Gök Beyaz Güvercinim
Gök Beyaz Güvercinim
Gök Beyaz Güvercinim
Tam altı yaşında altı yıldır benimle kıvıl kıvıldı sarı sarıydı tüyleri dünyaya merhaba dediğinde
Soğuk bir mevsimdi marttı yumurtayı çatlattığında… Korudum esirgedim elimle yem verdim
Büyüdü serpildi harika bir dost oldu bana ve semaya “gök beyazım” ben onu sevdim sanırım oda beni sevdi Allah’tan bir lütuftu hayatta kalması, çok yaralar aldı gökte çok düşmanın elinden kurtuldu yine bana geldi.
SadeFan.com
Efkarın doruğa çıktığı bir gün bir sigara yaktım. Göğe saldım can yoldaşı sen benim yerime de uç senin sayende mavi düşlerime kavuşayım, bulutlarla sevişeyim sen kanat çırptıkça poyraza, göğsünü verip taklaya durdukça içim ferahlasın diyerek vedalaşıp uğurladım.
Dünya bu onunda düşmanı var onunda canına kasteden özgürlüğünü elinden almak isteyen var bir dirhem eti için nerden bilsin bendeki değerini, dostum olduğunu, bölüştüğümü. Bilse de bilmese de önemi yoktu ki alıcı kuş için, tabiatın kanunu bu
Çok yüksekte raks edip taklaları ardı ardına atarken sinesine bir darbe aldı. İçim o anda yandı. Yırtıcı kuşun ayaklarında umudum can dostum gidecek diye. O yükseklikte can havliyle avlunun ortasına düştü kızıl kan sinesinden sızıyordu. Yaralıydı bastım bağrıma tedavi ettim diktim açılan deriyi kısa süre sonra yine eskisi gibi olmuştu
Hoyrata teslim olmadı. Kimsenin eli değmedi daha, benim di bana özeldi mal sahibine benzer derler ya birazda deli dolu gök beyazım benim gibi
Boş bulunduğum bir günde kümesimin kapısı açık kalmış. Yine bir düşman sansar güvercinlerimi telef etti. Ama gök beyazım kurtulmuştu birkaç güvercinimle birlikte, ne çare yine yaralıydı boyun kısmını koparmıştı sansar onun yaşaması acımı biraz hafifletti. Yine uzunca bir tedaviden sonra iyileşti bırakmak istemiyorum ama sanki yalvarıyordu kümese her girdiğimde delileniyor göğe göğe doğru sal beni dercesine çırpınıyordu.
- sürüyü güden kurdu görür misali
Deli poyraz türküler söylerken gökte yine onunla gökte idim. Bağrımı vermiştim poyraza meydan okuyordum , onunla uçsuz bucaksız sema idim sanki o güçlü kanatlarını çırptıkça taklasını attıkça yerde bende şekilden şekle giriyordum. Bu kez kastı kanatlarına idi yırtıcı kuşun nerede var nerede yok geldi ve sırt kısmına iki kanadının birleşim yerine bir pençe attı felç edercesine bu darbe çok ağırdı. Yine kahroldum yine yandım bir kanadı kırık kucağıma kadar indi. O mavi gök simsiyah oldu gözümde, dünyam karardı bir daha uçamaz onunla uçamam diye, adeta kollarım kopar gibi oldum. Yaralarını yalarcasına temizledim tedavi ettim. Yaratanın izniyle benim ilgimle yine bendeydi bende kalmıştı.
-onu hapsetmek istemiyordum uçmadığı zaman kendimi de tutuklu gibi hissediyordum. Yoksa hiç kıyabilir düşmanın pençelerine verir miydim? Dedim ya biraz deli bu
- şimdi kaybetme korkusuyla göğe salmıyorum. Belki bu yıla kadar binlerce güvercinim oldu ama bu bir başka artık ona uçmak yasak bunca olaydan sonra
-aynı cinsten ve ırktan torunları ve çocuklarıyla kümesimin başköşesinde günlerini geçiriyor. Her dışarıya çıkardığımda sanki bulutlara bakıp geleceğim der gibi iç geçiriyor biliyorum hissediyorum ama kıyamam artık onu uçurmaya
Altı yıldır benimle elimde büyüdü. Çok şey paylaştım çok şey verdi bana
Konuştum sevdim ağladım onun gözü önünde, tüm hallerimi bilir kurduğum
—gök alam
—gök beyazım
— can yoldaşım
—benim değerli güvercinim
İnsan değil ama İnsanlardan vefalıdır benim güvercinim
Arap kurt
Gök Beyaz Güvercinim
Hayati hikayeler - Arap Kurt yazıları - Gök beyaz güvercinim hikayesin oku
Tam altı yaşında altı yıldır benimle kıvıl kıvıldı sarı sarıydı tüyleri dünyaya merhaba dediğinde
Soğuk bir mevsimdi marttı yumurtayı çatlattığında… Korudum esirgedim elimle yem verdim
Büyüdü serpildi harika bir dost oldu bana ve semaya “gök beyazım” ben onu sevdim sanırım oda beni sevdi Allah’tan bir lütuftu hayatta kalması, çok yaralar aldı gökte çok düşmanın elinden kurtuldu yine bana geldi.
SadeFan.com
Efkarın doruğa çıktığı bir gün bir sigara yaktım. Göğe saldım can yoldaşı sen benim yerime de uç senin sayende mavi düşlerime kavuşayım, bulutlarla sevişeyim sen kanat çırptıkça poyraza, göğsünü verip taklaya durdukça içim ferahlasın diyerek vedalaşıp uğurladım.
Dünya bu onunda düşmanı var onunda canına kasteden özgürlüğünü elinden almak isteyen var bir dirhem eti için nerden bilsin bendeki değerini, dostum olduğunu, bölüştüğümü. Bilse de bilmese de önemi yoktu ki alıcı kuş için, tabiatın kanunu bu
Çok yüksekte raks edip taklaları ardı ardına atarken sinesine bir darbe aldı. İçim o anda yandı. Yırtıcı kuşun ayaklarında umudum can dostum gidecek diye. O yükseklikte can havliyle avlunun ortasına düştü kızıl kan sinesinden sızıyordu. Yaralıydı bastım bağrıma tedavi ettim diktim açılan deriyi kısa süre sonra yine eskisi gibi olmuştu
Hoyrata teslim olmadı. Kimsenin eli değmedi daha, benim di bana özeldi mal sahibine benzer derler ya birazda deli dolu gök beyazım benim gibi
Boş bulunduğum bir günde kümesimin kapısı açık kalmış. Yine bir düşman sansar güvercinlerimi telef etti. Ama gök beyazım kurtulmuştu birkaç güvercinimle birlikte, ne çare yine yaralıydı boyun kısmını koparmıştı sansar onun yaşaması acımı biraz hafifletti. Yine uzunca bir tedaviden sonra iyileşti bırakmak istemiyorum ama sanki yalvarıyordu kümese her girdiğimde delileniyor göğe göğe doğru sal beni dercesine çırpınıyordu.
- sürüyü güden kurdu görür misali
Deli poyraz türküler söylerken gökte yine onunla gökte idim. Bağrımı vermiştim poyraza meydan okuyordum , onunla uçsuz bucaksız sema idim sanki o güçlü kanatlarını çırptıkça taklasını attıkça yerde bende şekilden şekle giriyordum. Bu kez kastı kanatlarına idi yırtıcı kuşun nerede var nerede yok geldi ve sırt kısmına iki kanadının birleşim yerine bir pençe attı felç edercesine bu darbe çok ağırdı. Yine kahroldum yine yandım bir kanadı kırık kucağıma kadar indi. O mavi gök simsiyah oldu gözümde, dünyam karardı bir daha uçamaz onunla uçamam diye, adeta kollarım kopar gibi oldum. Yaralarını yalarcasına temizledim tedavi ettim. Yaratanın izniyle benim ilgimle yine bendeydi bende kalmıştı.
-onu hapsetmek istemiyordum uçmadığı zaman kendimi de tutuklu gibi hissediyordum. Yoksa hiç kıyabilir düşmanın pençelerine verir miydim? Dedim ya biraz deli bu
- şimdi kaybetme korkusuyla göğe salmıyorum. Belki bu yıla kadar binlerce güvercinim oldu ama bu bir başka artık ona uçmak yasak bunca olaydan sonra
-aynı cinsten ve ırktan torunları ve çocuklarıyla kümesimin başköşesinde günlerini geçiriyor. Her dışarıya çıkardığımda sanki bulutlara bakıp geleceğim der gibi iç geçiriyor biliyorum hissediyorum ama kıyamam artık onu uçurmaya
Altı yıldır benimle elimde büyüdü. Çok şey paylaştım çok şey verdi bana
Konuştum sevdim ağladım onun gözü önünde, tüm hallerimi bilir kurduğum
—gök alam
—gök beyazım
— can yoldaşım
—benim değerli güvercinim
İnsan değil ama İnsanlardan vefalıdır benim güvercinim
Arap kurt