serapmisali
Super Üye
Annesinden dayak yediği halde, yine ‘’anne’’diye ağlayan bir çocuktur aşk
Annesinden dayak yediği halde, yine ‘’anne’’diye ağlayan bir çocuktur aşk
Annesinden dayak yediği halde, yine ‘’anne’’diye ağlayan bir çocuktur aşk
Ne zormuş insanın sevildiğini sanması..gönülden inanıp her şeyden ve herkesten çok güvendiği insanın yüzüstü yarı yolda bırakması.bize bizden başkası haram olsun yeminleri ile yola çıkıp sonra bir başka ellere yad olması.hele ki Tırnaklarıyla kazıdığı bir aşkta, tırnak kadar değerinin olmaması…
Kaldı’ki erim dediğin, ömrüm dediğin, ölüme inat canımdan çok seviyorum dediğin insanı bırakıp, başka ellere yâd olmayı düşüneceksin. Şimdi sana soruyorum hani biz birbirimizin canıydık kanıydık her şeyiydik. Hani bize bizden başkası haram olacaktı, hani birimiz bir diğeri olmadan nefes bile alamazdı, Hani bizi ölüm bile ayıramazdı, hani en onulmaz anlarda dahi birbirimizi dinleyecek ve öyle hüküm verecektik. Hâlbuki senin için hazırladığım ve titiz bir hassasiyetle planladığım o sürprizlere bağlı planlarımın birer parçası olup gerçekle uzaktan yakından alakası dahi olmayan o mesajları ve buna bağlı tavırları beni bir an bile olsun dinlemeden bir kere bile telefonda konuşmadan inanıp yâda bunu bahane göstererek beni can evimden vurdun.
Biliyor musun? abimin hesabıma arsadan hakkım olan o parayı yatırdığı gün kurmuştum bu planı. Tabi sen bunu nereden bileceksin? Bir kere olsun dinledin mi beni? Oysa’ki hazırladığım sürprizlerime bağlı planlarımın bir parçası olan o mesajların ertesi haftasında, annen ile seni güzel bir akşam yemeğine çıkartıp, yemekten önce sana hepsini söyleyecek ve daha öncede duyunca çok sevindiğin ve heyecanlandığın, planladığım evlenme teklifini’de annenin önünde gerçekleştirecektim. İş ile ilgili sürprizimide arkasına söyleyecektim. Lakin bunlardan haberdar olmayıp, senin için büyük bir heyecanla hazırladığım ve itina ile planladığım bu sürprizlerimin birer parçası olan o mesajları benimle bir kere bile olsun konuşmadan bir kere olsun telefonda dahi olsa anlayıp dinlemeden ciddiye alarak, onca yaşadıklarımıza rağmen sadakatine inandırıp beni böylesi bir şekilde yarı yolda bıraktın.
Beni, yani canım kanım tek varlığım dediğin insanı, ömrüm diyerek hitap ettiğin insanı, gerçekten ölüme inat sevdiğini sanmıştım. İnanmıştım sana Her şeyi senin mutluluğun için planlıyor, hayatımı mutluluğunla mutlu olmaya adıyordum. Onca yaşadıklarımızın her bir karesinde sana ölesiye inanmış ve her şeyden çok güvenmiştim. Öyle ya ilkim’din ve sonum olacaktın. Ve sende böyle söylerken, kurmayı hayal ettiğimiz yuvaya giden yolun her adımında sana canımla kanımla yüreğimle inandım. Yaşadığımız her şeyde……
Ama şunu asla unutma’’ gönülden sevenin ahı büyüktür rabbin nezlinde. Umut verdikten sonra, güven aşılayıp yarı yolda bıraktığın insanın gönül sadakasını, ne bu dünyada nede ahrette asla veremezsin…
Meğer ne çok yanılmışım…
Annesinden dayak yediği halde, yine ‘’anne’’diye ağlayan bir çocuktur aşk
Ne zormuş insanın sevildiğini sanması..gönülden inanıp her şeyden ve herkesten çok güvendiği insanın yüzüstü yarı yolda bırakması.bize bizden başkası haram olsun yeminleri ile yola çıkıp sonra bir başka ellere yad olması.hele ki Tırnaklarıyla kazıdığı bir aşkta, tırnak kadar değerinin olmaması…
Kaldı’ki erim dediğin, ömrüm dediğin, ölüme inat canımdan çok seviyorum dediğin insanı bırakıp, başka ellere yâd olmayı düşüneceksin. Şimdi sana soruyorum hani biz birbirimizin canıydık kanıydık her şeyiydik. Hani bize bizden başkası haram olacaktı, hani birimiz bir diğeri olmadan nefes bile alamazdı, Hani bizi ölüm bile ayıramazdı, hani en onulmaz anlarda dahi birbirimizi dinleyecek ve öyle hüküm verecektik. Hâlbuki senin için hazırladığım ve titiz bir hassasiyetle planladığım o sürprizlere bağlı planlarımın birer parçası olup gerçekle uzaktan yakından alakası dahi olmayan o mesajları ve buna bağlı tavırları beni bir an bile olsun dinlemeden bir kere bile telefonda konuşmadan inanıp yâda bunu bahane göstererek beni can evimden vurdun.
Biliyor musun? abimin hesabıma arsadan hakkım olan o parayı yatırdığı gün kurmuştum bu planı. Tabi sen bunu nereden bileceksin? Bir kere olsun dinledin mi beni? Oysa’ki hazırladığım sürprizlerime bağlı planlarımın bir parçası olan o mesajların ertesi haftasında, annen ile seni güzel bir akşam yemeğine çıkartıp, yemekten önce sana hepsini söyleyecek ve daha öncede duyunca çok sevindiğin ve heyecanlandığın, planladığım evlenme teklifini’de annenin önünde gerçekleştirecektim. İş ile ilgili sürprizimide arkasına söyleyecektim. Lakin bunlardan haberdar olmayıp, senin için büyük bir heyecanla hazırladığım ve itina ile planladığım bu sürprizlerimin birer parçası olan o mesajları benimle bir kere bile olsun konuşmadan bir kere olsun telefonda dahi olsa anlayıp dinlemeden ciddiye alarak, onca yaşadıklarımıza rağmen sadakatine inandırıp beni böylesi bir şekilde yarı yolda bıraktın.
Beni, yani canım kanım tek varlığım dediğin insanı, ömrüm diyerek hitap ettiğin insanı, gerçekten ölüme inat sevdiğini sanmıştım. İnanmıştım sana Her şeyi senin mutluluğun için planlıyor, hayatımı mutluluğunla mutlu olmaya adıyordum. Onca yaşadıklarımızın her bir karesinde sana ölesiye inanmış ve her şeyden çok güvenmiştim. Öyle ya ilkim’din ve sonum olacaktın. Ve sende böyle söylerken, kurmayı hayal ettiğimiz yuvaya giden yolun her adımında sana canımla kanımla yüreğimle inandım. Yaşadığımız her şeyde……
Ama şunu asla unutma’’ gönülden sevenin ahı büyüktür rabbin nezlinde. Umut verdikten sonra, güven aşılayıp yarı yolda bıraktığın insanın gönül sadakasını, ne bu dünyada nede ahrette asla veremezsin…
Meğer ne çok yanılmışım…