EbruLi
Tecrübeli Üye
Yaşamın Her Anında Varolan Bir Gerçek - Boşanma
Yaşamın Her Anında Varolan Bir Gerçek - Boşanma
Yaşamın Her Anında Varolan Bir Gerçek - Boşanma
Bir zamanlar birbirlerini severek ve anlaşarak evlenen çiftler de zamanla değişebiliyor. Bu değişimler birbirleriyle örtüşmediğinde ve yeni beklentiler karşılık bulamadığında anlaşmazlık, sonunda da ayrılık kaçınılmaz oluyor.
Sonrasında iş, sağlıklı bir şekilde ayrılmaya kalıyor. Çiftlerin çocukları varsa, boşanmanın “sağlıklı” gerçekleşebilmesi daha büyük önem kazanıyor çünkü ayrılmalarda çiftler kadar çocuklar da hassaslaşıyor.
Çocuğu ayrılığa hazırlamak ve ayrılıktan sonra günlük yaşamına herhangi bir zarar vermeden devam etmesini sağlamak, çaba gerektirir. Ancak öncelikle, çocuğun bu gerçekliğin bilincinde ve farkında olması gerekir.
Boşanma Sürecinde Ebeveynin Rolü
Ayrılık ve boşanma sürecindeki ebeveynlerin kararlarını netleştirdikten sonraki adımları, bu olayı çocuklarına açıklamaktır. Çocuğun veya çocukların yoğun olarak anne veya babadan biriyle yaşayacakları yeni bir hayat düşünülecek olursa, yapılacak ilk açıklamalar tek ebeveyn olma yolunda atılmış ilk adımdır. Çocuğa verilecek mesajlar, anne baba tarafından ortak bir dile sahip olmalı ve tutarlılık taşımalıdır. Bu mesajların içeriği en temel olarak, çocuğa kararın net olarak açıklanması, bu sürecin çocuğun kendisiyle ilgili herhangi bir durumdan kaynaklanmadığının anlatılması, onun “suç” u olmadığının belirtilmesi ve tüm duygularının dinlenmesi, güvenlik duygusunun garantilenmesi olmalıdır. Boşanmanın anne baba arasında bir durum olduğu, çocuğun temel güven duygusunu göz önünde bulundurarak, bundan sonra da sevileceği, sahiplenileceği ve korunacağı mutlaka belirtilmelidir.
Yapılan ilk açıklamaların ardından başlayan tek ebeveynli hayat, ebeveyn ve çocuk için daha önce tecrübe edilmemiş olan yeni bir süreçtir ve her iki tarafın da uyumu için zaman gerekir.
Kayıp Sürecinde Ebeveynin Rolü
Annenin veya babanın kaybı bir çocuğun hayatında yaşadığı en acı tecrübelerdendir. Kontrolsüzlük ve çaresizlik duygularının eşlik ettiği hüzün ve yas, bireyin tüm hayatında etkili olur. Böylesi güçlü bir olay karşısında ebeveyn, kendi duygusal karmaşası içinde çocuğu için duyduğu sorumluluk duygusuyla oldukça zor anlar yaşayabilir.
Boşanmada olduğu gibi kayıp sürecinde de çocuğun anne babasının “yolculukta” veya “iş gezisinde” olmadığını bilmeye hakkı vardır. Bu konuda yapılacak doğru olmayan açıklamalar, çocuğun eninde sonunda yaşayacağı yası erteleyeceği gibi, açıklamayı yapan ebeveynine olan güvenine de zarar verir.
Çocuklar Nasıl Etkilenir?
Her iki durumda da çocukların gösterdiği tepkiler benzerdir. Ancak ölümle yaşanan ayrılık süreci daha yoğun bir acıyı beraberinde getirir ve ölen ebeveynin yokluğunun yarattığı güvensizlik, yalnızlık, terkedilmişlik ve özlem duyguları çocuğun iç dünyasında daha büyük tehditler oluşturur. Çocukların boşanma veya ölümle gelen ayrılıktan etkilenme derecelerini belirleyen faktörlerin içinde, ebeveynler arası ilişkinin kalitesi, boşanma veya ölüm öncesinde yaşanan durumlar, ebeveynlerin bu konuda yaptığı açıklamalar yer almaktadır. Bildikleri aile düzeninin değişiyor olması, aile bireylerine duydukları bağlılık hissinin şekil değiştirmesi, sevilme, korunma ihtiyaçlarıyla ilgili kaygıları ve ebeveynler arası yaşanan anlaşmazlık, çocukların süreç içinde stres yaşamalarına sebep olan faktörlerdendir.
Her çocuk, ayrılık sürecini kişilik özellikleri, ebeveyn tutumu gibi faktörlere bağlı olarak farklı farklı yaşasa da bazı tepkiler ortaktır. Kimi çocuklar ayrılık sürecini reddederek veya sessiz kalarak yaşarken, kimileri yeni durumla baş etme becerilerindeki eksiklikler nedeniyle daha küçük yaşlara ait (parmak emme, alt ıslatma, bebeksi tutumlar) davranışlar sergileyebilir. Yaşanan kaygı verici durum nedeniyle baş, karın ağrısı, mide bulantısı gibi psikosomatik belirtiler de duygusal karışıklığa eşlik edebilir.
Okul öncesi dönemde yaşanan kayba veya boşanmaya bağlı durumlardaki en büyük tehdit; çocuğun bırakılma, terk edilme, sevilmeme durumlarıyla ilgili yaşadığı kaygıdır. Bu dönemde yerleşmeye başlayan temel güven duygusu göz önüne alındığında, boşanmayla evden ayrılan ebeveynin belirlenen rutinler çerçevesinde ilgisini, sevgisini göstermesi, varlığıyla çocuğun hep korunacağı, sevileceği mesajını iletmesi oldukça önemlidir. Kayıpta yaşanan terkedilmişlik ve özlem duyguları ise bu sürecin doğal adımlarıdır ve yas, öfke gibi duygularla ifade edilmesi beklenir. Bu yaş çocuklarının yoğun yaşadığı suçluluk duygusu ise mutlaka gözlenmeli, ayrılık veya ölümde kendisinin bir etkisi olmadığı anlatılmalıdır. Çocuklar bazen yaptıklarından dolayı cezalandırıldıklarına inanabilirler, doğa üstü güçlerin bu sonuçları doğurduğunu düşünebilirler. Bu noktada çocuğun yaşadığı suçluluk duygusu zarar verici boyuta ulaşabilir. Ayrılık ve kaybın net olarak açıklanması bu duygunun azalmasına yardımcı olabilir. Tüm bu hayalleri “safsata” olarak değerlendirmeden dinlemek, ancak cesaretlendirmemek önemlidir.
Daha büyük yaş gruplarıysa boşanma ve kayıp durumlarını mantıklı bir çerçeve içine oturtabilirler. Ancak bu dönemde oluşan “neden ben?” sorularıyla artan öfkeleri ve kaygıları yine net ve doğru yapılacak açıklamalarda yanıt bulabilir. Tek ebeveynli hayatın getireceği zorluklar, onların da yeni sorumluluklarla karşı karşıya kalmasına neden olacağından, tüm bu değişimlere ayak uydurmaları zaman alabilir. Yaşadıkları ebeveynden farklılık gösteren bireysel özelliklere saygı göstermek, ev, oda, okul değişikliğinde fikirlerini almak, yeni sosyal ortam, arkadaşlık ilişkileri ve bazen akademik durumlarda yaşanabilecek aksaklıklara duyarlı olabilmek oldukça önemlidir.
Yaşamın Her Anında Varolan Bir Gerçek - Boşanma
Çocuklar Boşanmadan Nasıl Etkilenir - Boşanma Sürecinde Ebeveynin Rolü - Boşanmanın Çocuklar Üzerindeki Etkileri
Bir zamanlar birbirlerini severek ve anlaşarak evlenen çiftler de zamanla değişebiliyor. Bu değişimler birbirleriyle örtüşmediğinde ve yeni beklentiler karşılık bulamadığında anlaşmazlık, sonunda da ayrılık kaçınılmaz oluyor.
Sonrasında iş, sağlıklı bir şekilde ayrılmaya kalıyor. Çiftlerin çocukları varsa, boşanmanın “sağlıklı” gerçekleşebilmesi daha büyük önem kazanıyor çünkü ayrılmalarda çiftler kadar çocuklar da hassaslaşıyor.
Çocuğu ayrılığa hazırlamak ve ayrılıktan sonra günlük yaşamına herhangi bir zarar vermeden devam etmesini sağlamak, çaba gerektirir. Ancak öncelikle, çocuğun bu gerçekliğin bilincinde ve farkında olması gerekir.
Boşanma Sürecinde Ebeveynin Rolü
Ayrılık ve boşanma sürecindeki ebeveynlerin kararlarını netleştirdikten sonraki adımları, bu olayı çocuklarına açıklamaktır. Çocuğun veya çocukların yoğun olarak anne veya babadan biriyle yaşayacakları yeni bir hayat düşünülecek olursa, yapılacak ilk açıklamalar tek ebeveyn olma yolunda atılmış ilk adımdır. Çocuğa verilecek mesajlar, anne baba tarafından ortak bir dile sahip olmalı ve tutarlılık taşımalıdır. Bu mesajların içeriği en temel olarak, çocuğa kararın net olarak açıklanması, bu sürecin çocuğun kendisiyle ilgili herhangi bir durumdan kaynaklanmadığının anlatılması, onun “suç” u olmadığının belirtilmesi ve tüm duygularının dinlenmesi, güvenlik duygusunun garantilenmesi olmalıdır. Boşanmanın anne baba arasında bir durum olduğu, çocuğun temel güven duygusunu göz önünde bulundurarak, bundan sonra da sevileceği, sahiplenileceği ve korunacağı mutlaka belirtilmelidir.
Yapılan ilk açıklamaların ardından başlayan tek ebeveynli hayat, ebeveyn ve çocuk için daha önce tecrübe edilmemiş olan yeni bir süreçtir ve her iki tarafın da uyumu için zaman gerekir.
Kayıp Sürecinde Ebeveynin Rolü
Annenin veya babanın kaybı bir çocuğun hayatında yaşadığı en acı tecrübelerdendir. Kontrolsüzlük ve çaresizlik duygularının eşlik ettiği hüzün ve yas, bireyin tüm hayatında etkili olur. Böylesi güçlü bir olay karşısında ebeveyn, kendi duygusal karmaşası içinde çocuğu için duyduğu sorumluluk duygusuyla oldukça zor anlar yaşayabilir.
Boşanmada olduğu gibi kayıp sürecinde de çocuğun anne babasının “yolculukta” veya “iş gezisinde” olmadığını bilmeye hakkı vardır. Bu konuda yapılacak doğru olmayan açıklamalar, çocuğun eninde sonunda yaşayacağı yası erteleyeceği gibi, açıklamayı yapan ebeveynine olan güvenine de zarar verir.
Çocuklar Nasıl Etkilenir?
Her iki durumda da çocukların gösterdiği tepkiler benzerdir. Ancak ölümle yaşanan ayrılık süreci daha yoğun bir acıyı beraberinde getirir ve ölen ebeveynin yokluğunun yarattığı güvensizlik, yalnızlık, terkedilmişlik ve özlem duyguları çocuğun iç dünyasında daha büyük tehditler oluşturur. Çocukların boşanma veya ölümle gelen ayrılıktan etkilenme derecelerini belirleyen faktörlerin içinde, ebeveynler arası ilişkinin kalitesi, boşanma veya ölüm öncesinde yaşanan durumlar, ebeveynlerin bu konuda yaptığı açıklamalar yer almaktadır. Bildikleri aile düzeninin değişiyor olması, aile bireylerine duydukları bağlılık hissinin şekil değiştirmesi, sevilme, korunma ihtiyaçlarıyla ilgili kaygıları ve ebeveynler arası yaşanan anlaşmazlık, çocukların süreç içinde stres yaşamalarına sebep olan faktörlerdendir.
Her çocuk, ayrılık sürecini kişilik özellikleri, ebeveyn tutumu gibi faktörlere bağlı olarak farklı farklı yaşasa da bazı tepkiler ortaktır. Kimi çocuklar ayrılık sürecini reddederek veya sessiz kalarak yaşarken, kimileri yeni durumla baş etme becerilerindeki eksiklikler nedeniyle daha küçük yaşlara ait (parmak emme, alt ıslatma, bebeksi tutumlar) davranışlar sergileyebilir. Yaşanan kaygı verici durum nedeniyle baş, karın ağrısı, mide bulantısı gibi psikosomatik belirtiler de duygusal karışıklığa eşlik edebilir.
Okul öncesi dönemde yaşanan kayba veya boşanmaya bağlı durumlardaki en büyük tehdit; çocuğun bırakılma, terk edilme, sevilmeme durumlarıyla ilgili yaşadığı kaygıdır. Bu dönemde yerleşmeye başlayan temel güven duygusu göz önüne alındığında, boşanmayla evden ayrılan ebeveynin belirlenen rutinler çerçevesinde ilgisini, sevgisini göstermesi, varlığıyla çocuğun hep korunacağı, sevileceği mesajını iletmesi oldukça önemlidir. Kayıpta yaşanan terkedilmişlik ve özlem duyguları ise bu sürecin doğal adımlarıdır ve yas, öfke gibi duygularla ifade edilmesi beklenir. Bu yaş çocuklarının yoğun yaşadığı suçluluk duygusu ise mutlaka gözlenmeli, ayrılık veya ölümde kendisinin bir etkisi olmadığı anlatılmalıdır. Çocuklar bazen yaptıklarından dolayı cezalandırıldıklarına inanabilirler, doğa üstü güçlerin bu sonuçları doğurduğunu düşünebilirler. Bu noktada çocuğun yaşadığı suçluluk duygusu zarar verici boyuta ulaşabilir. Ayrılık ve kaybın net olarak açıklanması bu duygunun azalmasına yardımcı olabilir. Tüm bu hayalleri “safsata” olarak değerlendirmeden dinlemek, ancak cesaretlendirmemek önemlidir.
Daha büyük yaş gruplarıysa boşanma ve kayıp durumlarını mantıklı bir çerçeve içine oturtabilirler. Ancak bu dönemde oluşan “neden ben?” sorularıyla artan öfkeleri ve kaygıları yine net ve doğru yapılacak açıklamalarda yanıt bulabilir. Tek ebeveynli hayatın getireceği zorluklar, onların da yeni sorumluluklarla karşı karşıya kalmasına neden olacağından, tüm bu değişimlere ayak uydurmaları zaman alabilir. Yaşadıkları ebeveynden farklılık gösteren bireysel özelliklere saygı göstermek, ev, oda, okul değişikliğinde fikirlerini almak, yeni sosyal ortam, arkadaşlık ilişkileri ve bazen akademik durumlarda yaşanabilecek aksaklıklara duyarlı olabilmek oldukça önemlidir.