HaZaL
VIP Üye
Cezam Sensizlik Olmamalıydı
Cezam Sensizlik Olmamalıydı
Cezam Sensizlik Olmamalıydı
http://i.imgur.com/6yIRDOE.gif
Böyle olmamalıydı gözlerinin rengi, içinde hüzün rengi sonbahar ve gece karışımı, en asil ressamların ellerinden çıkmış gibi…
Susuşun böyle olmamalıydı. Anneyi yavrusundan ayıran pençeler gibi acımasız.
Kendini kopardığın yüreğimden, varlığın kopmamalıydı…
Ne sen yağmurları kesmeliydin gözlerimden, ne ben ıslanmaktan bıkmalıydım.
Ne sen söküp almalıydın içimden duygularımı ne ben geri almak için savaşmalıydım…
Masallar anlatıyorum bazen kendime, bir uçan halım varmış. Beni sana getiriyor gecenin bir vaktinde, ben sadece pencerenden uyurken bakıyorum sana uzağından. Kıyabilsem uyandıracağım seni “Ben geldim” diyeceğim ama diyemiyorum.
Oysa seni alıp tüm kainatı gezdirmek istiyorum sana, dağları, tepeleri, gece yuvalarından çıkan neşeyle parlayan yıldızları, deniz kenarında dans eden midyeleri, balıkları, güneşin suların üzerinde oynaşan pırıltılarını, yakamoza ayak basmak ve karşıya geçmek. Sana coşku dolu, biri ağzımda biri boğazımda kelimeler sarf etmek istiyorum…
Ama en çok gözlerimdeki pırıltıda kendine bakmanı …
Ben deli gibi koşarken ve sana anlatırken bir çırpıda ne olursa, sen bana buruk tebessümle gül istiyorum. Hep gül..!
Seni asil yalnızlığından alıp, sadece bir gün elini tutup, dünyanın her yerine ayak basmak ne güzel olurdu?
Aşarken yüksek dağları “Biz buyuz, görüyor musun işte biz buyuz” diye haykırmak doyasıya… Ve “Seni seviyorum” diye yankılanmak yeryüzüne...
En zirvesinde yaşarken sana olan sevgimi, solmamalıydı gecenin rengi ve bahar kış mevsimine dönüşmemeliydi kalplerimizde…
Cezam sensizlik olmamalıydı…
alıntı...
Cezam Sensizlik Olmamalıydı
http://i.imgur.com/6yIRDOE.gif
Böyle olmamalıydı gözlerinin rengi, içinde hüzün rengi sonbahar ve gece karışımı, en asil ressamların ellerinden çıkmış gibi…
Susuşun böyle olmamalıydı. Anneyi yavrusundan ayıran pençeler gibi acımasız.
Kendini kopardığın yüreğimden, varlığın kopmamalıydı…
Ne sen yağmurları kesmeliydin gözlerimden, ne ben ıslanmaktan bıkmalıydım.
Ne sen söküp almalıydın içimden duygularımı ne ben geri almak için savaşmalıydım…
Masallar anlatıyorum bazen kendime, bir uçan halım varmış. Beni sana getiriyor gecenin bir vaktinde, ben sadece pencerenden uyurken bakıyorum sana uzağından. Kıyabilsem uyandıracağım seni “Ben geldim” diyeceğim ama diyemiyorum.
Oysa seni alıp tüm kainatı gezdirmek istiyorum sana, dağları, tepeleri, gece yuvalarından çıkan neşeyle parlayan yıldızları, deniz kenarında dans eden midyeleri, balıkları, güneşin suların üzerinde oynaşan pırıltılarını, yakamoza ayak basmak ve karşıya geçmek. Sana coşku dolu, biri ağzımda biri boğazımda kelimeler sarf etmek istiyorum…
Ama en çok gözlerimdeki pırıltıda kendine bakmanı …
Ben deli gibi koşarken ve sana anlatırken bir çırpıda ne olursa, sen bana buruk tebessümle gül istiyorum. Hep gül..!
Seni asil yalnızlığından alıp, sadece bir gün elini tutup, dünyanın her yerine ayak basmak ne güzel olurdu?
Aşarken yüksek dağları “Biz buyuz, görüyor musun işte biz buyuz” diye haykırmak doyasıya… Ve “Seni seviyorum” diye yankılanmak yeryüzüne...
En zirvesinde yaşarken sana olan sevgimi, solmamalıydı gecenin rengi ve bahar kış mevsimine dönüşmemeliydi kalplerimizde…
Cezam sensizlik olmamalıydı…
alıntı...