OxyjeN
Admin
Evlat Acısı
Evlat Acısı
Evlat Acısı
evlat acısı hikayesi
Sevgi her sabah yaptığı gibi yine bisikletin başındaydı. Annesi mutfağın camından üzgün bir şekilde kızının, oğlu Ali’nin bisikletini temizlemesini seyretti. Bıkmadan usanmadan her gün bisikleti temizliyordu. Annesi:
_Sevgi kahvaltı hazır, gel kızım!
Sevgi sesini çıkarmadan cama baktı. Umursamaz bir tavırla elindeki bezle bisikleti silmeye devam etti. Ali uyanmıştı mutfağa geçerken Sevgi’yi gördü.
_Abla sağol ya… Sen olmasan bu yolların çamurundan bisikletim görünmezdi. Bak araba alıncada isterim. Sayende her gün pırıl pırıl gezerim. Senide gezdiririm ha…Tamam mı?
_Tamam Ahmet!
_Ya ben Ali’yim … Sen ilaçlarını almıyor musun?
Ali annesine seslenerek içeri girdi.
_Anne! Ablam yine karıştırmaya başladı. Bana yine Ahmet dedi, ilaçlarını düzenli vermiyor musun?
_Vermem mi oğlum? Veriyorum ama yetmiyor herhalde baban bu hafta gececi yarına randevu alıp götürür.
Emine kadın eşini erkenden göndermişti. Sonra biricik oğluna sevdiği kahvaltılıkları hazırlamıştı. Oğlu kahvaltı ederken sevgiyle ve gururla seyretmişti. Yaşı küçük olmasına rağmen işe girmiş çalışıyordu. Her sabah kahvaltısını edip bisikletine binip yollara düşüyordu. Otobüse vereceği para ile arkadaşlarıyla gezmeye gidiyordu.
Emine kadın yıllardır komşusu olan Zehra’yı görünce seslendi:
_Zehra, gel kahvaltı edelim. Benimkiler gittiler, yalnız kaldım sende yalnız yeme!
_Olur komşum, geleyim. Bugün benimde canım sıkkın!
_Kabristandan mı geliyorsun?
_Evet … Bugün erken kalktım, oğlumu ve eşimi görmeden güne başlayamadım.
_Yıllar nasıl geçiyor her şey dün gibi.
_Bir de bana sor, geçiyor mu? Yoksa duruyor mu?
_Bilmem mi komşum ateş düştüğü yeri yakar. Sen bir otur, ben çayı alıp geleyim.
Sevgi boş boş dolanmayı bırakıp kahvaltı masasına gelmişti. Zehra Sevgi’deki değişikliği fark etmiş huzursuz olduğunu anlamıştı:
_Sevgi nasılsın kızım?
_Ahmet gitti!
_Gitti kızım, gitti . Bende, az önce onun yanındaydım sana selam gönderdi.
Emine içeride sevgiyi aramış, bulamamış ve telaşlanmıştı. Odada görünce bir oh çekti. Zehra:
_Emine! Bacım senin kız yine Ahmet’i sayıklıyor. Garibim, Ahmet’im bisikletten düştüğünde yanındaydı ya herhalde ondan unutamıyor kızcağız. Kolay mı ? Yanında arkadaşın düşüp ölsün! Ah kızım ah bende unutamıyorum be yavrum.
_Sabah Ali’ye de Ahmet deyip durmuş kısmetse yarın doktora götüreceğiz. Bir gün daha idare edelim de.
Sevgi Zehra ‘nın söylediklerinden sonra iyice huzursuzlanmış anlaşılmaz bir şeyleri tekrarlayıp duruyordu. Zehra’nın Ahmet’i gördüm demesine kızmıştı. “Ahmet işe gitmişti. Zehra neden gördüm demişti.”Sevgi kahvaltı etmeden odasına gitmiş; gün boyu kendi kendine konuşmuş, bir şey yememişti. Hatta ilaçlarını yutmak istememiş huzursuzluk yaratmıştı.
Emine eşi gelince durumu anlattı ve hemen doktordan randevu aldılar. Emine kızının huzursuzluğunu görünce gece boyu kızını gözledi. Sevgi uyumuyordu. Bazen yatıyor, sonra hışımla kalkıp odada turluyor ; kendi kendine anlamsız bir şeyler söylüyordu. Emine gözyaşlarına sahip olamamıştı. Yavrusu gözlerinin önünde yok olup gidiyordu.
Emine ezan sesiyle gözlerini açtı. Ağlarken uyuyup kalmıştı. Hemen Sevginin odasına baktı. Odasında yoktu. Yanından geçerken nasıl görmemişti. Tuvalete ve mutfağa baktı, bulamadı. Bisikletin yanına mı çıktı diye kapıya yöneldi. Ali’nin yattığı odanın kapısının aralık olduğunu gördü. Kapıyı yavaşça açıp içeri baktı. Gördüğü manzara karşısında bütün evi inleten bir çığlık attı.
_Allah’ım rüyada olayım ne olur. Diyerek dövünmeye başladı.
Emine kadının çığlıklarına eşi uyanmıştı. Sesin geldiği odaya koştu. Kapıdan girer girmez gördüklerinin gerçek olup olmadığını anlamak istercesine gözlerini açıp kapattı. Bu nasıl bir şeydi. Oğlu, bir sürü bıçak darbesi ile kanlar içinde yatağında yatıyor; kızı elinde bıçak, anlamsız bir şeyler mırıldanıp başında oturuyordu. Oğlunun cansız vücuduna bakan acılı baba olduğu yere çöküp kalmıştı. “Ben ne yaptım Allah’ım! Sadece kızım aramızda mutlu olsun istedim. Kızımı kurtarmaya çalışırken oğlumu kaybettim. Bu neyin cezası! Ben ne günah işledim de bunu bana layık gördün, ben bunu yaşamak için ne yaptım…”diyerek gözyaşlarına boğuldu.
Acılı adamın tek suçu çocuğuna kıyamamaktı. Oysa doktor evde olmasının tehlikeli olacağını söylemişti. Baba yüreği çocuğundan bir tehlike gelemeyeceğini düşünmüş ve hasta kızını alıp eve getirmişti. Sevgi şizofrendi ama kızıydı. İlaçlarını düzenli verince bir problem olmaz diye düşünmüştü. Hatasını acı bir şekilde anlamıştı. Olduğu yerden kalktı. Kızının yanına gitti. Kızı ne yaptığının, nede bulunduğu durumun farkındaydı. Ellerini geceliğinin eteğine silip, temizlemeye çalışıyordu. Sevgi’yi alıp odasına kilitledi.
Emine kadın oğlunun cansız vücudunun başında durmuş ellerini okşayıp gözyaşı döküyordu. Acılı adam koridorda durdu, kafasını toplamaya çalıştı. Polisi ve hastahaneyi arayıp ambulans istedi. Yılların yorgunluğu üzerine çökmüş, soğuk terler dökmeye başlamıştı. Dışarıdan komşuların sesleri geliyordu fakat kıpırdıyamadığını fark etti.
Emine kadın güm güm eden kapıyı duymuyordu. Sandalyede oturan eşine baktı. Hareketsiz duran adam uyur gibiydi.Oğluna dönüp kendi kendine konuşmaya başladı.
Kapıyı zorla açan polis ve sağlık görevlileri içeri girince dehşet bir manzarayla karşılaşmışlardı. Bir tarafta gencecik bir çocuk bıçaklanmış yatıyor, diğer tarafta kalbine yenik düşmüş bir baba ve ne olup bittiğinden habersiz şizofren bir kız.
Hastahaneyi arayıp yardım isteyen sağlık ekibi gördükleri onca acıya rağmen böyle bir durumla karşılaşmamışlardı. Emine kadına baktılar, kadın eşinin öldüğünden habersiz sanki zamanın ve bulunduğu durumun farkında değildi. Kulakları duymuyor, gözleri görmüyordu. Onun için yeni bir hayat başlıyordu. Belki de kızının yanında …
“ Okuduğunuz öykü gerçek yaşamdan alınmıştır.”
incidal
Evlat Acısı
evlat acısı hikayesi
Sevgi her sabah yaptığı gibi yine bisikletin başındaydı. Annesi mutfağın camından üzgün bir şekilde kızının, oğlu Ali’nin bisikletini temizlemesini seyretti. Bıkmadan usanmadan her gün bisikleti temizliyordu. Annesi:
_Sevgi kahvaltı hazır, gel kızım!
Sevgi sesini çıkarmadan cama baktı. Umursamaz bir tavırla elindeki bezle bisikleti silmeye devam etti. Ali uyanmıştı mutfağa geçerken Sevgi’yi gördü.
_Abla sağol ya… Sen olmasan bu yolların çamurundan bisikletim görünmezdi. Bak araba alıncada isterim. Sayende her gün pırıl pırıl gezerim. Senide gezdiririm ha…Tamam mı?
_Tamam Ahmet!
_Ya ben Ali’yim … Sen ilaçlarını almıyor musun?
Ali annesine seslenerek içeri girdi.
_Anne! Ablam yine karıştırmaya başladı. Bana yine Ahmet dedi, ilaçlarını düzenli vermiyor musun?
_Vermem mi oğlum? Veriyorum ama yetmiyor herhalde baban bu hafta gececi yarına randevu alıp götürür.
Emine kadın eşini erkenden göndermişti. Sonra biricik oğluna sevdiği kahvaltılıkları hazırlamıştı. Oğlu kahvaltı ederken sevgiyle ve gururla seyretmişti. Yaşı küçük olmasına rağmen işe girmiş çalışıyordu. Her sabah kahvaltısını edip bisikletine binip yollara düşüyordu. Otobüse vereceği para ile arkadaşlarıyla gezmeye gidiyordu.
Emine kadın yıllardır komşusu olan Zehra’yı görünce seslendi:
_Zehra, gel kahvaltı edelim. Benimkiler gittiler, yalnız kaldım sende yalnız yeme!
_Olur komşum, geleyim. Bugün benimde canım sıkkın!
_Kabristandan mı geliyorsun?
_Evet … Bugün erken kalktım, oğlumu ve eşimi görmeden güne başlayamadım.
_Yıllar nasıl geçiyor her şey dün gibi.
_Bir de bana sor, geçiyor mu? Yoksa duruyor mu?
_Bilmem mi komşum ateş düştüğü yeri yakar. Sen bir otur, ben çayı alıp geleyim.
Sevgi boş boş dolanmayı bırakıp kahvaltı masasına gelmişti. Zehra Sevgi’deki değişikliği fark etmiş huzursuz olduğunu anlamıştı:
_Sevgi nasılsın kızım?
_Ahmet gitti!
_Gitti kızım, gitti . Bende, az önce onun yanındaydım sana selam gönderdi.
Emine içeride sevgiyi aramış, bulamamış ve telaşlanmıştı. Odada görünce bir oh çekti. Zehra:
_Emine! Bacım senin kız yine Ahmet’i sayıklıyor. Garibim, Ahmet’im bisikletten düştüğünde yanındaydı ya herhalde ondan unutamıyor kızcağız. Kolay mı ? Yanında arkadaşın düşüp ölsün! Ah kızım ah bende unutamıyorum be yavrum.
_Sabah Ali’ye de Ahmet deyip durmuş kısmetse yarın doktora götüreceğiz. Bir gün daha idare edelim de.
Sevgi Zehra ‘nın söylediklerinden sonra iyice huzursuzlanmış anlaşılmaz bir şeyleri tekrarlayıp duruyordu. Zehra’nın Ahmet’i gördüm demesine kızmıştı. “Ahmet işe gitmişti. Zehra neden gördüm demişti.”Sevgi kahvaltı etmeden odasına gitmiş; gün boyu kendi kendine konuşmuş, bir şey yememişti. Hatta ilaçlarını yutmak istememiş huzursuzluk yaratmıştı.
Emine eşi gelince durumu anlattı ve hemen doktordan randevu aldılar. Emine kızının huzursuzluğunu görünce gece boyu kızını gözledi. Sevgi uyumuyordu. Bazen yatıyor, sonra hışımla kalkıp odada turluyor ; kendi kendine anlamsız bir şeyler söylüyordu. Emine gözyaşlarına sahip olamamıştı. Yavrusu gözlerinin önünde yok olup gidiyordu.
Emine ezan sesiyle gözlerini açtı. Ağlarken uyuyup kalmıştı. Hemen Sevginin odasına baktı. Odasında yoktu. Yanından geçerken nasıl görmemişti. Tuvalete ve mutfağa baktı, bulamadı. Bisikletin yanına mı çıktı diye kapıya yöneldi. Ali’nin yattığı odanın kapısının aralık olduğunu gördü. Kapıyı yavaşça açıp içeri baktı. Gördüğü manzara karşısında bütün evi inleten bir çığlık attı.
_Allah’ım rüyada olayım ne olur. Diyerek dövünmeye başladı.
Emine kadının çığlıklarına eşi uyanmıştı. Sesin geldiği odaya koştu. Kapıdan girer girmez gördüklerinin gerçek olup olmadığını anlamak istercesine gözlerini açıp kapattı. Bu nasıl bir şeydi. Oğlu, bir sürü bıçak darbesi ile kanlar içinde yatağında yatıyor; kızı elinde bıçak, anlamsız bir şeyler mırıldanıp başında oturuyordu. Oğlunun cansız vücuduna bakan acılı baba olduğu yere çöküp kalmıştı. “Ben ne yaptım Allah’ım! Sadece kızım aramızda mutlu olsun istedim. Kızımı kurtarmaya çalışırken oğlumu kaybettim. Bu neyin cezası! Ben ne günah işledim de bunu bana layık gördün, ben bunu yaşamak için ne yaptım…”diyerek gözyaşlarına boğuldu.
Acılı adamın tek suçu çocuğuna kıyamamaktı. Oysa doktor evde olmasının tehlikeli olacağını söylemişti. Baba yüreği çocuğundan bir tehlike gelemeyeceğini düşünmüş ve hasta kızını alıp eve getirmişti. Sevgi şizofrendi ama kızıydı. İlaçlarını düzenli verince bir problem olmaz diye düşünmüştü. Hatasını acı bir şekilde anlamıştı. Olduğu yerden kalktı. Kızının yanına gitti. Kızı ne yaptığının, nede bulunduğu durumun farkındaydı. Ellerini geceliğinin eteğine silip, temizlemeye çalışıyordu. Sevgi’yi alıp odasına kilitledi.
Emine kadın oğlunun cansız vücudunun başında durmuş ellerini okşayıp gözyaşı döküyordu. Acılı adam koridorda durdu, kafasını toplamaya çalıştı. Polisi ve hastahaneyi arayıp ambulans istedi. Yılların yorgunluğu üzerine çökmüş, soğuk terler dökmeye başlamıştı. Dışarıdan komşuların sesleri geliyordu fakat kıpırdıyamadığını fark etti.
Emine kadın güm güm eden kapıyı duymuyordu. Sandalyede oturan eşine baktı. Hareketsiz duran adam uyur gibiydi.Oğluna dönüp kendi kendine konuşmaya başladı.
Kapıyı zorla açan polis ve sağlık görevlileri içeri girince dehşet bir manzarayla karşılaşmışlardı. Bir tarafta gencecik bir çocuk bıçaklanmış yatıyor, diğer tarafta kalbine yenik düşmüş bir baba ve ne olup bittiğinden habersiz şizofren bir kız.
Hastahaneyi arayıp yardım isteyen sağlık ekibi gördükleri onca acıya rağmen böyle bir durumla karşılaşmamışlardı. Emine kadına baktılar, kadın eşinin öldüğünden habersiz sanki zamanın ve bulunduğu durumun farkında değildi. Kulakları duymuyor, gözleri görmüyordu. Onun için yeni bir hayat başlıyordu. Belki de kızının yanında …
“ Okuduğunuz öykü gerçek yaşamdan alınmıştır.”
incidal