OxyjeN
Admin
Almanya Vize ve Oturum Almanın Koşulları
Almanya Vize ve Oturum Almanın Koşulları
Almanya Vize ve Oturum Almanın Koşulları
Göçmen hareketleri bakımından son derece hareketli bir ülkeye sahibiz. 1960′lı yıllarda Almanya’ya başlayan göç daha sonra Avrupa’nın diğer ülkeleri, Amerika çok azda olsa Asya ve Afrika ile devam etti. Şu anda 3. kuşak yetişirken anavatanımız ile göç edilen memleket arasında evlilik, akraba ziyareti gibi gerekçelerle çeşitli nüfus alışverişi başladı.
1960′larda işçi alımı sözleşmesi ile başlayan göçler günümüzde durma noktasına gelmiştir. Asıl amaçta budur zaten. Ancak evlilik gibi ciddi durumlarda çeşitli sınavlara tabi tutularak vize, oturma izni veriyorlar artık.
Bu konuda çeşitli internet sitelerinden derlediğim bilgileri soru cevap şeklinde size sunmak istedim. İşte sorular ve cevapları;
Hangi şartlarlarda aile birleşimi hakkından yararlanmak mümkündür?
Şartlar Almanya’da bulunan eşin veya velinin yasal konumuna göre farklıdır.
Alman vatandaşı olan kimse bir yabancı uyrukluyla hangi şartlarda aile birleşimi hakkına sahiptir?
Alman vatandaşı olan taraf Almanya’da ikamet etmeli ve yabancı uyruklu olanın eşi, velisi veya çocuğu olmalı.
Yani bir Alman vatandaşı çocuk yabancı uyruklu anne ve/veya babası ile aile birleşimi ve bununla birlikte bunlara oturma müsaadesi sağlama hakkına sahip mi?
Evet!
Alman vatandaşının yeterince geliri olmak zorunda mı?
Hayır! Alman vatandaşı olan taraf sosyal yardım alsa dahil eşi veya çocuğu ile yaşadığı yerde aile birleşimi hakkına sahiptir.
Alman vatandaşının yeterince büyüklükte evi olmak zorunda mı?
Hayır! Ancak aile birleşimini gerçekleştirebilecek bir yeri sunabilmek zorundadır. Bu geçicide olsa bir otel’de olabilir. Ancak evsiz, sokakta yaşayan ve sokakta yaşamakta ısrar eden bir Alman vatandaşı eşi veya çocuğuna aile birleşme hakkını sağlayamayacaktır.
Bir Alman vatandaşı ile evli olan bir yabancı uyruklu ilk başvuruda kaç yıllık oturma müsaadesi alır?
Yabancılar dairesinin aile birleşiminin gerçekleşmesi konusunda kuşkusu olmadığı takdirde üç yıllık oturma müsaadesi verilmelidir. Aile birleşiminin gerçekleşmesi konusunda kuşkular varsa bir veya iki yıllık oturma müsaadesi verilir. Genelde ne olursa olsun ilk olarak bir yıl verilir kişisel olarak görüşüm budur. Ben daha üç yıl oturma izni alan bir yabancı görmedim.
Oturma müsaadesi uzatıldığı zaman hangi süreyle uzatılır?
Hukuki olarak üç yıl gözüküyor. Burada da önceki soruya verilen yanıt geçerlidir. Ama dediğim gibi bu bazı durumlarda değişir. Örnek olarak açmam gerekirse. Kadın veya erkek Almanya’ya geldiği ilk yılında fest dediğimiz yani sağlam sürekli bir iş bulduğunda süresiz ya da üç yıl olarak uzatılır.
Sosyal yardım alan veya almak zorunda olan kimseye oturma müsaadesi verilmek zorunluluğu var mıdır?
Hayır! Bu durum sürülme gerekçesi oluşturup, oturma müsaadesinin verilmesini yasa yabancılar dairesinin takdirine bırakır. Pratikte yabancılar daireleri bu durumda bir yıllık oturma müsaadesi verir.
Hangi şartlarda bir Alman vatandaşının yabancı eş, çocuk veya velisine aile birleşimi hakkı tanınmayıp oturma müsaadesi verilmez?
Oturma müsaadesini red etme gerekçeleri şunlardır:
- Yabancı uyruklu vize gerekliliğine rağmen vizesiz Almanya’ya giriş yapmak
- Yabacılar dairesinin onayı olmadan verilmiş bir vize ile giriş yapmak
- Pasaport sahibi olmamak
- Kimliğin ve uyruğun belli olmaması
- Almandan sürülmüş veya terk et kararı çıkmış olunup, bundan dolayı hakkında otomatikman Almanya’ya girme yasağı yürürlüğe girmiş ve bu yasağın belli bir süre ile sınırlandırılmasına baş vurmamış veya bu süre daha henüz dolmamış olan kimselerde
Sürülme gerekçesi yaratmış bir kimseye aile birleşiminden dolayı oturma müsaadesi verilmek zorunda mıdır?
Hayır. Bu konularda yasa oturma müsaadesinin verilmesini yabancılar dairesinin takdirine bırakmaktadır.
Sürülme gerekçesi nedir?
Sürülme gerekçesinin ne olduğuna yönelik bir açıklama yoktur. Yasa sadece sürülme gerekçesi olan konuları örneklerle saymıştır. Bunlar yabancılar yasasının 46’ıncı maddesinde şöyle sıralanmaktadır:
- Alman yanın özgürlükçü temel yapısını ve güvenliğini tehlikeye sokmak veya siyasi amaçlara ulaşmak için şiddet kullanan, kullanılmasına çağrıda bulunan veya kullanılmasıyla tehdit etmek,
- Ağır bir şekilde veya sürekli olarak yasalara, mahkeme veya idari kararlarına uymamak
- Almanya dışında Almanya’da kasıtlı suç olarak değerlendirilen bir suç işlemiş olmak
- Fuhuş ve benzer yasak işler çevirmek
- Eroin, Kokain veya benzer tehlikeli uyuşturucu kullanıp, bağımlılılığa karşı bir terapi yapmayı kabul etmemek veya bundan kaçmak,
- Tutum ve davranışları ile kamu sağlığını tehlikeye sokan veya uzun vadeli sokakta yaşamak
- Kendisi veya ailesi için sosyal yardım almak veya nafaka yükümlülüğünü yerine getirmeyip nafaka hakkına sahip olanı sosyal yardım almak zorunda bırakmak
Alman vatandaşı ile evli olan kimse süresiz oturma müsaadesi hakkını hangi şartlarda kazanır?
Üç yıl Alman vatandaşı eşi ile yaşamış ve yaşamaya devam eden, basit bir şekilde sözlü olarak kendisini almanca dilinde ifade edebiliyorsa ve bir sürülme gerekçesi yaratmamış olduğu zaman süresiz oturma müsaadesi hakkını kazanmış olur.
İki Türk vatandaşı Almanya´da hangi makamlar tarafından evlendirilebilir ?
Bağlı bulundukları Türk Başkonsolosluğunda veya Alman Nüfus Dairesinde (Standesamt) evlenebilirler.
Almanya´da bir Türk vatandaşı, bir yabancı ile Türk Konsolosluğunda evlenebilir mi?
Hayır. Çünkü Konsoloslukların bir Türk ile bir yabancı uyruklu kişiyi evlendirme yetkisi yoktur. Bu durumdaki vatandaşlarımız gerekli belgeleri temin etmek suretiyle, Alman Nüfus idaresinde evlenebilir.
Bir Türk vatandaşı ile bir yabancı Türkiye´de evlenebilir mi?
Gerekli belgeleri ibraz etmek suretiyle evlenebilirler.
Bir Türk vatandaşı ile bir yabancı Türkiye´de evlenmek istedikleri takdirde, yabancıdan hangi belgeler istenir?
Evlenme Ehliyet Belgesi (Ehefähigkeitszeugnis / Alman Nüfus İdaresinden),
Doğum Kayıt Örneği (Geburtsurkunde),
Kimlik Belgesi (Personalausweis) veya Pasaport (Paß),
İkâmetgâh Belgesi (Meldebescheinigung veya Aufenthaltsbescheinigung),
İlgililerden son evliliğe dair Evlenme Kayıt Örneği, Boşandığına dair Kesinleşmiş Mahkeme Kararı veya Ölüm Belgesi (Rechtskräftigscheidungsurteil / Sterbeurkunde).
Yabancı makamda yapılan evlenmeyi Konsolosluğa bildirme mecburiyeti var mıdır?
Yabancı yetkili makam önünde yapılan evlenmeyi mahallî Türk konsolosluklarına en geç bir ay içinde bildirmekle koca, koca yabancı ise, kadın yükümlüdür. Bildirim evlendirmeyi yapan yetkili makamlardan alınacak evlenme belgesinin bağlı bulunulan Türk konsolosluğuna verilmesi ile yapılır.
Kız ve erkekler için evlenme yaşı kaçtır?
18 yaşını bitiren Türk vatandaşı reşit olduğundan herhangi bir izne gerek olmaksızın evlenebilir. Reşit olmayan, yani 18 yaşını bitirmemiş kızlar 15 yaşını, erkekler 17 yaşını doldurdukları takdirde, anne ve babanın noter önünde verecekleri muvafakat name ile evlenebilirler.
Vekâlet ile evlenme olur mu?
Hayır. Evlenme esnasında, evlenecek kişilerin nikâh memuru önünde bizzat bulunmaları şarttır.
Nişanı bozmak mümkün müdür ?
Nikâh vakti icra edilinceye kadar, nişanlılar evlenmekten vazgeçilebilirler.
Türk vatandaşı bir erkek, evlendiği kadının soyadını alabilir mi?
Hayır. Türk Medeni Kanunu´na göre bu mümkün değildir.
Türk vatandaşı bir kadın evlendiği zaman kızlık soyadını taşıyabilir mi?
Türk Medeni Kanunu´nda son yapılan bir değişiklikle, “Kadın, evlenmekle kocasının soyadını alır, ancak evlendirme memuruna veya nüfus idaresine yapacağı yazılı başvuru ile kocasının soyadı önünde, önceki soyadını da kullanabilir” hükmü getirildiğinden, dilerse kocasının soyadı önünde kendi soyadını da taşıyabilir.
Boşanan veya eşi ölen kadın veya erkek için evlenme yasağı var mıdır?
Erkek için böyle bir yasak yoktur. Ancak, kadının hâmile olması muhtemel olduğundan, doğacak çocuğun nesebi açısından evlenme yasağı vardır. Boşanan veya eşi ölen kadın, ölüm veya boşanma tarihinden itibaren 300 gün (10 ay) geçmeden yeniden evlenemez. İlgili Türk mahkemesine başvurarak bu süreyi kısaltmak veya kaldırtmak mümkündür.
Türk vatandaşı erkek ile evlenen yabancı kadın, Türk vatandaşlığına geçebilir mi?
Evet. Evlenme, evlendirmeye yetkili Türk makamları önünde yapıldığında, evlenme akdinin yapıldığı sırada o makama; yabancı makamlar önünde yapıldığı takdirde, evlenmeyi tescil ile görevli Türk makamlarına, evlenme akdinden başlayarak bir ay içinde yazılı olarak başvurduğu takdirde, ayrıca Türk vatandaşlığını da alabilir. Bu bir yabancı ile evlenen Türk kadını için geçerli değildir.
Bir Alman vatandaşı ile Danimarka´da evlendim. Bu evliliği nasıl tescil ettirebilirim?
Danimarka makamları tarafından düzenlenen evlenme cüzdanı ya da belgesinin bu ülkenin Almanya´da ki bir Başkonsolosluğunda ya da Büyükelçiliğinde tescil ettirdikten sonra nüfus cüzdanının ve evlendiğiniz kişinin doğum belgesi (Geburtsurkunde) ile birlikte bağlı bulunduğu Başkonsolosluğa müracaat etmesi yeterlidir.
Evlenme cüzdanını konsolosluklarda yenilemek veya kaybından dolayı yenisini almak mümkün müdür?
Evet. Bunun için karı-kocanın, nüfus hüviyet cüzdanları, pasaportları, ikişer fotoğrafları ile birlikte Başkonsolosluğa başvurması gerekir.
Peki ya vize alırken?
Aile birleşimi çerçevesinde vize için, yetkili yurtdışı temsilciliğine, başvuru saatleri içersinde pazartesi-cuma günleri saat 8.00 ile 12.00 arasında şahsen başvuruda bulunulması gerekmektedir.
Müracaat Formları başvuru esnasında verilmekte olup, müracaatçı tarafından şahsen doldurulmak zorundadır. Aile birleşimi müracaatı için aşağıdaki belgelerin hem asılları hem de fotokopileri gerekli Uluslararası Evlenme Kayıt Örneği (Formül B – Nüfus Müdürlüğünden) Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği (Nüfus Müdürlüğünden) T.C. Pasaportu (en az 1 yıl geçerli) 2 adet vesikalık resim
Gerek duyulması halinde, başka belgelerin de istenebileceğini lütfen göz önünde bulundurunuz. Yukarıda belirtilen belgelerin ibraz edilmiş olması, mutlaka vize verilmesini gerektirmemektedir.
Büyükelçilik, aşağıda belirtilen vize ücretleri dışında vize bölümünün bütün resmi işlemlerinin ücretsiz olduğunu, başvuru formlarının ücretsiz olarak verildiğini ve ayrıca dışarıdan bir büronun yardımına gerek olmadığını özellikle belirtir.
Aile birleşimi için vize ücretleri:
- Alman uyruklu eşler: ücretsiz
- Yabancı uyruklu eşler: 25,- Euro (müracaat esnasında 15,- Euro alınmakta olup, geri kalan 10,- Euro vize verildiğinde alınır)
Vize ücretleri yalnızca Euro olarak alınmaktadır.
Uyum Kursları
Sürekli olarak Almanya’da yaşayan yabancıların uyum sağlama çabaları, uyum kursları olarak adlandırılan kurslarla desteklenir. Kurslar, dil öğrenme imkânlarının yanı sıra yabancılara hukuki, tarihi ve kültürel bilgiler sunan bir yönlendirme kursunu kapsar. Uyum kurslarının gerçekleştirilmesinde bundan sonra, ‘talep ve teşvik etme’ ilkesine daha çok önem verilecektir. Yasada artık kursa başarılı bir şekilde katılma hedefi özellikle vurgulanmaktadır. Böylece bundan sonra giderek daha çok katılımcının sadece bir kursa gitmelerini değil kursu bir bitirme sınavına
girerek başarılı bir şekilde tamamlamalarını güvence altına almak amaçlanmaktadır. Devamsızlık durumunda belli bir yaptırım uygulanması konusunda da tek tip uygulama yolu seçilmiştir. Dolayısıyla kursa, „öngörülen şekilde” katılmama durumunda işsizlik parası (ALG II) yüzde 30 oranında kesilebilir. „Uyumu reddedenler” bunun ötesinde 1.000 Euro kadar para cezasına çarptırılabileceklerini hesaba katmak zorundalar.
Kalma Hakkı
Reformun can alıcı bir noktası, uzun yıllar müsamaha gösterilenler (hemen, hemen 180.000 kişi) için var olan ve ‘yıllanmış vaka düzenlemesi’ olarak adlandırılan uygulamadır. Müsamaha gösterilen kişiler, oturum statüsü olmayan ama gerçek ya da hukuki sebeplerden ötürü – örneğin, yabancının hangi ülke vatandaşı olduğu açıklık kazanmadığı için – sınır dışı edilemeyen kişilerdir. Eğer 1 Temmuz 2007 olarak belirlenen tarihe kadar en azından sekiz (yalnız yaşayanlar) ya da altı yıldır (yaşı reşit olmayan çocukları olan aileler) Almanya’da yaşıyor, geçimlerini kendileri sağlıyor, suç işlememiş ve Almanca biliyorlar ise kendilerine oturma hakkı verilmektedir. Geçimleri güvence altına alınmamışsa, kendilerine belli bir ‘deneme süresi’ için oturum izni verilmesi ve 2009 sonuna kadar iş bulmaları için zaman tanınması öngörülmektedir. Federal eyaletler ayrıca bu kişilere para yardımı yerine sadece ihtiyaç malzemesi olarak yapılan yardımı vermeye devam etmekte serbesttirler.
Almanya”da yürürlüğe giren tartışmalı Göç Yasası gereği Aile Birleşimi çerçevesinde ülkeye geleceklere uygulanacak dil sınavı ‘Okuma, Yazma, Anlama ve Duyma’ olmak üzere dört aşamadan oluşurken, adaylar, vize almadan önce yasa gereği tam 80 dakika sınava tabi tutulacak.
Almanya’da geçtiğimiz Ağustos ayında yürürlüğe giren göç yasası ile ilgili tartışmalar sürerken, yasa gereği aile birleşimi çerçevesinde Almanya’ya geleceklere uygulanacak dil sınavın nasıl olacağı açıklığa kavuştu. Federal hükümet, dil sınavına tabi ülkelerde bulunan dış temsilciliklerine ve bu ülkelerde bulunan Goethe Enstitüsüne dil sınavının nasıl yapılacağını ve hangi seviyede Almanca bilinmesi gerektiğini belirleyerek bildirdi.
Buna göre vize başvurusu yapan adayların, uzun yıllardan beri Almanya’da yetişkinlere yönelik düzenlenen ‘Start Deutsch A 1′ seviyesinde Almanca bilmesi zorunlu kılınıyor. Aile Birleşimi çerçevesinde Almanya’ya geleceklerin önce dört aşamalı sınavdan geçirileceği ortaya çıktı. Adaylar, Duyma, Okuma, Yazma ve Konuşma olmak üzere dört ayrı bölümden sınava tabi tutulacaklar.
80 dakikalık Sınav
Adaylar, öncelikle 20 dakika boyunca ‘Duyma’ bölümünden teks edilecekler. Sınavı yapan görevliler önlerindeki teksi okuyacaklar. Her teks en fazla iki kez okunacak. İki okumadan sonra adaya okunan konuyla ilgili sorular yöneltilecek. Bu bölüm için zorunlu sınav süresi ise 20 dakika olarak belirlendi. İkinci ve üçüncü aşama olan ‘Okuma ve Yazma’ için belirlenen sınav süresi ise tam 45 dakika. 45 dakika içinde vize başvurusu yapan adaylar verilen bölümü doğru okuyup yazmak zorundalar. Sınav süresi 15 dakika olarak belirlenen ‘Konuşma’ bölümünde ise kişiye kendisiyle ilgili sorular sorulacak ve belirlenen bir konu üzerinde sohbet edilecek. Toplam 80 dakika boyunca sınava tabi tutulan aday, sınavı başardığı taktirde diğer istenen koşulları da yerine getiriyorsa aile birleşimi çerçevesinde vize alarak Almanya’ya gelebilecek.
Sol Parti Federal Meclis milletvekili ve Partisinin Göç ve Uyum Politikaları Sözcüsü Sevim Dağdelen sınava karşı çıkarak şöyle dedi:
Bu Sınavı Kim Yapacak?
“Göç yasası tüm itirazlara ve karşı koymalara rağmen ayırımcı niteliklerle yürürlüğe girdi. Ailelerin birleşimine engel olması yönüyle insan haklarını ihlal eden bir yasa. Ayrıca sadece Türkiye’den gelenlere değil, Güney Amerika veya diğer ülkelerden gelenlerin de önüne engeller çıkarıyor. Sosyal Demokratlar ve CDU’lular çıkardıkları bu yasayla Almanya’nın itibarına zarar verdi. Sınava tabi olan örneğin Nikaragua’da Goethe Enstitüsü yok. Buradaki insanlar nasıl Almanca öğrenecek ve bunları kim sınava tabi tutacak. Ayrıca Hakkari’den insanlar ’ya gelip sınava girecekler. Bu onlara ekonomik yük getirecek. Bu sınavı Almanya’da başarmak çok zor iken, başka ülkelerde yaşayanların başarmasını beklemek hangi akla ve mantığa sığar.”
Alman yanın artık yeni bir göç yasası var. Bu yasa göçmen derneklerinin, yabancıların ve Alman yanın vatandaşlığına geçen kimselerin tepkilerine rağmen çıkarıldı. Bu yasanın en büyük özelliği, çoksesliliğe, azınlık haklarına, siyasi ahlaka ve demokratik kültüre en ağır biçimde saldırması. Yasa uzun süredir Almanya’da yaşayan ve oturumu olmayan mültecilere belli şartlar altında kalma ve çalışma izni tanınmasını öngörürken, aile birleşimine yönelik kuralları sertleştiriyor.
Alman parlamentosu Bundestagtan geçtikten sonra Cumhurbaşkanı Horst Köhlerin onayladığı yasa Almanya’da çalışan ve Türkiye’den evlenen biri eşini Almanya’ya getirmek isterse, eşi bir yıl boyunca Almanca kursuna gitmek ve sınavda başarılı olmak zorunda. Ayrıca yasaya göre uyum kurslarına katılmayan yabancılara yaptırım uygulanacak, Alman vatandaşlığına geçmek isteyen genç yabancılardan da gelir beyannamesi göstermeleri gerekecek.
Yeni yasa nedeniyle göçmen dernekleri hükümetin uyum zirvesine katılmadı. Türk dernekleri, yasanın ayrımcı ve baskıcı olduğuna dikkat çekiyorlar. Fakat Türklerin, protesto gösterisi düzenlemesi Şansölye Angela Merkeli rahatsız etti. Merkel, 2. Uyum Zirvesine katılmayan Türk kuruluşlarının tutumunu eleştirerek hükümete ültimatom verilemeyeceğini söyledi.
Şüphesiz Merkel, benzer bir yasayı Türkiye çıkarsaydı çok daha büyük tepki gösterirdi. Türkiye böyle bir yasa çıkarsaydı, o zaman Türkiye’nin gizli bir gündemi olduğunu, ’nın amacının uyumu kolaylaştırmak değil, gizli bir asimilasyon politikası yürütmek olduğunu söylerdi. Eğer Türkiye böyle bir yasa çıkarsaydı, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri haklı olarak kopardı. Çünkü böyle bir yasaya imza atacak ülkenin hiçbir medeni değerin temsil edildiği bir zeminde kendisine yer bulamaması gerekirdi.
Bu yasanın anlamı – Almanya Türk Toplumu TGD Genel Başkanı Kenan Kolatın da isabetle belirttiği gibi- Brandenburgun yabancılar ile diyalog kapısını kapatması olarak görülebilir. Türkiye’de türlü dilin kamusal ve resmi zeminde konuşulmasını teşvik ederken, kendi ülkesinde yaşayanlara despotça vatandaş, Almanca konuş demekten ve hatta buna itiraz edenler için yaptırım hazırlamayı düşünmekten çekinmeyen Merkelin tutarlılık konusunda örnek gösterilmesi gerçekten çok zor.
Arkadaşlar bu gelişme şunu ortaya koymuştur; Merkelin istediği entegrasyon değildir. Merkelin hedefi asimilasyondur. Ayrıca yasanın zorunlu evliliklerin önlenmesi amacıyla değiştirilmesi insan haklarına açık bir saldırıdır. Diğer taraftan gerek Merkelin gerekse Alman yanın yabancılar politikasından sorumlu bakanı Maria Boehmerin Türk kuruluşlarının Uyum Zirvesini boykot etme kararını eleştirmesi ve hatta bunu ültimatom olarak tarif etmesi, demokratik açıdan yeterince olgun olmamaktır.
Boehmerin iddiasının aksine, boykot ne üslup ne de içerik açısından abartılı bir tavır değildir. Bu boykot ve onun arka planı, Türk derneklerinin değil, Alman hükümetinin ve sözüm ona uyum zirvesinin saygınlığının derecesini ortaya koymaktadır.
Kişilere zorla bir kültürün benimsetilmesi veyahut bir lisanın yaptırım korkusu ile ezberletilmesi bu çağa ait kavramlar değildir. Gerçekçi olmak gerekir ki, bu yasa gerçekte Türk düşmanlığı yasasıdır!
Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti Uyum Bakanı Armin Laschetin iddiasının aksine bu yasanın amacı asla, evlenerek Almanya’ya gelen kadınları güçlendirmek değildir. Göç uzmanı Dieter Oberndörferin şu yorumu çok önemli;
AB ülkesi vatandaşlarına böyle bir uygulama asla yapılamazdı! Almanya, dünya siyasetinin çok riskli bir döneminde ve çok tehlikeli süreçlerin kesiştiği bir evrede, tarihi ve kültürüyle maalesef çok uyumlu bir yasa çıkardı. Hâlbuki yaşlanan Alman yanın kendi ülkesinde yaşayan yabancıların değilse dahi, Avrupa Konseyinin bazı uyarılarını önemsemesi ve dikkate alması gerekirdi. Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiserliği, Almanya’dan ırkçılık ve yabancı düşmanlığını sadece neo-nazi ve aşırı sağcı grupların eylemleri olarak değil, toplumun tüm katmanlarını etkileyen bir sorun olarak ele almasını istiyor. Yani Konsey, ırkçılığın, yabancı düşmanlığının ve faşizmin Almanya’da istisna olmadığını, toplumun bir kesiminden kaynaklanmadığını ve bütün Alman yanın ortak sorunu olduğunu söylüyor. Hatta Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiserliği tarafından hazırlanan raporda, açık bir dille, Almanya’dan bir göç ülkesi olduğunu kabullenmesi ve göçmenleri toplum için zenginlik olarak algılaması talep ediliyor.
Raporun bu diplomatik ifade ile anlatmaya çalıştığı şey aslında çok basit; Almanya saf kültürün ülkesi olmadığını ve aksine bir göç ülkesi olduğunu kabul etmeli. Ayrıca Almanya göçmenleri düşman veya tehdit olarak algılamamalı ve farklılıkların zenginlik olduğunu anlamalı!…
Raporu yazan Konseyin insan hakları komiseri, İsveçli Thomas Hammerbergin kelimeleri ile yabancıların topluma olumlu katkılarının Alman devleti tarafından resmen tanınması gerekiyor. Zaten diplomatik metinlerde daha doğrudan ifadeler de kullanılamıyor. Aslında bütün bu olup-bitenlerde bir gariplik yok. Çünkü Almanya’da gerçekleştirilen bir araştırmaya göre, halkın yaklaşık %35inin Almanya’da işsizliğin artması durumunda yabancıların sınır dışı edilmesini istediği biliniyor. Bu durumda faşistlerin Türken Raus – Türkler Dışarı- sloganının toplumdaki desteğinin %35 olduğunu ispat ediyor.
Okullarda Türkçenin kullanımının ve Türklerin dini haklarının giderek sınırlandığı Almanya’da da zaten bundan farklı gelişme umulamazdı. İnsanlara vicdan testi uygulayan ve herkesin eleştirdiği papanın Türklerin ve Müslümanların aleyhindeki beyanatının arkasında durduğunu açıkça ortaya koyan bir ülkede, aksi bir durum şaşırtıcı olabilirdi. Aynı rapora göre, 2005 yılında Almanya&da aşırı sağcıların düzenlediği ırkçı eylem sayısı 15.000i aştı ve bu rakam 2006da %30 arttı. Bunun anlamı Almanya’da her gün 54-55 faşist saldırının yaşandığından başka bir şey olamaz.
Almanya Vize ve Oturum Almanın Koşulları
Almanya oturma müsaadesi almak - Oturum Hakkında soru ve cevaplar
Göçmen hareketleri bakımından son derece hareketli bir ülkeye sahibiz. 1960′lı yıllarda Almanya’ya başlayan göç daha sonra Avrupa’nın diğer ülkeleri, Amerika çok azda olsa Asya ve Afrika ile devam etti. Şu anda 3. kuşak yetişirken anavatanımız ile göç edilen memleket arasında evlilik, akraba ziyareti gibi gerekçelerle çeşitli nüfus alışverişi başladı.
1960′larda işçi alımı sözleşmesi ile başlayan göçler günümüzde durma noktasına gelmiştir. Asıl amaçta budur zaten. Ancak evlilik gibi ciddi durumlarda çeşitli sınavlara tabi tutularak vize, oturma izni veriyorlar artık.
Bu konuda çeşitli internet sitelerinden derlediğim bilgileri soru cevap şeklinde size sunmak istedim. İşte sorular ve cevapları;
Hangi şartlarlarda aile birleşimi hakkından yararlanmak mümkündür?
Şartlar Almanya’da bulunan eşin veya velinin yasal konumuna göre farklıdır.
Alman vatandaşı olan kimse bir yabancı uyrukluyla hangi şartlarda aile birleşimi hakkına sahiptir?
Alman vatandaşı olan taraf Almanya’da ikamet etmeli ve yabancı uyruklu olanın eşi, velisi veya çocuğu olmalı.
Yani bir Alman vatandaşı çocuk yabancı uyruklu anne ve/veya babası ile aile birleşimi ve bununla birlikte bunlara oturma müsaadesi sağlama hakkına sahip mi?
Evet!
Alman vatandaşının yeterince geliri olmak zorunda mı?
Hayır! Alman vatandaşı olan taraf sosyal yardım alsa dahil eşi veya çocuğu ile yaşadığı yerde aile birleşimi hakkına sahiptir.
Alman vatandaşının yeterince büyüklükte evi olmak zorunda mı?
Hayır! Ancak aile birleşimini gerçekleştirebilecek bir yeri sunabilmek zorundadır. Bu geçicide olsa bir otel’de olabilir. Ancak evsiz, sokakta yaşayan ve sokakta yaşamakta ısrar eden bir Alman vatandaşı eşi veya çocuğuna aile birleşme hakkını sağlayamayacaktır.
Bir Alman vatandaşı ile evli olan bir yabancı uyruklu ilk başvuruda kaç yıllık oturma müsaadesi alır?
Yabancılar dairesinin aile birleşiminin gerçekleşmesi konusunda kuşkusu olmadığı takdirde üç yıllık oturma müsaadesi verilmelidir. Aile birleşiminin gerçekleşmesi konusunda kuşkular varsa bir veya iki yıllık oturma müsaadesi verilir. Genelde ne olursa olsun ilk olarak bir yıl verilir kişisel olarak görüşüm budur. Ben daha üç yıl oturma izni alan bir yabancı görmedim.
Oturma müsaadesi uzatıldığı zaman hangi süreyle uzatılır?
Hukuki olarak üç yıl gözüküyor. Burada da önceki soruya verilen yanıt geçerlidir. Ama dediğim gibi bu bazı durumlarda değişir. Örnek olarak açmam gerekirse. Kadın veya erkek Almanya’ya geldiği ilk yılında fest dediğimiz yani sağlam sürekli bir iş bulduğunda süresiz ya da üç yıl olarak uzatılır.
Sosyal yardım alan veya almak zorunda olan kimseye oturma müsaadesi verilmek zorunluluğu var mıdır?
Hayır! Bu durum sürülme gerekçesi oluşturup, oturma müsaadesinin verilmesini yasa yabancılar dairesinin takdirine bırakır. Pratikte yabancılar daireleri bu durumda bir yıllık oturma müsaadesi verir.
Hangi şartlarda bir Alman vatandaşının yabancı eş, çocuk veya velisine aile birleşimi hakkı tanınmayıp oturma müsaadesi verilmez?
Oturma müsaadesini red etme gerekçeleri şunlardır:
- Yabancı uyruklu vize gerekliliğine rağmen vizesiz Almanya’ya giriş yapmak
- Yabacılar dairesinin onayı olmadan verilmiş bir vize ile giriş yapmak
- Pasaport sahibi olmamak
- Kimliğin ve uyruğun belli olmaması
- Almandan sürülmüş veya terk et kararı çıkmış olunup, bundan dolayı hakkında otomatikman Almanya’ya girme yasağı yürürlüğe girmiş ve bu yasağın belli bir süre ile sınırlandırılmasına baş vurmamış veya bu süre daha henüz dolmamış olan kimselerde
Sürülme gerekçesi yaratmış bir kimseye aile birleşiminden dolayı oturma müsaadesi verilmek zorunda mıdır?
Hayır. Bu konularda yasa oturma müsaadesinin verilmesini yabancılar dairesinin takdirine bırakmaktadır.
Sürülme gerekçesi nedir?
Sürülme gerekçesinin ne olduğuna yönelik bir açıklama yoktur. Yasa sadece sürülme gerekçesi olan konuları örneklerle saymıştır. Bunlar yabancılar yasasının 46’ıncı maddesinde şöyle sıralanmaktadır:
- Alman yanın özgürlükçü temel yapısını ve güvenliğini tehlikeye sokmak veya siyasi amaçlara ulaşmak için şiddet kullanan, kullanılmasına çağrıda bulunan veya kullanılmasıyla tehdit etmek,
- Ağır bir şekilde veya sürekli olarak yasalara, mahkeme veya idari kararlarına uymamak
- Almanya dışında Almanya’da kasıtlı suç olarak değerlendirilen bir suç işlemiş olmak
- Fuhuş ve benzer yasak işler çevirmek
- Eroin, Kokain veya benzer tehlikeli uyuşturucu kullanıp, bağımlılılığa karşı bir terapi yapmayı kabul etmemek veya bundan kaçmak,
- Tutum ve davranışları ile kamu sağlığını tehlikeye sokan veya uzun vadeli sokakta yaşamak
- Kendisi veya ailesi için sosyal yardım almak veya nafaka yükümlülüğünü yerine getirmeyip nafaka hakkına sahip olanı sosyal yardım almak zorunda bırakmak
Alman vatandaşı ile evli olan kimse süresiz oturma müsaadesi hakkını hangi şartlarda kazanır?
Üç yıl Alman vatandaşı eşi ile yaşamış ve yaşamaya devam eden, basit bir şekilde sözlü olarak kendisini almanca dilinde ifade edebiliyorsa ve bir sürülme gerekçesi yaratmamış olduğu zaman süresiz oturma müsaadesi hakkını kazanmış olur.
İki Türk vatandaşı Almanya´da hangi makamlar tarafından evlendirilebilir ?
Bağlı bulundukları Türk Başkonsolosluğunda veya Alman Nüfus Dairesinde (Standesamt) evlenebilirler.
Almanya´da bir Türk vatandaşı, bir yabancı ile Türk Konsolosluğunda evlenebilir mi?
Hayır. Çünkü Konsoloslukların bir Türk ile bir yabancı uyruklu kişiyi evlendirme yetkisi yoktur. Bu durumdaki vatandaşlarımız gerekli belgeleri temin etmek suretiyle, Alman Nüfus idaresinde evlenebilir.
Bir Türk vatandaşı ile bir yabancı Türkiye´de evlenebilir mi?
Gerekli belgeleri ibraz etmek suretiyle evlenebilirler.
Bir Türk vatandaşı ile bir yabancı Türkiye´de evlenmek istedikleri takdirde, yabancıdan hangi belgeler istenir?
Evlenme Ehliyet Belgesi (Ehefähigkeitszeugnis / Alman Nüfus İdaresinden),
Doğum Kayıt Örneği (Geburtsurkunde),
Kimlik Belgesi (Personalausweis) veya Pasaport (Paß),
İkâmetgâh Belgesi (Meldebescheinigung veya Aufenthaltsbescheinigung),
İlgililerden son evliliğe dair Evlenme Kayıt Örneği, Boşandığına dair Kesinleşmiş Mahkeme Kararı veya Ölüm Belgesi (Rechtskräftigscheidungsurteil / Sterbeurkunde).
Yabancı makamda yapılan evlenmeyi Konsolosluğa bildirme mecburiyeti var mıdır?
Yabancı yetkili makam önünde yapılan evlenmeyi mahallî Türk konsolosluklarına en geç bir ay içinde bildirmekle koca, koca yabancı ise, kadın yükümlüdür. Bildirim evlendirmeyi yapan yetkili makamlardan alınacak evlenme belgesinin bağlı bulunulan Türk konsolosluğuna verilmesi ile yapılır.
Kız ve erkekler için evlenme yaşı kaçtır?
18 yaşını bitiren Türk vatandaşı reşit olduğundan herhangi bir izne gerek olmaksızın evlenebilir. Reşit olmayan, yani 18 yaşını bitirmemiş kızlar 15 yaşını, erkekler 17 yaşını doldurdukları takdirde, anne ve babanın noter önünde verecekleri muvafakat name ile evlenebilirler.
Vekâlet ile evlenme olur mu?
Hayır. Evlenme esnasında, evlenecek kişilerin nikâh memuru önünde bizzat bulunmaları şarttır.
Nişanı bozmak mümkün müdür ?
Nikâh vakti icra edilinceye kadar, nişanlılar evlenmekten vazgeçilebilirler.
Türk vatandaşı bir erkek, evlendiği kadının soyadını alabilir mi?
Hayır. Türk Medeni Kanunu´na göre bu mümkün değildir.
Türk vatandaşı bir kadın evlendiği zaman kızlık soyadını taşıyabilir mi?
Türk Medeni Kanunu´nda son yapılan bir değişiklikle, “Kadın, evlenmekle kocasının soyadını alır, ancak evlendirme memuruna veya nüfus idaresine yapacağı yazılı başvuru ile kocasının soyadı önünde, önceki soyadını da kullanabilir” hükmü getirildiğinden, dilerse kocasının soyadı önünde kendi soyadını da taşıyabilir.
Boşanan veya eşi ölen kadın veya erkek için evlenme yasağı var mıdır?
Erkek için böyle bir yasak yoktur. Ancak, kadının hâmile olması muhtemel olduğundan, doğacak çocuğun nesebi açısından evlenme yasağı vardır. Boşanan veya eşi ölen kadın, ölüm veya boşanma tarihinden itibaren 300 gün (10 ay) geçmeden yeniden evlenemez. İlgili Türk mahkemesine başvurarak bu süreyi kısaltmak veya kaldırtmak mümkündür.
Türk vatandaşı erkek ile evlenen yabancı kadın, Türk vatandaşlığına geçebilir mi?
Evet. Evlenme, evlendirmeye yetkili Türk makamları önünde yapıldığında, evlenme akdinin yapıldığı sırada o makama; yabancı makamlar önünde yapıldığı takdirde, evlenmeyi tescil ile görevli Türk makamlarına, evlenme akdinden başlayarak bir ay içinde yazılı olarak başvurduğu takdirde, ayrıca Türk vatandaşlığını da alabilir. Bu bir yabancı ile evlenen Türk kadını için geçerli değildir.
Bir Alman vatandaşı ile Danimarka´da evlendim. Bu evliliği nasıl tescil ettirebilirim?
Danimarka makamları tarafından düzenlenen evlenme cüzdanı ya da belgesinin bu ülkenin Almanya´da ki bir Başkonsolosluğunda ya da Büyükelçiliğinde tescil ettirdikten sonra nüfus cüzdanının ve evlendiğiniz kişinin doğum belgesi (Geburtsurkunde) ile birlikte bağlı bulunduğu Başkonsolosluğa müracaat etmesi yeterlidir.
Evlenme cüzdanını konsolosluklarda yenilemek veya kaybından dolayı yenisini almak mümkün müdür?
Evet. Bunun için karı-kocanın, nüfus hüviyet cüzdanları, pasaportları, ikişer fotoğrafları ile birlikte Başkonsolosluğa başvurması gerekir.
Peki ya vize alırken?
Aile birleşimi çerçevesinde vize için, yetkili yurtdışı temsilciliğine, başvuru saatleri içersinde pazartesi-cuma günleri saat 8.00 ile 12.00 arasında şahsen başvuruda bulunulması gerekmektedir.
Müracaat Formları başvuru esnasında verilmekte olup, müracaatçı tarafından şahsen doldurulmak zorundadır. Aile birleşimi müracaatı için aşağıdaki belgelerin hem asılları hem de fotokopileri gerekli Uluslararası Evlenme Kayıt Örneği (Formül B – Nüfus Müdürlüğünden) Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği (Nüfus Müdürlüğünden) T.C. Pasaportu (en az 1 yıl geçerli) 2 adet vesikalık resim
Gerek duyulması halinde, başka belgelerin de istenebileceğini lütfen göz önünde bulundurunuz. Yukarıda belirtilen belgelerin ibraz edilmiş olması, mutlaka vize verilmesini gerektirmemektedir.
Büyükelçilik, aşağıda belirtilen vize ücretleri dışında vize bölümünün bütün resmi işlemlerinin ücretsiz olduğunu, başvuru formlarının ücretsiz olarak verildiğini ve ayrıca dışarıdan bir büronun yardımına gerek olmadığını özellikle belirtir.
Aile birleşimi için vize ücretleri:
- Alman uyruklu eşler: ücretsiz
- Yabancı uyruklu eşler: 25,- Euro (müracaat esnasında 15,- Euro alınmakta olup, geri kalan 10,- Euro vize verildiğinde alınır)
Vize ücretleri yalnızca Euro olarak alınmaktadır.
Uyum Kursları
Sürekli olarak Almanya’da yaşayan yabancıların uyum sağlama çabaları, uyum kursları olarak adlandırılan kurslarla desteklenir. Kurslar, dil öğrenme imkânlarının yanı sıra yabancılara hukuki, tarihi ve kültürel bilgiler sunan bir yönlendirme kursunu kapsar. Uyum kurslarının gerçekleştirilmesinde bundan sonra, ‘talep ve teşvik etme’ ilkesine daha çok önem verilecektir. Yasada artık kursa başarılı bir şekilde katılma hedefi özellikle vurgulanmaktadır. Böylece bundan sonra giderek daha çok katılımcının sadece bir kursa gitmelerini değil kursu bir bitirme sınavına
girerek başarılı bir şekilde tamamlamalarını güvence altına almak amaçlanmaktadır. Devamsızlık durumunda belli bir yaptırım uygulanması konusunda da tek tip uygulama yolu seçilmiştir. Dolayısıyla kursa, „öngörülen şekilde” katılmama durumunda işsizlik parası (ALG II) yüzde 30 oranında kesilebilir. „Uyumu reddedenler” bunun ötesinde 1.000 Euro kadar para cezasına çarptırılabileceklerini hesaba katmak zorundalar.
Kalma Hakkı
Reformun can alıcı bir noktası, uzun yıllar müsamaha gösterilenler (hemen, hemen 180.000 kişi) için var olan ve ‘yıllanmış vaka düzenlemesi’ olarak adlandırılan uygulamadır. Müsamaha gösterilen kişiler, oturum statüsü olmayan ama gerçek ya da hukuki sebeplerden ötürü – örneğin, yabancının hangi ülke vatandaşı olduğu açıklık kazanmadığı için – sınır dışı edilemeyen kişilerdir. Eğer 1 Temmuz 2007 olarak belirlenen tarihe kadar en azından sekiz (yalnız yaşayanlar) ya da altı yıldır (yaşı reşit olmayan çocukları olan aileler) Almanya’da yaşıyor, geçimlerini kendileri sağlıyor, suç işlememiş ve Almanca biliyorlar ise kendilerine oturma hakkı verilmektedir. Geçimleri güvence altına alınmamışsa, kendilerine belli bir ‘deneme süresi’ için oturum izni verilmesi ve 2009 sonuna kadar iş bulmaları için zaman tanınması öngörülmektedir. Federal eyaletler ayrıca bu kişilere para yardımı yerine sadece ihtiyaç malzemesi olarak yapılan yardımı vermeye devam etmekte serbesttirler.
Almanya”da yürürlüğe giren tartışmalı Göç Yasası gereği Aile Birleşimi çerçevesinde ülkeye geleceklere uygulanacak dil sınavı ‘Okuma, Yazma, Anlama ve Duyma’ olmak üzere dört aşamadan oluşurken, adaylar, vize almadan önce yasa gereği tam 80 dakika sınava tabi tutulacak.
Almanya’da geçtiğimiz Ağustos ayında yürürlüğe giren göç yasası ile ilgili tartışmalar sürerken, yasa gereği aile birleşimi çerçevesinde Almanya’ya geleceklere uygulanacak dil sınavın nasıl olacağı açıklığa kavuştu. Federal hükümet, dil sınavına tabi ülkelerde bulunan dış temsilciliklerine ve bu ülkelerde bulunan Goethe Enstitüsüne dil sınavının nasıl yapılacağını ve hangi seviyede Almanca bilinmesi gerektiğini belirleyerek bildirdi.
Buna göre vize başvurusu yapan adayların, uzun yıllardan beri Almanya’da yetişkinlere yönelik düzenlenen ‘Start Deutsch A 1′ seviyesinde Almanca bilmesi zorunlu kılınıyor. Aile Birleşimi çerçevesinde Almanya’ya geleceklerin önce dört aşamalı sınavdan geçirileceği ortaya çıktı. Adaylar, Duyma, Okuma, Yazma ve Konuşma olmak üzere dört ayrı bölümden sınava tabi tutulacaklar.
80 dakikalık Sınav
Adaylar, öncelikle 20 dakika boyunca ‘Duyma’ bölümünden teks edilecekler. Sınavı yapan görevliler önlerindeki teksi okuyacaklar. Her teks en fazla iki kez okunacak. İki okumadan sonra adaya okunan konuyla ilgili sorular yöneltilecek. Bu bölüm için zorunlu sınav süresi ise 20 dakika olarak belirlendi. İkinci ve üçüncü aşama olan ‘Okuma ve Yazma’ için belirlenen sınav süresi ise tam 45 dakika. 45 dakika içinde vize başvurusu yapan adaylar verilen bölümü doğru okuyup yazmak zorundalar. Sınav süresi 15 dakika olarak belirlenen ‘Konuşma’ bölümünde ise kişiye kendisiyle ilgili sorular sorulacak ve belirlenen bir konu üzerinde sohbet edilecek. Toplam 80 dakika boyunca sınava tabi tutulan aday, sınavı başardığı taktirde diğer istenen koşulları da yerine getiriyorsa aile birleşimi çerçevesinde vize alarak Almanya’ya gelebilecek.
Sol Parti Federal Meclis milletvekili ve Partisinin Göç ve Uyum Politikaları Sözcüsü Sevim Dağdelen sınava karşı çıkarak şöyle dedi:
Bu Sınavı Kim Yapacak?
“Göç yasası tüm itirazlara ve karşı koymalara rağmen ayırımcı niteliklerle yürürlüğe girdi. Ailelerin birleşimine engel olması yönüyle insan haklarını ihlal eden bir yasa. Ayrıca sadece Türkiye’den gelenlere değil, Güney Amerika veya diğer ülkelerden gelenlerin de önüne engeller çıkarıyor. Sosyal Demokratlar ve CDU’lular çıkardıkları bu yasayla Almanya’nın itibarına zarar verdi. Sınava tabi olan örneğin Nikaragua’da Goethe Enstitüsü yok. Buradaki insanlar nasıl Almanca öğrenecek ve bunları kim sınava tabi tutacak. Ayrıca Hakkari’den insanlar ’ya gelip sınava girecekler. Bu onlara ekonomik yük getirecek. Bu sınavı Almanya’da başarmak çok zor iken, başka ülkelerde yaşayanların başarmasını beklemek hangi akla ve mantığa sığar.”
Alman yanın artık yeni bir göç yasası var. Bu yasa göçmen derneklerinin, yabancıların ve Alman yanın vatandaşlığına geçen kimselerin tepkilerine rağmen çıkarıldı. Bu yasanın en büyük özelliği, çoksesliliğe, azınlık haklarına, siyasi ahlaka ve demokratik kültüre en ağır biçimde saldırması. Yasa uzun süredir Almanya’da yaşayan ve oturumu olmayan mültecilere belli şartlar altında kalma ve çalışma izni tanınmasını öngörürken, aile birleşimine yönelik kuralları sertleştiriyor.
Alman parlamentosu Bundestagtan geçtikten sonra Cumhurbaşkanı Horst Köhlerin onayladığı yasa Almanya’da çalışan ve Türkiye’den evlenen biri eşini Almanya’ya getirmek isterse, eşi bir yıl boyunca Almanca kursuna gitmek ve sınavda başarılı olmak zorunda. Ayrıca yasaya göre uyum kurslarına katılmayan yabancılara yaptırım uygulanacak, Alman vatandaşlığına geçmek isteyen genç yabancılardan da gelir beyannamesi göstermeleri gerekecek.
Yeni yasa nedeniyle göçmen dernekleri hükümetin uyum zirvesine katılmadı. Türk dernekleri, yasanın ayrımcı ve baskıcı olduğuna dikkat çekiyorlar. Fakat Türklerin, protesto gösterisi düzenlemesi Şansölye Angela Merkeli rahatsız etti. Merkel, 2. Uyum Zirvesine katılmayan Türk kuruluşlarının tutumunu eleştirerek hükümete ültimatom verilemeyeceğini söyledi.
Şüphesiz Merkel, benzer bir yasayı Türkiye çıkarsaydı çok daha büyük tepki gösterirdi. Türkiye böyle bir yasa çıkarsaydı, o zaman Türkiye’nin gizli bir gündemi olduğunu, ’nın amacının uyumu kolaylaştırmak değil, gizli bir asimilasyon politikası yürütmek olduğunu söylerdi. Eğer Türkiye böyle bir yasa çıkarsaydı, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri haklı olarak kopardı. Çünkü böyle bir yasaya imza atacak ülkenin hiçbir medeni değerin temsil edildiği bir zeminde kendisine yer bulamaması gerekirdi.
Bu yasanın anlamı – Almanya Türk Toplumu TGD Genel Başkanı Kenan Kolatın da isabetle belirttiği gibi- Brandenburgun yabancılar ile diyalog kapısını kapatması olarak görülebilir. Türkiye’de türlü dilin kamusal ve resmi zeminde konuşulmasını teşvik ederken, kendi ülkesinde yaşayanlara despotça vatandaş, Almanca konuş demekten ve hatta buna itiraz edenler için yaptırım hazırlamayı düşünmekten çekinmeyen Merkelin tutarlılık konusunda örnek gösterilmesi gerçekten çok zor.
Arkadaşlar bu gelişme şunu ortaya koymuştur; Merkelin istediği entegrasyon değildir. Merkelin hedefi asimilasyondur. Ayrıca yasanın zorunlu evliliklerin önlenmesi amacıyla değiştirilmesi insan haklarına açık bir saldırıdır. Diğer taraftan gerek Merkelin gerekse Alman yanın yabancılar politikasından sorumlu bakanı Maria Boehmerin Türk kuruluşlarının Uyum Zirvesini boykot etme kararını eleştirmesi ve hatta bunu ültimatom olarak tarif etmesi, demokratik açıdan yeterince olgun olmamaktır.
Boehmerin iddiasının aksine, boykot ne üslup ne de içerik açısından abartılı bir tavır değildir. Bu boykot ve onun arka planı, Türk derneklerinin değil, Alman hükümetinin ve sözüm ona uyum zirvesinin saygınlığının derecesini ortaya koymaktadır.
Kişilere zorla bir kültürün benimsetilmesi veyahut bir lisanın yaptırım korkusu ile ezberletilmesi bu çağa ait kavramlar değildir. Gerçekçi olmak gerekir ki, bu yasa gerçekte Türk düşmanlığı yasasıdır!
Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti Uyum Bakanı Armin Laschetin iddiasının aksine bu yasanın amacı asla, evlenerek Almanya’ya gelen kadınları güçlendirmek değildir. Göç uzmanı Dieter Oberndörferin şu yorumu çok önemli;
AB ülkesi vatandaşlarına böyle bir uygulama asla yapılamazdı! Almanya, dünya siyasetinin çok riskli bir döneminde ve çok tehlikeli süreçlerin kesiştiği bir evrede, tarihi ve kültürüyle maalesef çok uyumlu bir yasa çıkardı. Hâlbuki yaşlanan Alman yanın kendi ülkesinde yaşayan yabancıların değilse dahi, Avrupa Konseyinin bazı uyarılarını önemsemesi ve dikkate alması gerekirdi. Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiserliği, Almanya’dan ırkçılık ve yabancı düşmanlığını sadece neo-nazi ve aşırı sağcı grupların eylemleri olarak değil, toplumun tüm katmanlarını etkileyen bir sorun olarak ele almasını istiyor. Yani Konsey, ırkçılığın, yabancı düşmanlığının ve faşizmin Almanya’da istisna olmadığını, toplumun bir kesiminden kaynaklanmadığını ve bütün Alman yanın ortak sorunu olduğunu söylüyor. Hatta Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiserliği tarafından hazırlanan raporda, açık bir dille, Almanya’dan bir göç ülkesi olduğunu kabullenmesi ve göçmenleri toplum için zenginlik olarak algılaması talep ediliyor.
Raporun bu diplomatik ifade ile anlatmaya çalıştığı şey aslında çok basit; Almanya saf kültürün ülkesi olmadığını ve aksine bir göç ülkesi olduğunu kabul etmeli. Ayrıca Almanya göçmenleri düşman veya tehdit olarak algılamamalı ve farklılıkların zenginlik olduğunu anlamalı!…
Raporu yazan Konseyin insan hakları komiseri, İsveçli Thomas Hammerbergin kelimeleri ile yabancıların topluma olumlu katkılarının Alman devleti tarafından resmen tanınması gerekiyor. Zaten diplomatik metinlerde daha doğrudan ifadeler de kullanılamıyor. Aslında bütün bu olup-bitenlerde bir gariplik yok. Çünkü Almanya’da gerçekleştirilen bir araştırmaya göre, halkın yaklaşık %35inin Almanya’da işsizliğin artması durumunda yabancıların sınır dışı edilmesini istediği biliniyor. Bu durumda faşistlerin Türken Raus – Türkler Dışarı- sloganının toplumdaki desteğinin %35 olduğunu ispat ediyor.
Okullarda Türkçenin kullanımının ve Türklerin dini haklarının giderek sınırlandığı Almanya’da da zaten bundan farklı gelişme umulamazdı. İnsanlara vicdan testi uygulayan ve herkesin eleştirdiği papanın Türklerin ve Müslümanların aleyhindeki beyanatının arkasında durduğunu açıkça ortaya koyan bir ülkede, aksi bir durum şaşırtıcı olabilirdi. Aynı rapora göre, 2005 yılında Almanya&da aşırı sağcıların düzenlediği ırkçı eylem sayısı 15.000i aştı ve bu rakam 2006da %30 arttı. Bunun anlamı Almanya’da her gün 54-55 faşist saldırının yaşandığından başka bir şey olamaz.