Cam Kırığı Kelimeler 1

Konusunu Sadefan`da Görüntülemektesiniz!..

Cam Kırığı Kelimeler 1, konusunda bu İçerik Cam Kırığı Kelimeler 1 hakkında en yeni bilgileri, yorumları ve detaylı paylaşımı keşfedin.

Cam Kırığı Kelimeler 1

- Sadefan.com | Cam Kırığı Kelimeler 1 paylaşımı

OxyjeN

Admin

Cam Kırığı Kelimeler 1

Cam Kırığı Kelimeler 1

Cam Kırığı Kelimeler 1
gülün dikeni - Oktay Karagöz - Cam Kırığı Kelimeler

Acıyan yanlarımı sivrilttim artık ey gönlüm kandırma kendini.
Gökyüzü bulutlar ve kuşlar, deniz, derya sevdam başımdaki.
Gel öp, apak alnımdan halime bir bak!
İçim dışım sevi olmuşken, vur, sesim çıkmaz hatırımdadır dostluğum.
İçime döktüm de yakut zülâllerimi şimdi yine kendime sustum .

1 NCİ BÖLÜM

Terk ettiği bu şehir gri kadar gerçekti. Yüzler soluk, yolları ihtimal dolu, binaları asık suratlı, insanları soyut varlıklar gibi donuk. Kalabalık, bir deniz kadar muazzam. Ve bu denizde insan, bir damla kadar küçük, küçücük…

Kalabalık bazen seyrek, bazen de birden çoğalan bir tutkuyla başka başka yönlere akmakta olsa da, aslında aynı yöne aktığının farkında değil. Yüzlerde, zihindeki hedefe kilitli olduğu belli ifadesi ile donuk gözler, boşluğa bakıyor. Bakıyor ama görmüyor gibi… Görüp de bakmadığını ise, insanlar size çarpmadığı zaman anlıyorsunuz. Gözler hep ileride. Önüne bastığı yere bakan pek yok.

Hızlı adımları kadar ruhunu geride bırakan ayaklar, istemsiz çalışan bir organ kadar ritmik. Makineleşen bir dünyanın naylon hayatlarını duygudan yoksun bırakan bu şehirde hayat, her günün tiyatro sahnesinde tekrar oynanıyor da, oyuncular farkında değil. Ve bu şehirdeki hayatlar, yüzlerdeki ifade kadar soğumuş ve katılaşmış bu adımlarda bıkıp usanmadan başka bir üst plana, geride bıraktıklarının üzerinde ağır ağır taşınıyor…

Bir soru; her günkü ödevlerini çalışan bu kalabalık arasında kim, kendini tüketmekle bu kadar meşgulken, kuşların naif ve cılız sesini şehrin gürültüsü arasında duyduğunda dikkat kesilir? Kim, gökyüzünün soluk mavisine bir an bakıp, baktığı yerde denizin uçsuz bucaksız boşluğunu bulur da takaların sesini duyar, irkilir? Ve kim, bu kaybolduğu gökyüzünde kendini unutur da, geri döndüğünde, nerede olduğunu anlamak için etrafındaki insanlara soran gözlerle bakar?

Bir kuvvetli korna sesi ile uyandı Halil gördüğü rüyadan. Uyur uyanık bir halin varlığında kendine geliş süresi geçince, bir rüya mı, yoksa düş mü gördüğünü düşündü, karar veremedi. Bu karar veremeyişin ardında, Geride kalan yıllar boyunca kendisini hayata bağlayan gerçeklerin yalan olduğunu öğrenmenin payı az değildi. Nerede olduğunu hatırlayınca etrafına bakındı. Otobüs gecenin içinde bildiği yolda sarsıntıyla ilerlerken, onun gibi diğer yolcular da uyumuşlardı.

Sağ bacağını hissetmediğini sonra anladı. Elleriyle bacağını yokladı ama nafile gayret.. Soğuk ve hissiz bir et parçasını tutmak, sanki kendi vücudu dışında bir başkasının vücuduna dokunmak gibiydi. Kıpırdandı, elleriyle bacağını tekrar yokladı. Pencerenin soğuğu yapacağını yapmıştı. Hissetmiyordu. Bacağını tekrar kıpırdatmaya çalıştı. Nafile… Hisleri de bu kadar duyarsız hale getirmek mümkün mü diye sormaktan kendini alamadı.

Esas uyanış, kıvrak bir çeviklikle bacağımdan evvel zihninde oldu. Oldu da denilemez, bu fark ediş, zihninde hiç uyumamış gibiydi aslında. Yeni öğrendiği gerçeği düşününce, midesindeki enerji bulutu canını daha çok acıtarak geçti. Canını sıkmaktan öte, canını yakan bu gerçek, kendisini hatırlatmakta ne kadar özgüven içindeydi!

Kendinden emin, her zamanki yerinde bekleyen ve hepsinden önemlisi, onun için ne anlama geldiğini bilen bu yalan, kapanması artık pek mümkün görünmeyen, kapansa bile, bırakacağı yara izi ile kendisini bir ömür gördükçe hatırlatacak bir kuvvete sahip değil miydi? Yaranın acısı gelir geçerdi. Ama bu yalanın izini bir ömür taşıyacaktı.

Yalnızlık, ne kadar sağır ve dilsizdi... Suskun duvarların içinde tek başına üşümek değildi bu! Bu, etrafındaki kalabalığa inat, yüreğinde cevabını bulamadığın soruların her gün biraz daha büyüttüğü, soğuyan ve soğudukça taşlaşan sessizlik demekti. Kalabalıklaştıkça yalnızlaşan bir sessizliğe rızası olmadan düşürülmek, insanda kaçmak temayülü uyandırıyordu. Kaçmaya çalıştıkça daha çok yalnızlaştığını ise sonra anlıyordun. Çünkü kendinden kaçman mümkün görünmüyordu... Ama yine de kaçmayı deneyecekti.

Otobüsün karanlığındaki koltuğun arkalığına başını yorgun ve bitkin tekrar bıraktı. Gözlerini usulca kapattı. Ama gözlerini kapatmak, gerçekte hatıraların sahnesindeki perdeyi de usulca açmaktı! Ve bu perde onun için hep açık kalacaktı artık

gülün dikeni - Oktay Karagöz
 
Cam Kırığı Kelimeler 1 hikayeler ve güzel yazılar, Cam Kırığı Kelimeler 1 ile kullanıcılar ilham verici içerikleri okuyabilir.
Geri
Üst