Asalak Hastalıkları
Asalak Hastalıkları
Asalak Hastalıkları
Asalaklar yalnız tropikal ülkelerde değil başka bölgelerde de çok tehlikeli hastalıklara neden olabilirler. Asalaklar insan vücuduna deri yoluyla, böcek sokmasıyla ya da besinlerle girerek çeşitli hastalıklara yolaçarlar.
Kelebek hastalıkları: karaciğerde, akciğerlerde, bağırsaklarda, beyinde ve alt deri dokusunda yerleşen kelebek adlı koyun asalaklarının yolaçtığı hastalıklardır. Ilıman iklim bölgelerinde, kelebek asalağının embriyonu su bitkileri ve özellikle yabani tere otları ve yabanıl hindibalar üzerinde kistleşirler. Bu nedenle, kimi zaman, salgın halini alabilen toplu zehirlenme olaylarına yolaçabilirler. Yüksek ateş, terleme, karaciğer ve kas ağrıları, kusma ve ishal, kurdeşen hastalığın belirtileri olmakla birlikte teşhis için her zaman yeterli değildir. Kesin teşhis için, laboratuvar muayenesi gerekir.
Domuz kurdu hastalığına (trişinoz): trişinli domuz etinin yenmesi yolaçar. Kısa süren bir mide, bağırsak bozukluğu hastalığın ilk dönemde teşhisine olanak vermez. Hastalık daha sonra, ateş yükselince, özellikle asalak kaslara yerleşince ortaya çıkarılabilir. Bu hastalığın yolaçtığı ölüm oranı yüzde 30′u bulabilir. Domuz kurdu hastalığının özel bir tedavisi yoktur. Bu nedenle, tek çıkar yol domuz etini iyice pişirerek yemektir.
Bağırsak solucanları: boyları 15 ile 25 cm.’yi bulabilen ve yumurtaları vücuda kirli sularla ya da iyi yıkanmamış sebzelerle giren asalaklardır. Bağırsak solucanları solunum yollarından geçerken öksürüğe ve solunum güçlüğüne yolaçarlar. Bağırsakta yerleşen bu solucanlar hafif ağrılar Kancalı kuveya bağırsak tıkanmaları veya delinmeleri gibi ağır durumlar yaratabilirler.
rt: genellikle nemli toprakta yaşar ve insan vücuduna deri yoluyle girer. Mide bağırsak bozukluklarına ve önemli bir tür kansızlığa yolaçar.
Köpek tenyası: köpek bağırsağında yaşayan bir asalaktır. Köpek insana en yakın evcil hayvanlardan biridir. Köpek ,tenyasının elleri, yüzü ve tabakları yalayan veya sahiplerinin eşyaları üzerinde yatan köpeklerden insanlara geçmesi olasılığı büyüktür. Vücuda giren köpek tenyası çok ağır bir hastalığa yolaçar. Tenyalar vücudun her yanında sayısız kistler oluştururlar. Kistler içinde asalak embriyonları bulunan oldukça iri urlardır. Bu embriyonlar daha sonra kistleri parçalayarak dağılırlar ve yeni yeni kistler oluştururlar.
A)Geniş tenyanın (botriyosefal) yaşam çevrimi. 2 ile 10 metre arasında değişen bu asalak (1) ergin yaşamını onikiparmak bağırsağına yapışarak (2) ince bağırsaklarda geçirir; tedavi edilmezse hastada on yıl kadar yaşayabilir. Dışkıyla çıkarılan yumurtalar (3) suda kirpikli canlılar haline gelir (4). ilk ara konak tepegöz türünden küçük bir kabukludur (5), bu kabuklunun içinde larvalar oluşur (6); sonra larvalar tatlı su balıkları tarafından yenir (7). Bu balıklar iyice pişirilmeden yenirse, asalak insana geçer.
B-1) Tenya, insanda yaşayan asalak kurt.
2) Sığır tenyasının başı, bu tenyanın larvası sığır etinde bulunur.
3) Domuztenyasının başı, larvası domuz etinde bulunur.
4) Tenya halkaları
Köpek tenyası. ergin bir köpek tenyası başıyla ve üç halkasıyla birlikte, köpekte bulunduğu biçimde görülmektedir. Tenya 400 ile 800 arasında yumurta içermektedir. Yumurtalar köpek dışkısıyla dışarı atılır. İnsana bulaşma genellikle çiğ zebzelerle, süzülmemiş suyla ya da köpek tarafından yalanmış ellerle olur. Bu yumurtalar insanda karaciğer ve seyrek olarak da akciğer kistleri yapar. Yeni bir konağa aktarılması köpeğin otçul hayvanların etini yemesiyle olur. Otçul hayvanlar da birer ara konak olabilir.
Akkan kurtları boyları 4 cm.’yi bulabilen ve embriyonları insana genellikle sivrisinek sokmasıyla geçen kilsi kurtlardır. Vücuda giren kurtlar daha sonra akkan damarlarına yerleşirler ve lenfanjit adı verilen akkan damarları yangısına yolaçarlar. Lenfanjit fil hastalığına dönüşebilir. Fil hastalığı bacaklarda, erbezi torbasında yüzde ve başka yerlerde aşırı büyüme ve korkunç biçim bozulmalarıyla kendini gösterir. Bu dış kaynaklı bulaşıcı hastalıkların giderek çoğalması karşısında, sıcak ülkelere gitmek için yola çıkan kişilere belirli tedbirler almaları öğütlenir.
Örneğin aşı ve koruyucu ilâçlar uygulamaları önerilir. Ayrıca bu kişiler besinlere ve içme .sularına karşı dikkatli olmaları gerektiğini, böceklerle savaşmanın ve vücut temizliğine dikkat etmenin önemini de bilmelidirler. Nehir ve havuz gibi tatlı sularda yıkanmaktan kaçınılmalıdır.
Hastalığın yaygın olduğu ülkelerden dönüşte, tıbbî muayeneden geçmeyi zorunlu bir koruyucu tedbir olarak kabul etmek gerekir. Böylece, muayene ve kan, sidik, dışkı tahlilleri gibi laboratuvar incelemeleri sonucunda tropikal has talik, zamanında ortaya çıkarılmış ve önlenmiş olur. Böyle bir yolculuktan döndükten aylar sonra bile, teşhisi güç bir hastalık söz konusu olursa, doktora yapılan yolculuktan sözetmekte yarar vardır.
Türlerinin yok olmamasını sağlamak için asalaklar bazen yaşadıkları insandan diğer bir insana bulaşabilmek için diğer bir canlıdan (arakonak) faydalanırlar. Bu arakonak bazen sadece bir taşıyıcıdır. Fakat çoğunlukla asalağın hayat çeviriminin önemli bir bölümündeki gelişimlerin gerçekleşebilmesi ve asalağın çöğalabilmesi için gerekli ve vazgeçilmez bir ortamdır. Arakonak çok defa omurgasız bir hayvandır.
Tıbbî asalakbilimde en çok arakonak vazifesi gören canlılar sümüklü böcekler ve böceklerdir. İnsanlarda hastalık meydana getiren asalaklar için vazgeçilmez arakonaklara örnek olarak sıtma sivrisineği gösterilebilir. Sivrisinek besin elde etmek için bir insanı sokunca sıtma asalağını alır. Bu asalak sivrisineğin vücudunda belli bir süre kalır. Çoğalıp geliştikten sonra sineğin ağzına yerleşir. Sıtma sivrisineği başka bir insanı sokunca asalak bu insanın kanına geçer. Sarı hummaya yolaçan yuvarlak solucanlar ise sıtma sivrisineğinden başka sarıhumma sivrisineği ve ev sivrisineği tarafından taşınır.
Uluslararası sağlık denetimlerinin artması, sağlık bilimindeki ilerlemeler ve aşı uygulamaları yüzyıllar boyu korku veren büyük salgınları azaltmış ve hemen hemen ortadan kaldırmıştır. Örneğin günümüzde 1348 yılında olduğu gibi, dünya nüfusunun dörtte birinden çoğunu yok eden büyük veba salgınları görülmemektedir. Ancak yirminci yüzyıl başlarında bile Avrupa’da vebadan ve koleradan birçok kişinin öldüğünü hatırlamak gerekir.
Kolera son olarak 1971′de birden ortaya çıkrmş ve hızla yayılmıştır. Bu son salgın, alınan sağlık tedbirlerinin henüz yetersiz olduğunu göstermiş ve salgınlar konusundaki geleneksel bilgiler alt üst olmuştur. Eskiden, örneğin bir veba salgınına Hindistan’dan ya da Çin’den, içinde veba mikroplu sıçanlarla bu hastalığı yayan pireleri barındıran bir geminin gelmesi yolaçardı. Sıkı bir karantina hastalığın yayılma tehlikelerini önlemek için genellikle yeterliydi.
Oysa, zamanımızda, yolculuklar hava ulaşımıyla çok kısa sürede yapılabilmektedir ve bu nedenle denetim olanakları azalmıştır. Çok sayıda insanın kısa sürede yer değiştirmesini ve toplulukların birbirine karışmasını kolaylaştıran hava ulaşımı nedeniyle uzak mesafeler kısalmıştır. Ayrıca savaşlar sırasında yapılan küçük çapta bölgesel göçler, dünyanın her yanında görülen ülkelerarası göçler, aynı iklimde yaşamaya alışmış kentlilerin değişik iklimdeki ülkelere düzenledikleri geziler salgınların yayılması için uygun koşullar yaratmıştır. Çoğu kişi bu durumu bilmediği için kuşkulanıp bir doktora başvurmaz ve bu nedenle hastalık belirtileri ve bulaşma tehlikeleri ortaya çıkmayabilir.
Asalak Hastalıkları
parazit hastalıkları - parazitlerin sebep olduğu hastalıklar - parazit hastalıkları nelerdir
Asalaklar yalnız tropikal ülkelerde değil başka bölgelerde de çok tehlikeli hastalıklara neden olabilirler. Asalaklar insan vücuduna deri yoluyla, böcek sokmasıyla ya da besinlerle girerek çeşitli hastalıklara yolaçarlar.
Kelebek hastalıkları: karaciğerde, akciğerlerde, bağırsaklarda, beyinde ve alt deri dokusunda yerleşen kelebek adlı koyun asalaklarının yolaçtığı hastalıklardır. Ilıman iklim bölgelerinde, kelebek asalağının embriyonu su bitkileri ve özellikle yabani tere otları ve yabanıl hindibalar üzerinde kistleşirler. Bu nedenle, kimi zaman, salgın halini alabilen toplu zehirlenme olaylarına yolaçabilirler. Yüksek ateş, terleme, karaciğer ve kas ağrıları, kusma ve ishal, kurdeşen hastalığın belirtileri olmakla birlikte teşhis için her zaman yeterli değildir. Kesin teşhis için, laboratuvar muayenesi gerekir.
Domuz kurdu hastalığına (trişinoz): trişinli domuz etinin yenmesi yolaçar. Kısa süren bir mide, bağırsak bozukluğu hastalığın ilk dönemde teşhisine olanak vermez. Hastalık daha sonra, ateş yükselince, özellikle asalak kaslara yerleşince ortaya çıkarılabilir. Bu hastalığın yolaçtığı ölüm oranı yüzde 30′u bulabilir. Domuz kurdu hastalığının özel bir tedavisi yoktur. Bu nedenle, tek çıkar yol domuz etini iyice pişirerek yemektir.
Bağırsak solucanları: boyları 15 ile 25 cm.’yi bulabilen ve yumurtaları vücuda kirli sularla ya da iyi yıkanmamış sebzelerle giren asalaklardır. Bağırsak solucanları solunum yollarından geçerken öksürüğe ve solunum güçlüğüne yolaçarlar. Bağırsakta yerleşen bu solucanlar hafif ağrılar Kancalı kuveya bağırsak tıkanmaları veya delinmeleri gibi ağır durumlar yaratabilirler.
rt: genellikle nemli toprakta yaşar ve insan vücuduna deri yoluyle girer. Mide bağırsak bozukluklarına ve önemli bir tür kansızlığa yolaçar.
Köpek tenyası: köpek bağırsağında yaşayan bir asalaktır. Köpek insana en yakın evcil hayvanlardan biridir. Köpek ,tenyasının elleri, yüzü ve tabakları yalayan veya sahiplerinin eşyaları üzerinde yatan köpeklerden insanlara geçmesi olasılığı büyüktür. Vücuda giren köpek tenyası çok ağır bir hastalığa yolaçar. Tenyalar vücudun her yanında sayısız kistler oluştururlar. Kistler içinde asalak embriyonları bulunan oldukça iri urlardır. Bu embriyonlar daha sonra kistleri parçalayarak dağılırlar ve yeni yeni kistler oluştururlar.
A)Geniş tenyanın (botriyosefal) yaşam çevrimi. 2 ile 10 metre arasında değişen bu asalak (1) ergin yaşamını onikiparmak bağırsağına yapışarak (2) ince bağırsaklarda geçirir; tedavi edilmezse hastada on yıl kadar yaşayabilir. Dışkıyla çıkarılan yumurtalar (3) suda kirpikli canlılar haline gelir (4). ilk ara konak tepegöz türünden küçük bir kabukludur (5), bu kabuklunun içinde larvalar oluşur (6); sonra larvalar tatlı su balıkları tarafından yenir (7). Bu balıklar iyice pişirilmeden yenirse, asalak insana geçer.
B-1) Tenya, insanda yaşayan asalak kurt.
2) Sığır tenyasının başı, bu tenyanın larvası sığır etinde bulunur.
3) Domuztenyasının başı, larvası domuz etinde bulunur.
4) Tenya halkaları
Köpek tenyası. ergin bir köpek tenyası başıyla ve üç halkasıyla birlikte, köpekte bulunduğu biçimde görülmektedir. Tenya 400 ile 800 arasında yumurta içermektedir. Yumurtalar köpek dışkısıyla dışarı atılır. İnsana bulaşma genellikle çiğ zebzelerle, süzülmemiş suyla ya da köpek tarafından yalanmış ellerle olur. Bu yumurtalar insanda karaciğer ve seyrek olarak da akciğer kistleri yapar. Yeni bir konağa aktarılması köpeğin otçul hayvanların etini yemesiyle olur. Otçul hayvanlar da birer ara konak olabilir.
Akkan kurtları boyları 4 cm.’yi bulabilen ve embriyonları insana genellikle sivrisinek sokmasıyla geçen kilsi kurtlardır. Vücuda giren kurtlar daha sonra akkan damarlarına yerleşirler ve lenfanjit adı verilen akkan damarları yangısına yolaçarlar. Lenfanjit fil hastalığına dönüşebilir. Fil hastalığı bacaklarda, erbezi torbasında yüzde ve başka yerlerde aşırı büyüme ve korkunç biçim bozulmalarıyla kendini gösterir. Bu dış kaynaklı bulaşıcı hastalıkların giderek çoğalması karşısında, sıcak ülkelere gitmek için yola çıkan kişilere belirli tedbirler almaları öğütlenir.
Örneğin aşı ve koruyucu ilâçlar uygulamaları önerilir. Ayrıca bu kişiler besinlere ve içme .sularına karşı dikkatli olmaları gerektiğini, böceklerle savaşmanın ve vücut temizliğine dikkat etmenin önemini de bilmelidirler. Nehir ve havuz gibi tatlı sularda yıkanmaktan kaçınılmalıdır.
Hastalığın yaygın olduğu ülkelerden dönüşte, tıbbî muayeneden geçmeyi zorunlu bir koruyucu tedbir olarak kabul etmek gerekir. Böylece, muayene ve kan, sidik, dışkı tahlilleri gibi laboratuvar incelemeleri sonucunda tropikal has talik, zamanında ortaya çıkarılmış ve önlenmiş olur. Böyle bir yolculuktan döndükten aylar sonra bile, teşhisi güç bir hastalık söz konusu olursa, doktora yapılan yolculuktan sözetmekte yarar vardır.
Türlerinin yok olmamasını sağlamak için asalaklar bazen yaşadıkları insandan diğer bir insana bulaşabilmek için diğer bir canlıdan (arakonak) faydalanırlar. Bu arakonak bazen sadece bir taşıyıcıdır. Fakat çoğunlukla asalağın hayat çeviriminin önemli bir bölümündeki gelişimlerin gerçekleşebilmesi ve asalağın çöğalabilmesi için gerekli ve vazgeçilmez bir ortamdır. Arakonak çok defa omurgasız bir hayvandır.
Tıbbî asalakbilimde en çok arakonak vazifesi gören canlılar sümüklü böcekler ve böceklerdir. İnsanlarda hastalık meydana getiren asalaklar için vazgeçilmez arakonaklara örnek olarak sıtma sivrisineği gösterilebilir. Sivrisinek besin elde etmek için bir insanı sokunca sıtma asalağını alır. Bu asalak sivrisineğin vücudunda belli bir süre kalır. Çoğalıp geliştikten sonra sineğin ağzına yerleşir. Sıtma sivrisineği başka bir insanı sokunca asalak bu insanın kanına geçer. Sarı hummaya yolaçan yuvarlak solucanlar ise sıtma sivrisineğinden başka sarıhumma sivrisineği ve ev sivrisineği tarafından taşınır.
Uluslararası sağlık denetimlerinin artması, sağlık bilimindeki ilerlemeler ve aşı uygulamaları yüzyıllar boyu korku veren büyük salgınları azaltmış ve hemen hemen ortadan kaldırmıştır. Örneğin günümüzde 1348 yılında olduğu gibi, dünya nüfusunun dörtte birinden çoğunu yok eden büyük veba salgınları görülmemektedir. Ancak yirminci yüzyıl başlarında bile Avrupa’da vebadan ve koleradan birçok kişinin öldüğünü hatırlamak gerekir.
Kolera son olarak 1971′de birden ortaya çıkrmş ve hızla yayılmıştır. Bu son salgın, alınan sağlık tedbirlerinin henüz yetersiz olduğunu göstermiş ve salgınlar konusundaki geleneksel bilgiler alt üst olmuştur. Eskiden, örneğin bir veba salgınına Hindistan’dan ya da Çin’den, içinde veba mikroplu sıçanlarla bu hastalığı yayan pireleri barındıran bir geminin gelmesi yolaçardı. Sıkı bir karantina hastalığın yayılma tehlikelerini önlemek için genellikle yeterliydi.
Oysa, zamanımızda, yolculuklar hava ulaşımıyla çok kısa sürede yapılabilmektedir ve bu nedenle denetim olanakları azalmıştır. Çok sayıda insanın kısa sürede yer değiştirmesini ve toplulukların birbirine karışmasını kolaylaştıran hava ulaşımı nedeniyle uzak mesafeler kısalmıştır. Ayrıca savaşlar sırasında yapılan küçük çapta bölgesel göçler, dünyanın her yanında görülen ülkelerarası göçler, aynı iklimde yaşamaya alışmış kentlilerin değişik iklimdeki ülkelere düzenledikleri geziler salgınların yayılması için uygun koşullar yaratmıştır. Çoğu kişi bu durumu bilmediği için kuşkulanıp bir doktora başvurmaz ve bu nedenle hastalık belirtileri ve bulaşma tehlikeleri ortaya çıkmayabilir.