Behiye
Bilgin Üye
Hüznün Feryadı
Hüznün Feryadı
HÜZNÜN FERYADI
Bu gece Hüznün Hikayesini yazmak istedim
Hece hece...
Ne bir masaldı bu sanırım, ne bir bilmece...
Bu gece Hüznün Hikayesini
Yazmak istedim sadece...
Dün akşam gün batımını izlemek için
Çıktım dışarı,
Bir bahar akşamının
Tatlı meltemi dağıttı saçlarımı,
Sessizce oturdum sahilde bir kafede,
Deniz ıssızdı...
Ufuk alabildiğince uzanırken
Güneş yavaş yavaş gidiyordu
Ayrılığın hüznüyle,
Anlaşılan boğazı düğüm düğüm
Hıçkırıklar sıralanmıştı yüreğine güneşin
Bir veda busesi kondurdu
Hazin bir veda niteliğinde
Denizin tam gözbebeğine...
Akşamın alacakaranığı çökerken
Yavaş yavaş üstüme,
yürüdüm ağır aksak adımlarla, geçmişime,
Eski bir şarkı takıldı dilime,
Gözlerinin İçine Başka Hayal Girmesin dercesine...
Yol kenarında dizilmiş
Bir kaç saksı çiçeğin içinden biri gülümsüyor,
Ne olur al beni,
Ben senin hayallerinin resmiyim diyordu,
Saksıda ne de tuhaf duruyordu papatyalar,
Cüzdanımı açtım ve bir liraya aldım hayallerimi...
Bu gece Bir Delinin Hatıra Defterine yazdım,
Bir Delinin Hatıra Defterine hapsettim
Yalanları, ihanetleri, ve seni...
Başak başak sevinçlerin harabolduğu
Tarlalarında gezindim bu gece
Karanlık kaplamıştı toprağı çekirge sürüleriyle
Yazdım, yazdım, yazdım ve sildim birdenbire
Ya Hüznün Hikayesiydi
Satırlara düşen yağmur taneleri,
Ya da bir kır çiçeğinin hapsedildiği
Küçücük saksının azad edilmesiydi.
Bu gece Bir Delinin Hatıra Defterinde saklandı
Hüznün Hikayesi...
Sürüklenirken adımlarım
Arnavut taşlı kaldırımlarda
Bir kırlangıç sürüsü geçti hemen yakınımdan
Göz, gez, arpacık...
Nasılda sürmüştüm mermiyi bakışlarımın namlusuna
Parmaklar tetikte, anılar bunalım takılmakta
Ya seni vuracaktım ansızın
Ya da ben kaybolacaktım arka sokaklarda...
Bir Delinin Hatıra defteri yanmakta...
HÜZNÜN FERYADI
Bu gece Hüznün Hikayesini yazmak istedim
Hece hece...
Ne bir masaldı bu sanırım, ne bir bilmece...
Bu gece Hüznün Hikayesini
Yazmak istedim sadece...
Dün akşam gün batımını izlemek için
Çıktım dışarı,
Bir bahar akşamının
Tatlı meltemi dağıttı saçlarımı,
Sessizce oturdum sahilde bir kafede,
Deniz ıssızdı...
Ufuk alabildiğince uzanırken
Güneş yavaş yavaş gidiyordu
Ayrılığın hüznüyle,
Anlaşılan boğazı düğüm düğüm
Hıçkırıklar sıralanmıştı yüreğine güneşin
Bir veda busesi kondurdu
Hazin bir veda niteliğinde
Denizin tam gözbebeğine...
Akşamın alacakaranığı çökerken
Yavaş yavaş üstüme,
yürüdüm ağır aksak adımlarla, geçmişime,
Eski bir şarkı takıldı dilime,
Gözlerinin İçine Başka Hayal Girmesin dercesine...
Yol kenarında dizilmiş
Bir kaç saksı çiçeğin içinden biri gülümsüyor,
Ne olur al beni,
Ben senin hayallerinin resmiyim diyordu,
Saksıda ne de tuhaf duruyordu papatyalar,
Cüzdanımı açtım ve bir liraya aldım hayallerimi...
Bu gece Bir Delinin Hatıra Defterine yazdım,
Bir Delinin Hatıra Defterine hapsettim
Yalanları, ihanetleri, ve seni...
Başak başak sevinçlerin harabolduğu
Tarlalarında gezindim bu gece
Karanlık kaplamıştı toprağı çekirge sürüleriyle
Yazdım, yazdım, yazdım ve sildim birdenbire
Ya Hüznün Hikayesiydi
Satırlara düşen yağmur taneleri,
Ya da bir kır çiçeğinin hapsedildiği
Küçücük saksının azad edilmesiydi.
Bu gece Bir Delinin Hatıra Defterinde saklandı
Hüznün Hikayesi...
Sürüklenirken adımlarım
Arnavut taşlı kaldırımlarda
Bir kırlangıç sürüsü geçti hemen yakınımdan
Göz, gez, arpacık...
Nasılda sürmüştüm mermiyi bakışlarımın namlusuna
Parmaklar tetikte, anılar bunalım takılmakta
Ya seni vuracaktım ansızın
Ya da ben kaybolacaktım arka sokaklarda...
Bir Delinin Hatıra defteri yanmakta...