Hayriye

Konusunu Sadefan`da Görüntülemektesiniz!..

Hayriye, konusunda bu İçerik Hayriye hakkında en yeni bilgileri, yorumları ve detaylı paylaşımı keşfedin.

Hayriye

- Sadefan.com | Hayriye paylaşımı

FairyTale

Genel Sorumlu

Hayriye

Hayriye
İsa Avcı yazıları - Hayriye

İstanbul 22:30 otobüsü henüz hareket etmişti ki muavin bölümünde bir adam yedi yaşlarında gösteren kız çocuğunun altına bez bağlıyordu. Yaklaşık on saat sürecek olan uzun bir yolculuk düşünüldüğünde belki de adam böyle bir tedbire başvurmuş olabilirdi. Yanımdaki boş koltuğa gelip oturduğunda ağzında emziği, şaşı bakışları ve tuhaf görünüşlü bu kız çocuğuyla ilk defa göz göze geldik. Gözleri yuvalarında fırıldak gibi dönüyor ve telli dişleriyle bana gülümsüyordu:
-adın ne senin bakim dedim.
-Hay.ri..y dedi
Kelimeleri yuttuğundan adını tam anlayamadım ve soruyu yinelediğim de;
-Hayriye dedik ya Allah Allah dedi.
Belki spastik özürlü ya da otistik olabilir düşüncesiyle yol boyunca onunla fazla
muhatap olmamaya karar verdim. Muavinin üzümlü kek ve portakal suyundan oluşan ikramından sonra koltuğu geriye yatırdım ve uyuma pozisyonu almıştım ki Hayriye kolumdan çekerek:
-uyumasana Allah Allah dedi.
Tamamen şaşkın bir halde:
-peki uyumayalım da ne yapalım hem bak herkes uyuyor dedim.
Gerçekten servis sonrası otobüsün spot ışıkları sönmüş ve yolcular uyuyordu buna kızın babası sandığım adam da dahildi.
-seninle oyun oynayacağız çünkü dedi.
Kol saatimin akrep ve yelkovanı on iki rakamı üzerinde buluşmuşken bu teklife evet demekten başka çaremin olmadığını anladım ve esneyerek:
-peki dedim hadi başlayalım.
-bil bakalım elimde ne var? diye sordu.
Avuçlarında sert bir cisim olduğu belliydi.
-metal para mı ?
-hayır
-çakıl taşı mı?
Başını olumsuz anlamda salladı.
-ıı
-o zaman gazoz kapağı.
-yine bilemedin.
Sıkılmıştım ve bu oyunu bir an önce sonlandırmak ve uyumak istiyordum.
-tavuk tüyü.
-cık.
-şeytan tüyü.
-?
-o zaman kesinlikle dinazor yumurtasıdır dedim.
Gözleri yine yuvasında fırıl fırıl dönmeye başladı.
-Dinazorlar tarih sahnesinden silineli milyonlarca yıl oldu anlaşıldı mı Allah Alah dedi.
-o zaman sen söyle dedim.
Parmakları gevşeyip yavaşça açıldı, avucunda terden yapış yapış olmuş ayıcık tokası duruyordu. Ellerini birbirine çırparak ben kazandım ben kazandım diye sevindi. Onun bu hali beni de mutlu etti, ama artık uyumalıydım, çünkü sabah benim için büyük bir gündü.

Okul, askerlik, iş arama derken zaman bir çırpıda geçivermişti. İş bulup çalışmak için sonbahar yaprağı gibi şehirden şehre, ülkeden ülkeye savrulmuştum. Kendimi bir nevi göçebe addediyordum. Hiçbir yerde kalamıyor, kendimi hiçbir yere ait hissetmiyordum, ama artık bunun bir sonu olmalıydı ve bu iş benim için bir sonun başlangıcı olduğu gibi yeni bir hayatın da başlangıcıydı. Yaklaşık bir ay önceki iş müracaatıma olumlu cevap verilmiş ve bir an önce işe başlamam isteniyordu.

Yollar duble, otobüsler yeni nesil olsa da uzun boyumdan olsa gerek bir türlü rahat edemiyorum otobüs yolculuklarında. Bu yüzden ağır aksak olsa da tren yolculuklarını tercih etmişimdir hep.

Koltuklar arasında iki büklüm, boynum tutulmuş bir halde uyandım. Hayriye başını dizlerime yaslamış uyuyordu, emziğini ise yere düşürmüştü. Eğilip emziği yerden alırken uyanır gibi oldu ve sayıklamaya başladı: "anne neredesin, beni bırakıp gitme anne, ne olur beni de yanında götür anne" gibi laflar etti. Emziği temizleyip ağzına verdim. Annesinin göğüslerine asılan aç bir bebek gibi hızlı hızlı emmeye başladı emziği.

Güneş doğmuş Marmara denizi pırıl pırıldı. Kuru yük gemileri boğaza doğru ilerlerken, kıyıya yakın yerlerde küçük balıkçı tekneleri nasiplerini arıyor, üzerlerinde martılar uçuşuyordu. Bu arada Hayriye de uyanmış telli dişleriyle bana gülümsedi:
-günaydın dedi hafifçe burnuma dokunarak.
-günaydın dedim minik burnunu sıkarak.

Garaja kadar hiç konuşmadık.

Muavinin anonsundan sonra koltuğu düzeltip, üzerime çeki düzen verdim. İşte o an Hayriye üzerime atladı ve kahkahalarla beni gıdıklamaya başladı. Hazırlıksız yakalandığımdan kendimi tutamadım ben de onunla birlikte gülmeye başladım neyse ki Hayriye’nin babası imdadıma yetişti.
Benden özür dileyerek kızına:
-Hayriye hazırlan kızım garaja geldik dedi
-Allah bağışlasın çok tatlı kızınız var dedim.
Sadece teşekkür etti.

Eşyalarımı bir kenara yığmış beni almaya gelecek şirket yetkilisini bekliyordum ki Hayriye ve babasını tekrar gördüm. Babası Hayriye’ye söylenerek montunu giydirmeye çalışıyor, Hayriye ise yaramaz çocuklar gibi diretiyor, ağlıyordu. Bir ambulans tepe lambasını yakmış, siren çalarak önümden geçti. Ambulansa binerlerken Hayriye’yle tekrar göz göze geldik. O güzelim gözleriyle bana uzun uzun baktı, aracın kapısı kapandığında camdan bana el salladı. Ben de onlara el salladım, umarım bir an önce iyileşir ve annene kavuşursun dedim içimden

Ofiste masamda çalışıyorum. İşler yoğun ve stresli olsa da yıllar sonra gelen düzenli bir hayata sahip olduğum için kendimi mutlu hissediyordum. Müşteri cari hesaplarını incelemek yoruyor bazen. Arada internet sitelerinden haberleri takip ediyor kafamı dağıtıyorum, çoğunlukla bakışlarım boğazın mavi sularında geziniyor. Mavi sularda manzara hiç değişmiyor, devasa tankerler, kuru yük gemileri, balıkçı tekneleri ve martılar…cıvıltılı sesleriyle parkta oynayan çocukları seyrediyorum.

Haberleri hızlı hızlı tıklarken bir kız çocuğunun fotoğrafı masa üstü resmi gibi takıldı kaldı ekranımda. Ben bu şehla bakışları nasıl unuturdum. Evet oydu: Hayriye. Fotoğrafın altında şöyle bir haber vardı: Hayriye talihsiz çocuk, Şimdiye kadar onlarca ameliyat geçirdi, ama maalesef dünkü ameliyatta tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Kederli baba kızının cesedi başında gözyaşı döktü, Hayriye birkaç ay önce de annesini elim bir trafik kazasında kaybetmişti, cenazesi yarın memleketinde annesinin mezarı yanında defnedilecek.

İsa Avcı
 
Hayriye hikayeler ve güzel yazılar, Hayriye ile kullanıcılar ilham verici içerikleri okuyabilir.
Geri
Üst