KlaS
Admin
Akciğer Apsesi
Akciğer Apsesi
Akciğer Apsesi
akciğer apsesi nedenleri - akciğer apsesei bulguları - apse neden oluşur
Akciğer apsesi
Akciğerlerde irin oluşumuyla ortaya çıkan bir hastalıktır. Solunum sistemini ilgilendiren birçok hastalık irin oluşumuna yol açabilir. Benzer özellikler gösteren bu hastalıklarda önce akciğer dokusunun yıkıma uğramasıyla boşluklar oluşur. Zamanla bu boşlukların içinde irin toplanır ve toplanan irin daha sonra da bronşlar yoluyla dışarı atılır.
Bu süreç en çok stafılokok gibi bakterilerin yaptığı akciğer enfeksiyonlarında görülür. Ama akciğer enfarktüsü, akciğere yabancı cisim kaçması, verem, mantar hastalıkları ve bronşektazi (bronş genişlemesi) gibi öbür akciğer hastalıklarında da akciğer apsesi oluşabilir.
Akciğer apsesi akciğerlerdeki iltihaplı hastalıkların en tipik sonucudur.
NEDENLERİ
Akciğer apsesinin nedenleri iki başlık altında toplanabilir. Birinci grupta yer alan etkenler enfeksiyona yol açan çeşitli bakterilerdir. İkinci grupta ise apse gelişimini hazırlayıcı etkenler yer alır. Akciğer enfeksiyonuna yol açan başlıca bakteriler şunlardır:
• irin yapıcı (piyojen) bakteriler (örneğin streptokoklar, pnömokoklar, stafi-lokoklar).
• Kangren yapıcı bakteriler (örneğin Bacillus ramosus, Bacillus fragilis, Micrococcus foetidus, Bacillus fusiformis).
• Başta spiroketler olmak üzere sarmal biçimli bakteriler (örneğin Spirochaeta buccalis, Spirochaeta bronchialis).
Apse oluşumunda en önemli etkenin spiroketleri de içine alan sarmal biçimli bakteriler olduğu düşünülür. İlk lezyonları bu mikroorganizmalar yapar. Daha sonra irin yapıcı bakterilerin bunlara eklenmesiyle irinlenme başlar. Havasız ortamlarda yaşayabilen bakteriler ise ölü doku parçalarında üreyerek apseyi kangrenli duruma getirir.
Apseyi hazırlayıcı etkenlerin en önemlileri vücudun direncini azaltan hastalıklardır. Bunlara örnek olarak şeker hastalığı, kronik zehirlenmeler, vitamin eksiklikleri vb sayılabilir. Kronik bronş hastalıkları İse bu grup İçinde ayrı bir önem taşır.
BELİRTİLERİ
Hastalığın birbirini izleyen üç gelişim evresi ve bunlara koşut olarak ortaya çıkan klinik belirtileri vardır. Bu üç evre şöyle sıralanabilir:
• Apse oluşumu ve bu bölgede akciğer dokusunun yoğunlaşarak hava kaybetmesi.
• İrinli akciğer dokusunun yumuşaması.
• İrinli maddenin bronşlardan dışarıya atılması.
Apse genellikle tek, daha seyrek olarak da birçok odakta birdenbire ortaya çıkar. Sürekli yüksek ateş, göğüste ağrı, öksürük, nefes darlığı, gittikçe artan miktarda kokusuz balgam çıkarma gibi belirtiler verir.
Birkaç gün sonra hastalık yumuşama evresine girer. Hastanın genel durumu bozulur, ateşi hâlâ yüksektir. Ağzından kan gelmeye başlar (hemoptizi). Balgam miktarı artar; irinli balgamın rengi gittikçe bulanıklaşır. Böylelikle üçüncü evreye girilir. Bu dönemde apsenin içindeki irinli madde kusma biçiminde bronşlardan dışarı atılır.
Üçüncü evrede çekilen göğüs filminde duvarları kalınlaşmış, sınırları belirgin apse boşluğu açıkça görülebilir. Ayrıca bu dönemde çıkarılan çok kötü kokulu balgam kesin tanı konmasını kolaylaştıran önemli bir belirtidir. Hastanın kusma biçiminde balgam çıkarması çoğunlukla genel durumunda bir iyileşmeyle birlikte ortaya çıkan bir belirtidir, ama bu durum geçicidir.
Kuşkusuz bütün apse türleri bu sırayı izleyerek gelişmez. Yukarıda da sözü edildiği gibi antibiyotik kullanımından sonra, klasik hastalık tablosu değişmiş ve apsenin evrelerini sıralamak güçleşmiştir. Olguların çoğunda hasta uygun tedavinin uygulanması sonucunda iyileşir. Daha kötü gidişli olgularda ise akciğerlerdeki apse boşluğu kapanmaz ve bu ortamda başka iltihapların gelişmesiyle kronikleşir. Günümüzde olguların çoğunda tam iyileşme sağlanmakta, apse odağının tedavi edilmeden kendiliğinden kapandığı olgular da eskiden beri bilinmektedir.
Laboratuvar bulguları
Lökosit 20.000-30.000'e çıkar. Lökosit formülünde nötrofiller belirli olarak artmıştır. Balgamın bakteriyolojik incelenmesi ve ilaçlara duyarlığı (antibiogram) incelenmelidir. Abse kuşkusu olunca hem aerob hemde aneorob bakterilerin kültürü yapılmalıdır. Tüberküloz basilinin direkt, kültürü ve ilaç duyarlılığının incelenmesi ihmal edilmemelidir. Akciğer abselerinde bakteri florası karışıktır ve bu karışık flora içinde Koch basili bulunabilir. Akciğer absesinin tanı ve tedavisinde bronkoskopiden de yararlanılır. Bu yöntemle örneğin yabancı cisim veya tümör olup olmadığı görülür ve alınan materyelin aneorob kültür yapılır.
Radyolojik bulgular
Başlangıçta pnömoniye benzeyen yuvarlak bir yoğunlaşma vardır. Birkaç gün sonra absenin içindeki nekroz materyel kısmen boşalarak tipik sıvı-hava düzeyi ile kaviter görünüm oluşur. Kavern duvarı genellikle kalındır ve çevresinde oldukça homojen pnömonik nitelikte bir yoğunlaşma vardır. Abse kavernleri sağ akciğer ve alt loblarda daha çok görülür.
Ayırıcı tanı
Özellikle hastalığın başlangıcında akciğer absesi pnömoniden ayırmak güçtür. Ancak infeksiyon ilerledikçe abse belirtileri açıklığa kavuşur. Tüberküloz, fungus infeksiyonları ve bronş kanserinde abseye benzeyen görünüm ve abse komplikasyonu gelişebilir. Hastanın özgeçmişi ve daha önce çekilmiş akciğer filimleri yenileriyle karşılaştırılarak teşhise yardımcı olur. Hidatik kistler ve bronkojenik kistlerde de abseleşme olabilir. Travmada akciğer süpürasyonu ve absesi beklenen bir komplikasyondur. Pnömokon-yosis'de nadir olarak kavern ve abseleşme gelişebilir. Hiatus herni ve intrato-rasik diğer herniler bazan abse kavernlerine benzerler. Diafragmadaki anormalliklerin sebep olduğu intratorasik bu hernilerde solunum sistemi belirtileri yoktur, başlıca hastalık belirtileri retrostemal ağrı, gastrointestinal şikayetler olup radyolojik görünümün değişmemesi ve baryumla yapılan gastrointestinal radyografık inceleme ile teşhis konur.
TEDAVİ
Akciğer abesisi ciddi bir hastalıktır. Hastanede tedavi edilmelidir. Akciğer infeksiyonları abseleşmeye meyillidir. Bu nedenle ciddi bir şekilde antibiyotik tedavisi uygulanmalı ve hastalığın gidişi konrol edilmelidir. Tonsilektomi, diş çekilmesi ve akciğere aspirasyon olan durumlarda profilaktik penisilin tedavisi yapılmalıdır.
Abse tedavisinde en etkili antibiyotik penisilindir. Günlük doz 10-20 milyon ünite veya daha fazla verilir. Bazı vakalarda hastalık yalnız penisilinle tedavi edilebilir. Penisiline ek olarak klindamisin, metronizasol de kullanılabilir. Balgamın bakteri kültürü sık sık incelenmeli ve değişen bakteri florası ve antibiyogram sonucuna uygun kombine antibiyotik tedavisi yapılmalıdır.
Akciğer Apsesi
akciğer apsesi nedenleri - akciğer apsesei bulguları - apse neden oluşur
Akciğer apsesi
Akciğerlerde irin oluşumuyla ortaya çıkan bir hastalıktır. Solunum sistemini ilgilendiren birçok hastalık irin oluşumuna yol açabilir. Benzer özellikler gösteren bu hastalıklarda önce akciğer dokusunun yıkıma uğramasıyla boşluklar oluşur. Zamanla bu boşlukların içinde irin toplanır ve toplanan irin daha sonra da bronşlar yoluyla dışarı atılır.
Bu süreç en çok stafılokok gibi bakterilerin yaptığı akciğer enfeksiyonlarında görülür. Ama akciğer enfarktüsü, akciğere yabancı cisim kaçması, verem, mantar hastalıkları ve bronşektazi (bronş genişlemesi) gibi öbür akciğer hastalıklarında da akciğer apsesi oluşabilir.
Akciğer apsesi akciğerlerdeki iltihaplı hastalıkların en tipik sonucudur.
NEDENLERİ
Akciğer apsesinin nedenleri iki başlık altında toplanabilir. Birinci grupta yer alan etkenler enfeksiyona yol açan çeşitli bakterilerdir. İkinci grupta ise apse gelişimini hazırlayıcı etkenler yer alır. Akciğer enfeksiyonuna yol açan başlıca bakteriler şunlardır:
• irin yapıcı (piyojen) bakteriler (örneğin streptokoklar, pnömokoklar, stafi-lokoklar).
• Kangren yapıcı bakteriler (örneğin Bacillus ramosus, Bacillus fragilis, Micrococcus foetidus, Bacillus fusiformis).
• Başta spiroketler olmak üzere sarmal biçimli bakteriler (örneğin Spirochaeta buccalis, Spirochaeta bronchialis).
Apse oluşumunda en önemli etkenin spiroketleri de içine alan sarmal biçimli bakteriler olduğu düşünülür. İlk lezyonları bu mikroorganizmalar yapar. Daha sonra irin yapıcı bakterilerin bunlara eklenmesiyle irinlenme başlar. Havasız ortamlarda yaşayabilen bakteriler ise ölü doku parçalarında üreyerek apseyi kangrenli duruma getirir.
Apseyi hazırlayıcı etkenlerin en önemlileri vücudun direncini azaltan hastalıklardır. Bunlara örnek olarak şeker hastalığı, kronik zehirlenmeler, vitamin eksiklikleri vb sayılabilir. Kronik bronş hastalıkları İse bu grup İçinde ayrı bir önem taşır.
BELİRTİLERİ
Hastalığın birbirini izleyen üç gelişim evresi ve bunlara koşut olarak ortaya çıkan klinik belirtileri vardır. Bu üç evre şöyle sıralanabilir:
• Apse oluşumu ve bu bölgede akciğer dokusunun yoğunlaşarak hava kaybetmesi.
• İrinli akciğer dokusunun yumuşaması.
• İrinli maddenin bronşlardan dışarıya atılması.
Apse genellikle tek, daha seyrek olarak da birçok odakta birdenbire ortaya çıkar. Sürekli yüksek ateş, göğüste ağrı, öksürük, nefes darlığı, gittikçe artan miktarda kokusuz balgam çıkarma gibi belirtiler verir.
Birkaç gün sonra hastalık yumuşama evresine girer. Hastanın genel durumu bozulur, ateşi hâlâ yüksektir. Ağzından kan gelmeye başlar (hemoptizi). Balgam miktarı artar; irinli balgamın rengi gittikçe bulanıklaşır. Böylelikle üçüncü evreye girilir. Bu dönemde apsenin içindeki irinli madde kusma biçiminde bronşlardan dışarı atılır.
Üçüncü evrede çekilen göğüs filminde duvarları kalınlaşmış, sınırları belirgin apse boşluğu açıkça görülebilir. Ayrıca bu dönemde çıkarılan çok kötü kokulu balgam kesin tanı konmasını kolaylaştıran önemli bir belirtidir. Hastanın kusma biçiminde balgam çıkarması çoğunlukla genel durumunda bir iyileşmeyle birlikte ortaya çıkan bir belirtidir, ama bu durum geçicidir.
Kuşkusuz bütün apse türleri bu sırayı izleyerek gelişmez. Yukarıda da sözü edildiği gibi antibiyotik kullanımından sonra, klasik hastalık tablosu değişmiş ve apsenin evrelerini sıralamak güçleşmiştir. Olguların çoğunda hasta uygun tedavinin uygulanması sonucunda iyileşir. Daha kötü gidişli olgularda ise akciğerlerdeki apse boşluğu kapanmaz ve bu ortamda başka iltihapların gelişmesiyle kronikleşir. Günümüzde olguların çoğunda tam iyileşme sağlanmakta, apse odağının tedavi edilmeden kendiliğinden kapandığı olgular da eskiden beri bilinmektedir.
Laboratuvar bulguları
Lökosit 20.000-30.000'e çıkar. Lökosit formülünde nötrofiller belirli olarak artmıştır. Balgamın bakteriyolojik incelenmesi ve ilaçlara duyarlığı (antibiogram) incelenmelidir. Abse kuşkusu olunca hem aerob hemde aneorob bakterilerin kültürü yapılmalıdır. Tüberküloz basilinin direkt, kültürü ve ilaç duyarlılığının incelenmesi ihmal edilmemelidir. Akciğer abselerinde bakteri florası karışıktır ve bu karışık flora içinde Koch basili bulunabilir. Akciğer absesinin tanı ve tedavisinde bronkoskopiden de yararlanılır. Bu yöntemle örneğin yabancı cisim veya tümör olup olmadığı görülür ve alınan materyelin aneorob kültür yapılır.
Radyolojik bulgular
Başlangıçta pnömoniye benzeyen yuvarlak bir yoğunlaşma vardır. Birkaç gün sonra absenin içindeki nekroz materyel kısmen boşalarak tipik sıvı-hava düzeyi ile kaviter görünüm oluşur. Kavern duvarı genellikle kalındır ve çevresinde oldukça homojen pnömonik nitelikte bir yoğunlaşma vardır. Abse kavernleri sağ akciğer ve alt loblarda daha çok görülür.
Ayırıcı tanı
Özellikle hastalığın başlangıcında akciğer absesi pnömoniden ayırmak güçtür. Ancak infeksiyon ilerledikçe abse belirtileri açıklığa kavuşur. Tüberküloz, fungus infeksiyonları ve bronş kanserinde abseye benzeyen görünüm ve abse komplikasyonu gelişebilir. Hastanın özgeçmişi ve daha önce çekilmiş akciğer filimleri yenileriyle karşılaştırılarak teşhise yardımcı olur. Hidatik kistler ve bronkojenik kistlerde de abseleşme olabilir. Travmada akciğer süpürasyonu ve absesi beklenen bir komplikasyondur. Pnömokon-yosis'de nadir olarak kavern ve abseleşme gelişebilir. Hiatus herni ve intrato-rasik diğer herniler bazan abse kavernlerine benzerler. Diafragmadaki anormalliklerin sebep olduğu intratorasik bu hernilerde solunum sistemi belirtileri yoktur, başlıca hastalık belirtileri retrostemal ağrı, gastrointestinal şikayetler olup radyolojik görünümün değişmemesi ve baryumla yapılan gastrointestinal radyografık inceleme ile teşhis konur.
TEDAVİ
Akciğer abesisi ciddi bir hastalıktır. Hastanede tedavi edilmelidir. Akciğer infeksiyonları abseleşmeye meyillidir. Bu nedenle ciddi bir şekilde antibiyotik tedavisi uygulanmalı ve hastalığın gidişi konrol edilmelidir. Tonsilektomi, diş çekilmesi ve akciğere aspirasyon olan durumlarda profilaktik penisilin tedavisi yapılmalıdır.
Abse tedavisinde en etkili antibiyotik penisilindir. Günlük doz 10-20 milyon ünite veya daha fazla verilir. Bazı vakalarda hastalık yalnız penisilinle tedavi edilebilir. Penisiline ek olarak klindamisin, metronizasol de kullanılabilir. Balgamın bakteri kültürü sık sık incelenmeli ve değişen bakteri florası ve antibiyogram sonucuna uygun kombine antibiyotik tedavisi yapılmalıdır.