HaZaL
VIP Üye
Evliliğin Hepsi Aşkla mı Başlıyor
Evliliğin Hepsi Aşkla mı Başlıyor
Evliliğin Hepsi Aşkla mı Başlıyor
Çevrenize baktığınızda, düğünlere gittiğinizde, hiçbir zaman şu durum göremezsiniz; ne geline ne de dama zorla gelinlik veya zorla damatlık giydirilmemiştir. Başta çiftler olmak üzere herkes mutlu mesut bu günün tadını sonuna kadar çıkarmaya çalışıyor. Bu birleşmeyi her iki tarafın canı gönülden istedikleri her hallerinden belli olduğunu görebilirsiniz. Ama her ne oluyorsa evliliklerde boşanmaların artığını acı bir şekilde görüyoruz. Türkiye’de gecen yılki boşanma oranları bir önceki yıla göre artığını gördüğümüz de aklımıza birçok soru geliyor. Evliliklerde boşanmaya neden olan konular nelerdir, eşler niçin birbirlerini anlamak yerine boşanmayı tercih ediyorlar, mutlu mesut şekilde kavuştukları, sevdiklerini söyledikleri, ömrünün sonuna kadar birlikte olmak için yemin ettikleri eşlerinden niçin ayrılmayı tercih ediyorlar. Burada aşk ne kadar evliliği ayakta tutar, Evliliğin devamında temel unsurlar nelerdir.
Her genç evlenmenden önce hayaller ülkesinde bir evlilik yaşamak ister, kendisine özgü bir evliliğin olacağını, bam başka bir evlilik yapacağını dem vurur. Dünyanın en mesut eşi kendisi olacağını, pembe panjurlu evinde mutlu mesut bir aile kuracağını, hayallerde sevdalı günler ve sevdalı düşlerle bir evlilik yapmayı düşler. Ve bu evliliği de yapar…
Aslında ilk günler, ilk haftalar her şey çok tatlıdır, her şeyde yolunda gidiyor gibi gözüküyordur. Ama mumun alevi sönmeye, rüyanın sisi çözülmeye, yaşamda roller alınmaya başladığında yavaş yavaş balayının tadı da kaçmaya başlar. Hayal dünyasındaki evlilik kararmaya renkler değişmeye, pembe panjurlu ev siyaha bürünmeye başlar…
Günler ilerledikçe belki de yıllar içinde o nazik bayan ve o kibar bey gitmiş sanki dünyanın en anlayışsız insanları aynı evi paylaşır olmuş durumdadır. İpin ucu nereden kaçıyordu, çatışmalar nereden başlıyor ve neden bu hale geliyordunuz. Geri dönüp baktığınızda hep bir kıyaslamalarla geçiyor ömür. Evlenmeden önce böyle davranırdı, evlenmeden önce şöyle davranırdı, evlenmeden önce, evlenmeden önce…
Yoksa tanıyamamış mıydınız o en sevgiliyi, yoksa ruh eşiniz değil miydi, yoksa hep maskelerle mi kandırdınız kendinizi. Evliliğe dair hayalleriniz yok muydu aynı şekilde, kusurlarını hep ertelediniz mi eş adayınızın hiç konuşmadınız mı uyumsuz yanlarınızı. Aman tartışırız diye, aman ayrılırız diye hiç mi konuşmadınız evlilik esnasında hayal ettiğiniz eş adayınızı. Neye göre seçmiştiniz eşinizi, hangi kriterler vardı seçimlerinizde. Boşanmak için mi evlilik yaptınız. Değil miydi evliliğin adı Saadet-i Ebediye.
Tüm bunları düşünürken kendinize şu soruyu sormalısınız “Ben eşimi ne kadar anlıyorum veya eşim beni ne kadar anlıyor.” Şayet eşler birbirlerini anlayamaya çalışırlarsa birbirlerine karşı oluşan negatif elektrikten pozitife kayacak ve sevgi bağları daha da güçlenecektir. Yoksa hep bir kısır döngü içerisinde “sen beni anlamıyorsun, anlamak istemiyorsun, kendini düşünüyorsun, vb cümlelerle bitmek bilmeyen karşılıklı tartışmalar sürüp gidecektir.
Evlilik öncesindeki eşiniz ile evlilik sonrasındaki eşinizi tanımak gerçektende çok zordur. Unutulmamalıdır ki aynı evi paylaşmadıkça eşinizi tam anlamı ile tanımış olamazsınız. Aynı evi paylaşmaya başladığınızda göreceksiniz ki eşinizin size ters gelen düşünceleri olduğunu, sevmediğiniz davranışlarının olduğunu hatta onun bazı davranışlarını anlayamadığınızı göreceksiniz. Bu durum çok normal, her çift için geçerli bir durumdur. Bu nedenle eşinize ihtilas göstermek onu anlamaya çalışmak ve onunla konuşmak ona “seni anlamak istiyorum” diyebilmek daha tutarlı bir ilişki için çok büyük bir öneme sahiptir.
Eşinizi anlamak demek mutluluğunuzu anlamak güzel ve mesut günlerin daha çok yaşanacağı bir evliliğin olacağını anlamaktır. İster ilk aylarda ister yıllar içerisinde de olsa eşinizle tartışırken “Saygı” çerçevesini unutmamak gerekir. Eşinizi dinleyebilmeli onu anlayabilmek için onunla empati kurabilmeli ortak bir dil oluşturabilmeliniz. “Ben Sen” dili yerine “Biz” dilini kullanmalısınız. Ne Ben Kazanmalı Ne de Sen Kazanmalı Biz Kazanmalı ev İçerisinde. Bunu yapmakla daha başlamadan evliliğinizi tamir etmiş olursunuz. Goethe derki “insan, anlamadığı şeye sahip olamaz”. Eşinize sahip olmak onu mutlu mesut etmek için onu anlamak ve ona karşı sevgi ve muhabbetinizi artırmakla olacaktır..
Evlilik Duası; Rabbim Birbirmizle İmtihan Etmeyeceği Eşler, Mutlu Mesut Yuvalar Kurmayı Nasip Etsin İnş. (Amin)
alıntı
Evliliğin Hepsi Aşkla mı Başlıyor
aşk evliliği - aşkla başlayan evlilikler - evlilik öncesi birbirini tanımak - aşkla başlamayan evlilikler
Çevrenize baktığınızda, düğünlere gittiğinizde, hiçbir zaman şu durum göremezsiniz; ne geline ne de dama zorla gelinlik veya zorla damatlık giydirilmemiştir. Başta çiftler olmak üzere herkes mutlu mesut bu günün tadını sonuna kadar çıkarmaya çalışıyor. Bu birleşmeyi her iki tarafın canı gönülden istedikleri her hallerinden belli olduğunu görebilirsiniz. Ama her ne oluyorsa evliliklerde boşanmaların artığını acı bir şekilde görüyoruz. Türkiye’de gecen yılki boşanma oranları bir önceki yıla göre artığını gördüğümüz de aklımıza birçok soru geliyor. Evliliklerde boşanmaya neden olan konular nelerdir, eşler niçin birbirlerini anlamak yerine boşanmayı tercih ediyorlar, mutlu mesut şekilde kavuştukları, sevdiklerini söyledikleri, ömrünün sonuna kadar birlikte olmak için yemin ettikleri eşlerinden niçin ayrılmayı tercih ediyorlar. Burada aşk ne kadar evliliği ayakta tutar, Evliliğin devamında temel unsurlar nelerdir.
Her genç evlenmenden önce hayaller ülkesinde bir evlilik yaşamak ister, kendisine özgü bir evliliğin olacağını, bam başka bir evlilik yapacağını dem vurur. Dünyanın en mesut eşi kendisi olacağını, pembe panjurlu evinde mutlu mesut bir aile kuracağını, hayallerde sevdalı günler ve sevdalı düşlerle bir evlilik yapmayı düşler. Ve bu evliliği de yapar…
Aslında ilk günler, ilk haftalar her şey çok tatlıdır, her şeyde yolunda gidiyor gibi gözüküyordur. Ama mumun alevi sönmeye, rüyanın sisi çözülmeye, yaşamda roller alınmaya başladığında yavaş yavaş balayının tadı da kaçmaya başlar. Hayal dünyasındaki evlilik kararmaya renkler değişmeye, pembe panjurlu ev siyaha bürünmeye başlar…
Günler ilerledikçe belki de yıllar içinde o nazik bayan ve o kibar bey gitmiş sanki dünyanın en anlayışsız insanları aynı evi paylaşır olmuş durumdadır. İpin ucu nereden kaçıyordu, çatışmalar nereden başlıyor ve neden bu hale geliyordunuz. Geri dönüp baktığınızda hep bir kıyaslamalarla geçiyor ömür. Evlenmeden önce böyle davranırdı, evlenmeden önce şöyle davranırdı, evlenmeden önce, evlenmeden önce…
Yoksa tanıyamamış mıydınız o en sevgiliyi, yoksa ruh eşiniz değil miydi, yoksa hep maskelerle mi kandırdınız kendinizi. Evliliğe dair hayalleriniz yok muydu aynı şekilde, kusurlarını hep ertelediniz mi eş adayınızın hiç konuşmadınız mı uyumsuz yanlarınızı. Aman tartışırız diye, aman ayrılırız diye hiç mi konuşmadınız evlilik esnasında hayal ettiğiniz eş adayınızı. Neye göre seçmiştiniz eşinizi, hangi kriterler vardı seçimlerinizde. Boşanmak için mi evlilik yaptınız. Değil miydi evliliğin adı Saadet-i Ebediye.
Tüm bunları düşünürken kendinize şu soruyu sormalısınız “Ben eşimi ne kadar anlıyorum veya eşim beni ne kadar anlıyor.” Şayet eşler birbirlerini anlayamaya çalışırlarsa birbirlerine karşı oluşan negatif elektrikten pozitife kayacak ve sevgi bağları daha da güçlenecektir. Yoksa hep bir kısır döngü içerisinde “sen beni anlamıyorsun, anlamak istemiyorsun, kendini düşünüyorsun, vb cümlelerle bitmek bilmeyen karşılıklı tartışmalar sürüp gidecektir.
Evlilik öncesindeki eşiniz ile evlilik sonrasındaki eşinizi tanımak gerçektende çok zordur. Unutulmamalıdır ki aynı evi paylaşmadıkça eşinizi tam anlamı ile tanımış olamazsınız. Aynı evi paylaşmaya başladığınızda göreceksiniz ki eşinizin size ters gelen düşünceleri olduğunu, sevmediğiniz davranışlarının olduğunu hatta onun bazı davranışlarını anlayamadığınızı göreceksiniz. Bu durum çok normal, her çift için geçerli bir durumdur. Bu nedenle eşinize ihtilas göstermek onu anlamaya çalışmak ve onunla konuşmak ona “seni anlamak istiyorum” diyebilmek daha tutarlı bir ilişki için çok büyük bir öneme sahiptir.
Eşinizi anlamak demek mutluluğunuzu anlamak güzel ve mesut günlerin daha çok yaşanacağı bir evliliğin olacağını anlamaktır. İster ilk aylarda ister yıllar içerisinde de olsa eşinizle tartışırken “Saygı” çerçevesini unutmamak gerekir. Eşinizi dinleyebilmeli onu anlayabilmek için onunla empati kurabilmeli ortak bir dil oluşturabilmeliniz. “Ben Sen” dili yerine “Biz” dilini kullanmalısınız. Ne Ben Kazanmalı Ne de Sen Kazanmalı Biz Kazanmalı ev İçerisinde. Bunu yapmakla daha başlamadan evliliğinizi tamir etmiş olursunuz. Goethe derki “insan, anlamadığı şeye sahip olamaz”. Eşinize sahip olmak onu mutlu mesut etmek için onu anlamak ve ona karşı sevgi ve muhabbetinizi artırmakla olacaktır..
Evlilik Duası; Rabbim Birbirmizle İmtihan Etmeyeceği Eşler, Mutlu Mesut Yuvalar Kurmayı Nasip Etsin İnş. (Amin)
alıntı