HaZaL
VIP Üye
Bahar Temizliğine Ne Dersiniz?
Bahar Temizliğine Ne Dersiniz?
http://i.imgur.com/EkqAp06.jpg
Bahar Temizliğine Ne Dersiniz?
Bugün hep birlikte bahar temizliği yapalım.
Eeee… Birlikten kuvvet doğar, ama ben kendim için yardım istemiyorum. Herkes kendi evini temizleyecek… Bu öyle sıradan bir temizlik değil söyleyeyim, itina istiyor… Ve bu evin sadece iki odası var.
Biri BEYNİMİZ, diğeri KALBİMİZ…
Garip geldi değil mi?
Nasıl temizlemek lazım onları diye düşündünüz… Ama her zamanki gibi kimimiz daha titiz temizlik yapar, kimi fazla incelemez, kimi de; ‘’Amannn! .. Olduğu kadar olsun! ..’’ der.
Bu size kalmış. Siz karar vereceksiniz…
Küçükken, annemden bir şey istediğimde, eğer vakti yoksa şöyle derdi:
“Kızım git başımdan, şimdi zaten beynimde bin bir tilki dolanıyor…”
O zaman neden bin bir tane derdi hiç bilmiyorum… Daha sonraları birkaç kişiden daha duydum. Sanırım bu tilkilerin sayıları belli. Ne aşağı ne yukarı…
Önce düşündüm ki, bu tilkilerin kafesinden başlamak lazım. En azından bin tanesini salsak kapısını açıp, diyorum… Sadece bir tanesi yeter. Eh, o da kalsın, lazım olur! ..
Evet, açtınız mı tilkilerin kafesini. Tamam, şimdi bırakın bin tanesini ve kapayın kapıyı. Geri gelmesinler… Ne de olsa rahat volta atıyorlar beynimizde…
Karanlık bir yer var...
Orası neresi dersiniz?
Tabii ki düşünce odası.
Aman Yarabbi, ne çok şey birikmiş. Arap saçı gibi karmakarışık… Ne zamandır bakmıyoruz kim bilir? Lambası da bozulmuş. Önce ışık lazım. En yüksek voltajlısından bir ışık takın! Yoksa bu düğümler çözülmez karanlıkta…
Evet, bakıyorum da düğüm çözmek hoşunuza gitti… Ve dolanan tüm düşüncelerimiz açıldıkça ne kadar hafifliyoruz, öyle değil mi?
Olumlulardan olumsuzları çıkarırsak eşittir artı…
Süperrr! ..
Bence bu odada biraz fazla kalacağız gibi… En karmaşık yer ama hiç değilse başladık… Başlanmış iş, bitmiş iştir… Pes etmek yok…
Sıra geldi kütüphaneye…
Ne kadar çok kitap var değil mi?
Bazısı bitmiş, bazısı atılmış, bazısı tozlanmış, bazısı da yarım kalmış… Okuyup atmışız bir kenara.
Önce isterseniz değerlerine göre ayıralım onları…
Bir kutu bulundurun. Az sonra lazım olacak…
Bunlardan birkaçı hayatımızda gereksiz… Önce onlardan kurtulalım…
Hepsini raftan indirin.
Evettt! ..
Şimdi olumsuz etki yapanları ayıralım, kutunun içine atalım.
Rafların tozunu alalım. Yarım kalanları orta rafa yerleştirelim. Belki bir gün okuruz.
En değerlileri en üst rafa koyalım.
Tozları da alınınca ne güzel duruyorlarmış.
Onlara değer vermeliyiz, çünkü her bir sayfası bize bir anımızı hatırlatabilir.
Şimdi lüzumsuz kitapları kutuya yerleştirip kapatın kapağını ve hiç açmayın. Hatta koli bandı ile bantlayabilirsiniz…
Ohhh! .. Beynimiz biraz hafifledi değil mi?
Bu temizlik iyi geldi hepimize. Yorulduk, ama değecek…
Şimdi sıra kalbimizde…
Açalım kapısını…
Offf, ayağıma bir şey battı! ..
Canımı yakan kırıklar…
Rüzgar mı esmiş ne? ..
Değerli olan ne varsa paramparça…
Dikkat edin onları toplarken, kanatmasın bir yerlerinizi…
Önce pencereyi açalım ve topladığımız tüm kırıkları atalım oradan çöpe…
Nasıl olsa yapıştıramazsınız… Yapıştırsanız da işinize yaramaz.
Çoğumuz kıyamayız, her bir parçayı yapıştırmaya kalkarız… Kırılmış olan kırıktır artık. Yapıştırılsa bile asla eskisi gibi olamaz… Atmak en iyisi. Çünkü ne kadar onarmaya çalışsanız da izi kalır. Bu yüzden hiç ardınıza bakmayın. Atın onları! Emin olun, siz onlardan daha değerlisiniz! ..
Bir ağlama sesi var duyuyor musunuz?
Yok yok, bir çocuk değil, duygularınız ağlıyor… Çok yalnız kalmış uzun zamandır. Size ne kadar ihtiyaçları var. Tutun onların ellerinden… Başkaları yüzünden yeterince üzülmediler mi?
Silin gözyaşlarını…
Görmüyor musunuz, pas tutmuş akan yaşlar… Temizleyin onları…
Siz onları sevip şefkat göstermezseniz bir başkası sever mi?
Bakın, temizlendikçe daha bir parlak oluyorlar ışık gibi. Bilin o ışığın değerini.
Siz bırakmazsanız bir kenara unuttuğunuz duygularınızı, size yol gösterecektir.
Şimdiden gülmeye başladılar sanırım.
Bu temizlik işe yarayacak.
Oleyyyyyy! ..
Bakın, bir ses geliyor kalbimizin sokaklarından; “Eskisini yenisi ile değiştiriyoruzzz! ..”
Bir baksak mı ne?
”Kalbinden bir hüzün verene iki mutluluk bedava…”
Bence cazip.
Ya sizler ne dersiniz? ..
Eskimiş hüzünlerimizi yeni mutluluklarla değiştirelim mi?
Evet diyorsanız, ne duruyorsunuz, hadiii! ..
Böyle bir fırsat her zaman elimize geçmez.
Sanırım en güzel temizlik bu oldu…
Gün bitmek üzere.
Nasılsınız?
Yoruldunuz mu?
İyi bir temizlik oldu, değil mi?
En azından elinizden geleni yaptığınızı düşünüyorum…
Su ve sabun kullanmadan da temizlik olabiliyormuş. Hem daha az masraflı, hem de daha kalıcı. Yorulduk ama değdi, fakat hiç yorgunluk hissetmiyorum…
Ya sizler?
Tam tersi, o kadar hafifledim ki…
Sizler de deneyin…
Her bahar temizliğe bekliyorum…
Eh temizlik imandan gelir…
Bizim de suyumuz sabunumuz, imanımız olsun…
alıntı...
http://i.imgur.com/EkqAp06.jpg
Bahar Temizliğine Ne Dersiniz?
Bugün hep birlikte bahar temizliği yapalım.
Eeee… Birlikten kuvvet doğar, ama ben kendim için yardım istemiyorum. Herkes kendi evini temizleyecek… Bu öyle sıradan bir temizlik değil söyleyeyim, itina istiyor… Ve bu evin sadece iki odası var.
Biri BEYNİMİZ, diğeri KALBİMİZ…
Garip geldi değil mi?
Nasıl temizlemek lazım onları diye düşündünüz… Ama her zamanki gibi kimimiz daha titiz temizlik yapar, kimi fazla incelemez, kimi de; ‘’Amannn! .. Olduğu kadar olsun! ..’’ der.
Bu size kalmış. Siz karar vereceksiniz…
Küçükken, annemden bir şey istediğimde, eğer vakti yoksa şöyle derdi:
“Kızım git başımdan, şimdi zaten beynimde bin bir tilki dolanıyor…”
O zaman neden bin bir tane derdi hiç bilmiyorum… Daha sonraları birkaç kişiden daha duydum. Sanırım bu tilkilerin sayıları belli. Ne aşağı ne yukarı…
Önce düşündüm ki, bu tilkilerin kafesinden başlamak lazım. En azından bin tanesini salsak kapısını açıp, diyorum… Sadece bir tanesi yeter. Eh, o da kalsın, lazım olur! ..
Evet, açtınız mı tilkilerin kafesini. Tamam, şimdi bırakın bin tanesini ve kapayın kapıyı. Geri gelmesinler… Ne de olsa rahat volta atıyorlar beynimizde…
Karanlık bir yer var...
Orası neresi dersiniz?
Tabii ki düşünce odası.
Aman Yarabbi, ne çok şey birikmiş. Arap saçı gibi karmakarışık… Ne zamandır bakmıyoruz kim bilir? Lambası da bozulmuş. Önce ışık lazım. En yüksek voltajlısından bir ışık takın! Yoksa bu düğümler çözülmez karanlıkta…
Evet, bakıyorum da düğüm çözmek hoşunuza gitti… Ve dolanan tüm düşüncelerimiz açıldıkça ne kadar hafifliyoruz, öyle değil mi?
Olumlulardan olumsuzları çıkarırsak eşittir artı…
Süperrr! ..
Bence bu odada biraz fazla kalacağız gibi… En karmaşık yer ama hiç değilse başladık… Başlanmış iş, bitmiş iştir… Pes etmek yok…
Sıra geldi kütüphaneye…
Ne kadar çok kitap var değil mi?
Bazısı bitmiş, bazısı atılmış, bazısı tozlanmış, bazısı da yarım kalmış… Okuyup atmışız bir kenara.
Önce isterseniz değerlerine göre ayıralım onları…
Bir kutu bulundurun. Az sonra lazım olacak…
Bunlardan birkaçı hayatımızda gereksiz… Önce onlardan kurtulalım…
Hepsini raftan indirin.
Evettt! ..
Şimdi olumsuz etki yapanları ayıralım, kutunun içine atalım.
Rafların tozunu alalım. Yarım kalanları orta rafa yerleştirelim. Belki bir gün okuruz.
En değerlileri en üst rafa koyalım.
Tozları da alınınca ne güzel duruyorlarmış.
Onlara değer vermeliyiz, çünkü her bir sayfası bize bir anımızı hatırlatabilir.
Şimdi lüzumsuz kitapları kutuya yerleştirip kapatın kapağını ve hiç açmayın. Hatta koli bandı ile bantlayabilirsiniz…
Ohhh! .. Beynimiz biraz hafifledi değil mi?
Bu temizlik iyi geldi hepimize. Yorulduk, ama değecek…
Şimdi sıra kalbimizde…
Açalım kapısını…
Offf, ayağıma bir şey battı! ..
Canımı yakan kırıklar…
Rüzgar mı esmiş ne? ..
Değerli olan ne varsa paramparça…
Dikkat edin onları toplarken, kanatmasın bir yerlerinizi…
Önce pencereyi açalım ve topladığımız tüm kırıkları atalım oradan çöpe…
Nasıl olsa yapıştıramazsınız… Yapıştırsanız da işinize yaramaz.
Çoğumuz kıyamayız, her bir parçayı yapıştırmaya kalkarız… Kırılmış olan kırıktır artık. Yapıştırılsa bile asla eskisi gibi olamaz… Atmak en iyisi. Çünkü ne kadar onarmaya çalışsanız da izi kalır. Bu yüzden hiç ardınıza bakmayın. Atın onları! Emin olun, siz onlardan daha değerlisiniz! ..
Bir ağlama sesi var duyuyor musunuz?
Yok yok, bir çocuk değil, duygularınız ağlıyor… Çok yalnız kalmış uzun zamandır. Size ne kadar ihtiyaçları var. Tutun onların ellerinden… Başkaları yüzünden yeterince üzülmediler mi?
Silin gözyaşlarını…
Görmüyor musunuz, pas tutmuş akan yaşlar… Temizleyin onları…
Siz onları sevip şefkat göstermezseniz bir başkası sever mi?
Bakın, temizlendikçe daha bir parlak oluyorlar ışık gibi. Bilin o ışığın değerini.
Siz bırakmazsanız bir kenara unuttuğunuz duygularınızı, size yol gösterecektir.
Şimdiden gülmeye başladılar sanırım.
Bu temizlik işe yarayacak.
Oleyyyyyy! ..
Bakın, bir ses geliyor kalbimizin sokaklarından; “Eskisini yenisi ile değiştiriyoruzzz! ..”
Bir baksak mı ne?
”Kalbinden bir hüzün verene iki mutluluk bedava…”
Bence cazip.
Ya sizler ne dersiniz? ..
Eskimiş hüzünlerimizi yeni mutluluklarla değiştirelim mi?
Evet diyorsanız, ne duruyorsunuz, hadiii! ..
Böyle bir fırsat her zaman elimize geçmez.
Sanırım en güzel temizlik bu oldu…
Gün bitmek üzere.
Nasılsınız?
Yoruldunuz mu?
İyi bir temizlik oldu, değil mi?
En azından elinizden geleni yaptığınızı düşünüyorum…
Su ve sabun kullanmadan da temizlik olabiliyormuş. Hem daha az masraflı, hem de daha kalıcı. Yorulduk ama değdi, fakat hiç yorgunluk hissetmiyorum…
Ya sizler?
Tam tersi, o kadar hafifledim ki…
Sizler de deneyin…
Her bahar temizliğe bekliyorum…
Eh temizlik imandan gelir…
Bizim de suyumuz sabunumuz, imanımız olsun…
alıntı...