Cam Kırığı Kelimeler 2

Konusunu Sadefan`da Görüntülemektesiniz!..

Cam Kırığı Kelimeler 2, konusunda bu İçerik Cam Kırığı Kelimeler 2 hakkında en yeni bilgileri, yorumları ve detaylı paylaşımı keşfedin.

Cam Kırığı Kelimeler 2

- Sadefan.com | Cam Kırığı Kelimeler 2 paylaşımı

OxyjeN

Admin

Cam Kırığı Kelimeler 2

Cam Kırığı Kelimeler 2

Cam Kırığı Kelimeler 2
Oktay Karagöz

2 NCİ BÖLÜM

Titreyen yüreklerde ne heyecan!
Kaybetmek asıl amaç,
kazanmak; bu oyunda yalan...

Çocuk Esirgeme Yurdunda geçen annesiz ve babasız yılları, gerçeklerin üstünü örten bir sis bulutunun içinde, terk edilmiş, kırık ve dökük birer eşya gibiydiler.
Yurtta son gün, yurdun müdürü Nail Bey, Halil’i odasına çağırmış ve her zamanki görüntüsünün aksine, önemli hususların konuşulacağı zamanlarda olduğu gibi kibar fakat sıkıntılı bir tavırla:
- Seninle konuşmak istediğim önemli konular var, Halil evladım, demişti.
Halil birazda bu kibar hitabı beklemeyen birisinin şaşırmış ifadesiyle kapıda,
- Tabii müdür bey, diyebildi.
Nail Bey, konuya nereden başlamak gerektiğini toparlamaya çalışan bir duraklamadan sonra:
- Oğlum, gel otur, şimdi konuşacağımız konular seni yakından ilgilendiriyor, dedi.
Halil, daha önce hiç girmediği bu odaya ilk defa girer ve rahat bir koltuğa yavaşça, tedirgin otururken; dikkati, tehlikeli bir haberi alacağının vehmini hisseden bir heyecan içinde tetikteydi.
Nail Beyin suratında sıkıntılı bir ifade belirdi ve:
- Halil oğlum, biliyorsun on sekiz yaşına bastın. Buraya getirildiğinde çok küçüktün. Uzun zaman geçti. Burada iyi olduğu kadar kötü günlerin de oldu, biz her şeye rağmen senin yanında var olmaya çalıştık. Şimdi söyleyeceklerim seni üzecek ve şaşırtacaktır, fakat insan hayatında bu ve buna benzer olayların gerçekleşmesi olasılığı her zaman müsavidir. Her şeye hazır olmalısın. Sakin ol. Baban yoksul birisiydi. Seni buraya on altı yıl önce kendisi getirdi! Annen senin doğumunda vefat edince baban sana bakamamış, mahkeme kararıyla seni bize teslim etti… dedi ve söylediklerinin karşılığında oluşan etkiyi görmek için durakladı ve Halil’in yüzüne daha dikkatlice baktı.

Kendi hayatıyla ilgili gerçekleri dinlerken, Halil’in heyecanı her geçen saniye giderek artıyor ve hiç bir şeyi durduramayacak ve değiştiremeyecek olmanın kuvvetsizliği, yüzünde saklanacak yer bulamıyordu. Bu aciz dinleyiş, vücudundaki hayat enerjisini her geçen saniye kendisine çekip, yok ediyor gibiydi.

Halil, bunca sene buradaki diğer çocuklar gibi kendisinin de annesiz ve babasız, kimsesiz bir çocuk olduğunu düşünerek yaşamıştı. Şimdi ise babasının kendi elleriyle onu buraya getirmiş ve belki de sağ olduğunu öğreniyordu.
Halil bilinçsizce sordu:
- Neden babamın sağ olduğunu şimdiye kadar bana söylemediniz?
Nail Bey devam etti:
-Baban çok yoksuldu evladım. Anneni de sen doğarken kaybetmişti. Seni bize teslim etmenin utancı, gururunu yendi sanırım… Yaşadığı kötü olaylardan sonra kendisini suçlu hissetmiş olmalı. Seni bize teslim ederken kendisinin hayatta olduğunu sana söylememizi hiç istemedi. Fakat on sekiz yaşına geldin. Bunları bilmeye hakkın var.

Halil, kendisini bu konuşmanın ortasında o kadar yabancı hissediyordu ki, sanki Nail Bey başkası hakkında konuşuyordu da, o sadece başkasına ait bir hayat hikayesi dinliyormuş hissine kapıldı. Müdürün söylediklerine inanamıyordu. Babası belki de sağ ve hayattaydı!
Nail Bey, Halil’in suskun tavrına karşılık devam etti:
- Oğlum, yoksul da olsa bir baban var. Ve bu durum bir ailenin hiç olmamasından daha iyidir. Babanı bulmak ve onun yanına gitmek istemezsen seni anlarım. İyi düşün, kararını bana söylemekten çekinme, çünkü senin için bir arkadaşımın yanında iş bulabilirim, dedi ve sustu.

Halil’in yaşadığı heyecan yerini şaşkınlığa bırakmaya başladığında, artık müdürü duymuyordu. Şimdi istediği tek bir şey vardı; kendi hayatı hakkında öğrendiği bu gerçekler ile baş başa kalabilmek.

Halil müdürün odasından yurdun bahçesine çıkarken, yüzüne vuran serin havanın soğuğu içinde daha çok üşüdüğünü hissetti, ürperdi. Sanki başka, hiç tanımadığı, bilmediği bir dünyaya ayak atıyormuş hissine kapıldı. Nefesini çektiği soğuk hava ile başkalaşan, başkalaştıkça şimdiye kadar sağlam bildiği tüm gerçeklerin kırılıp döküldüğü, tamiri imkânsız bir dünya vardı sanki karşısında. Hiç bir şey eskisi gibi değildi… Sanki çocukluğunun geçtiği bahçe, bu bahçe değildi. Sanki sanki yurdun açılıp kapanmaktan yorulmuş ve paslanmış demir kapısında bile bir başkalık vardı şimdi. Baktığı her yerde yabancılaşan, yabancılaştıkça acının karıştığı bir tat buluyordu şimdi. Bu hissi ona veren neydi? Yıllardır kendisini aidiyet duygusuyla sarıp sarmalayan bu yurt içindeki eşya ve maddenin şeklini değiştirmeden aniden yabancılaştıran neydi? Bu nasıl bir kuvvetti? Cevap aradı, ama adını koyamadı… Sadece dümdüz bir boşluk içinde yorgunluk ve kırılganlık hissi…

Halil tenha bir köşeye çekildi. Kendisini kandırılmış hissediyordu. Gerçeğin asıl dikkat edilmesi gereken zaman ve yerde bir çocuk bilincinin kaybolması ne kadar müsaitse, o kadar kayıp ve saklanmış bir yalan vardı demek ki çocukluğunda. Şimdi geçmişine dair hatırladıklarını kendisinden yıllarca saklanan gerçek ile sorgulayışı ve elde etmeyi umduğu delillerin arayışı, zihninde birbirine karışan düzensizlik içindeydi.

Öfkenin kırık dökük bir ruh haline etkisi ise, hayat enerjisini çalan bir hırsız yapıyordu hatıraları. Sahipsizlik ve kendisini bir yere ait hissedememenin duygusu, ona, peşine öldürülmek için düşülen bir av hayvanının edilgen tavrını vermekteydi. Çünkü kendisine ilk defa anlatılan bu gerçeklerin hiç birisini değiştiremeyecek ve bir de üstüne üstlük, onları sadece kabul etmekten başka çaresi de yok gibiydi.

Hayır! Dedi birden canlı bir isyan karşı gelişiyle. Hayır! Bir çaresi vardı tüm bunların. Olmalıydı. Kendisini bu kadere terk eden babasına cevabı tabii ki olmalıydı.
 
Cam Kırığı Kelimeler 2 hikayeler ve güzel yazılar, Cam Kırığı Kelimeler 2 ile kullanıcılar ilham verici içerikleri okuyabilir.
Geri
Üst