Express
Tecrübeli Üye
Aşırı İşeme Polakiüri
Aşırı İşeme (Polakiüri)
Aşırı İşeme (Polakiüri)
Aşırı derecede işeme. Nedeni, sidik torbası çeper kaslarının aşırı derecede sık uyarılmasıdır. Sidik torbasında biraz sidik birikince çeperler uyarılır ve işeme ihtiyacı doğar.
Polakiüri sistit, sidik torbası uru gibi sidik torbası hastalıklarının ya da bunlara yakın organlarda oluşan örneğin prostat gibi hastalıkların sonucudur. Ayrıca soğuk, heyecan, sinir hastalıkları, gebelik ve yaşlılık da polakiüriye yol açar.
Aşırı Kıllanma
Vücudun normalden aşırı kıllanmasına Hirsutismus denmektedir. Aşırının ölçüsü, toplumdan topluma, insandan insana değişebilmektedir. Normal dışı kıllanma, her kadında az miktarda varolan erkeklik hormonunun çeşitli nedenlerle artmasına bağlı olarak gelişir.
Kıllanmada; üst dudakta, alt çene ve üst çenede, şakaklarda, memeler arasında, meme başı etrafında, göbek altında, kuyruk sokumunda ve kalçalarda anormal kıllanma vardır. Bu bölgelerde, kadınlarda da varolan ince, renksiz, kısa ayva tüyleri; kalın, uzun koyu renkli kıllara dönüşür ve deri yağlanır; yüz, sırt ve göğüs civarında akneler oluşabilir.
Toplumumuzda görülen kıllanmalarının bir çoğu, basit nedenlerden oluşmakta; hastanın yaşı, konumu, çocuk isteyip istemediği gibi durumlar değerlendirilerek verilen tedavilerle bu konu çözümlenmektedir. Tedavide, kıllanmayı oluşturan faktörün bulunup ortadan kaldırılması veya tedavi edilmesi birinci basamak; ikinci basamak ise oluşmuş kılların kozmetik yöntemler ile temizlenmesidir.
Şişmanlarda adet düzensizliği ve kıllanma varsa, önce zayıflama kürlerine başvurularak zayıflatılmalı ve kozmetik yöntemlere başvurulmalıdır. Adet düzensizliği ve kıllanma arasındaki yakın ilişki, gözardı edilmemeli, bu tip yakınmaları olanlar en kısa sürede doktora başvurmalıdırlar.
Ataksi
Vücudun dengesini sağlayamaması. Sarhoş bir adamın yürüyüşü iyi bir ataksi örneğidir. Normal bir kişide hareketler kolay ve uyumlu bir şekilde gerçekleşir. İnsanlar günlük hayatlarında, dolu bir çay bardağını dökmeden alıp kaldırabilir, giysilerinin düğmelerini hızla çözebilirler.
Bu hareketlerinin böyle bir şekilde yapılabilmesi için eklemlerden, deriden ve kaslardan beyne uzanan duyu sinirleri yollarının kesintisiz olması, beyincik ve bağlantılarının, iç kulağın ve denge sağlanmasında etken olan öbür beyin bölümlerinin normal bir şekilde çalışması gereklidir. Bu organlardan birinde bir bozukluk olursa ataksi meydana çıkar. Dengenin sağlanması için kas gücü ve görme yeteneği de gereklidir; fakat kaslardaki güçsüzlükler ve körlük büyük çapta bir ataksiye yol açmaz.
Hafif kol ataksileri, önce el yazısının çok değişken olması ve dolu bir çay bardağının dökülmeden taşmamasıyla kendini gösterir. Zamanla, insan giyinip soyunurken ve yemek yerken güçlük çeker. Hafif bacak ataksisi, kişinin ayakları arasında bir mesafe bırakmadan doğru bir çizgi üzerinde yürümesini güçleştirir. Zamanla, hasta yürürken göze çarpar bir şekilde sallanır, hatta düşebilir. Dönüşler kısa ve ani hareketlere bölünür ve bir süre sonra hasta yürüyemez.
Ataksiye yol açan nedenlerin başında «yaygın skleroz» adı verilen bir hastalık yer alır. Bu hastalık genç erişkinlerle kadınlarda erkeklerden daha çok görülür. Bu hastalıkta, merkezi sinir sisteminde sinir liflerini kaplayan normal zar (miyelin) yok olur. Bu durum tıp dilinde demiyelinizasyon adını alır. Bu hastalıkta beyincik de bozulan alanlar arasında yer aldığından, ataksi sık görülen belirtiler arasındadır.
Beyincikte gelişen urlar, bu alandaki kan dolaşımı yetersizlikleri, beyinciğin bozulmasına yol açan bazı hastalıklar başka ataksi nedenleridir. Meniere hastalığı, iç kulakta başlayan ve ataksiye yol açan bir bozukluktur. Bu hastalıkta baş dönmesi ve kulak çınlaması da görülür. Hasta zamanla sağır olabilir.
Tabes dorsalis omuriliğin duyu sinirlerinin geçtiği bölümlerde yerleşen bir hastalık olup, beyne, bacak ve bölümlerinin almış oldukları durumu bildiren liflerde görülür. Bu hastalar bacaklarına bakmadan yürümekte güçlük çekerler ve ataksi görülür.
Uyku ilacı olarak alınan barbituratlar, sara tedavisinde kullanılan fenitoin, kullanıldıkları süre içinde ataksiye yol açabilirler. Streptomisin, iç kulaktaki bazı noktalar üstündeki olumsuz etkisiyle ataksiye sebep olabilir.
Ataksiyi azaltmak için başvurulabilecek tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine çalışılmaktadır. Bazen fizik tedavi yararlı sonuçlar sağlamaktadır. Çeşitli ilaçlar, kurşun ağırlıklar, hasta bacağın derisinin soğutulması gibi henüz deney evresinde olan iyileştirme yöntemleri çok iyi sonuç vermemişlerdir.
Aşırı İşeme (Polakiüri)
Aşırı derecede işeme. Nedeni, sidik torbası çeper kaslarının aşırı derecede sık uyarılmasıdır. Sidik torbasında biraz sidik birikince çeperler uyarılır ve işeme ihtiyacı doğar.
Polakiüri sistit, sidik torbası uru gibi sidik torbası hastalıklarının ya da bunlara yakın organlarda oluşan örneğin prostat gibi hastalıkların sonucudur. Ayrıca soğuk, heyecan, sinir hastalıkları, gebelik ve yaşlılık da polakiüriye yol açar.
Aşırı Kıllanma
Vücudun normalden aşırı kıllanmasına Hirsutismus denmektedir. Aşırının ölçüsü, toplumdan topluma, insandan insana değişebilmektedir. Normal dışı kıllanma, her kadında az miktarda varolan erkeklik hormonunun çeşitli nedenlerle artmasına bağlı olarak gelişir.
Kıllanmada; üst dudakta, alt çene ve üst çenede, şakaklarda, memeler arasında, meme başı etrafında, göbek altında, kuyruk sokumunda ve kalçalarda anormal kıllanma vardır. Bu bölgelerde, kadınlarda da varolan ince, renksiz, kısa ayva tüyleri; kalın, uzun koyu renkli kıllara dönüşür ve deri yağlanır; yüz, sırt ve göğüs civarında akneler oluşabilir.
Toplumumuzda görülen kıllanmalarının bir çoğu, basit nedenlerden oluşmakta; hastanın yaşı, konumu, çocuk isteyip istemediği gibi durumlar değerlendirilerek verilen tedavilerle bu konu çözümlenmektedir. Tedavide, kıllanmayı oluşturan faktörün bulunup ortadan kaldırılması veya tedavi edilmesi birinci basamak; ikinci basamak ise oluşmuş kılların kozmetik yöntemler ile temizlenmesidir.
Şişmanlarda adet düzensizliği ve kıllanma varsa, önce zayıflama kürlerine başvurularak zayıflatılmalı ve kozmetik yöntemlere başvurulmalıdır. Adet düzensizliği ve kıllanma arasındaki yakın ilişki, gözardı edilmemeli, bu tip yakınmaları olanlar en kısa sürede doktora başvurmalıdırlar.
Ataksi
Vücudun dengesini sağlayamaması. Sarhoş bir adamın yürüyüşü iyi bir ataksi örneğidir. Normal bir kişide hareketler kolay ve uyumlu bir şekilde gerçekleşir. İnsanlar günlük hayatlarında, dolu bir çay bardağını dökmeden alıp kaldırabilir, giysilerinin düğmelerini hızla çözebilirler.
Bu hareketlerinin böyle bir şekilde yapılabilmesi için eklemlerden, deriden ve kaslardan beyne uzanan duyu sinirleri yollarının kesintisiz olması, beyincik ve bağlantılarının, iç kulağın ve denge sağlanmasında etken olan öbür beyin bölümlerinin normal bir şekilde çalışması gereklidir. Bu organlardan birinde bir bozukluk olursa ataksi meydana çıkar. Dengenin sağlanması için kas gücü ve görme yeteneği de gereklidir; fakat kaslardaki güçsüzlükler ve körlük büyük çapta bir ataksiye yol açmaz.
Hafif kol ataksileri, önce el yazısının çok değişken olması ve dolu bir çay bardağının dökülmeden taşmamasıyla kendini gösterir. Zamanla, insan giyinip soyunurken ve yemek yerken güçlük çeker. Hafif bacak ataksisi, kişinin ayakları arasında bir mesafe bırakmadan doğru bir çizgi üzerinde yürümesini güçleştirir. Zamanla, hasta yürürken göze çarpar bir şekilde sallanır, hatta düşebilir. Dönüşler kısa ve ani hareketlere bölünür ve bir süre sonra hasta yürüyemez.
Ataksiye yol açan nedenlerin başında «yaygın skleroz» adı verilen bir hastalık yer alır. Bu hastalık genç erişkinlerle kadınlarda erkeklerden daha çok görülür. Bu hastalıkta, merkezi sinir sisteminde sinir liflerini kaplayan normal zar (miyelin) yok olur. Bu durum tıp dilinde demiyelinizasyon adını alır. Bu hastalıkta beyincik de bozulan alanlar arasında yer aldığından, ataksi sık görülen belirtiler arasındadır.
Beyincikte gelişen urlar, bu alandaki kan dolaşımı yetersizlikleri, beyinciğin bozulmasına yol açan bazı hastalıklar başka ataksi nedenleridir. Meniere hastalığı, iç kulakta başlayan ve ataksiye yol açan bir bozukluktur. Bu hastalıkta baş dönmesi ve kulak çınlaması da görülür. Hasta zamanla sağır olabilir.
Tabes dorsalis omuriliğin duyu sinirlerinin geçtiği bölümlerde yerleşen bir hastalık olup, beyne, bacak ve bölümlerinin almış oldukları durumu bildiren liflerde görülür. Bu hastalar bacaklarına bakmadan yürümekte güçlük çekerler ve ataksi görülür.
Uyku ilacı olarak alınan barbituratlar, sara tedavisinde kullanılan fenitoin, kullanıldıkları süre içinde ataksiye yol açabilirler. Streptomisin, iç kulaktaki bazı noktalar üstündeki olumsuz etkisiyle ataksiye sebep olabilir.
Ataksiyi azaltmak için başvurulabilecek tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine çalışılmaktadır. Bazen fizik tedavi yararlı sonuçlar sağlamaktadır. Çeşitli ilaçlar, kurşun ağırlıklar, hasta bacağın derisinin soğutulması gibi henüz deney evresinde olan iyileştirme yöntemleri çok iyi sonuç vermemişlerdir.