HaZaL
VIP Üye
Atalar Dini İle İlgili Ayet ve Hadisler
Atalar Dini İle İlgili Ayet ve Hadisler
Atalar Dini İle İlgili Ayet ve Hadisler
Tarihin esasına cehâlet ve sapıklıkta boğulup kalmaktır.
Bundan dolayı kıdemi üzere terk olunur" genel kuralı da bununla kayıtlıdır.
Bu bakımdan eski buna tutuculuk denir.
"Onlara; 'Allah'ın indirdiğine uyun' denildiği zaman onlar 'Hayır! Biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz yola uyarız' dediler..." (Bakara: 2/170)
Bu âyet gösteriyor ki yahûdilerden bir gruptur.
'Allah'ın indirdiğine uyun' dendiği zaman bunlar: 'Hayır s. 482-483)
Onların bâtıl gelenekleri ile ilgili tek otoriteleri s. 323-324)
Âyet-i kerimede kast olunanlar şuursuzca nakiller yapmayı kesinlikle reddediyor.
"...Ya ataları bir şey anlamamış doğruyu da bulamamış idiyseler?"(Bakara: 2/170)
Ya durum böyle idiyse; onlar hâlâ atalarına uymakta ısrar edecekler midir? Bu ne taklit kördürler:
"(Hidâyet çağrısına kulak vermeyen) kâfirlerin durumu dilsizler ve körlerdir. Bu sebeple düşünmezler." (Bakara: 2/171)
Onlar sağırdır ne de kulakları var.
(Mevdûdi Kuran Kavram Tefsiri.)
Tarih boyunca insanlar ya kendi nefislerine zulmetmiş ya müstekbirlerin zulümlerine muhatap olmuşlardır. Kur'ân-ı Kerîm'deki kıssalarda bu iki hâlin haber verildiği sabittir. Peygamberlerin tebliğine karşı direnen kavimlerin ilk sloganları şudur:
"Biz atalarımızın yolundan ayrılmayız."
Zulme ve şirke dayanan sistemlerini geçmişe karşı beslenen ölçüsüz saygı ve sevgi üzerine kurulan bir sistemdir.
Kur'ân-ı Kerim'de;
"Onlara: 'Allah'ın indirdiği hükümlere uyun!' denildiğinde onlar "Hayır hakikati de bulamamış idiyseler?"(Bakara: 2/170)
hükmü beyan buyurulmuş ve bu bâtıl dinin mahiyeti haber verilmiştir. Mekke müşriklerinin; "Günah işlediğimiz elbiselerle ibadet edemeyiz" diyerek Kâbe-i muazzamayı çıplak bir vaziyette tavaf ettikleri sabittir.
(İmam-ı Alûsî sh. 299.)
O dönemde Kâbe-i muazzamanın içerisi ve çevresi heykellerle doludur. Haniflerin "çıplak olarak tavaf etmek doğru değildir. Elbiselerinizi giyiniz" şeklindeki teklifini kabul etmeyen ve "Biz atalarımızdan bu şekilde gördük. Allah emretmeseydi sh. 540 (Kadı Beyzavî bölümü)
Bunun üzerine; "Onlar (müşrikler) bir hayâsızlık yaptıkları zaman: "Biz atalarımızı bunun üzerinde bulduk Allah da bize bunu (fuhuşla ameli) emretti" derler.
O iman etmeyenlere söyle; "Allah hiç bir zaman fahşâyı emretmez. Bilmeyeceğiniz şeyleri Allah'ın üzerine mi (atıp iftira ederek) söylüyorsunuz." (A'râf: 7/28) ayet-i kerimesi inzal buyurulmuştur.
Cahiliyye döneminde müşriklerin her yıl örtüsünü değiştirdikleri ve oraya ibadet niyetiyle gelenlere ikramda bulundukları malûmdur.
(M. Ali Sabuni sh.16 vd.)
İbadeti ve duayı teşvik niyetiyle birbirlerini alkışladıkları ve ıslık çaldıkları da nass ile sabittir.
Nitekim Kur'ân-ı Kerîm'de:
"Onların (müşriklerin) Beytullahdaki duaları ıslık çalmaktan ve el çırpmaktan (alkışlamaktan) başka birşey değildir. (Ey müşrikler) devam ede geldiğiniz o küfrünüzden dolayı artık tadın azabı!" (Enfal: 8/35) hükmü beyan buyurulmuştur.
Fahruddin-i Razi bu el çırpmak demektir."
(İmam Fahruddin-i Râzî sh. 309.)
diyerek meseleyi izah etmiştir.
Abdullah ibn-i Abbas'dan (r.a) gelen rivayette de Mekke müşriklerinin bu dua şekli üzerinde durulmuştur. Hevâya tâbi olmak her türlü felaketi beraberinde getirebilir.
Resûl-i Ekrem'in (s.a.v): "Cennetin etrafı nefsin hoşuna gitmeyen şeylerle K. Cennet: 21.)
mealindeki mübarek ikazını dikkate almak gerekir. Atalarını bahane ederek hevâlarına (nefs-i emmarelerine) uygun bir hayat yaşayanların mantığı ile günümüzdeki resmî ideolojinin dayandığı mantık arasında bir fark yoktur. Hesap gününe hazırlanan müminlerin müşrik olan ehl-i kitabın hastalığıdır. Atalar dinine mensup olan çağdaş zâlimlerin ve müşriklerin âdetlerini taklid etmek caiz değildir.
Resûl-i Ekrem in (s.a.v): "Kim bir kavme benzerse sh. 5.) meâlindeki mübarek ikazına uymakta zaruret vardır.
(Yusuf Kerimoğlu İnkılap Yayınları: 45-50)
Atalar Dini İle İlgili Ayet ve Hadisler
Tarihin esasına cehâlet ve sapıklıkta boğulup kalmaktır.
Bundan dolayı kıdemi üzere terk olunur" genel kuralı da bununla kayıtlıdır.
Bu bakımdan eski buna tutuculuk denir.
"Onlara; 'Allah'ın indirdiğine uyun' denildiği zaman onlar 'Hayır! Biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz yola uyarız' dediler..." (Bakara: 2/170)
Bu âyet gösteriyor ki yahûdilerden bir gruptur.
'Allah'ın indirdiğine uyun' dendiği zaman bunlar: 'Hayır s. 482-483)
Onların bâtıl gelenekleri ile ilgili tek otoriteleri s. 323-324)
Âyet-i kerimede kast olunanlar şuursuzca nakiller yapmayı kesinlikle reddediyor.
"...Ya ataları bir şey anlamamış doğruyu da bulamamış idiyseler?"(Bakara: 2/170)
Ya durum böyle idiyse; onlar hâlâ atalarına uymakta ısrar edecekler midir? Bu ne taklit kördürler:
"(Hidâyet çağrısına kulak vermeyen) kâfirlerin durumu dilsizler ve körlerdir. Bu sebeple düşünmezler." (Bakara: 2/171)
Onlar sağırdır ne de kulakları var.
(Mevdûdi Kuran Kavram Tefsiri.)
Tarih boyunca insanlar ya kendi nefislerine zulmetmiş ya müstekbirlerin zulümlerine muhatap olmuşlardır. Kur'ân-ı Kerîm'deki kıssalarda bu iki hâlin haber verildiği sabittir. Peygamberlerin tebliğine karşı direnen kavimlerin ilk sloganları şudur:
"Biz atalarımızın yolundan ayrılmayız."
Zulme ve şirke dayanan sistemlerini geçmişe karşı beslenen ölçüsüz saygı ve sevgi üzerine kurulan bir sistemdir.
Kur'ân-ı Kerim'de;
"Onlara: 'Allah'ın indirdiği hükümlere uyun!' denildiğinde onlar "Hayır hakikati de bulamamış idiyseler?"(Bakara: 2/170)
hükmü beyan buyurulmuş ve bu bâtıl dinin mahiyeti haber verilmiştir. Mekke müşriklerinin; "Günah işlediğimiz elbiselerle ibadet edemeyiz" diyerek Kâbe-i muazzamayı çıplak bir vaziyette tavaf ettikleri sabittir.
(İmam-ı Alûsî sh. 299.)
O dönemde Kâbe-i muazzamanın içerisi ve çevresi heykellerle doludur. Haniflerin "çıplak olarak tavaf etmek doğru değildir. Elbiselerinizi giyiniz" şeklindeki teklifini kabul etmeyen ve "Biz atalarımızdan bu şekilde gördük. Allah emretmeseydi sh. 540 (Kadı Beyzavî bölümü)
Bunun üzerine; "Onlar (müşrikler) bir hayâsızlık yaptıkları zaman: "Biz atalarımızı bunun üzerinde bulduk Allah da bize bunu (fuhuşla ameli) emretti" derler.
O iman etmeyenlere söyle; "Allah hiç bir zaman fahşâyı emretmez. Bilmeyeceğiniz şeyleri Allah'ın üzerine mi (atıp iftira ederek) söylüyorsunuz." (A'râf: 7/28) ayet-i kerimesi inzal buyurulmuştur.
Cahiliyye döneminde müşriklerin her yıl örtüsünü değiştirdikleri ve oraya ibadet niyetiyle gelenlere ikramda bulundukları malûmdur.
(M. Ali Sabuni sh.16 vd.)
İbadeti ve duayı teşvik niyetiyle birbirlerini alkışladıkları ve ıslık çaldıkları da nass ile sabittir.
Nitekim Kur'ân-ı Kerîm'de:
"Onların (müşriklerin) Beytullahdaki duaları ıslık çalmaktan ve el çırpmaktan (alkışlamaktan) başka birşey değildir. (Ey müşrikler) devam ede geldiğiniz o küfrünüzden dolayı artık tadın azabı!" (Enfal: 8/35) hükmü beyan buyurulmuştur.
Fahruddin-i Razi bu el çırpmak demektir."
(İmam Fahruddin-i Râzî sh. 309.)
diyerek meseleyi izah etmiştir.
Abdullah ibn-i Abbas'dan (r.a) gelen rivayette de Mekke müşriklerinin bu dua şekli üzerinde durulmuştur. Hevâya tâbi olmak her türlü felaketi beraberinde getirebilir.
Resûl-i Ekrem'in (s.a.v): "Cennetin etrafı nefsin hoşuna gitmeyen şeylerle K. Cennet: 21.)
mealindeki mübarek ikazını dikkate almak gerekir. Atalarını bahane ederek hevâlarına (nefs-i emmarelerine) uygun bir hayat yaşayanların mantığı ile günümüzdeki resmî ideolojinin dayandığı mantık arasında bir fark yoktur. Hesap gününe hazırlanan müminlerin müşrik olan ehl-i kitabın hastalığıdır. Atalar dinine mensup olan çağdaş zâlimlerin ve müşriklerin âdetlerini taklid etmek caiz değildir.
Resûl-i Ekrem in (s.a.v): "Kim bir kavme benzerse sh. 5.) meâlindeki mübarek ikazına uymakta zaruret vardır.
(Yusuf Kerimoğlu İnkılap Yayınları: 45-50)