Behiye
Bilgin Üye
Ayrılık Böyle Bir Şey
Ayrılık Böyle Bir Şey
Ayrılık Böyle Bir Şey
Tam göğsünüzün ortasında bir yeriniz acıyacak
Evinizin sizi içine sığdıramayacak kadar dar olduğunu fark edeceksiniz
Sokağa fırlayacaksınız
Sokaklar da dar gelecek
Tıpkı vücudunuzun yüreğinize dar geldiği gibi
Ne denizin mavisi açacak içinizi, ne pırıl pırıl gökyüzü
Kendinizi taşıyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da kaybolacak kadar küçüleceksiniz
Birileri size bir şeyler anlatacak durmadan
‘‘Önemli olan sağlık
‘‘Yaşamak güzel
‘‘Boşver, her şey unutulur
Siz hiçbirini duymayacaksınız
Gözyaşlarınızdan etrafı göremez hale geleceksiniz
O'ndan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra kollarında ölmek isteyecek kadar çok seveceksini
Hep ondan bahsetmek isteyeceksiniz
‘‘Ölüme çare bulundu'' ya da ‘‘Yarın kıyamet kopacakmış'' deseler başınızı kaldırıp ‘‘Ne dedin?'' diye sormayacaksınız
Yalnız kalmak isteyeceksiniz
Hem de kalabalıkların arasında kaybolmak
İkisi de yetmeyecek
Geçmişi düşüneceksiniz
Ama kötüleri atlayarak
Onunla geçtiğiniz yerlerden geçmek isteyeceksiniz
Gittiğiniz yerlere gitmek
Bu size hiç iyi gelmeyecek
Ama bile bile yapacaksınız
Biri size içinizdeki acıyı söküp atabileceğini söylese, kaçacaksınız
Aslında kurtulmak istediğiniz halde, o acıyı yaşamak için direneceksiniz
Hayatınızın geri kalanını onu düşünerek geçirmek isteyeceksiniz
Aksini iddia edenlerden nefret edeceksiniz
Herkesi ona benzetip
Kimseyi onun yerine koyamayacaksınız
Hiçbir şey oyalamayacak sizi
İlaçlara sığınacaksınız
Sadece bir müddet buzlu camın arkasından seyrettiren
Bütün şarkılar sizin için yazılmış gibi gelecek Boğazınız düğümlenecek, dinleyemeyeceksiniz
Uyumak zor, uyanmak kolay olacak
Sabahı iple çekeceksiniz
Bazen de ‘‘Hiç güneş doğmasa'' diyeceksiniz
Ne geceler rahatlatacak sizi ne gündüzler
Ölmeyi isteyip, ölemeyeceksiniz
Belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önünüze çıkana sarılmak isteyeceksiniz
Düşüncesi bile tahammül edilmez gelecek
Rüyalar göreceksiniz, gerçek olmasını istediğiniz
Her sıçrayarak uyandığınızda onun adını söylediğinizi fark edeceksiniz
Telefonun çalmasını bekleyeceksiniz
Aramayacağını bile bile
Her çaldığında yüreğiniz ağzınıza gelecek.
Ağlamaklı konuşacaksınız arayanlarla
Yüreğiniz burkulacak
Canınız yanacak
Bir daha sevmemeye yemin edeceksiniz
Hayata dair hiçbir şey yapmak gelmeyecek içinizden
Onun sesini bir kez daha duymak için yanıp tutuşacaksınız
Defalarca aradığı günlerin kıymetini bilmediğiniz için kendinizden nefret edeceksiniz
Yaşadığınız şehri terk etmek isteyeceksiniz
Onunla hiçbir anınızın olmadığı bir yerlere gidip yerleşmek
Ama bir umut
Onunla bir gün bir yerde karşılaşma umudu
Bu umut sizi gitmekten alıkoyacak
Gel gitler içinde yaşayacaksınız
Buna yaşamak denirse
Ayrılık Böyle Bir Şey
Tam göğsünüzün ortasında bir yeriniz acıyacak
Evinizin sizi içine sığdıramayacak kadar dar olduğunu fark edeceksiniz
Sokağa fırlayacaksınız
Sokaklar da dar gelecek
Tıpkı vücudunuzun yüreğinize dar geldiği gibi
Ne denizin mavisi açacak içinizi, ne pırıl pırıl gökyüzü
Kendinizi taşıyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da kaybolacak kadar küçüleceksiniz
Birileri size bir şeyler anlatacak durmadan
‘‘Önemli olan sağlık
‘‘Yaşamak güzel
‘‘Boşver, her şey unutulur
Siz hiçbirini duymayacaksınız
Gözyaşlarınızdan etrafı göremez hale geleceksiniz
O'ndan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra kollarında ölmek isteyecek kadar çok seveceksini
Hep ondan bahsetmek isteyeceksiniz
‘‘Ölüme çare bulundu'' ya da ‘‘Yarın kıyamet kopacakmış'' deseler başınızı kaldırıp ‘‘Ne dedin?'' diye sormayacaksınız
Yalnız kalmak isteyeceksiniz
Hem de kalabalıkların arasında kaybolmak
İkisi de yetmeyecek
Geçmişi düşüneceksiniz
Ama kötüleri atlayarak
Onunla geçtiğiniz yerlerden geçmek isteyeceksiniz
Gittiğiniz yerlere gitmek
Bu size hiç iyi gelmeyecek
Ama bile bile yapacaksınız
Biri size içinizdeki acıyı söküp atabileceğini söylese, kaçacaksınız
Aslında kurtulmak istediğiniz halde, o acıyı yaşamak için direneceksiniz
Hayatınızın geri kalanını onu düşünerek geçirmek isteyeceksiniz
Aksini iddia edenlerden nefret edeceksiniz
Herkesi ona benzetip
Kimseyi onun yerine koyamayacaksınız
Hiçbir şey oyalamayacak sizi
İlaçlara sığınacaksınız
Sadece bir müddet buzlu camın arkasından seyrettiren
Bütün şarkılar sizin için yazılmış gibi gelecek Boğazınız düğümlenecek, dinleyemeyeceksiniz
Uyumak zor, uyanmak kolay olacak
Sabahı iple çekeceksiniz
Bazen de ‘‘Hiç güneş doğmasa'' diyeceksiniz
Ne geceler rahatlatacak sizi ne gündüzler
Ölmeyi isteyip, ölemeyeceksiniz
Belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önünüze çıkana sarılmak isteyeceksiniz
Düşüncesi bile tahammül edilmez gelecek
Rüyalar göreceksiniz, gerçek olmasını istediğiniz
Her sıçrayarak uyandığınızda onun adını söylediğinizi fark edeceksiniz
Telefonun çalmasını bekleyeceksiniz
Aramayacağını bile bile
Her çaldığında yüreğiniz ağzınıza gelecek.
Ağlamaklı konuşacaksınız arayanlarla
Yüreğiniz burkulacak
Canınız yanacak
Bir daha sevmemeye yemin edeceksiniz
Hayata dair hiçbir şey yapmak gelmeyecek içinizden
Onun sesini bir kez daha duymak için yanıp tutuşacaksınız
Defalarca aradığı günlerin kıymetini bilmediğiniz için kendinizden nefret edeceksiniz
Yaşadığınız şehri terk etmek isteyeceksiniz
Onunla hiçbir anınızın olmadığı bir yerlere gidip yerleşmek
Ama bir umut
Onunla bir gün bir yerde karşılaşma umudu
Bu umut sizi gitmekten alıkoyacak
Gel gitler içinde yaşayacaksınız
Buna yaşamak denirse