Boş Beşik Nenni Bebek Nenni Türküsünün Hikayesi

Konusunu Sadefan`da Görüntülemektesiniz!..

Boş Beşik Nenni Bebek Nenni Türküsünün Hikayesi, konusunda bu İçerik Boş Beşik Nenni Bebek Nenni Türküsünün Hikayesi hakkında en yeni bilgileri, yorumları ve detaylı paylaşımı keşfedin.

Boş Beşik Nenni Bebek Nenni Türküsünün Hikayesi

- Sadefan.com | Boş Beşik Nenni Bebek Nenni Türküsünün Hikayesi paylaşımı

DaiSy

VIP Üye

Boş Beşik Nenni Bebek Nenni Türküsünün Hikayesi

Boş Beşik (Nenni Bebek Nenni) Türküsünün Hikayesi

http://c1109.hizliresim.com/11/9/12/3819.gif

Türkünün Hikayesi


Daglar deyip baslayalim. Yüce daglar, koca daglar, boy atip bel veren daglar.

Yaz gelende on dördünde bir güzel gibi salinip giden, kis gelende yagmuruna
karina meydan okuyan, yüce mi yüce, dost mu dost daglar.

Kisiogluna el midir ki anilmasin bu daglar! Onun yasaminin disindamidir ki
bilinmesin! Derdine dert katan midir ki sevilmesin haa!

Ister boy verip basi göklere erissin; Agri densin adina, ister her mevsimde
basindan duman eksilmesin; Palandöken diye anilsin. Isterse bir yani deniz, bir
yani baglik - bahçelik Toroslar olsun. Kimine geçim kaynagi, kimine yurt yeri,
kimine mutluluk, kimine karacali bir öyküdür daglar... Sevda gibi, yar gibi,
türkü olup dilden dile söylene gelen öykülü daglar.


Benzer bir ela göz geline daglar...
Öykümüzün geçtigi yer Toroslar.


Güneyin dantel kiyilarinda yekinip, Hakkari'nin ayakucundan deli-dolu akip
giden Zap'a kadar varan, dert alip, derman veren Toroslar...

Baharin ekinler çabuk göverir Toroslar'da. Haziran dedi mi kiyi kesiminin
insani öbek öbek Toros yaylalarini tutar ve Toros yaylalarinin yörükleri
yeni yeni otlaklar, yeni yeni su baslari arar durur.
Çadirlar toplanir, güzeller düser yüklü develerin pesine, yürü ha yürü yürü
ha yürü. Elmali'dan Gömbe'ye, Gömbe'den Seki'ye, Sekiden Çiçek dagi'na.

Bitip tükenmeyen yol, ardi - arkasi gelmeyen göç; bikmadan ve yorgunlugunu duymadan...

Derler ki, çok eski zamanlarda bir gün, bu yörük obalarindan biri gelip Gömbe
yakininda Yanikhan yöresine konuklar.

Yanikhanlilarin önce pek cani sikilir bu ise... Öyle ya, bir köyün hayvani için
yörenin otlagi az gelirken, buna bir de yörük obasinin onca hayvani ortak olursa
can sikilmaz mi buna? Sonra hayvan dedigin yazin yiyip kisin aç durmuyor ki...
Kisi da var bunun.

Neyse, yine de yüzü yumusak Yanikhanlilarin. Böyle düsünseler de pek bir sey demezler
Kirobalilara. Zaten yörük obasi da orda kalici degildir. Söyle, yeni bir otlak
buluncaya kadar konmustur Yanikhan yöresine. Sonra, onca bagdan bahçeden çikani
kime satacaklar? Elbette rastladiklari yörüklere. Ama az, ama çok.

Iste Yanikhanli Fadime de yetim kardeslerinin yiyecegi, asmadaki bes on salkimi keser,
doldurup bir sepete vurur- gider yörük çadirlarina satmaya bir gün.. Nasil
satmasin ki, evin vergisinden tutun da üç yetimin yiyip içecegine kadar her sey o'na
bakiyor. Babasi kuyu temizlerken bogulup ölmese, anasinin ömrü yetseydi bu isler
O'na kalir miydi? O da el kizlari gibi dügün bayramlarda giyinip-kusanip bir tek
çeyizini çemenini düsünürdü. Ama neylesin ki hal böyle degil. Gerçi komsu oglu Halil,
hem babalik hem kardeslik eden Fadime'ye ama, yine de Fadime düsünceli... Herseye Halil
kossun ister mi? Zaten yeteri kadar yük oluyorlar O'na... Iste bunun içinde Halil
sehre inince keser asmanin üzümlerini, varir gider yörük çadirlarina satmaya.

Çadirlara yaklasinca bir ünler, iki ünler, ses yok! Derken, insanlardan önce köpekler
duyup kosusurlar sese. Fadime'nin yüregi yekinir köpekleri görünce. Neyse ki çok
geçmeden iki yandan, bunlar böyle kime sarar durur ki, diye çadirlardan çikanlar
olur da, kurtarirlar Fadime'yi. Sonra da yasli bir yörük kadini, alir çadirina
götürür. Yörük beyinin çadiridir burasi.

Yasli kadin da karisi. Çadir da çadirdir. Sanki dayali döseli bir konak. Su içirir
kadin önce Fadime'ye, korkusunu yensin diye... Sonra, söyle biraz dinlenmesi için
uzanmasini söyler. Bir ara çadirin kapisinda bir genç görünür. Hemen dogrulur
uzandigi yerden Fadime. Kiroba beyinin ogludur bu. Ve avdan dönmektedir. Çadirin
kapisina vardiginda bir de bakar ki delikanli, güzellerden güzel bir kiz.
Hem de kendi çadirlarinda. Anasi oglunun sormasina koymadan bir bir anlatir meseleyi.

Delikanli da; bir yandan anasinin anlattiklarini dinler ama, bir yandan kizdadir
gözü. Baktikça da yüreginin basinda söyle bir kipirdanma olur. Baktikça bakasi
gelir. Ister ki, hiç gitmesin bu Yanikhan'li güzel kiz çadirlarindan. Ama bir
yandan da dayanamaz onun oraciktaki utanip sikilmasina iyi bir fiyatla alir üzümü,
ugurlar Yanikhan'a dogru kizi. Bir yandan da ünler ardindan:

-Yine getir üzüm, olmaz mi?

-Olur, der Fadime der ya, beyin bakislarindan biraz ürktügü için mi, yoksa bir
an önce eve varip yetim kardesilerini doyurmak için midir nedir, kosar gibi gider
Yanikhan'a.

Fadime'nin bir sürü düsüncesi vardir. Evin algisi - vergisi, kardeslerinin yiyip
giyecegi, harman-hasat... Ya yörük beyinin oglu net'sin. Yüregindeki kipirdanma
bir küçücük köz olmus, bu köz de büyümüs bir koskoca yanar olup çikmistir.
Kime dert yansin? Anasina dese:

-Emmin kizina hanidir sözledim di ben seni, diyecek. Babasina dese:
-Töremizde yok disardan kiz almak bizim, deyip çikacak. Kime ne desin? Bir gün
böyle, üç gün böyle bes gün böyle...

Hayvanlar yakin çevrede doyunamayip, yari aç dönmeye baslarlar. Oba, Seki yaylasina
göçecek. Ama yörük beyinin oglu; ha bugün, ha yarin deyip geciktirir durur göçü.
Delikanli bir açabilse anacigina derdini, bir razi edebilse Fadime'yi istemeye onlari...

Bir süre bakar ki; bu is öyle beklemekle olacak cinsten degil. Yüzün kizartip varir
anasina anlatir O'na herseyi.

Ana bakar ki oglunun hali hal degil, razi olur ve babasina açar meseleyi. Baba da
toplar obanin ileri gelenlerini, fikirlerini sorar onlarin. Kabullenmeyip de ne
edecekler Kiroba'nin ileri gelenleri böyle bir istegi. Delikanli elden gitti - gider.
Kabullenirler.

Hemen Yanikhan imamina elçi gönderilir, istetilir Fadime. Imam duyunca söyle bir düsünür.
" Fadime yetim. Halil bakiyor bakmasina ama, yine de yuvasini kurmali" Sonra varir
muhtara, anlatir olani - biteni. O da Halil'e..

Halil genç... Halil hem Fadime'nin agasi, hem can yoldasi. Yörükbeyinin oglundaki
yürek de; Halil'deki degil mi? Ama gel gör ki Halil bir kez "yetim" diye elini
uzatmis onlara.

Tutup da diyebilir mi "Fadime benimle evlen", diye. Sonra; O eh dese bile el ne düsünür.

-Bak hele Halil'e kizda gözü varmis da onaymis yardimi, demez mi? Imamla muhtar, Halil'e:
-Sen Fadime'nin hem kardesisin, hem babasi. Bu ise ne dersin? Kiroba beyinin oglu
ile evlenirse yokluga tövbe eder fikara, derler. Ne desin Halil:
-Fadime bilir. Yetim kisi kendi göbegini kendi keser der, çikar isin içinden.
Ondan sonra Fadime de:
-Yok ben Halil'i isterim diyemez ya! Eh der... Ve uzatmayalim verilir Fadime.


Yörük Beyinoglu sevinçli. Yörük Beyinin oglu sabirsiz. Ama Halil'in yüreginin orta
yerinde bir yara ki; kanar durur. Kimseciklere de, halim budur, diyemez.

Dügün hazirliklari bir yandan baslaya dursun, bir yandan da ese dosta okuntu salinir.

Yollar nice irak olursa olsun dag insani komsudur, birbirine. Erzurum yaylarinin
yörüklerine degin salinir haber. Duyan gelir, duyan gelir ve bir hafta yenilir
içilir, güres tutulup cirit oynanir. Yarislar sürer gider. Ve haftanin çarsambasinda
çeyizle birlikte yetim kardeslerini gönderip, persembesinde de Fadime'yi
Kirobalilara gelin gönderirler Yanikhanlilar.

Kisioglunun alisamadigi sey var midir ki Fadime alismasin gittigi yerin töresine.
Oba da dügünün çoguna kalmadan seki yaylasini, daha sonraki aylarda da yeni yeni
yaylalari yurt tutar. Yanikhan, oradaki arkadaslari, evi ve Halil çok gerilerde
kalmistir artik. Ve yüreginin basinda bir özlem olmustur hepsi Fadime'nin.


Bir kiz gelin olup da esikten adimini atti mi, baba evini unutmali derler. Zaten
unutmasa net'sin Fadimecik. Böylece aylar, derken yillar geçer. Yillar geçer ya
hala Fadime'nin çocugu yoktur. Obadan sevinenler olur buna. Söz edenler olur
Fadime'nin kisirligini...

Ama hepsini içine atar Yanikhan'li yörük gelini. Sinesine çeker. Hatta kaynananin,
kaynatanin bile yüzü degisir bir zaman sonra. Degismese bile insana öyle gelir.
Böylece gider zaman yedi yili bulur. Evet, herkesin, Fadime daha çocuk sahibi
olamaz, diye düsündügü sirada, koskoca yedi yil sonra çocuga kalir Fadime.

Sonra da; güzel mi güzel, saglikli mi saglikli bir erkek çocuk dünyaya getirir.
Kurtulur herkesin dilinden. Onca yil kendini igneleyenlere, nispet yapanlara
karsi durur mu Fadime gayri. Bu kez o baslar.
Hele bir gün Elmali yöresine göç kararlastirinca, her göçte obanin önünden giden
kara mayanin üstüne sarar besigi. Ala kilime sardigi bebegini de koyar besige.

Devenin ipi elinde, göçün önünden yürümeye baslar. Sevinçten içi içine sigmaz
Fadime'nin. Epey yol alirlar, yol mu koyar, yedi yilda bir bulunan bebegin anasina?
Elinde kara mayanin ipi ve kara mayanin üstünde ala kilime sarili oglu.
Derken bir ormana girerler.

Toroslar'da yagmurun firtinanin ne zaman gelecegi belli olur mu? Bakmissin karsi
yakaya yagmur yagiyor, beri yakada bir kararma, bir firtina alir yürür. Iste o
ara öyle bir karanlik, öylesine bir firtina sariverir ki ortaligi. Göz gözü
görmez olur. Karanlik sürdükçe ormandaki yol uzar.
Ananin akli - fikri yavrusundadir. Bir karanlik dagilsa, bir firtina bitse de
kara mayayi çöktürüp, söyle bagrina basa basa sevebilse yavrusunu.


Uzun bir süre sonra aydinlanir etraf. Zaten oba, ormanin bitimindeki konak yerine
de varmistir. Yükler bir bir indirilmeye baslar. Fadime kara mayayi çöktürür,
yavrusunu alip sevecek. Ama bakar ki, kara mayanin üstündeki besik bos...
Ala kilime sarili yavrusu yok besikte.

Ana deliye döner. Bütün obayi sarar kara haber. Dayi hemen atina atlayip sürer
gider ormana dogru bebegi aramaya. Ana yüregi bu. Durabilir mi Fadime? O da
yaya düser yola.

Derken emmi ogluyla dogru giderler orman boyunca gerisin geriye. Anasinin
gözü uçup gider kuzgunlarda. Ananin gözü dal uçlarindadir... Ve dudaklarinda bir agit!


Elmali'dan çiktim yayan
Dayan hey dizlerim dayan
Dayim atli emmim yaya
Bebek beni del'eyledi
Yakti yakti kül eyledi


Dayi hayli öndedir. Bir ara iki yanina bakarken dalin ucunda asili kalmis ala kilime
gözü ilisir. Varip agacin altina yavruyu arar ama, bosunadir aramasi. Kuzgunlar
agacin altinda dolasmaktadir hala.
Indirir ala kilimi, oraciktaki kemikleri sarar ona. Sonra biraz ilerdeki büyükçe
bir tasi kaldirarak altina gömer ve ayni tasla kapatir üstünü.

-Anasi görmemeli, bilmemeli, yoksa can mi dayanir buna diye düsünür. Ve zaman
geçirmeden döner geriye.
-Bir seycikler yok oralarda. En ufak bir ize bile rastlamadim, dönelim der karsidan
gelenlere. Gerisin geri dönerler Elmali yaylasina dogru.

Ama Fadime'nin ayaklari geri geri gitmektedir. Bir ara nasil olduysa yanindakilerin
kasi ile gözü arasinda döner geriye, vurur gider ormana. Ve yine agit dudaklarinda
ve yine dizlerini döve döve:


Ala kilime sardigim
Yüksek mayaya koydugum
Yedi yilda bir buldugum bebek
Beni del'eyledi
Yakti yakti kül eyledi.


Derken bir akkus belirir önünde. Sanki gel etmektedir bu agzi dili söylemez hayvan.
Siçraya siçraya ilerki kayanin basina konar kus. Fadime de varir kusun yanina.
Yavrusunun orada gömülü oldugundan habersiz çikarip atar ayagindaki çizmeyi
filan vurur bagrina, söylenir kuzgunlara agidinda:


Havada kuzgunlar dolasir
Kargalar üles bölüsür
Kara haberler dolasir
Bebek beni del'eyledi
Yakti yakti kül eyledi.


Neden sonra Kirobalilar farkina varir acili ananin yoklugunu da dönerler geri,
aramak için. Ama ne mümkün. Sadece aktasin yaninda kirmizi çizmesine
rastlarlar O'nun.

Ve de tasin üstünde bir akkus dönmektedir.

Dayi bir bir anlatir daha önce gördüklerini. Kirobalilar mezarin üstünde dönen
ve kendilerini görünce kaçip giden bu akkusu Fadime sayarlar ve yürekleri ferah
dönerler Elmali yaylasina.

Bundan sonrasi için derler ki: Fadime o aciyla vurmus gitmis asagi yöreye.
Degirmenci Mehmet dayi rastlamis O'na ve bir baba gibi teselli etmis onu.
Kaybolmaz bebek. Çevre köylerden birinden bulan olmustur. Yaz gelende sorup sorustururuz,
demis.

Ama yine de Fadime alip basini deli-divane yollara düsmüs. Olacak iste, böyle bir
zamanda bulmus Halil'ini degirmenin yakinin da.

Hem aglayip, hem eski günleri söylemisler bir bir.

Sonra mi? Sonra iyi yürekli degirmenci bunlari bas-göz edip baba mirasi degirmeni de
onlara birakip koyup gitmis köyüne. Yusuf Ziya Demircioglu böyle anlatmis, biz de
size böyle aktardik.

Evet sayin okurlar, Fadime yine öyle bilsin herseyi.

Çevre köyden, bilmedigi birisine evlat oldu bilsin yavrusunu. Yanikhanlilar, Kirobalilar,
Fadime'nin her dara düsenin yardimina kosan bir akkus oldugundan söz etsin.

Yanikhanli yörük gelini bilmiyor ya olani biteni. Çocugun basina gelenleri bilmiyor ya.
Ve simdi Halil'den olan yavrulari dönüp dolasiyor ya evinin yöresinde, yeter.


Türkünün Sözleri


Elmalidan çiktim yayan
Emmim atla dayim yayan
Dayan hey dizlerim dayan
Bebek beni delieyledin
Yakti yikti kül eyledi oy

Nenni nenni nenni nenni nenni nenni bebek oy
Nenni nenni nenni nenni nenni nenni bebek oy

Deve var deveden yüce
Deveyi yüklettim gece
Nicedeyim anam nice
Bebek beni delieyledi
Yakti yikti kül eyledi oy

Nenni nenni nenni nenni nenni nenni bebek oy
Nenni nenni nenni nenni nenni nenni bebek oy

Bir tas attim yuvarlandi
Gitti besige dayandi
Yavrum uykudan uyandi
Bebek beni delieyledin
Yakti yikti kül eyledi oy

Bebek beni ne eyledi
Yakti yikti kül eyledi
Nenni nenni nenni nenni nenni nenni bebek oy
Nenni nenni nenni nenni nenni nenni bebek oy

 
Boş Beşik Nenni Bebek Nenni Türküsünün Hikayesi sarki sözü, Boş Beşik Nenni Bebek Nenni Türküsünün Hikayesi sarkisi indir, Boş Beşik Nenni Bebek Nenni Türküsünün Hikayesi Track List, sarkisi dinle, sade, sadefan.
Geri
Üst