Dalgaları 2, konusunda bu İçerik Hüzün Dalgaları 2 hakkında en yeni bilgileri, yorumları ve detaylı paylaşımı keşfedin.

Hüzün Dalgaları 2

- Sadefan.com | Hüzün Dalgaları 2 paylaşımı

KlaS

Admin

Hüzün Dalgaları 2

Hüzün Dalgaları 2

Hüzün Dalgaları 2
Hüzün Dalgaları 2 Hikayesi - Hüzün Hikayeleri - Nermin Kaçar Yazıları

Gardiyanın gitmesinin ardından, herkes köşesine çekilmişti. Aralarındaki hesap bitmemiş gibi birbirlerine öfke dolu bakışlarla bakıyorlardı. Bu kavganın bitmediğini ve devamının geleceğini anlamıştım. Büyük bir kavga çıkacak ve sonuç bu kadar hafif atlatılmayacaktı. O anda,kendi kendime söz verdim. Hiçbir şeye karışmayacak, taraf tutmamaya çalışacaktım. Başıma gelenlerden ders çıkarmalıydım. Buraya da o sebeplerle düşmüştüm zaten. Başkalarının kurbanı olmuştum.

Beni kollayan, sahip çıkan, bağrına basan bir annemin olmayışındandı benim o hataları yapmam. Üvey annemin beni küçük gören sözleri ve beni istemeyişi, beni sokağa itiyordu. Babama bakıyordum. Baba yoktu ortada. Etiyle, kemiğiyle karşımdaydı fakat bir işe yaramıyordu. Bana sahip çıkamıyordu. Biliyordum aslında, bana baktıkça yüreğinde hissettiği ezikliği. Kaç kez, üvey annemin bana hakaretleri sırasında, onu engellemek istediğini. Ne oluyorsa oluyor, vazgeçiyordu. Dili tutuluyor ve öylece seyirci kalıyordu benim ezilmeme. Ağlıyordum ama sessizce. Sesli ağlamaya kalktığımda, üvey annem daha fazla agresifleşiyor, bu kez daha fazla vurmaya başlıyordu. Nefret etmiştim o evden. Erkeklerden de nefret ediyordum. Babam gibi bir kocam olsa ne yazardı. Erkek, güçlü olmalı, sözü dinlenmeliydi. Saygı duyulmalıydı. Babam, başarısız olmuştu babalıkta. Sesini çıkaramıyordu. Güçlü değildi.

Doğru düzgün bir geliri yoktu çünkü. Eve bir katkısı olmayınca da, boyun eğiyordu üvey annemin hakaretlerine. Şimdi düşünüyorum da, belki de haklıydı kısmen de olsa üvey annem. Bütün evin yükü üzerindeydi. Her gün temizliğe gidiyordu. Babam, iş aramaya çıkıyordu sözde. Kahve köşelerinde pinekliyor, akşama omuzlarını düşürmüş bir şekilde geliyordu eve.

Onu, o şekilde gördükçe; kahroluyordum. Bir şeyler yapmalıydım. En azından, ben de çalışarak, barındığım eve bir katkı sağlamalıydım. Temizliğe gitmeyi düşündüm önce. Fakat, bünyem buna hiç müsait değildi. İri yarı bir vücuda sahip üvey annem, zorlanmıyordu çalışırken. Çelimsiz ve kupkuru bedenimle, yığılıp kalacak ve bir daha da iş bulamayacaktım. Eve gelen komşularımıza, gizlice haber bırakıyordum. Bana iş bulmalarını istiyordum. Üvey annemin duymasından ve iftira etmesinden korkuyordum. Her hareketime, bir kulp takar ve babama ;

“ Bak ! Sana söylüyorum. Senin bu uyuz kızından, ne sana ne bana hayır gelecek.Eli işte, gözü oynaşta. İki gün sonra, kaçarsa hiç şaşma. Bana kızıyorsun fakat ben onun iyiliğini istiyorum. Biz bunu evlendirelim. O da kurtulsun, biz de. “ diyordu.

Babam, beni şaşırtırcasına ve ilk kez karşı çıkıyor ve ;

“ Hayır, yapmaz benim kızım “ diye beni savunmaya çalışırdı o güçsüz haliyle.

Daha on sekiz yaşındaydım. Görünüşüme bakanlar, çelimsizliğimden beni on beşimde sanıyorlardı. Onun amacını biliyordum aslında. Benim gitmemle, bir boğaz eksilecek, ayağının altından çekilecektim. Köyünden gelenlerle, sessizce; bana bakarak konuşuyordu. Beni, başlık parası karşılığında verecekti. Bunu engellemeliydim. Belki, iş bulduğumda, bu fikrinden cayar diye düşünmüştüm. En sonunda, komşumuzun kızı çalıştığı yerde iş bulmuştu. Kendisini hiç beğenmezdim. Birkaç kez, yalan söylediğine şahit olmuştum. Benim yalan ile işim olmamıştı. Öleceğimi de bilsem, asla yalana baş vurmazdım. Korkardım nedense. Onun bu huyunu bilmeme rağmen, bu işi o bulmuştu. O yüzden de, mecburdum ona katlanmaya. Onu bildiğim için, dikkatli olurum diyordum. Tezgahtarlık yapacaktım. Tek sorunum vardı. Daha açıkçası, bir sürü sorunun içinde, elzem olan, üzerime giyecek doğru dürüst kıyafetim bile yoktu.

İşe başlayacaktım fakat üvey anneme bu konuyu açamamıştım korkudan. Korkunun, ölüme faydası yoktu nasılsa. Cesaretimi topladığım bir anda, konuyu açtım. Paranın kokusunu alan üvey annem, tam tersi bir tavır sergilemiş ve razı olmuştu çalışmama. Üzerime giyecek sorununu da, çözüvermişti. Temizliğe gittiği evlerden, hanımlar tarafından verilen kıyafetleri, önüme atmıştı.

“ Seç içinden iki tane. Bunları giyersin işte. Ben, yine veririm zamanı gelince. “

Gözüme kestirdiklerimi elime alıp, yatağımın kenarına bırakmıştım sessizce. Merak içindeydim. Nasıl duracaktı acaba üzerimde ? O güne, kadar süslü kıyafetler giymemiştim. Dışarıdaki bir yaşama da hazır hissetmiyordum kendimi üstelik. İnsanlara nasıl davranacaktım? Nasıl hitap edecektim ? Kafam, allak bullak olmuştu. Farklı bir yaşamın içine girecektim. El ayak çekilince, odama girdim. Heyecanla, kıyafetlerimi giydim. Sessizce, holdeki aynada kendime baktım. Farklı bir insan vardı karşımda. Tanımadığım, yabancı biri vardı. Korktum. İlk kez,kendi görüntümden korkmuştum. Ne olursa, olsun; değişmeyecektim. Tekrar odama döndüm. Üzerimi değiştim. Yatağımın içine girdim. Bildiğim duaları okudum. Ertesi güne, hazır olmak için uyuyamasam da, gözlerimi kapattım karanlığa…

Nermin Kaçar
 
Hüzün Dalgaları 2 yaşam hikayeleri ve deneyimler, Hüzün Dalgaları 2 ile kullanıcılar ilham verici öykülere ulaşabilir.
Geri
Üst