DaiSy
VIP Üye
Ey Gönlüm
Ey Gönlüm
Ey Gönlüm
http://i.imgur.com/2eJ1I.jpg
Ey gönlüm; ümitsizliğe düşünce yarılır kalpler. Bir aşka baş koyunca tükeniyor korkular. Sen;
bahtına yazılanın peşinde misin gönlüm? Kurduğun hayalin içinde mi, gerçeğinde misin? Yüzleş
ilemeyen sızılarınla cenk edip, kanatlarına mı tutundun bir meleğin? Nefeslerine aşkın kokusu
siner âşıkların. Bakışları ile titrer kâinat. Söyle ey gönlüm; hicranı taşıyıp yok olmamak
mümkün mü? O yoklukta aşk olmamak mümkün mü? Taşıyan sen misin âlemlerin yükünü sırtında?
Gecenin ayazına sarılmış gariplerin halini bilmez misin?
Ey gönlüm; yolları gözlenen yolcu mu incitti seni? Çetinliğinden mi şikâyet edersin aşkın?
Bilmez misin uğruna âlemlerin yandığını, kandillerin söndüğünü? Hakkını veremeyenlerin aşkın yolunda,
silinip gittiğini? Sen; aşkı bir heyecan mı sandın, tutkunun açıklamasına mı kandın? Sevgiliye
yapılan naz niye? Acıdan edilen niyaz niye? Aşk dediğin zaten ateşten, kordan yakıcı değil mi?
Ateşi de dağlayan aşk mısın ey gönlüm? Kendini de kavuran kor musun? Sen; bu sevdanın ateşinde
yıkanıp yıkanıp durulanan mısın? Bakışlarında yalnızlık kol gezer âşıkların, sesine titremeler
siner Zümrüd-ü Anka’nın. Ey gönlüm seline mi kapıldın gözyaşının? Kahırlarda gizlenen duaların
serzenişiyle saklıyorsun kendini. Bir zalimin mağrurluğunda mısın ey gönlüm, yoksa zulme başkaldıran
asi sen misin? Ses teline mi gizledin sevgilinin sesini? Kuş tüyüne mi yükledin gözlerinin ferini?
Bu aşkın başında mı sonunda mısın ey gönlüm? Aslında sen sonsuz olanın farkında mısın ey gönlüm?
Ey gönlüm; ufuk çizgisiyle mi hem dem olmuşsun, aşkın kıyısında? Duyduğun özlem hor görülünce mi
kırılmışsın sevda bağında? Bir alışveriş değil ki aşk, sevilmiyorsun diye sevmeyi bırakasın.
Sen de hor görülmeyecek olsan aşkın tadını kim, nasıl alsın? Bin bir yolun içerisinde yolunu mu
kaybettin? Bilmez misin, bu aşk yolunun doğrusu sensin?! Yanlışına mı kapıldın hurafelerin yoksa
yönünü mü şaşırdın sen sevgilinin? Cehennemim alevleri mi ki gözüne korku diye giren? Var mı
cehennemde yardan ayrı kalmak kadar acı veren? Bir hicran çölü zerresinde cehennemleri kavurur,
aşığın tek bir serzenişi cennetten de ala olur.
Bahtındaki karaları kim sürdü alnına ey gönlüm? Kimilerinin aşk diye sarıldığı şu dünya üç beş
günlük bir sürgün. Ölünce mi bitiyor âşıkların çilesi? Yok öyle vuslata ermenin dünyalık bir hilesi.
Sen ki; avuçlarında kaderini tutansın. Sen ki; güneşin bile feyiz aldığı, o kavur kavur yanansın.
Yolda kalıyor seni tarif etmede kelimeler. Ey gönlüm, yârini vatanına mı sakladın? Her sabah
gözyaşınla yıkanıp, her gece yeniden mi ağladın?
Masumiyetine mi gizlendin bir çocuğun? Nefrete yar olmayıp hasrete mi yol aldın? Kendi içinde
kaybolan destan mısın ey gönlüm? Bakışların arkasına gizlenen bir sır mısın? Aşka verilen başların
en büyüğü müsün yoksa zemheride filizlenen lalelerin en durusu mu? Siyaha mı çalıyor rengi yapraklarının?
Asaletine mi diziliyor methiyeler? Sen; aşkın destanı mı yazgısı mısın?
Varlığın anlamı mı yoksa saflığı mısın?
Alıntıdır…
Ey Gönlüm
http://i.imgur.com/2eJ1I.jpg
Ey gönlüm; ümitsizliğe düşünce yarılır kalpler. Bir aşka baş koyunca tükeniyor korkular. Sen;
bahtına yazılanın peşinde misin gönlüm? Kurduğun hayalin içinde mi, gerçeğinde misin? Yüzleş
ilemeyen sızılarınla cenk edip, kanatlarına mı tutundun bir meleğin? Nefeslerine aşkın kokusu
siner âşıkların. Bakışları ile titrer kâinat. Söyle ey gönlüm; hicranı taşıyıp yok olmamak
mümkün mü? O yoklukta aşk olmamak mümkün mü? Taşıyan sen misin âlemlerin yükünü sırtında?
Gecenin ayazına sarılmış gariplerin halini bilmez misin?
Ey gönlüm; yolları gözlenen yolcu mu incitti seni? Çetinliğinden mi şikâyet edersin aşkın?
Bilmez misin uğruna âlemlerin yandığını, kandillerin söndüğünü? Hakkını veremeyenlerin aşkın yolunda,
silinip gittiğini? Sen; aşkı bir heyecan mı sandın, tutkunun açıklamasına mı kandın? Sevgiliye
yapılan naz niye? Acıdan edilen niyaz niye? Aşk dediğin zaten ateşten, kordan yakıcı değil mi?
Ateşi de dağlayan aşk mısın ey gönlüm? Kendini de kavuran kor musun? Sen; bu sevdanın ateşinde
yıkanıp yıkanıp durulanan mısın? Bakışlarında yalnızlık kol gezer âşıkların, sesine titremeler
siner Zümrüd-ü Anka’nın. Ey gönlüm seline mi kapıldın gözyaşının? Kahırlarda gizlenen duaların
serzenişiyle saklıyorsun kendini. Bir zalimin mağrurluğunda mısın ey gönlüm, yoksa zulme başkaldıran
asi sen misin? Ses teline mi gizledin sevgilinin sesini? Kuş tüyüne mi yükledin gözlerinin ferini?
Bu aşkın başında mı sonunda mısın ey gönlüm? Aslında sen sonsuz olanın farkında mısın ey gönlüm?
Ey gönlüm; ufuk çizgisiyle mi hem dem olmuşsun, aşkın kıyısında? Duyduğun özlem hor görülünce mi
kırılmışsın sevda bağında? Bir alışveriş değil ki aşk, sevilmiyorsun diye sevmeyi bırakasın.
Sen de hor görülmeyecek olsan aşkın tadını kim, nasıl alsın? Bin bir yolun içerisinde yolunu mu
kaybettin? Bilmez misin, bu aşk yolunun doğrusu sensin?! Yanlışına mı kapıldın hurafelerin yoksa
yönünü mü şaşırdın sen sevgilinin? Cehennemim alevleri mi ki gözüne korku diye giren? Var mı
cehennemde yardan ayrı kalmak kadar acı veren? Bir hicran çölü zerresinde cehennemleri kavurur,
aşığın tek bir serzenişi cennetten de ala olur.
Bahtındaki karaları kim sürdü alnına ey gönlüm? Kimilerinin aşk diye sarıldığı şu dünya üç beş
günlük bir sürgün. Ölünce mi bitiyor âşıkların çilesi? Yok öyle vuslata ermenin dünyalık bir hilesi.
Sen ki; avuçlarında kaderini tutansın. Sen ki; güneşin bile feyiz aldığı, o kavur kavur yanansın.
Yolda kalıyor seni tarif etmede kelimeler. Ey gönlüm, yârini vatanına mı sakladın? Her sabah
gözyaşınla yıkanıp, her gece yeniden mi ağladın?
Masumiyetine mi gizlendin bir çocuğun? Nefrete yar olmayıp hasrete mi yol aldın? Kendi içinde
kaybolan destan mısın ey gönlüm? Bakışların arkasına gizlenen bir sır mısın? Aşka verilen başların
en büyüğü müsün yoksa zemheride filizlenen lalelerin en durusu mu? Siyaha mı çalıyor rengi yapraklarının?
Asaletine mi diziliyor methiyeler? Sen; aşkın destanı mı yazgısı mısın?
Varlığın anlamı mı yoksa saflığı mısın?
Alıntıdır…