serapmisali
Super Üye
Hidrosefali Nedir?
Hidrosefali Nedir?
En genel tanımıyla hidrosefali terimi, kafa içindeki suyun miktar olarak arttığı
durumları açıklar ve ilk akla gelen kafa büyümesidir. Kafamızın içinde, birbiriyle
ilişkili olan mağaralar olarak düşünebileceğimiz boşluklar bulunur. Biz bunlara
“ventrikül” ya da “karıncık” diyoruz. Bunların en büyüğü ise “yan karıncık” tır.
Kafamızın içindeki suyu, bildiğimiz su gibi düşünmek yanlış olur. Bu su dediğimiz
“beyin-omurilik” sıvısıdır ve birçok fonksiyona sahiptir. En önemli görevi ise;
beynimizi etkileyecek şiddetli çarpmalarda beyni korumasıdır. Bu sıvıda kanımızdaki
gibi besleyici maddeler de bulunur. Beyin omurilik sıvısının (BOS) büyük bir
çoğunluğu, karıncıklardaki yosunumsu bir organ olan koroid pleksuslarda yapılırken,
bir kısmı da beyin dokusu ve omurilikte yapılır. Yosuna benzeyen koroid pleksuslar
tüm karıncıklarda bulunmaktadır ve temel olarak BOS yapımından sorumludurlar.
Günde yaklaşık yarım litre BOS üretilmekte ve aynı miktarda da emilmektedir
http://i.imgur.com/6uqzT.jpg
Resim 1: Beyin omurilik sıvısının (BOS) üretildiği beyin boşlukları ve BOS dolanım yollarını gösteren
şematik resim. Oklar BOS akış yönünü göstermektedir.
İki tarafta da bulunan yan karıncıklardaki BOS küçük birer pencere ile (foramen
Monro) beynin ortasında bulunan üçüncü karıncığa akar ve daha sonra ince ve 1 cm
uzunluğundaki bir kanal ile dördüncü karıncık denen diğer bir boşluğa doğru devam
eder. Bu akış omurilik merkezine kadar devamlılık sağlar. Dördüncü karıncıktaki
deliklerden çıkan BOS omurilik çevresinde ve beyin çevresinde dolaşarak beyin
yüzeyindeki büyük toplardamarlara özel dokular (araknoid villus) sayesinde
emilerek geri döner (Resim 1).
Hidrosefalinin bilimsel tanımı: beyin boşluklarının (karıncıklarının) genişlemesiyle
birlikte beyin-omurilik sıvısının basınç ve miktarında artmadır.
Hidrosefali Neden Oluşur?
Mevcut hastaların hemen hemen büyük çoğunluğunda hidrosefali, beyin omurilik
sıvısının dolaşım yolundaki herhangi bir noktasındaki tıkanmaya bağlı olarak oluşur.
Tıkanma karıncıkları birbirine bağlayan delikler veya kanalda olabildiği gibi emilimin
olduğu son noktada da olabilir. Bu tıkanmanın nedeni, bir kafa darbesi, enfeksiyon ya
da tümör olabilir.
Hidrosefali nedenlerini konjenital yani “doğuştan” ya da sonradan gelişen ”edinsel”
olarak da ikiye ayırabiliriz. Doğuştan hidrosefali miyelomeningosel gibi hastalıklarla
birlikte görülebilir. Edinsel hidrosefali gelişiminin de üç nedeni olabilir:
Birincisi; beyin omurilik sıvısının aşırı yapımıdır. Bu genellikle bir tümör nedeniyle
olabilir.
İkincisi; beyin omurilik sıvısının dolaştığı yollarda bir tıkanıklık söz konusudur.
Tıkanıklığın nedeni, menenjit-ansefalit gibi enfeksiyonlar, travmaya bağlı
kanamalardır. Sıvı akışının engellenmesiyle oluşan bu tür hidrosefali aynı zamanda
“non-kommünike” (bağlantısı olmayan hidrosefali) olarak da adlandırılır.
Üçüncü neden ise; beyin–omurilik sıvısının emiliminde bir bozukluk olmasıdır. Bu
tür hidrosefalide ”kommünike” (bağlantının korunduğu) hidrosefali olarak tanımlanır.
Hidrosefali nedenlerini kısaca maddeleyecek olursak;
Spina Bifidaya da miyelomeningosel(omuriliğin anne karnında kapanmayıp açık
kalması)
Üçüncü karıncık ile dördüncü karıncık arasındaki su kanalı darlığı-tıkanıklığı
(Akueduktusdarlığı-tıkanıklığı)
Beyinciğin ve/veya beyin sapının kafatasından omurilik kanalına fıtıklaşması (Chiari
malformasyonları)
BOSyollarını daraltan veya tıkayan içi sıvı dolu kesecikler (Araknoid kistler)
Beyin, beyincik ve beyin sapı tümörleri
Menenjit ve benzeri enfeksiyonlar sonrası
Beyin boşlukları içine veya beyin zarı altına kanamalar sonrası
BOS üreten organın tümörü
Kanama, enfeksiyon veya iltihap sonrası beyin zarı altında BOS akımının engellenmesi
Genetik ya da ailesel hidrosefali
http://i.imgur.com/UcEdy.jpg
Hidrosefali Tedavisi Nasıldır?
Tıkanma nedeni tümör ise buna yönelik girişim yapılabilir ya da toplanan fazla sıvı,
vücudun başka bir yerinden emilecek şekilde uygun bir yol ile yönlendirilir. Bu
yönlendirme işlemi ise “şant” denilen cihazlar sayesinde yapılır.
ŞANT: Silikon bir tüpten oluşur ve bunun kalınlığı tükenmez kalem içindeki
mürekkep konulan plastik kısım kadardır. Şantüç bölümden oluşur:
1. Ventriküler (karıncık içine yerleştirilen) kateter (tüp)
2. Valf (pompa)
3. Distal (valf veya pompadan sonra devam eden karın boşluğuna veya kalbe
giden) kateter (tüp)
Valf’in özelliği, tek yöne doğru BOSakışına izin vermesidir. Çocuktaki mevcut
problemlere göre seçilebilecek değişik şant sistemleri vardır.
Ventrikülo–Peritoneal (VP) Şant:
http://i.imgur.com/8OnTe.jpg
Resim 2: Ventrikülo-peritoneal şantın şematik resmi.
Burada, kafa içindeki fazla sıvı, deri altından karın boşluğuna yönlendirilir. Sıvı karın
zarı tarafından emilir. Bunu masa üstündeki suyu emen kâğıt peçeteye benzetebiliriz.
Yan karıncık içine yerleştirilen tüp, boyun ve gövdeden deri altından geçirilerek karın
boşluğuna yönlendirilir (Resim 2). Uygulanması basittir ve tıkanma olduğunda
düzeltilmesi daha kolaydır. Sisteme kafa içindeki sıvının basıncının belli düzeyi
aştığında çalışmasını sağlayan bir valf eklenir. Cerrahın tercihine göre gerektiğinde
BOS almaya yarayan ve pompalama işlemini gerçekleştiren pompa da eklenebilir.
Özetle valfler yüksek, orta ve düşük basınçlıdır. Bütün dünyada en çok tercih edilen
şant tipi ventrikülo-peritoneal şanttır. Diğer şant yöntemlerine göre sorunları hem
daha az görülür hem de daha az tehlikelidir.
Ventrikülo-Atrial (VA) Şant:
http://i.imgur.com/Ix4GO.jpg
Resim 3: Ventrikülo-atrial şantın şematik çizimi.
Fazla sıvı karın yerine, kalbe giden toplardamardan birine yönlendirilir.
Damarlardaki kanın geriye gelmesini önlemek amacıyla, tek yönlü valf (pompa)
sistemi gerekli olup, pompadan sonra devam eden ince bir plastik tüp kalbe giden bir
toplardamar içinde kalbin sağ kulakçığına kadar ilerletilir (Resim 3).
Komplikasyonlarının ventrikülo-peritoneal şanta göre daha ciddi olması (bağlantı
yapılan damarda yaralanma, tıkanma, kronik enfeksiyon) ve yenilenmesinin oldukça
zor olması nedeniyle daha az tercih edilmektedir. Günümüzde eğer karın içinde bir
problem var ise VP şanta bir seçenek olarak VA şantkullanılmaktadır.
Ventrikülo-plevral (VPl) Şant:
Bu yöntemde beyin içindeki sıvı, tüp ve valf aracılığı ile akciğerin etrafında bulunan
zarın (plevra) iki yaprağı arasına boşaltılır. VP şantın uygulanamadığı durumlarda
ventrikülo-plevral şant uygulaması düşünülebilecek diğer bir yöntemdir. Ventrikülo-
plevral şant 5 ya da 6 yaşından daha küçük çocuklarda uygulanmaz. Çünkü biriken
sıvı akciğerlere bası yapıp solunum sıkıntısı yaratabilir. Bu yöntemin uygun olmadığı
durumlar ise; göğüs boşluğunda bir başka nedene ait sıvı birikiminin olması ve bu
nedenle solunum sorunları olanlar, göğüs kafesinin küçük ve emilim alanın dar olması
nedeniyle küçük çocuklar, böbrek-kalp yetmezliği olan hastalardır.
Lumbo-Peritoneal (LP) Şant:
http://i.imgur.com/q8XdI.jpg
Resim 4: Lumbo-peritoneal şantın şematik çizimi
Lumbo-peritoneal şantlar, kommunike (bağlantının korunduğu) hidrosefalilerin
tedavisinde kullanılabilirler. LP şantlar yaygın olarak kabul görmüş bir yöntem
değildir ve uzun dönemde ventrikülo-peritoneal şantla arasındaki başarı
farklılıklarını karşılaştırmak mümkün değildir. Beldeki omurlar arasındaki omurilik
zarı içindeki BOS, bu zar içine yarleştirilen bir kateter aracılığı ile karın boşluğuna
akıtılır (Resim 4). Lumbo-peritoneal şantın bir dezavantajı; geç ortaya çıkan, uzun
süre devam eden, beyinciğin alt yüzünde bademciğe benzer küçük yuvarlak bölümde
fıtıklaşma oluşma (kronik semptomatik serebellar tonsiller herniasyon) riskidir.
***
Tüm şant yöntemlerinde de, çocuğun gelişimi sırasında aksilikler ortaya çıktığında
düzeltme (revizyon) dediğimiz, şantın yenilenmesi ve sorunların ameliyatla
giderilmesi gerekir.
Kısacası; çeşit çeşit araba modelleri gibi şantın da çeşitleri ve modelleri vardır. Ancak
hepsi de aynı amaç için kullanılır. Hangi şant tipinin seçileceği ise, hekimin tercihine
ve hastanın problemlerine göre saptanır.
Şant takılması işlemi kısa ve zor olmamasına rağmen, ameliyathanede steril şartlarda
ve genel anestezi (uyutularak) altında yapılan bir işlemdir. Şant takılması işleminden
sonra çocuk, şantın çalışmasının kontrolü ve çıkabilecek anestezi yan etkilerine karşı
hastanede yatırılır.Yatış süresince hemşiresi tarafında takipleri yapılır ve kaydedilir.
En genel tanımıyla hidrosefali terimi, kafa içindeki suyun miktar olarak arttığı
durumları açıklar ve ilk akla gelen kafa büyümesidir. Kafamızın içinde, birbiriyle
ilişkili olan mağaralar olarak düşünebileceğimiz boşluklar bulunur. Biz bunlara
“ventrikül” ya da “karıncık” diyoruz. Bunların en büyüğü ise “yan karıncık” tır.
Kafamızın içindeki suyu, bildiğimiz su gibi düşünmek yanlış olur. Bu su dediğimiz
“beyin-omurilik” sıvısıdır ve birçok fonksiyona sahiptir. En önemli görevi ise;
beynimizi etkileyecek şiddetli çarpmalarda beyni korumasıdır. Bu sıvıda kanımızdaki
gibi besleyici maddeler de bulunur. Beyin omurilik sıvısının (BOS) büyük bir
çoğunluğu, karıncıklardaki yosunumsu bir organ olan koroid pleksuslarda yapılırken,
bir kısmı da beyin dokusu ve omurilikte yapılır. Yosuna benzeyen koroid pleksuslar
tüm karıncıklarda bulunmaktadır ve temel olarak BOS yapımından sorumludurlar.
Günde yaklaşık yarım litre BOS üretilmekte ve aynı miktarda da emilmektedir
http://i.imgur.com/6uqzT.jpg
Resim 1: Beyin omurilik sıvısının (BOS) üretildiği beyin boşlukları ve BOS dolanım yollarını gösteren
şematik resim. Oklar BOS akış yönünü göstermektedir.
İki tarafta da bulunan yan karıncıklardaki BOS küçük birer pencere ile (foramen
Monro) beynin ortasında bulunan üçüncü karıncığa akar ve daha sonra ince ve 1 cm
uzunluğundaki bir kanal ile dördüncü karıncık denen diğer bir boşluğa doğru devam
eder. Bu akış omurilik merkezine kadar devamlılık sağlar. Dördüncü karıncıktaki
deliklerden çıkan BOS omurilik çevresinde ve beyin çevresinde dolaşarak beyin
yüzeyindeki büyük toplardamarlara özel dokular (araknoid villus) sayesinde
emilerek geri döner (Resim 1).
Hidrosefalinin bilimsel tanımı: beyin boşluklarının (karıncıklarının) genişlemesiyle
birlikte beyin-omurilik sıvısının basınç ve miktarında artmadır.
Hidrosefali Neden Oluşur?
Mevcut hastaların hemen hemen büyük çoğunluğunda hidrosefali, beyin omurilik
sıvısının dolaşım yolundaki herhangi bir noktasındaki tıkanmaya bağlı olarak oluşur.
Tıkanma karıncıkları birbirine bağlayan delikler veya kanalda olabildiği gibi emilimin
olduğu son noktada da olabilir. Bu tıkanmanın nedeni, bir kafa darbesi, enfeksiyon ya
da tümör olabilir.
Hidrosefali nedenlerini konjenital yani “doğuştan” ya da sonradan gelişen ”edinsel”
olarak da ikiye ayırabiliriz. Doğuştan hidrosefali miyelomeningosel gibi hastalıklarla
birlikte görülebilir. Edinsel hidrosefali gelişiminin de üç nedeni olabilir:
Birincisi; beyin omurilik sıvısının aşırı yapımıdır. Bu genellikle bir tümör nedeniyle
olabilir.
İkincisi; beyin omurilik sıvısının dolaştığı yollarda bir tıkanıklık söz konusudur.
Tıkanıklığın nedeni, menenjit-ansefalit gibi enfeksiyonlar, travmaya bağlı
kanamalardır. Sıvı akışının engellenmesiyle oluşan bu tür hidrosefali aynı zamanda
“non-kommünike” (bağlantısı olmayan hidrosefali) olarak da adlandırılır.
Üçüncü neden ise; beyin–omurilik sıvısının emiliminde bir bozukluk olmasıdır. Bu
tür hidrosefalide ”kommünike” (bağlantının korunduğu) hidrosefali olarak tanımlanır.
Hidrosefali nedenlerini kısaca maddeleyecek olursak;
Spina Bifidaya da miyelomeningosel(omuriliğin anne karnında kapanmayıp açık
kalması)
Üçüncü karıncık ile dördüncü karıncık arasındaki su kanalı darlığı-tıkanıklığı
(Akueduktusdarlığı-tıkanıklığı)
Beyinciğin ve/veya beyin sapının kafatasından omurilik kanalına fıtıklaşması (Chiari
malformasyonları)
BOSyollarını daraltan veya tıkayan içi sıvı dolu kesecikler (Araknoid kistler)
Beyin, beyincik ve beyin sapı tümörleri
Menenjit ve benzeri enfeksiyonlar sonrası
Beyin boşlukları içine veya beyin zarı altına kanamalar sonrası
BOS üreten organın tümörü
Kanama, enfeksiyon veya iltihap sonrası beyin zarı altında BOS akımının engellenmesi
Genetik ya da ailesel hidrosefali
http://i.imgur.com/UcEdy.jpg
Hidrosefali Tedavisi Nasıldır?
Tıkanma nedeni tümör ise buna yönelik girişim yapılabilir ya da toplanan fazla sıvı,
vücudun başka bir yerinden emilecek şekilde uygun bir yol ile yönlendirilir. Bu
yönlendirme işlemi ise “şant” denilen cihazlar sayesinde yapılır.
ŞANT: Silikon bir tüpten oluşur ve bunun kalınlığı tükenmez kalem içindeki
mürekkep konulan plastik kısım kadardır. Şantüç bölümden oluşur:
1. Ventriküler (karıncık içine yerleştirilen) kateter (tüp)
2. Valf (pompa)
3. Distal (valf veya pompadan sonra devam eden karın boşluğuna veya kalbe
giden) kateter (tüp)
Valf’in özelliği, tek yöne doğru BOSakışına izin vermesidir. Çocuktaki mevcut
problemlere göre seçilebilecek değişik şant sistemleri vardır.
Ventrikülo–Peritoneal (VP) Şant:
http://i.imgur.com/8OnTe.jpg
Resim 2: Ventrikülo-peritoneal şantın şematik resmi.
Burada, kafa içindeki fazla sıvı, deri altından karın boşluğuna yönlendirilir. Sıvı karın
zarı tarafından emilir. Bunu masa üstündeki suyu emen kâğıt peçeteye benzetebiliriz.
Yan karıncık içine yerleştirilen tüp, boyun ve gövdeden deri altından geçirilerek karın
boşluğuna yönlendirilir (Resim 2). Uygulanması basittir ve tıkanma olduğunda
düzeltilmesi daha kolaydır. Sisteme kafa içindeki sıvının basıncının belli düzeyi
aştığında çalışmasını sağlayan bir valf eklenir. Cerrahın tercihine göre gerektiğinde
BOS almaya yarayan ve pompalama işlemini gerçekleştiren pompa da eklenebilir.
Özetle valfler yüksek, orta ve düşük basınçlıdır. Bütün dünyada en çok tercih edilen
şant tipi ventrikülo-peritoneal şanttır. Diğer şant yöntemlerine göre sorunları hem
daha az görülür hem de daha az tehlikelidir.
Ventrikülo-Atrial (VA) Şant:
http://i.imgur.com/Ix4GO.jpg
Resim 3: Ventrikülo-atrial şantın şematik çizimi.
Fazla sıvı karın yerine, kalbe giden toplardamardan birine yönlendirilir.
Damarlardaki kanın geriye gelmesini önlemek amacıyla, tek yönlü valf (pompa)
sistemi gerekli olup, pompadan sonra devam eden ince bir plastik tüp kalbe giden bir
toplardamar içinde kalbin sağ kulakçığına kadar ilerletilir (Resim 3).
Komplikasyonlarının ventrikülo-peritoneal şanta göre daha ciddi olması (bağlantı
yapılan damarda yaralanma, tıkanma, kronik enfeksiyon) ve yenilenmesinin oldukça
zor olması nedeniyle daha az tercih edilmektedir. Günümüzde eğer karın içinde bir
problem var ise VP şanta bir seçenek olarak VA şantkullanılmaktadır.
Ventrikülo-plevral (VPl) Şant:
Bu yöntemde beyin içindeki sıvı, tüp ve valf aracılığı ile akciğerin etrafında bulunan
zarın (plevra) iki yaprağı arasına boşaltılır. VP şantın uygulanamadığı durumlarda
ventrikülo-plevral şant uygulaması düşünülebilecek diğer bir yöntemdir. Ventrikülo-
plevral şant 5 ya da 6 yaşından daha küçük çocuklarda uygulanmaz. Çünkü biriken
sıvı akciğerlere bası yapıp solunum sıkıntısı yaratabilir. Bu yöntemin uygun olmadığı
durumlar ise; göğüs boşluğunda bir başka nedene ait sıvı birikiminin olması ve bu
nedenle solunum sorunları olanlar, göğüs kafesinin küçük ve emilim alanın dar olması
nedeniyle küçük çocuklar, böbrek-kalp yetmezliği olan hastalardır.
Lumbo-Peritoneal (LP) Şant:
http://i.imgur.com/q8XdI.jpg
Resim 4: Lumbo-peritoneal şantın şematik çizimi
Lumbo-peritoneal şantlar, kommunike (bağlantının korunduğu) hidrosefalilerin
tedavisinde kullanılabilirler. LP şantlar yaygın olarak kabul görmüş bir yöntem
değildir ve uzun dönemde ventrikülo-peritoneal şantla arasındaki başarı
farklılıklarını karşılaştırmak mümkün değildir. Beldeki omurlar arasındaki omurilik
zarı içindeki BOS, bu zar içine yarleştirilen bir kateter aracılığı ile karın boşluğuna
akıtılır (Resim 4). Lumbo-peritoneal şantın bir dezavantajı; geç ortaya çıkan, uzun
süre devam eden, beyinciğin alt yüzünde bademciğe benzer küçük yuvarlak bölümde
fıtıklaşma oluşma (kronik semptomatik serebellar tonsiller herniasyon) riskidir.
***
Tüm şant yöntemlerinde de, çocuğun gelişimi sırasında aksilikler ortaya çıktığında
düzeltme (revizyon) dediğimiz, şantın yenilenmesi ve sorunların ameliyatla
giderilmesi gerekir.
Kısacası; çeşit çeşit araba modelleri gibi şantın da çeşitleri ve modelleri vardır. Ancak
hepsi de aynı amaç için kullanılır. Hangi şant tipinin seçileceği ise, hekimin tercihine
ve hastanın problemlerine göre saptanır.
Şant takılması işlemi kısa ve zor olmamasına rağmen, ameliyathanede steril şartlarda
ve genel anestezi (uyutularak) altında yapılan bir işlemdir. Şant takılması işleminden
sonra çocuk, şantın çalışmasının kontrolü ve çıkabilecek anestezi yan etkilerine karşı
hastanede yatırılır.Yatış süresince hemşiresi tarafında takipleri yapılır ve kaydedilir.