Taş kesilen insanlar

Konusunu Sadefan`da Görüntülemektesiniz!..

Taş kesilen insanlar, konusunda bu İçerik Taş kesilen insanlar hakkında en yeni bilgileri, yorumları ve detaylı paylaşımı keşfedin.

Taş kesilen insanlar

Taş kesilen insanlar - Sadefan.com Forumlarında paylaşılmıştır.

HaZaL

VIP Üye

Taş kesilen insanlar

Taş kesilen insanlar

Taş kesilen insanlar

Taş kesilen insanlar kimlerdir

İnsanlar neden taş kesildi, İnsalar nere taş kesildi

SODOM ve GOMERE’NİN SON GÜNÜ

Hz Lût (a.s), Arap yarımadasını puta tapıcılıktan alıkoymak, ortaksız ve tek bir Allah’ı tanıtmaya çağıran ve bu mukaddes yolda büyük başarılar kazanan Hz. İbrahim’in amcasının oğludur. Ömrü ve peygamberliği bugün Ürdün devletinin sınırları içinde bulunan Lût gölü çevresinde geçmiştir. Günümüzde tuzlu suların doldurduğu orta büyüklükte olan su saha, eskiden toprakları oldukça verimli bir vadi idi ve o günün önemli şehirlerini sinesinde barındırıyordu. Bu şehirlerin ikisinin adını bugün de biliyor ve yapılan ilmi kazılar sonunda izlerine rastlıyoruz.

Şehirler; Şezum (Sodom) ve Omore (Gomore) şehirleridir.

Hz. Lût (a.s) Şezum şehrinde oturuyordu.
Şimdi size bu çevrenin ve bu çevrede dosdoğru Allah yolunun sözcülüğünü ve yılmaz mücadelesini yapan Hz. Lût’un son günlerine ait bir hikayeyi kısaca anlatacağız…

İnsanoğlu, yolun doğrusundan bir kere çıkmaya görsün; düşmeyeceği sapıklık ve yuvarlanmayacağı uçurum yoktur. Hz. Adem’in oğlu Kabil’e yeryüzünün ilk cinayetini, üstelik öz kardeşinin canına kıydırmak suretiyle işleten şehvet hırsı, Hz. Lût’un kavmini büsbütün başka ve yüz kızartıcı bir ahlak düşkünlüğüne sürüklemiştir.

Bu sonsuz kavim erkek erkeğe cinsi birleşmeyi (livata) vazgeçilmez, sapıkça bir huy haline getirmişlerdi. Hz. Lût’un dosdoğru yolu temsil eden bir Allah resulü sıfatıyla durmak ve yorulmak bilmez bir gayret göstererek yaptığı bütün ikazlar ve verdiği bütün acı-tatlı öğütler bu ahlak düşkünlerine zerrece bir tesir etmiyordu.
Nihayet her şeyi daha başından bilen Ulu Allah’ın kesin ve değişmez hükmünün günü geldi. Hz. Lût’un sapık kavmi, Allah’ın başlarına vereceği karşı durulmaz bir felaketle, toptan mahvolacak ve yokluğun karanlıklarına gömülecekti.

Ulu Allah (c.c) bu kesin kararını bildirmek ve kendisine inanmış birkaç yakını ile birlikte, son günlerini yaşayan günahkar şehirden ayrılmasını söylemek üzere Hz. Lût’a günün birinde üç tane melek göndermişti. Melekler; genç ve yakışıklı erkek kılığına girerek yeryüzüne inmişlerdi.

Şezum (Sodom) şehrine vardıklarında doğruca Hz. Lût’un evine yöneldiler. Şehvet sapıkları şehre üç tane genç ve yakışıklı delikanlının geldiğini duyunca bir anda yollara dökülerek gelenleri görmek istediler. Meleklerin geçtiği yolun hir iki yanı, ahlak düşükleri tarafından doldurulmuştu. Tap taze erkek kılığına girmiş meleklere bakarken hepsi şehvet kururganlıkları içinde kıvranıyor; ağızlarından salyalar akıyordu. Azgın kalabalığın arasında yollarına devam eden melekler, Peygamber Lût’un evine vardılar. Kudurmuş ahlaksızların hiçbirisi, ele geçirip azgın şehvetlerini bir anlığına tatmin edebilmek için arkalarından kıvrandıkları gençlerin, şehirlerini ve çevrelerini toptan yok etmeyi kararlaştıran Allah’ın emri ile birlikte gelmiş melekler olduğunu bilmiyor ve düşünmüyorlardı.
Melekler Lût’un evine varınca önce kim olduklarını söylemediler. Arkalarına takılan kalabalık evin kapısına dayanmıştı. Anlaşılmaz sözlerle bağırışıyorlar ve Hz. Lût’un evine aldığı genç delikanlıları ellerine vermesini istiyorlardı. Hz. Lût (a.s) gelen misafirlerinden utanıyordu ve kapıda bağrışan kalabalığın azgın hırslarından endişe ediyordu.
,
Bir ara evinin kapısına çıktı; kudurmuş kalabalığa dündü “ey azgınlar, soysuzlar, gelenler benim olduğu kadar kendinize de aziz misafirlerdir; yani hepinizin misafirleridir. Bu kadar da mı insanlığınızı unuttunuz? Bir parça olsun kendinize geliniz.” diye söze başladı.

Kalabalıktan homurtulu gülüşmelerin geldiğini duyunca “size iki tane genç ve güzel kızımı vereyim. Gözlerinizi bürüyen şehvetinizi onlarla tatmin edin de tek beni misafirlerim karşısında rezil etmekten vazgeçerek buradan uzaklaşın” diye teklifte bulundu.

Fakat kendinden geçmiş kalabalık hiçbir söz dinlememekte ve hiçbir teklife yanaşmamaktadır. Evin kapılarını arka arkaya zorluyor ve içerdeki gençleri istiyorlardı.
Ağlamaklı bir çehre ile içeriye dönen Hz. Lût’a kapıdakilerin ısrarla istediği genç misafirler; melek olduklarını,
Allah’ın emri üzerine geldiklerini bildirdiler ve dediler ki; “Allah’ın emri artık kesindir. Yıllardan beri söz dinletemediğin bu beyinsiz halkın artık sonu gelmiştir. Birkaç saat sonra topuna gökten ateş ve ölüm yağacak ve şehirleri ile birlikte yokluğa kavuşacaklardır. Onların başlarına gelmek üzere olan bu felaket, ısrarla Allah’ın emirlerine karşı gelenlere ve Peygamberler’in verdiği öğütlerine arka dönen sapıklara bütün devirler boyunca ibret dersi olacaktır. Allah’ın sana emri böyledir:
Gece olunca sana inananları ve yakınlarını alacak ve ölüm kokan şu lanetlik şehirden habersizce uzaklaşacak ve şu sapık halkı lanetlik akibetleri ile baş başa bırakacaksın. Sana bunları söyleme geldik.”

Allah’ın emri üzere Hz. Lût (a.s) ile inanmış yakınları meleklerin dediklerine uyarak Sodam ve Gomere’yi o gece yarısı, sezdirmeden terkettiler. Sabahın ilk ışıkları ile birlikte lanetlik şehirlere ve sapık halkına gökyüzünden görülmemiş bir Allah gazabı boşalmaya başlamıştı. Ahlaksız soysuzlar neye uğradıklarını anlayamadılar. Yüce Allah (c.c.) ulu sabrını iyice kötüye kullanarak günden güne daha da azgınlaşanlara yakıcı kükürt alevleri ile taşlar yağdırıyordu. Bir kaç saniyelik afet ve ölüm saçan bir yağmur sonunda, halkın yekünü ile birlikte bütün şehirlerini ilerdeki insanlığın gözleri önüne bir ibret dersinin örneği olmak üzere harabeye çevirmiş ve yerle bir etmişti. Esirgeyici Allah (c.c.) cümlemizi görünür, görünmez ve aniden bastıran felaketlerden korusun, amin!..

KAYNAK: Osman Efendi, Seçme Dini Hikayeler, Seda Yayınları, İstanbul 2000, s. 1122-128


M.S 79 da, Vezüvden dumanlar yükselmeye başladı. Bir patlama olacağını anlayan halk limana doğru kaçmaya çabaladı. Gemilere binebilenler bir daha dönmemek üzerine kentten uzaklaşmaya başladılar.

http://img717.imageshack.us/img717/5264/733960.jpg


Sarsıntılar başlayınca 20 dakika kadar süren bir şaşkınlık yaşandı. Halk paniğe kapıldı ve bir hareketle Sarno nehrindeki 600 metre uzakta olan bir limana atıldılar. Ne yazık ki bunların yolunu bir deniz kabarması kesti.

Dev dalgalar, bindikleri gemileri birer çöp gibi yukarıya kaldırıyor ve şehrin surlarının içindeki kızgın lav denizine doğru fırlatıyordu. Zaten bu arada gökten iri kum taneleri büyüklüğünde çok kızgın küçük taşlar yağmaya başlamıştı.

http://img717.imageshack.us/img717/1631/733870.jpg


Hemen ardından da gaz yüklü kocaman siyah taşlar düşmeye başladı. Bu sonuncular yere değer değmez patlıyor ve ilk kayıpların verilmesine sebeb oluyordu. Gökyüzü karamış olduğundan şehirde görüş mesafesi sıfıra düşmüştü.

http://img717.imageshack.us/img717/5506/733860.jpg

Şehrin insanları, rastgele sağa sola koşup duruyorlardı. İçlerinde farkında olmadan Vezüv'e doğru koşanlar bile vardı. Kurtuluşu evde görenler, volkandan çıkan müthiş sıcaklık yüzünden havadaki oksijenin kısmen gaz karbonik hale dönüşmesi yüzünden boğuluyorlardı.

Evlerinin volkandan çıkan taşlarla diğer maddelerin ağırlığına dayanamayıp çökmesi neticesinde yokoluyorlardı. Yarılmış olan yerden çıkan ağır ve zehirli gazlar da bir başka ölüm sebebiydi.

http://img717.imageshack.us/img717/6350/733710.jpg

Sonra ardı ardına Pompei üzerine kızgın küller yağmaya başladı. Ve ilk ölenlerin üstünü yorgan gibi örttü. Birkaç saat içinde güzel ve canlı Pompei, büyük bir mezarlığa döndü.

http://img717.imageshack.us/img717/4484/733660.jpg

200 000 insan bir anda yok oldu. Yaklaşık 2000 yıl o görkemli villalar, heykeller, duvar resimleri, mozaikler, tapınaklar ve pazarlar dokunulmadan gömülü olarak kaldı.

http://img717.imageshack.us/img717/2645/733550.jpg

Arkeologlar kenti keşfettiklerinde son gün pişmiş ekmeği bile fırında buldular. Pompei'nin üzerine düşen kızgın küller, 3 gün siyah bir kar gibi yağmaya devam etti.

http://img717.imageshack.us/img717/1808/733530.jpg

O andan itibaren de Pompei, iyice sessizliğe gömüldü. Kazılardan anlaşıldığı kadarıyla Pompei, ardı ardına gelen küçük patlamaları ciddiye almamıştı. Pompei'liler taş olarak çıkarıldıkları vakit ölüm anında ne yapıyorlarsa o halde bulundular.

http://img717.imageshack.us/img717/4557/733900.jpg

Kimi başını ellerinin arasına alarak çaresiz bir şekilde oturmuş, kimi de çocuklarıyla çarşıda alışveriş yaparken lavların arasında kalmışlardı.

Bir duvarın üstündeyse bugün bile görülebilecek Sodom ve Gomora yazısı bulunmaktadır. Tarihçilere göre Pompeide yaşayan yahudi köleler, Pompei'nin durumunu görüp Sodom ve Gomorayı hatırlamak için bu yazıyı yazmışlardı
 
Taş kesilen insanlar her telden içerikler, Taş kesilen insanlar ile forum üyeleri farklı konuları keşfedebilir.
Geri
Üst