Filarya Hastalıkları
Filarya Hastalıkları
Filarya Hastalıkları
Filarya hastalıkları., insan bedenine Filarya ailesinden ipsilerin (nematod) girmesinin sonucudurlar. Bunların insana bulaşması,, ara konak ödevi gören taşıyıcı sivrisinekler aracılığıyla olur. Filarya hastalıkları, nedenleri ve gösterdikleri klinik tablolar bakımından birbirlerinden farklıdırlar:
— lenf sistemine yerleşen filarya hastalığı: Hastalığa Wuchereria bancrofti ve «Wuchereria malayi (Brügia malayi) adlı ipsiler neden olur; geleceği tehlikelidir;
— deriye yerleşen filarya hastalıkları; İyicil bir hastalık olan afrika gözsolucanı hastalığı (loai-asis), Onchocerca volvulus adlı ipsinin neden olduğu ve ihtilatları sonucunda körlüğe yolaçan onkoserka hastalığı, iyicil bir hastalık olan medine solucanı hastalığı,,başlıca tipleridir.
LENF SİSTEMİNE YERLEŞEN FİLARYA HASTALIĞI
Özellikle lenf sisteminde yerleşerek hastalığa yolaçan V/uchereria bancrofti, tropikal bölgelere özgü bir asalaktır. Asya’da Çin, Japonya, Tayland, Vietnam, Malezya ve Seylan’da yaygın olarak görülür. Afrika’da tropikal kesimin doğu kıyısından, batı kıyısına kadar yayılır. Ayrıca Madagaskar, Komor, Reunion ve Mauritius adalarında da raslanır. Amerika’da ise Orta Amerika’da, Guyanalar’da ve Antil adalarında yaygındır. Brugia malayi adlı öteki hastalık etkeniyse, Malezya, Kore ve Çin’de görülür.
Erişkin filaryalar 4-10 sm uzunluğunda, 100 mikron genişliğinde yuvarlak, beyaz kurtlardır.
Asalak, insanda lenf yollarına yerleşir. Dişilerin doğurdukları «mikrofilarya» adı verilen kurtçuklar, sürekli olarak lenf yollarında, dönem dönem de kanda dolaşırlar. Gerçekten, geceleri saat 21-24 arasında kanda bulundukları saptanmıştır.
Bulaşma biçimi
Hastalığın bulaşmasına neden olan taşıyıcı böcekler, çeşitli türlerde sivrisineklerdir (culex, aedes). Dişi sivrisinek, hasta bir kişiden kan emerken mik-rofilaryaları da hortumuna çeker. Bu mikrofilaryalar, sivrisineğin bedeninde tam bir çevrim tamamlar ve hortumuna gelerek hastalık bulaştırıcı olurlar. Mikrofilaryalar deride, gene sivrisineğin açtığı sokma deliğinden organizmaya girerek, lenf sistemine ulaşır ve orda gelişip erişkin hale geçerler.
Klinik belirtiler
Klinik belirtiler iki türdür:
— erken dönemde ve ivegen;
— geç dönemde ve süreğen.
İvegen biçimler
Yerel salgın görülen bir ülkede oturan bir kişide, 3 aydan kısa bir sürede ortaya çıkarlar.
İvegen lenf yolları iltihabı .
Lenf damarlarının (özellikle alt üyelerdeki damarlar) iltihaplanmasıdır. Bazen, lenf yolları iltihaplarından önce, ateş ve baş ağrısı gibi yan belirtiler görülebilir. Bakteri kökenli lenf yolları iltihaplarının tersine, bu iltihaplar, üyenin kökünden uç bölümlerine doğru yayılırlar.
İvegen lenf düğümü iltihapları
Lenf düğümleri iltihapları, çoğunlukla lenf yolları iltihaplarını izlerler.
İvegen üreme organları iltihabı
Yerel salgın bölgelerinde çok sık raslanır; er-bezi torbasının iltihaplanması sözkonusudur.
* Hastalık çok ağrı vericidir; zaman zaman tekrar eder. Salgın bölgesinden ayrılmak, hastalığın iyileşmeden sonra izler bırakmasını önler.
Ateşli filarya
Yerleşimleri belli olmayan nöbetler biçiminde görülür. Bu ateş nöbetlerinin, derin lenf yolları iltihaplarının sonucu olduğu sanılmaktadır.
Süreğen biçimler
Tekrarlayan ivegen biçimleri izlerler; ama her zaman görülmezler.
Lenf damarları varisleri
Lenf damarlarındaki iltihaplanma ve tıkanmalar sonucunda ortaya çıkar, yüzeysel ya da derin olabilirler. Genellikle normal bir evrim gösterir, ama bazen deride, göğüste ya da boşaltım yollarında yırtılarak, akciğer zarında lenf sıvısı toplanmasına (şilotoraks) ya da lenf işemeye (şilüri) neden olabilirler.
Lenf düğümlerinin varisimsi şişmeleri
Bir lenf düğümünün boyutlarının büyümesidir. Ağrıya yolaçmaz; lenf düğümü oldukça büyüyebilir.
Süreğen hidrosel
Erbezleri çevresinde sıvı (lenfle karışık olabilir) birikmesidir.
Bu ihtilat da, genişlemiş lenf damarlarının yırtılarak erbezi kılıfı içine açılmasına bağlıdır.
Fil hastalığı
Lenf yollarının süreğen iltihabı ve tıkanıklığı sonucu, derinin kalmlaşmasıyla birlikte alt üyede, erbezi torbasında, ender olarak memelerde (kadınlarda) ya da dış üreme organında (kamış, kadında büyükdudaklar) anormal bir büyüme görülmesidir.
Teşhis
Bir yerel salgın bölgesindeki hastalardaki, süreğen belirtiler kolayca teşhisi sağlar.
Biyolojik incelemelerde, filarya hastalığının başlangıcında, hastada bir eyozinofil artışı saptanır. Teşhis, kanda (gece saat 21-24 arasında) ya da sidikte mikrofilaryalar bulunmasıyla doğrulanır.
Tedavi
Dietilkarbamazinle 10 günlük bir tedavi uygulanır. İlaç, ağız yolundan ve her seferinde dozu biraz artırılarak verilir. Mikrofilaryaların yıkımı sonucu ortaya çıkabilecek ihtilatları önlemek için, ağrı kesici ilaçlar verilmesi yararlı olur.
Süreğen biçimlerde, tek tedavi ameliyattır.
Korunma
Hastaların tedavisi ve ara konak olan sivrisineklerle savaşma, alınması gereken başlıca koruyucu önlemlerdir. Toplum, hastalığın bulaşma yolları ve tehlikesi konusunda uyarılmalıdır.
#################
# Otomatik Birlestirme #
#################
Onkoserka Hastalığı
Onkoserka hastalığına (Onchoccrciasis yol açan filarya türü, Onchocerca volvulustur. Körlüğe yolaçabildiği için çok tehlikeli bir hastalık sayılan onkoserka hastalığı, yerel salgın bölgelerinde son derece yaygındır.
Erişkin erkek filaryalar 30 mm, dişiîeriyse 50 mm uzunluğundadır. Dokuların lenf boşluklarında ve derialtı bağdokularmda yaşarlar. Dişilerin yumurtladığı kurtçuklar kanda, dolaşmaz, derinin katları arasında ve derialtmda bulunurlar.
Bulaşma biçimi
Onchocerca volvulus’un ara konaklan, nemli bölgelere özgü (akıntılı ve oksijenli sular) similium cinsi sineklerdir. Hastalığın yerleşme merkezleri de bunların yaşamasına elverişli bölgelere bağlı olarak bir dağılım gösterir: Tropikal ülkelerde sulak bölgeler. En sık görüldüğü yerler Afrika’da Angola, Tanzanya, Gana, Fildişi Kıyısı gibi ülkelerdir.
Amerika’da onkoserka hastalığına Meksika, Guatemala, Venezuela ve Hollanda Guyanası’nda raslanır. Hastalığın oldukça yaygın olduğu söylenebilir. Dünyada 25 milyon kadar onkoserka hastası vardır ve bunların yüzde onu kördür.
Klinik belirtiler
Onkoserka hastalığında çoğunlukla hiç bir klinik belirti görülmez. Hastada yalnızca bir eyozinofil artışı olabilir. Hastalık, ortaya çıkınca, üç biçimde yansıyabilir.
Deri belirtileri
Sırtta, bacaklar ve kalçalarda derinin kalmlaşmasıyla (kertenkele derisi gibi) birlikte çok şiddetli kaşınmalar vardır (filarya uyuzu tablosu). Kaşıntılar deride önemli bozunlara yolaçabilir.
Derialtı belirtileri
Derialtı tabakalarda, filaryalarm kistler oluşturmaları sonucunda düğümler oluşur. Bu düğümler çok sayıdadır ve deriyle birlikte hareket ettirilebilir; deriye yakın kemikler çevresinde (dizr kalça ibiği gibi) ortaya çıkarlar. Boyutları bazen bir mandalinanınkine yaklaşır. Düğümler çok ağrılıdırlar; ama irinlenme akıntıları yoktur ve kireçlenmezler. Cerrahi girişimle çıkarılmaları kolaydır.
Göz belirtileri
Göz bölgesinde 10-15 yıl kadar sonra ortaya çıkan bozunlar, hastalığın şiddetine ve sıklık derecelerine göre farklılık gösterirler.
Olaydan gözün çeşitli bölümleri etkilenebilir, bu da çoğunlukla körlüğe neden olur.
Teşhis
Kesin teşhis, deriden yapılan bir biyopsi ya da bir derialtı düğümüne iğneyle girerek örnek alma sonucunda mikrofilaryalarm ortaya çıkarılmasıyla doğrulanır. Gözde mikrofilarya aranması, yarıklı lambayla yapılır. Ön tabakadaki bozunlar doğrudan doğruya asalağa bağlı olarak, arka tabakadakiler ise alerji tepkilerine’ bağlı olarak gelişmişlerdir.
Hastada eyozinofil artışı bulunması ve bağışıklık tepkimelerinin sonuçları teşhise yardımcı olur. Ayrıca bir tedavi testi uygulanabilir. Hastaya ana maddesi dıetilkarbamazin olan bir ilaçtan yarım komprime verilir. Bunun sonucunda ortaya çıkacak alerji tepkisi, teşhise büyük ölçüde yardımcı olur.
Tedavi
Gözde ve deride bozukluklara yolaçan mikrofilaryalara karşı kullanılacak ilaç, yukarda da söylediğimiz gibi, dietilkarbamazin’dir. Tedavi aralıklı olarak ve doz her sefer biraz daha artırılarak sürdürülür. Hastada ortaya çıkacak alerji tepkileri, kortizon türevleri ve antihistaminiklerle giderilmelidir. Düğümlerin cerrahi yöntemlerle çıkarılması, erişkin filaryalarm küçük bir bölümünü yoketmeyi amaçlar.
Korunma
Onkoserka hastalığının yaygınlığını ve tehlikesini (körlük) gözönüne alan Dünya Sağlık Örgütü, similium türü sineklere karşı savaş (çok güçtür) ve hastaların tedavisi için kampanyalar açmıştır.
Filarya Hastalıkları
asalak hastalıkları - asalakların yol açtığı hastalıklar - filerya hastalığında belirtiler
Filarya hastalıkları., insan bedenine Filarya ailesinden ipsilerin (nematod) girmesinin sonucudurlar. Bunların insana bulaşması,, ara konak ödevi gören taşıyıcı sivrisinekler aracılığıyla olur. Filarya hastalıkları, nedenleri ve gösterdikleri klinik tablolar bakımından birbirlerinden farklıdırlar:
— lenf sistemine yerleşen filarya hastalığı: Hastalığa Wuchereria bancrofti ve «Wuchereria malayi (Brügia malayi) adlı ipsiler neden olur; geleceği tehlikelidir;
— deriye yerleşen filarya hastalıkları; İyicil bir hastalık olan afrika gözsolucanı hastalığı (loai-asis), Onchocerca volvulus adlı ipsinin neden olduğu ve ihtilatları sonucunda körlüğe yolaçan onkoserka hastalığı, iyicil bir hastalık olan medine solucanı hastalığı,,başlıca tipleridir.
LENF SİSTEMİNE YERLEŞEN FİLARYA HASTALIĞI
Özellikle lenf sisteminde yerleşerek hastalığa yolaçan V/uchereria bancrofti, tropikal bölgelere özgü bir asalaktır. Asya’da Çin, Japonya, Tayland, Vietnam, Malezya ve Seylan’da yaygın olarak görülür. Afrika’da tropikal kesimin doğu kıyısından, batı kıyısına kadar yayılır. Ayrıca Madagaskar, Komor, Reunion ve Mauritius adalarında da raslanır. Amerika’da ise Orta Amerika’da, Guyanalar’da ve Antil adalarında yaygındır. Brugia malayi adlı öteki hastalık etkeniyse, Malezya, Kore ve Çin’de görülür.
Erişkin filaryalar 4-10 sm uzunluğunda, 100 mikron genişliğinde yuvarlak, beyaz kurtlardır.
Asalak, insanda lenf yollarına yerleşir. Dişilerin doğurdukları «mikrofilarya» adı verilen kurtçuklar, sürekli olarak lenf yollarında, dönem dönem de kanda dolaşırlar. Gerçekten, geceleri saat 21-24 arasında kanda bulundukları saptanmıştır.
Bulaşma biçimi
Hastalığın bulaşmasına neden olan taşıyıcı böcekler, çeşitli türlerde sivrisineklerdir (culex, aedes). Dişi sivrisinek, hasta bir kişiden kan emerken mik-rofilaryaları da hortumuna çeker. Bu mikrofilaryalar, sivrisineğin bedeninde tam bir çevrim tamamlar ve hortumuna gelerek hastalık bulaştırıcı olurlar. Mikrofilaryalar deride, gene sivrisineğin açtığı sokma deliğinden organizmaya girerek, lenf sistemine ulaşır ve orda gelişip erişkin hale geçerler.
Klinik belirtiler
Klinik belirtiler iki türdür:
— erken dönemde ve ivegen;
— geç dönemde ve süreğen.
İvegen biçimler
Yerel salgın görülen bir ülkede oturan bir kişide, 3 aydan kısa bir sürede ortaya çıkarlar.
İvegen lenf yolları iltihabı .
Lenf damarlarının (özellikle alt üyelerdeki damarlar) iltihaplanmasıdır. Bazen, lenf yolları iltihaplarından önce, ateş ve baş ağrısı gibi yan belirtiler görülebilir. Bakteri kökenli lenf yolları iltihaplarının tersine, bu iltihaplar, üyenin kökünden uç bölümlerine doğru yayılırlar.
İvegen lenf düğümü iltihapları
Lenf düğümleri iltihapları, çoğunlukla lenf yolları iltihaplarını izlerler.
İvegen üreme organları iltihabı
Yerel salgın bölgelerinde çok sık raslanır; er-bezi torbasının iltihaplanması sözkonusudur.
* Hastalık çok ağrı vericidir; zaman zaman tekrar eder. Salgın bölgesinden ayrılmak, hastalığın iyileşmeden sonra izler bırakmasını önler.
Ateşli filarya
Yerleşimleri belli olmayan nöbetler biçiminde görülür. Bu ateş nöbetlerinin, derin lenf yolları iltihaplarının sonucu olduğu sanılmaktadır.
Süreğen biçimler
Tekrarlayan ivegen biçimleri izlerler; ama her zaman görülmezler.
Lenf damarları varisleri
Lenf damarlarındaki iltihaplanma ve tıkanmalar sonucunda ortaya çıkar, yüzeysel ya da derin olabilirler. Genellikle normal bir evrim gösterir, ama bazen deride, göğüste ya da boşaltım yollarında yırtılarak, akciğer zarında lenf sıvısı toplanmasına (şilotoraks) ya da lenf işemeye (şilüri) neden olabilirler.
Lenf düğümlerinin varisimsi şişmeleri
Bir lenf düğümünün boyutlarının büyümesidir. Ağrıya yolaçmaz; lenf düğümü oldukça büyüyebilir.
Süreğen hidrosel
Erbezleri çevresinde sıvı (lenfle karışık olabilir) birikmesidir.
Bu ihtilat da, genişlemiş lenf damarlarının yırtılarak erbezi kılıfı içine açılmasına bağlıdır.
Fil hastalığı
Lenf yollarının süreğen iltihabı ve tıkanıklığı sonucu, derinin kalmlaşmasıyla birlikte alt üyede, erbezi torbasında, ender olarak memelerde (kadınlarda) ya da dış üreme organında (kamış, kadında büyükdudaklar) anormal bir büyüme görülmesidir.
Teşhis
Bir yerel salgın bölgesindeki hastalardaki, süreğen belirtiler kolayca teşhisi sağlar.
Biyolojik incelemelerde, filarya hastalığının başlangıcında, hastada bir eyozinofil artışı saptanır. Teşhis, kanda (gece saat 21-24 arasında) ya da sidikte mikrofilaryalar bulunmasıyla doğrulanır.
Tedavi
Dietilkarbamazinle 10 günlük bir tedavi uygulanır. İlaç, ağız yolundan ve her seferinde dozu biraz artırılarak verilir. Mikrofilaryaların yıkımı sonucu ortaya çıkabilecek ihtilatları önlemek için, ağrı kesici ilaçlar verilmesi yararlı olur.
Süreğen biçimlerde, tek tedavi ameliyattır.
Korunma
Hastaların tedavisi ve ara konak olan sivrisineklerle savaşma, alınması gereken başlıca koruyucu önlemlerdir. Toplum, hastalığın bulaşma yolları ve tehlikesi konusunda uyarılmalıdır.
#################
# Otomatik Birlestirme #
#################
Onkoserka Hastalığı
onchocerca volvulus - asalak hastalıkları - onkoserka hastalığından korunmak
Onkoserka hastalığına (Onchoccrciasis yol açan filarya türü, Onchocerca volvulustur. Körlüğe yolaçabildiği için çok tehlikeli bir hastalık sayılan onkoserka hastalığı, yerel salgın bölgelerinde son derece yaygındır.
Erişkin erkek filaryalar 30 mm, dişiîeriyse 50 mm uzunluğundadır. Dokuların lenf boşluklarında ve derialtı bağdokularmda yaşarlar. Dişilerin yumurtladığı kurtçuklar kanda, dolaşmaz, derinin katları arasında ve derialtmda bulunurlar.
Bulaşma biçimi
Onchocerca volvulus’un ara konaklan, nemli bölgelere özgü (akıntılı ve oksijenli sular) similium cinsi sineklerdir. Hastalığın yerleşme merkezleri de bunların yaşamasına elverişli bölgelere bağlı olarak bir dağılım gösterir: Tropikal ülkelerde sulak bölgeler. En sık görüldüğü yerler Afrika’da Angola, Tanzanya, Gana, Fildişi Kıyısı gibi ülkelerdir.
Amerika’da onkoserka hastalığına Meksika, Guatemala, Venezuela ve Hollanda Guyanası’nda raslanır. Hastalığın oldukça yaygın olduğu söylenebilir. Dünyada 25 milyon kadar onkoserka hastası vardır ve bunların yüzde onu kördür.
Klinik belirtiler
Onkoserka hastalığında çoğunlukla hiç bir klinik belirti görülmez. Hastada yalnızca bir eyozinofil artışı olabilir. Hastalık, ortaya çıkınca, üç biçimde yansıyabilir.
Deri belirtileri
Sırtta, bacaklar ve kalçalarda derinin kalmlaşmasıyla (kertenkele derisi gibi) birlikte çok şiddetli kaşınmalar vardır (filarya uyuzu tablosu). Kaşıntılar deride önemli bozunlara yolaçabilir.
Derialtı belirtileri
Derialtı tabakalarda, filaryalarm kistler oluşturmaları sonucunda düğümler oluşur. Bu düğümler çok sayıdadır ve deriyle birlikte hareket ettirilebilir; deriye yakın kemikler çevresinde (dizr kalça ibiği gibi) ortaya çıkarlar. Boyutları bazen bir mandalinanınkine yaklaşır. Düğümler çok ağrılıdırlar; ama irinlenme akıntıları yoktur ve kireçlenmezler. Cerrahi girişimle çıkarılmaları kolaydır.
Göz belirtileri
Göz bölgesinde 10-15 yıl kadar sonra ortaya çıkan bozunlar, hastalığın şiddetine ve sıklık derecelerine göre farklılık gösterirler.
Olaydan gözün çeşitli bölümleri etkilenebilir, bu da çoğunlukla körlüğe neden olur.
Teşhis
Kesin teşhis, deriden yapılan bir biyopsi ya da bir derialtı düğümüne iğneyle girerek örnek alma sonucunda mikrofilaryalarm ortaya çıkarılmasıyla doğrulanır. Gözde mikrofilarya aranması, yarıklı lambayla yapılır. Ön tabakadaki bozunlar doğrudan doğruya asalağa bağlı olarak, arka tabakadakiler ise alerji tepkilerine’ bağlı olarak gelişmişlerdir.
Hastada eyozinofil artışı bulunması ve bağışıklık tepkimelerinin sonuçları teşhise yardımcı olur. Ayrıca bir tedavi testi uygulanabilir. Hastaya ana maddesi dıetilkarbamazin olan bir ilaçtan yarım komprime verilir. Bunun sonucunda ortaya çıkacak alerji tepkisi, teşhise büyük ölçüde yardımcı olur.
Tedavi
Gözde ve deride bozukluklara yolaçan mikrofilaryalara karşı kullanılacak ilaç, yukarda da söylediğimiz gibi, dietilkarbamazin’dir. Tedavi aralıklı olarak ve doz her sefer biraz daha artırılarak sürdürülür. Hastada ortaya çıkacak alerji tepkileri, kortizon türevleri ve antihistaminiklerle giderilmelidir. Düğümlerin cerrahi yöntemlerle çıkarılması, erişkin filaryalarm küçük bir bölümünü yoketmeyi amaçlar.
Korunma
Onkoserka hastalığının yaygınlığını ve tehlikesini (körlük) gözönüne alan Dünya Sağlık Örgütü, similium türü sineklere karşı savaş (çok güçtür) ve hastaların tedavisi için kampanyalar açmıştır.